YUNAN MEZALİMİNİN ULUSLARARASI ALANDA TESCİLİ

YUNAN MEZALİMİNİN ULUSLARARASI ALANDA TESCİLİ

Bu arada gerek İzmir’in işgaline ve gerek iç bölgelerde gerçekleşen işgal ve katliamlara şahit olanlar ile Yunan mezalimine maruz kalan kişilerin tespitine ve heyet huzuruna çıkarılmalarına gayret edildi. Bu kişiler arasında hukukşinaslar ile yabancı dil bilenlerin öncelikli olarak tespit edilmesi ve heyetle görüştürülmeleri Valilikten istendi.[40]

Nezaretler ve Valilik tarafından toplanan belge, fotoğraf ve görgü şahitlerinin yazılı ifadeleri Meclis-i Vükelanın onayından sonra heyete sunulmak üzere kitap haline getirildi.[41]

İzmir valiliğinin bu çalışmalarına ek olarak Harbiye Nezareti de askeri makamların yazışmalarını topladı. Harbiye Nezareti’nin Dahiliye Nezareti’ne takdim ettiği dokümanlar şunlardı:

  1. İzmir Nüfus İstatistiği,
  2. Mezalime ait Harbiye Nezareti’nce yayımlanan birinci kitap (Türkçe)
  3. Birinci kitabın Fransızca nüshası
  4. Mezalime ait ikinci kitap (Müsvedde halinde Türkçe)

Toplanan bu resmi belge ve fotoğrafların dışında İzmir Müdafaa-ı Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti tarafından iki eser bastırılarak Dahiliye Nezareti’ne teslim edildi.[42]

Yunan baskısı sebebiyle heyet karşısına çıkarılması planlanan şahitlerin bir kısmı, gizli yollarla bölgeye sokulurken, diğer bir kısmı da İstanbul’a getirilerek, burada heyet huzuruna çıkarılmaları düşünüldü.[43]

Heyet üyeleri, farklı tarihlerde İstanbul’a geldikleri için ilk toplantı ancak 12 Ağustos’ta, İtalyan Büyükelçiliğinde yapıldı.[44] Bu toplantıda Harbiye, Hariciye ve Dahiliye Nezaretleri İzmir hadiseleriyle ilgili olarak hazırladıkları raporları heyete verdiler. İstanbul’da toplanmış olan bazı şahitlerin heyet tarafından dinlenmesi için yapılan müracaat üyelerce yerinde bulunarak, kabul edildi. Bu, aslında önemli bir başarı sayılırdı. Heyet, bu müracaatı Osmanlı Hükümeti’nin bir siyasi oyunu olarak görebilir ve şahitleri dinlemeyebilirdi. Ama korkulan olmadı ve heyet üyeleri İzmir’e gideceği güne kadar İzmir eşrafından bir kaçını dinlemeyi kabul etti. Tahkik Heyeti, resmi görüşmeden sonra ilk olarak İstanbul’da bulunan 17. Kolordu kumandanı Ali Nadir Paşayı dinledi.[45]

İkinci toplantısını 16 Ağustos’ta ABD Büyükelçiliğinde yapan heyet burada İzmirlilerden oluşan bir grubu kabul ederek onlarla görüştü. Ertesi gün İzmir Müdafaa-ı Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti temsilcilerini kabul eden heyete mezalime dair belgeler ve İzmir Vilayeti’nin nüfus istatistikleri takdim edildi.[46]

İstanbul’da ki son toplantılarını 19 Ağustos’ta yapan heyet üyeleri İzmir eşrafından Haydar Rüştü, Muvaffık ve Mazhar Beyleri dinledi.

İstanbul’a geldikleri ilk günden beri Türk basınının ilgisiyle karşılaşmış ve çalışmaları büyük bir dikkatle takip edilen heyetin Amerikalı üyesi Amiral Bristol, İfham gazetesi muhabiriyle 20 Ağustos’ta heyetin çalışmalarına dair yaptıkları söyleşide; heyetin İstanbul’daki çalışmalarını tamamladığını, fakat buradan tam bir kanaat elde etmenin mümkün olmadığını, dolayısıyla İzmir ve çevresinde incelemeler yaptıktan sonra gereken raporun hazırlanacağını söyledi.[47]

Heyetin İzmir’e gideceğinin haber alınması üzerine Dahiliye Nezareti İzmir İstanbul’daki son toplantılarını Valiliğine gönderdiği yazıda gerekli hazırlıkların yapılmasını istedi. Fakat bu talimatın gönderilmesinden çok önce Vali İzzet Bey bütün hazırlıkları zaten tamamlamıştı.

Heyetin İtalyan ve Fransız üyeleri 20 Ağustos’ta, diğer üyeler ise ertesi gün İzmir’e ulaştılar.

Şehre gelen üyelerin tamamı indikleri tarih itibariyle Vali İzzet Beye nezaket ziyaretinde bulundular. Bu ziyaretler esnasında İzzet Bey tarafından kendilerine İzmir’de yaşananlar ile ilgili geniş bilgiler verildi.[48]

Heyette görevlendirilen Kadri Bey de 22 Ağustos’ta İzmir’e geldi.[49]

Tahkik heyeti İzmir’deki ilk toplantısını 23 Ağustos’ta ikametlerine tahsis edilen Mekteb-i Sultani’de yaptı. Toplantıya geçilmeden önce Müftü Rahmetullah Efendi ile Belediye Reisi Hacı Hasan Paşanın başkanlığında İzmir’in ileri gelenlerinden oluşan bir heyet, generalleri ziyaret etti. Müftü ve belediye reisi, yaptıkları kısa konuşmalarda adaletin tecelli edeceğine dair inançlarını belirterek, Tahkik heyetinin yapacağı incelemeler neticesinde ortaya çıkacak olan gerçeklerin Paris Barış Konferansı’nca da takdir edileceğini umduklarını söylediler.[50]

İzmir ileri gelenlerinin ziyaretinden sonra toplantı odasına kabul edilen Vali İzzet Bey, Türk tarafının dinlenmesini istediği kişilerin adlarını ihtiva eden bir listeyi generallere takdim etti.[51]

24 Ağustos gününü dinlenerek geçiren Tahkik heyeti, ertesi gün yaptığı toplantıda ilk olarak Vali İzzet Beyle mülakat yapmayı uygun buldu. Üyeler görüşme sırasında Valiye daha ziyade 15-17 Mayıs günlerinde İzmir’de cereyan eden hadiselere ilişkin sorular yönelttiler. İzzet Bey kışladan ateş edilip edilmediği sorusuna verdiği cevapta; işgal sonrasında bu tür iddiaların ortaya atıldığını, hatta Vilayet konağından dahi ateş edildiği yönünde Yunanlıların gerçek dışı iddialarda bulunduğunu belirterek, kışladan ateş edilip edilmediği hususunda bilgi sahibi olmadığını, buna karşın Konaktan ve halk arasından Yunan birliklerine kesinlikle ateş edilmediği cevabını verdi. İzzet Bey, işgalin ilk günü bir çatışmaya meydan vermemek için Vilayet konağında bulunan jandarma kuvvetini silahsızlandırdığı için Yunan askerlerine ateş açılmasının kesinlikle ihtimal dışı olduğunu da sözlerine ekledi. İzzet Bey şehirde yaşanan Yunan vahşetine ilişkin özet olarak şu beyanatta bulundu:

“İşgalin birinci günü kendi gözlerimle konağın avlusunda 7-8 ölü ve basamaklarda da iki tane gördüm İlk üç gün içerisinde Müslümanların evleri bahanesiz ve tasavvur edilemez biçimde kurşuna tutulup, basılıp, yağmalandığı ve kadınlarla, kızların ırzına geçildiği konusunda bana yüzlerce şikayet ulaşmıştır.

İşgalin dördüncü günü rezalete son verilmek istendi. Fakat o zamana kadar bütün cinayetler bir yana bırakıldı ve cezasız bırakıldı.

Hapishaneler yüzlerce ve binlerce suçsuz günahsız Müslümanlarla doldurulmuş ve orada akla hayale gelmeyecek işkenceler uygulandı.”.[52]

İzzet Bey, beyanatını daha sonra 26 sayfa halinde Fransızca kaleme alarak heyete takdim etti.[53]

Heyet üyeleri 26 Ağustos’ta yaptıkları toplantıda işgal esnasında Yunan askerlerinin neler yaptıklarına şahit olan birkaç yabancı uyruklu kişiyi dinledikten sonra, Rum Metropoliti Hrisostomos’u kabul etti. Metropolite işgal esnasında Yunan askerlerini neden kutsadığı başta olmak üzere üç gün boyunca yaptığı şeylere dair sorular soruldu. Fakat metropolitin verdiği cevaplar heyet tarafından inandırıcı bulunmadı.[54] Metropolitin toplantı salonundan sıkıntılı bir şekilde çıkması ve üyeleri eleştiren tarzda konuşması Yunanlıları telaşlandırmaya başladı. Bu atmosfer içinde Yunan Fevkalade Komiseri Stergiadis, salona davet edildi. Görüşme yaklaşık üç saat sürdü. Heyet, Stergadisten sonra İzmir Jandarma Kumandanı Miralay Hilmi beyle beraber birkaç kişinin daha ifadesine başvurarak bugünkü toplantısını tamamlamış oldu.[55]

28 Ağustos günkü toplantıda ise Averof Zırhlısı kumandanı Mavridis ve bir Rum tüccarıyla görüşen[56] heyet üyeleri, ertesi günkü toplantıda işgal esnasında Türklere karşı kötü muamelede bulunan birkaç Yunan subayını dinledi. 30 Ağustos’ta yapılan toplantıda ilk olarak Kadri Beyi, arkasından İzmir Rüsûmat Baş Müdürü Agah Bey ve 17. Kolordu Komisyon Reisi Erkân-ı Harp Kaymakamı (Yarbay) Kemal Beyi dinleyen heyet, daha sonra Müftü ve Belediye Reisini kabul etti. Kemal Bey verdiği ifadede işgal esnasında Türk makamlarının kendilerine emredildiği şekilde davrandıklarını, Yunanlıların üzerine ne kışladan, ne de diğer resmi binalardan ateş açılmadığını beyanla bu tür gerçek dışı iddiaların Yunanlılar tarafından işgal esnasında yaptıkları katliamlara bahane bulmak amacıyla çıkarıldığını söyledi.[57]

1 Eylül günü öğleye kadar Amerikan, İngiliz, Fransız ve İtalyan uyruklu ona yakın kişiyi dinleyen heyet, öğleden sonra Yahudi Cemaati lideri Hahambaşını kabul ederek bir süre görüştü.[58]

Heyet üyeleri, 2 Eylül’de Yunan askerlerince kötü muameleye maruz bırakılan 9 Türk kadınını kabul ederek başlarından geçen hadiseleri bütün ayrıntılarıyla not aldı.[59]

Heyet üyeleri, 3 Eylül’de İtalyan generalinin başkanlığında toplanarak iki önemli karar aldı:

Bunlardan birincisi, işgal günü meydana gelen olayların baş sorumlusu olarak görülen Yunan İşgal Kuvvetleri kumandanı Albay Zafirio’nun heyete İzmir’e çağrılmasıydı.[60]

İkinci karar ise, İtilaf Devletleri tebaasının İzmir’in işgali ve sonrası günlerde görmüş olduğu maddi ve manevi zararların tespiti ve tazminini sağlamak için bir alt komisyon oluşturulması idi. Heyet zararların tespitini sadece İtilaf Devletleri tebaasıyla sınırlı tutmayarak Türkler başta olmak üzere diğer milletlere mensup kişilerinde maruz kaldığı zararların tazmini için ikinci bir komisyon daha oluşturdu.[61]

Heyet Atina’dan getirilmesini istediği Miralay Zafirio’yu 4 Eylülde kabul ederek, işgal esnasında vuku bulan olaylar hakkında kendisinden bilgi aldı.[62] Heyet üyeleri 5 Eylül günkü toplantıda ise Kadri Beyi ikinci kez dinledikten sonra, İzmir’deki çalışmalarının yeterli olduğuna kanaat getirerek Aydına gitmeye karar verdi.

Bu gelişme karşısında Dahiliye Nezareti, 7 Eylül’de Denizli Mutasarrıflığına gönderdiği yazıda heyetin şikayetine sebep olacak herhangi bir karışıklığa meydan verilmemesini istedi.[63] Aynı yönde Vali İzzet Beyde Nazilli ve Çine Kaymakamlıklarını uyararak heyetin huzuruna çıkarılacak şahitlerin hazır edilmesini talep etti.[64]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ