TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

DUMLUPINAR DENİZALTI FACİASI (4 NİSAN 1953)

Burhan ARSLAN

Türkiye, Asya ve Avrupa kıtasını birbirine bağlayan bir coğrafi konuma sahip olmasından dolayı deniz ulaşımı açısından dünyanın önemli stratejik noktalarından birisi üzerinde bulunmaktadır. İstanbul ve Çanakkale Boğazları, dünya üzerinde bulundukları konum itibarıyla deniz trafiğinin geniş amaçlı ve en yoğun olarak kullanıldığı su yollarından birisidir.

Türk Boğazları, tarihin her döneminde deniz trafiğinin yoğun olmasına paralel olarak önemli deniz kazalarına sahne olmuştur. II. Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş dönemi Türkiye’sinde meydana gelen önemli deniz kazalarından birisi ise 4 Nisan 1953 tarihinde Çanakkale Boğazı’nda cereyan eden Dumlupınar Denizaltı kazası olmuştur.

Dumlupınar Denizaltısı

Dumlupınar Denizaltısı, 1944 yılında Amerika’nın Corn kentindeki Electric Board Company tersanesinde inşa edilerek[1] 23 Nisan 1944 tarihinde ilk kez suya indirilmiş[2], II. Dünya Savaşı yıllarında Blower adıyla Amerikan Deniz Kuvvetlerinde görev yapmıştır[3].

Dumlupınar Denizaltısı; 95 metre uzunluğunda, 6.500 beygir gücünde iki dizel motora sahip olan döneminin en modern denizaltılarından birisidir. Modern denizaltılarda bulunan hava alma düzeneğiyle donatılan Dumlupınar, su altında uzun süre kalabilme ve uzun mesafeli sefere çıkabilme özelliğine sahiptir. Dumlupınar, yakıt ikmali yapmadan İstanbul’dan Amerika’ya gidebilecek kapasite ve 150 metre derinliğe dalabilecek yeteneğe sahip bir denizaltıdır[4].

Dumlupınar Denizaltısı, 1949 yılına kadar Amerikan Deniz Kuvvetlerinde görevini yerine getirmiş, 1950 yılında Philadelphia tersanesi tezgâhlarında bakım ve onarımdan geçtikten sonra Türk – Amerikan Karşılıklı Güvenlik Programı çerçevesinde 19 Aralık 1950 tarihinde Bumper denizaltısıyla birlikte Türk Deniz Kuvvetlerine teslim edilmiştir[5].

Türk – Amerikan Karşılıklı Güvenlik Programı çerçevesinde 19 Aralık 1950 tarihinde Türk Deniz Kuvvetlerine teslim edilen “Blower”, “Dumlupınar”; “Bumper”, “Çanakkale” isimlerini almışlardır[6].

Dumlupınar Vakası

Dumlupınar Denizaltısı, I. İnönü Denizaltısıyla beraber 1 Nisan 1953 tarihinde Gölcük Deniz Ana Üst Komutanlığı’ndan çıkarak Ege Denizi’nde NATO tatbikatına katılmıştır. NATO tatbikatını başarıyla tamamlayan Dumlupınar ve I. İnönü Denizaltısı tekrar Gölcük Deniz Ana Üst Komutanlığı’nda dönmek üzere 3 Nisan 1953 tarihinde yola çıkmıştır[7].

I. İnönü Denizaltısı’nın önünde seyreden Dumlupınar Denizaltısı, 4 Nisan 1953 gecesi Çanakkale Boğazı içinde gemilerin zor manevra yaptığı ve ters akıntının şiddetli olduğu Nara Burnu açıklarına yaklaşmıştır. 4 Nisan 02.00’de Nara Burnu açıklarında karşı yönden gelen Naboland isimdeki İsveç yük gemisi görünmüştür. Akbaş Feneri’nden yarım mil mesafede, 250 derece rotasında seyreden İsveç yük gemisi, 02.15’te Dumlupınar Denizaltısı’na ön taraftan şiddetli bir şekilde çarpmıştır[8].

İsveç yük gemisi Naboland’ın 4 Nisan 02.15’te Dumlupınar Denizaltısı’na çarpmasıyla Dumlupınar Denizaltısı kaporta kısmından su alarak kısa sürede burnunun üzerine batmaya başlamıştır. 86 kişilik Dumlupınar Denizaltısı mürettebatından çarpışma anında denize düşen Gözcü Erler Veysel Saygılı ve Enver Uçar ile beraber 8 denizaltıcı su yüzeyinde kalmıştır. Su yüzeyinde kalan 2 Dumlupınar denizaltıcısı Dumlupınar Denizaltısı’nın pervanesine kapılarak şehit olmuştur[9].

İsveç yük gemisi Naboland’ın Süvarisi 4 Nisan 02.30’da; “Çanakkale’den 3 mil mesafedeki mevkide meçhul bir denizaltı ile çarpıştık. Acil yardıma ihtiyacımız var.”[10] haberini Çanakkale Eceabat’taki 10 numaralı Gümrük Motoru’na bildirmiştir. Eceabat’tan hemen harekete geçen 10 numaralı Gümrük Motoru, İsveç yük gemisi Naboland’dan atılan işaret fişekleri rehberliğinde kazanın cereyan ettiği yere gelerek batan Dumlupınar Denizaltısı’nı arama ve kurtarma çalışmalarına başlamıştır[11].

Çanakkale Boğazı, Nara Burnu açıklarında 4 Nisan 06.40’da balıkçılar daha önce hiç görmedikleri sarı renkli battı şamandırası bulmuşlardır. Battı şamandırasının üzerinde; “TCG Dumlu Denizaltısı burada battı. Kapağı aç, telefon içeridedir. Telefonun düğmesine basarak konuş, telefon ile konuşamazsan en yakın limana haber ver. Botunu şamandıraya bağlama!”[12] yazmaktadır. Dumlupınar Denizaltı Battı Şamandırası, Çanakkale Deniz Kuvvetleri Komutanı Albay Zeki Adar tarafından açılarak Dumlupınar Denizaltısı kıç torpido kısmından elektrikçi Astsubay Başçavuş Selami Özben ile irtibata geçilmiştir[13].

Dumlupınar Denizaltısı ile katıldığı NATO tatbikatından makine arızası nedeniyle geciken I. İnönü Denizaltısı Nara Burnu’na 4 Nisan 08.20’de ulaşmıştır. I. İnönü Denizaltısı Üsteğmen Suat Tezcan, Dumlupınar Denizaltı Battı Şamandırası’nın yanına giderek Dumlupınar Denizaltısı kıç torpido kısmından Başçavuş Selami Özben ile görüşmüştür. Başçavuş Selami Özben; denizaltının dizellerden yara aldığını, manevra dairesinde yangın çıktığını, barometrenin 267 kadem gösterdiğini, kıç torpido dairesine geçtiklerini diğer dairelerden haber alınamadığını söylemiştir[14].

Dumlupınar Denizaltısı’nda barometrenin 267 kadem göstermesi denizaltındaki havanın ancak 72 saat yeteceğini göstermektedir. 72 saat dolmadan “çan” denilen kurtarma aracının denizaltıya indirilmesi ve dalgıçlar tarafından denizaltı kurtarma kapağına sabitlenmesi gerekmekteydi. Kurtaran gemisi, kazadan 10 saat 25 dakika sonra Nara Burnu’na ulaşmış; ancak Nara Burnu’ndaki ters akıntıdan dolayı dalgıçlar Dumlupınar Denizaltısı’na çok zor ulaşma imkânı bulmuşlardır[15]. 4 Nisan 15.00’de Dumlupınar Denizaltısı’na ulaşan dalgıçlar kurtarma çanını sabitlemiş; ancak kurtarma çanı yanlış sabitlenmiştir. Kurtarma çanının tekrar bağlanması için battı şamandırasının halatı ile Dumlupınar Denizaltısı’na ulaşılması denenirken battı şamandırası halatı koparak Dumlupınar Denizaltısı ile bağlantı kesilmiştir[16].

Dumlupınar Denizaltı Battı Şamandırası’nın halatının kopması üzerine Dumlupınar Denizaltısı’ndan ümit kesilmiştir. Dumlupınar Denizaltısı motorcusu Astsubay Ulvi Erharaz, yeni doğan çocuğunu görebilmek için imkânsızı zorlayarak gözlem kulesinden kendisini hırçın sulara bırakmış; ancak 80 metreden su yüzeyine basınçtan dolayı çıkamayarak şehit olmuştur[17].

Dumlupınar Denizaltısı’na ulaşmak için son çare olarak dalgıçlar kullanılmıştır. 5 Nisan 05.16’da ilk dalgıç suya indirilmiş; ancak 5 mil ters akıntıdan dolayı dalgıçlar yaprak gibi savrulmuştur[18].

Dumlupınar Denizaltısı’nda kurtarılmayı bekleyen, ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan 81 denizciye 7 Nisan 15.00’da Başaran Fabrika gemisindeki hazin tören ile denize çelenkler bırakılarak 81 denizcisiyle Dumlupınar Denizaltısı’na Milli Savunma Bakanlığı’nın yayımladığı 7. tebliğ ile veda edilir[19].

Dumlupınar Denizaltısı Şehitleri

Dumlupınar Denizaltısı’nda bulunan 86 mürettebattan Gemi Kumandanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hasan Yumuk, Astsubay Başçavuş Hüseyin İnkaya ve Astsubay Başçavuş Hüseyin Akış kurtularak 81 mürettebat şehit olmuştur[20].

Şehit Subaylar

Kurmay Albay Hakkı Burak, Makine Kıdemli Yüzbaşı Naşit Öngören, Makine Yüzbaşı Affan Kayalı, Güverte Üsteğmen İsmail Türe, Makine Üsteğmen Fikret Coşkun, Güverte Teğmen Bülent Orkunt ve Güverte Teğmen Macit Şengün’dür[21].

Şehit Astsubaylar

Astsubay Kıdemli Başçavuş Şevki Özsekban, Astsubay Kıdemli Başçavuş Ali Tayfun, Astsubay Kıdemli Başçavuş Emin Akan, Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Öney, Astsubay Kıdemli Başçavuş Mehmet Fidan, Astsubay Kıdemli Başçavuş Mehmet Denizmen, Astsubay Kıdemli Başçavuş Sait Yıldırım, Astsubay Başçavuş Ulvi Erhazar, Astsubay Başçavuş HasanCebeci, Astsubay Başçavuş İhsan Yeter, Astsubay Başçavuş Ziya Okuturlar, Astsubay Başçavuş Fevzi Gürsan, Astsubay Başçavuş Niyazi Başar, Astsubay Başçavuş Sabri Güdeberk, Astsubay Üstçavuş Cemalettin Denizkıran, Astsubay Üstçavuş Selahattin Çetindemir, Astsubay Üstçavuş Zeki Gider, Astsubay Üstçavuş Kemal Acun, Astsubay Üstçavuş Cemal Kaya, Astsubay Üstçavuş Naci Özaydın, Astsubay Çavuş Bahri Serseren, Astsubay Çavuş İhsan İçdemir, Astsubay Çavuş Selami Özben, Astsubay Çavuş İbrahim Altıntop, Astsubay Çavuş Şaban Mutlu, Astsubay Çavuş İhsan Çoşkun, Astsubay Çavuş Hamdi Reis, Astsubay Çavuş Samim Nebioğlu, Astsubay Çavuş Musatafa Doğan, Astsubay Çavuş İhsan Aral, Astsubay Çavuş Zeki Açıkdağ, Astsubay Çavuş Necdet Yaman, Astsubay Çavuş Tuğrul Çubuk ve Astsubay Çavuş Mehmet Ali Yılmaz’dır[22].

Şehit Çavuşlar

Karasulu Veysel Saygılı, Rizeli Ramazan Yurdakul, Milaslı Niyazi Giritli, İstanbullu Züğfer Ceylan, İstanbullu İbrahim İşlemeci, Trabzonlu Murat Yıldırım, Bodrumlu Mehmet Kızılışık ve Bodrumlu Emin Süzer’dir[23].

Şehit Erler

Çanakkaleli Mehmet Demirel, Bigalı Ali Gökçü, Antalyalı Nurettin Alabacak, Bandırmalı Ömer Yalçın, Edremitli Ali Aslan, Lapsekili Ülfettin Akar, Şileli Bekir Sarı, Sürmeneli Yusuf Demir, Rizeli Mehmet Aydın, Sökeli Mustafa Özsoy, Marmarisli Nuri Acar, Çorlulu Hüdai Çağdan, Lapsekili Kadir Demiroğlu, Tekirdağlı Fikri Ulaştırıcı, Bigalı Hüseyin Sayın, Bartınlı Hüseyin Kayan, İzmirli Kenan Odacıoğlu, Lapsekili Ahmet Günel, Bartınlı Mustafa Taşçı, Çanakkaleli Hasan Bozoğlu, Bursalı İbrahim Aksoy, İzmirli Feridun Kırcalı, Ordulu İsmail Özdemir, Çarşambalı Hasan Arslan, İnebolulu Ahmet Özkaya, Çanakkaleli Enver Uçar, Foçalı Necati Kalan, İnebolulu Murat Suyabatmaz, Giresunlu Mehmet Demir, Giresunlu Galip Yılmaz ve Göreleli Hasan Kelleci’dir[24].

Türk Basınında Dumlupınar Vakası

Türk Basını, 1953 yılı iletişim ve baskı tekniklerinin yetersizliğinden dolayı Dumlupınar Denizaltı vakasını 5 Nisan 1953 Pazar gününden itibaren sütunlarına taşıyabilmiştir.

Türk Basınında 5 Nisan 1953 Pazar günü Dumlupınar Denizaltı Vakası şu başlıklar altında yer bulmuştur;

“Dumlupınar Denizaltımız Battı”[25].

“Dumlupınar Denizaltımız Bir İsveç Şilebi İle Çarpışarak Çanakkale’de Battı”[26].

“Dumlupınar Denizaltımız Battı”[27].

“Batan Dumlupınar Denizaltımızdaki 89 Kişinin Hayatından Ümit Kesildi”[28].

“Batan Dumlupınar Denizaltısında 88 Kişinin Hayatından Ümit Yok”[29].

Türk Basınında 6 Nisan 1953 Pazar günü Dumlupınar Denizaltı Vakası şu başlıklar altında yer bulmuştur;

“Dumlupınar Denizaltımızda Bulunan Mürettebattan Ümit Kesildi”[30].

“Dumlupınar Maalesef Kurtarılamadı”[31].

“81 Denizcimiz Şehit Oldu”[32]

“Seksen Bir Denizcimizi Kaybettik”[33].

Dumlupınar Denizaltısının batması üzerine Türk basınında daha önce Türk karasularında batan gemiler, batan gemilerin özellikleri, verilen şehit sayıları, Nara Burnu’nun Türk Denizcilik tarihindeki yeri ve benzeri konular hakkında çok çeşitli yazılar çıkmıştır.

Ahmet Emin Yalman, “Kan Ağlıyoruz ” başlıklı yazısında;

“Denizcilik tehlikeli bir meslek… Bunun acı misali gözümüzün önünde… Fakat biz şuna eminiz ki bu felaketten sonra denizaltıcılık mesleğine rağbet eden, fedakârlığın kutsiliğini duyan gençler azalmayacaktır, çoğalacaktır…

Büyük millet olmanın sırrı buradadır. Milletimiz, en acı dakikalarında bile bu sırra sahip olmanın gururu ve huzuru içindedir, yılmak bilmemenin necabetini, kuvvetini bu kutsi kaynaktan alıyoruz.”[34] demiştir.

Mithat Cemal Kuntay, “Ölümün acılığını hatırlara gelmeyen şekliyle artıran felaketler vardır.” dedikten sonra Dumlupınar felaketinin bunlardan birisi olduğunu yazdığı yazısının sonunu; “Büyük milletler, büyük felaketlerin kurbanları karşısında bir vatanın çocuklarını bir ailenin efradı hâline korlar. Türk milleti onlardandır.

İki günden beri, her Türk, düşünceli yüzüyle, derin sükûtu ile yaslı bir ailenin efradındandır. Aynı zamanda, ıstırabı, gayretin imtihan vasıtası bilen bir milletin çocuğuyuz ve bu korkunç felaketin karşısında da büyük yeisimiz bizi fütura düşürmeyecektir. Felaketler, cevherli milletlerde meçhul kudretler yaratır. Bizde, yeis ile füturun arasına bu kudreti sokacağız.”[35] diyerek bitirmiştir.

Şevket Rado, devletin şehitlerin geride kalan ailelerine karşı olan, sorumluluklarını anlatan yazısında;

“Fakat vazife başında terk-i hayat eden bu er subaylarımızın geride kalan ailelerine, karılarına ve masum çocuklarına bu devletin yapacağı babalık vazifeleri süratle gerçekleşmelidir.

…Devlet baba tam zamanında bu biçarelere koruyucu eli uzatmalıdır. Tek tesellimiz bu olacaktır.”[36] demiştir.

Vala Nurettin, “Vakur Bir Matem, Yılmayan Bir Azim ” başlıklı yazısında;

“Şehitlerimiz ortak çağdaşlık görevini yerine getirirken ortaya koydukları bilinçli tavrı: Seri hâlinde zelzele, arkasında Dumlupınar kazası; daha evvelinden ve daha arkasından su baskınları… Türk milleti, felekten silleler yiyip duruyor. Sabrede ede Hazreti Eyüp’e döndü… Aydın günlere ulaşmamız için yalnız dua mı etmeli?

Talihsizliğin mermisine karşı başka zırhlar da var. Bunlardan bir numuneyi -bir rivayete göre 39 kulaç, bir rivayete göre 100 küsur metre denizin altından bize telefon eden- denizcimiz veriyor; Ailelerimize selam. Türk milleti sağ olsun.”[37] demiştir.

Yargı Dumlupınar Vakasına El Koyuyor

Dumlupınar Denizaltı vakasının ardından Çanakkale Cumhuriyet Müddeiumumîsi olaya hemen el koymuş, Çanakkale Deniz Kumandanı Albay Zeki Adar, teknik uzman Binbaşı Sabahattin Közdemir, Çanakkale 10 numaralı Gümrük Motoru açık deniz kaptanı İbrahim Boztepe ve liman memuru Orhan Akkaya’dan oluşan bilirkişi heyeti refakatlerine zabıt kâtibi Salahaddin Demirel, Emniyet Müdürü İlhami Aksoy ve tercüman Reşat Kepenek’i alarak birlikte gümrük motoru ile Naboland gemisine incelemeye gidilmiştir[38].

İsveç yük gemisi Naboland’ı incelemelerde bulunan bilirkişi heyeti, 11 Nisan 1953 tarihli sorgu hâkimine verdiği 7 maddelik raporda; Naboland süvarisi Oscar Lorentzon’un tedbirsizlik ve dikkatsizliğinden hadiseye sebebiyet verdiğini bildirmekle beraber bilirkişi heyetinden Sabahattin Közdemir verilen rapora imzasını koymuş ve ek olarak verdiği raporda; Dumlupınar’ın can kaybına sebebiyet vermemesi için geminin karaya oturtulması gerektiğini, keza gerek Naboland süvarisinin ve gerekse Kurtaran İkinci Kumandanının müştereken Dumlupınar’ın su altındaki mevkiini tespit ettikleri mahalle göre Naboland; giriş istikametinin solunda kaldığını, Nara Burnu’nda denizaltıyı sıkıştırdığını ve müsademeden evvel sürat kesmesi ve sancağa gelerek düdükle işaret vermesi gerektiğini, diğer taraftan Dumlupınar’ın kurtarma manevrasına geçerek ve bunu düdükle bildirmesi gerektiğini, bu sebepten her iki geminin ifadelerine nazaran çarpışmanın kaçınılmaz hâle konulduğundan, iki tarafın da suçlu olduğu kanaatinde olduğunu, belirtmiştir[39].

İsveç yük gemisi Naboland, 24 Nisan 1953 tarihinde İstanbul İstinye’de Askeri Adli Hâkim Asım Sayral, Güverte Yarbay Hikmet Dağada, Yüksek Mühendis Yarbay Hasan Dengiz, Yüksek Mühendis Yarbay Ali Tara, Yüksek Mühendis Yarbay Orhan Özkaya, Yüksek Mühendis Yarbay Tarık Sabuncu’dan müteşekkil bilirkişi heyeti tarafından tetkik edilmiştir[40].

Davanın Gelişimi ve Karar’a Bağlanması

İsveç yük gemisi Naboland ve Dumlupınar Denizaltısı kaptanları olan Dumlupınar Kumandanı Kıdemli Yüzbaşı İzzet oğlu Sabri Çelebioğlu ile Naboland yük gemisi kaptanı Oscar Ferdinand Lorentzon hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlikten dolayı deniz kazasına ve neticesinde ölüme sebebiyet verdiklerinden Türkiye Cumhuriyeti Kanunu’nun 383. maddesinin son fıkrası gereğince cezalandırmaları talebiyle Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmaları yapılmıştır[41].

Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi, Naboland yük gemisi kaptanı Oscar Ferdinand Lorentzon’un Türkiye Cumhuriyeti Kanunu’nun 383. maddesinin son fıkrası gereğince bir sene müebbet ağır hapsine ve 5435 sayılı kanun göz önünde tutularak 500 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş; fakat Lorentzon’nun Dumlupınar denizaltısından çıkanları kurtarmak için denize can simidi atması ve kazayı kısa sürede Çanakkale Eceabat’taki 10 numaralı Gümrük Motoru’na bildirmesinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti Kanunu’nun 413. maddesinin birinci fıkrası gereğince 3 Ekim 1953 tarihinde beraatına karar verilmiştir[42].

Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi, Dumlupınar Denizaltısı Kumandanı Kıdemli Yüzbaşı İzzet oğlu Sabri Çelebioğlu’na Türkiye Cumhuriyeti Kanunu’nun 383. maddesinin son fıkrası gereğince iki sene altı ay ağır hapsine ve 1.200 lira ağır para cezasına mahkum etmiş; fakat Sabri Çelebioğlu’nun Ege Denizi’ndeki NATO tatbikatından yorgun dönmesini göz önünde bulundurarak bir sene sekiz ay ağır hapsine ve 800 lira para cezasına çarptırılmasına 11 Nisan 1958 tarihinde karar verilmiştir. Sabri Çelebioğlu, 20 ay mahkûmiyet hükmünü doldurduğu günlerde Hendek Hapishanesi’nde infaz edilmiştir[43].

Dumlupınar Denizaltı davası, Naboland yük gemisi kaptanı Oscar Ferdinand Lorentzon’un 3 Ekim 1953 tarihli beraatı ve Dumlupınar Denizaltısı Kumandanı Kıdemli Yüzbaşı İzzet oğlu Sabri Çelebioğlu’nunda 11 Nisan 1958 tarihinde bir sene sekiz ay ağır hapsine ve 800 lira para cezasına çarptırılması ile son bulmuştur.

Sonuç

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, hurdaya çıkan veya hizmet dışı kalan bir geminin ismini yeni alınan başka bir gemiye vermektedir. Türk Deniz Kuvvetlerine hizmet etmiş eski gemilerin isimlerini taşıyan yeni gemiler bazen de aynı kadere ortak olmuşlardır. Dumlupınar Denizaltısı, Türk Deniz Kuvvetlerinin ikinci Dumlupınar isimli denizaltısı olmuştur. Türk Deniz Kuvvetleri bünyesindeki İtalyan yapımı ilk Dumlupınar isimli denizaltısı 1931-1949 yılları arasında Türk Deniz Kuvvetlerine hizmet etmiş, 1949 yılında Haydarpaşa’da bir gaz tankerine çarparak hizmet dışı kalmıştır. Türk Deniz Kuvvetleri’nin üçüncü Dumlupınar isimli denizaltısı ise; Türk Deniz Kuvvetleri donanmasına 1972 yılında katılmış, diğer Dumlupınar isimli denizaltıların kaderini yaşayarak, 1 Eylül 1976 tarihinde Çanakkale Boğazı’nın girişinde bir Rus gemisiyle çarpmıştır. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Dumlupınar ismini verdiği üç denizaltısının ortak kaderi üzerine artık hiçbir donanmasına Dumlupınar ismini vermemiştir[44].

Alıntı Kaynak: Türk Yurdu, Mart 2015 – Yıl 104 – Sayı 331


Bibliyografya
A) Kitaplar
Usta, Recep; Balinanın Ölümü (Dumlupınar Denizaltısı ve Aziz Şehitleri), Creactive Reklam, İstanbul 2005.
B) Makaleler
Tebelleş, Çetinel Ahmet; “Dumlupınar Denizaltısı ve 1953 Faciası”, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Öğrenci Kulübü Dergisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi, Trabzon 2011.
C) Gazeteler; Akşam, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Son Posta, Vatan,
D) Belgeseller
Akerson, Cihan, Dumlupınar Son Söz Vatan Sağ Olsun, Dumlupınar Belgeseli, Oyak Şirketler Grubu, İstanbul.
Dipnotlar:
[1] Recep Usta, Balinanın Ölümü ( Dumlupınar Denizaltısı ve Aziz Şehitleri ), Creactive Reklam, İstanbul 2005, s. 21.
[2] Ahmet Tebelleş – Ahmet Çetinel, “Dumlupınar Denizaltısı ve 1953 Faciası”, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Öğrenci Kulübü Dergisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi, Trabzon 2011, s. 6.
[3] R. Usta, a. g. e. ,s. 21.
[4] Adı Geçen Yer.
[5] Adı Geçen Yer.
[6] R. Usta, a. g. e. ,s. 22.
[7] A. Tebelleş – A. Çetinel, “ a. g. m. ”, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Öğrenci Kulübü Dergisi, s. 6.
[8] R. Usta, a. g. e. ,s. 162.
[9] Cihan Akerson, Dumlupınar Son Söz Vatan Sağ Olsun, Dumlupınar Belgeseli, Oyak Şirketler Grubu, İstanbul.
[10] Adı Geçen Belgesel.
[11] Adı Geçen Belgesel.
[12] Adı Geçen Belgesel.
[13] Adı Geçen Belgesel.
[14] C. Akerson, a. g. b. ,Oyak Şirketler Grubu, İstanbul.
[15] Adı Geçen Belgesel.
[16] Adı Geçen Belgesel.
[17] Adı Geçen Belgesel.
[18] Adı Geçen Belgesel.
[19] R. Usta, a. g. e. ,s. 27.
[20] R. Usta, a. g. e. ,s. 25.
[21] R. Usta, a. g. e. ,s. 51-59.
[22] R. Usta, a. g. e. ,s. 61-84.
[23] R. Usta, a. g. e. ,s. 28.
[24] R. Usta, a. g. e. ,s. 85-99.
[25] Cumhuriyet, 5 Nisan 1953, s. 1.
[26] Hürriyet, 5 Nisan 1953, s. 1.
[27] Milliyet, 5 Nisan 1953, s. 1.
[28] Vatan, 5 Nisan 1953, s. 1.
[29] Akşam, 5 Nisan 1953, s. 1.
[30] Cumhuriyet, 6 Nisan 1953, s. 1.
[31] Hürriyet, 6 Nisan 1953, s. 1.
[32] Milliyet, 6 Nisan 1953, s. 1.
[33] Vatan, 6 Nisan 1953, s. 1.
[34] Vatan, 6 Nisan 1953, s. 2.
[35] Son Posta, 6 Nisan 1953, s.2.
[36] Akşam, 7 Nisan 1953, s. 3.
[37] Akşam, 7 Nisan 1953, s. 3.
[38] R. Usta, a. g. e. ,s. 161.
[39] Adı Geçen Yer.
[40] Adı Geçen Yer.
[41] R. Usta, a. g. e. ,s. 162.
[42] R. Usta, a. g. e. ,s. 164.
[43] R. Usta, a. g. e. ,s. 166.
[44] C. Akerson, a. g. b. ,Oyak Şirketler Grubu, İstanbul.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ