SALTUKLU MİMARİSİ

SALTUKLU MİMARİSİ

Saltuklular

Saltuklular, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 1071-1202 yılları arasında hüküm sürmüş bir Türk Beyliği’dir. Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın, 1071 yılında Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra, zaferin kazanılmasında yararlılığı görülen beylere, kendi bölgelerinde birer beylik kurup, Selçuklulara bağlı olarak yaşamalarına müsaade etmesi ile Anadolu’da yeni bir Türk dönemi açılmıştır. Alp Arslan, önemli komutanlardan Ebul Kasım Saltuk’a da ıkta olarak Erzurum ve havalisini vermişti. Saltuklu Beyliği sınırları içerisinde, başkent Erzurum olmak üzere Bayburt, Tercan, İspir, Oltu ve Micingirt gibi şehir ve kaleler bulunuyordu.[1] Saltukluların en etkili yöneticileri arasında Ebul Kasım, Gazi ve Ali gösterilmektedir.

Selçuklular, Danişmendliler, Mengücükler, Saltuklular, Artuklular ve Sökmenliler de iskân siyaseti gereği olarak, Orta ve Doğu Anadolu’nun, vadi, ova ve yaylalarına, yurt olarak yerleştirilirken, kısa zamanda bu nüfusu üretici duruma getirmeye; eskiden mevcut veya yeni teşekkül eden yerleşme merkezlerini ve çevrelerini canlı birer Türk-kültür merkezi haline dönüştürmeye çalışmışlardır. Saltuklular zamanında Erzurum, diğer Anadolu şehirleri gibi iktisadi ve ticari açıdan oldukça müreffeh bir şehir idi. Bölge, Akdeniz’deki limanlardan ve Suriye’den hareket edip; Konya, Kayseri, Sivas ve Erzincan yoluyla Azerbaycan ve İran’a giden veya Türkistan’dan Erzurum’a gelip aynı yoldan Akdeniz’e veya Trabzon limanlarına ulaşan büyük bir kervan yolunun güzergahında bulunduğu için, ticari hayat oldukça canlı idi.

Kaleler

Saltuklular, egemen oldukları bölgede yeni kaleler inşa etmemiş, Bizanslılardan ve daha önceki dönemlerden kalan kalelere yerleşerek onları onarmış ve kullanmışlardır. Erzurum, Hasankale, Tortum, İspir, Oltu, Avnik, Micingird, Zivin, Tercan, Kars ve Bayburt kalelerinin, kuruluşları M.Ö.’lere kadar indirilmektedir. Müstahkem mevkilere yerleştirilen bu kaleler, Saltuklular tarafından ele geçirilmiş ve birtakım değişiklikler ve eklentilerle bu kaleleri kullanmışlardır. Saltukluların merkezi Erzurum olduğu için, Saltuklu emirleri de Erzurum’da oturmuştur. Bayburt Kalesi; Trabzon’daki Bizanslılara karşı Erzurum’u korurken, Hasankale, Tortum, Oltu, Zivin ve Micingirt Kaleleri de Gürcü istilasına karşı savunma merkezleri olmuştur. Kars Kalesi Saltuklu hakimiyetinde olduğu sırada yeni baştan tahkim edilmiştir.

Erzurum Kalesi

Bugünkü şehrin orta kesiminde hafif yükseltili bir tepe üzerinde bulunan iç kale, doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir konuma sahiptir. Duvarları yer yer burçlar ve dayanak kuleleri ile desteklenmiştir. Kalenin hemen doğusundan geçen dere nedeni ile bu kesim oldukça eğimlidir. Kale üç kat surla tahkim edilmişti. iç kale, dış ve orta surların ortasında bir tepe üzerine kurulmuştur (Resim 1).

Erzurum Kalesi’nin kuruluş tarihiyle ilgili ilk yazılı kaynaklar M.S. 415 yılını vermektedir. Kale, Bizans Generali Anatolius tarafından yaptırılmış ve İmparatorun adından ötürü “Theodosiopolis” ismi verilmiştir.[2] Bugünkü Erzurum adı ise şu şekilde meydana gelmiştir; Erzen’in (Karaz) Selçuklular tarafından yıkılması üzerine halkı Theodosiopolis’e göç edince, geldikleri bu şehre Erzen ismini vermişler ve Siirt yakınlarındaki Erzen’den ayırt etmek aynı zamanda Anadolu’ya ait olduğunu belirtmek için de “Erzen er-Rum” şeklinde ifade etmişlerdir. Daha sonra ise bu ad Erzurum şekline dönüşmüştür. M.S. 502’de Sasanilerin eline geçen Kale, sık sık Bizans ve İranlılar arasında el değiştirmiştir.[3]

VII. yüzyılın ikinci yarısında Bizans’ın doğuya egemen olmasını önlemek için görevlendirilen Habib bin Mesleme aracılığıyla şehir ilk kez Araplar tarafından ele geçirilmiştir. 755’te Halife Ebu Mansur, Kale’yi tamir ederek güçlendirmiştir.[4]

1048’de Erzurum’a kadar gelen Türk birliklerinin başında Kutalmış ve İbrahim Yınal bulunmaktaydı. Bunlar, şehrin kuzeybatısında yer alan ve ilk yerleşim yeri olan Karaz’ı kuşatma altına alıp ele geçirmişler, bu kuşatmadan kurtulanlar Theodosiopolis’e sığınmışlardır. Bu tarihten itibaren bölge Türk egemenliğine geçmiştir.[5]

Bu tarihten sonra çeşitli saldırılara rağmen ayakta kalmayı başaran Kale ile ilgili fazla bir belge ve kitabe bulunmamasına rağmen, pek çok kez onarım gördüğü, bugünkü duvarlarından anlaşılmaktadır.

Kalenin güneybatı köşesinde, üzerinde kûfi yazılı bir kitabe de bulunan Tepsi Minare-Saat Kulesi veya Kesik Minare olarak isimlendirilen yapı yer almaktadır. 1124-1132 yılları arasında hüküm süren Saltuklu beylerinden Ebul Muzaffer Gazi zamanında yapıldığı kitabesinden anlaşılmaktadır.[6] Bu yönüyle Erzurum’un en eski yapısıdır.

Erzurum Kalesi dış sur, orta sur ve içkale olmak üzere üç kademeli olarak yapılmıştır. Dış surların büyük bir bölümü Erzurum çevresindeki tabyaların inşasında sökülmüş ve surların malzemesi tabyalarda kullanılmıştır. Şehir çevresinde kısmen sur kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Surlar üzerinde açılan “Tebriz Kapı”, “Gürcü Kapı”, “Erzincan Kapı” günümüze ulaşmamıştır. Osmanlı Dönemi’nde Toprak Surlar üzerinde açılan “İstanbul Kapı”, “Kavak Kapı”, “Kars Kapı” “Harput Kapı”dan ise sadece “Harput Kapı” günümüze gelememiştir. Orta surlar tamamen yok olmuş, iç kale ise sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. II. Mahmut Dönemi’nde (1808-1839) onarım gördüğü anlaşılan iç kalenin girişi, “Hisar Peçe” olarak adlandırılan bir tür avluya açılır. Burada çeşitli mekanlar ve bir hamam yer almaktadır. Kalenin asıl girişinin, Saat Kulesi’nin de bulunduğu köşedeki kenar açıklığından olduğu tahmin edilmektedir.

Günümüzde, Kale içerisinde, Kale Mescidi’nden başka hiçbir yapı bulunmamaktadır. Zemini büyük ölçüde toprak dolguya sahip olan Kale içinde, 30-40 yıl öncesine kadar eski yapılar bulunmaktaydı. Bunların askeri amaçla yapılan koğuş, cephanelik ve depo yapıları ile yönetim binaları oldukları tahmin edilmektedir. Bu binaların askeri birliklerin kaleden çekilmesi sonucunda sivil halk tarafından kullanıldıkları bilinmektedir. 2000 yılında Erzurum Müzesi tarafından kazı-sondaj çalışması yapılmış ve Kale’nin batısında, bahsedilen yapılara ait duvar kalıntıları tespit edilmiştir.

Pasinler (Hasan Kale) Kalesi

Bu Kale, sağlamlığı ve müstahkem mevkisi ile Saltukluların Gürcülere karşı önemli direnç noktalarından birini oluşturmuştur. Saltuklulardan önce de var olan Kale, ilçenin kuzeydoğusunda, Hasan Dede Dağı’nın üzerinde kuzey-güney istikametinde, sarp ve sağlam bir kayalık zemin üzerine oturtulmuştur (Resim 2). Hasan Kale’nin[7] sadece İç kalesi günümüze ulaşmıştır. Düzgün kesme taştan inşa edilen Kale surları, burçlarla takviye edilen surlar üzerinde, mazgallar ve seyirdim yerleri halen mevcuttur. Kalenin ana girişi, batıya açılırken bu cephede ayrıca üç kapısı daha bulunmaktadır. Ana giriş, iki sağlam burçla takviye edilerek, iç tarafında mazgal pencereli iki küçük muhafız odasına yer verilmiştir.

Tortum Kalesi

Erzurum’un Tortum ilçesinde bulunmaktadır. Yüksek bir kayalık tepe üzerine kurulmuştur. İç Kalede burçlarla takviye edilmiş, dizdar odaları, silah ve erzak ambarları ve sarnıç bulunmaktadır.[8] Dış kaleden gizli bir yolla suya ulaşılmaktadır. Kalenin duvarları kısmen sağlam olup, taşları çevredeki yapılarda kullanılmak üzere sökülmüştür. Kale üzerinde kitabe bulunmamaktadır. Roma dönemine kadar inen Kale, Saltuklular tarafından da kullanılmıştır.

İspir Kalesi

Kale, Çoruh nehrinin sınırladığı yüksek bir kayalık alan üzerinde ve çevreye hakim bir noktaya kurulmuştur (Resim 3). Dış kalenin şehir etrafındaki duvarları yıkılmıştır. İspir Kalesi’nin ilk kurucuları hakkında kesin bir bilgi yoktur, ancak Bizanslılardan ve Gürcülerden sonra Saltukoğullarının eline geçtiği bilinmektedir. Erzurum Selçuklularından Mugisüddin Tuğrulşah da kaleyi tamir ettirmiştir.[9] Kale içerisinde Bizans dönemine ait sadece apsis kısmı günümüze gelebilen üç nefli bir Bazilika ve Saltuklu Dönemi’nde yapılan bir mescid bulunmaktadır. Mescidin sekizgen minaresi aynı zamanda gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.

Kalenin batısında Çoruh nehrine inen gizli bir yol tespit edilmiş ancak yol inşası sırasında bu gizli su yolunun önemli bir kısmı tahrip olmuştur. Kale duvarları düzgün kesme taşlardan inşa edilmiş olup, batı duvarları ve burçları halen sağlamdır. Kalenin duvarları ve giriş kapısı Kültür Bakanlığı’nca restore edilmişse de restorasyon işlemleri tamamen bitmemiştir.

Oltu Kalesi

Erzurum’un kuzey ilçelerinden olan Oltu, Doğu Karadeniz Bölümü sınırları içerisinde yer alır. Bölgeye hayat veren en önemli su kaynağını ise Oltu çayı ve kolları oluşturmaktadır. Oltu’yu önemli kılan özelliklerin başında, Anadolu’yu Kafkaslar’a bağlayan iki ana yoldan birinin üzerinde bulunması gelir. Bu yollardan birincisi Erzurum-Aşkale-Bayburt-Gümüşhane yoludur ki, bu yol Trabzon üzerinden Kafkaslar’a açılır. İkinci yol Erzurum-Tortum-Narman’dan Oltu’ya ulaşan yoldur. Bu yol Artvin üzerinden Doğu Karadeniz kıyılarına ulaşır. Karadeniz kıyılarından gelip Çoruh havzasını takip eden yol Oltu’dan geçerek Gaziler (Bardız) üzerinden Sarıkamış ve Kars bölgesine ulaşmaktadır. Bu stratejik mevkide bulunan Oltu Kalesi Orta Çağ’da konumu bakımından bölgedeki önemli kaleler arasında yerini almıştır. Oltu çayının kenarında yüksek bir kayalık alan üzerine inşa edilmiş olan kalenin günümüze sadece iç kalesi gelebilmiştir (Resim 4). Kaleden Oltu çayına inen gizli bir yol bulunmaktadır ki günümüzde burası kapatılmıştır. Kalenin kuzeyinde iki burç bulunmaktadır. Bunlardan soldakinin içerisi türbeye dönüştürülmüştür. Doğuda harap bir hamam ve güney tarafta da bazı yapı kalıntıları mevcuttur.

Avnik Kalesi

Erzurum’un Pasinler ilçesinin doğusunda, Çobandede Köprüsü’nü geçtikten sonra Yağan köyü yolu ile bu kaleye ulaşılmaktadır. Kale yüksek bir kayalık üzerine kurulmuştur. Doğu Anadolu’da Saltuklular tarafından kullanılmış önemli kalelerden biridir. Kale iç içe üç duvarla tahkim edilmiştir. Birinci ve ikinci surların kapıları güneye açılmaktadır. Kale içindeki kayalardan birinin içerisi oyularak erzak deposu haline getirilmiştir. İkinci surun kapısı ise daha geniş bir sahaya açılır. Burada varoş bir köy haline getirilmiş ve birtakım yapı kalıntıları da günümüze kadar ulaşmıştır. En yüksek noktaya ise iç kale yerleştirilmiştir. Günümüzde Kale taşları sökülerek civardaki evlerde kullanılmıştır.

Micingirt Kalesi

Micingirt Kalesi, Sarıkamış’a uzaklığı 22 km. olan İnkaya (Micingirt) köyünde bulunmaktadır. Becen Kalesi olarak da isimlendirilmektedir. Bölgeye ilk Becen (Becan) adlı Saka Türklerinin bir oymağının yerleşmesi ile Becen-gerd ismi verilmiştir. Bu yer M. 949’da Bizans yönetiminde kalmış ve 1048’de Selçuklulara geçerek, 1071’de Saltuklulara verilmiştir.

Kale, sarp bir kayalık alan üzerine, 205mx30m ölçülerinde dikdörtgene yakın planda kurulmuştur (Resim 5-6). Girişi doğuda olup, büyük bir kısmı tahrip olmuştur. Kale içerisinde, kayaya oyulmuş bir sarnıç bulunmaktadır. Düzgün kesme taş malzemeden inşa edilen kale duvarlarında Horasan harcı kullanılmıştır.

Güneydoğu köşesindeki burcun batıya bakan yüzünde üç yarım küre şeklinde oyuntu bulunmaktadır. Bunlar muhtemelen Bayburt Kalesi’nde olduğu gibi bacini yuvalarıdır. Kalenin, Orta Çağ’da, Saltuklular Dönemi’nde kullanılmış olduğu kitabelerden anlaşılmaktadır

I. Kitabe

  • El-havarici ve’l-mütemerridin kâ (tilü’l-kefereti ve’l-müşrikin)
  • Ale’l-mazlumin (Fahrü’l-guzât zahidü’d-din
  • El-mâlikü mülki er-Rum ve’l Ermen ve Diyarbekr veRebi’atü Şehsüvâri (İran)
  • El-Hac ve’l-Haremeyn Ebu Mansur Argin Basat (yahut Şah) bin Muhammed
  • İbn-i Salduk b.Ali b.Ebi El Kasım azze nasruhu (fi-şehr) rebiü’l Evvel (sene selâsin ve) sittemie hicriye (630)[10]

Türkçesi: “Harici ve inadcı ve asillerin kökünü kesen kâfirler ve müşrikler ile savaşan… mazlumları koruyan, gazilerin övüncü, dinin himayecisi Rum, Ermen, Diyar-ı Bekr ve Diyar-ı Rebi’a ülkelerinin sahibi. Ebul Kasım Oğlu Salduk Oğlu, Muhammed oğlu Ebu Mansur Argın Basat (Şah) (yardımı aziz olsun), tarafından hicretin 630 yılı (1233) Rebi’ül ahir’inde yaptırılmıştır.”

Bu metinden Saltukluların Kale’deki imar faaliyetlerinden bahsedilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ