TÜRK MİTOLOJİSİNDE KADIN

TÜRK MİTOLOJİSİNDE KADIN

Solduran sop, pis, nankör ve dırdırcıdır. Dolduran top, pis, gezgin ve dedikoducudur. Bayağı, nankör, pinti, er sözü dinlemeyen bir tiptir. Kocasını konukların yanında rezil eder. Evin dayağı, eri evde olmasa da, gelen konukları ağırlayan bir tiptir ve Dede Korkut onu, “Ayşe-Fatma soyu” olarak tanımlar’[18]

Ayrıca çocuğu olmayan kadın da erkek de toplumda geri plana itilmektedir. Çocuğu olmayan beyler bile Hanlar Hanı Bayındır Han’ın çadırında yer bulamamaktadır. Savaşçı, göçebe toplumda kalabalık, karşı tarafta korku yaratır. Bu yüzden kadının doğurgan olması olumlu bir özellik olarak gösterilir.

Manas destanında Manas’ın evlendiği Akılay, Kara Börük savaş ganimetidir, Kanıkey ise geleneklere göre evlendiği kadındır. Akılay, kıskanç ve acımasız bir kadındır, Kanıkey ise tam tersine Manas’a yol gösteren, vefakâr, sadık bir eştir.[19]

Kanıkey, nişanlısı Manas’ın kendisiyle birlikte kalmasına karşı çıkar. Onun karşı çıktığı nokta tamamen ataerkil yapıya has bir iffet anlayışıdır:

“Atam Temir Han’ın
At bağlamadığı ahıra
At bağlayan kimdin?
Kamçı takılmayan kapısına
Kamçı takan kimdin?
Kuş kondurmadığı tüneğe
Kuş konduran kimdin?
Baytal kısrağın ballı kımızını
Susayıp yutan kimdin?’
[20]

Kanıkey’in iffeti burada babasına bağlı bir şekilde gösterilmiştir. Kanıkey, Manas’a çıkışır, bıçağını çekip tehdit eder. Destanın diğer bölümlerinde Kanıkey, Manas’a yol gösterir. Kanıkey, bir han kızı ve yerleşik medeniyetten gelmesi sebebiyle kültürlüdür, böylelikle bilge bir tip özelliği kazanır.

Türk masallarında da kadınlar genç, yaşlı, fakir, zengin gibi özelliklerle yer alırlar. Ayrıca kadınlar, masallarda olay örgüsündeki rollerine göre şu şekilde de belirtilebilirler:

  1. “Mutluluğu yakalamak için uğraş veren olayların gidişini yönlendiren akıllı, vefalı, özverili, direşken kadınlar. 
  2.  Kıskanç ve iftiracı kadınlar. 
  3.  Kötü kalpli üvey anneler, büyücü kadınlar ve acımasız dev anaları. 
  4.  Cinsel tacize uğrayan kadınlar. 
  5.  Eşlerine ihanet eden kadınlar. 
  6. Yalan ve kurnazlıkla mutluluğa ulaşmak isteyen kadınlar.
  7. Akılsız, beceriksiz, sağ duyusuz kadınlar.’[21]

Tıpkı destanlarda olduğu gibi masallarda da padişahın kızının, masalın kahramanına, çözdüğü zor bir iş sebebiyle ödül olarak verildiği görülür. Tam tersi şekilde fakir kızların da zekâları, becerileri sayesinde padişahın oğlu ile evlendikleri görülür. Her ne kadar masallar, baskı altında ve durağan bir şekilde yaşayan toplumların bireylerinin, bireysel kurtuluş ütopyaları gibi görülse de aslında bunlar bütün toplumun ortak düşleridir. Gerçek hayatta yapılamayan şeyler, kötü idareciden hesap sorma, sınıf farkına rağmen istenen insanla evlenme hep masallarda gerçekleşir. Masallardaki fakir genç kızlar da yine rahatı, zenginliği, mutluluğu erkeğin üzerinden (yani şehzade sayesinde) ele geçirirler.

Masallardaki üvey ana tipinin de üzerinde durulması gerekir. Masallarda üvey ana, kendisinden beklenen annelik görevlerini yerine getirmeyen bir kadındır, belki de bu yüzden ona üveylik sıfatı yakıştırılmış gibidir. Masallar hep tipler üzerine kurulu olduğu için o kadının, annelik görevlerini yerine getirmemesinin sebepleri üzerinde durulmaz. Bir birey olarak istekleri, amaçları belirtilmez. Bu anlamda üvey ana tipi için feminist kuram çerçevesinde, kadınlık kimliğinin farkına varmış bir birey gözüyle bakılamaz. Belki burada çocukların üzerindeki ana-soyluluk bağının önemi sebebiyle, üvey çocuklarını reddeden böylelikle önceki anneden olan çocukların miras hakkını da ortadan kaldıran bir geleneğin etkisini belirtebiliriz. Ama bu durum metinlerde kesin bir şekilde kendisini göstermez.

Efsanelerde karşımıza çıkan ermiş kadınlar da artık manevî alanda erkekler kadar saygındırlar. Bu metinlerde Kız Evliya’dan Mümine Hatun’a kadar pek çok kadının kadınlığından öte dinî anlamda gösterdiği olağanüstülükler ön plana geçmiştir.[22] Bu kadınların tarihî arka planında Osmanlı’nın kuruluşunda önemli yararlıklar göstermiş Bacıyân-ı Rum geleneğini de belirtmek gerekir. Boş Beşik’ten Ezo Gelin’e kadar ise genelde kadının yaşadığı sosyal ve ekonomik zor şartlar dikkati çeker. Taş kesilme motifinin başat olduğu efsanelerde ise gelinlerin, kadınların da taş kesildiği görülür. Bunun sebebi ise zor durumda kalan insanların Allah’a dua etmesi sonucunda taş kesilerek kurtulmalarıdır. Mesela, gelin alayının yolu, gelinin diğer âşığının adamları tarafından kesilir. Gelin dua eder ve taş kesilir. Bu efsanelerde amaç ders vermek olduğu için zaman zaman suçsuz insanların, kadınların da taş kesildiği olur.[23]

Mitoloji0041

Kerem İle Aslı

Halk hikâyelerinde, özellikle aşk konulu olanlarında, kadınlar, erkeğin ne kadar sadık bir âşık olduğunu göstermek için kullanılan bir nesne konumundadırlar. Bu hikâyelerdeki olay örgüsü kalıbında önce kadın ve erkek kahramanlar birbirlerine âşık olurlar, sonra araya mutlaka bir engel motifi girer ve ayrı düşerler, en sonunda, birbirlerine sadık olan âşıklar ya bir araya gelir mutlu olurlar ya da ikisi birden ölür, ruhları öte dünyada buluşur. Mesela, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin hikâyelerinin ana olay örgüsü bu kalıba uygundur. Kerem ile Aslı hikâyesinin sonunda Kerem yanar kül olur, Aslı da onun küllerini süpürürken bir kıvılcımla tutuşur; böylelikle ikisi de ölür. Fakat ikisi de birbirlerine sadık kalmışlardır. Onların mezarları bile yan yanadır.

Sosyal hayatın çeşitli sahnelerinin canlandırıldığı Meddah ve Ortaoyunu’nda ise hem namuslu, terbiyeli, kendisine âşık olunan ev kızları hem de para için erkeklerle birlikte olan düşmüş kadınlar yer alır. Ortaoyunlarında kadınlar “zenne” diye belirtilir. “Zenne grubu, hemen daima önde bir kocakarı, onun ardında genç kızı veya gelini ile, arkada ya koltuğunda bir bohça, yahut elleri göğsünde kavuşuk siyahî bir cariye şeklinde meydana gelir.’[24] Cevdet Kudret’in yayınladığı iki ciltlik Ortaoyunu adlı kitapta yer alan Kanlı Nigâr, Çivi Baskını gibi oyunlarda kötü yola düşmüş kadınların faaliyetleri ve cezalandırılmaları komik bir şekilde anlatılır. Bu kötü kadınlara bakış, hâkim İslâmî anlayışın etkisindedir. Yer yer bu kötü kadınların sadece bir cinsel nesne olmaktan çıkıp kendisine artık yüz vermeyen (dolayısıyla para da) âşıklarına karşı dolap çevirdiği, bir özne hâline geldiği de görülür. Bu duruma en uygun örnek, Kanlı Nigâr oyununda birbirinden habersiz bir adamla (Çelebi) evlenen iki kadının adamdan aldıkları intikamdır. Gerçi bu intikam basittir: “Öyleyse buldum. Onu, “İkimiz de beraber yaşamağa razı olduk” diye kandırarak eve götürelim, bir temiz pataklayalım.’[25] Çelebi eve götürülür, dövülür ve çıplak bir hâlde sokağa atılır. Bu durum mahallede bir ahlâk baskınının yaşanmasına ve adamın rezil olmasına yol açar. Bu tipten konular ilk Türk romanlarında da işlenmiştir. Örnek olarak şu romanı verebiliriz: Konusu bir meddah hikâyesi kalıbına uyan, kötü yola düşmüş bir kadının, saf, zengin bir beyzadeye neler yapabildiğinin anlatıldığı Namık Kemal’in İntibah adlı romanı.

Mitoloji0061Halk edebiyatı içinde kadınlarla ilgili en çarpıcı ifadeler atasözlerinde bulunur. Türkçe’nin ilk sözlüğü olarak kabul edilen Divanü Lugati’t-Türk’te ve onunla aynı dönemde yazılan Kutadgu Bilig’te kadınlarla ilgili atasözlerine de yer verilir. Divanü Lugati’t-Türk’te “erkeğe yiğitlik, cesaret ve erdemlilik özellikleri atfedilirken; kadınlar için bu değerler yerine, anlayış, sabır, olgunluk, sevimlilik, temizlik (ruh ve beden temizliği) ve güzellik değerlerinin ön planda” olduğu görülür.[26] Kutadgu Bilig’te ise “kadınlar güvenilmez, vefasız, korkak, yalancı ve iki yüzlü yaratıklardır. Onların aslı ettir; yani akıl, irade, ruh yoksunudurlar. Varlıkları, bedenlerinden ibarettir. Bu yüzden de yeme-içme, şehvet gibi bedenî istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket ederler ve bunlarda her hangi bir ölçü tanımazlar. Fırsat buldukları an, bu istek ve ihtiyaçlarını gidermeye bakarlar, yani yer, içer ve çiftleşirler. Aynı zamanda korkak olduklarından, yaptıklarını yalanlarla ve ikiyüzlülükle gizlemeye çalışırlar.”[27] Kadınlar hakkında bu şekildeki olumsuz düşünceler günümüzde hazırlanmış ve yayınlanmış atasözü kitaplarında da yer alır.

Arı sırrı karı sırrı. At ile avrada inan olmaz. Avrat attır, gemini boş tutma. Avrat kıtlık bilmez, çoban yokluk bilmez. Avrattan vefa, zehirden şifa. Bal arıdan, kavga karıdan çıkar. Elinin hamuruyla/Elindeki hamura bakmaz erkek işine karışır. Erkeğin nefsi birdir, kadının dokuz. Erkeğin şeytanı kadın/Kadın erkeğin şeytanıdır. Gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven kurmaya kalkar. Güzel nerde kavga orda. Kadın aklı gâh uzalır, gâh kısalır. Kadın deniz gibidir. Kadın kısmının saçı uzun olur, aklı kısa. Kadın şerri, şeytanın şerrine eşittir. Kadın şeytanı pabucunu ters giydirir. Kadın şeytana pabuç diker. Kadına, çocuğa, sarhoşa sırrını açma. Kadının/Cahilin sofusu, şeytanın maskarası. Kadının fendi erkeği yendi. Kadının gırtlağı olmaz. Kadının kazdığı kuyudan su çıkmaz. Kadının kırk çırağı var, biri sönse biri yanar. Kadının şerri şeytanın şerrine eşittir. Kadının şerrinden Allah’a sığınmalı. Kadının yüklediği yük şuraya varmaz. Kadının zoru diline kuvvet. Kadınla tavuk bağlanmaz. Kadınların işi tavukların eşinmesine benzer. Karı ile çıkma yola başına gelir türlü bela. Karı sözüne uyan adam değildir. Karıdan hayır gelmez. Karının bir aklı erkeğin dokuz aklı vardır. Karıya bakanın aklı az olur.[28]

Yukarıda sıralanan atasözlerinde kadınlarla ilgili olumsuz hükümler yer almaktadır. Bunlara göre kadınlar anlayışsız, bilgisiz, güvenilmez, dırdırcı, dengesiz, tüketicidir. Özellikle kadınları şeytanla bir tutmak da dikkati çekicidir. Şeytana uyan insandır, nefsine engel olamayan erkektir. Bu sözlerde geri plana itilmiş, sosyal dünyayı, iş ortamını iyi tanımayan ve bu sebeple de doğru kararlar veremeyen, eksik insanlardan, kadınlardan bahsedilmektedir. Hâlbuki bu duruma kadın düşürülmüştür.

Kadınlarla ilgili olumlu atasözlerine de rastlanır. Bunlarda da kadının yerinin evi olduğu, kadın olmadan evin ayakta kalamayacağı, çocuk yetiştirmekle (tabiî ki erkek aracılığıyla) aslında dünyaya hükmettiği belirtilir:

Kadınsız ev olmaz. Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder. Erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi? Yuvayı dişi kuş yapar.[29]

Erkek egemen toplumun en temel özelliği de kurulan evliliğin, erkeğin gücünü hissettirecek ve devam ettirecek şekilde olmasıdır. Bunun için de kadının ekonomik gücünün evlenilirken sınırlı olması, erkeği ezmemesidir.

Avrat malı başa tokmaktır. Kadın malı hamam tokmağıdır. Kadın malı, kapı mandalı.[30]

Her kadının bir olmadığı, iyisinin de kötüsünün de bulunduğu belirtilir. Olumlu özellikler hem ev kadınlığıyla hem de cinsel nesne olmasıyla, güzelliğiyle ilgilidir:

Alma soysuzun kızını, sürer gider anasının izini. Anasına bak kızını al, kenarına/kıyısına/tarağına bak bezini al. Avrat vardır arpadan aş eder, avrat vardır bulguru keş eder. Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar. Bağın taşlısı, karının saçlısı. Beyazın/Akın adı var, esmerin/karanın tadı var. Çirkin karı evin toplar, güzel karı düğün/sokak gezer. Er kemaliyle kadın cemaliyle anılır. Erkeğin iyisi eşeğinden, kadının iyisi eşiğinden bellidir. Hayvanın erkeğine para verirler, insanın dişisine. Aslan dişisine bakar da kuvvet alır. Kadın kadıncık gerek. Kadın var kardan soğuk, kadın var kordan sıcak. Kadını evinden, erkeği pirinden sorarlar. Kadının temizi sırtından, sütün temizi yoğurdundan bellidir. Karın soğuğu, kadının soğuğundan iyidir.[31]

Kadınların olumlu özellikleri az da olsa belirtilir:

Kadın kalbi merhamet kaynağıdır. Kadınlar eğe kemiğinden yapılmıştır. Kırk yılda bir karı sözü dinlemelidir.[32]

Her ne olursa olsun erkeksiz kadın olmaz. Erkek başka kadınlarla olsa bu göze batmaz da kadın başka erkeklerle olsa bu namussuzluk olur. Bunun sebebi her ne kadar kadının bir mülkiyet nesnesi olmasıyla açıklansa da aslında erkeğin kendi soyunu koruması olsa gerek.

Horozsuz tavuk çobansız sürüye benzer. Horozsuz tavuk yaşamaz. Erkeğin eli kınası, kadının yüzü karası. Kadın erkeğin elinin kiri. Kadını erkek değil, ar ve namus korur.[33]

Bu tipten halk kültürü unsurları, bir anlamda o halkın bilinçaltını, değer yargılarını yansıtır. Ama günümüzün değişen toplumsal ve ekonomik yapısı insanla, kadınla ilgili değerleri de etkilemektedir. İş hayatına girip kendini yetenekleriyle kanıtlayan kadınlar için bu atasözleri ilgisiz kalmaktadır. Tam tersine kadınlar arasında arabası, yatı, katı olan erkeğin makbul olduğu, bunların çok ciddi değerler olarak yeni yetişen genç kızlara aşılandığı da görülmektedir. Değişen sosyo-ekonomik şartlarla birlikte değerlerin yerini yenilerine bırakması normaldir. Bu hayatı erkek ve kadın ortaklaşa yaşadığına göre değerler öbür tarafı ezmeden, sömürmeden ortaklaşa oluşturulmalıdır. İnsanı, kadınıyla, erkeğiyle nesne olarak değil, ruhuyla bedeniyle bir bütün olarak görmek gerek.

Dr. Muharrem KAYA

Kaynaklar:

Yazı: Türk Halk Anlatılarında Kadın, Toplumbilim, sayı: 15, Mayıs 2002

Görsel Malzeme: http://www.genelturktarihi.net


Dipnotlar:
[1] Türk kadınlarıyla bağlantılı bir örnek: Gülçin Çandarlıoğlu, “Türk Toplumunda Kadın”, Hayat Tarih Mecmuası, C. I, sayı: 4, Mayıs 1966, s. 22-27;
[2] Mualla Türköne, Eski Türk Toplumunun Cinsiyet Kültürü, Ark Yay., Ankara, 1995, s. 1-50; Ümit Hassan, Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler, V Yay., 1. bs., Ankara, 1986, s. 13-25; Nilgün Gürbüz, “Kadının Tarihsel Gelişimi ve… 8 Mart”, İskenderiye Yazıları, sayı: 8, Mart 1997, s. 17-18.
[3] Andree Michel, Feminizm, çev. Şirin Tekeli, Kadın Çevresi Yay., İst., 1984, s. 17-86; Türköne, a.g.e., s. 1-65; Hassan, a.g.e., s. 13-48. Gürbüz, a.g.e., s. 17. Pek çok sosyolog, etnolog, antropolog bu çerçevenin dışında düşünceler de ileri sürmüşlerdir. Bu düşüncelerin burada çok özet bir şekilde verilmesinin sebebi, ataerkil ve anaerkil yapının, toplumların medeniyet ve yaşayış tarzlarıyla olan bağlantısı üzerine bir fikir vermektir.
[4] Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, C. II, İstanbul, 1976, s. 141-143; İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, Boğaziçi Yay., 12. bs., İstanbul, 1995, s. 216-217; Şefika Kurnaz, Cumhuriyet Öncesinde Türk Kadını (1839-1923), Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Yay., Ank., 1990, s. 1-5; Emel Doğramacı, Türkiye’de Kadının Dünü ve Bugünü, T. İş Bank. Kül. Yay., 2. bs., Ank., 1992, s. 3-13; Özkan İzgi, “İslamiyet’ten Önceki Türklerde Kadın”, Türk Kültürü Araştırmaları, yıl: XI-XV, Ank., 1975, s. 145-160; Çandarlıoğlu, a.g.e., s. 22-27.
[5] Bahaeddin Türk Mitolojisi, C. I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1993, s. 433.
[6] Ögel, a.g.e., 483-484.
[7] Mircea Eliade, Kutsal ve Dindışı, çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Gece Yay., Ankara, 1992, 122-125.
[8] Bronislaw Malinowski, İlkel Toplumlarda Cinsellik ve Baskı, çev. Hüseyin Portakal, Kabalcı Yay., İstanbul, 1989, s. 84.
[9] Murat Belge, “Epik”, Edebiyat Üstüne Yazılar, Yapı Kredi Yay., İstanbul, 1994, s. 375-380.
[10] Ögel, a.g.e., s. 117.
[11] Ögel, a.g.e., s. 118.
[12] Ögel, a.g.e., s.160.
[13] Hasan Köksal, Battalnâmelerde Tip ve Motif Yapısı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ank., 1984, s. 110-118.
[14] Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı I, Türk Dil Kurumu Yayını, 2. bs., Ankara, 1989, s. 124, 185.
[15] Ergin, a.g.e., s. 185.
[16] Ergin, a.g.e., s. 185
[17] Ergin, a.g.e., s. 76.
[18] Türköne, a.g.e., s. 211.
[19] Naciye Yıldız, Manas Destanı (W. Radloff) ve Kırgız Kültürü ile İlgili Tespit ve Tahliller, Türk Dil Kurumu Yay., Ankara, 1995, s. 165-188.
[20] Yıldız, a.g.e., s. 180.
[21] Muhsine Helimoğlu Yavuz, “Masal Kadınları”, Kadın Gerçeklikleri, yay. haz. Necla Arat, Say Yay., İstanbul, 1996, s. 103-104.
[22] Nezihe Araz, Anadolu’nun Kadın Erenleri, Özgür Yay., İstanbul, 2001, 210 s.
[23] Saim Sakaoğlu, Anadolu-Türk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Kataloğu, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, 1980, s. 38-44.
[24] Ahmet Rasim, “Ortaoyununda Kadın”, Muharrir Bu Ya!, s. 81.
[25] Cevdet Kudret, “Kanlı Nigâr”, Ortaoyunu, C. II, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1994, s. 115.
[26] Türköne, a.g.e., s. 201.
[27] Türköne, a.g.e., s. 191-192.
[28] Metin Yurtbaşı, Sınıflandırılmış Türk Atasözleri, Özdemir Yay., Ankara, 1995, s. 94, 147-149.
[29] Yurtbaşı, a.g.e., s. 147-149.
[30] Yurtbaşı, a.g.e., s. 94, 148.
[31] Yurtbaşı, a.g.e., s. 93-94, 147-148.
[32] Yurtbaşı, a.g.e., s. 148-149.
[33] Yurtbaşı, a.g.e., s. 148-149.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ