MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARATÇILARINDAN İNGİLİZ KEMAL (AHMET ESAT TOMRUK) (1892?-1966)

MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARATÇILARINDAN İNGİLİZ KEMAL (AHMET ESAT TOMRUK) (1892?-1966)

İngiliz Kemal Kurtuluş Savaşı sırasında, gerek Yunan ve gerekse İngiliz gizli servislerinin elinde bulunan raporları, Ankara’ya bildirerek Türk kuvvetlerinin savaştan başarılı çıkmasını sağlayan ünlü Türk casusudur.

Ahmet Esat Tomruk 1892-93 yılında İstanbul’da Altımermer’de doğdu.[1] Babası Evkaf Nezareti Varidât Kalemi Müdürü Mehmet Raşit Bey, annesi ise Sıdıka Hanım’dır. Mehmet Raşit Bey, eğlence hayatını seven birisi olmasından dolayı, bütün malını mülkünü bu yolda harcamış; geride çocuklarına sadece Bahçekapı’da bir dükkan bırakarak genç yaşta vefat etmiştir. Babası öldüğünde (1897-98) Ahmet Esat beş yaşında yetim kalmıştır.

Babasının vefatından sonra Ahmet Esat, o sırada Hazine-i Hassa Kalemi kâtibi olan dayısı Sezai Bey’in himayesine girmiş, annesi ve dayısı ile birlikte Beyoğlu-Taksim’de Kazancı mahallesinde kiraladıkları evde yaşamaya başlamışlardır. Ahmet Esat, kendini hatırlamaya başladığında artık dayısının himaye ve gözetimi altındadır. Dayısının maddi durumu iyileşince aile Boğaziçi’nde Emirgân’a taşınmıştır. Emirgân kırlarında koşup eğlenmeyi çok seven Ahmet Esat, sporla da çocukluktan itibaren yakınen ilgilenmeye başlamış; ilk spor derslerini de Hariciye müsteşarı olan komşuları Tal’at Bey’den almaya başlamıştır. Tal’at Bey, Ahmet Esat gibi mahallenin çocuklarına yüzme ve yelken dersleri vermiştir. Ahmet Esat’ın hayallerinde ise meşhur bir pehlivan olmak vardır.

Ahmet Esat, ilköğrenimini Emirgan’da tamamladı. Daha sonra dayısı tarafından Galatasaray Lisesine kayd edildi. Galatasaray Lisesi’ne kayd olduğunda okulun müdürü meşhur tarihçi Abdurrahman Şeref Bey’dir. Ders nazırı yani eğitim-öğretimden sorumlu müdür ise, Cemil Bey’dir. Galatasaray Lisesi’ne 679 numara ile kayd edilen Ahmet Esat’a dayısı haftalık olarak da 5 kuruş vermektedir. Galatasaray’a kayd olduğunda sınıfın en küçüğü olduğundan sempatiyle karşılanan Ahmet Esat’ın arkadaşları arasında Ruşen Eşref (Ünaydın), Fuat ve Kemal adlı öğrenciler vardır. Bu arkadaşlarının da kendisi gibi yetim olduğunu öğrenir. Ahmet Esat kendi deyimiyle bu arkadaşlarıyla birlikte okulda adeta bir yetimler birliği kurmuşlardır.

canakkalenin-gizli-kahramani-ingiliz-kemal,keOqyhcJukOZWhxO2cb9Nw[1]Galatasaray Lisesi’nde parlak bir öğrenci olan Ahmet Esat, özellikle Fransızcasını geliştirmiş; yurt dışından edindiği arkadaşları ile mektuplaşmaya başlamış; yurt dışından adına sık sık mektupların gelmesi dönemin iktidarının ilgisini çekmiş ve hafiyeler tarafından takibe alınmıştır. Hatta bu sırada Fransa’da yayımlanan Mon Dimanche gazetesi kanalıyla, edindiği yabancı arkadaşlarıyla kartpostal mübadelesine de başlar. II. Abdülhamit idaresinin takibinden dolayı Paris’te bulunan Ahmet Rıza Bey’den kendisine gönderilen bir kart, yakın çevresindekilerin haklı olarak endişelenmelerine yol açar. Ahmet Rıza Bey, Galatasaray öğrencisi Ahmet Esat’a gönderdiği kartta; “İstibdadın hür çocukları, sizi tebrik eder; ihtiyatlı olmanızı tavsiye ederim” tarzında bir ifade kullanmıştır. Ahmet Esat bu kartı dayısı Sezai Bey’e gösterince, endişeye kapılan dayısı kartı hemen yok eder. Ayrıca Galatasaray Lisesi’ndeki öğrenciliği esnasında, öğrenciler arasında yönetime karşı gizli teşkilat kurduğu gerekçesiyle de devamlı gözetim altında tutulmuş; hatta bir ara dönemin hafiyeleri tarafından tutuklanarak Yıldız Sarayı’na götürülmüş; suçsuz olduğu tespit edildikten sonra serbest bırakılmıştır. Ahmet Esat gerek okul içinde, gerekse okul dışında hareketleriyle kabına sığmayan, enerjik, zeki bir çocuk olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı okul idaresi tarafından da deyim yerinde ise, belalı bir tip olarak tanınmıştır.

Ahmet Esat’ın annesi ve dayısı oğullarının hafiyelerin devamlı takibi altında olmasından dolayı endişelenmişler; özellikle dayısı yurt dışına çıkması konusunda yeğenini ikna etmiştir. Yurt dışına, dayısının tanıdığı bir Yahudi simsarın aracığılıyla bir İngiliz vapur kumpanyasıyla irtibata geçilmiş; Ahmet Esat kaçak olarak bu vapura binmiştir. Ahmet Esat muhtemelen 1908 yılında İngiltere’ye gitmiştir. Bu yolculuk esnasında gemi kaptanı ile dostluk kurar ve ona İngilizce baba anlamına gelen “Dad” kelimesiyle hitap eder. Henüz 16 yaşında olan bu kıvırcık sarı saçlı, mavi gözlü sarışın çocuğu, gemi kaptanı da sever ve “Körli” adını verir. Kaptanla Ahmet Esat arasında baba-çocuk ilişkisi başlar. Kaptana, İngiltere’de kimsesi olmadığını ve okumak istediğini anlatır. Londra’da gemiden indikten sonra, kaptanla birlikte evine giden Ahmet Esat, Kaptan’ın karısı Miss Wildim tarafından da sevgiyle karşılanır. Baba olarak hitap ettiği, İngiliz kaptan kendisine her zaman iyi davranmış; ara sıra yaptıkları sohbetlerde ise, ülkesini hiçbir zaman unutmaması gerektiğini hatırlatmış; Ahmet Esat’ın Türkiye’ye ait olduğunu unutmamasını tavsiye etmiştir. Ahmet Esat bu arada İngiltere’de “Navy College”e kayd olur. Galatasaray Lisesi’nde boksa ilgi duymuş, bazı kuralları öğrenmiştir. Navy College’de ise artık profesyonel olarak boks sporu ile ilgilenmeye başlamış; hatta okulda aldığı başarılarla ün kazanmıştır. Ahmet Esat, 1914 yılında Navy College’den mezun olmuştur.

Mezun olduktan sonra İngiltere’de bir müddet kalmış; bu arada Fransa başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerini de gezmiştir. İngiltere’de kaldığı yıllarda İngilizce bilgisini çok geliştirmiş; bir İngilizden daha fazla bu dilin ayrıntılarını, gramer kurallarını öğrenmiştir. O kadar ki, İngiliz dilinin her türlü şivesini rahatlıkla konuşabilecek düzeye gelmiştir.

Yurt dışında kaldığı süre zarfında, Batı uygarlığını, Batı insanının hayat tarzını çok yakından incelemiş; daha sonraki hayatında ise, bunları bir bir uygulamaya koymuş; bir Avrupalı gibi yaşamaya dikkat etmiştir. Avrupa’da yaşadığı süre zarfında Avrupa sosyetesi ile birlikte olan, onların meclislerine katılan Ahmet Esat Tomruk, eğlence hayatı ile de yakından ilgilenmiş; Avrupa şehirlerindeki hayatı, çoğunlukla zengin kişilerin devam ettikleri merkezlerde geçmiştir. Avrupa’nın çeşitli ülkelerine yaptığı seyahatlerle bilgi ve kültürünü arttırmıştır.

Ahmet Esat Tomruk, Galatasaray Lisesi’nde amatörce, Navy College’de öğrenci iken profesyonelce ilgilendiği boks sporu ile Avrupa’da artık bir profesyonel gibi uğraşmaya başlamış; ringlerde isminden bahsedilir olmuştur. Ahmet Esat Tomruk, 2 Ağustos 1914 tarihinde Birinci Dünya Savaşı başlayıp, Almanya’nın Fransa’ya savaş ilan etmesi üzerine ülkesine dönmenin daha uygun olacağına kanaat getirerek 1914 yılı Ağustos ayında İstanbul’a dönmüştür. Seferberlik ilan edildiğinden bir müddet sonra Ahmet Esat da Topçu Asteğmeni olarak Çanakkale cephesine sevkedilmiş; V. Ordu karargâhında göreve başlamıştır. Çanakkale cephesinde hastalanan Ahmet Esat’a bir müddet tebdil-i hava verilir ve İstanbul’a gönderilir. İstanbul’da kaldığı süre zarfında iznini ihlal edince, durum mahkemeye intikal eder; Enver Paşa’nın aracılığıyla kurtulur ve tekrar cepheye gönderilir. Özellikle Çanakkale cephesinden İstanbul’a gizli olarak gelen, İngiliz denizaltıları ile ilişkiler kuran Ahmet Esat Bey, Lawrens adıyla anılan ünlü İngiliz casusunun peşine takılmış, bir müddet onun faaliyetleri hakkında hükümete bilgiler aktarmıştır. Ahmet Esat Tomruk bu arada Büyük Cemal Paşa diye bilinen İttihatçıların meşhur lideri ile de yakın diyalog kurmuş, onun güvendiği kişiler arasında yer almıştır. Çanakkale muharebelerinden sonra İstanbul’a dönünce, yine boks sporuyla ilgilenmeye devam etmiştir. Bu sırada, öğrencilik yıllarından beri fikirlerini kendine yakın bulduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti ile de yakın temasa geçmiştir. Cemiyetin İstanbul şubesinde faaliyette bulunmuştur. Ahmet Esat Tomruk bu arada, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin askeri kanadı tarafından kurulmuş olan ve ülkenin her yanında çeşitli meslek gurubu, cins ve mezhepten insanların görev yaptığı Teşkilat-ı Mahsusa’nın örgütüne kayıt oldu. Teşkilat-ı Mahsusa’da önemli görevleri üstlendi. Ünlü İttihatçılardan Kara Kemal ve Dramalı Rıza Beylerden çetecilik dersleri aldı. Bir ara Kutulammare’de esir edilen İngiliz Generali Tawshen’in yanına haps edilerek ondan gerekli bilgileri almakla görevlendirildi.

Ahmet Esat Tomruk’un Birinci Dünya Savaşı dönemindeki faaliyetleriyle ilgili bilgilerimiz son derece kısıtlı bulunmaktadır. Teşkilat-ı Mahsusa’nın içerisinde yer aldığı, önemli görevler üstlendiği bir gerçektir. Anılarından öğrendiğimiz kadarıyla, Mütareke Dönemi’ndeki faaliyetleri hakkında bilgiler daha ayrıntılı olarak yansıtılmıştır.

1918 yılında İstanbul’un işgalinden sonra; İngilizler’in şehirdeki baskıları giderek artmıştır. İngilizler İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelenlerini tutuklamaya başlamışlar; başkentte adeta bir İngiliz terörü estirilmeye başlanmıştı. Bu sırada İngiliz boksörlerle de ringlerde mücadele edip, başarılar kazanan Ahmet Esat Tomruk; sporcu İngiliz askerlerinin de ilgisini çekmiştir. Hatta bir İngiliz gibi bu dili konuşması; İngilizler tarafından sempati ile karşılanmasına neden olmuştu.

Ahmet Esat Tomruk’un, İngilizler tarafından tutuklanan İttihatçıları kurtarma yolundaki gayretleri ve İngilizlerle yürüttüğü pazarlık bir sonuç vermemiş; bu çabalarından dolayı İngiliz istihbaratı tarafından tutuklanarak Beyoğlu’ndaki İngiliz hapishanesine atılmıştır. Bu hapishanede pek çok işkenceye maruz kalan Ahmet Esat Bey; bir ara firar teşebbüsünde bulunmuş; yabancı bir gemiyle yurtdışına kaçarken Çanakkale Boğazı’nda yapılan arama sırasında yakalanmış ve tekrar İstanbul’a getirilerek hapse atılmıştır. Bir süre sonra da İstanbul’dan alınarak Çanakkale’de bulunan İngiliz Sahra Hapishanesi’ne gönderilmiştir. Orada Hintli Müslüman askerlerle yakın ilişkiye girmiş; onların sempatisini kazanmış; bir müddet sonra da buradan kaçmayı başarmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Sayın; Dr.Zekeriya Türkmen
    paylaştığınız bilgiler için teşekkür ederim. Çocukluktan delikanlılığa geçiş yıllarımda İngiliz Kemal”i okurken kendimi onun yerine koyardım. Ve ne yazık ki kadir bilmezler olarak İngiliz Kemal’i de küstürdük; ama onlar katıksız yurtsever oldukları için biz vefasızlardan vefa bekleyecek kahramanlar değildiler.
    Işıklar içinde uyusun. Sizinde elinize yüreğinize sağlık.

  2. Sait Dinç dedi ki:

    çok güzel bir yazı olmuş.. elinize sağlık..

BİR YORUM YAZ