TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

SAKA-PERS MÜCADELESİ

Yrd. Doç. Dr. İlhami DURMUŞ

Gazi. Ü. Fen-Ed. Fak. Tarih B. Öğr. Üyesi

Sakalar Asya içlerinden Avrupa içlerine kadar bozkır coğrafyası üzerinde çok geniş sahaya yayılmışlardır. Bu geniş sahada arkeolojik kazılar sonucunda ele geçirilen maddî kültür unsurları onların yayılma sahasının genişliğini belirlemede önemli rol oynamaktadır. Kurganlardan çıkarılan buluntular Sakalar’ın Kurgan Kültürlerinin en kayda değer temsilcileri olduğunu göstermektedir. Ancak, Sakalar Ön Asya’ya da yayılmış olup, ele geçirilen arkeolojik buluntular burası için ilgi ihtiyacını karşılayacak derecede değildir. Onların adı geçen coğrafyada yayılmaları ve çeşitli topluluklarla mücadeleleri yazılı kaynaklarla aydınlatabilmektedir.

Sakalar’ın mücadele ettiği topluluklar arasında Kimmerler, Urartulular, Asurlular ve Persler’le Sakalar’ın mücadelesi, dönemin güçlü imparatorluğuna sahip olan Persler’i uzun süre uğraştırmaları bakımından önemlidir.

Kaynaklarda belirtildiği üzere, Sakalar’ın Pers ülkesinin kuzey sınırlarına saldırıları bu mücadelenin başlamasına ve Pers krallarının onlara karşı sefer düzenlemelerine neden olmuştur,

Pers kaynaklarında Saka tigrakhauda, Saka tiay para daray, Saka haumavarga olmak üzere giyimleri, yaşadıkları coğrafya ve tabi oldukları hükümdarlarına göre isimlendirilen Sakalar’ın (HERRMANN 1933:158) Grek kaynaklarında geçen İskitlerle aynı olduğu kabul edilmektedir (HERODOTOS VIII: 64). Hatta, Massagetlefin de büyük Saka grubuna dahil olduğu, onların Saka tigrakhauda ile aynılığı kaynaklarda belirtilmektedir (JUNGE 1939: 70).

Pers ve Grek kaynaklarında, özellikle Ön Asya dünyasının büyük devlet kurmuş topluluklarını uğraştıran Sakalar’ın siyasî tarihlerini aydınlatacak önemli bilgiler bulunmaktadır. Sakalar başlangıçta Asya’da yaşamışlar ve Massagetlerle yaptıkları savaş sonucunda batıya doğru hareket ederek, Kimmerleri’in yanına göçmüşlerdir (HERODOTOS IV: 11), Karadenizin kuzeyinde Kimmerler’le karşılaşan Sakalar onları yurtlarından ederek bu, bozkırlardan göç etmelerine sebep olmuşlardır. Kimmerler Kafkas geçitlerini aşmışlar (LEHMANN-HAUPT 1921: 398) ve Urartu topraklarına kadar yayılarak Anadolu’yu istilaya başlamışlardır (TARHAN 1984: 110). Sakalar onları takip ederek kovalamışlardır. (TARHAN 1970: 22). Bu sırada Urartulular devletlerini kurdukları coğrafyanın konumundan dolayı, önce Kimmerler’in, hemen ondan sonra da Sakalar’ın saldırılarına maruz kalmıştır. Başlangıçta Sakalarla antlaşma yaparak, tehlikeyi savuşturan Urartulular (TARHAN 1984: 113) daha sonra bu saldırıların önüne geçememişlerdir. Urartu yerleşim merkezlerine saldırılar düzenleyen Sakalar onlara ait bazı merkezleri yakıp yıkmışlardır (SCHMÖKEL 1961: 6), Urartulular büyük ölçüde onların M. Ö. VII. yüzyılın sonlarında gerçekleştirdikleri saldırılara karşı koyamayarak, devletleri yaklaşık olarak M. Ö. 585 yıllarında yıkılmıştır (BELLİ 1982: 178). Urartu sahasında güneye doğru inen Sakalar, Asur sınırına kadar ulaşmışlardır. Asarhaddon zamamnda Asur devletinin kuzey ve kuzeydoğu sınırları Sakalar’ın istilasına uğramıştır. Asarhaddon Saka hükümdarı Bartatua ile anlaşarak, kızını ona vermiştir (STRECK 197 CCCLXXIV). Bu dostluk antlaşması sonucunda Asurlular büyük bir tehlikeyi atlatabilmişlerdir.

Sakalar M. Ö. VII, yüzyılın sonlarına kadar gerek Urartulular, gerekse Asurlular üzerinde etkilerini hissettirmişlerdir. M. Ö. VI. yüzyılda özellikle bu yüzyılın ikinci yarısında Sakalar’ın en çok uğraştığı kavim Persler olmuştur. Hem Pers kaynaklarında hem de Grek kaynaklarında Saka-Pers mücadelesi hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Sakalar’ın Perslerle yaptığı mücadeleye yazılı kaynakların dışında kabartmalar ve damgalar üzerindeki Saka tasvirleri açık bir şekilde göstermektedir. Darius’un Nakş-i Rüstem’den mezar yazıtında ülkeler listesinde Saka haumavarga, Saka tigrakhauda ve Saka tiay para daray isimleri geçmektedir (JUNGE 1939: 60­61). Buradan Persler’in üç Saka grubuyla mücadele ettikleri anlaşılmaktadır.

Persler’in Sakalar’la mücadelesi Kyros (M. Ö. 555-528) zamanına kadar gitmektedir. Kral Kyros başlagıçta Amorges hükümdar adından da anlaşılacağı üzere, Saka haumavarga ile mücadele etmiştir. Büyük Kyros Saka haumavarga’yı imparatorluğa tabi kılmıştır (JUNGE 1939: 61). Kyros imparatorluğunun sınırlarını genişletmek ve diğer Saka zümrelerini de hakimiyetine almak için kuzeydoğu tarafa yönelmiştir. Kyros yönetiminin sonlarına doğru Saka tigrakhuada ile aynılığına yukarıda işaret ettiğimiz Massagetler’in üzerine bir sefer düzenleyerek, onların bağımsızlıklarını tehlikeye düşürmüştür, Kyros başarılı savaşlar sonunda Sogdlular’ı ve Harezmliler’i hakimiyetine aldıktan sonra, Hazar denizi tarafına doğru imparatorluğunun sınırlarını genişletmek için ilerleme zorunluluğunu duyurmuştur (HERRMANN 1930: 2127). O, Büyük Saka birliğine dahil olan Massagetler (TARN 1968: 72) üzerine bir sefer düzenlenmiştir. Bu sırada hükümdarlarının ölümünden dolayı, Massagetler’in başında Tomris bulunuyordu, Kyros yapmış olduğu plan ve stratejisinin bir gereği olarak, bu durumdan faydalanmak için Massagetler üzerine bir sefer düzenleme ihtiyacı duymuştur (TOGAN 1937: 32), Başlangıçta Kyros Tomris’e bir elçi göndererek, onunla evlenmek istediğini bildirmiştir. Kyros’un asıl amacının eş değil, toprak talebi olduğunu sezen Tomris, bu isteği kabul etmemiştir. Sonuçta kurnazlıkla amacına erişemeyeceğini anlayan Kyros, Massagetler üzerine kuvvet kullanmaya karar vermiştir (FLERODOTOS 1: 205). Kyros sefer hazırlıklarını sürdürürken, Tomris bu düşünceden vazgeçmesi için Kyros’u uyararak, savaşmayı arzuluyorsa, kendilerinin de onlara karşı hazır olduklarını belirtmiştir (HERODOTOS I. 206). Tomris’in tutumu üzerine harekete geçen Kyros, İnci nehrini geçtikten sonra Massaget ülkesine doğru ilerlemiştir. Kyros’un bir hileyle Tomris’in oğlu Sporgapises’i ve çok sayıda Massaget askerini esir alması üzerine çok sinirlenen Tomris, onun Massaget ülkesini terk etmesini istemiştir. Bu teklife Kyros’un aldırmaması üzerine Tomris’in komutasındaki Massaget ordusuyla Kyros’un komutasındaki Pers ordusu, şiddetli bir şekilde savaşmaya başlamıştır. Bu mücadele sonucunda Pers ordusu ağır bir yenilgiye uğratılarak, kralları Kyros öldürülmüştür (HERODOTOS 1: 212-213). Mücadele Kyros ırmağı geçtikten sonra dar bir boğazda yapılmıştır. Massagetler Pers Ordusunun önünü kesmiş ve Büyük Balhan Dağlık arazisinin boğazında onları sıkıştırarak ağır bir yenilgiye uğratmışlardır (HERRMANN 1930: 2128).

Persler’in yenilgisiyle sonuçlanan bu savaş son araştırmalara göre M. Ö. 528 yılında yapılmıştır (TOGAN 1987:33). Bu yenilginin acısını unutmayan Persler, Kyros’un ölümünden sonra da Sakalar üzerine sefer yapmaya devam etmişlerdir. Darius Pers kralı olunca, isyan eden ülkelerdeki ayaklanmaları bastırmak ve sınırlarını güven altına almak için harekete geçmiştir. Darius, Kyros’un intikamını almak için Sakalar üzerine sefer düzenlemiştir. Kaynaklarda Darius’un üç bölüme ayrılmış olan Sakalar’a karşı savaş açtığı, Saka hükümdarları Sakesphares, Homarges ve Thamyris (Tomris)’in bir araya gelerek, durum değerlendirmesi yaptıkları belirtilmektedir (JUNGE 1939: 65). Buradan Kyros’un mücadele ettiği Homarges’in Saka haumavarga’nın lideri ve Thamyris’in ise Kyros’un ölümüne neden olan Saka tigrakhauda’nın lideri olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, hem Homargea’in hem de Thamyris’in Darius zamanında da var oldukları ve ortak düşmana karşı bir araya gelebildikleri sonucunu çıkartabilmekteyiz. Buradan Darius’un birden çok Saka topluluğuna karşı savaşa girdiği de anlaşılmaktadır.

Darius ilk olarak Saka tiğrakhauda üzerine sefer düzenlemiştir. Behistun kitabesinde Kral Darius şöyle demektedir:

“Saka ordusunun sınır dışı edilmesiyle, Saka ülkesine sivri başlık taşıyan Sakalar’a karşı hareket ettim. Amu Derya (Ögüz)’ya yürüyüşle vardıktan sonra, orda ordumla nehirleri geçtim. Orada çok olan Sakaları yendim. Bir kısmını tutukladım. Esirleri zincire vurdurttum ve öldürttüm. Sakunkha adlı liderlerini yakalayarak bana getirdiler. Orada başka ileri gelenlerini de tutukladım.” (Hinz 1939: 365 Harmatta 1976: 23).

Buradan Darius’un başa geçtiği zaman Sakalar’ın Pers sınırını zorladıkları anlaşılmaktadır. Kyros’un intikamını almak ve Sakaları kesin bir yenilgiye uğratmak için Darius’un seferinin 22. satırdaki tigram (sivri) ve hauda (başlık) ifadelerinden “sivri başlıklı Sakalar (Saka tigrahauda)” üzerine gerçekleştirildiği sonucu açık bir şekilde çıkarılabilmektedir (HİNZ 1939: 366). Gerçekten Behistun kabartması üzerindeki Saka lideri Sakunkha sivri başlık taşımaktadır (HİNZ 1969: 98).

Buradan hem kabartma, hem de çivi yazılı metinden Darius’un seferinin Saka tigrakhauda’ya karşı düzenlendiğini anlamaktayız. Behistun yazıtından öğrendiğimiz ve kabartma üzerindeki tasvirle de bu bilgiyi kuvvetlendirdiğimiz Darius’un Saka tiğrakhauda üzerine seferi, kendi ifadesiyle “kral olduktan beş yıl sonra” gerçekleştirilmiştir. Buradan Darius’un Saka tigrakhauda’ya yaptığı seferde kendi askerlerine Saka askeri elbisesi giydirdiği, hileyle hareket ederek başarılı olduğu ve Saka liderlerinin geri çekildikleri hesaba katılırsa, onların ülkelerini tam esarete düşmekten kurtarabildikleri düşünülebilir (TOGAN 1987:33).

Darius’un Saka toplulukları üzerine seferi daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Darius’un Karadeniz Sakaları (İskitler)’na karşı seferi M. Ö. 513 yılında gerçekleçmiştir. Bu sefer Sakalar’ın Kafkas yoluyla Pers ülkesine akın yapmalarına karşı bir önlem olarak genellikle onları doğudan olduğu gibi, batıdan da kuşatmak fikriyle yapılmış olabilir (TOGAN 1987: 33). Bundan başka Yunanistan’ı fethetmek isteyen Darius, onun hayati ihtiyaçlarını karşılayan ülke (Karadenizin kuzeyi) ile bağlantısını  kesmeyi amaçlıyordu.

Yunanistan’ın özellikle kereste ve buğday gibi hayati ihtiyaçları İskit ülkesinden karşılanmaktaydı (MEMİŞ 1987: 28). Dolayısıyla Darius siyasi, askeri ve ekonomik sebeplerden dolayı İskit ülkesine, mezar yazıtında bildirdiğine göre “Denizin ötesindeki Sakalar”ın üzerine yürümüştür (MANSEL 1971: 255).

Bu sefer için bütün hazırlıklarını tamamlayan Darius, Anadolu üzerinden hareketle, doğudan batıya doğru yoluna devam ederek, Samoslu Mandrosle tarafından inşa edilen köprüden İstanbul boğazını geçerek, Trakya içlerine doğru yönelmiştir (HERODOTOS IV: 87). Tuna nehrini geçtikten sonra Karadenizin kuzeyinden doğuya doğru ilerleyen Persler’in karşısında İskitler geri çekilmeye karar vermiştir (RÎCE 1958: 47). Böylece onlar bir meydan muharebesine girmeyerek geri çekilecek, yolları üzerindeki kuyuları dolduracak, çeşmeleri tıkayacak, otları biçeceklerdi (HERODOTOS VI: 120). Bu şekilde Persler’in rahat ilerleyebilmelerine engel olacak, onları oyalayarak ülkelerinden uzak bir coğrafyada yıpranmalarına sebep olacaklardı. Şartlar uygun olursa ani saldırılarla onlara kayıp verdireceklerdi.

Bu düşünceler doğrultusunda hareket eden İskitler, Darius’a karşı harekete geçmişler ve en iyi atlılarını onlara karşı keşif için ileriye göndermişlerdir. Çocuklarının ve kadınlarının içlerinde yaşadığı arabalar ve bunlarla birlikte sürüler de ayrılmış, önceden yola çıkarılmıştır. Kendi ihtiyaçları kadarını yanlarında bırakmışlardı. Kuzeye doğru durmadan çekilmeyi planlamışlardır (HERODO-TOS IV. 121). Gerçekten Karadenizin kuzeyindeki bu geniş bozkırlar İskit savaş taktik ve stratejisi bakımından çok uygundu. Bu oyalama taktiği karşısında zaman kaybeden Pers ordusu yıpranmaya başlamıştır.

Darius, bozkıra çıkınca Tuna’yı geçtikten sonra Oaros (Dinyeper)’a gelmiş ve o çevrede kalmıştır. Bu sırada daha kuzeye doğru hareket ederek, izlerini kaybettiren İskitler tekrar yurtlarına geri dönmeye başlamışlardır. Batıya doğru hareket eden Persler, İskit ülkesine ulaştıklarında İskitler ile tekrar karşılaşmışlardır. İskitler ise, Persler’in önünden çekilmeye başlamışlardır. Darius doğrudan savaşa girmeyen İskit hükümdarı İdanthyrsos’a elçi olarak bir atlı göndermiştir. Kendisine karşı koyabilecek gücü varsa, İskit hükümdarını karşısına çıkarak savaşmasını istemiştir. İskit hükümdarı ise, hiç kimseden korkmadığını, hiçbir kentleri ve dikili ağaçlarının olmamasından dolayı savaşa girmediğini belirtmiştir. Ancak, Persler atalarının mezarlarını bulup onlara zarar verirlerse, o zaman savaşacaklarını elçi vasıtasıyla bildirmiştir (HERODOTOS IV: 124-127).

Persler’in işi gün geçtikçe zorlaşmaya başla­mıştır. İskitler Persler’in perişanlıklarını gördükçe onları İskit ülkesinde daha uzun süre tutabilmeyi ve sıkıntıya düşürmeyi amaçlamışlardır. Darius sonra kıtlık içine düştüğünü anlamıştır. Bu sırada İskit hükümdarları Darius’a elçi vasıtasıyla “bir kuş, bir fare, bir kurbağa ve beş tane de ok” göndermişlerdir. Persler tarafından yapılan istişareler sonucunda bu armağanların anlamı şöyle yorumlanmıştır: “İranlılar, eğer kuş olup uçmazsanız, fare olup yerin altına girmezseniz ve kurbağa olup bataklığa atlamazsanız, yurdunuza dönemeyeceksiniz; oklarla vurulup öleceksiniz” (HERODOTOS IV: 131-132). Gerçekten de Persler’in gün geçtikçe durumları kötüleşiyordu. Hiçbir destek alamayan, önlerinden hareket eden İskitler tarafından su kaynakları ve otlakları tahrip edilen, ani İskit saldırıları ve çekilmeleri karşısında kayıplar veren Persler yıpranmışlardı.

İskitler’le doğrudan savaşamayan Darius, geri çekilmeye karar vermiş ve askerlerini köprüye kadar getirerek, onları Tuna nehrinden geçirmeyi başarabilmiştir (RİCE 1958: 48). Darius İskitler’in oyalama taktiği karşısında gün geçtikçe daha da güç durumda kalarak, geri çekilmesinin kendisi ve ordusu için daha akılcı olacağını düşünmüştür (DURMUŞ 1993: 72). Böylece, Darius İskitler’e karşı yapmış olduğu seferde herhangi bir başarı sağlayamamıştır. Şüphesiz, Darius’un bu şekilde başarısız olmasında bir bozkır topluluğu olan Karadeniz Sakaları’nın savaş taktik ve stratejilerini büyük ölçüde etkisi olmuştur. Büyük bir güç olarak Sakalar gerek Kyros, gerekse Darius zamanında Persleri yukarıda da açıklandığı üzere uzun zaman uğraştırmışlardır.

Yrd. Doç. Dr. İlhami DURMUŞ

Gazi. Ü. Fen-Ed. Fak. Tarih B. Öğr. Üyesi

Alıntı Kaynak: BİLİG Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: Kış 1997


KAYNAKLAR
♦ BELLİ, Oktay 1982 “Urartular”, AU, 1, 140-208.
♦ DURMUŞ, İlhami 1993 İskitler (Sakalar). Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını.
♦ HARMATTA, John 1976 “Darius Expedition Against thi Saka Tigraxauda”, AAASH, 24, 1-4,15-24.
♦ HERODOTOS 1973 Heredot Tarihi (Çev. Müntekim Ökmen), İstanbul:Remzi Kitabevi
♦ HERRMANN, Albert 1930 “Massagetai”, RE, XIV, 2, 2123-2129.
♦ HERRMANN, Albert 1933 “Die Saken und der Skythenzug des Dareios”, Beiflıefts zur AfO, 1,157-170.
♦ HİNZ Walter, 1939 “Zur İrahischen Altertumskun- de”,ZDM, 93, 363-380.
♦ HİNZ Walter, 1969 “Altiranische Funde und Fors- chungen. Berlin: Walter de Gruyter.
♦ JUNGE, Julius 1939 Saka-Studien. Der Ferne Nor- dosten im Weltbild der Antike. Leipzig: Dieterische verlagbuch- handlung.
♦ LEHMANN-HAUPT, C. F. Von 1921 “Kimmerier”, RE, XI, 1, 39
♦ MANSEL,Arif Müfıd, 1971 Ege ve Yunan Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.
♦ MEMİŞ, Ekrem, 1987 Iskitler’in tarihi. Konya: Selçuk Üniversitesi Yayını.
♦ RİCE, Tamara Talbot, 1958 The Scythians. London: Thames and Hudson.
♦ SCHMÖKEL, Hartmut, 1961 Kulturgeschichte des alien Orient. Stuttgart: Alfred Kröner Verlag.
♦ STRECK, Maximilian, 1975 Assurbanipal und die letzten Assyrischen Könige bis zum Un- tergange Niniveh’s. I. Leippzig: Nationales Druckhaus.
♦ TARHAN, Taner, 1970 “Bozkir Medeniyetlerinin Kısa Kronolojisi”, TD, 24, 17-32.
♦ TARHAN, Taner, 1984 “Eski Anadolu Tarihinde Kimmerler”, AST, I, 109-120.
♦ TARN, William Woodhorpe, 1968   Alexander der Grosse. Darmstadt: Wissenschaftliche Buch- gesellschaft.
♦ TOGAN, A. Zeki Velidi, 1987 “Sakalar (VI)”, BTTD, 23, 30-34.
KISALTMALAR:
♦ AAASH: Acta Antiqua Academiae Scientiarum Hungaricae.
♦ AfO: Archiv für Orientforscqhung.
♦ AST: Araştırma Sonuçları Toplantısı.
♦ AU: Anadolu Uygarlıkları.
♦ BTTD: Belgelerle Türk Tarihi Dergisi.
♦ RE: Paulys Real Encsyclopadie der Classischen Altertumswissens chaft.
♦ TD: Tarih Dergisi (İ.Ü.E.F)
♦ ZDMG: Zeitschrift der Deutschen Morgenlandischen Gesellschaft
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. İskender dedi ki:

    İskitler olarak bilinen Sakalar’ın Farsça telafuzu ŞKEST=KIRIK anlamındadır ve köken olarak İRANİ topluluklardır.

BİR YORUM YAZ