TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

Prof. Dr. MUSTAFA ÖZTÜRK KUR’AN’I İNKAR MI ETMİŞ ?!

Ömer SAĞLAM

Habere ve elbette iddiaya göre; İlahiyat Profesörü Mustafa Öztürk’ün, bir programda kullandığı “Kur’an 23 sene Velid bin Mugire aşağı Asbil Vahil yukarı deyip bütün kadrajını Hicaz-Taif-Medine’ye sıkıştırmış. İnsanlığa son söyleyeceği sözün çapı oradaki 3-5 lavuk müşrik. Ve o müşriğe Kur’an’da öyle küfürler var ki. Hem ‘kel’ hem ‘fodul’ ve ‘piç’ ifadesi kullanılıyor. Bu Allah dili olabilir mi? İnsani dil olamaz mı? Olabilir. Yanmış canı. Feverandır. Olabilir” şeklindeki ifadeler, bazı çevrelerin hoşuna gitmemiş olacak ki; hocaya veryansın etmişler. Cübbeli Ahmet Hoca gibi, hocanın görevden uzaklaştırılmasını isteyenler olduğu gibi, işi ölüm tehdidine kadar vardıranlar da çıkmış.[1]

Bunu üzerine de Mustafa Öztürk, emeklilik dilekçesi vermiş. Ruşen Çakır’ın medyascope. isimli youtube kanalına verdiği röportajda, mesleğinden tiksindiğini ve geçmişini unutmak istediğini, bundan sonraki hayatını memleketinde (Kaşaltı Köyü/Keşap/Giresun), fındık toplayarak ve balık tutarak geçireceğini söylüyor[2]. Anladığım kadarıyla Mustafa Öztürk; “Beni karadaki alıklar anlamadı, bundan sonra denizdeki balıklarla hasbıhal edeceğim!” demek istiyor.

Benzer şeyleri, Karar gazetesinde bulunan bugünkü (05.12.2020) “Yekfî” başlıklı yazısında da söylemiş. Yazısında dikkat çeken ve öne çıkan ifadeler ise şunlar:

“…sonuçta ben de bir insanım kışkırtmalar karşısında ben de dil ve üslup muvazenemi kaybedebilirim. Her neyse, bu bahsi burada kapatıyorum ve “harç bitti yapı paydos” deyip sahneden çekiliyorum. Zira din alanındaki örgütlü mafyatik yapılarla tek başıma mücadele edecek gücüm yok benim. Ayrıca bu alandaki korkunç kirlilik ve müptezellik en azından ruhumda ve kalbimde kendi özgün saflığıyla muhafaza etmeye çalıştığım kutsallara da sirayet etmesin, istiyorum. Bu yüzden hem kurumsal din âlemini hem linç kampanyası düzenleyen din çetelerini ve hem de selden kütük kapmak istercesine bu çetelere destek veren akademisyenleri hafızamdan silmek ve geçmişe dair hiçbir şey hatırlamak dahi istemiyorum. Zira hem iç dünyamdaki maneviyata halel gelmesin ve hem de bundan sonra tez metinlerini düzeltmeye harcayacağım enerji belki bir süre yaşanacak kırgınlık döneminden sonra tekrar başlayacağım ilmî çalışmalara harcansın istiyorum. Badecilik, çocuk tecavüzcülüğü, yanmaz kefen satıcılığı, peygamber terlikçiliği gibi rezilliklerle gündeme gelen karikatür gibi tiplerin linçe uğramak şöyle dursun, sayısız insan tarafından kellifelli şeyh/mürşid muamelesi görüp sahih Ehl-i Sünnet akidesinin en güvenilir temsilcisi olarak takip edildiği bu memlekette yapılacak en doğru şey, ‘sağlığı, özellikle de ruh sağlığını korumak’tan başka bir şey değildir.”[3].

Ben Cübbeli Ahmet Hoca gibilerin, sosyal medyada doldur boşalt türünden paylaşımlar yapan bilgisiz adamların ve siyasi iktidarlara yaranmak ve sair menfaatler için söz söyleyenlerin söylediklerine fazla itibar etmem. Ancak benzer şeyleri, bu ülkenin üniversitelerinde çocuklarımıza ders veren, bilimin ve özgür düşüncenin temsilcileri olması gereken akademisyenler söylerse, ülkemin geleceği için gerçekten üzülürüm. Dün akşam internette gezinirken tarihçi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in bir video kaydına rastladım. Onun Mustafa Öztürk hakkında söyledikleri de Cübbeli Ahmet Hoca’nın söylediklerinden aşağı kalmıyor ve diyor ki Ahmet Şimşirgil:

“Akıl alacak ifadeler değil bunlar. Bu hezeyanlar. O kadar dalga geçerek kullanıyor ki, peki Peygamber Efendimiz’in hadisleri için ne söyler bu adam? Cenab-ı Hak, Peygamberimiz için, “siz Resulümü kendinden mi konuşuyor zannediyorsunuz” diye soruyor. Onun sözünün Rabbimizin sözü gibi kabul edildiği, “Kur’an-ı Kerim’i kıyamete kadar ben koruyacağım” dediği biliniyor. Bununla ilgili birçok ayet geliyor, müşriklere hitap eden. Bir kelimesini değiştirse, peygamber efendimize ikaz var. Bu ifadeler hiç mi okunmamış? Hiç mi görmüyorsun? Burada Allah’ı da yalancı olduğunu söylemiş olmuyor musun? ‘Sen sahip çıktın ama bunu peygamber değiştirdi’ denilirken yalancılık iddiasında bulunmuş olmuyor musun? Bu ifadeleri Thomas Carlyle’ın eserinden al. Yabancıların eserinden al. Sonra da onların aynını kendi ifadenle kullan. Bakın Thomas Carlyle ne diyor; ‘Kur’an, karmakarışık, usandıracak derecede düzensiz, anlaşılmaz, bitmez tükenmez tekrarlar. İnsanın nefesini kesen pasajlar. Anlaşılmaz ifadelerle doludur. Kısacası Kur’an, kahrı çekilmez saçmalıklarla doludur’ diyor haşa…  Carlyle’ın kitabını alıyor, ardından şöyle bir yorum yapıyor; ‘Kur’an’daki tekrarlar, yazılı bir metni okunamaz hale getiren bir eksiklik, kusur ve ifade zaafıdır. Kur’an-ı Kerim’de kusur bulacak, ifade zaafı bulacak, anlaşılmaz tekrarlar’ diyecek, hem Carlyle’ı oraya koyacaksın, hem de onu hiç tenkit etmeden aynı ifadeleri kendi görüşün olarak ifade edeceksin.”

Hızını alamayan Ahmet Şimşirgil, yukarıdaki sözlerinin ardından, Cübbeli Ahmet Hoca’nın (çağrısının) peşine takılarak M.Ü.İlahiyat Fakültesi Dekanı Ali Köse’ye sesleniyor ve diyor ki: “Kendi ilahiyat fakültesindeki Ali Köse, ‘bir FETÖ gider, bin FETÖ gelir’ diye işaretler ediyordu. Yanı başındaki adamın ilahiyat fakültesinde ne anlattığını bilmiyor mu acaba? Acaba hiç kendisini sorguya çekti mi, sen ne yapıyorsun dedi mi? Geçen sene beni ilahiyat fakültesinde talebeler davet etmişti. Bırakmadılar. Kur’an-ı Kerim’i yok sayan, Allah’ın sözü değil diyen, hala O’nu yalancılıkla itham eden, Peygamber Efendimiz’in Kur’an-ı Kerim’e kendi sözlerini kattığını ifade eden biri ders veriyor..”[4].

Aynı zamanda “Işıkçılar” denilen cemaatin gazetesi Türkiye Gazetesi’nde köşe yazarlığı da yapan Ahmet Şimşirgil’in sözleri arasında geçen bir ifade özellikle dikkatimizi çekti. Diyor ki; ” Cenab-ı Hak, Peygamberimiz için, ‘siz Resulümü kendinden mi konuşuyor zannediyorsunuz’ diye soruyor. Onun sözünün Rabbimizin sözü gibi kabul edildiği..” Ahmet Şimşirgil, uydurma hadislerle mücadele edenlere yükleniyor bu tespitiyle. Yani, Ahmet Şimşirgil de hemen bütün hadis savunucularının ve hadislere dokunulmamasını isteyenlerin yaptığı gibi yapıyor ve “(Peygamber) Kişisel arzularına göre de konuşmamaktadır. O(nun söyledikleri), kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir.” şeklindeki Necm Suresi’nin 3. ve 4. ayetlerine sığınarak, sadece Kur’an ayetlerinin değil, hadislerin de Allah sözü olduğunu demeye getiriyor lafı. Zaten İslam Dünyası’nın temel sorunu da bu olmuştur tarih boyunca. Adaletiyle ünlü ikinci Halife Hz. Ömer’in, uygulanmasında zorluk olan bazı Kur’an ayetlerinin hükmünü bile belli bir süre uygulamadan kaldırıp, onların yerine bizzat kendisinin hüküm koyduğu bilinirken, Hz. Ömer’den 14 asır sonra gelen günümüz Müslümanları, hâlâ insan sözü olan hadislere Tanrı kelamı nazarıyla bakıyorlar. Bu durum, kesinlikle bir geriye gidiştir. Hiç kimse de çıkıp, Necm Suresi’nin 3. ve 4. ayetlerinde bahsedilenin, olsa olsa Hz. Peygamberin “Bunlar Tanrının sözleridir” diyerek tebliğ ettiği Kur’an ayetleri olduğunu söylemiyor. Elbette işlerine gelmiyor. Çünkü menfaat çevreleri uydurma hadis sahasından istifade ediyorlar.

Tarihçi Ahmet Şimşirgil, Mustafa Öztürk’e yüklenirken ve Dekan Ali Köse’yi sorguya çekerken, Ali Köse’nin “Bir FETÖ gider, bin FETÖ gelir” sözüne takılı kaldığını da açık ediyor! Malum, özellikle iktidara yakın duran tarikat ve cemaatler, Prof. Dr. Ali Köse’nin o sözünden çok rahatsız oldular ve tepki gösterdiler, sözün söylendiği günlerde. Anlaşılan o ki; bu menfaat çevreleri bir pundunu getirip Ali Köse’yi da açığa düşürmenin peşindeler. Bu sebeple Ali Hoca’nın dikkatli olması gerekir! Her an bir kumpasa kurban gidebilir ve Mustafa Öztürk’ün düşürüldüğü dunuma düşebilir hoca. Geçmişteki bir sözünden dolayı sıkıntı çektiğini yakından biliyorum çünkü.

Peki olayın kahramanı Prof. Dr. Mustafa Öztürk ne demiş. Bir de onun söylediklerine bakalım. kendisini adeta hedef gösteren gazetelerden birisi olan Yeni Şafak gazetesinin facebook sayfasında  paylaştığı videodan anladığım kadarıyla[5] Mustafa Öztürk, Kur’an ayetlerinin tefsirini ve tercümesini yapanlara yükleniyor. Çünkü sözlerinin başında: “Orion takım yıldızına bak, Andromedaya bak, Samanyoluna bak, National Cografikte git okyanusun diplerine bak, kutuplara bak, çiçeğe bak, boğazda erguvana bak, bir de Kur’an’da 23 sene Velit Bin Mugire aşağı, As bin Vail yukarı deyip, bütün kadrajını Hicaz(Mekke), Taif, Medine’ye sıkıştırmış ve insanlığa son söyleyeceği sözün çapı ordaki üçbeş tane lavuk müşrik. Ve o müşriğe Kur’an’da öyle küfürler var ki…” dedikten sonra Kalem suresin 13. ayetinde geçen “ZENİM” kelimesinin Arapça’da “PİÇ” anlamına geldiğini söylüyor ve bunun tefsir ve meallere “Piç” şekilde yazılamadığını, ancak “Soysuz” şeklinde yazılabildiğini belirtiyor. Oysa geçmişte bazı tefsirlerde “Piç” ve “onun bunun çocuğu” şeklinde yazılabildiğini söylüyor ve Cahiz’in, seksist, yani cinsel içerikli bir makalesinin de İslam dünyasında basılamadığını, ancak İspanyol bir oryantalistin yayınladığını söylüyor!

Mustafa Öztürk, “Orion takım yıldızına bak, Andromedaya bak, Samanyoluna bak, National Cografikte git okyanusun diplerine bak, kutuplara bak, çiçeğe bak, boğazda erguvana bak..” sözünü hâşâ her şeyi bilen Allah’a ve zaman itibarıyla bu saydıklarının hiçbirini bilemeyecek durumda olan Peygamberine söyleyecek derece çıldırmış ve aklını yitirmiş bir adam olamayacağına göre, bunları olsa olsa başta Türkiye’dekiler olmak üzere; Kur’an’ı tefsir ve tercüme edenlere söylüyor olmalıdır. Anladığım kadarıyla, Mustafa Öztürk, İslam Dünyası’nda düşünce özgürlüğünün olmadığından, hatta M.776-868 yıllarında yaşamış Arap Edibi El Cahiz’in pornografik bir makale yazdığından bahsederek, adeta İslam dünyasının, bugün, 1200 sene öncesi kadar bile özgür düşünemediğine getiriyor lafı!  Görebildiğim kadarıyla video kaydı kesilmiş; softa taifesi, Mustafa Öztürk’ün sözlerinden sadece işlerine yarayacak kısmı yayınlamışlar. Tıpkı Bektaşi’nin “Ey iman edenler! İçkili iken…namaza yaklaşmayın.” şeklindeki Kur’an ayetini “Ey iman edenler! … namaza yaklaşmayın.” şeklinde okuması gibi bir şey yapmışlar yani.

Peki, geçmişteki bazı Müfessirlerin verdiği anlama benzer şekilde Mustafa Öztürk’ün de “PİÇ” anlamı verdiği, bunun meal ve tefsirlere “piç” şeklinde yazılamayıp, “soysuz” gibi bazı kelimelerle geçiştiriliyor dediği ve Kalem Suresi’nin 13. ayetinde geçen “ZENÎM” kelimesi ne anlama geliyor?

Arap Dili’nin allamesi kabul edilen ve İsfahanlı bir Türk olan Râgıb El İsfahani (M.954-1108) “Müfredât” isimli eserinde “ZENÎM” kelimesinin anlamı hakkında; “Bir kavmin, toplumun içinde fazlalık(gibi) olan ve onlardan olmayan kişi” dedikten sonra Mustafa Öztürk’ün konu ettiği Kalem Suresi’nin 13. ayetini zikrediyor ve ayete şu anlamı veriyor: “Zobu, sonra da takma(zenîm)”. Ragıb, devamla bu kelimenin “ZENMETEN” hali için de şu anlamı vermektedir: “‘Bir kavme, topluma kendisini nispet eden, onlarla akraba olduğunu söyleyen,(sonradan) onlar(ın sırtın)a asılmış, iliştirilmiş (aslen) onlardan olmayan kişi’ anlamındadır.”[6]

Müfredât’ta, Kalem Suresi’nin 13. ayetine verilen anlam içinde geçen “ZOBU” kelimesini, TTK sözlüğünde bulamadım. Ancak internette “zobu” kelimesine İri yarı; kalın, kaba; delikanlı; zor, sıkıntılı; eski vezir konaklarındaki hizmetli; kadının gizlice eve aldığı erkek, hovarda; onurlu, kendini beğenmiş; avcıların av hayvanlarını taşıyan, yardımcı” anlamları verenler var. Letonya dilinde “Diş” anlamına geliyormuş. Yani kısacık araştırmamda, “ZOBU” kelimesine “PİÇ” anlamı verildiğini tespit edebilmiş değilim. Eğer öyle bir anlamı olsaydı; Türk Tiyatrosu’nun gururu olan Vasfi Rıza Zobu ve ailesi, herhalde böyle bir soyadını gururla taşımazlardı.

Özetle; Prof. Dr. Mustafa Öztürk, mayınlı tarlada yürürken, mayına basmış gözüküyor ki; Ruşen Çakır’a verdiği röportajda, kendisinin medya tarafından linçe tabi tutulduğunu, siyasi iktidarın da en azından bu linçe sessiz kalarak, kendisinin feda edilmesi gereken “Sarı Öküz” konumuna getirildiğini söylemektedir…

Ömer SAĞLAM


[1] https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/mustafa-ozturk-1795658
[2] https://www.youtube.com/watch?v=K1BTEG3tPiQ&list=UUSO39gK3Kr3wIy8SQ4TL4VQ
[3] https://www.karar.com/yazarlar/mustafa-ozturk/yekfi-1587885
[4] https://www.youtube.com/watch?v=7cSDFSXqtsk  & https://www.timeturk.com/prof-dr-ahmet-simsirgil-mustafa-ozturk-gibi-yuzlerce-var/haber-1666231
[5] https://www.facebook.com/watch/?v=786795918569358,
[6] Râgıb El İsfahâni, Müredât-Kur’an Kavramları Sözlüğü, Çev.Yusuf Türker, Pınar Yayınları, İstanbul,2007, s, 673-674.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ