TÜRK EDEBİYATINDA FETİHNÂMELER

Prof. Dr. Hasan AKSOY

Fetihnâme İslâm devletlerinde fethedilen beldeleri, kazanılan başarıları haber veren mektup ve fermanlar ile bu fetihleri anlatan eserlerin genel adıdır. Fetihnâme açmak, kazanmak, ele geçirmek mânâlarına gelen “fetih” kelimesi ile kitap, mecmua, mektup, ferman demek olan “nâme”den müteşekkil bir birleşik kelimedir. Yukarıdaki tariften de anlaşılacağı üzere fetihnâmeler ikiye ayrılmaktadır: Bunlardan biri hükümdarlar veya devlet ileri gelenleri tarafından komşu olsun olmasın dost ve düşman ülkelere gönderilen ferman veya mektuplar,[1] diğeri ise bir yerin fetih hadisesini anlatan müstakil eserlerdir. Bunlar bazan bir tarih kroniği içinde bir bölüm olarak da yer almaktadır. Ferman mahiyetindeki fetihnâmeler ilgili oldukları savaşı kısaca özetlediklerinden ve hemen zaferin arkasından kaleme alınmış olduklarından aynı zamanda önemli birer tarihî vesika niteliği taşırlar. Ancak objektif olmayan değerlendirmelerle yazıldıkları için burada verilen malumatın dikkatle ve diğer kaynaklarla karşılaştırılarak kullanılmaları gerekmektedir.[2] Başta Feridun Ahmed Bey’in eseri olmak üzere münşeat mecmualarında bu resmî fetih mektuplarının pek çok değişik sûreti yer almaktadır.

Fetihnâmeler edebî bir tür olarak ele alındığında ise bir yerin, şehrin veya kalenin ele geçirilmesini başlangıcından sonuna kadar anlatan eserler şeklinde tarif edilebilir. Düşmanın mağlubiyetiyle sonuçlanan bir seferin veya elde edilen bir zaferin konu edildiği eserlere fetihnâme yanında daha çok ‘zafernâme’, bir gazadan, bir akından, bir savaştan bahsedenlere ise ‘gazavatnâme’ denilmektedir. Bir sefer esnasında elde edilen yerlerle ilgili olarak kaleme alınan fetihnâmeler ise sefernâme adını almaktadır. Bir fethi, bir başarıyı mevzu edinen bu sefernâmeler de aslında birer fetihnâme olduğundan, bunlar doğrudan doğruya tarih kroniklerinin âdeta bir parçasıdır. Bunları, gazavatnâme, zafernâme, sefernâme, hattâ Selimnâme ve Süleymannâme adlarıyla fethi gerçekleştiren padişahın adıyla anılan eserlerden hem konu hem de üslup bakımından ayırt etmek mümkün değildir. Umumî tarihlerin dışında pek çok çeşidi görülen bu eserlerin başlıkları da böyle bir tasnif yapmayı zorlaştırmaktadır. Aslında fetihnâme doğrudan doğruya resmî bir hüviyeti olan nâme-i hümâyunlarla fermanların genişletilmesinden doğmuş birer edebî tür gibi düşünülmelidir. Türk Edebiyatı’nda manzum ve mensur her iki şekilde de yazılabilen bu fetihnâmeler edebî birer metin olmaları yanında, ekseriyetle tarihî önem de taşırlar. Bu eserler tarih kitaplarında (kronik) zaman zaman görülen eksiklikleri doldurdukları gibi hadiseleri ve bunlarda yer alan şahısları teferruatla verdikleri için de önemlidirler.

Fetihnâmelerde Yer Alan Konular

Türk Edebiyatı’nda bir tür olarak ele alındığında manzum veya mensur olsun fetihnâmelerde görülen çerçeve plan genellikle şu şekildedir: 1. Allah Teâlâ’nın varlığını ve birliğini ifade (Tevhid), 2. Allah’a yakarma, yalvarma (Münacat), 3. Hz. Peygamber’e medih ve övgü (Na‘t), 4. Ashab-ı Kirama Dua (bazılarında sadece Çehâryâr-ı güzîne dua vardır), 5. Tanınmış İslâm Kahramanlarına Dua, 6. Eseri yazış sebebi ve takdimi (Sebeb-i Te’lif), 7. Zamanın Padişahına ve Sefere Katılan önemli zevâta Dua (bu kısım bazan “Sebeb-i Te’lif’ten öncedir), 8. Savaşa Hazırlık, 9. Teçhizat, 10. Yolculuk (Sefer), 11. Düşmanla Karşılaşma, 12. Düşmanın Askerî Durumu, Silah ve Teçhizatı, 13. Savaşın Cereyanı (İslâm askerlerinin başarısı), 14. Dönüş Seferi ve İstanbul’da (veya yakın bir yerde) padişahın veya komutanın karşılanışı, 15. Genel Mahiyette bir Dua, 16. Hatime.

Bütün bu bölümler ele alınırken cihadla ilgili âyet ve hadislere de çok sıkça yer verilmektedir. Hatta bazı fetihnâmelerin başında bu konudaki âyet ve hadislerin hemen hemen tamamı zikredilmektedir.[3]

Daha çok manzum fetihnâmelerde bulunan bu bölümler, mensurlarda ya çok kısa bir şekilde yer almıştır veya bunlardan sadece bir kısmına yer verilmiştir. Nitekim Ta’likîzâde Mehmed Subhi Efendi’nin manzum Eğri Fetihnâmesi’nde yukarıda sayılan bölümlerden altısı atlanmış, zamanın padişahından isim verilmeden bahsedilerek doğrudan konuya geçilmiştir.[4] Aynı eserin sonu da sefer dönüşü ve kısa bir dua ile nihayete ermektedir. Bu eser de manzum fetihnâmelerin hemen çoğunda olduğu gibi mesnevî nazım şeklinde yazılmış bulunmaktadır.

Manzum fetihnâmelerin yukarda sayılan bölümlerini başarılı bir şekilde uygulayan ve yine mesnevî nazım şekli içinde yazılan bir eser de Sinoplu Safâyî’nin Fetihnâme-i İnebahtı ve Moton’udur.[5] Safâyî bu eserinde yukarda sayılan bölümlere yer verdiği gibi teferruata da girmiş ve meselâ hulefâ-i râşidînden tek tek bahsetmiş, aşere-i mübeşşerenin de herbirine ayrı ayrı yer vermiştir. Ayrıca zamanın padişahı ve İstanbul hakkında uzun uzun bilgiler aktarmış, eserin yazılma sebebini de yine uzunca sayılabilecek bir şekilde belirtmiştir. Şair eserin bundan sonraki bölümlerini daha da zenginleştirerek sefer esnasında gördüğü yerler ve cereyan eden savaş hakkında bilgiler verirken bunların her biriyle ilgili olarak aralara yedişer beyitlik gazeller ilâve etmiş ve böylece fetihnâmesini bir ölçüde de olsa monotonluktan kurtarmıştır. Safâyî’nin bu eseri sayılan bütün bölümleri havi tam bir fetihnâme türüdür.

Mehmed Arif Efendi’nin Fetihnâme-i Garrâ be-Târih-i Ra‘nâ adlı 240 beyitlik, kısa eserinde yukarda da belirtildiği gibi ilgili âyetlerden sonra doğrudan doğruya konuya girildiği ve seferin anlatıldığı görülmektedir.[6]

Mensur fetihnâmelerde ekseriyetle yukarıda zikredilen bölümlerin tamamına birden rastlanılmaz. Bunlarda cihadla ilgili bir iki âyet zikredildikten sonra doğrudan konuya geçilmektedir. Dili ekseriyetle çok ağdalı olan mensur fetihnâmelerin çoğunda manzum kısımlara da yer verilmekte, bu nisbet bazılarında eserin hemen hemen yarısına yaklaşırken[7] büyük bir kısmında ise çok az miktarlara ulaşmaktadır.

Cizyedarzâde Bahaddin’in mensur bir fetihnâme olan Fetihnâme-i Bahâaddîn’inde doğrudan doğruya hadiselere geçilmiş ve savaş hakkında bilgiler verilmiştir. Sonlara doğru ise toplu olarak cihadla ilgili kırk civarında âyet zikredilmiştir.[8]

Andelî’in Feth-i Bilâd-ı Engürüs adlı eseri de mensur olup içinde yer yer manzum kısımlar bulunmaktadır. Esere fetih ve cihad âyetleriyle başlanmış ve doğrudan konuya geçilmiştir. Eser “Der Hakk-ı Şühedâ” başlığı taşıyan bir bölümle sona ermektedir.[9]

Osmanlı döneminde önceleri münferit fetihleri anlatan ve bazan bir tarihin bir bölümünü teşkil eden eserler yazılmışken sonraları bir sultanın, bir vezirin, paşanın veya her hangi bir kumandanın yaptığı bütün savaşları, elde ettiği fetihleri konu edinen fetihnâmeler de kaleme alınmıştır. Bunlarda olaylar ekseriyetle cereyan ettiği andan hemen sonra kaleme alındıkları gibi, aralarında daha sonra hatta aradan uzun zaman geçtikten sonra yazılanları da vardır.

xv. asırdan itibaren görülmeye başlanan fetihnâmeler XVI. asırdan sonra sıkça yazılır ve sayıları da giderek artar. Daha çok tarihî bilgiler vermesi açısından kıymetli olan fetihnâmeler edebî birer eser olmaları yanında zamanın dil özelliklerini aksettirmesi bakımından da önem taşırlar. Bir seferin zaferle veya fetihle neticelendiğini haber veren belge niteliğindeki fetihnâmelerde olduğu gibi edebî tür özelliği gösteren fetihnâmelerde de yer alan bigilerin ekseriyetle subjektif değerlendirmeler taşıdığı belirtilerek verdikleri haberlerin dikkat ve titizlikle ele alınmaları gerektiği ileri sürülmektedir.[10] Ancak haklarında hiçbir malumat bulunamayan sefer ve fetihler için bu eserlerin her halükârda kaynaklık teşkil edeceği de açıktır.

Belli Başlı Fetihnâmeler

Türk edebiyatında XV. asırdan başlayarak zamanımıza kadar manzum ve mensur çok sayıda fetihnâme kaleme alınmıştır. Bunlardan önemli sayılabilecek olanları şunlardır:.

  1. Fetihnâme-i Sultan Mehmed. Kıvâmî tarafından 895 (1490) yılında nazmedilerek Sultan II. Bayezid’e takdim edilmiştir. 28 bölümlük eserin 25’i Fatih Sultan Mehmed’in 3’ü de Sultan II. Bayezid’in fetihlerine ayrılmıştır. Yer yer mensur kısımların da bulunduğu eser mesnevî tarzında ve aruzun “mefâîlün mefâîlün feûlün” kalıbında yazılmıştır.[11]
  2. Fetihnâme-i İnebahtı ve Moton. Sultan II. Bayezid devri (1481-1512) şairlerinden olup İnebahtı ve Moton seferlerine katılan Sinoplu Safâyî’’in (vf. 939/1533 [? ]) manzum ve mesnevî nazım şekliyle kaleme aldığı bir fetihnâmedir. 3500 civarında beyitten müteşekkil olan eser aruzun “fâilâtün fâilâtün fâilün” kalıbıyla yazılmıştır.[12]
  3. Fetihnâme-i Diyâr-ı Arab. Yavuz Sultan Selim devrinde (1512-1520) hayatta bulunan, ismini vermeyip kendisinden sadece Silahşor şeklinde bahseden müellif bizzat katıldığı Mısır seferi hakkında önemli bilgiler nakletmektedir. Hemen hemen yarı yarıya manzum-mensur olarak kaleme alınan fetihnâmenin manzum kısımları mesnevî tarzındadır.[13]
  4. Mohaçnâme. İbn Kemal’in Tevârîh-i Âl-i Osmân adlı eserinin müstakil bir bölümüdür. İbn Kemal burada Kanûnî Sultan Süleyman’ın Mohaç seferini etraflıca anlatmaktadır.[14]
  5. Târîh-i Feth-i Şikloş. Bu fetihnâme 952’de (1545) Matrakçı Nasuh tarafından telif edilmiş olup Kanunî Sultan Süleyman’ın 950’deki (1543) Estergon, Şekloviç ve Belgrad kalelerinin fethine dair bilgiler verilmektedir.[15]
  6. Fetihnâme-i Belgrad. Sonundaki bir beyitten Sa’yî mahlaslı bir şair tarafından telif edildiği anlaşılan eser Kanunî Sultan Süleyman’a ithaf edilmiştir. Ekserisi manzum ve mesnevî nazım şeklinde olan eserin bulunabilen iki nüshasından biri Adana İl Halk (nr. 791) diğeri ise Süleymaniye (Esad Efendi, nr. 217/2) kütüphanelerindedir. Eserin ikinci nüshası toplam on varaktan ibarettir.
  7. Zafernâme-i Sultan Süleyman. Kanunî’nin münşî ve müverrihlik hizmetinde bulunan Hüsrev Efendi tarafından 935’te (1528-29) telif edilen eser Mohaç ve Budapeşte zaferlerini anlatır, hayli hacimli bir fetihnâmedir.[16]
  8. Heft Meclis. Gelibolulu Mustafa Âlî (vf. 1008/1600) tarafından telif edilen eserin yedinci meclisinde Kanunî’nin Zigetvar seferine gidişi, vefatı, II. Selim’in cülûsu vs. anlatılmaktadır. Meclisler halinde tanzim edilmiş bir eser olup yer yer manzum kısımlar da bulunmaktadır.[17] Âlî’nin edebî hünerini göstermek için kaleme aldığı bu risale yayımlanmıştır (İstanbul 1316).
  9. Mirkatü’l-cihâd. Gelibolulu Âlî Niksar’da bulunduğu sırada eline geçen Melik Gazi Ahmed Danişmend’in fetihlerini anlatan, İbn Alâ tarafından ağır bir üslupla kaleme alınan ve Tokat dizdarı Arif Ali tarafından ilavelerle nazmedilen bu fetihnâmeyi süslü bir üslupla yeniden yazmış ve neticede de bu eser meydana gelmiştir.[18]
  10. Nusretnâme. Gelibolulu Mustafa Âlî Sultan III. Murad’ın cülûsunun 3. yılında 985’te (1577) Lala Mustafa Paşa’nın Şirvan, Azerbaycan ve Gürcistan seferlerini bu seferdeki gidiş yollarını, konak yerlerini, bu esnada yapılan çarpışmaları vs. anlatmaktadır. Eserde Lala Mustafa Paşa’nın seferle ilgili olarak çeşitli yerlere gönderdiği mektuplar da yer almaktadır.[19] Eserin tezhipli ve minyatürlü bir nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde (Hazine, nr. 1365) bulunmaktadır. Bunlara ilave olarak Âlî’nin Belgrad fethini anlatan bir fetihnâmesi daha bilinmektedir (Süleymaniye Ktp., Halet Efendi, nr. 245/1).[20]
  11. Zafernâme Tercümesi. Çağatayca bir Timurlenk tarihidir. İranlı şair ve âlim Şerefeddin Ali Yezdî’nin 828’de (1424-25) telif ettiği Farsça Zafernâme’si Mehmed Ali b. Derviş Ali tarafından 936’da (1529-30) vefat eden Özbek hükümdarlarından Köçküncü Han’ın emriyle tercüme edilmiştir. Eserde Timurlenk’in seferleri vs. anlatılmaktadır.[21]
  12. Fetihnâme-i Hayreddin Paşa. Murâdî tarafından yazılmış Barbaros Hayreddin Paşa’nın (vf. 953/1546) mücadelelerini, bilhassa Preveze zaferini anlatan mesnevî tarzında manzum bir eserdir. Bir nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde (Revan, nr. 1292) bulunmaktadır. Murâdî’nin Barbaros Hayreddin Paşa’nın deniz seferlerini anlatan biri manzum (İÜ Ktp., TY, nr. 2475) ve ikisi de mensur üç adet fetihnâmesi daha vardır.[22]
  13. Ferah. Zekeriyyâzâde ismiyle anılan ve donanma kâtibi olarak donanma halkının aylıklarını vermek vazifesiyle Piyâle Paşa kumandasındaki Cerbe seferine bizzat iştirak etmiş bulunan müellif eserinde savaşın bütün teferruatını kaleme almıştır. Zekeriyyâzâde İstanbul’dan çıkıp dönünceye kadar gördüklerini, duyduklarını, olup biten her şeyi sade bir üslupla anlatmıştır. Ferah, eserini savaşa katılmadan Cerbe’nin fethini anlatan Nidâî’nin fetihnâmesine göre daha sıcak ve canlı bir üslupla 967’de (1560) telif edilmiştir. Bilinebilen tek nüshası Selimağa Kütüphanesi’nde (nr. 768) bulunan eser Orhan Şaik Gökyay tarafından kısmen sadeleştirilerek notlarla birlikte bir sözlük ilavesiyle yayımlanmıştır (İstanbul 1980). Eserde yer yer kıt’a, beyit ve mesnevî başlığı altında manzum parçalara da yer verilmiştir.
  14. Fetihnâme-i Kal‘a-i Cerbe. Nidâî’nin 967’de (1560) Cerbe fethini anlatan manzum bir eseridir (British Library, nr. Add. 23.984). Eser Nidâî’ye Piyale Paşa tarafından yazdırılmıştır.[23]
  15. Fetihnâme-i Rodos. Celalzâde Mustafa Çelebi’nin (ö. 975/1567) telif ettiği eser Kanûnî’nin 929’da (1522) Rodos Adası’nın fethini anlatmaktadır. Bu fetihnâme müellifin Tabakatü’l-memâlik adlı Kanûnî Devri’nin 1555’e kadar cereyan eden olaylarını anlatan eserinin bir bölümüdür. Mohaçnâme ve Fetihnâme-i Karaboğdan da aynı eserde yer alan ve konuları fetihnâme olan diğer bölümlerdir.[24]
  16. Mohaçnâme. Celâlzâde Sâlih Çelebi’nin (ö. 973/1565) Târîh-i Sultan Süleymân adlı eserinin bir bölümü olup müstakil çeşitli nüshaları vardır (Topkapı Sarayı müzesi Kütüphanesi, Revan, nr. 1280; İÜ Kütüphanesi, TY, nr. 1285). Aynı eserin Târîh-i Budin (Târîh-i Feth-i Budin) ve Târîh-i Üngürüs adlı müstakil nüshaları da bulunmaktadır. Bunlara ilaveten Celâzâde Sâlih Çelebi’nin Belgrad Fetihnâmesi’nin de sayılan eserler gibi Târîh-i Sultan Süleymân’ın bir bölümü olduğu ve müstakil nüshalarının bulunduğu belirtilmektedir.[25]
  17. Nüzhetü’l-esrâr fî fethi Kal’ai Sigetvar. Münşeât sahibi Ahmed Feridun Bey’in (ö. 991/1583) bir eseri olup Zigetvar muharebesi ve fethiyle ilgili bilgiler verilmektedir.[26] Eser içinde ayrıca Kandiye Fetihnâmesi de vardır.
  18. Fütûh-ı Yemen (Fetihnâme-i Yemen). Rumûzî tarafından 977’de (1569-70) yazılmış mesnevî tarzında 20.000 beyitlik manzum bir fetihnâme olup eserde sultan II. Selim zamanında (1566-1574) Yemen’e gönderilen Sinan Paşa’nın fetihleri anlatılmaktadır. Fetihnâmede Sinan Paşa’nın Yemen’deki fetihlerine dair söylenmiş tarihler, methiyeler ve manzumeler de bir araya toplanmıştır. Eserin bir nüshası Millet Kütüphanesi’ndedir (Ali Emîrî, nr. 1311).[27] Eserin İstanbul Üniversitesi’nde bulunan (TY, nr. 6045) minyatürlü nüshası otuz üç sayfalık bir özettir.
  19. Zafernâme-i Ali Paşa. Niyâzî adındaki müellif bu eserini 992’de (1584) telif etmiştir. Müellif eserinde 991’de (1583) İranlıların tecavüzü üzerine Bağdat’a vali olarak gönderilen Elvendzâde Ali Paşa’nın (ö. 1007/1599) İranlılara karşı elde ettiği başarıları anlatmakta ve methetmektedir. Eserin bir nüshası Millet Kütüphanesi’ndedir (Ali Emîrî, nr. 396).[28]
  20. Târîh-i Feth-i Engürüs. Andelîb mahlaslı bir şair tarafından yer yer manzum bir şekilde telif edilen bu eserde bu fetih neticesinde ‘Eğri Fatihi’ unvanını alan Sultan III. Mehmed’in 1005’deki (1596) Eğri Kalesi fethi anlatılmaktadır. Eserin bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Halet Efendi, nr. 623).[29]
  21. Fetihnâme-i Egri. Talikîzâde Mehmet Subhi Efendi’nin eseri olup baştan sona kadar arada bazı kısımlar hariç manzumdur. Mesnevî nazım şekli ile yazılan eserin tek nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir (Hazine, nr. 1609).[30]
  22. Yanıkkale Zafernâmesi. Aynı zamanda bir divan şairi olan ve divân-ı hümayun kâtipliği yapan şair Abdî (ö. 1014/1605) tarafından kaleme alınmış manzum bir fetihnâmedir. Yanıkkale, Tata, Sen Martin, Çeşnik vb. bazı kalelerin 1002’de (1593-94) Sinan Paşa tarafından fethedilişini anlatan mensur bir mukaddimeden sonra 317 beyitlik bir mesnevidir.[31]
  23. Cihadnâme. Sâfî Mustafa Efendi tarafından nazmedilerek III. Murad’a (1574-1595) takdim edilen eserde Hayreddin Paşa’nın (vf. 953/1546) Cezâyir’i fethi anlatılmaktadır. British Library’de (add. 24.958) bulunan tek nüshası 161 varaktır.
  24. Fetihnâme. Sipâhîzâde Ahmed tarafından telif edilen eserde Sultan I. İbrahim tarafından Venediklilere karşı 1054’te (1644) başlatılan ve yirmi iki yıl süren muharebenin neticeleri hakkında bilgi verilmektedir. Eserin Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki nüshası (Hekimoğlu Ali Paşa, nr. 783) Fetihnâme-i Girid ve Bosna başlığını taşımaktadır.[32]
  25. Târihçe-i Feth-i Revan ve Bağdad. Karaçelebizâde Abdülaziz tarafından (ö. 1068/1658) telif edilen, Zafernâme adıyla da anılan eserde Sultan IV. Murad’ın 1044’te (1635) başlayıp 1049’da (1640) tamamladığı Revan ve Bağdat seferi hakkında bilgiler verilmektedir. Eserin bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Esad Efendi, nr. 2086/3).[33]
  26. Zafernâme. Sultan II. Mustafa’nın (1695-1703) sır kâtibi olan Mustafa Nedim’in bu manzum eserinde sultanın Edirne’den Belgrad’a gidip Tamışvar ve bazı kaleleri alışı ve tekrar İstanbul’a dönüşü anlatılmaktadır. Bir nüshası Millet Kütüphanesi’ndedir (Ali Emîrî, nr. 1343).
  27. Cevâhirü’t-tevârîh. Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın seferleri ve özellikle Kandiye’nin fethi anlatılan eser Paşa’nın mühürdarı Hasan Ağa tarafından yazılmış edebî özellikler kazanması için de Osman Dede tarafından yeniden kaleme alınmıştır. Hasan Ağa eseri 1080’de (1669) tamamlamıştır.[34] Eserin Osman Dede’ye verilişi ise Köprülüzâde Fazıl Ahmed Paşa’nın ölüm yılında (1087/1676) gerçekleşebilmiştir.
  28. Fetihnâme-i Kamaniçe. Nâbî tarafından yer yer manzum ve ekseriyetle de mensur bir şekilde telif edilen bu fetihnâmede Sultan IV. Mehmed zamanındaki (1648-1687) Kamaniçe Kalesi’nin fethine dair geniş bir bilgi verilmektedir. Eserin çeşitli yazma nüshaları bulunmaktadır (meselâ bk. Süleymaniye Ktp., Hamidiye, nr. 1466/2, Esad Efendi, nr. 2425/3, 3407/2; Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan, nr. 1309, Yeniler, nr. 730; Millet Ktp., Ali Emîrî, nr. 470; Nuruosmaniye Ktp., nr. 3307/3).[35]
  29. 1715 Osmanlı-Venedik Harbiyle İlgili Kısa Bir Manzume. Bestekâr, neyzen ve saz şairi Derviş Musa’ya (ö. 1140/1728) ait olan bu manzumede Sultan III. Ahmed devrinde (1703-1730) şehit Ali Paşa’nın Mora’da kazandığı zaferler dile getirilmektedir. Bu kısa manzume divan tarzında olup aruz vezniyle kaleme alınmıştır.[36]
  30. Fetihnâme-i Belgrad. Antakyalı Mustafa Münîf’in (ö. 1156/1743) yazdığı eserde Sultan I. Mahmud zamanında 1152’de (1739) sadrazam olan Hacı Mehmed Paşa tarafından elde edilen Belgrad zaferi ve muâhedesi anlatılmaktadır. Mensur-manzum karışık olan eserin iki nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Esad Efendi, nr. 3655/3; Reşid Efendi, nr. 992/6) bulunmaktadır.[37]
  31. Fetihnâme-i Belgrad. Osmanlı sadrazamlarından Koca Ragıb Paşa (ö. 1176/1762) tarafından yer yer manzum bir şekilde telif edilen ve I. Mahmud’a takdim edilen eserde bir önceki fetihnâmede işlenen konu ele alınmaktadır.

Eserin çeşitli nüshaları bulunmaktadır (meselâ bk. Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, nr. 3442/2, 3655/2, Reşid Efendi, nr. 672, Hüsrev Paşa, nr. 385/4; İÜ Kütüphanesi, TY, nr. 2593).[38] Ayrıca eserde Sadrazam Hacı Mehmed Paşa’nın iktidar ve ehliyetine dair bilgi de bulunmaktadır.

  1. Hayrâbâd. Salih Hayri (ö. 1284/1867-68) tarafından yazılmış olan eser 1269’daki (1853) Kırım muharebesinin manzum bir tarihçesidir. Eserin baş kısmında Sebeb-i Telif’ten sonra bu muharebeye sebep olan olaylar hakkında bilgi de bulunmaktadır. Süleymaniye (Bağdatlı Vehbi, nr. 1118) ve Millet (Ali Emîrî, nr. 1330) kütüphanelerinde nüshaları bulunmaktadır.[39]

Bunlar dışında kütüphanelerde nüshaları bulunan ve müellifleri bilinen fetihnâmelerin bir kısmı da şunlardır: Cizyedarzâde Bahaddin Efendi’nin Fetihnâme-i Bahaddin’i (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1428), Edirneli Ali Efendi’nin Fetihnâme-i Mekke-i Mükerreme’si (Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, nr. 3797), Dârüssaâde ağası Mehmed Ağa’nın Fetihnâme-i Gence’si (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan, nr. 1296), Abdurrahman Hıbrî’nin (ö. 1087/1676) Târîh-i Feth-i Bağdad’ı,[40] Hüseyin Behcetî’nin (ö. 1094/1683, yer yer manzum) Zafernâme’si (Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, nr. 2368), el-Hâc Mehmed Arif Efendi’nin manzum Fetihnâme-i Garrâ be-Târîh-i Ra’nâ’sı (Mısır’ın 1216’da [1801] Fransızlardan istirdadına dairdir [Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1438]), Mehmed Esad Efendi’nin (ö. 1276/1859-60) Sultan II. Mahmud’un emriyle yazdığı Feth-i Kostantıniyye’si (Süleymaniye Ktp., Hüsrev Paşa, nr. 439).[41]

Cumhuriyet dönemi şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı’nın Eski Şirin Rüzgârıyle adlı kitabındaki “Selimnâme” adlı bölümü de yukarıda belirtildiği gibi bir “Selimnâme” olması yanında (s. 7-20) aslında Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran, Mercidâbık ve Ridâniye zaferlerini son derece edebî bir üslupla dile getiren bir fetihnâme sayılabilir.

Ayrıca son dönem şairlerinden Necati Yazgan da Fetihnâme (İstanbul 1970) adını verdiği kitabının bilhassa ilk bölümünde İstanbul’un fethi ve Fatih Sultan Mehmed’le ilgili şiirlere yer vermiş bulunmaktadır.

Prof. Dr. Hasan AKSOY

Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 11 Sayfa: 800-805

Kaynaklar:
♦ Ahmed b. Ali el-Kalkaşendi, Subhu’l-a‘şâ (nşr. Muhammed Hüseyin Şemseddin), Beyrut 1407/1987, VI, 387.
♦ Aka, İsmail, “Timur’un Ankara Savaşı (1402) Fetihnâmesi”, Türk Tarih Kurumu Belgeler, Ankara 1981-1986, XI/15.
♦ Aksoy, Hasan, “Fetihnâme”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1995, XII, 470-472.
♦ Aksoy, Hasan, “Tarihî Bir Belge ve Türk İslâm Edebiyatında Bir Türk Olarak Fetihnâmeler”, İLAM Araştırma Dergisi, II/2, Temmuz-Aralık 1997, s. 7-19.
♦ Arat, Reşit Rahmeti, “Fatih Sultan Mehmed’in Yarlığı”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkiyat Mecmuası, İstanbul 1936-1939, VI, 285-290.
♦ Ateş, Ahmet, “İstanbul’un Fethine Dâir Fatih Sultan Mehmed Tarafından Gönderilen Mektuplar ve Bunlara Gelen Cevablar”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, İstanbul 1953, IV/7, 11-18.
♦ Bahâaddin Muhammed b. Müeyyed el-Bağdâdî, et-Tevessül ile’t-teressül, Tahran 1315.
♦ Banarlı, Nihad Sami, Resimli Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, I-II, İstanbul 1971-1979.
♦ Decei, A., “Un Fetihname-i Karabogdan (1538) Nasuh Matrakçı”, Fuad Köprülü Armağanı, İstanbul 1953, s. 113-124.
♦ Fayda, Mustafa, “İbn Kemal’in Hayatı ve Eserleri”, Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu, Ankara 1989, s. 47-54.
♦ Feridun Ahmed Bey, Münşeâtü’s-selâtîn, İstanbul 1274-1275, I-II.
♦ Feridun Ahmed Bey, “Fetihnâme-i Hayreddin Paşa”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (TDEA), İstanbul 1979, III, 209-210.
♦ İbn Bîbî, el-Evâmirü’l-Alâiyye (nşr. Adnan S. Erzi), Ankara 1956.
♦ İbn Bîbî, İstanbul Kütüphaneleri Tarih Coğrafya Yazmaları Katalogları I. Türkçe Tarih Yazmaları, İstanbul 1943-1951.
♦ Kerslake, Celia J., “Celâlzâde Mustafa Çelebi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1993, VII, 261.
♦ Kerslake, Celia J., “Celâlzâde Salih Çelebi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1993, VII, 263.
♦ Kıvâmî, Fetihnâme-i Sultan Mehmed (nşr. Franz Babinger), İstanbul 1955.
♦ Köprülü, M. Fuad, Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri (haz. Orhan F. Köprülü), İstanbul 1981.
♦ Kütükoğlu, Bekir, “Âlî Mustafa Efendi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1989, II, 414-415.
♦ Kütükoğlu, Bekir, “Diplomatik”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1994, IX, 365.
♦ Levend, Agâh Sırrı, Gazavatnâmeler ve Mihaloğlu Ali Bey’in Gazavatnâmesi, Ankara 1956.
♦ Lewis, G. L., “The Utility of Ottoman Fethnames”, Historians of the Middle East (ed. B. Lewis P. M. Holt), London 1962.
♦ Lewis, G. L., “Fathname”, Encyclopaedia of Islam (new edition), II, 839-840.
♦ Özcan, Abdülkadir, “Cevâhirü’t-tevârih”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1993, VII, 434-435.
♦ Özcan, Abdülkadir, “Cerbe”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1993, VII, 292.
♦ Özcan, Abdülkadir, “Feridun Ahmed Bey”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1993, VIII, 558.
♦ Özcan, Nuri, “Derviş Musa”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 1994, IX, 194-195.
♦ Tansel, Selahattin, “Silahşor’un Fetihnâme-i Diyar-ı Arab Adlı Eseri”, Tarih Vesikaları, Yeni seri, I (Ocak 1958), sayı 2 (17), s. 294-320; Yeni seri, I (Mart 1961), sayı 3 (18), s. 430-454.
♦ Turan, Osman, Türkiye Selçukluları Hakkında Resmî Vesikalar, Ankara 1988.
♦ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti’nin Saray Teşkilatı, Ankara 1948.
♦ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti Teşkilatına Medhal, Ankara 1970 (2. baskı).
♦ Yinanç, Refet, “Fatih’in Türkçe İstanbul Fetihnâmesi”, Türk Dünyası Araştırmaları, İstanbul, Nisan 1984, sayı 29, s. 18-24.
♦ Zekeriyyazâde, Ferah (nşr. Orhan Şaik Gökyay), İstanbul 1980.
Dipnotlar :
[1] Bu mektup ve fermanlar dost devletler için bir müjde, düşmanlar için ise tehdit mahiyetinde idi. Bu tür fetihnâmelerde ağdalı bir dil kullanılır, sultanın güç ve kudretinden bahsedilerek düşman askerinin sayısının fazlalığı dile getirilirdi. Düşmanlara gönderilen tehditnâmelerde ise ağır ve küçültücü ifadelere yer verilirdi. Bu şekildeki ferman ve mektuplar için bk. Hasan Aksoy, “Tarihî Bir Belge ve Türk İslâm Edebiyatında Bir Tür Olarak Fetihnâmeler”, İLAM Araştırma Dergisi, II/2 (İstanbul, Temmuz-Aralık 1997), s. 7-19.
[2] G. L. Lewis, “The Utility of Ottoman Fethnames”, Historians of the Middle East (ed. B. Lewis B. M. Holt), London 1962, s. 192.
[3] Mehmed Ali Efendi’nin Fetihnâme-i Garrâ be-Târîh-i Ra‘nâ adlı hacim itibariyle küçük olan manzum eserinin başında toplu olarak cihad âyetleri yer almaktadır (bk. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1438).
[4] Bk. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1609, türlü yer.
[5] Bk. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan Köşkü, nr. 1271, türlü yer.
[6] Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1438.
[7] Nabi’nin Fetihnâme-i Kamaniçe (bk. Süleymaniye Kütüphanesi, Hamidiye, nr. 1466/2) ve Andelîb’in Feth-i Bilâd-ı Engürüs (bk. Süleymaniye Kütüphanesi, Halet Efendi, nr. 623) adlı fetihnâmeleri bu tarz eserlere örnek olabilir.
[8] Bk. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1428. Eser 28 varak olup çok ağır bir uslûp kullanılmıştır.
[9] Bk. Süleymaniye Ktp., Halef Efendi, nr. 623. Eser 56 varaktır.
[10] Bk. G. L. Lewis, “The Utility of Ottoman Fethnames”, Historians of the Middle East, s. 192.
[11] Tek nüshası National Bibliothek’te (MS Or., nr. 1975) bulunan eser Franz Babinger tarafından tıpkı basım olarak yayımlanmıştır (İstanbul 1955).
[12] Eserin bulunabilen tek nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir (bk. Revan, nr. 1271).
[13] Bilinebilen tek nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde (nr. 4087) bulunan eser Selâhattin Tansel tarafından yayımlanmıştır. Bk. “Silahşor’un Fethnâme-i Diyar-ı Arab Adlı Eseri”, Tarih Vesikaları, sy. 2 (17), s. 294-320; sy. 3 (18), s. 430-454.
[14] Eser M. Pavet de Corteille tarafından Fransızca tercümesiyle birlikte neşredilmiştir (Paris 1859). Bu konuda ayrıca bk. Mustafa Fayda, “İbn Kemâl’in Hayatı ve Eserleri”, Şeyhülislâm İbn Kemal Sempozyumu, Ankara 1989, s. 53.
[15] Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Hekimoğlu Ali Paşa, nr. 700) bulunan eser için ayrıca bk. İstanbul Kütüphaneleri Tarih Coğrafya Yazmaları Katalogları I. Türkçe Tarih Yazmaları, İstanbul 1943-1951, s. 295. Eserin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki (Hazine, nr. 1608) nüshasını Sinan Çavuş’a nisbet ederek Süheylâ Artemel tıpkı basım halinde neşre hazırlamış ve Tarihî Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezleri Kurma ve Geliştirme Vakfı da yayımlamıştır (İstanbul 1987). Eserin bu nüshası seferle ilgili gerçekten güzel minyatürler, harita ve krokilerle oluşturulmuş bulunmaktadır. Çoğu mensur ve az bir kısmı manzum olan eserin bu nüshası 146 varaktır.
[16] Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Ayasofya, nr. 3217). Diğer nüshaları için bk. Tarih Coğrafya Yazmaları Katalogu, s. 156-157.
[17] Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Esad Efendi, nr. 2086/1). Ayrıca bk. a.g.e., s. 133-134.
[18] Nüshaları için bk. a.g.e., s. 134-135.
[19] Bk. Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, nr. 2433.
[20] Âlî’nin eserleri için ayrıca bk. Bekir Kütükoğlu, “Âlî Mustafa Efendi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), II, 414-415.
[21] Eserin bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde (nr. 3268) bulunmaktadır. Eser için ayrıca bk. Tarih Coğrafya Yazmaları Katalogu, s. 170.
[22] Bk. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (TDEA), İstanbul 1979, III, 209-210. Murâdî’nin bu ve diğer fetihnâmeleri aslında Gazavât-ı Hayreddin Paşa adlı Barbaros Hayreddin Paşa’nın fetih ve gazalarını anlatan eserinin parçalarıdır (Bu konu için bk. Aldo Gallotta, “Gazavât-ı Hayreddin Paşa”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), XIII, 437.
[23] British Library’deki nüsha 53 varak olup, nesih hatla yazılmıştır. İstinsah tarihi ise Şevval 969 (Haziran 1562)’dur. Ayrıca bk. Abdülkadir Özcan, “Cerbe”, DİA, VII, 392.
[24] Tabakatü’l-memâlik’in tıpkı basımı Petra Kappert tarafından yayımlanmıştır (Wiesbaden 1981). Yazma nüshaları Millet (Ali Emîrî, nr. 289) ve Nuruosmaniye (nr. 3170/3) Kütüphanelerinde bulunmaktadır.
[25] Aslında Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki nüsha Târîh-i Budin adıyla kayıtlı olup eserin 936 Zilhiccesinde (Ağustos 1530) tamamlanan müellif nüshasıdır. Eserin Târîh-i Engürüs adıyla kayıtlı nüshası da Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki (III. Ahmed, nr. 3096) nüshadır. Mohaçnâme adıyla kayıtlı nüsha ise İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndedir. Ayrıca bk. “Celâlzâde Sâlih Çelebi”, DİA, VII, 263 ve Agâh Sırrı Levend, Gazavatnâmeler ve Mihaloğlu Ali Bey’in Gazavatnâmesi, Ankara 1956, s. 379.
[26] Bk. Tarih Coğrafya Yazmaları Katalogu, s. 115-116; ayrıca bk. Abdülkadir Özcan, “Feridun Ahmed Bey”, DİA, VIII, 558. Eserin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki (Hazine, nr. 1339) nüshası Nüzhetü esrâri’l-ahbâr der Sefer-i Sigetvar adıyla kayıtlıdır. Eserin Millet Kütüphanesi’nde de (Ali Emîrî, nr. 330) bir nüshası bulunmaktadır.
[27] Eser üzerinde Hulûsi Yavuz bir doktora tezi hazırlamıştır (Rumûzî’nin Târih-i Feth-i Yemen’i ile Arşiv Vesikalarına Göre Sinan Paşa’nın Yemen’e Fethi ve XVI. Asırda Yemen’in Sosyal Yapısı, Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi, Erzurum 1980). Bu çalışmada eserin 18. 000 beytinin tenkitli metni verilmiştir.
[28] Eserin diğer nüshaları için bk. Tarih Coğrafya Yazmaları Katalogu, s. 220.
[29] Diğer nüshaları için bk. a.g.e., s. 130-131. Eserin dış kapağında Feth-i Bilâd-ı Engürüs, iç kapağında ise Târîh-i Engürüs kaydı bulunan bu eser Andelîb’e nisbet edilmektedir. Ancak “bu bende- i hakîr ü pür taksir el-meşhûr be-Dâî fakir-i kal‘a-i Egri tasvir itmek lazım gelmeğin bu minval üzere tahrir olundu ki…” ibaresinden de eserin Dâî tarafından telif edildiği anlaşılmaktadır. Bu nüshadaki Dâî isminin Anadelîb’den sonra başka biri tarafından konabileceği akla gelen en iyi ihtimal olsa gerektir (bk. Süleymaniye Kütüphanesi, Halet Efendi, nr. 623, vr. 16a).
[30] Eser Üzerinde Vahit Çabuk doktora çalışması yapmıştır (Talikîzâde Mehmed Efendi’nin Eğri Fetihnâmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1987).
[31] Bk. Tarih Coğrafya Yazmaları Kataloğu, s. 104-105; ayrıca bk. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, I, 11.
[32] Diğer nüshası için bk. Tarih Coğrafya Yazmaları Kataloğu, s. 118-119.
[33] Ayrıca bk. a.g.e., s. 109.
[34] Latince’ye tercüme edilen eserin yurt içinde ve dışında çeşitli nüshaları bulunmaktadır. Ayrıca bk. Abdülkadir Özcan, “Cevâhirü’t-tevârîh”, DİA, VII, 434-435.
[35] Aynı seferle ilgili Amasyalı Ali Âlî (ö. 1076/1665)’nin 1060’ta (1650) kaleme aldığı ve fethi geniş bir şekilde anlattığı bir eser daha bulunmaktadır (bk. Süleymaniye Kütüphanesi, Lala İsmail, nr. 398).
[36] Bk. Nihad Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1979, II, 799; Nuri Özcan, “Derviş Mûsa”, DİA, IX, 194-195.
[37] Mustafa Münif Antakya’da yetişmiş olup bilahare İstanbul’a gelmiş ve Maliye tezkireciliğine kadar yükselmiştir. Divanı basılmıştır (bk. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, VI, 472).
[38] Diğer nüshaları için bk. Tarih Coğrafya Yazmaları Kataloğu, s. 231-232.
[39] Diğer nüshaları için bk. a.g.e., s. 253-254.
[40] Bk. a.g.e., s. 113.
[41] Adları zikredilen bu fetihnâmeler dışında kütüphanelerde müellifi bulunamayan fetihnâmeler de vardır. Fütühât-ı Hanya (Köprülü Ktp., nr. 337/4), Feth-i Kandiye (Köprülü Ktp., Hafız Ahmed Paşa, nr. 214), Feth-i Rodos (Nuruosmaniye, nr. 3170/3), Fetihnâme-i Cezîre-i Sakız (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1427) bu fetihnâmelerdendir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.