DAĞISTAN’DA MİLLÎ HAREKETLER ve TÜRKLER

DAĞISTAN’DA MİLLÎ HAREKETLER ve TÜRKLER

Dağıstan Cumhuriyeti halen Rusya’ya bağlı muhtar bir cumhuriyet olup eski SSCB içerisinde etnik açıdan en kozmopolit yapıya sahip ülkelerden birisidir. Coğrafi konumu itibarıyla Kafkasya ve özellikle Dağıstan, eski ve yenigöç yolları üzerinde bulunmaktadır. Bu yüzden etnik yapısı oldukça karmaşıktır. Resmi kaynaklar Dağıstan’da 25 ayrı etnik grubun varlığını kabul ederken, gayri resmi kaynaklara göre bu sayı 36’dır ve her bir milletin kendine ait bir dili vardır. Oysa bununla birlikte nüfusu 2 milyon 100 bin civarındadır. 36 milletin barınması için bu sayı çok az olmasına rağmen Dağıstan’ın nüfusu Rusya içerisindeki diğer bir çok özerk millettin nüfusundan fazladır.

Yüzölçümü 50.300 km2 olan Dağıstan’ın doğusunda Hazar Denizi, batısında Çeçenistan ve Stavropol (Rusya Federasyonu), kuzeyinde Kalmuk Özerk Cumhuriyeti, Güneybatısında Gürcistan ve güneyinde de Azerbaycan bulunmaktadır. Başkenti Mohaçkale’dir ve diğer önemli şehirleri; Derbent, Boynaks (Temirhanşura), Hasavyurt, Kizlyar, İzberbaş, Babayurt ve Kızılyurt’tur.

Dağıstan’ın başlıca milletleri sayıları 600 bin civarında olan Avarlardan, sayıları 4 bin civarında olan Dağ Yahudilerine kadar farklı etnik gruplardır. Tablo 1’de gösterildiği gibi, bu milletlerin bir kısmı tamamen Dağıstan kökenli olmasına rağmen bir kısmı da diğer milletlerden oluşmaktadır. Toplam nüfus içerisinde Türk kökenli olanlar; Kumuklar, Azeriler, Nogaylar, Tatarlar ve Terekemelerdir (Terkemeler); bunların toplam nüfusu 400 bin civarındadır ve bu rakam da toplam nüfus içerisinde ağırlıklı bir konum teşkil eder. Ancak hemen belirtmek gerekir ki Tablo 1’e göre ülkenin toplam nüfusu 1 milyon 800 bin olmakla birlikte bu 1980 sayımına göredir. Günümüzde net olmamakla beraber nüfusun 2 milyonu geçtiği tahmin edilmektedir.

Soğuk savaş sonrası, bir çok siyaset ve sosyal bilimcinin tahmininin aksine olarak, dünyanın bir çok bölgesinde milliyetçilik canlanmaya başlamış ve mikro-milliyetçilikler baş göstermiştir. Dağıstan da bu akımlardan fazlasıyla etkilenmiş ve bu bağlamda yeni milliyetçilik hareketleri ortaya çıkarken eski akımlar da yön değiştirmiştir.

Bu özgürlük hareketlerinin önde gelenleri; Kumukların ‘Tenglik’, Lezgilerin ‘Sadval’, Avarların ‘İmam Şamil Cephesi’, Lakların ‘Tsubars’, Darginlerin ‘Tsadiş’, Nogayların ‘Birlik’ ve Rusların ‘Rus Topluluğu’ hareketleridir.

Bu makalede; Dağıstan’daki Türk unsurlarının Dağıstan iç ve dış politikasındaki önemi, ülkede hakim olan milliyetçilik akımlarının önde gelenleri anlatılacak, ve Dağıstan’daki etnik ve dinî sorunlar incelenecektir.

I. Dağıstan’da Türk Varlığı ve Ülke Politikasındaki Etkileri

Dağıstan’daki Türk unsurları arasında Kumuklardan sonra, sayıları 100 bin civarında olan Azerilerin yeri oldukça önemlidir. Azerilerin kurdukları önemli bir teşkilat olmamakla birlikte ülke yönetiminde -nüfuslarıyla orantılı olarak- dikkate değer etkileri bulunmaktadır. Özellikle yaşadıkları Derbent bölgesi tamamen onların yönetimi altındadır.

Sovyet rejimi kurulur kurulmaz etnik ve bölgesel problemler üretmek için Azerbaycan toprağı olan Derbent’i Azerbaycan’dan alıp Dağıstan’a bağlamıştır. Bu durum Hobsbawm’ın şu cümleleriyle açıklanabilir: “Sovyetler Birliği, bilinçli biçimde Asya’nın Müslüman halkları, hatta Beyaz Rusyalılar arasında eskiden hiç var olmayan veya akla getirilmeyen etnik-dilsel teritoryal millî idari birimler, yani modern anlamıyla milletler yaratmaya girişmiş olan bir komünist rejimdi. Kazak, Kırgız, Özbek, Tacik ve Türkmen milletlerine dayanan Sovyet Cumhuriyetleri fikri, Orta Asya halklarından herhangi birinin en başından beri duydukları bir özlemi değil, daha çok, Sovyet entelektüellerinin kuramsal bir kurgusunu yansıtmaktadır.”[1]

Hem Azerbaycan’daki Azerilerin nüfus kağıtlarında 2. Dünya Savaşı’na kadar Türk yazılmasına rağmen, bu tarihten sonra nüfus kağıdındaki millet kısmına Azeri yazılmaya başlanmış, Türklük unutturulmaya çalışılmıştır. Halbuki, gerek dil gerek gelenek ve yaşam tarzı açısından Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türkleri arasında yöresel farklılıklar dışında ciddi bir fark bulunmamaktadır. Ayrıca, her ne kadar Terkeme Türkleri nüfus içerisinde Azeri olarak görülseler de, konuştukları dil Anadolu Türkçesine Azeri Türkçesinden daha yakındır.

Anadolu Türkleri, Azeriler, Kumuklar, Nogaylar ve Terkemeler aynı Türk milletinin çok yakın kolları olsalar da Komünist rejimin böl-parçala siyasetinden son derece etkilenmişlerdir. Bir Azeri ile konuştuğunuzda Azerilerin ve Türklerin (Türkiye Türkleri) aynı millet olduğunu ve kardeş olduğunu söyler ve buna inanır. Ancak “Azeriler Türktür” derseniz ve Türklüğü bir üst kimlik olarak ileri sürerseniz buna hemen itiraz ederler ve kendilerinin -Türkten önce ve daha önemlisi- “Azeri” olduklarını belirtirler. Kumuklar ve Nogaylar için de aynı şey söz konusudur. Hatta Orta Asya’da yaşayan bütün Türk kavimleri (Kazaklar, Özbekler, Türkmenler ve diğerleri) de bu konuda aynı düşünceyi paylaşırlar. Bunun tek istisnası Terkemelerdir. Terkemeler kendilerini Türk olarak kabul ederler ve başka bir üst kimlik benimsemezler.

Dağıstan milletleri arasında Türk kökenliler toplam nüfusun beşte birini teşkil ederler (yaklaşık %32 ile Avarlar birinci, Türk kökenliler ise %24 ile ikinci büyük etnik gruptur). Buna rağmen, bir Türk üst kimliğinin benimsenmemesinden dolayı ortak bir politika belirleme, birlikte hareket etme ve birbirini destekleme gibi düşünceleri yoktur.

Bütün olumsuz gelişme ve engellemelere rağmen Dağıstan’da Türk etkisi halen kendisini çok açık bir şekilde göstermektedir. Komünizme kadar bölgede Kumukçanın ve Osmanlı Türkçesinin ortak bir dil olarak kullanılmasının bunda azımsanmayacak bir etkisi vardır.

Gelenek ve görenek olarak, Türkiye Türkleri ile ortak bir çok nokta bulunmaktadır. Mesela; Dağıstan’daki her milletin kendi dillerinde okudukları bir “Mevlit”leri vardır. Bu mevlitler arasında Lezgilerin okudukları mevlit tema olarak Türkiye’deki mevlide çok benzemektedir. Hatta, “Merhaba” kısmında bir saygı alâmeti olarak, Türkiye’de olduğu gibi ayağa kalkılır. Bu ve benzeri kültürel ve geleneksel benzerliklerin sayılamayacak kadar çok örnekleri vardır. Ancak Sovyet döneminde bütün kitapların imha edilmesi, iki halk arasındaki mevcut bağları asgari dereceye indirmiştir.

Bütün bunlara ilaveten, Derbent’te karşılaştığım bazı Azeri aileler Türkiye kökenli olduklarını, bazıları Adana civarından geldiklerini söylediler. Enver Paşa’nın askerlerinin Derbent’i geçip Mohaçkale’ye geldikleri, askerlerin bir kısmının buralarda kaldıkları ve evlendikleri göz önüne alınırsa bu iddianın gerçeklik boyutu açıkça anlaşılmaktadır.

II. Dağıstan’daki Milliyetçi Hareketler

Dağıstan milletlerinin çoğu, hali hazırdaki durumlarından memnun değildir. Ekonomik ve politik olarak yoksun bırakıldıklarını düşünen etnik gruplar bu yoksunluklarını bağımsızlık ile çözebileceklerine inanırlar. Bu durumu Guibernau şöyle açıklamaktadır: “Herhangi bir ulusal azınlık hareketinin arkasında yatan ortak özellik, mevcut durumdan duyulan rahatsızlık nedeniyle daha fazla özerklik veya bağımsızlık isteğidir. Kendilerini devletten uzaklaştırırlarsa bu durumdan yararlanabileceklerini hissetmelerini sağlayan şey güvenlik, ekonomik refah veya siyasal katılım konusunda duydukları ortak hoşnutsuzluktur.”[2] Bundan başka, etnik ayrıcılıkların diğer bir sebebi de devlet kurumlarının çökmesi, fabrikaların işlemez hale gelmesi, ve işsizliğin hat safhaya gelmesidir. Yine Guibernau’nun ifadesiyle; “Eski Sovyetler Birliği’ndeki ulusalcı hareketlerin beklenmedik bir şekilde çoğalmasını anlamanın temel faktörlerinden biri, devletin insanların temel gereksinimlerini yerine getirememesi ve tatmin edici alternatif yapıların bulunmayışıdır. Ancak bu hareketler hala kendi halklarının güvenliğini ve refahını sağlayamamıştır.”[3]

Dağıstan’daki milliyetçi hareketlerin bir kısmı Rusya’dan bağımsız bir Dağıstan için mücadele verirken, diğer bir kısmı da Dağıstan’dan bağımsız bir etnik grup için mücadele vermektedir. Diğer bir kısmı ise Rusya ve Dağıstan’dan bağımsızlık istememekte, sadece o etnik grubun diğer milletlere karşı hak ve özgürlüklerinin arttırılmasını ve korunmasını talep etmektedir. Bu hareketlerin başlıcalarını şöyle inceleyebiliriz.

A. Avarların ‘İmam Şamil Cephesi’

Avarların millî kahramanı İmam Şamil adı ile kurulan bu hareket Hasavyurtlu bir Avar olan Gazi Mohaçev tarafından yönlendirilmektedir. Mohaçev, aynı zamanda, ‘Avar Halkı Hareketi’ni’ de organize etmektedir.[4] İmam Şamil Cephesi çok fazla rağbet görmemiştir. Çünkü Avarlar, haklarının devlet kademesinde yeterince temsil edildiğine inanmaktadırlar.

Dağıstan’ın dışında önemli miktarda Avar yaşamaktadır. Mesela, Azerbaycan’ın kuzeyinde Belekan bölgesi ve çevresindeki ilçelerde yaklaşık 45 bin Avar bulunmaktadır. 1991’den itibaren, Avar liderleri Azerbaycan’daki Avarların Dağıstan’la birleşmesini istemişlerdir. Bazı Rus tarihçilerinin Belekan bölgesinin Rusya’ya ait olduğunu iddia etmeleri, Avarların bu talebini güçlendirmektedir. Azerbaycan’da anarşiyi körükledikleri iddiasıyla toplam 120 adet Lezgin ve Avar organizasyonunun faaliyetleri yasaklanmıştır.

B. Darginlerin ‘Tsadiş’ Hareketi

Darginlerin ‘Tsadiş’ (Birlik) Hareketi 1991’de kurulmuştur. Bu hareketin maksadı Darginlerin haklarını korumak ya da arttırmak değildir. Çünkü Darginler milli seviyede hak ve özgürlüklerini, tıpkı Avarlar gibi, çok iyi ifade edebilmektedirler. Bu hareket sadece diğer milli hareketlere alternatif olması niyetiyle başlatılmıştır.[5]

Darginler birçok önemli problemlerini kendi başlarına köy yönetimi seviyesinde çözümleyebilmektedirler. Bunun tek istisnası Dargin ve Kumuk topraklarının sınır bölgelerinde yaşanmaktadır. Böyle sınır bölgelerinde uzun süredir devam eden toprak problemleri vardır.

C. Kumukların ‘Tenglik’ Hareketi

Kumukların ‘Tenglik’ (Denklik= Eşitlik) Hareketi 1990’da kurulmuştur ve Salav Aliev tarafından yönlendirilmektedir. Tenglik 1990’da Dağıstan içerisinde de olsa özerk bir ‘Kumukistan’ devletini talep etmiştir.[6] Kumuklar, geçmiş zamanlardaki Kumuk üstünlüğüne atıfta bulunarak Kumuk dilinin resmi dil olmasını istemişlerdir. Sovyet dönemi öncesinde de Dağıstan’da hakim olan dilin Osmanlıcaya yakın bir Kumuk dili olduğu bilinmektedir. Ancak, Dağıstan nüfusunun sadece yüzde 22’sini oluşturan Kumukların özerk bir Kumukistan devletinin neye benzeyeceği, nasıl idare edileceği net bir şekilde belirtilmemiştir.

Tenglik Hareketine göre; Kumuklar idari yapıda tam manasıyla temsil edilmemekte ve ekonomik olarak geri bırakılmaktadırlar. Kumuklar, Avarların devlet yönetiminde önde tutulmalarına itiraz etmektedirler.

Kasım 1990’da Dağıstan Halk Kongresi Dağıstan içinde özerk bir Kumuk devletinin kurulması için oylama yaptıysa da Kumuklar kendilerine tanınan özerklikleri yetersiz buldular. Kasım 1990’da ise Avarların ülkedeki hakimiyetini protesto için Tenglik bütün Kumukları gösteri yapmaya davet etti. Dağıstan Hükümeti’nin bir Kumuk’u Adalet Bakanı yapmasıyla birlikte Tenglik’te bir yumuşama görüldü. Ondan sonra da Tenglik fazla bir faaliyette bulunmadı.

1994’te diğer bir Kumuk organizasyonu olan ‘Kumuk Millî Kongresi’ kuruldu. Bu hareket, oldukça katı olan Tenglik’i yumuşatmak ve ona alternatif olması için Dağıstan Hükümeti tarafından da desteklenmektedir.[7]

D. Lezgilerin ‘Sadval’ Hareketi

Lezgin millî hareketi ‘Sadval’ (Birlik) Haziran 1990’da Derbent’te kurulmuş olup liderliğini General Koçimanov ile Ruslan Aşuraliev yapmaktadır. Sadval’ın amacı Lezginlerin birleşmesidir. Çünkü, Lezginlerin büyük bir kısmı Azerbaycan’da yaşamaktadır.

Sadval hareketi, Temmuz 1990’da Derbent’te bir kongre düzenledi. Kongre’de delegeler Lezgin halkının ‘kültürel ve ekonomik alanda ortak bir temelde gelişmesinin engellenmesine’ karşı birleşmeyi dile getirdiler. Bu kongrede birleşik bir Lezgin birliğinin oluştu

rulması yönünde çözüm üretilemedi. Aralık 1991’de ise, Lezgin Ulusal Kongresi’nde Dağıstan ve Azerbaycan’da yaşayan Lezgin nüfusu kapsayacak şekilde ‘ulus-devlet’ biçiminde Lezgistan’ın kurulması hedefi açıklandı. Bu anlamıyla Lezgin hareketi Azerbaycan üzerinde bir etki oluşturma potansiyeline sahiptir. Lezginler ve Nogaylar dışında Dağıstan halkları arasında ulusal kimlik bağımsızlık için hareket noktası oluşturmamaktadır. Kısmen bu iki topluluk Dağıstan sınırlarını aşan ulusal birlik oluşturma amacı içindedirler. Dağıstan’da ayrılığa sebep olacak unsurlar kültürel değildir. Dağıstan içinde tam anayasal haklara sahip Lezginler, Azerbaycan’da da benzer haklar elde etmek istemektedirler.[8]

Azerbaycan’daki Lezginlere gelince; 1991’de ‘Samur’ örgütünü, 1992’de ‘Lezgin Demokratik Partisi’ni’ kurmuşlardır. Samur, iki ülke arasındaki sınırların yeniden gözden geçirilip değiştirilmesine karşıdır. Samur’un ve Lezgin Demokratik Partisi’nin görüşleri birbirine yakın olup her ikisi de daha radikal olan Sadval’a karşı Azerbaycan Hükümeti tarafından desteklenmekte ve finanse edilmektedir.

Nisan 1995’te Dağıstan’da çok daha farklı bir Lezgin organizasyonu ‘Alpan’ adıyla kurulmuştur. Alpan’ın amacı; Azerbaycan’daki Lezgin topraklarının Rusya’ya katılmasını sağlamaktır. Alpan’ın sekreteri Amiran Babaev Azerbaycan’ın Lezginlerin ve diğer azınlıkların haklarını kısıtladığını ve baskı yaptığını iddia etmiştir. Açıkça anlaşılan odur ki; Rusya Azerbaycan’a baskı uygulamak amacıyla Lezginleri kullanmakta ve Azerbaycan’ı zor duruma sokmaya çalışmaktadır. Lezginler Azerbaycan’dan hak ve özgürlüklerinin arttırılması taleplerinde haklı olabilirler, ancak bu meselede Rusya’ya veya Ermenistan’a alet olmamaları ve dikkatli olmaları gerekmektedir.


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ