İMADUDDİN ZENGÎ VE MUSUL ATABEYLİĞİ

İMADUDDİN ZENGÎ VE MUSUL ATABEYLİĞİ

Bugün Irak’ın kuzeyinde en büyük şehir olarak tanınan Musul şehri, civardaki diğer şehir ve bölgeler gibi Selçukluların egemenliği altına girdi. Selçuklular burada eskiden beri hüküm süren Ukayloğulları’nı kendi yerlerinde bırakarak, kendi devletlerine bağladılar. Aslında bu tedbir Selçukluların yerli hükümdarlara karşı güttükleri siyasetin tabii bir neticesidir. Vasal hükümet durumunda olan Ukayloğulları, Selçuklu sultanları Tuğrul Bey, Alp Arslan ve Melikşah zamanlarında kendi yerlerini koruyabilmişlerdi. Fakat, Sultan Melikşah’ın ölümünden sonra Musul, doğrudan doğruya Selçuklu Devleti’ne bağlanarak, Selçuklu valileri tarafından merkezi idareye bağlandı. Bu valiler döneminde (489/1090-520/1126) Suriye bölgesi Haçlı saldırısına uğramış bulunuyordu. Bu yüzden Selçuklu sultanları Musul valilerinin Suriye cephesinde Haçlılara karşı mücadele edebilmeleri için buralara sürekli asker ve mühimmat sevkediyorlardı.

Suriye bölgesinde Haçlı tecavüzü giderek arttığı için buraya güçlü bir valinin atanması gerekiyordu. Selçuklu hükümeti, İmad ud-din Zengi’yi vali olarak Musul’a gönderdi. Bu olay Musul tarihinde yeni bir dönemin açılmasına ve böylece de ilerde yeni bir devletin kurulmasına yol açtı.

I. Zengi Döneminde Musul Atabeyliği

1. İmad Ud-Din Zengi’nin Ailesi

Musul ve çevresinde güçlü bir atabeylik kurarak Haçlılara karşı yaptığı savaşlarla ün kazanan İmad ud-din Zengi’nin ailesinden, yalnız babası Selçuklu Emiri Kasım ud-devle Ak-Sungur b. Abdullah’ı tanıyoruz. Ak-Sungur tarihçi İbn ulh-Adim ve Azmi’ye dayanarak, babasının adının Al- Turgan olduğunu ve “Sab-yu” kabilesine mensup bulunduğunu bildiriyor.Türk kabileleri arasında “Sab-yu” adlı bir kabîleye rastlanmamıştır. İbn Vasıl’a göre Ak-Sungur, Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın gulamlarından idi. O, her halde küçük yaşta Alp Arslan’ın hizmetine girmiş, Melikşah’la birlikte yetişmiş, onun yanında tahta oturuncaya kadar kalmış ve onun güvenini kazanmıştı. Zamanla mertebesi yükselerek Kasım ud-devle ünvanını almıştı.

Ak-Sungur’un Melikşah komutanları arasında otoritesi gittikçe arttığı için kendisini kıskanan vezir Nizam ül-Mülk, onun ortadan kaldırılmasını veya Melikşah’tan uzaklaştırılmasını düşünerek 479 (1086)’da Suriye’nin Selçuklu yönetimine geçmesiyle Melikşah’a onun Halep Valiliği’ne gönderilmesini önerdi. Böylece Nizam ül-Mülk, Ak Sungur’u Melikşah’tan ayırabildi. Sultan, aynı yılda Ak-Sungur’u 4 bin atlı ile Haleb’e gönderdi.

Ak-Sungur, Melikşah’ın ölümü üzerine, bölgede hükümran olan Melikşah’ın kardeşi Tutuş’a itaat etmek zorunda kaldı. Fakat daha sonra Berkyaruk Selçuklu tahtına oturunca, Ak-Sungur da kendisine bağlandı. Berkyaruk, onu bir askeri birlikle Tutuşa karşı Haleb’e gönderdi. Bunun üzerine Tutuş ile Ak-Sungur arasında vuku bulan Savaşta Ak-Sungur esir düşerek hayatını kaybetti. Ak-Sungur öldüğünde İmad ud-din Zengi adında sadece 10 yaşında bir oğlu vardı.

2. Zengi’nin İlk Günleri ve Musul Valiliği’ne Atanmasından Önceki Hayatı

Babasının valiliği sırasında 480 (1087)’de Haleb’de doğup orada büyüyen İmad ud-din Zengi, babasının ve mevkiden dolayı gerek Selçuklu Sultanlarının, gerekse babasından sonra gelen emirlerinin ilgisine mazhar olmuş ve bu emirlerin nezdinde yetişmiştir. 489 (1096)’da Selçuklu Sultanı Berkyaruk adına Musul’a elkoyan Kerboğa, Zengi’yi babasının gulamlarıyla birlikte bu şehre getirerek kendilerine iktalar ayırmıştır.  Böylece Zengi, gençlik çağlarını burada geçirmiş ve Musul’a atanan Selçuklu valilerinin himayesine nail olmuştur. Zengi,Musul valisi Mevdud’un ve daha sonraki valilerin Haçlılara karşı yaptıkları bütün seferlerine katılarak büyük bir şöhret kazanmıştır.

Böylece Zengi, gösterdiği bu önemli faaliyetten sonra büyük bir mevkiye sahip olmuştur. O, 516 (1122)’ye kadar Musul’da kalmıştır. Bu yılda Sultan Mahmud, Musul valisi olan Porsuki’ye Irak Şihneliğini verince Zengi de kendisine katılmıştır. Porsuki, Hille emiri Dubeys’le yaptığı seferde yenilince Zengi’ye daha çok güvendiğinden onu Vasıt Şihneliği’ne atamıştır. Basra şehrinin çöl Araplarının saldırı ve akınlara uğraması üzerine Porsuki Zengi’ye Vasıt’a ilaveten Basra’yı da vermiştir. Zengi buralarda güven ve asayişi mükemmel bir şekilde tesis etmişti. Onun burada kazandığı başarılar, hayatında bir dönüm noktası oluşturdu. O, Porsuki ile olan ilişkisini artık gözden geçirmenin vaktinin geldiğini anladı. Böylece 517 (1123)’de Irak Şihneliği’nden alınıp tekrar Musul işlerine getirilen Porsuki’nin nüfuzundan kurtulmayı düşünerek ondan ayrılmıştır. Bu sıralarda Basra’nın çöl Araplarının saldırısına uğradığı haberi sultana ulaştı. Sultan, Zengi’nin buraya gönderilmesini uygun görmüştü. Böylece Zengi, ilk olarak Selçuklu sultanı tarafından tayin edilmiş ve Selçuklu emirlerinin nüfuzundan kurtulmuştur.

519 (1125) yılına doğru Sultan Mahmud ile Abbasi Halifesi Musterşid’in aralarının açılması üzerine Halifenin Vasıt’a çıkardığı asker, bu sıralarda aynı şehirde bulunan Zengi tarafından püskürtülmüştü. Sultan Mahmud, Bağdad’a gelip halife ile anlaştıktan sonra çok güvendiği Zengi’yi Bağdad Şihneliği’ne getirmiştir ki, bu yolla o, Halifeye karşı yenilmez bir güç bırakarak Irak ülkesinden emin olmuş bulunuyordu. Ancak Zenginin burada kalma süresi dört ayı geçmemiştir.

3. Zengi’nin Musul Atabeyliği

Musul valisi Porsuki 520/1126’da öldürülmüştü. Bunun üzerine, yerini doldurabilecek ve Haçlılara karşı gelebilecek güçlü bir kişi olarak Zengi Musul valisi seçildi. Böylece Zengi kendi istek ve arzularını gerçekleştirebilmiş ve tek başına büyük bir devlet kurmak için ilk adımı atmış oldu.

Sultan, ayrıca Alp-Arslan ve Ferruhşah adlarındaki iki oğlunu da Zengi’ye teslim ederek Zengi’yi onlara atabey yaptı. Bu yüzden kendisine atabey adı verildi.O, bu tarihten itibaren artık bu adla anılmaya başlandı.

Bağdad’dan ayrılan Zengi, Musul şehrine varır varmaz oranın işlerini düzene sokmaya başladı. Nasır ud-din Çakar’ı Musul kalesine ve Musul’a bağlı bölgelerin yönetimine, Calah ud-din Yağısıyani’yi devlet hacipliğine, Baha ud-din Şehrizori’yi vilayetin ve ileride feth edilecek ülkelerin kadı’l-kudatlığına tayin etmiştir.

Zengi, Musul vilayetinde kaldığı sürede (521-541/1127-1146) kendisine ve ailesine özgü denilebilecek bir devlet kurmuştur. Bu devleti -görüleceği gibi- gittikçe genişletmiş, kendini bölgede büyük bir hükümdar durumuna getirmiştir. Onun, gerek Selçuklu Sultanlığıyla, gerekse Bağdat Halifeliğiyle olan ilişkisi sürekli olarak farklılaşan durum ve şartlara göre değişme göstermiştir. O, bunların kritik durumlarından yararlanarak gücünü arttırmış ve Haçlılarla giriştiği savaşlarda büyük bir ün kazanmıştır.

4. Zengi ve Selçuklu Sultanları

Dikkate şayandır ki, Irak Selçuklu Sultanı Mahmud’un Sultan Sancar’a boyun eğmesi, Zengi’nin Sultan Mahmud ile olan ilişkisini etkiliyordu. Gerçi bu ilişki ilk günlerde iyi idi. Hille emiri Dubbeys, Abbassi Halifesiyle arasının açıldığı sıralarda, Sancar’a giderek kendisine bağlılığını bildirdi. Bunun üzerine Sancar, kardeşinin oğlu Sultan Mahmud’dan Zengi’nin Musul’dan atılmasını ve yerine Dubeys’in getirilmesini istemiştir. Aslında Zengi ile Sancar’ın arasını bozacak bir şey yok ise de, Sancar, Dubeys’i Halifeye karşı bir güç olarak kullanmak amacıyla Hilafet merkezine komşu en büyük vilayette görevlendirmek istiyordu. Dolayısıyla Zengi, kendi yerini koruyabilmekte hiç de zorluk çekmeyecekti. Bağdad’da bulunan Sultan Mahmud’un hizmetine 10 bin dinarla gelerek Musul valiliğindeki yerini koruyabilmişti. Aslında Sultan Mahmud, bir yandan Haçlıların saldırısına karşı gelebilen Zengi gibi bir komutanın var olması gerektiğinden, bir yandan karışık olaylar çıkaran Dubeys’e güvenilmediğinden Zengi’yi yerinde bırakmıştı. Bunun üzerine Zengi, Sultan Mahmud’un ölümüne kadar (525/1130-1131) onun güvenine nail olmayı başarmıştır.

Sultan Mahmud’un ölümü üzerine Selçuklu ailesi arasında eskiden beri yerleşmiş olan taht kavgası yeniden baş gösterdi. Selçuklu emir ve komutanları, yanlarında bulunan Selçuklu hanedanına mensup kişileri tahta çıkarmak için bir süre mücadelelere giriştiler. Zengi de, yanında bulunan henüz çocuk yaşta olan Alp Arslan’ı Selçuklu tahtına oturtmak amacıyla Abbasi Halifesinden onun adına hutbenin okunmasını istedi. Ancak Halife, Alp-Arslan’ın daha çocuk olmasından, Sultan Mahmud’un kendi oğlu Davud’a vasiyet etmiş bulunmasından ve Bağdat camilerinde onun adına hutbe okunmakta olmasından dolayı bunu reddetti. Böylece Zengi, bu fırsatı kaçırarak büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Çünkü aksi takdirde o, Alp-Arslan’ı Selçuklu tahtına çıkarmakla Irak işlerine de yeni sultanın adıyla el koyarak hem kendisini gerçek hükümdar, hem de Musul’u başkent yapacaktı. Zengi’nin bu arzusu başarısızlığa uğramakla birlikte kendisi, yine de Selçuklu sultanlarından yüz çevirmemiş, Selçuklu sultanlarıyla ilişkisini kesmemiştir. Zengi, Irak Selçuklu tahtını iddia etmekle mücadeleye girişen Mesud’un isteği üzerine kendisine yardımda bulunmayı memnuniyetle karşılayarak askerleriyle birlikte Bağdad yolunu tuttu. Fakat Selçuklulardan Selçukşah’ı tahta oturtmak isteyen Huzistan ve Fars hükümdarı Karaca Saki, Tekrit’te karşısına çıkarak kendisiyle savaşmıştır. Bu savaş sonunda yenilip ağır yaralanan Zengi, Musul’a çekilmek zorunda kalmıştır (526/1131). Tam bu sıralarda Sultan Sancar’ın Hemedan yörelerine varması haberi Bağdad’a gelince Halife, Mesud’a yazarak onu ittifaka çağırdı. Aralarında yapılan anlaşma gereğince Halife, Mesud’un sultanlığını ve Selçukşah’ın veliahtlığını tanıdı. Ayrıca Halife, bunların Sultan Sancar’a karşı sefere koyulmalarını öngördü. Bunun üzerine, Sancar, Zengi’ye yazarak Dubeys’le birlikte Bağdad üzerine yürümelerini istedi. Bu sıralarda Mesud ile Sancar arasında savaş sürerken Halife de müttefiki Mesud’a yardım etmek maksadıyla Hanikin’e gelmiş bulunuyordu. Sancar tarafından kendisine Bağdad şihneliğinin verildiğini iddia eden Zengi, Bağdad yakınlarında Halife tarafından püskürtülmüştür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ