TÜRKOLOG RESSAM GRİGORY (ÇOROS) GURKİN

TÜRKOLOG RESSAM GRİGORY (ÇOROS) GURKİN

Çeşitli teknik ve ebatlarda yaptığı 4000’e yakın eserle verimli bir sanat hayatı yaşayan, resimleri şu anda; Gorno Altay, Bamaul, Novosibirşk, Tomsk, Irkutsk, Çita, Moskova, San Petersburg müzelerini zenginleştiren, Altay Türklerinin hatta Sibirya’daki Türk boylarının ilk ressamı olarak kabul edilen G. İ. Çoros Gurkin 1870 yılının Çağan Ay’ının (=Ocak ayı) 12’sinde Ulalu Curt’a bağlı Caş Tura’da doğmuştur.[1]

On üç yaşında misyonerlerin Altay’da açtığı okulu bitiren Çoros Gurkin Etnograf – Türkolog A.V. Anohin’in teşvik ve yardımlarıyla 1897’de Petersburg Resim Akademisine gitmek ister. Fakat başvurusunu geç yaptığı için akademiye kabul edilmez. “Bu arada ressam İ.İ. Şişkin’le tanışan Gurkin ona yaptığı resimleri gösterir. Bu tanışmadan sonra sekiz ay boyunca Şişkin’in evinde kalır ve birlikte çalışırlar. Bu süre içinde Gurkin’e hocalık da yapan Şişkin 1898 yılının Mart ayında ölür.”[2]

1899 yılında Petersburg Resim Akademisine sınava tâbi tutulmadan alınan Gurkin dört yıl bu akademide eğitim görür. Bu arada onun yazarlık ve araştırmacı kabiliyeti de gelişir. Altay masallarını toplamaya başlar. 1926 yılında bu çalışmalarının meyvesi olarak, Rus şair G. Vyatkin ile Altay masallarını Rusça olarak neşreder.[3]

1905 yılından itibaren Altay’da “Onos” adlı yerde yaşamaya başlayan Gurkin, Mariya Agafonovna Luzina ile evlenir. “Bu evlilikten Angelina (?-1948), Mariya (1900-1963), Genadiy (1904-1937), Vasiliy (1908-1961) adlarında dört çocuğu olur.”[4]

1906-1917 yılları Gurkin’in sanat hayatının en verimli yıllarıdır. Ressam belki de öldürülmesine sebep olacak “Han Altay” tablosunun ilkini de 1907’de yapar. “1907 yılında Tomks’ta 300’den fazla resmiyle ilk sergisini açar. Bu sergide 156 adet resmi satılır. Daha sonra 1910 yılında Tomks’ta, Krasnoyarks ve İrkutsk’ta, 1911’de Barnaul’da, 1915’te tekrar Tomks’ta sergiler açar.”[5]

1917 İhtilâlini Altay’ın geleceği açısından endişeyle karşılayan Gurkin, Güney Sibirya’daki bütün Türkleri içine alacak “Karakorum” adlı bir devlet kurma teşebbüsünde bulunmuştur. Bu amaçla ona yardım eden A.A. Sarısep Konzıkaçov, P.A. Çagat Stroev, İ.S. Alıgazov’la birlikte yeni rejime karşı kurdukları küçük bir orduyla da millî mücadele hareketini başlatmış fakat ne yazık ki istedikleri sonuca ulaşamamışlardır.[6]

Çoros Gurkin fırçası ve kalemiyle hayatı boyunca bütün kalbiyle bağlı olduğu Altay kültürü için çalışmıştır. O resimlerinde Altay’ın tabiat güzelliklerini, dinî ve millî kıyafetleriyle eşyalarını çizmiştir. Gurkin, Altay kültürünün yok olmakta olduğunu görmüş ve bu kültüre ait her unsuru “Millî Kıyafetleriyle Bir Kumandı Kızı”, “Çalkandu Boyundan Yetmiş Yaşındaki Bir Erkeğin Portresi” ile kalta (tütün torbası), kapza (pipo), tajuur (içki matarası), kabay (beşik) da uyuyan bir Altay çocuğu, kamın, tüpün (kamın defi) gibi resimleriyle âdeta Ölümsüzleştirmiştir.

Gurkin tabiat unsurları ağırlıklı resimlerinde yer yer sembolik ifade tarzını tercih etmiştir. Meselâ, onun resimlerinde “kedir ağacı”, hürriyeti ve ebedîliği, “Katun Nehri” Altay’ın göğsünü okşayan güzel bir kızı, “dağ” ise destan kahramanlarının tulgasını temsil eder.

İlk kuşak Altay aydınları arasında yer alan Gurkin, neslinde görülen tereddütleri yaşamamış, hayatı boyunca vatanı ve milletinin geleceği için mücadele etmiştir. O, Altay’a duyduğu sevgiyi sadece resimleriyle ifade etmekle kalmamış, bu fikirlerini 1919 yılında yazdığı bir yazıda açıkça söylemiştir de: “Menin, curokçının tös amaduzı – ol Al taylardın cadın cürümini şindeeri, cuurı. Kep kuuçmdardı, kay çörçöktördi, iskustvo kreesterin cuyla, anılu başka ençi edip, tekşi cayaandıktın baylıgma kojor. Altay’da boyanın muzeyin tözöör, albatının curanıp ürener şkolın açar. Kamdardın cılıyıp catkan çüm-candarm şindeer kerek…” (Benim, ressamın asıl görevi Altayların hayatını araştırıp, toplamaktır. Efsaneleri, destanları, sanat eserlerini toplayarak, değerlendirip, zenginleştirmektir. Altay’a bir müze ve okul açılmalıdır. Kamların yaşatmaya çalıştığı fakat yok olmakta olan inançlar, âdetler araştırılmalıdır.)

Ressam, “Menin bastıra boyumun, aktu küün-sanaam Altay albatıma, uulandırılgan. Men oınn keler öyine büdüp cadım.” (Benim gönlüm ve iyi düşüncelerimin tamamı Altay halkına adandı. Ben onun geleceğine inanıyorum.) Diyecek kadar çok sevdiği vatanından ayrılmaya mecbur edilerek, 1919 yılında önce Moğolistan’a, oradan da 1921 yılında Tuva’ya gitmek zorunda kalmıştır. Çünkü, 1917 Bolşevik İhtilâliyle o vatanına duyduğu sevgi yüzünden “halkının düşmanı” ilân edilmiştir. Onun bu mecburî seyahati yine sanatla dolu olarak geçer. Bu yıllarda Gurkin, “Mongoliya”, “Oroy Klisi”, “Enesay Suu”… gibi resimlerini çizmiştir.

1925 yılında Tuva’dan tekrar Altay’a dönen Gurkin’in vatanına olan sevgisi hiç eksilmemiştir. 1926’da şunları söyler: “Kanaytsa da, mında Altay’da, töröl ar-bütkenip ortozında men ınstu la süünçilü.”[7] (Ne olursa olsun, burada, Altay’da tabiat ananın ortasında mutlu ve sevinçliyim.) Aynı yıl Moskova’da iki büyük sergi açar ve yukarıda zikredilen düşüncelerinden bir kısmını da takip eden yıllarda gerçekleştirmeye çalışır; 1931 yılında N.İ. Çevalkov’la birlikte bir resim okulu açar, düşüncelerini Altay’ın yeni yetişen gençliğine aktarmaya çalışır.

Ressam 1936 yılında, 1907’de çizmiş olduğu “Han – Altay” tablosunu birtakım değişikliklerle ikinci kez yeniden çizer. Gurkin’in bu hareketi onu halkının düşmanı ilân edenleri iyice kızdırır. Ve Gurkin 1937 yılında vurularak öldürülür.

Han – Altay Tablosu

Çoros Gurkin’in yirmi dokuz yıl arayla iki kez çizmiş olduğu bu resim Altay’ın devrimden önce ve sonraki durumunu gösterir. Resmin 1907’de (devrimden önce) çizilen ilk şekli; karların erimeye başladığı, tabiatın bahara hazırlandığı bir dönemdeki Altay tabiatını yansıtır; bütün heybetiyle gökyüzüne yükselen tayga (dağ)ların mönkü (zirve)leri beyaz bulutlarla kaplıdır. Gurkin’in resimlerinde dağ, destan kahramanının tulgasını temsil eder. Bu dağlara ihtişamını veren ise hiç şüphesiz kutsal tayga eezi (dağ iyesi)dir. Yani bu dağlarda maddî ve manevî güç birleşmiştir. Bir kayanın üzerine konan mürküt (kartal) Altay’ın manevî koruyucusunu ve hürriyeti temsil etmektedir. Resmin (bakana göre) sol tarafında yer alan oldukça canlı ve yeşil çizilmiş büyük karagay (çam) ağacı da Altay’ın gerçek sahipleri olan Altay Türklerini, onun hemen yanındaki üç küçük fidan ise Altay’ın gençlerini ve geleceğini temsil eder.

Resmin 1936’da (devrimden sonra) çizilen ikinci şeklinde ise; tabiat oldukça bulanık ve pusludur. Dağlar eski ihtişamını kaybetmiş, bulutlar kararmıştır. Hepsinden önemlisi Altay’ın manevî koruyucusu ve hürriyetini temsil eden mürküt artık yoktur. Altay’ın gençliği ve geleceğinin sembolü olan üç küçük fidan da kaybolmuştur. Altay’ın sahiplerini temsil eden büyük çam ağacı da eski güzelliğini ve canlılığını kaybetmiş, toprakta bir emanet gibi durmaktadır. Ve yanına bir yenisi daha eklenmiştir; Ruslar bu güzel toprakların ortağı olmuşlardır…*

Görünen o ki; sağ gözü sakat olan Gurkin hayata tek gözüyle bakabilmesine rağmen, vatanının tüm güzelliklerini görmüş, uzun yıllar boyunca bu güzellikler için mücadele etmiş, içine doğduğu bu kültürün ve coğrafyanın geçirdiği sarsıntıları, değişmeleri yakından takip edebilmiş fakat gelişmeler karşısında umutsuzluğa düşmekten de kurtulamamıştır. Şimdi onun resimlerini her türlü teknik imkânsızlıklara rağmen mükemmel baskılarla neşreden Altay Türkleri Han-Altay’ın ilk versiyonundaki günler ve gelecekleri için oldukça umutlular.

Han – Altay tablosunun verisyonları arasındaki bu izah; Altay Türklerinden V.I. Edokov’a aittir. Ben de bu bilgileri Edokov’dan işiten, fakat burada ismini vermeyi sakıncalı gördüğüm bir Altay Türkünden aldım.

Arjan Adarov’un yazdığı aşağıdaki şiir Gurkin’in bugüne tesirini göstermesi bakımından önemlidir.

Gurkinnin Curuktarın Körüp Tura Gurkin’in Resimlerine Bakarken
Bu curuktarda kaykaldu çarı, kır taygalar,  Bu resimlerde şaşırtıcı çakır dağlar, 
Künin çarığı, çeçekter, cenil buluttar. Güneşin aydınlığı, çiçekler, hafif bulutlar. 
Karakol bajı, Kadın bajı mında, Karakol başı, Kadın başı burada,
Bu çarık, caan köznöktörlü zalda. Bu aydınlık, büyük pencereli salonda.
   
Kandıy tarmaçı olordı beri ekelgen-  Büyücü onları buraya nasıl getirmiş- 
Kırlardı, teneri kanayıp kiydirgen? Kırları, gökyüzünü nasıl giydirmiş? 
Curuktardı acıktap men uzak turdım,  Resimleri ben uzun uzun seyrettim, 
Altayımnın keen carajın kaykadım. Altayımın zengin güzelliğine şaşırdım.
   
Altaydın carajın kem mınayda maktagan?  Altay’ın güzelliğini kim böyle övmüş? 
Kandıy ülgerçi mındıy kojondor tapgan?  Hangi şair böyle şarkılar bulmuş? 
Onosto curukçının turazında turgam, Onos’ta ressamın evinde bulundum, 
Onın uur salımın sanangam. Onun ağır (güç) hayatını düşündüm.
   
Ce, keler üyeler, meni tıpdap ugugar, Ey, gelecek nesiller, beni iyi dinleyin, 
Onın curuktarın körölö, köpti sanangar!  Onun resimlerine bakarak, çok düşünün! 
Ceriste andıy cayaltalar bolgondo, Vatanımızda öyle yetenekler oldukça, 
Conıbıs ölbös dep, omok aydıgar! Halkımız ölmez diye, iyi söyleyin!

İbrahim DİLEK

Not: İbrahim Dilek, Altay Curokçı (Ressam) Grigory İvanoviç Çoros Gurkin ve Han-Altay Tablosu, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, S. 4 Güz 1997, s. 169-177, Ankara 1997.

Alıntı Kaynak: Genelturktarihi.net ,Görsel Kaynak: http://www.the-athenaeum.org/


[1] Misyonerlerin Altay bölgesindeki çalışmaları için kendilerine merkez olarak seçtikleri “Ulalu Curt” daha sonra Gorno Altay adıyla Dağlık Altay Özerk Cumhuriyeti’nin başşehri olacaktır. Şu anda bu şehrin en büyük iki caddesinden biri Çoros Gurkin adını taşımaktadır. Ayrıca yine bu şehirde 1995 yılı Gurkin’in 125. doğum yılı olarak kutlanmış, Altay’ın Üç Sümer adım taşıyan dağlarından birisine onun adının verilmesi teklif edilmiştir. (Bu konu hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Altaydın Çolmonı Gaz, Caan Izü Aydın, 15-çi küni, Gorno Altay, 1995.1) Aynı yıl ressamın anıldığı İlmî toplantılar da düzenlenmiş bu toplantılarda sunulmak için hazırlanan tebliğler “Materialı Istorü 1 Kültüre Respubliki Altay, Gorno Altay, 1994, 152 s” adıyla neşredilmiştir.
[2] R.M. Erkinova, A.S. Surazakov, E.F. Babraşeva, Çoros Gurkin Katalogu
[3]   G.Vyatkin, Ç.Gurkin, Atayakie Skazki, Novosibirsk 1926.
[4]   Rimma Eıkinova, Menin Töröl Altayımnm la Onın Albatızının Çındık Uıılı G.l. Çoros Gurkin, Solom, S. 3, Gorno Altay 1994, s.5.
[5]   a.g.nı. s.7.
[6]   N.M.Kindikova, Altay Literaturanı Caan Klasstarga Üreneri, Gorno Altay, 1995 s.27 (Altay’daki bu millî mücadele hareketi hakkında kaynaklarda pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Kaynakların birçoğu ise bu hareketin içinde bandit (eşkıya) olarak nitelemektedir. Fakat Altay Türkleri -her ne kadar onlara unutturulmak istense de- yakın tarihlerinin bu yüz ağartıcı bölümünü çok iyi bilmekte bu sebeple de Gurkin’i ilk başçıları olarak kabul etmektedirler.
[7]   Bu yazıda verilen Gurkin’e ait bu sözler için bk. 6 numaralı dipnot.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ