TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

TÜRK TANRISI’NIN KIZGINLIĞI

Prof. Dr. Saadettin Yağmur GÖMEÇ

Türkiye ve Türk milleti zor günler yaşıyor. Âdeta içerimizden ve dışarımızdan düşmanlarla kuşatılmış gibiyiz. Türk Tanrısı’nın Türk’e kızgınlığı var. Ne zaman ki, Türk gibi olur, Türk gibi davranırsak üzerimizdeki felâketler kalkacaktır.

Sadece Türkiye’de değil, kargaşa ve buhran. Bütün Türk dünyası ne yaptığını bilmiyor. Güya 21. yüzyıl Türk asrı olacaktı! Bu gidişle 21. yüzyılın sonunu pek zor görürdük, ama yine de Türk Tanrısı’nın müjdesi sayesinde avunuyoruz: “Yukarıda mavi gök çökmedikçe, aşağıda yağız yer delinmedikçe, ey Türk senin ilini ve töreni kim bozabilir?” Kırgız ile Özbek sanki soydaş değillermiş gibi birbirlerinin boğazlarına sarılmışlar. Özbekler, kışın en şiddetli zamanında Kırgızların doğalgazlarını keserek onları donmaya terk ederken; Kırgızlar da yazın en sıcak ayında Özbeklerin sularını vermeyip, onları kavurucu sıcak ile başbaşa bırakıyorlar. Böyle kardeşlik mi olur?

Türkmenler, Azerbaycan Türkleriyle yine düşman olmuşlar. Azerbaycan’daki elçiliklerini kapatarak Ermenistan’da temsilcilik açıyorlar ve Ermenilerin yanında olduklarını gösteriyorlar. Hiç böyle kardeşlik mi olur? Kazak Türkleriyle Özbek Türkleri, sonunda ölüm bile olsa, asla bir araya gelmeyeceklerini söylüyorlar! Yiğit Elçibey’i hep birlikte biz öldürmedik mi? O er kişiyi yüce dâvasında yalnız bırakmadık mı? Ölüm döşeğinde bile Türklerin bir gün birleşeceğini hayâl eden bir büyük insandı o! Yüzyılda bir önümüze çıkan tarihî fırsatları elimizin tersiyle itmedik mi? Çin’in öncülük ettiği ve ilk başta “Shangay Beşlisi” olarak tanınan, daha sonra Özbekistan’ın da katılımıyla (Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan) Shangay Altılısı hâline gelen, bu Asya’daki yeni siyasî oluşum, aslında tamamen Türklerin aleyhine olmasına rağmen, maalesef Türk cumhuriyetleri buna balıklama atladılar. Çin’in buradaki tek amacı, andlaşma devletleriyle Doğu Türkistan’ı kontrol etmek ve bu cumhuriyetlerden Doğu Türkistan’a yapılacak yardımların önünü kesmektir. Kim ne derse desin, bunun mantıklı başka bir izahı yoktur. Elbette ki, böyle günü birlik politikalarla ve düşüncesizce idare edilen ve aynı ana ile babadan türeyen Bozkurt nesline Türk Tanrısı lânet edecektir. Geçmişte yaptığımız hataların başımıza neler açtığını ne çabuk unuttuk. Rus zulmünden sanki yeni kurtulmadık! Hoş bu yeni bağımsız Türk cumhuriyetlerinin de ne dereceye kadar hür oldukları tartışılır. Ama her şeye rağmen önümüze bir fırsat çıktı, bu fırsatı hep birlikte değerlendireceğimize, birbirimizin kuyusunu kazıyoruz.

Hepimizin yakından takip ettiği üzere 21. yüzyıla girmeden önce, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla dünya yeniden şekil almaya başladı. Sovyetlerin ya da Rus İmparatorluğu’nun kısmen parçalanması, birtakım devletlerin ortaya çıkmasına sebep oldu ki, bunlardan birkaçı da bizim soydaşlarımız olduğundan yürekten sevindik. Fakat gerçek olan, dünyanın çehresinin değişimi epey bir vakit daha devam edecektir. Özellikle Amerika’daki 11 Eylül saldırısı bahane edilerek, bu devletin Asya’da Rusya’nın nüfuzu kırıldıktan sonra, söz sahibi olmak için doğrudan müdahalesi, ülkeleri tekrar kutuplaşmalara itmektedir. Aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa’da, İngiltere’den başka hakikî mânâda tek bir dostu yok iken, dünyanın süper gücü durumuna gelen bu ülkeyi hiçbir devlet karşısına almaya cesaret edemedi. İster istemez pek çok ülke Amerika’nın yanında olduğunu beyan etti. Fakat burada bizim için büyük önem arz eden husus, dünyanın gözünü diktiği bu yerlerin, Türklüğün coğrafyası olmasıdır. Öyle ise, Türk dünyasının bir şeyler yapması gerekir. Mevcut idarecilerin ileriyi görebilecek yetenekte olmayışı sebebiyle, onlara bazı gerçekleri gösterecek Türkçülerin ön plâna çıkması lâzımdır ki, Türk milliyetçileri geçmişte de bu görevlerini eksiksiz yerine getirmişlerdir. Ama maalesef çoğu zaman bu Türkçülerin fikirlerine itibar edilmediğinden, iş işten de geçmiştir.

Daha dün ortaya çıkmış milletler ve devletler dünyanın efendiliğine soyunmuşlar, bir zamanlar Türklerin yaptığı işi yapmaya kalkışıyorlar da, 200 milyonluk Türk dünyası oturmuş onları seyrediyor, olacak şey mi?

Biz dünyanın idaresini bıraktığımızdan beri, dünya huzur görmedi. Türk’ün görevini icra etmek için öne çıkan hiçbir millet, bu işi lâyıkıyla yapamadı. Dünyayı idare etmek sadece Türk’e yakışıyor. O zaman neden biz böyleyiz?!

İşte, Türk milletinin yaşamak zorunda kaldığı bu zor çağda, Türk milliyetçilerine, yani Türkçülere büyük işler düşmektedir. Bazı çevreler tarafından mukaddes enayiler olarak görülen Türkçüler, enayiliklerini yapmaya devam edecekler. O beynelmilelci vurdum-duymazlara göre, bu enayilik yel değirmenleriyle savaş gibi bir şeydir. Ama bizim için şereftir. Küçük Yabgu, 1518 kişiyle 70.000 kişilik Çin ordusuna kafa tuttuğunda öleceğini bilmiyor muydu? Kür Şad da, 40 kişiyle Çin sarayını basarken mutlaka öleceğini biliyordu. Ama onlar kendilerinden sonra geleceklerin dünyanın yeniden efendisi olacaklarını hayâl etmişlerdi. Alp Arslanların, Osman Beylerin, Mustafa Kemallerin kanlarında onların ruhunun yaşamadığını kim inkâr edebilir? Onların birçoğu tarihin adsız kahramanları ve şanlı delileriydi, biz de onlardan daha deli olmak zorundayız. Onların yenilmeyen ruhlarını sızlatmaya hakkımız yok ve bu yüzden hiçbir şeyi düşünmeden, kulaklarımızı tıkayarak, asil milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz. İnsanların ne yaptıkları ve ne söyledikleri bizi pek ilgilendirmesin! Biz Türk milliyetçileri dünyadaki varlığımızın sebebini bilmek mecburiyetindeyiz. Bu da kısaca dünyanın idaresinde ve düzeninde yeniden söz sahibi olmaktır. Bunun için çalışacağız, hiçbir maddî karşılık beklemeden! Çünkü hiçbir Türkçü, devleti ve milleti için çalışmayı çıkar ve ün kaygısıyla yapmaz, bu onun aslî vazifesidir.

Türkçüler, üzerlerine düşen görevleri en iyi yapmak zorundadırlar. Bu Türkçülüğün en önemli şartlarından birisidir. Çevreye iyi görünmek için değil, yarın atalarının huzurunda hesap verebilmek için! Bugün hepinizin şahit olduğu üzere, sayımız çok azdır. Ama bunun da zerre kadar önemi yok. Ha on olmuşuz, ha on tümen! On kişi de olsak, on tümen de olsak Türk milletinin ve devletinin sonuna kadar emrindeyiz.

Yüce Türk milletinin, Türkçülere her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Bu milletin bir ferdi olmaktan ve onunla gurur duyan Türkçülerin de üzerlerine düşen Türk milletini uyandırma, yeniden ayağa kaldırma işini yapacaklarından şüphe yoktur. Türk milletinin başka çaresi kalmadı. Eğer devleti idare edenler yanlış yapıyorlarsa uyaracağız, doğrusunu biliyorsak söyleyeceğiz. Türkçüler, hiç yüksünmeden, kafaları binlerce kez kırılsa da, bu millete ve devlete sahip çıkarak mücadele etmelidirler. Bizim kimseye küsmeye hakkımız yok. Her yerde ve her şartta görev yapmaya hazırız. Atalarımızın bizlere bıraktığı şerefli geçmişi, üç günlük rahat hayat uğruna feda edemeyiz. Küçük Yabguların, Kür Şadların, Bögü Alpların, Tonga Tiginlerin, Enver Paşaların, Sultan Galiyevlerin, Şahin Beylerin, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Beylerin, Sadık Ahmetlerin, Hüsrev Kaşkayların ruhunu incitemeyiz. Sonuna kadar Türk doğduk Türk öleceğiz.

Prof. Dr. Saadettin Yağmur GÖMEÇ

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 5 YORUM
  1. Gülşen Yıldırım dedi ki:

    Yüreginize, kaleminize saglik. Bugüne kadar okudugum en güzel yazi.

  2. Allah cc razı olsun..T.T.K

  3. Haweran dedi ki:

    Sag bol Saadetdin halypa. Minnetdar. Ajaýyp ýazgy. Ýürek gyýyjy. Ýöne azerbaýjan gardaşlarymyzyñam ak jüýje däldigini bilmek gerek. Biziñ ýerlerimize çenli gelip türkmen raýatlaryna gadagan edilen gyzyl balyklary awlaýarlar, nebit ýataklarymyzdan nebit çykarýarlar we ş.m. emma biziñ hoşniýetli hökûmetimiz bütin bulara göz ýumýar.

  4. Ismsiz Alp dedi ki:

    MESUT YAR’IN DERDI NE?

    2020’nin başından beri tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs belası evvelden de bozuk olan bazı çevrelerin mizacını çok kötü bozdu. Habercilik yapan her türlü televizyon kanalların ve sosyal medyanın reytingi yıldızı parladı. Iyi. Buna hiç kimsenin itirazı yok. Olamaz da. Insanlar can derdine düşmüş: sürekli televizyon kanalları veya sosyal medyayı takip ederek dünyadan haberli olmaya çalışıyor. Bundan faydalanmak isteyen bazı çevreler ise yalan haberler yayarak milletin midesini bulandırmaya kalkıyorlar. Ben birkaç yıl öncesine kadar “Kurlar vadisi” ve “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisinin bir bölümünü de kaçirmayan seyircisi olarak, dizideki bazı sahneleri ezbere biliyordum. Şunu gururla belirtmek isterim ki, bendeki az veya çok türkçülük şuuru var ise o fenomen diziye ve dizinin kahramanları Aslan Akbey, Doğu bey, Polat Alemdar, Aksaçlılar Heyeti gibi unutulmaz kahramanlara borçluyum. Hatta dizinin bölümlerinde okunan kitapları’da (mesela Mustafa Çevik’in “Hükümdar”, Ahmet Turgut’un “Türk Peygamber Bozkırın Sırrı” romanlarını, Ömer Lütfi Mete ve Mahir Kaynak hocanın “Erdogan Operasyonu” repörtaj kitabını, Alı Buhara Mete’nin rahmetli babasının sözlerinden derleyen “Aşıklar Ölmez” kitabını vs.) Türkiye’ye giden arkadaşlarıma sipariş ederek getirtmiştim. Ben “Vadi”nin bir fanatik seyircisi olarak hayatda olanlarla dizideki olayların yüzde yüz olmasa da tekrarlandığına inaniyordum. Inanmak istemiyordum. Ama inaniyordum. Dizide ön plana çıkarılan şeylerin biri de, televizyon haberlerine itibar etmezlik!
    Televizyon haberlerine, özellikle de özel kanallarda verilen haberler itibar etmek zor. Biz bir Türkmenistanlı olarak bunu rahmetli Cumhurbaşkanımız Saparmurad Niyazov vefat ettiğinde gördük. Rus televizyon kanalları başda olmak üzere, dünyanın birçok haber yapan televizyon kanalları Milli Liderimize her türlü hakaretleri yaptılar. Hepsi de rus televizyonların dediklerini tekrarladılar. Maalesef o çirkin iddiaları bazı özel türk televizyon kanalları da tekrarladı. Hakaret edenler o kadar ileri gittiler ki, şimdiki meşru Cumhurbaşkanımıza rahmetli Cumhurbaşkanımızın gayrı resmi oğlu diyecek kadar ileri gittiler. Maalesef…
    Ben bir siyasetçi değilim… Siyaset sever birisi de değilim… Ama ne yazık Türkmenistan ve Türkmenler hakkında hiç bir bilgisi olmadan, ömründe bir kez olsun bile Türkmenistana gelmeyen, Türkmenistan’ı bilmeyen çevrelerin bu çirkin iddiada bulunmaları bir türkçü olarak kardeş dediğimiz bir ülkenin (özel kanal olsa bile) duymak çok üzdü, çok şaşırttı…
    O günlerden beri tam 14 sene geçdi… Gelelim bu güne! 2. Nisan gününün akşamı Star TV kanalında saat 20:00’da Nazlı Çelikin spikerlik ettiği Ana Haber bülteninde Türkmenistan hakkında asilsiz bir haberin verilmeği Türkmenistanlıları çok şaşırttı. Neymiş: Türkmenistanda tek bir Koronavirüs vakası olmadığı için Koronavirüs kelimesini ağza almak yasaklanmış ve Koronavirüs kelimesini kim dile getirirse polis tutukluyormuş!
    Böyle yalan olurmu! Bu da yetmezmiş gibi dün 3. Nisan günü Star TV’da 8:00’dakı “Mesut Yar ile Bugün” kahvaltî haberlerinde bu yalan haber tekrarlaniyor… Programın spikeri Mesut Yar tekrarlamakla da yetinmiyor: “Görmezden gelerek koronavirüsden korunacağınızımı saniyorsunuz?..” diyerek resmen milliyetçi kardeşlerimiz tarafından kardeş denilen millletle alay ediyor…
    Evet! Şu anda Türkmenistanda tek bir koronavirüs vakası yok. Ama bu yarın olamayacığının kanıtı değilki. Ben rus televizyon kanallarını da türk televizyon kanallarını takip ediyorum. Ruslar Türkmenistanda bir kötü şey olursa anında dünyaya yayıyorlar. Hem de sevinerek… Onlar bile Türkmenistanda ve Tacikistanda şuana kadar koronavirüs vakası ortaya vuku bulmadı diye tekrarlayıp durdukları vakitte bu Star TV ne için koronavirüsün Türkmenistana gelmesi için sabırsızlaniyorlar? Anlamiyoruz ki? Günün gününe önlemler aliniyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın televizyonda ulusa seslenerek kendimizi, çoçuklarımızı sadece koronavirüsden değil, tüm salğın hastalıklardan korunmaları tedbir elden birakmayın diyerek tavsiye ettiğine iki gün bile geçmedi. Okullar ve Çoçuk evleri 6. Nisan gününe kadar tatilde. Durum böyle gidirse tatil süresi yine de uzayacak. Başkente giriş noktalarında tüm yolculara test yapiliyor. Sokaga çıkma yasağı olmasa bile insanlar çoğunlukla sokaga çikmakdan kaçınıyorlar. Dikkat edin: bu çok şükür bir tek koronavirüs olmasa bile böyle! Ülkemizin illerinde de sıkî tedbirler alınıyor. Türkmenistan kurak ve sıcak ülke. Mayıs ayına kadar korunabilirsek, Allah’ın izniyle bu salgını kazasız belasız atlatırız diye umuyoruz. Kardeş ülkenin bir aydını, bir evladı olarak buna sevinmeğin eksine alay etmek de ne demek?
    Dün izlemiştim Türkiyenin Sağlîk Bakanı Sayın Fahrettin Kocanı. Sayin Koca Türkiyede ilk koronavirüs tespit edilen kişi şuan hayatta ve onun yüzünden çevresindeki 3 adamın öldüğünü ve 12 adamın koronavirüsle hastalandığını söylüyor. Durum böyle ortadayken eger bizde bir koronavirüs tespit edilen biri varsa, bunun diğer insanlarımıza siçramama lüksü varmı? Hem de dünyaya ne kadar kapalı olursan ol, internetin ve alternatif haberciliğin vs her şeyin aktif devrinde bunu dış dünyadan gizlemek mümkünmü? Mesut Yarın unuttuğu yine bir şey var: Eger Türkmenistanda koronavirüs kelimesini yasaklayan bir şeyleri yapacaksan, öncelikle yabancı televizyon kanalları kapatmak lazım. Çünkü insanlar şehirlerimizde devlete her ay 10 manat ödeyerek kabel ve IP sisteminden dünya gündemini, koronavirüs gündemini takip ediyorlar. Buna türk kanalları da dahil olmak üzere. Köyleriniz ise çanak antenlerle bunun gerisinde değil. Artık Wi Fi’ya bağlanarak internete her evden giriyorlar. Allah aşkına, Mesut Yar ne dediğinin farkındamı? Ben koronavirüs salğını Türkiyede tespit edilmezden önce ATV kanalınde gece yarısı yayın yapan Melih Altınok’un “Son Durak” programını bir iki kez izlemiştim. Sayın Melih Altınok bazı sosyal medyada bazı kişilerin koronavirüsün Türkiye’ye gelmesi için sabirsizlandığını ve sosyal hesaplarından milleti endişeye düşürmeye çalıştıklarını söyleyip onları eleştirmişti. Ne için doğru haber yapan gazeteciler ve altayli.net gibi dogru bilğileri veren sağlam siteler Mesut Yar gibi kardeşlik ilkesine biçak vuranlara karşı tek bir söz etmiyorlar. Bumu bizim kardeşliğimiz? Bumu bizim iki devlette yaşayan tek milletliğimiz?
    Kardeş bir ülke olarak Star TV kanalının yöneticilerinden ve spikerlerinden, özellikle de Mesut Yar’dan böyle bir yalan habere alet oldukları için özür dilemelerini talep ediyoruz. Umarız ki dilerler. Aksı halde tüm türkçü kardeşlerimiz gibi bunu Yüce Kardeşlik ve Birlik Beraberlik ülkümüze kasten yapılmış ihanet olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz.

    Ismsiz ALP.

  5. Ismsiz Alp dedi ki:

    Mesut Yar gibiler aramızda çokken, maalesef SayınSaadettin Koca, gardaşlar olarak birikmemiz çok mümkün olamayacak… daha çok beklememiz lazım…

BİR YORUM YAZ