KOÇU (İDİKUT) UYGUR DEVLETİ

KOÇU (İDİKUT) UYGUR DEVLETİ

Devletin Kuruluşu ve Gelişmesi

Türkçe metinlerde “Koçu” veya “Koço” şeklinde geçen[1] bu isim, bugünkü Doğu Türkistan’daki Turfan şehrinin eski adıdır. Kaşgarlı Mahmud eserinde: “Koçu Uygur şehirlerinden biridir. Orada bulunan bütün şehirlere bu ad verilir”,[2] diyerek bazı araştırmacıların (Stein, A. von Le Cog, von Gabain gibi) iddia ettiği gibi bu ismin Çinceden gelme değil bir Türkçe isim olduğunu kanıtlamaktadır.

Koçu (Turfan) bölgesinin siyasi ve etnik durumunu aydınlatmak için öncelikle “Koçu” tabirinin menşeinin tespiti gerekmektedir.

Koçu hakkında, Çin kaynaklarında, Türkistan’ın diğer bölgelerine göre daha çok kayıt bulunmaktadır. Bu kayıtların çoğunda bu şehir “Kao-ch’ang” şeklinde[3] kaydedilmektedir.

Alman Türkolog A. von Le Cog ve Tai-wanlı Türkolog Liu Yi-t’ang gibi bilim adamları Türkçe kaynaklarda geçen “Koçu” kelimesinin Çince “Kao-ch’ang” isminin Türkçe okunuşu olduğunu savunmaktadırlar.[4] Bu görüşü, Stein, A. von Gabain ve Bahaeddin Ögel gibi bilim adamları da paylaşmaktadır. Bu görüş kabul edilecek olursa, bu şehrin isminin Çinliler tarafından koyulduğu ve bu bölgenin Türk kabilelerinin ana vatanı olarak kabul edilemeyeceğini de kabul etmek zorunda kalınır. Ancak bu görüşü kabul etmek pek ilmi görülmemektedir. Çünkü “Koçu” ismini taşıyan söz konusu şehrin etnografyasına bakıldığında, “Koçu” isminin Türkçe olduğu, Çinlilerin ise “Koçu” şehrini “Kao- ch’ang” olarak okuduğu ve o şekilde kaydettikleri anlaşılmaktadır.

Çin kaynaklarından anlaşıldığına göre, Koçu (Turfan) bölgesine milattan önceki zamanlarda “Koşu” veya “Koşi” (Ku-shih) deniliyordu. Coğrafi sınır olarak, bugünkü Turfan bölgesini ve Tanrı Dağlarının kuzeydoğu eteklerini içine almakta idi. Burada Büyük Yüeh-shihlerin (Büyük Tuhriler) bir kolu olan “Koşlar” (ya da Koşan) yaşıyordu. Onlara Çin’in Han İmparatorluğu zamanında “Ch’e-shih” denirdi.[5] Bunlar, M.Ö. III. yüzyılın başlarında şimdiki Turfan bölgesini merkez edinerek “Koşu Hanlığı”nı (Ch’e-shih-tou-kuo) kurdular. Bu hanlık tıpkı diğer Türk devletlerinde olduğu gibi “Ön Koşu Hanlığı” (Ch’e-shih ch’ien-kuo) ve “Arka Koşu Hanlığı” (Ch’e-shih-hou-kuo) diye ikiye ayrılmıştır.[6] Ön Koşu Hanlığı’nın başkenti Yargul şehri (bu şehrin harabesi bugünkü Turfan ilinin Yargul köyünde bulunmaktadır). Arka Koşu Hanlığı’nın başkenti ise Utu Kurgan (bu şehrin harabesi bugünkü Doğu Türkistan’ın kuzey doğusundaki Cimsar ilçesinin güneyinde bulunmaktadır) idi. Bugünkü Turfan’ın en eski halkı olarak bildiğimiz bu “Koşlar” ya da “Koşular”ı Çinliler olduğu gibi telaffuz ederek “Ku-shih” ve “Ch’e-shih” demişlerdir. Bu bölgenin adını bu şekilde yıllıklarına da kaydetmişlerdir. Burada şuna dikkat edilmesi gereklidir. Bugün “Ch’e” diye okunan bu Çince kelime eski dönemlerde, Ka, Ku, Go, Ko olarak okunurdu. Dolayısıyla Çin kaynaklarında bugün “Ch’e-shih” olarak karşımıza çıkan ismi bugünkü okunuşu ile değil o zamandaki okunuşu ile “Ko-shih” diye okuduğumuz zaman bu ismin Eski Türkçeden Çinceye aktarıldığı ortaya çıkmaktadır. Türkçe kaynaklarda bu ismin “Koçu” veya “Kocu” şeklinde geçmesi ise Türkçedeki “Ş” harfinin yerini zaman zaman “Ç” veya “C” harflerinin almasındandır.[7]

IX-XI. yüzyıl arasında Türkistan tarihinde, özellikle Uygur Türk tarihinde eşine rastlanmayan büyük değişiklikler ortaya çıktı. Milâdî 840 yılında, son bulmayan taht mücadeleleri ve ardı ardına gelen doğal afetler nedeniyle iyice zayıflayan Orhun bölgesindeki Bozkır Uygur Devleti Yenisey kıyılarından gelen Kırgızların saldırısıyla yıkıldı.[8] Karabalgasun’daki Kağan Sarayı Kırgızlar tarafınca yağmalanıp ateşe verildikten sonra Uygurların kağan ailesine mensup bir grup yakını ile Ötüken’i terk edip güney ve güneybatıya göç etti.[9] Öge Tekin başkanlığında, güneye yani Çin’in kuzey sınırlarına göç eden 13 kabileden oluşan küçük bir grup, devleti tekrar diriltmek için bir müddet çok çaba gösterirlerse de Çin’in T’ang İmparatorluğu’ndan beklediği yardımı alamayınca T’ang ve Kırgız ordusunun kıskacına düşerek mağlup oldu.[10]

Devletin son hükümdarlarından II. Kasar Kağan’ın yeğeni Pan Tekin ve başvezir Sarçuk’un önderliğindeki 15 Uygur kabilesi Tanrı Dağlarının doğu ucundaki Şilman Dağı’nın (She-lo-man-shan) kuzeyine geldiklerinde bir grup Uygur kabileleri ana kütleden ayrılarak, Ivirğul (Yi-wu-chou, şimdiki Doğu Türkisan’ın Kumul ili) ve Napçuk (Na-chi. şimdiki Doğu Türkistan’ın Piçan ilçesinin batısındaki Lükçün kasabasının olduğu yer) üzerinden Tanrı Dağlarının kuzeydoğusunu takip ederek Beşbalık bölgesine gelip yerleşmişlerdir.[11] Meşhur Fars tarihçisi Cüveyni de, bu göçle ilgili olarak şu bilgileri vermektedir: “Bir zaman geldi Uygurlar ve onlara bağlı etraftaki kavimler, atların kişnemesinden, develerin bağırmasından… Sığırların böğürmesinden, kuşların ötmesinden, çocukların ağlamasından velhasıl herşeyden ‘göç, göç’ sesi duymaya başladılar. Bunun üzerine yerlerinden kalktılar. Kondukları her yerde aynı sesi duydular. Nihayet bir yere geldikleri zaman o ses kesildi. Orada yerleşip beş mahalleli bir şehir kurdular ve o şehre ‘Beşbalık’ adını verdiler. Şehir günden güne büyüdü. Oraya ilk yerleşenlerin çocukları, o günden beri orada emirlik yaparlar. Oranın emîrine “İdikut’ adı verilir.”[12] Bundan başka Ebû’l-Gazi Bahadırhan da Orhun Uygurlarının Beşbalık’a göç etmesiyle ilgili olarak: “Uygurlar yaklaşık üç bin sene orada (Orhun’da) kaldılar. Daha sonra dağıldılar. Bir bölüğü İrtiş Nehri’nin kıyısına geldiler. Bir bölüğü Beşbalık’a gelip tarımla uğraştı. Yine bir bölüğü at, koyun besleyerek Beşbalık civarında konar-göçer hayat sürdürdü.” [13] Bu bilgilerden anlaşılacağı üzere Orhun’dan göç eden bir grup Uygur kabilesi Beşbalık bölgesine gelip buradaki soydaşlarına katılarak ileride kurulacak olan Koçu (İdikut) Uygur Devleti’nin temelini oluşturmuşlardır. Konuyla ilgili olarak, Çin kaynaklarında şöyle denilmektedir: “Beşbalık’taki Altın kum tepesi etrafındaki Uygurların sayısı 200 bine ulaşmıştı. Elbette bunun içinde eskiden beri buralarda yaşayan Uygurlarda vardı.[14]

Pan Tekin’in önderliğinde batıya göç eden Uygurların bir kısmı Koçu’ya (Turfan) gelip yerleşmişlerdi. Koçu’ya gelen Uygurlar burada çok kısa bir zamanda siyasî üstünlüğü elde ettiler.[15] Bunun sebebi, bölgede Uygur kabilelerinin çoğunlukta olmaları yanında 840 yılına kadar Orhun’daki Uygur Kağanlığı’nın önemli kültür merkezlerinden biri olmasıdır. Klyaştornıy’e göre: “Orhun’daki Bögü Kağan Turfan Vadisi’ndeki Mani ve Buda dinindeki Türk halklarının büyük hükümdarı sayılırdı.

Turfan’da bulunan bir ağaç parçasındaki yazıda Bögü Kağan Dönemi’nde Uygur Devleti’nin hudutlarının batıda Barshan’a kadar ulaştığı anlatılmaktadır. Bundan başka 767’deki Koçu’nun valisinin Bögü Kağan’ın oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Binaenaleyh en geç Böğü Kağan Dönemi’nden (759-779) itibaren Koçu, Beşbalık, Kingit (Kara Şehir) ve Kuça bölgeleri, Orhun’daki Uygur Kağanlığı’nın önemli kültür merkezleri haline gelmiş idiler.”[16]

XX. yüzyılın başlarında şimdiki Turfan bölgesinde bulunan vesikalardan da bu bölgelerin IX. yüzyılın başlarında Orhun’daki Uygurların kontrolü altında olduğu ortaya çıkmaktadır. Meselâ, şimdi Almanya’nın Berlin Müzesi’nde muhafaza edilen, 173 D, T.II.K. Bündc 1 nolu Türkçe el yazmalarından, Orhun’daki Uygur hükümdarı Ay Tengride Ülüg Bulmış Alp Uluğ Kutlug Bilge Kağan’ın (795-805) 803 yılında Koçu’ya gelerek Mani dininin büyük hocası Mezak’tan Orhun’daki Kağan Sarayı civarında din yaymak üzere üç tane Maxistak (Misyoner) göndermesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu belgelerden Koçu’nun aynı zamanda Uygurların en önemli din merkezi olduğu ve kimi tarihçilerin iddia ettiği gibi buranın Tibetlilerin kontrolü altında olmadığı anlaşılmaktadır.[17]

F. Müller, Uygurca Mani Dinine Övgü Şiirleri (Berlin, 1925) adlı eserinde de Beşbalık, Koçu, Kingit (Kara Şehir), Küsen (Kuça) ve Kaşgar gibi yerlerin Orhun’daki Uygur Kağanlığı’nın önemli din ve kültür merkezleri olduğunu zikretmektedir. Bu eserin giriş kısmında Manihaistlerin, Orhun’daki Uygur Devleti’nin kağanlarına, üst düzey bürokratlarına ve yüksek tabaka insanlarına yaptığı “hitap”larına yer verilmiştir. Bu kitaplardaki Kağan ve Tekin tabirlerinden başka inal, tarhan, ilig ve tutuk gibi hükümdarlık unvanları da dikkat çekmektedir. Ayrıca, yine Koçu bölgesinin ileri gelenlerinden “Yalluğ” soyadı ile Orhun’daki Uygur hükümdarlarına mahsus 4 yerli hükümdarın ismine rastlanılmaktadır. Bu övgü şiirlerinin Ay Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Kağan (808-821) Dönemi ile Ay Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Uygur Kağanı (824-832) Dönemi arasında yazıldığını dikkate alırsak, o sıralarda Tanrı Dağlarının kuzey ve güneyindeki hükümdarların bizzat Orhun’da Uygur Kağanlığı tarafından tayin edildiği ortaya çıkmaktadır.[18] Muhtemelen 820’li yıllarda Orhun’daki Uygur Kağanlığı sarayına giden Arap Seyyahı Tamim İbn Bahr’ın Seyahatnamesi’nde yer alan: “Issık Göl’ün kıyısına geldikten sonra Tokuz Oğuz Kağanı’nın verdiği ata binerek Tokuz Oğuz Kağanlığı’nın başkentine doğru yola çıktık. Barsgan ile Turfan arasındaki yolun ova kısmında tamamıyla henüz gayrımüslim olan Tokuz Oğuz toplulukları yaşıyordu”[19] kaydı da IX. yüzyılın başlarında Turfan ve Beşbalık bölgelerine Uygurların hakim olduğunu kanıtlayan belgelerdendir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ