TÜRK KÜLTÜR TARİHİNDE KAHVE VE KAHVEHANE

TÜRK KÜLTÜR TARİHİNDE KAHVE VE KAHVEHANE

Kahvehanelerin, ortaya çıktıkları tarihlerden itibaren Türk toplumunda olumsuz bazı davranışların kurumsallaşmasına da neden olduğu söylenebilir. Bunlardan en önemlisi, bu mekanların bazı insanlar için “zaman öldürme” yeri olmalarıdır. Ayrıca, kahvehanelerde kumarı anımsatan birtakım oyunların oynanması, bu olumsuzluklar içinde ele alınabilir. Atatürk, 1931 yılında Aydın’ı ziyareti sırasında kahvehanede oyun oynayanları görmüş ve şu sözü söylemiştir: “Kahvehaneler kıraathanedir, kumarhane değildir. Aydın’da kahvehanelerde oyun oynanmasını yasaklıyorum[38]”. Tarih boyunca, çeşitli olumsuz tutum ve davranışların ortaya çıkmasında kahvehanelerin etkisi yadsınamaz.[39] Kahvehanelere bazen “erkek sığınma evi”[40] olarak bakıldığı da dikkat çekmektedir.

Türk edebiyatında, kahvehaneler ile ilgili en keskin ve olumsuz eleştirilerin, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy tarafından yapıldığı görülmektedir. Akif, “Şark’ın harim-i kaatilidir” (Doğu’yu öldüren unsurdur) ifadesiyle kahvehaneleri anlatmaktadır. Akif, kahvehaneleri “eski batakhaneler mukabili” olarak görmektedir. İnsanların zamanlarının boş yere harcamasına neden olmalarını Akif, kahvehanelerin en olumsuz yönü olarak ele alır ve bu görüşünü “zavallı yolcunun artık kıyar bütün gününe”[41] dizesiyle anlatır.

Akif, kahvehanelerin aile yaşantısını unutturduğuna özellikle vurgu yapmaktadır. O, kahvehaneye gitmektense, erkeğin evde eşiyle birlikte olmasının daha yerinde olacağını ifade eder.[42] Bu mekanları, “pis” görmekte ve “ahırla farkı: o yemliklidir, bu yemliksiz!” diyerek kahvehanelerin temiz olmadığını çok ağır bir ifadeyle tasvir etmektedir. Akif kahvehaneleri, “fonksiyonlarını tamamlamış birer unsur”[43] olarak görmektedir. Kahvehanelerin bireysel, ailesel, toplumsal vs. yönlerden olumsuzluk taşıdıkları değişik bazı kaynaklarda da anlatılmaktadır.

Sonuç olarak, yaklaşık 5 asırdan beri Türk insanının yaşamında yer edinen kahve ve kahvehane etrafında, çok geniş bir kültürel ortam oluşmuş olduğu dikkat çekmektedir. Her toplumsal kurumda olduğu gibi, bu kurumun fonksiyonlarında da zamanla farklılaşmalar meydana gelmiştir.

Önceleri insanımızın yaşamına “eğlence merkezi” olarak giren, ancak daha sonra, farklı fonksiyonlar üstlenen kahvehanelerin, özellikle kıraathane (okuma evi) olarak işlev görmesi, bu mekanların belki de en önemli yanlarıdır. Ancak, günümüzde kahvehaneler, bu fonksiyonu hiç akla getirmeyecek bir şekilde değişime uğramış ve bu mekanlar adeta sosyal sapma davranışının merkezleri konumuna gelmişlerdir.

Bugünkü Türkiye’de 46 bin kişiye bir kütüphane düşmesine karşın, 95 kişiye bir kahvehane düşmesi, bu mekanların toplum hayatında ne kadar yer edindiğini göstermektedir. Kahvehanelere, ortalama olarak, günde 10 milyondan fazla insanın devam ettiği bir Türkiye’de, iş gücü israfının hangi boyutlarda olduğu gözler önündedir.

Necip Fazıl’ın, “tembel yatakları”[44] olarak ele aldığı ve hepsinin kapatılması gerektiğini belirttiği kahvehanelerin, olumsuz fonksiyonlarının en aza indirgenebilmesi için, insanımıza “zaman bilinci”nin kazandırılması gerekmektedir. Bu mekanların sıkı bir denetime tâbi tutulmaması da, çok önemli eksikliklerden biri olarak dikkat çekmektedir.

Yrd. Doç. Dr. M. Cengiz YILDIZ

Dicle Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 10 Sayfa: 635-639


Dipnotlar :
[1] A. Süheyl Ünver, “Türkiye’de Kahve ve Kahvehaneler”, Türk Etnografya Dergisi, S: V, Yıl: 1962.
[2] A. Süheyl Ünver, Ressam Ali Rıza Bey’e Göre Yarım Asır Önce Kahvehanelerimiz ve Eşyası, Ankara Sanat Yayınları, Ank., 1967, s. 15 (A. Süheyl Ünver, İstanbul Risaleleri, C: 5, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yay., İst, 1996 içinde).
[3] Helene Desmet Gregorie-François Georgeon (Der. ), Doğu’da Kahve ve Kahvehaneler, (Çev. Meltem Atik-Esra Özdoğan), Yapı Kredi Yay., İst., 1999, s. 21.
[4] Ünver, a.g.e., s. 20.
[5] Ünver, a.g.e., s. 16.
[6] Hürriyet, 16. 08. 1998.
[7] Ünver, a.g.e., s. 20.
[8] Erol Özbilgen, “Tanzimat Öncesinde Kahvehane Kültürü”, Zaman, 21. 02. 1998.
[9] Ünver, a.g.e., s. 38-39.
[10] Ünver, a.g.e., s. 46.
[11] Müjgan Üçer, “Kahve ve Kahvehaneler”, III. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, C: 4, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ank., 1987.
[12] Şerif Aktaş, Ahmet Rasim’in Eserlerinde İstanbul, Kültür Bakanlığı Yay., Ank., 1997, s. 213.
[13] Üçer, a.g.m.
[14] Mahmut Tezcan, Türk Yemek Antropolojisi Yazıları, Kültür Bakanlığı Yay., Ank., 2000.
[15] Tezcan, a.g.e., s. 105.
[16] Tezcan, a.g.e., s. 106.
[17] François Georgeon, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde İstanbul Kahvehaneleri”, Helene Desmet-Gregorie-François Georgeon (Der.), Doğu’da Kahve ve Kahvehaneler, (Çev. Meltem Atik-Esra Özdoğan), Yapı Kredi Yay., İst., 1999, s. 43.
[18] Georgeon, a.g.m.
[19] Namık Açıkgöz, Kahvename (Klasik Türk Edebiyatında Kahve), Akçağ Yay., Ank., 1999, s. 6.
[20] Nevzat Sudi, Küllük Anıları, Karşı Yay., Ank., ss. 68-69’dan aktaran İskender Pala, “Kahvelerim Pişti Gel”, Zaman, 12. 01. 1999.
[21] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Açıkgöz, a.g.e.
[22] Orhan Okay, “Yavru’nun Çayhanesi’nde”, Zaman, 03. 09. 2000.
[23] Burçak Evren, Eski İstanbul’da Kahvehaneler, Milliyet Yay., İst., 1996, s. 453-130.
[24] Üçer, a.g.m.
[25] Açıkgöz, a.g.e., s. 35.
[26] Üçer, a.g.m.
[27] Georgeon, a.g.m.
[28] Açıkgöz, a.g.e., s. 3.
[29] Ayşe Saraçgil, “Kahvenin İstanbul’a Girişi (16. ve 17. Yüzyıllar) ”, Helene Desmet- Gregorie- François Georgeon (Der. ), Doğu’da Kahve ve Kahvehaneler, (Çev. Meltem Atik-Esra Özdoğan), Yapı Kredi Yay., İst., 1999, s. 35.
[30] Evren, a.g.e., s. 14.
[31] Açıkgöz, a.g.e., s. 27.
[32] Taha Toros, Kahvenin Öyküsü, İletişim Yay., İst., 1998, s. 6.
[33] Ralph S. Hattox, Kahve ve Kahvehaneler, Bir Toplumsal İçeceğin Yakındoğu’daki Kökenleri, (Çev: Nurettin Elhüseyni), Tarih Vakfı Yurt Yay., İst., 1996, s. 60.
[34] Üçer, a.g.m.
[35] Toros, a.g.e., s. 18.
[36] Bkz. Açıkgöz, a.g.e.
[37] Can Çakır, “Kahvehane Ne İşe Yarar”, Yeni Şafak, 18. 05. 1995.
[38] Radikal, 10. 11. 2001.
[39] Bkz. Evren, a.g.e.; Açıkgöz, a.g.e.
[40] Yusuf Ziya Cömert, Yeni Şafak, 10. 03. 2000.
[41] Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Kültür Bakanlığı Yay., Ank., 1989, s. 102.
[42] Georgeon, a.g.m.
[43] Açıkgöz, a.g.e., s. 169.
[44] Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, Büyük Doğu Yay., İst., 1986, s. 297
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ