TÜRKİYE’DE MAHALLÎ İDARELERİN GELİŞİMİ

Yrd. Doç. Dr. Veysel K. BİLGİÇ

Mahalli idareler, ülkemizde son yıllarda üzerinde sıkça konuşulan, tartışılan konulardan biridir. Öyle ki sadece son yıllarda mahalli idarelerin yeniden yapılandırılması, merkezi idare ile görev, yetki ve kaynak paylaşımı vb. konularda yapılan çalışmalar (kitap, makale, tebliğ vs.) sıralansa rakam yüzlere ulaşacaktır. Bu konunun bu derece gündemde oluşu, güncelliğini koruması o konuda sorunların olduğu anlamına da gelmektedir. Tabii sorunları iyi tespit edebilmek, iyi teşhisler konmasına, bu da tarihi kökenlerin ve sürecin güzel bir biçimde tahliline bağlıdır. Bu gerçekten hareketle, günümüz mahalli idarelerini iyi tanıyabilmek, sorunlarına ışık tutabilmek amacıyla ülkemizdeki mahalli idarelerin tarihi seyri başta Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri olmak üzere iki ana başlık altında bu yazıda incelenecektir. Ayrıca Osmanlı dönemi öncesine de çok kısa olarak girişte yer verilecektir.

I. Osmanlı Devleti Öncesi Dönem

Eski idare ve hukuk sistemimizde belediye teşkilatının görevlerini hisbe (ihtisap) müessesesi yerine getirmekteydi. Kelime anlamı itibariyle hesap, hesaba çekme, sorumluluk, bir işi sırf Allah rızası için yapma[1] gibi anlamlara gelen hisbe, bir sosyal hizmet müessesesi olarak iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak görevi biçiminde halifenin yargı yetkisini tamamlayıcı olarak velayetül hisbe adı altında anılagelmiştir. Bu görevi yerine getirene de Muhtesip denmektedir. O halde hisbe (ihtisap) “devletin yürürlükteki hukuk kurallarını icra, aykırı hareketlerden sakındırma ve belde ahalisinin işlerini İslam hukuku esasları çerçevesinde kontrol etmek görevi” şeklinde tarif edilebilir. Tariften de anlaşılacağı üzere muhtesibin günümüz polisine yakın görev ve yetkileri vardır. Hatta muhtesip ölçü- tartı, borcun ifası, hile gibi konularda ortaya çıkan uyuşmazlıklara bakabilmekte, dolayısıyla bir yönüyle yargı organına destek olan, onun tamamlayıcısı ve aynı zamanda sınırlı da olsa yargısal yönü de olan bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak muhtesip bu görevlerini kadıya bağlı olarak yapar.[2]

Muhtesip olarak atanacak kişilerde, Müslüman, tam ehliyetli, erkek, adil, muktedir, ilim ve erdemli olmak gibi şartlar aranmaktadır.[3]

Muhtesibin görevleri korumak ve kontrol etmekle yükümlü olduğu hakların mahiyetine göre kamu hakları, özel haklar ve karma nitelikli olan sosyal güvenlik ve genel adap ve ahlaka ilişkin olanlar olmak üzere üç kısma ayrılabilir. Birincisine yasak olan muamelelerin önlenmesi, İkincisine aldatma gibi gayrı meşru fiillerle insanların zarar görmelerinin önlenmesi, üçüncüsüne de ihtikârın önlenmesi örnek olarak verilebilir.[4]

İslam medeniyetinin bir ürünü olan hisbe teşkilatı, görüldüğü gibi günümüz belediyelerinden daha geniş görevleri olan, belediye hizmetlerine ilave olarak iç güvenlik hizmetlerini de bünyesinde barındıran bir müessesedir. Hisbe teşkilatının izlerini İslam’ın ilk dönemlerinde görmek mümkündür. Bizzat Hz. Peygamber, Hz. Ömer’i Medine’ye, Sa’d b. As’ı da Mekke’ye muhtesip olarak tayin etmiştir. Hz. Ömer zamanında bu teşkilat, diğer bir çok idari ve mali alanda olduğu gibi, daha da gelişmiş, sonraki İslam devletlerinde de hem daha sistematik bir hal almış hem de genişlemiştir. Örnek olarak Abbasilerde Darulhisbe adı altında teşkilatlanmış, Fatımi ve Eyyubilerde merkez ve taşra teşkilatları oluşturulmuştur. Türk devletlerinde de hisbe teşkilatı aynı minval üzere İslam hukuku esaslarına göre bir gelişme göstermiştir. Selçuklularda hükümeti teşkil eden on divandan birisi Divan-ı Muhtesip’tir. Bu birim gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Memlûkler’de idari yapıda yer almıştır.[5]

II. Tanzimat’a Kadar Osmanlı Dönemi

Yukarıda belirtilen ihtisap kurumu aynen Osmanlı Devleti’nde de muhafaza edilmiştir. Muhtesip, ihtisap ağası ya da ihtisap emini olarak adlandırılan görevliler kadı tayin olunan her yerde istihdam olunmuşlardır. Yukarıda kısaca değinilen görev ve yetkilerle donatılan muhtesipler klasik belde işlerinde ve yargı konularında kadının yardımcısı olarak çalışmışlardır. 1826 yılında İhtisap Nezareti kuruluncaya kadar ihtisap işleri iltizam usulü ile bir yıllığına isteklisine mukataa bedeli karşılığında ihale edilmiştir. İhtisap ağası ihtiyaç duyduklarında kol oğlanları adıyla bilinen yardımcı memurları vasıtasıyla görevlerini ve bu arada ihtisap resmini toplamakta idiler. Bu görevliler özellikle merkezde narh koyma konusunda sadrazamın emri altında hareket ederler ve gerekirse sadrazam, kadı ve ihtisap ağası ile birlikte şehirde kol gezerlerdi.[6]

Osmanlı Devleti’nde de muhtesibin görevleri; adli görevler, dini hayatla ilgili görevler ve esnafın denetimi, işyeri açma ruhsatı verme, ihtisap rüsumu toplama ve bunu gerekli yerlere harcama, kıyafet, posta işleri, sağlık hizmetleri gibi iktisadi ve sosyal nitelikli olmak üzere çok çeşitliydi.[7]

Yeniçeri teşkilatının ilgasından sonra doğan lüzum üzerine özellikle şehirdeki denetimi ve kamu güvenliğini sağlamak için ihtisap ağalığı, aynı adı taşıyan bir nizamname ile İhtisap Nezareti’ne dönüştürülmüştür. Bu değişiklikle ihtisap ağasının adı ihtisap nâzırı olmuş ve bu sistem zamanla diğer vilayetlere de teşmil edilmiştir. 1845’te Polis Teşkilatı ve ertesi yıl Zabtiye Müşirliği kurulunca ihtisap nezaretinin bazı görevleri yeni kurulan bu kuruluşlara devredilmiş ve ihtisap nezaretinin görevleri daha çok narh koyma gibi esnafı ilgilendiren konulara hasredilmiştir. İhtisap nezareti 1850’de Zabtiye Nezareti’ne bağlanmış, 1854’te de şehremanetinin kurulmasıyla ilga edilmiştir.[8] Şehrin su ve imar işlerinden sorumlu görevliler olarak şehremini adı Fatih Kanunnamesi’nde de geçmektedir ve bu manada şehreminliği 1831’de kaldırılmıştır.[9] Ancak yeni kurulan şehremaneti Batı’dan aktarılan modern anlamda belediye teşkilatının ilk nüvesi olan bir müessesedir. Abdulmecit zamanında kurulan şehremaneti ile kadıların belediyeye ilişkin görev ve yetkileri bu kuruma verilmiştir. 1855’te İntizam-ı Şehir komisyonu kurulmuş, ardından 1857’de Altıncı Daire-i Belediye adıyla bir kurum daha kurulmuş ve bina ve kadastro işleri ile görevlendirilmiştir. Nihayet 1868’de yapılan yeni bir düzenlemeyle merkezi şehremanetinin kontrolünde İstanbul’un çeşitli yerlerinde şehremaneti kararlarını icra edecek 14 belediye idaresi kurulması öngörülmüştür.[10]

III. Tanzimat Dönemi

Tanzimat döneminde belediye devletin öncülüğünde yürütülen bürokratik reformların bir eseridir. Şehirde mahalli idare, siyasi-hukuki bir kavram ve sosyal-idari bir kurum olarak Orta Çağ Avrupası’nın son dönemlerinin ürünüdür. Bu anlamda belediye Türkiye tarihinde geç gelişen bir kurumdur. Bizde taşra yönetiminde mahalli idare geleneği bir bakıma belediye dışında doğmuştur. Bu mahalli idare geleneği 19. yüzyılda vilayet, liva, kaza idare meclisleri ve muhassıllık meclislerinde mahalli halk temsilcilerinin idareye katılımıyla oluşmuştur.[11]

Yukarıda değinildiği gibi 1855’te kurulun şehremanetinden istenilen sonuç elde edilemeyince 1857’de Altıncı Belediye Dairesi adıyla Beyoğlu ve Galata Belediyesi kuruldu. Altıncı Belediye Dairesi denmesi, Mustafa Reşit Paşa ile Ali Paşa’nın Paris’in seçkin bir semti olan Altıncı Daire denilen bölgesinde kısa bir süre oturmuş olmalarından dolayı idi. Bu daire şehremanetinin bir şubesi olarak kurulduğu halde doğrudan doğruya Babıali’ye bağlandı. Altıncı Belediye Dairesi bizde kurulmaya başlanan belediye teşkilatının ilk örneğini oluşturur. Denenen bu sistem 1868’de çıkarılan Derseadet İdare-i Belediye Nizamnamesi ile İstanbul’un diğer semtlerine de teşmil edilmeye çalışıldı. Ancak tam başarılı olunamadı. Bu nedenle 1877’de Dersaadet Belediye Kanunu çıkarıldı. Bu kanunla İstanbul yirmi belediye dairesine ayrıldı ve Beyoğlu-Galata semtlerindeki Altıncı Belediye Dairesi’nin ayrıcalığı kaldırıldı. Bu kanun da tam olarak uygulanamadı. Bunun üzerine 1878’de İstanbul tekrar on belediye dairesine ayrıldı. Bu model küçük bazı değişikliklerle İkinci Meşrutiyet’e kadar devam etti. İkinci Meşrutiyet’te şehremaneti tekrar yirmi daireye ayrıldıysa da bir süre sonra bundan vazgeçilerek dokuz belediye dairesinde karar kılındı.[12]

Taşraya gelince, büyük şehirlerde ayanlık veya şehir kethüdalığı, küçük yerlerde ise köy kethüdalığı, kadı ve muhtesibin yanında anılmaya değer. Şehir kethüdaları 19. yüzyıla kadar halkla hükümet arasında vergi ve askerlik gibi konularda aracılık ediyorlardı. Şehir kethüdaları ya da ayanlar, belde halkının temsilcisi oldukları için, belediye reisi olarak da nitelendirilebilirler.[13]

İstanbul dışındaki yerlerde modern anlamda belediyelerin kurulmasına 1870’ten sonra başlanmıştır. 1871 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayât Nizamnamesi ile vilayet yönetimi yeniden düzenlenirken aynı zamanda taşra belediyelerinin de yasal temeli oluşturulmaktaydı. Buna göre vali, mutasarrıf ve kaymakamın bulunduğu her şehir ve kasabada bir belediye meclisi öngörüldüyse de tam olarak uygulanamadı. 1875’te çıkarılan Nahiyeler Nizamnamesi ile küçük yerleşim yerlerinde de belediye teşkilatı kurulmak istendi ancak bunda da tam olarak başarılı olunamadı. Şehir ve kasabalarda yaygın olarak belediye teşkilatının kurulması 1877 tarihli Vilayetler Belediye Kanunu ile gerçekleştirilmiştir. Bu kanunun anayasal dayanağı olan 1876 tarihli Kanun-i Esasi’nin 112. maddesi seçimle işbaşına gelen belediye meclislerinden söz etmekteydi. Belediyelere tüzel kişilik veren bu kanun bugün yürürlükte olan 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 1930’da kabul edilmesine kadar yürürlükte kaldı.[14]

Osmanlı şehir idaresinde mahalle; mektebi, medresesi, mescidi, çarşısı ve pazarı ile bir bütündü. Mahallenin merkezi ve sembolü Müslümanlar için cami, gayrı müslimler için ise kilise veya havra idi. Şehirlerdeki kadılara karşılık mahalle yönetiminden de imamlar (gayrı müslim mahallelerde kocabaşı ve papazlar) sorumluydu.[15] II. Mahmut Dönemi ile birlikte kadıların yetkilerindeki azalmaya paralel olarak imamların da yetkileri yeni kurulmakta olan muhtarlığa geçmeye başladı. Muhtarlık adı ile ilk teşkilat 1829’da İstanbul’da kuruldu. Bu tarihten sonra İstanbul’da Müslüman mahallelerde evvel ve sani adıyla ikişer mahalle muhtarı seçildi. Gayrı müslim mahallelerde ise kocabaşılar ve papazların statüsü 1864 tarihli Vilayât Nizamnamesi’ne kadar bir değişikliğe uğramadan kaldı. Taşrada ilk muhtarlık teşkilatı 1833’te Kastamonu sancağında kuruldu. Bu tarihten sonra muhtarlık teşkilatı diğer vilayet ve sancaklarda da kurulmaya başlandı.[16] En önemli görevleri bölgedeki asayişi sağlamak ve halkla hükümet arasında aracılık etmek olan muhtarların özellikle asayişle ilgili konularda çok başarılı oldukları söylenemez. Bunun yanında muhtarların, mahalle veya köyden başka yere gitmek isteyenlere mühürlü pusula vermek, kendi bölgelerine girip çıkanları kontrol etmek, mahalle ve köy halkı adına ilgili yerlere başvurmak gibi görevleri de vardı.[17]

1864 Vilayat Nizamnamesi ile ülke yönetimi mülki açıdan vilayet, sancak, kaza ve köy olarak belirlendi. Nizamnameye göre şehir ve kasabalardaki en az elli hane bir mahalle, her mahalle de bir köy hükmünde sayılmıştır. Ayrıca köy ve mahallelerde her sınıf ahali için muhtar ve ihtiyar meclisi öngörülmüştür. 1871 yılında çıkarılan İdare-i Umumiye-i Vilayât Nizamnamesi ile kaza ve köy arasında nahiye bir mülki idari birim olarak ihdas edildi. Bu arada muhtarlarla ihtiyar meclislerinin görev ve yetkileri genişletilmiştir. Buna göre muhtarlar nahiye müdürlerince kendilerine verilen kanun ve hükümet emirlerini köylerde ilan, köy halkı için tarholunan vergileri tahsil, celp ve ihzar müzekkerelerini tebliğ, doğum ve ölüm vakalarını nahiye müdürüne bildirmek ve suçluların hükümete teslimine yardımcı olmak gibi görevlerle yükümlü olmuşlardır.[18] Böylece, Tanzimat öncesi dönemde büyük ölçüde imamlar tarafından yürütülen köy ve mahalle işleri anılan düzenlemelerle muhtar ve ihtiyar meclislerine aktarılmış oldu. Bu durum yasal olarak 1913 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayât Kanun-u Muvakkatı’na kadar sürmüştür. Bu Kanun-u Muvakkat 1864 ve 1871 tarihli nizamnameleri yürürlükten kaldırmıştır böylece köy ve mahalle muhtarlıkları yasal dayanaktan yoksun kalmışlarsa da hükümetin izni ile eski faaliyetlerine devam ettiler.[19]

Sonuç olarak, Tanzimat döneminde il özel idareleri ile belediyeler daha çok Fransız sisteminin etkisi altında şekillenirken, mahalle ve köy yönetimleri (muhtarlıklar) Türk toplumunun kendi sosyal ve idari ihtiyaçlarının ürünü olarak ortaya çıkmış kurumlar olarak değerlendirilebilir.

IV. Cumhuriyet Döneminde Mahalli İdareler

Günümüzde mahalli idarelere esas teşkil eden belediyeler 1930 tarih ve 1580 sayılı kanun, büyük şehir belediyeleri 1984 tarih ve 3030 sayılı kanun, il özel idareleri 1987 tarih ve 3360 sayılı kanun (bu kanun aslında 1913 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayat Kanun-u Muvakkatı’na dayanmaktadır.) köyler ise 1924 tarih ve 442 sayılı kanun ile kurulmuştur.

Osmanlı mahalli idare anlayışı büyük ölçüde Cumhuriyet dönemi için de geçerlidir. Bunlar merkeze yardımcı ve destek kuruluşlar olarak düşünülmüştür. İdarenin birliği bozulur gerekçe ve endişesiyle mahalli idarelere kaynak ve yetki devrinde hep tereddütlü davranılmıştır.

Cumhuriyetin belediyecilik anlayışı, 1980’lere gelinceye kadar, merkeziyetçi eğilimin ağır basması, ağır vesayet yetkileri vb. nedenlerle, Osmanlı’nın Tanzimat sonrası döneminin bir devamı olarak değerlendirilebilir.

1923-30 yılları bir nevi hazırlık dönemidir. 1930’lu yıllarda peşpeşe çıkarılan Belediye, Hıfzıssıhha, Belediye Bankası, Yapı ve Yollar ve İstimlak Kanunları bu hazırlık dönemlerinin ürünleridir. Tekeli, Cumhuriyet dönemini kendi içerisinde şu bölümlere ayırıyor:

  • 1923-30 hazırlık dönemi (belediyecilik anlayışının oluşumu)
  • 1930-44 dönemi (ihtiyaç duyulan kanunların hazırlanması ve bunların tek parti döneminde uygulanması)
  • İkinci Dünya Savaşı sonrasından 1960 İhtilali’ne kadarki dönem
  • 1960-73 dönemi [20]

Bu dönemlere bir de 1978’de kurulan Yerel Yönetim Bakanlığı[21] Dönemi ve 1984’de Büyükşehir Belediyelerinin kurulmasıyla başlanan dönemleri de ilave etmek gerekir.

Cumhuriyet yönetimi Osmanlı Devleti’nden 389 belediye devralmış (Misak-ı Milli sınırları içerisinde kalan yerler bakımından) ve bu sayı devamlı bir artış göstermiştir. Bu artış özellikle 1950’li yıllardan sonra hızlanan şehirleşmeye paralellik arzeder. Belediye gelirlerinin Cumhuriyet’in ilk yıllarında (1926) bütün devlet gelirleri içindeki payı %13.15 iken bu oran sürekli düşerek savaş yıllarında %5.33’e kadar gerilemiştir. 1950’lerde tekrar yükselmeye başlayan bu oran 1957’de rekor bir artışla %14.95’e ulaşmıştır.[22] Bundan sonra 1980’lere gelinceye kadar nispi olarak gerileyen bu oran 1981 Belediye Gelirleri Kanunu ve 1984’den sonra yapılan iyileştirmelerle %10’u geçmiştir. Aslında bu rakamları belediye sınırları içerisinde yaşayan nüfustaki değişmeleri de dikkate alarak değerlendirmek gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Nitekim, Cumhuriyet’in ilk yıllarında şehir nüfusunun toplam nüfus içerisindeki payı %25’lerde iken yüzyılın sonunda bu oran %75’i aşmıştır.

Anayasa ve Mahalli İdareler

Anayasal bir kurum olarak mahalli idareler 1876 Anayasası dahil bütün Türk anayasalarında yerini almıştır. 1982 Anayasası’nın “İdarenin Kuruluşu” kenar başlığı altında “merkezi idare” ve “mahalli îdareler” yer almaktadır. Merkezi idare ile ilgili düzenleme kısa tutulduğu halde 127. maddede yer alan mahalli îdarelere ilişkin hükümler oldukça uzun ve ayrıntılıdır. Bu da herhalde mahalli idareler konusundaki tartışma ve endişelerden kaynaklanmış olmalıdır. Anayasadaki bu düzenlemeye göre mahalli idarelerin özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • İl, belediye ve köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan kamu tüzel kişileridir.
  • Kuruluş, görev ve yetkileri yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.
  • Karar organları seçimle belirlenir.
  • Seçilmiş organların, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur.
  • Görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar görevinden uzaklaştırılabilir.
  • Seçimler beş yılda bir yapılır.
  • Mahalli idareler üzerinde merkezi idarelerin vesayet yetkisi vardır. Amacı, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun olarak yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması olan idari vesayet kanunla düzenlenir.
  • Merkezi idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir.
  • Kendi aralarında birlik kurabilirler.
  • Büyük yerleşim merkezleri için kanunla özel yönetim biçimleri getirilebilir.
  • Kendilerine görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.

Anayasaya göre mahalli idarelerin yalnızca karar organlarının seçimle işbaşına gelmesi mecburidir. Yürütme organları (belediye başkanı, vali, muhtar), atama ile belirlenebilecektir. Özellikle olağanüstü durumlarda seçilmiş belediye başkanları ve muhtarlar görevden alınarak yerlerine atamalar yapılabilmektedir. Bu da askeri müdahaleleri kolaylaştıran bir nitelik arz etmekte ve demokrasiden sapmaları meşrulaştıracak oluşumlara neden olmaktadır.[23]

Mahalli İdare Kuruluşları

Ülkemizde belediye, il özel idaresi ve köy olmak üzere üç tür mahalli idare kuruluşu vardır. Burada bu kuruluşlar önem sırasına göre incelenecektir.

A. Belediye

Mahalli idareler içerisinde en önemli yer işgal eden kuruluş belediyelerdir. Şu an itibariyle belediyelerin sayısal görünümü şöyledir.

Büyükşehir belediyesi                            16
Büyükşehir ilçe belediyesi                      58
Büyükşehir alt kademe belediyesi         31
İl belediyesi                                            65
İlçe belediyesi                                        792
Belde belediyesi                                    2254
Toplam                                                   3216

(Kaynak: İçişleri Bakanlığı, Mahalli İdare Genel Müd.)

Ülkemizde hızlı şehirleşme ile birlikte şehir nüfusunun toplam nüfusa oranı %75’i aşmış, buna paralel olarak il, ilçe, ve belediye sayısında önemli bir artış olmuştur.

Belediyelere ilişkin temel kanun 1930 tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu ile 1984’te çıkarılan 3030 sayılı Büyükşehir belediyelerine ilişkin kanundur. Belediye, nüfusu 2000’i aşan beldelerle il ve ilçe merkezlerinde kurulur. Belediyenin kurulması ilgili yer ihtiyar meclisinin veya seçmenlerin yarıdan fazlasının isteği veya valinin gerekli göresi üzerine il genel meclisinin olumlu kararı üzerine Danıştay’ın kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile gerçekleşir.

1. Görevleri

Belediyelerin görevleri 1580 sayılı kanunun 15. maddesinde ayrıntılı olarak 77 fıkra halinde düzenlenmiştir. Bunları şu ana başlıklar halinde görebiliriz:

  1. Bayındırlık görevleri: Bunlar en temel görevler olup beldenin fiziki ve altyapı bakımından düzenlenmesi ve güzelleştirilmesine ilişkin olup halkın barınma, eğlenme, alışveriş, park, garaj, pazar yeri, su ve kanalizasyon tesisleri vb. hizmetleri içine alır.
  2. Ulaştırma Görevleri: Belediyeler belediye sınırları içerisinde çeşitli semtler arasındaki toplu taşıma hizmetlerini sağlar.
  3. Düzenleyici görevler: îmar planları ve programları yapmak, inşaat planlarına ruhsat vermek, otel, lokanta ve eğlence yerleri gibi yerlerin sınıf ve fiyatlarını düzenlemek, tanzim satış mağazaları ve fırınlar açmak ve işletmek, ilan işlerini düzenlemek, sebze ve meyvelerin toptan alım-satımı için haller tesis etmek vs. bu gruba girer.
  4. Zabıta görevleri: Koruyucu görevler de diyebileceğimiz bu görevler; kamuya açık yerlerin ve buralarda satılan malların temizlik ve sağlık yönünden denetlenmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi vb. hizmetlerdir.
  5. Sosyal görevler: Kütüphane, sağlık tesisleri, yüzme havuzları, spor tesisleri, hayvanat bahçesi vb. hizmetlere ilişkin görevlerdir.

2. Organları

Başkan, meclis ve encümen olmak üzere belediyelerin üç organı vardır.

a) Belediye Başkanı: Belediyenin başı ve yürütme organıdır. Belediye sınırları içinde yaşayan seçmenler tarafından beş yıllığına tek dereceli ve çoğunluk sistemi ile seçilir. Doğrudan halk tarafından seçilmesi kendisine güçlü bir liderlik konumu vermektedir.

Kanun, bazı hallerde başkanın atama yoluyla da işbaşına getirilebilmesine imkân tanımış ise de başkanın seçimle işbaşına gelmesi artık ülkemizde yerleşik bir teamül haline gelmiştir.

Başkanın başlıca görevleri şunlardır: o yerin en büyük mülki amiri tarafından tebliğ edilecek mevzuat hükümlerini yayınlamak ve gereğini yapmak, meclis ve encümen kararlarını uygulamak, belediye hizmetlerinin yapılmasını izlemek, belediye mallarını idare etmek, belediye tüzel kişiliğini temsil etmek, bütçenin ita amiri olmak sıfatıyla harcama emirlerini imzalamak ve tahakkukları onaylamak.

Aşağıdaki hallerde İçişleri Bakanlığı’nın talebi ve Danıştay kararı ile belediye başkanının görevine son verilebilir:

  • Seçilme yeterliliğini kaybetme,
  • Görevi kötüye kullanmaktan en az altı ay mahkûmiyet,
  • Meclisin başkan hakkında yetersizlik kararı vermesi,
  • Özürsüz ve aralıksız görevi 20 günden fazla görevini terk etmek,
  • Meclisin feshini gerektiren işlem ve eylemlere katılmak.

b) Belediye Meclisi: Belediyenin genel karar organıdır. Üye sayısı ilgili yer nüfusuna göre 9-55 arasında değişmektedir. Meclis her yıl Ekim, Şubat ve Haziran aylarında olağan toplantısını yapar.

Ayrıca olağanüstü toplantıya da çağrılabilir. Olağan toplantılar en çok 15, bütçenin görüşüldüğü toplantı ise en çok 30 gündür. Meclise belediye başkanı başkanlık eder. Meclis, üye tamsayısının çoğunluğu ile toplanır ve katılan üyelerin çoğunluğu ile karar alır. Toplantılar halka açıktır. Meclisin başlıca görevleri şunlardır:

  • Bütçe, kesin hesap, imar plan ve programlarını karara bağlamak,
  • Ek ödenek, bütçede değişiklik, borçlanma vs.’ye karar vermek,
  • Vergi, resim, harç ve ücret tarifelerini belirlemek,
  • Zabıta yönetmeliğini onaylamak,
  • Belediye taşınmazlarının bir hizmete tahsisine karar vermek,
  • Belediye imtiyaz sözleşmelerini düzenlemek.

Meclis:

  • Kanunen belirli olan olağan ve olağanüstü toplantılar dışında toplanırsa,
  • Kanunun belirlediği yer dışında toplanırsa,
  • Kanuni görevlerini yapmaz veya sekteye uğratırsa,
  • Siyasi konuları görüşür ve siyasi temennilerde bulunursa,

İçişleri Bakanlığı’nın bildirisi üzerine Danıştay tarafından feshedilir.

c) Belediye Encümeni: İkinci derecede karar ve danışma organı olan encümen, başkan, belediyedeki daire başkanları ile bunların yarısını geçmemek üzere meclisin kendi içinden seçtiği üyelerden oluşur. Yazı işleri, hesap işleri, fen işleri, sağlık işleri, veteriner, teftiş kurulu müdürleri ve gerekli hallerde personel ve hukuk işleri müdürleri encümenin tabii üyeleridir. Başkanın veya görevlendireceği bir kişinin başkanlığında toplanan encümen çoğunlukla karar alır. Encümenin gündemi başkan tarafından belirlenir. Encümenin başlıca görevleri şunlardır:

  • Bütçeyi incelemek,
  • Kamulaştırma kararı vermek,
  • Aylık gelir ve giderleri inceleyip denetlemek,
  • Ücret tarifelerini belirlemek,
  • Cezaları takdir etmek,
  • Memurlar hakkında işe alma, cezalandırma, yükseltme, emekliye ayırma, ödüllendirme vb. kararlar vermek.

Başkan ya da encümen ile meclis arasındaki uyuşmazlıklar, ilçe belediyeleri için il idare kurulunca, il belediyeleri için Danıştay tarafından çözümlenir.

3. Mali Yapısı

Belediye gelirleri; vergi gelirleri (genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından alınan pay, belediye vergileri, emlak vergisi, belediye harçları), vergi dışı gelirler (harcamalara katılma payları, belediye işletmeleri kârları, belediye malları ve gelirleri, ücretler, cezalar, çeşitli gelirler) ve özel yardımlar ve fonlardan oluşur.

Mahalli idareler alanında belediyeler fonu, il özel idareleri fonu ve mahalli idareler fonu olmak üzere üç tür fon vardır. Bu fonlarla merkezi idare tarafından mahalli idarelere aktarılan diğer kaynaklar İçişleri Bakanlığı ve İller Bankası aracılığı ile dağıtılmaktadır.

Belediye harcamaları da carî (personel harcamaları, yolluklar, hizmet alımları, demirbaş alımları ve diğer), yatırım (makine, teçhizat ve taşıt alımları, yapı, tesis ve büyük onarım giderleri) ve transfer harcamaları (kamulaştırma ve taşınmaz satın alımları, kurumlara katılma payları ve sermaye teşkili, iktisadi, mali ve sosyal transferler ve borç ödemeleri) olmak üzere üç türdür.

B. Büyükşehir Belediyesi

1982 Anayasası’nın büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirilebileceğine dair hükümlere dayanılarak ilk olarak 1984’te çıkarılan bir KHK ile üç büyük ilimizde büyükşehir belediyeleri kuruldu. Aynı yıl 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerine İlişkin Kanun çıkarıldı. Merkez nüfusu 300.000’i aşan yerler için öngörülen büyükşehir belediyesi bünyesinde birden fazla ilçe vardır. Şu anda 16 ilimizde büyükşehir belediyesi mevcuttur.

1. Görevleri

İmar planları, kanalizasyon, su, toplu taşıma, itfaiye, çevre sağlığı, yolcu ve yük terminalleri, anayolların yapımı gibi bütün şehri ilgilendiren hizmetler büyükşehirlerin; inşaatlara ruhsat verme, tali yol yapımı, temizlik, yeşil alan ve spor tesisleri yapımı gibi geleneksel belediye hizmetleri de büyükşehir bünyesindeki ilçe belediyelerinin yetki ve sorumluluğundadır.

2. Organları

Başkan, Meclis ve Encümenden oluşur.

a) Başkan: Büyükşehir belediye sınırları içindeki seçmenler tarafından çoğunluk usulüne göre beş yıl için seçilir. Başlıca görevleri; büyükşehir belediyesi tüzel kişiliğini temsil etmek nazım imar planını uygulamak, meclis ve encümen kararlarını uygulamak, ilçe belediyeleri arasında hizmetlerin yürütülmesinde birlik ve beraberliği sağlamak vb.’dir.

Belediye başkanının gensoru yetersizlik kararı ile düşürülmesi için gerekli olan diğer belediyeler için 2/3 çoğunluk şartı büyükşehir belediye başkanı için 3/4’tür.

b) Meclis: Büyükşehir belediyesinin ve bazı hallerde ilçe belediyelerinin karar organı olan meclis, ilçe belediyeleri meclis üyelerinin 1/5’i alınmak suretiyle oluşur. İlçe belediye başkanları büyükşehir belediye meclisi tabii üyesidirler. Kasım, Mart ve Temmuz olmak üzere yılda üç defa toplanan meclisin başlıca görevleri şunlardır.

  • Bütçe nazım imar planı ve çalışma takvimi hazırlamak,
  • İlçe belediyeleri arasında işbirliğini sağlamak,
  • Cadde, sokak, park ve meydanlara isim vermek,
  • İlçe belediyelerince hazırlanan altyapı plan ve programları ile bütçelerini inceleyerek aynen veya değiştirerek kabul etmek.

c) Encümen: Encümen büyükşehir belediye başkanı veya tespit edeceği bir şahsın başkanlığında, genel sekreter, imar, hukuk, fen, yazı işleri ve personel birimlerinin başkanlıklarından oluşur. Görev ve yetkiler 1580 sayılı kanuna diğer belediyelerin encümenlerine verilen görev ve yetkilerin aynısıdır.

3. Mali Yapısı

Büyükşehir belediyelerinin gelirleri başlıca genel bütçe vergi gelirlerinden ilçe belediyelerine verilmesi gereken paylardan Bakanlar Kurulu’nca belirlenen bir oran dahilinde ayrılan pay ile il merkezi genel bütçe vergi gelirlerinin %5’inden oluşmaktadır. Bu iki önemli kalem dışında başka bazı vergilerden de büyükşehir belediye payları ayrılmaktadır.[24]

4. Belediyelerin Hizmet Usulleri

Belediyeler üstlenmiş bulundukları ve yapmak durumunda oldukları hizmetleri çeşitli yollarla yerine getirirler. Bazı hallerde bizzat kendiler hizmeti yaparlar ki bu durumda başka bir kurum veya firma araya girmez (emanet usulü). Bazen başka bir belediye veya kamu kurumu ile anlaşarak yaptırabilirler (idareler arası işbirliği). Bazen özel sektöre havale edilebilirler (ihale). Yine belediye şirketleri aracılığı ile veya yap-işlet-devret modeliyle de bazı hizmetler gördürülebilmektedir. Nihayet, su, kanalizasyon, metro, demiryolu gibi tekel durumlarında uygulanan bir usul vardır ki bu da bir tür kamu hizmetlerinin yürütülmesinin özel bir firmaya tekel olarak verilmesidir (imtiyaz).[25]

C. İl Özel İdaresi

İlde faaliyet gösteren mahalli idare birimleridir. Bir yerin il olması ile birlikte otomatik olarak il özel idaresi de kurulur. Ülkemizde uzun yıllar il sayısı 67’de karar kılmışken 1980’li yıllardan sonra kurulan yeni illerle birlikte bu rakam bugün için 81’e ulaşmıştır. Dolayısıyla şu an itibariyle 81 il özel idaremiz vardır. Varlığı Osmanlı dönemine dayanan il özel idaresinin organ, görev ve çalışma esasları 1913 tarihli Îdare-î Umumiye-i Vilayat Kanun-u Muvakkat’i ile düzenlenmiştir. 1987 yılına kadar yürürlükte kalan bu geçici kanun bu tarihte çıkarılan İl Özel İdaresi Kanunu ile değiştirilmiştir.

1. Görevleri

Belediye ve köy idarelerinin yetki alanı dışındaki ortak nitelikli mahalli hizmetlerdir. Kanunda ayrıntılı olarak düzenlenen görevleri şu ana başlıklar altında sıralayabiliriz.

  1. Bayındırlık Görevleri: Bu alandaki en önemli görev il sınırları içerisindeki ilçe ve bucakları birbirine bağlayan yolların yapım ve onarımıdır. Ayrıca imkan dahilinde göl ve bataklıkların ıslah ve kurutulması da bu gruba girer.
  2. Eğitim Görevleri: İlköğretim ve öğretmen okulları ile gece okulları açmak başlıca eğitim görevlerini oluşturur.
  3. Sağlık ve Sosyal Yardım Görevleri: Hastane, düşkünler yurdu, çocuk yuvaları gibi sağlık ve hayır kurumları yapmak.
  4. Tarım ve Hayvancılık Görevleri: Örnek çiftlikler ve ziraat okulları kurmak, tarım ve hayvancılığı geliştirici ve teşvik edici sair faaliyetlerde bulunmak, orman yetiştirmek ve yabani ağaçları aşılamak vs.
  5. İktisadi ve Ticari Görevleri: Uygun yerlerde ticaret ve sanayi odaları ve okullar açmak, il sınırları dahilinde kurulacak fabrikalara ruhsat vermek vs.

İl özel idaresi bu çok kapsamlı görevleri yerine getirecek araç, gereç, personel ve maddi imkanlardan yoksundur. Zaten bu hizmetlerin büyük bir kısmı merkezi idarenin ildeki (taşra) kuruluşları eliyle yürütülmektedir.

2. Organları

İl özel idarelerinin vali, il genel meclisi ve il daimi encümeninden oluşan üç organı vardır.

a) Vali: İl özel idaresinin başı ve yürütme organı olarak meclis ve encümen kararlarını yürütür. Bütçe ve çalışma programı ile meclis ve encümen gündemini hazırlar. Vali il özel idaresinin îta amîrîdîr. Dolayısıyla bütçeyi harcama yetkisi vardır. Vali görevlerini yaparken kaymakamlardan faydalanır. Ayrıca validen sonra il özel idaresinin amiri durumunda olan özel idare müdürü de valinin il özel idaresine ilişkin konularda yardımcısıdır.

b) İl Genel Meclisi: Genel karar organıdır. Üyeler, ilçeler adına seçilen kişilerden oluşur. Seçimler tek dereceli nispi temsil usulüyle beş yılda bir yapılır. Üye sayısı ildeki ilçe sayısı ve nüfuslarına göre değişir. Meclis üye tamsayısı çoğunluğu ile toplanır ve toplananların çoğunluğu ile karar verir. Meclis olağan toplantılarını Mayıs ve Kasım aylarında yapar.

Başlıca görevleri şunlardır:

  • Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek,
  • Borçlanma kararı vermek,
  • Yıllık faaliyet raporu ve yıllık programı inceleyip karara bağlamak. Meclis kararları valinin onayı ile yürürlüğe girer.

İl genel meclisinin fesih sebepleri belediye meclisinin fesih sebepleri ile paralellik arzetmektedir.

c) İl Daimi Encümeni: Karar, danışma ve yürütme organıdır. Beş üyeden oluşur. Üyeleri, Genel Meclis üyeleri arasından gizli oyla bir yıllığına seçilirler. Encümene vali veya görevlendireceği bir vali yardımcısı başkanlık eder. Encümen üye tamsayısının çoğunluğu ile toplanır ve katılanların çoğunluğu ile karar alır.

Başlıca görevleri şunlardır:

  • Bütçeyi incelemek,
  • Aylık harcamaları inceleyip onaylamak,
  • Açık arttırma ve eksiltme, projeler ve vali tarafından havale edilen konular hakkında görüş bildirmek,
  • Ücret tarifeleri belirlemek,
  • Çeşitli yasaklayıcı ve cezai kararlar almak.

3. Mali Yapısı

İl özel idarelerinin gelirleri; vergi gelirleri (genel bütçe vergi gelirlerinden alınan payı kanuni paylar, harç ve resimler), vergi dışı gelirler (teşebbüs gelirler, sahip oldukları malların gelirleri, çeşitli gelirler ve cezalar) ve yardımlar ve fonlardan oluşur.[26]

Son yıllarda kamuoyunda, bilimsel ve siyasi çevrelerde genel olarak mahalli idareler ve özellikle de il özel idarelerinin yeniden yapılandırılması ile ilgili bir mutabakatın oluştuğu söylenebilir. Ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda farklı görüşler vardır. İl özel idareleri bakımından önerilen yeni yaklaşımlar şunlardır:

  1. Valinin seçimle işbaşına gelmesi,
  2. İlçe mahalli idaresi kurulması,
  3. İl başkanlığı modeli.

D. Köy İdaresi

Köyleri düzenleyen temel kanun 1924 tarih ve 442 sayılı Köy Kanunu’dur. Köy, kanunda üç şekilde tanımlanmıştır.

Nüfusu 2000’den az olan yerlere köy denir.

Cami, mektep, mera ve bataklık gibi orta malları bulunan ve toplu ve dağınık olarak oturan insanlar bağ, bahçe ve tarlalarıyla birlikte bir köy teşkil eder.

Köy; menkul ve gayrimenkul mallara sahip olan ve iş bu kanun ile kendisine verilen işleri yapan başlı başına bir varlıktır.

1. Görevleri

Köyün sağlık, temizlik, bayındırlık, tarım ve eğitimle ilgili mecburi ve nitelik olarak bunlara benzeyen ancak daha çok köyün iktisadi ve sosyal yönden gelişmesi ve güzelleşmesi ile ilgili isteğe bağlı (ihtiyari) görevleri vardır.

2. Organları

Köyün organları muhtar, köy ihtiyar meclisi ve köy derneğinden oluşur.

a) Muhtar: Köy idaresinin başı olan muhtar, beş yıllığına köy derneğince seçilir. Muhtar bir yandan köy idaresinin başı, bir yandan da devletin köydeki temsilcisidir. Muhtarlık seçiminde siyasi partiler aday gösteremezler.

Köyü temsil etmek, köyün mecburi işlerini yapmak ve yaptırmak, köy işleri için harcanacak parayı toplamak ve harcamak muhtarın köy idaresi ile ilgili işleridir. Devletin temsilcisi olması dolayısıyla da muhtarın kanun ve hükümet emirlerini halka duyurmak, dirlik ve düzeni sağlamak ve nüfus işlerini düzenlemek gibi işleri vardır. Muhtar seçimle işbaşına gelen bir mahalli idareci olmakla birlikte maaşını köy bütçesinden değil devletten alır. Muhtar, mülki idare amiri, jandarma, nüfus ve ziraat memuru gibi kamu görevlileri ile daimi ilişki içinde görevini yapar. Mülki idare amirleri muhtarın köyün menfaatine olmayan kararlarını bozabilirler. Kanuni görevlerini yapmayan muhtarlar yargı kararı ile görevden uzaklaştırılabilir.

b) Köy İhtiyar Meclisi: Köy idaresinin yürütme, karar ve denetleme organıdır. Meclisin iki tür üyesi vardır. Seçimle gelen üyeler köy derneğince tek dereceli, çoğunluk usulüne göre beş yıllığına seçilirler. Bunların sayısı köyün nüfusuna göre değişmektedir. Köy imamı ve öğretmeni meclisin tabii üyesidir.

Köy işlerini görüşüp sıraya koymak, imece ve salma ile kamulaştırma konularında karar almak, para cezası vermek meclisin başlıca görevleridir.

Köyün muhtardan sonraki en önemli görevlisi köy korucusudur. Korucu muhtarın emri altında çalışan köydeki güvenlik görevlisidir. Köy imamı ve köy tabibi köyün diğer görevlileridir. Ancak günümüzde çoğu köyde köy tabibi yoktur. Köy imamlarının da büyük bir kısmı devlet memuru haline gelmiştir.

Köy bütçesi muhtar ve ihtiyar meclisi tarafından hazırlanır ve kaymakam veya valinin onayı ile yürürlüğe girer. Köyün genel gelirleri imece, salma ve merkezi yardımlardan oluşur. İmece; köyün mecburi işlerinin yapılması için köy halkının ortaklaşa çalışmasına denilmektedir. Salma ise, köy vergisine verilen isimdir. Gerek salma, gerekse merkezi yardımların yetersizliği köyleri, bütün hizmetleri devletten bekler hale getirmiştir. Merkezi idare de köye mali kaynak aktarmak yerine köy hizmetlerini fiilen üstlenme yoluna gitmiştir.[27]

Mahalle, başında muhtar ve ihtiyar meclisi gibi organlarıyla köy idaresine benzese de tüzel kişiliği yoktur. Mahalle bir mahalli idare kuruluşu olmadığından burada üzerinde durulmayacaktır.

Merkezi İdare-Mahalli İdare İlişkileri

Merkezi idare ile mahalli idareler arasında zaman zaman işbirliğine dayanan ancak çoğu zaman da merkezin daha fazla müdahaleci tutum içine girme, mahalli idarelerin de daha çok görev, yetki, mali kaynak ve özerklik isteğinden kaynaklanan bir gerginlik şeklinde ortaya çıkan sıkı ilişkileri vardır. Bu ilişkileri idari,siyasi ve mali ilişkiler şeklinde sınıflandırabiliriz. Ancak ayrıntıya girmeden genel olarak ifade etmek gerekirse, mahalli idarelerin Türkiye’de olduğu gibi merkeze, idari ve mali yönden fazla bağımlı olduğu ülkelerde bu ilişki daha çok tek taraflıdır ve merkezi idarenin mahalli idareler üzerinde sahip olduğu denetim yetkisi (idari vesayet) akla gelir. Anayasa ya göre idari vesayetin amaçları şunlardır:

  • Mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun olarak yürütülmesi,
  • Toplum yararının korunması,
  • Mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması.

Mali yönden de mahalli idareler ağır bir biçimde merkeze bağımlıdırlar. Mahalli idarelerin kendi öz kaynakları toplam gelirleri içerisinde küçük bir oran oluşturmaktadır.

Siyasi olarak da mahalli idarelerin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri geçici de olsa haklarında soruşturma veya kovuşturma açıldığında İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılabilmektedir. Bu da özellikle siyasi iktidara özellikle belediye başkanları üzerinde zaman zaman keyfi tasarruflarda bulunma yetkisi vermektedir. Bütün bu ilişkiler dikkate alınarak Türk mahalli idareleri bu alanda mevcut teorik modellerle açıklanmaya çalışılacak olursa Türk mahalli idarelerinin ortaklık ve temsilcilik modellerinden ancak temsilcilik modeli ile izah edilebileceği görülür.[28]

Yrd. Doç. Dr. Veysel K. BİLGİÇ

Polis Akademisi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 17 Sayfa: 347-356


KAYNAKLAR:
♦ Akgündüz, A. Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri c. 2 İstanbul 1990.
♦ Bilgiç, V. K. Yerel Yönetimler, 21. yy. Yay., Ankara 1999.
♦ Cin, H. Ve Akgündüz, A. Türk Hukuk Tarihi, Osm. Araş. Vakfı Yay., İstanbul 1990.
♦ Çadırcı, M. “Türkiye’de Muhtarlık Teşkilatının Kurulması Üzerine bir İnceleme”, Belleten, s. 135, 1970.
♦ Devellioğlu, F. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, AK Yay., Ankara 1993.
♦ Dönmez, M. Mahalli İdarelerin Teşkilat Yapısı, Organları ve Görevleri, Ankara Mah. İd. Der. Yay. 1996.
♦ Ergin, O. N. Mecelle-i Umur-ı Belediye, c. 1 İstanbul 1338 (1922).
♦ Ergin, O. N. Küçük Mecelle-i Umur-ı Belediye, İstanbul 1340 (1924).
♦ Eryılmaz, B. Kamu Yönetimi, İzmir, Akademi Kitabevi, 1995.
♦ Eryılmaz, B. Tanzimat ve Yönetimde Modernleşme, İstanbul İşaret Yay. 1992.
♦ Halaçoğlu, Y. XIV-XVII. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, TTK. Yay. Ankara 1991.
♦ Kavakçı, Y. Z. Hisbe Teşkilatı, Ankara 1975.
♦ Kazıcı, Z. Osmanlılarda İhtisap Müessesesi, İstanbul 1987.
♦ Keleş, R. Yerinden Yönetim ve Siyaset, Cem Yay., İstanbul 1994.
♦ Keleş, R. ve Yavuz, F. Yerel Yönetimler, Turhan Kitabevi, Ankara 1989.
♦ Nadaroğlu, H. Mahalli İdareler, Beta Yay., İstanbul 1989.
♦ Nizamülmülk, Siyasetname (Terc. N. Bayburtlugil), İstanbul 1981.
♦ Onar, S. S. İdari Hukuku’nun Umumi Esasları, c. 2., Hak Kitabevi, İstanbul 1966.
♦ Ortaylı, İ. Tanzimattan Sonra Mahalli İdareler, TODAİE Yay., Ankara 1974.
♦ Ortaylı, İ. “Belediye” maddesi, TDV. İslam Ansiklopedisi, c. 5.
♦ Ortaylı, İ. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Yerel Yönetim Geleneği, Hil Yay., İstanbul 1985.
♦ Pakalın, M. Z. Osmanlı Tarihi Deyimler ve Terimler Sözlüğü, MEB Yay. İstanbul 1983.
♦ Tekeli, İ. ve Ortaylı İ. Türkiye’de Belediyeciliğin Evrimi, Türk İdareciler Derneği Yay., Ankara 1978.
♦ Torlak, Ö. Belediyelerde Hizmet Yönetimi ve Pazarlama, Seçkin Yay., Ankara 1999.
♦ Tortop, N. Mahalli İdareler, TODAİE Yay., Ankara 1991.
♦ Tortop, N. Yerel Yönetimler Maliyesi, TODAİE yay. Ankara 1996.
♦ Tümerkan, S. Türkiye’de Belediyeler, İçiş. Bak. Yay., Ankara 1946.
♦ Yavuz, F. Türk Mahalli İdarelerin Yeniden Düzenlenmesi, TODAİE Yay. Ankara 1966.
Dipnotlar :
[1] Devellioğlu, F. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi yay. Ankara 1993. s. 373, 420;. Kavakçı, Y. Z. Hisbe Teşkilatı, Ankara 1975; Kazıcı, Z. Osmanlılarda İhtisab Müessesesi, İstanbul 1987; Cin, H. ve Akgündüz, A. Türk Hukuk Tarihi 1. cilt s. 288 vd.; Ortaylı, İ. Tanzimattan Sonra Belediyeler, Ankara Todaie, 1974; Ortaylı, İ. Türkiye İdare Tarihi, Ankara Todaie, 1980; Tümerkan S. Türkiye’de Belediyeler İçiş. Bak. Yay., 1946; Tekeli, İ. Ortaylı, İ. Türkiye’de Belediyeciliğin Evrimi, Ankara 1978; Ergin, O. N. Mecelle-i Umur-u Belediye İstanbul 1922. Bu son beş kaynak özellikle Türk belediyeciliği açısından oldukça güzel ve kapsamlı eserlerdir.
[2] Cin, Akgündüz; a.g.e., s. 286.
[3] Kavakçı, a.g.e., s. 22.
[4] Ergin, O. N. “Mecelle-i Umur-u Belediye”, İstanbul 1337, c. 1 s. 322.
[5] Ergin, a.g.e., c. 1 s. 309; Kavakçı, a.g.e., s. 47; Nizamül-mülk Siyasetname (Terc. N. Bayburtlugil) İstanbul 1981, s. 72; Kazıcı, a.g.e., s. 19 vd.
[6] Akgündüz, A. Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, İstanbul, c. 2.
[7] Kazıcı, a.g.e., s. 143 vd.
[8] Ergin, a.g.e., c. 1, s. 335 vd.
[9] Ergin, a.g.e., c. 1, s. 1358 vd.; Cin ve Akgündüz, a.g.e., s. 289.
[10] Ergin, a.g.e., c. 1, s. 1459 vd.; Keleş.
[11] Eryılmaz, B. Tanzimat ve Yönetimde Modernleşme, İşaret yay.; İstanbul, 1922, s. 192 vd.; Nadaroğlu, h. Mahalli İdareler, Beta, İstanbul 1989 s. 294 vd.
[12] Ergin, a.g.e., c. 1, s. 1376 vd.; Eryılmaz, a.g.e., s. 202 vd.; Ortaylı, İ. Tanzimattan Cumhuriyete Yerel Yönetim Geleneği, Hil yay. İstanbul, 1985, s. 129 vd.
[13] Ergin, a.g.e., c. 1, s. 1663 vd.
[14] Eryılmaz, a.g.e., s. 211-4.
[15] Eryılmaz, a.g.e., s. 214.
[16] Çadırcı, M. “Türkiye’de Muhtarlık Teşkilatının Kurulması Üzerine Bir İnceleme”, Belleten, c. 34, s. 135, s. 410 vd.
[17] Çadırcı, a.g.e., s. 413 vd.
[18] Eryılmaz, a.g.e., s. 222 vd.
[19] Eryılmaz, a.g.e.
[20] Tekeli, a.g.e., s. 27-239.
[21] Keleş, a.g.e., s. 381-6. Yerel Yönetim Bakanlığı Ocak 1978’de kurulmuş ancak 22 ay sonra Kasım 1979’da kaldırılmıştır.
[22] Tekeli, a.g.e., s. 255.
[23] Eryılmaz, 1995; 125.
[24] Tortop, N. Yerel Yönetimler Maliyesi, TODAİE, Ankara 1996.
[25] Torlak, Ö. Belediyelerde Hizmet Yönetimi ve Pazarlama, Seçkin yay., Ankara 1999.
[26] Tortop, 1996, a.g.e.
[27] Tortop, 1996, a.g.e.
[28] Bilgiç, V. K. Yerel Yönetimler 21. yy. Yay. Ankara 1999.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.