IRAK TÜRKLERİNİN SOSYAL HAYATI

IRAK TÜRKLERİNİN SOSYAL HAYATI

Sosyal yapıyı belirleyen en önemli unsur nüfustur. Bir ülkede belirli bir coğrafyada belirli bir çoğunlukta bir süreç içerisinde yaşayanlar o coğrafyanın temel unsurunu ortaya koyarlar. Sosyal yapı araştırmalarında tarih ilminin bu çerçevede önemli hizmeti vardır. Zira bir toplumu tanıtabilmek için geçmiş zaman sürecindeki konumlarının değerlendirilmesi günümüzdeki tanımlamalara ışık tutmaktadır. Dünü hesaba katmadan sadece bugünkü yapıyı izaha kalkmamız sağlıklı olmayan sonuçlara ulaşmamıza vesile olur, hatta yanlış olur. Sosyal yapı değişkenliğini etkileyen en önemli unsur şüphesiz siyasettir. Belli bir coğrafyada yaşayan insanların sahip oldukları devlet şekli ve uygulamaları bu yapı üzerinde egemendir. Bu çerçevede meseleyi ele alacak olursak 1926 Ankara Antlaşması ile millî sınırlarımız dışında kalan Musul Vilayeti önce İngiliz mandası altında, 1938 yılında da Irak Arap Cumhuriyeti adı altında yeni bir devlet olarak yapılandırılmıştır. Bu coğrafya ve üzerinde yaşayan insanları bu süreç içerisinde tarihe dönerek değerlendirecek olursak çok ilginç sonuçlara ulaşırız. Bölgede yaşayan Türkleri ilk yerleşim, nüfus, eğitim, aile, dil, din ve kültür açısından kısaca değerlendirerek günümüzdeki uygulamalarına dikkat çekilmek istenmiştir.

Bölgede İlk Türk İzleri ve Kısa Tarihçe

Bölgede ilk Türk izleri çok eski dönemlere dayanmaktadır. Amasyalı Hüsameddin adlı bir yazar Irak Türklerinin menşei hakkında şöyle der: “Mu’cem-ül Buldan’dan faydalandığı üzere, Dicle ırmağı kenarında “Samerra” şehr-i kadiminde hükûmet eden Türk hükümdarlardan ‘Iğrak’ Bin Pars Bin Samur Hakan adıyla anılan, sonra Acemleştirilerek ‘Irah’ ve Arapçalaştırılarak ‘Irak’ denilen Bağdat ilinde peygamberin hicretinden pek çok zaman evvel Türkler var idi. Yine aynı yazarın kitabında Basluhan’ın özüyle, sözüyle Irak ilinde yaşayan Türklerin mevcudiyetlerine kabul-ü İslam etmelerine büyük hizmetler etmiş alp erenlerden idi. diye ifade edilmektedir. Bu yazıdan hareketle Irak Devleti’nin adının dahi bir Türk hükümdardan geldiğini burada rahatlıkla söyleyebiliriz. O halde Türklerin Irak’a gelişlerinin Anadolu’ya gelişlerinden çok daha önceye ait olduğunu söyleyebiliriz.

Bazı kaynaklarda Emeviler zamanında geldikleri söylenmektedir. M.S. 694 yıllarında Kufe Valisi Haccac Bin Yusuf kendine Türklerden müteşekkil bir ordu kurmuştur. Askerî amaçlara hizmet için kurulan bu birlik Bedre kasabasında bugünkü Vasıt (Kut) Vilayeti yakınlarında bulunmakta idi. Bölgede arkeolojik araştırmalar yapan Amerikalı araştırmacılar bu tarihi beş bin sene evveline götürmektedirler. 1930 senesinde Yorgantepe hafriyatında bulunan vesikaya göre şöyle denmektedir: Kerkük’ün Hassa çayından beş bin sene evvel Zab-ı Sagir geçerken bir zelzele neticesinde mecra değişmiş ve şimdiki Altınköprü’den cereyana başlamıştır. Hududu kuzeyinde Erbil, güneydoğuda Kermenşah olarak Kerkük bir hükümet imiş. Şimdiki Kerkük vakti ile “Necitinnasır” diğeri “Huri” namı ile iki hükümetten ibaret olup Necitinnasırlar Asurilere ve Huriler de Türk ırkına mensup imişler. Asuri hükümeti kuzeyden celbettikleri 12 bin Asuri ile Hurilere hücum ve mağlup etmişlerdir. Fakat bu 12 bin Asuri muaharan Türk olan Huriler tarafından mahvedilmişlerdir ki bunların bir kilise ile bir kısım makbere eserleri de mevcuttur.

Dr. Rabia KOCAMANAYDIN

Muğla Üniversitesi Atatürk İlke ve İnkılapları Enstitüsü /Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ