XX. YÜZYILIN SONLARINDA BATI SİBİRYA’DA ŞEHİRLİ KAZAKLARIN KÜLTÜRÜ

0 80

Şolpan K. AHMETOVA

Bilindiği gibi, maddi kültürde yaşanan evrim, esnekliği ve değişebilirliği ile tanımlanmaktadır. Endüstrileşme süreci sonucunda maddi kültürün birçok unsuru tekleşme ve standartlaşmaya uğramıştır. Şehir maddi kültürü ve endüstri üretiminin gelişmesi etnik özelliklerin kaybolmasına yol açmıştır.

1959-1968 yılları arasında Rusya Federasyonu (RSFSC) Bakanlar Kurulu ve Yüksek Şurası, “köy tipi yerleşim birimlerinin şehir tipi kasabalara reorganize edilmesi” ve “sanayi bölgelerinde standartlaştırılmış yerleşim birimlerin kurulması”[1] hakkında bir dizi karar kabul etti. Kararlar gereğince verimsiz olduğu belirlenen ve tasfiye edilen yerleşim birimleri arasında birçok Kazak aulu (köy) da yer aldı. Bunun sonucunda 1970 ve takip eden yıllarda Kazakların, Batı Sibirya’nın küçük şehir, kasaba ve Omsk’a göçleri artış göstermiştir. Karar, betonarme ve demir çelik konstrüksiyonlu çok katlı binaların inşasını öngörmekteydi.[2] Böylece son 30 yılda Kazakların mesken şartlarında, çok katlı, konforlu evlere yerleşmeleri nedeniyle önemli değişiklikler görülmüştür. 1970-1980 yılları arasında Kazakların yoğun olarak yaşadıkları Kirov ve Kuybışev bölgelerinde müstakil evlerin büyük bölümü yıkılmıştır. Buna rağmen küçük yerleşim birimlerinde yaşayan Kazakların büyük kısmı arsalı veya arsasız müstakil ev sahibidir. Müstakil evleri yapı şekli itibariyle yeni model ve XX. yüzyılın ilk yarısına ait modeller olarak ikiye ayırabiliriz. Yeni model evler, betonarme, tuğla vb. modern inşaat malzemeleri kullanılarak yapılmaktadır. O. M. Provatorova, bu evlerin genelde 2, 3 veya 4 odalı, geniş ve çok sayıda pencereli, ahşap zeminli olduğunu, temelinin beton veya tuğladan atıldığını belirtmektedir.[3]

Evlerin ısıtma mekanizması, sanayi üretimi metal veya tuğladan yapılmış soba ve buharlı kaloriferlerle sağlanmaktadır.

Eski model evler, XIX. yüzyılın sonu XX. yüzyılın başlarındaki Kazak geleneksel yapısının temel özelliklerini taşımaktadır. O. M. Provatorova, eski model evlerin saman tuğlasıyla yapıldığına dikkat çekmektedir.[4] Bununla birlikte, günümüzde bu tip evlere rastlanmamaktadır.

Evler genelde, zamanla değişen modaya uygun olarak modern mobilyalarla döşenmektedir. 70’li yıllarda salonlar, yatak, masa ve sandalye, vitrin dolap, büyük ayna ve bazen kitaplık veya yazı masasıyla donatılmaktaydı. 80’li yıllarda ise salonlar, sadece duvar boyu mobilya ve oturma grubu ile döşenmekteydi. Evlerde çamaşır makinesi, buzdolabı, televizyon, radyo, teyp, elektrik süpürgesi vb. gibi ev eşyaları yaygın olarak kullanılmaktaydı.

Çok katlı evlerde yaşayan Kazaklar geleneksel ev eşyalarına, fabrika üretimi eşyaları tercih etmektedirler. Konuyla ilgili yapılan ankette, katılımcıların Omsk’ta %61.7, Omsk vilayetinde %67.5 ve Novosibirsk vilayetinde %76.2’si evinde geleneksel ev eşyasının bulunmadığını belirtmiştir. Kısa Kazak masası sadece misafirleri ağırlarken kullanılmakta, geleneksel Kazak halısı (alaş) yerine fabrika üretimi halılara yer verilmektedir.

Anketlere katılan Kazakların büyük bölümü arsalı müstakil evleri apartman dairelerine tercih etmektedir. Günümüzde şehirlerde arsalı müstakil ev sahipleri, tavuk, ördek, kaz, koyun, keçi, inek, at vb. evcil hayvan beslemektedir. 80’li yıllarda, Rusların da etkisiyle, şehirli Kazaklarda bahçıvanlığa olan ilgi gittikçe artmıştır. Kazaklar bahçelerinde başta patates olmak üzere çeşitli sebze ve meyve yetiştirmektedirler. Kazakların büyük bölümü araba sahibidir. Şehirlerde el yapımı ve fabrika üretimi demir, betonarme veya tuğla garajlar kullanılmaktadır.

Batı Sibirya Kazaklarının giyim kuşamı da önemli değişime uğramıştır. Milli giysilerin esas kullanıcıları 60 yaş üstü insanlardır. Yapılan anketlerde katılımcıların büyük bölümü, daha fazla etnik özelliklerin baş giyiminde ve süs eşyalarında olduğunu belirtmişlerdir. Milli çizgiler ağırlıklı olarak kumaş seçiminde ortaya çıkmaktadır. Geleneksel giysiler, çeşitli ipek, atlas, kadife gibi kumaşlardan dikilmektedir.

Şehir tipi kıyafete geçişte erkekler kadınlara kıyasla öncü olmuştur. Yaşlı insanların kıyafetinde geleneksel çizgiler daha ağırlıktadır. Özellikle başa takılan eşyalarda (fesler, kürk şapkalar-tımak, borıklar), kıyafetlerde (şapan, beşmet), ayakkabı çeşitlerinde (yüksek erkek çizmesi-baypagı veya koyşe bar etık, hem erkek hem kadınlar için kısa çizme-maşe) geleneksel çizgiler dikkat çekmektedir. Bayramlarda ve günlük hayatta giyilmek üzere iki çeşidi olan şapan, en çok tercih edilen kıyafet çeşididir. Geleneksel giyim çeşitleri genellikle evde dikilir veya Kazakistan’dan getirilmektedir. Sadece milli kıyafet kullanan erkeklere rastlamak zordur. Genelde modern ve geleneksel giysilerin karması şeklinde kıyafet tarzı tercih edilmektedir.

Kadın kıyafetlerinde geleneksellik daha fazla göze çarpmaktadır. Erkeklerden farklı olarak, her yaş grubu kadında geleneksel süs eşyası kullanımı ve evli kadınların baş örtüsü takması yaygındır. Üst yaş grubu kadınlar, genellikle üstüne yelek giyilen geleneksel elbiseleri tercih etmektedirler. Ayrıca yaşlı bayanlar geleneksel alt pantolon-dambal ve kısa çizme-maşe[5] kullanmaktadırlar. Evli kadınlar, ensede düğümlenen baş örtüsü takmaktadırlar. Eski dönemlerde yaygın olan bezeklerden günümüzde altın veya gümüş küpeler (sırga), yüzükler (juzuk), bilezikler (blezık) kullanılmaktadır. Geleneksel süs eşyaları Kazakistan’dan satın alınmakta veya yerel Kazak kuyumcular (zerger) tarafından yapılmaktadır. Bezekler milli motiflerle süslenmektedir.

80’lerin sonları 90’ların başlarında ülkede etnik münakaşaların yoğunlaşması ve demokratikleşme sürecinin hızlanması, Kazak gençlerinde milli değerlere olan ilginin daha da artmasına yol açmıştır. Geleneksel kıyafetler son zamanlarda gençler tarafından da rağbet görmektedir.

Geleneksel kıyafetler esasen milli ve dini bayramlarda giyilmektedir. Yaşlı insanlar günlük hayatta da milli kıyafetleri kullanmaktadırlar. İş ve toplum içinde daha çok resmi kıyafetler tercih edilmektedir. Bu, aynı zamanda geleneksel ve resmi kıyafetlerin kullanım alanlarının belirlenmesi açısından da yararlı bir ipucu oluşturmaktadır.

Maddi kültürün esas unsurlarından biri de mutfak kültürüdür. Batı Sibirya Kazaklarının en önemli gıda maddesi et, un ve süt mamulleridir. Süt mamulleri içerisinde, inek sütü daha çok tercih edilmektedir. Kent kesiminde yaşayanların bir bölümü küçük ve büyük baş hayvan besleme olanağına sahiptir. Şehirlerde et ve süt mamulleri dükkan ve pazarlardan temin edilmektedir.

Kazak yemek kültüründe en önemli gıda maddesini koyun ve at eti oluşturmaktadır. Misafir ağırlarken, düğün ve cenaze törenlerinde tercih her zaman bunlardan yanadır. Kazaklar, genellikle, hazır et almak yerine hayvan kesmektedirler. Çünkü hayvan kesimi İslam gelenekleri çerçevesinde yapılmaktadır. Hayvanın ayakları bağlanır, başı kıbleye doğru olacak şekilde yere yatırılır ve dua okunduktan sonra boğaz kısmından başı kesilir. Derisi soyulduktan sonra parçalara ayrılır.[6] At kesildiği gün ev sahibi taze et, ciğer ve patates kızartması (kuurdak) şeklindeki geleneksel yemeğini hazırlamakta, daha sonra ise komşuları ve kesimde katkıda bulunanları davet etmektedir. Batı Sibirya Kazaklarında “sogım” olarak tanımlanan kışa at eti hazırlığı geleneği çok yaygındır. Baharın gelişiyle kıştan kalan et islenir. Et isleme, Omsk vilayeti Kazaklarında yaygınken Novosibirsk vilayetinde kurutulmuş et tercih edilmektedir.[7]

Batı Sibirya bölgesi Kazaklarında bitkisel gıda bir diğer önemli besin maddesidir. Un ve unlu mamullerden ekmek, juka nan, taba nan, şelpek vb. çörek çeşitleri ve hamur yemekler hazırlanmaktadır. Kazak günlük mönüsünde ayrıca gözleme (kuymak), patates, et, ciğer, lahana, lor veya pirinç ve yumurta içli börek (birek) bulunmaktadır.

Kazak geleneksel mutfağında diğer halkların yemek çeşitlerinin de izini bulmak mümkündür. Örnek olarak Tatar mutfağından baliş (içi etle doldurulmuş bir çeşit hamur yemek), Rus ve diğer halkların mutfağından köfte, mantı, pilav, borş (lahanadan hazırlanan bir çeşit sulu yemek, sebze çorbası), tatlı ve pasta çeşitleri vb. gösterilebilir.

Rusların etkisiyle gelişen bahçe kültürü, patates vb. sebzelerin Kazak yemek mönüsüne girmesini sağlamıştır. Patates günlük mönünün ayrılmaz parçası haline gelmiştir.

Hem köy hem de şehirlerde misafirlere etli yemeklerin yanında çeşitli turşu ve salatalar verilir. Geleneksel bayramlarda yemek ve çay sofrası düzenlenirken doğum günü partileri, yılbaşı vb. kutlamalarda masalar Avrupa standartlarına göre kurulmaktadır.

Kazak mutfak kültürüne yabancı olan balık ve mantar çeşitleri günümüzde orta ve genç kuşak insanların sofralarını süslemektedir. Cenaze yemeklerinde ve yıl boyunca her perşembe şelpek pişirilir, düğün merasimlerinde kuyruk yağından pişirilmiş çörek (kuyruk baur), bebek doğumu nedeniyle düzenlenen törenlerde ise kuyruk yağı ve boyundan yemek hazırlanır.[8]

Günümüzde şehirlerde modern mutfak eşyaları yanında fabrika üretimi geleneksel eşyalar da kullanılmaktadır. Font kazanlar (kumra, kazan), çini ve porselen kaseler (kese) çok yaygındır. Eskiden et yemekleri için kullanılan büyük tahta tabakların yerini emaye, porselen, çini veya metal tabaklar almıştır. Fabrika üretimi olan büyük emaye tencereler (şara) misafir ağırlama törenlerinde yaygın bir şekilde kullanılarak geleneksel hale gelmiştir.

Görüldüğü gibi Kazak maddi kültüründeki değişim süreci yeni, modern ve geleneksel unsurların bir arada yaşatılması şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Batı Sibirya Kazaklarında çift dilliliğin çok yaygın olduğunu söylemek mümkündür. A. Pranda çift dilliği bilinçaltında iki dil sisteminin oluşması ve iki dilde konuşma yatkınlığının ortaya çıkması şeklinde tanımlamaktadır.[9] Söz konusu toplulukta çift dillilik, Kazakça ve özellikle ağırlıklı olarak Rusçayı rahatça konuşabilme ve kullanma şeklinde kendini göstermektedir.

Rusça konuşma oranı her yaş grubunda yüksektir ve Batı Sibirya genelinde %91.5’tur. Kazakça konuşabilme oranı ise sadece %38.6’dır. Kazakça konuşma oranı üst yaş gruplarında diğer gruplara göre daha yüksektir.

Kazakça konuşan, fakat yazılı dilde kendini ifade etme yeteneğinden yoksun kent kesimi Kazakların oranı %30. 2, Rusça konuşanların ise %4.2’dir. Sadece Rusça konuşabilenlerin sayısı okuryazarlığı olmayan veya Kazakça eğitim gören üst yaş grubunda daha yüksektir. Kazakça konuşanların oranı 30-34 yaş grubu içerisinde %24.7, 50-59 yaş grubu içerisinde ise %33.6’dır.

Bölgede eğitimin Rusça olması, küçük ve orta yaş gruplarında Kazakça konuşma oranının düşük seviyede seyretmesinin başlıca nedenidir.

Novosibirsk ve Omsk vilayeti küçük yerleşim birimlerinde Rusça konuşabilenlerin sayısı Kazakça bilenlerin iki katından fazladır. Yapılan ankette 49 yaş altı gruplarda Rusça konuşabilme oranı %93, 50-59 yaş grubunda %81 ve 60 yaş üstü gruplarda ise %67.1 olarak belirlenmiştir.

Anket sonuçları bölgesel açıdan Omsk vilayeti küçük yerleşim birimlerinde Kazakça konuşabilme oranının Novosibirsk vilayetine kıyasla daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bunun başlıca nedeninin Novosibirsk vilayetinde Kazak sayısının düşük olması ve dağınık şekilde yerleştirilmeleri olduğu söylenebilir.

Rusça konuşanların oranı her iki vilayette de yüksektir. Omsk şehrinde yaşayan Kazakların Rusça ve Kazakça konuşabilme oranlarının analizi 50-59 yaş grubunda Kazakça konuşabilenlerin oranının yüksek olduğunu (%66.6) göstermektedir. 25 yaş altı grupta bu oran sadece %11.1 olarak belirlenmiştir. Rusça konuşma oranları 60 yaş üstü grup dışında diğer yaş gruplarında yüksektir.

Böylece elde edilen sonuçlar, bölgedeki kent kesimi Kazakların üst seviyede Rusça ve düşük seviyede Kazakça konuşabildiklerini göstermektedir. Rus dilli nüfusun ağırlıkta olduğu göz önünde bulundurulursa doğal olarak böyle bir durumun ortaya çıkması kaçınılmazdır. Rusça günlük hayatın her alanında Kazakçaya oranla oldukça fazla kullanılmaktadır.

Kazak manevi kültür alanında genel kültür düzeyi oldukça düşüktür. Yapılan ankette Kazak şair ve yazarlarla ilgili bir soruya, katılımcıların %48’i Abay’ı, %23.5’i Sabit Muganov’u, %23.4’ü Muhtar Avezov’u, %22.1’i Saken Seyfullin’i, %17.5’i Oljas Süleymanov’u, %11.9’u ise Canbul Cabayev’i tanıdığı yanıtını vermiştir. Katılımcıların %34’ü halk destanlarının adını söylemekte zorlanırken, bazıları adlarını yanlış söylemiş, birçoğu ise konusu hakkında bilgi verememiştir.

1989 yılında yapılan ankette katılımcıların %94’ü Omsk okullarında Kazakça derslerinin verilmesinden yana olduklarını belirtmişlerdir. Fakat gerçekte durum bundan çok farklıdır.

1990’lı yılların ilk yarısında Kazak milli kültür merkezlerinin inisiyatifleriyle Omsk’da bulunan Znaniye (bilim) kitap evinde açılan Kazakça edebiyat bölümü ilgisizlikten dolayı kapatılmıştır. “Kazak Tili” Cemiyeti’nin çabalarıyla son 10 yılda okullarda açılan Kazakça dil öğretim kursları ilgi görmemektedir.

1989-1993 yılları arasında yapılan anketlerde tiyatro ve konser izleyicilerinin %53.7’si Kazakça, %29.5’i Rusça ve %16.8’i ise her iki dilde izlemeyi tercih ettiklerini belirtmiştir. Katılımcıların cevaplarından gençler ve orta yaş erkeklerde milli bilincin geliştiği sonucuna varmak mümkündür.

Uzmanlara göre Omsk vilayeti Kazaklarının dili, tarihsel ve bölgesel nedenlerden ve Rusçadan alınan kelime çokluğundan dolayı diğer Kazak şivelerinden farklıdır.[10] Omsk Kazaklarının konuşmasını bu yüzden temiz Kazakça olarak tanımlamak çok zordur. Bu durum, günlük konuşma tarzında Rusçanın her alanda Kazakçanın yerine geçtiği gerçeğinin bariz örneğidir.

Sonuç olarak Batı Sibirya kent kesimi Kazaklarında eşitsiz çift dilliliğin yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Yüksek seviyede Rusça ve düşük seviyede Kazakça bilgisi, hayatın her alanında Rusçanın hakim olmasına yol açmaktadır. Bu durum, yakın gelecekte Kazakçanın fonk siyonlarını tamamen kaybetmesi tehlikesini de beraberinde getirmektedir. İngvar Svanberg böyle bir gelişmenin Türkiye’deki Kazaklarda görüldüğünü belirtmektedir. Türkiye Türkçesinde eğitim ve çevrenin, Kazakçanın unutulmasına yol açtığını ve genç Kazak kuşağının Kazakça bilgisinin çok zayıf olduğunu ve bu dilde okuyamadıklarını ve yazamadıklarını sözlerine eklemektedir.[11]

Fakat Rusça bölge Kazaklarının yüksek seviyede konuşabildiği ve kullandığı dil olsa da, 1989 yılı nüfus sayımı sırasında Omsk vilayetinde yaşayan Kazakların %92.1’i, Novosibirsk vilayetindeki Kazakların ise %79.1’i ana dili olarak Kazakçayı belirtmiştir. 1959 ve 1970 yıllarındaki nüfus sayımları bu dönemin nüfus asimilasyonunun hızlı bir gelişme kaydettiği dönem olduğunu göstermektedir. Bu dönemlerde Omsk vilayeti yerleşim birimlerinde yaşayan Kazakların, ana dili olarak Rusçayı belirtenlerin oranı %4.1’den %10.6’ya yükselirken, Kazakçayı ana dil olarak belirtenlerin oranı ise %95.7’den %89.1’e gerilemiştir. Bir sonraki nüfus sayımında tersi bir durum ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni, 1959-1970 yılları arasında vilayetin kırsal ve komşu bölgelerinden göçün düşük seviyede seyretmesi ve bu dönemde RSFSC Bakanlar Kurulu ve Yüksek Şurası’nın kolhoz ve sovhozların büyütülmesi ve kırsal alanlardaki yerleşim birimlerinin işçi kasabalarına reorganize edilmesi yönündeki kararnameleri olmuştur.[12] 1970 yılında kararların uygulanması sonucunda verimsiz olarak tanımlanan kırsal yerleşim birimleri arasında birçok Kazak aulu kaldırılmıştır.

Bunu, nüfus sayımlarında Omsk vilayeti yaşayan Kazakların oranlarındaki değişimden görmek mümkündür. 1959 yılında Omsk vilayetinde yaşayan kentli Kazakların oranı %12.7 iken 1970’de %19.3, 1979’da %30.7, 1989’da ise %43.8 olarak belirlenmiştir. 1959 yılından 1989 yılına kadar şehirleşme hızı %31.1 oranındadır. Böylece 1959 yılından 1970’e kadar geçen dönem içerisinde doğma büyüme şehirli olan Kazakların oranı 1979 ve 1989 yıllarından daha yüksektir.

Novosibirsk vilayetinde Rusçayı anadili olarak kabul eden Kazakların oranı 1959 yılına oranla 1970 yılında %8.1 artmıştır. Bu durum 1970 yılına kıyasla 1989 yılında bir artış kaydedilmemiş ve %25.3 oranında seyretmiştir. Novosibirsk vilayeti şehirli Kazak nüfusu 30 yıl boyunca aynı düzeyde kalmış ve toplam nüfusun %0.2’ni oluşturmuştur.

Bu veriler Novosibirsk vilayetinde ana dil değişim oranının Omsk vilayetiyle kıyaslandığında daha yüksek olduğunu göstermektedir. Omsk vilayetinde 1970 yılından itibaren ana dilini Rusça olarak belirtenlerin oranında sürekli düşüş kaydedilirken Novosibirsk vilayetinde 1959 yılından 1989 yılına kadar dil asimilasyonu sürecinde artış kaydedilmiştir.

N. E. Masanov’a göre göçebe kazak kültürünü oluşturan unsurlar uzun zaman zarfında doğal kaynakları kullanma stratejilerinin geliştirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.[13] Kazaklar, devrimden önce Alaş, Tore ve Koja gibi birkaç birlikten oluşan göçebe kültürünü temsil eden bir toplum olmuştur. Bu nedenle Kazaklarda gelişmiş etnik kültür oluşmamıştır. Ayrıca, Masanov tarımsal ve endüstriyel uygarlığın göçebe kültürünü gerilettiğini ileri sürmektedir. Bu büyük halk, belleğine kazılmış bin yıllık tarihinden koparılarak geçmişini kaybetmiş, göçebe ve kültür arasında marjinal toplum haline gelmiştir.[14]

Kültür, belli bir toplumun üyelerince uzun zamanda elde edilen birikimlerden oluşur. Toplumun dağılmasıyla kültür de parçalanmaya uğrar ve kuşaktan kuşağa aktarılan gelenekler yeni ortamda anlamını kaybeder. Hızlı şehirleşme ve tarımsal uygarlığa geçiş ve dünya uygarlığında yaşanan gelişmelerin Kazaklar tarafından benimsenmesi, Rusların sayısal ve kültürel egemenliği sonucu Ruslaşma süreciyle beraber cereyan etmiştir.

Günümüz Kazak geleneksel kültürü XV-XVI. yy.’da oluşan kültürün tam tersini oluşturmaktadır. Bu olumsuzluklara rağmen geleneksel kültürleriyle bağları hala kopmuş sayılamaz.[15] Modern Kazakların geleneksel yaşam tarzı kültür unsurları köken itibariyle göçebe atalarının kültürüne dayanmaktadır.

Batı Sibirya Kazaklarında aile başlıca sosyal kurum olmaya devam etmektedir. Ataerkil düzenin bir kalıntısı olan büyüklere saygı geleneği, günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Bir Kazak atasözünde “Korgendi kogerşin aka şesesinin uş butak tomen konaktaydı” (Görgülü civciv velilerinden üç dal aşağı konar) denmektedir. Daha küçük yaşlardan itibaren çocuklara, büyükleri saygıyla karşılama ve onlarla tokalaşma kültürü öğretilmektedir. Kazaklarda yaşam ve adaptasyon için gerekli bilgiler ataerkil kanallarla aktarılmaktadır. Aynı zamanda ailenin genellikle hayvanlardan oluşan mal varlığı kuşaktan kuşağa, atadan oğula miras bırakılmaktadır. Batı Sibirya kent kesimi Kazak kültüründe erkeklerin kadınlara göre üstünlüğü bazı durumlarda açıkça görülmektedir. Düğün merasimi geleneklerinden biri olan kudalıkta dünürlerle önce yaş sırasıyla erkekler, daha sonra ise kadınlar selamlaşır. Kazak ailelerinde hala erkek çocuk kız çocuğuna tercih edilmektedir. “Ul tuganda kuanadı, şanırakka ie boladı (Erkek çocuğun doğumuna sevinilir, evin sahibi olacaktır). Kız çocukları ise Kazak aile yapısı içerisinde misafir olarak görülmektedir.

Atalarının göçebe hayatı, Kazaklarda “konuk ikram kabul ederse ev sahibini selamet bekler” inancını pekiştirmiştir. Temiz kalpten ikram, hediye, on katıyla geri döner. Çünkü her misafir kendi rızkıyla gelir. “Konak ozinin rızıgimden keledi” (Misafir kendi rızkıyla gelir), “Allahın bergen rızıgi eşkim alalmaydı” (Allah’ın verdiği rızkı kimse alamaz)

Şayet bir yolcu köye uğramadan geçip giderse bu dostça olmayan bir hareket ve hakaret olarak kabul edilir. Şehir ortamında bu türden gelenekler artık önemini kaybetmektedir. Genellikle köydeki yakın akraba ve dünürler şehre geldiklerinde saygı olarak buradaki akrabalarını ziyaret ederler. Misafirin ikramı reddetmesi hakaret olarak kabul edilir. Geleneksel etik kurallarına göre ev sahiplerinin ikram ettiğinden en azından bir dilim (ayız tiyu) almak gerekir. Şehir Kazaklarında uzakta yaşayan bir akraba geldiğinde komşuları davet etme geleneği varlığını sürdürmektedir. Misafirperverlik etiği olarak düğünden sonra yeni evlileri ve onların aile üyelerini akrabalarca davet etme geleneği çok yaygındır. Bununla beraber yemek daveti ölenin ailesine de verilmektedir. Yeni bir eve taşınan ailenin her şeyin yolunda gitmesi amacıyla toy veya kurmaldık merasimi düzenlemesi bir başka gelenektir. Şehir Kazaklarında askere giden, teskeresini alan, okula başlayan, üniversite kazanan veya bitirenler için toy ve kurmaldık düzenlenir. Göçebe soyundan gelen şehir Kazaklarının kışa hazırlık olarak at kesme geleneği çerçevesinde sogım ve kış boyunca belli bir akraba ve tanıdık çevresini davet etme geleneği çerçevesinde omırtka düzenlenir. Saygı gösterisi olarak hastaları ziyaret etmek, düğün sonrası yeni çocuğun doğumu nedeniyle hastaneden taburcu olma nedeniyle vb. olaylar sonrası tebrik ziyaretleri ve ölümler nedeniyle başsağlığı ziyaretleri yaygın gelenek halini almıştır. Bu etik kurallarına sadece yaşlı insanların riayet etmediği, gençlerin de bu kuralları yerine getirmesi sevindirici bir haldir. Kazak etnik grubu içerisinde zengin, konuksever ve geleneklere sadık insanlar şehir kültürü temsilcileri, bilimsel dereceleri olan insanlara kıyasla daha saygın bir konuma sahiptirler.

Etnograflar, şehirleşmenin hızlanması sonucu bir yandan yeni şehir kültürünün gelişmesini sağlarken öte yandan sürekli köylerden şehirlere olan göç ve şehir nüfusunun kırsal kesimle olan ilişkileri sonucunda geleneksel kültürün şehir ortamında korunduğunu ve geliştiğini belirtmektedirler.[16]

Şehirleşme hızının yüksek olması Batı Sibirya kent kesimi Kazak nüfusunun büyük bölümünü kırsal kesimlerden göç edenlerin oluşturması nedeniyle geleneksel yaşam biçimi ve geleneksel kültürü fazla etkilememiştir. Omsk ve Novosibirsk vilayetlerinde 1970 yılından 1989 yılına kadar toplam Kazak nüfusu içerisindeki şehirli Kazak nüfusunun oranı %19.7’den %42.6’ya yükselmiştir.[17] N. V. Yukhneva’ya göre şehirleşme hızı ne kadar yüksekse kırsal kesim etkileri de o derece yüksektir.[18] Etno sosyolojik anket sonuçlarına göre, köylerden göç eden nüfusun şehirde uzun süre ikamet etmesine rağmen geleneksel bağlılık ve milli gelenek ve göreneklerini bilme düzeyleri her zaman yüksektir. Sonuç olarak, Batı Sibirya kent kesimi Kazaklarında manevi kültür, modern şartlara mükemmel ayak uydurmakta ve geleneksel etnik özellikler taşımaktadır.

XX. yy. boyunca Kazak aile gelenekleri önemli değişime uğramıştır. Bu süreç SSCB’de yaşayan hemen hemen her halka has bir özelliktir.[19] N. P. Lobaçeva, bu süreci geleneklerin içerik ve şeklinin şehir ortamına adapte edilmesi ve yeni ortak Sovyet kültürünün benimsenmesi olarak tanımlamaktadır.[20]

Bebeğin doğumuyla ilgili gelenekler bazı değişimlere uğramıştır. Bu geleneği, özünde bebeğin kırkıncı gününe kadar ve genellikle üst üste gelen yürümeye başladığı ve bir yılını tamamladığı süre olarak ikiye ayırabiliriz. Eski dönemlerde olduğu gibi, bebeğe ad koyma merasimi kırk günü dolmadan yapılmaktadır. Fakat bebeğin adı imam tarafından değil, ebeveynleri tarafından belirlenmektedir. Törene davet edilen imam gereken duaları okuduktan sonra bebeğin kulağına adını söyler. Bebeğin kırkıncı gününde “kırkınan şıgaru” (kırk çıkarmak) töreni yapılır. Bebeğin tırnakları ve saçları ilk kez kesilir, kırk kaşık gümüş paraların bekletildiği suyla yıkanır. Bu tören ebe tarafından yapılır.

Ayrıca, kırkıncı günde bebeğin doğumu nedeniyle sadece kadınların katıldığı kalja töreni (toy- düğün) düzenlenir. Geleneğe göre dişi kuzu kurban edilir. Kuyruk yağı ve boyun kemiklerinden geleneksel yemek yapılır. Kuyruk yağı bebeğe emmesi için verilir. Bu bebeğin mutlu ve zengin olması dileğini simgeler. Kuzunun boyun kemiği kadınlar tarafından, bebeğin boynu kuvvetli olsun diye dikkatlice temizlenir. Bu gelenek, hayatta fiziksel ve manevi olarak güçlü olmasını sağlamak anlamına gelmektedir. Eski dönemlerde, kadınlara doğum zamanı komşuları, akraba ve arkadaşları yardım ederlerdi. “Kalja” töreni sırasında doğuma yardım eden kadınlara kumaş parçaları, baş örtüsü gibi çeşitli hediye verilir. Düğüne katılan misafirler de bebeğe çeşitli hediye getirirler.

Ailede bebeğin yürümeye başladığı fark edildiğinde, annesi “tusau kesu” (iplerin kesilmesi) töreni düzenlemek üzere yakın arkadaş, komşu ve akrabalarını davet eder. Tören sırasında bebeğin ayakları siyah ve beyaz iplerle çapraz şekilde bağlanır. Davetliler arasından seçilen bir kadın bebeği kucağına alır ve misafirleri dolaşarak ipleri çözer. Tören sonunda misafirlere mendil, kumaş parçalar, ipleri kesen kadına ise önceden hazırlanmış hediye verilir. Günümüzde bebeğin doğumu ve gelişimi ile ilgili gelenekler modern şartlara adapte edilmiş olsa da bunlar içerik ve anlam bakımından hiçbir şey kaybetmemiştir.

İslam geleneklerinden, Batı Sibirya Kazaklarında erkek çocukların genellikle okul öncesi yaşlarda sünnet edilmesi geleneği, yani “sundetke otır gızu” yaygındır. Eskiden çocuklar özel imamlar (koja, hoca) tarafından sünnet edilirdi. Günümüzde ise sünnet ya hastanede ya da eve davet edilen doktorlar tarafından yapılır. Çocuğun sünnet edildiği gün düğün yapılır. Davetliler çeşitli hediye ve akrabaların yakınlığı derecesine göre para verirler. Geleneğe göre, yakın hısımlar, çocuğa büyük bir koç hediye etmelidirler. Fakat, şehir şartlarında bu gelenek koçun parasal değerinde bir hediye veya aynı değerde para verilmesi şeklinde değiştirilmiştir. Günümüzde diğer halklarla kültürel ilişkiler sonucu bir dizi yeni gelenek (örneğin, her sene çocuğun doğum günlerinin kutlanması gibi) ortaya çıkmıştır.

Bebek doğumu ve gelişimiyle ilgili gelenekler, modern ve milli unsurların bir arada yaşandığı bir şekil almıştır. Özellikle bebek bakımı ile ilgili gelenekler temizlik, giyim ve beslenme yöntemlerinin gelişimi nedeniyle değişime uğramıştır.

Aynı zamanda çocukların resmi kurumlarda kaydedilmesi, resmi nikahlara göre daha az yaygındır. Lobaçeva, buna benzer bir durumun Özbekistan’da da görüldüğünü belirtmektedir. Bunu, eski ve İslam öncesi yeni doğan bebek ve annenin, “nazar” şeklinde ortaya çıkan hassas bir durum nedeniyle çocukların kötü ruhların etkisi altında kalacağı endişesinden kaynaklanan inançlarla ilişkilendirmektedir.[21]

Bölgede yaşayan Kazaklarda evlilik ve düğün merasimleri de geleneksel ve modern unsurların birleşimi şeklindedir. Evlilik, artık her iki tarafın isteği ile yapılmaktadır. Düğün ve evlilik merasimleri kız isteme, düğün, kudalık ve düğün sonrası merasimlere ayrılmaktadır.

Kız isteme merasimi (kuda tusu) damat ailesi tarafından sosyal durumuna göre en saygın beş- on arası kişinin gelin evine gelişiyle başlar. Bu görüşmeye ne damat ne de gelin adayı katılır. Görüşme sırasında misafirlerin geliş nedeni açıklanır ve taraflar arasında anlaşma sağlanırsa düğün tarihi ve kalım (başlık parası) konusunda ayrıntılar konuşulur. Kalım, günümüzde gerçek anlamını kaybetmiştir. Kalım, gelin ve damat ailesinin yeni evlilere evi döşemek için ayrılan paradır. Genellikle gelin tarafı evi döşemek, damat tarafı ise mobilya almakla yükümlüdür. Eski dönemlerde kız tarafına başlık olarak verilen 47 küçük ve büyük baş hayvan yerine, günümüzde 47 küçük eşya konan hediye sepeti verme geleneğine dönüşmüştür. Taraflar anlaşmaya varınca köy evinde veya şehirde özel bir evde misafirlerin hayır duaları “bata” alındıktan sonra koç kurban edilir ve dünürler gelmeden kesilir ve Kazak geleneksel yemeği “et” hazırlanır. Dünürler yanlarında çikolata, kumaş parçaları, şekerleme, kuru meyve gibi 47 küçük hediye ile doldurulmuş sepet (korjun) getirirler. Korjunun dışı pul, bilezik, kurdele ve boncuklarla süslenir. Buna karşılık olarak gelin tarafı dünürlere çeşitli hediyeler (kıt) verir. Böylece kız isteme merasimi bitmiş olur.

Düğün merasimi, gelin evinde düğün, gelinin damat evine getirilmesi töreni ve damat evinde merasim olmak üzere üç bölümden oluşur. Gerdek gecesi damat evinde yapılır, resmi nikah töreni düğünden 1 veya 3 gün sonra düzenlenir.

Düğünler genellikle akşamları başlar. Gelin, evinde damadın arkadaşlarıyla onu almak için gelmesini bekler. Damat gelini düğün için aullarda kurulan çadıra götürür. İçeri girerken düğündeki diğer gençler sıraya dizilerek düğün şarkısı (toy-jirı) söylerler. Düğünü yöneten tayakakşe (konuşmacı kişi) gelinin ve damadın anne ve babasına, kardeşlerine ve diğer akrabalarına sırayla konuşma hakkı verir. (Konuşma sırasında gelin ve damat konuşmaları ayakta dinlerler). Şenlikler, çeşitli geleneksel oyunların düzenlenmesi (“kızoynay”, “bugubay” vb. gibi) sabah saatlerine kadar davam eder.

Son dönemler, Kazaklarda milli bilincin canlanması bir zamanlar unutulan geleneklerin tekrar ortaya çıkmasına yol açmıştır. Örnek olarak Omsk vilayetinde gelinin baba ocağını terk etmeden önce geleneksel nasihat şarkısı “jar jar” söyleme, damat evinde düzenlenen “bet aşar” (yüz açma) geleneklerinin yeniden canlanmasını göstermek mümkündür.

Düğün merasimlerinde İslam dini geleneklerinden sadece nikah kıyma merasimi (“neke kiyu) mevcuttur. Orta Asya ve Kazakistan halklarının aile ve nikah tarihi araştırmacısı N. A. Kisilyakov, neke kiyu merasiminin Kazaklarda İslam’ın daha geç dönemlerde yayılmasından dolayı kökleşmediğini, bu merasimin genellikle resmi nikah kıyıldıktan sonra, hatta gerdek gecesinden sonra yapıldığını vurgulamaktadır.[22]

Yakın akrabaların katıldığı neke kiyu merasimi esnasında imam dualar okuyarak, içi suyla dolu piyaleye metalik paralar atarak bu suyu önce gelin ve damada daha sonra da diğer konuklara içirir. Uğur getireceğine inanan yaşlı insanlar piyaledeki paraları torunlarına verirler.

Düğünden sonra yeni evlileri ve aile üyelerini yakın akrabaları ziyaret etmektedirler. Genellikle düğünden bir süre önce hem gelin hem damat tarafından kudalık merasimleri düzenlenir. Düğünden farklı olarak kudalık merasimi kesin kurallara dayanmaktadır. Merasimden birkaç gün önceden tarafların anneleri misafirliğe katılacak kadınlarla bir araya gelerek ayrıntılar ve hediye sepetinin içeriği konusunda anlaşmaya varırlar. Herkes sepetin doldurulmasına katkıda bulunmak zorundadır. Tören sırasında misafirlere çay ve et ikram edilir. Kudalık merasiminde kuyruk baur asatu, saykele, korındık, kalja ve kit gibi geleneklerin yerine getirilmesi şarttır.

Batı Sibirya Kazaklarında defin merasimleri dini normlarla etnik özelliklerin karmaşıklığıyla göze çarpmaktadır. Merasim defne hazırlıklar, ölünün gömülmesi ve gömülmesinden sonra verilen yemek ve ayinlerden oluşur.

Ağır hasta olan insanları, yakın akrabaları ve arkadaşları ölümüne kadar yalnız bırakmamakta, teselli etmekte ve kendisine acısını paylaştıklarını ifade etmektedirler (konul aytu). İnsan öldükten sonra cesedi (mait) evin sağ tarafına (on jak) götürülür ve perdeyle kapatılır. Ölüyü son yolculuğa uğurlamak için genellikle bütün aul, şehirlerde ise arkadaşları, akrabaları ve komşuları gelir. Defin merasiminin yapılmasında ölenin ailesine maddi yardımda bulunulur (bata). Defin merasiminin düzenlenmesi için akraba, yakın arkadaşlardan ve töreleri iyi bilen aksakal birisinden müteşekkil bir grup oluşturulur. Vefat akşamı koç kesilir ve gece yemek hazırlanır “konak as” (ölünün misafir yemeği). İslam öncesi inançlara göre ölen insanı tek başına ve ışıksız bırakmak yasaktır, çünkü ruhu şeytanlar tarafından çalınabilir. Kuzet adı verilen bu gelenek Müslüman gelenekleri çerçevesinde bazı değişimlere uğramıştır.

Cenaze yıkama merasimine 5, 7 veya 9 kişi katılır. Yıkamaya başlamadan önce bu kişiler (suekke tusu) kefen için (akiret) ölçü alırlar. Kefen, pamuk kumaştan biçilir. Ceset yıkandıktan sonra kefene sarılır ve baş tarafı Kıble’ye doğru olacak şekilde halıyla örtülür. Davet edilen molla cenaze duası okuduktan sonra İslam öncesi dönemlere dayanan ölünün günahlarının imama geçmesi töreni olan “iskat” düzenlenir. İslam dini ve Kuran’a aykırı olduğu düşüncesiyle Omsk’daki camilerin bazılarında bu tören yasaklanmıştır.

Cenaze mezarlığa cami tarafından verilen tabut veya özel sedyeyle götürülür. Köy kesiminde kadınlar mezarlığa alınmamaktadırlar.

Cenaze toprağa verildikten sonra törene katılan imamlar yaş sırasıyla dualar okur. Daha sonra mezarın köşelerine oturan dört kişi, bildiği duaları okumaya başlar. Bu gelenek, İslam öncesi inançlara dayanır. İnanca göre, dualar okunduğunda ölü kötü ruhlardan korunmuş olur.

Son zamanlar Omsk vilayeti Kazaklarında, mezarda ölüyü sorguya çekecek iki meleğe verilecek cevapların bulunduğu kağıdın kefene konması geleneği Müslüman inancına aykırı olduğundan dolayı unutulmuştur.

Cenaze törenleri bittikten sonra yemekler verilir. Yemekler üçüncü gün, yedinci gün, kırkıncı gün, yüzüncü gün ve ölümünün birinci yılında verilmektedir. Üçüncü gün genellikle cenaze töreniyle üst üste gelmektedir. Yemeklere İslam kurban kesme geleneğine uygun olarak at veya koç kesilir. Yedinci ve kırkıncı gününe uzakta yaşayan akrabalar ve arkadaşları katılır. Yüzüncü gün aile ve yakın akrabaların katılımı ile düzenlenir.

Mezarlar, kırmızı veya beyaz tuğladan veya bunların karışımından yapılır. Mezarın standart demir parmaklıklarla çitlenmesi ve mezara heykel yaptırımı geleneği Sovyet döneminde ortaya çıkmış, fakat bugün daha az uygulanmaktadır. Günümüzde mezar taşı olarak kullanılan mermer taşların üzerine ölünün resmi veya çeşitli süslemeler yapılır.

Orta kuşak insanlarda mezarlara gül dikmek, temizlemek ve belli günlerde ziyaret etme geleneği yaygınlaşmıştır. Mezarları ziyaret etmek İslam dinine aykırı değil, çünkü böylece insanlar yaşamın faniliği ve herkesin sonunun toprak olacağını sıkça düşünürler.[23]

Lobaçeva aile gelenekselliği gelişiminde hemen hemen her halkta görülen bir noktaya dikkat çekmektedir. Yazar, Batı Sibirya Kazak geleneklerinden defin ve cenaze merasimlerinin hiç değişime uğramadığını, bebek doğumu ve gelişimiyle ilgili geleneklerde ise küçük değişmeler görüldüğünü söylemektedir.[24]

Kazaklar arasında dini bayramların kutlanması çok yaygındır. Kazaklar, Büyük ayt (kurban veya bayram)-Kurban bayramı, Uraza-Ramazan, küçük ayt gibi dini bayramları artık milli bayram olarak benimsemişlerdir. Yapılan bir ankette Batı Sibirya Kazaklarının %65’den fazlası bu bayramların milli bayram olduğunu belirtmektedir.

Uraza (Ramazan) süresince genelde yaşlılar oruç tutmaktadır. Kazaklarda oruçluları ayız aşar’a (iftar) davet etmek gelenek haline gelmiştir. Yemeğe başlamadan önce hoca (molla) ve oruçlular namaz kılar ve dua okurlar. Yaygın inanca göre bu gelenek, aile üyelerini kötülüklerden korumaktadır. Yemekten sonra her aile bireyi, molla ve oruç tutan yaşlı insanlara (sadaka) verir ve ayrıca aile reisi cami için (bıtır sadaka) yardımda bulunur. Orucun bitmesiyle büyük bayram kutlanır. Her aile koç satın almak ve kurban kesmeyi bir görenek haline getirmiştir. Üç gün boyunca kadınlar ve erkekler birbirinden ayrı olarak (şehirlerde böyle bir ayırım kalmamıştır) tanıdık ve akrabalarını ziyaret etmektedirler. Diğer Müslüman topluluklardan farklı olarak ziyafetler sırasında alkollü içkiler ikram edilmektedir. Son on yılda genç kuşak ve genel olarak Kazaklarda dine olan bağlılık artış göstermiştir. Omsk’ta 3 cami bulunmakta, Kazakların yaşadığı kırsal yerleşim birimlerinde de camiler yapılmakta, dini okullar faaliyet göstermektedir.

Omsk vilayetinde faaliyet gösteren Kazak Milli Kültür Merkezleri, milli kültürün gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır.

1989 yılında F. K. Yumaçikov ve M. A. Aljanova’nın çabalarıyla kurulan Moldir (kaynak, pınar) Kazak Gençlik Kulübü 1992 yılında Milli Kültür Merkezi, 2000 yılında ise Sibirya bölgesi Kazak Kültür Merkezi olarak faaliyetini sürdürmektedir.[25] Merkezin esas faaliyetlerini çocuklarla grup çalışmaları, Rusya ve Kazakistan Resmi bayramları (Yılbaşı, 23 Şubat, 8 Mart, Naurız (Nevruz), Rusya ve Kazakistan Bağımsızlık Günleri, 9 Mayıs, Milli (dini) bayramlar nedeniyle konser ve tedbirler, S. Seyfullin, Abay, Ç. Velihanov, A. Baytursunov, M. Cumabayev vb. gibi yazar ve şairlerin anısına geceler, diğer kültür merkezleriyle ortaklaşa çeşitli etkinlikler oluşturmaktadır.

1990   yılı Şubat ayından itibaren “Kazak Tili” (Kazak dili) Cemiyeti’nin Rusya bölgesi Omsk şubesi faaliyetlere başlamıştır. 1992 yılından itibaren Cemiyet’in Omsk şubesi, Uluslararası “Kazak Tili” merkezinin vilayet şubesi olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Şube’nin, 1993 yılında Kazakça yayınladığı “Ombı Uni” (Omsk’ın sesi) gazetesi maddi problemler yüzünden bir süre sonra kapanmıştır. Ayrıca okullarda ek eğitim olarak verilen Kazakça, Kazak edebiyatı, Kazak tarihi ve Kazak halkı etnografisi dersleri, milli çalgı dombranın öğretilmesi ilgisizlikten dolayı başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

“Kazak Tili” topluluğunun aktif üyelerinden R. K. Mukanova’nın girişimiyle 1989 yılında Omsk radyosunda Kazakça yayınlanan 10 dakikalık “Akku” (ak kuğu) programı yayın hayatına başladı. Daha sonraları yayın süresi 20 dakikaya uzatılan programın adı “Şugıla” (son haberler) olarak değiştirildi. Omsk vilayetinde yapılan geleneksel “Anşi Balapan” (şarkı söyleyen yavru kuş) çocuk milli folklor yarışması “Kazak tili” Cemiyeti tarafından düzenlenmektedir. İlk yarışmalarda sadece köylerden çocuklar katılırken 90’ların sonlarına doğru “Moldir”, “Amanat” gibi kültür merkezlerinin müzik, koreografi, vokal ve dram gruplarından şehirli çocukların da katıldığı görülmüştür.

1999 yılı Ekim ayında Omsk vilayetinde “Kazak Tili” Cemiyeti nezdinde “Omsk Kazakları Kültür- Eğitim Birliği” kurulmuştur. Birliğin “Amanat” (yatırım, emanet) folklor topluluğunun dombracılar grubu 1999 yılında yapılan “Omsk Yıldızı-99” yarışması ödülünü kazanmıştır.

1991   yılında Omsk Kazak gençlerinin girişimiyle tarihi-edebi “Dastan” kulübü ve “Jalın” gençlik merkezi kurulmuştur. Çeşitli aktivitelere katılan merkezler “Zemlya Sibirskaya, Dalnevostoçnaya” dergisi özel sayısı, 1992 yılında Omsk Üniversitesi, Kazak grubunun Sibirya etnografi gezisini, “Ombi Uni” gazetesinin yayınını finanse etmekteydi. Fakat Rusya Federasyonu’nun cemiyetler hakkındaki mevzuatı gereğince sivil toplum örgütleri ve cemiyetlerin ticari faaliyetlerde bulunmaları yasal olmadığından dolayı “Jalın” ticari kuruluş olarak yeniden yapılandırılmıştır.

1993 yılında “Dastan” kulübü parçalanınca bölgede faaliyet gösteren kamuya açık ilk Kazak kütüphanesi de kapandı.

Fakat bu milli kültürel cemiyet ve merkezler arasında birliğin olmaması üzücü bir olaydır. Her merkezin belli bir dinleyici çevresi vardır. Bu olumsuzluklara rağmen her bir merkez Kazak kültür ve geleneklerine ilgiyi artırmıştır. Gençler arasında milli folklora olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır.

Sonuç olarak Batı Sibirya Kazaklarında etnokültürel değişim sürecini Kazak geleneksel ve modern şehir kültürü karması şeklinde özetleyebiliriz. Günlük yaşamda Kazak etnik kültürü ağırlıklı olarak içinde Rus ve modern kent kültürü özelliklerini barındıran bir karma oluşturmuştur.

Batı Sibirya Kazak kültürüne özgü öğeler, geleneksel göçebe kültürü çerçevesinde oluşmuştur. Belirli etnik yapı içerisinde cereyan eden ilişkilerde aile en önemli unsur olarak kalmaktadır. Modern Kazak düğün merasimi geleneksel esaslara dayanmaktadır. Gelenek ve görenekler modern hayat şartlarına uyarlanmış, basitleştirilmiş veya sembolik karakter taşımaktadır. Batı Sibirya Kazaklarında düğün merasimi geleneksel, milli ve modern manevi kültürün bir arada yaşandığının en güzel örneğidir.

Şolpan K. AHMETOVA

Rusya Bilimler Akademisi Sibirya Bölümü /Rusya

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 20 Sayfa: 743-751


Dipnotlar:
[1] “Sistematiceskoye Sobraniye Zakonov RSFSR, Ukazov Prezidiuma Verkhovnovo Soveta RSFSR i Reşeniy Pravitelstva RSFSR”, Cilt. 4, M., Yuridiçeskaya Literatura, 1968, S. 208, 315-328.
[2] A.g.e., s. 319.
[3] Provatorova O. M., “Sovremennıye Etniçeskiye Prosessı u Kazakhov Zapadnoy Sibiri”, Diss. na Soiskaniye Uç. Step. Kand. İst. Nauka, L., 1986, S. 93.
[4] A.g.e., s. 93-94.
[5] Ahmetova Ş. K., Etnografiçeskiye Koleksiya Omskogo Gordskogo Dvortsa Tvorçestva Detey i Yunoşestva, Problemi Muzeyevedeniya i Narodnaya Kultura, Nauka, Novosibirsk 1999, S. 182-183.
[6] Ahmetova Ş. K., Pişa Kazahov Zapadnoy Sibiri, Materialnaya Kultura Narodov Rossii, Novosibirsk, Nauka, 1995, S. 201-202.
[7] A.g.e., S. 203-204.
[8] A.g.e., s. 206-208.
[9] A. Pranda, “Vliyanie Bilingvizma Na Nekotorıe Yavleniya Narodnoy Kulturı”, Sov. Etnografiya, 1972, N. 2, S. 18.
[10] Kurmanaliyev K. A., “Klassifikasiya Leksiçeskih Osobennostey Yazıka Omskıh Kazahov”, Etniçeskie i Sosialno-Kulturnıe Prosessı u Narodov SSSR, 1. Kitap, Omsk 1999, S. 72-73.
[11] Svanberg İ., Kazahskie Bejentsı V Turtsii, Kazahskaya Diaspora: Problemi Etniçeskogo Vıjivaniya, Almatı, Atamura, 1997, S. 200-201.
[12] “Sistematiceskoye Sobraniye Zakonov RSFSR, Ukazov Prezidiuma Verkhovnovo Soveta RSFSR İ Reşeniy Pravitelstva RSFSR”, Cilt. 4, M., Yuridiçeskaya Literatura, 1968, S. 208, 315-328.
[13] Masanov N. E., Osobennosti Funksionirovanie Traditsionnogo Koçevogo Hozyaystva Kazahov, Kultura İ İstoriya Tsentralnoy Azii İ Kazakstana: Problemi İ Perspektivı İssledovanie, Almatı 1997, S. 5.
[14] Amrekulov, N., Masanov N., Kazakstan Mejdu Proşlım İ Buduşim, Almatı, MGP “Beren”, 1994, S. 137.
[15] A.g.e., 115.
[16] Budina O. R., Şmeleva M. N., “Problema Traditsionnosti Sovremennoy Bıtovoy Kulturı Russkogo Gorodskogo Naseleniya”, Sovetskaya Etnografiya, 1987, N. 6, S. 20.
[17] Rassçitano Po: Natsionalniy Sostav Naseleniya RSFSR Po Dannim Vsesoyuznoy Perepisi Naseleniya 1989 G., M., 1990.
[18] Yuhneva N. V., “İzuçeniye Goroda Kak Etnografiçeskaya Problema”, Etnografiçeskiye İssledovaniya Severo-Zapada SSSR, L., 1977, S. 146.
[19] Argımbayev H. A., Semeyno-Braçnıye Otnoşeniya u Kazahov v Sovetskuyu Epohu, Aktualnıye Problemi İstorii Sovetskogo Kazakstana, Alma-Ata 1980, S. 302-315; Kauanova H. A., Obraz Jizni İ Bit Raboçih Semey, Alma-Ata, Nauka, 1982, S. 158; Kultura İ Bit Kazakskogo Kolhoznogo Aula, Alma-Ata, Nauka, 1967, S. 179-235; Lobaçeva N. P., “O Prosesse Formirovaniya Novoy Semeynoy Obryadnosti”, Sov. Etnografiya, 1972, N. 1, S. 3-13.
[20] Lobaçeva N. P., Ukaz Rab., s. 4.
[21] A.g.e., s. 12.
[22] Kislyakov N. A., Oçerki po İstorii Semi i Braka u Narodov Sredney Azii i Kazakstana, L., Nauka, 1969, S. 111.
[23] Muhammad İbn Camil Zinu, İslamskaya Akida (Verouçenie, Ubejdennie, Bozzrenie) po Svyaşennomu Koranu i Dostovernoy Sunne, M., İzadetlskiy Dom “Badr”, 1998, S. 115-117.
[24] Lobaçeva N. P., Ukaz Rab., s. 7.
[25] “Ombi Uni” gazetesi, 1998, N. 1, s. 2.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.