ORHUN YAZITLARI

Yrd. Doç. Dr. Cengiz ALYILMAZ

Bugün büyük bölümü Moğolistan Halk Cumhuriyeti sınırları içinde kalan topraklar, Türk tarihi, Türk dili, Türk kültür ve medeniyeti açısından büyük önem taşımaktadır. Zira bu topraklar, tarihte pek çok Türk boyunun ortaya çıktığı, kader birliği yaptığı, zamanla millet şuuruna erip devletler kurduğu ve gök kadar engin ülkelere sahip olduğu “kutlu geçmiş”in eşsiz mirasını üzerinde barındırmaktadır. Bu mirası oluşturan çoğu Saka, Hun, Avar, Köktürk (Göktürk), Uygur dönemlerine ait mezarlar, kurganlar, kaleler, surlar, barklar, şehir kalıntıları, petroglifler, dikili ve yazılı taşlar, heykeller, balballar, süs ve kullanım eşyaları, hem Türk milletinin hem de Türk milletiyle tarihte sosyal, kültürel, siyasî, askerî, iktisadî ve ticarî ilişkide bulunan milletlerin pek çok bilinmezine ışık tutacak “hazineler”dir. Söz konusu hazinelerin en önemli olanlarının başında da hiç şüphesiz Yazıtlar gelmektedir. Eski Türk kültür ve medeniyetinin âdeta açık hava müzesi olma özelliği taşıyan Moğolistan Halk Cumhuriyeti’nde dikili taşlara, kayalara, paralara, mühürlere, heykellere, saksılara kazınmış/yazılmış seksene yakın irili ufaklı Yazıt bulunmaktadır. Bir kısmı Köktürk öncesine, bir kısmı Köktürk Dönemi’ne, bir kısmı ise Köktürk sonrasına ait Yazıtların en dikkate değer olanları arasında Açit Nuur Yazıtları, Ar Hanan Yazıtı, Baga Oygor Yazıtı, Beger Yazıtları, Bilge Kağan Yazıtı, Bilge Tonyukuk Yazıtları, Bugut Yazıtı, Çahirın Yazıtı, Çenher Mandal Yazıtı, Çoyr Yazıtı, Darviyn Yazıtı, Del Uul Yazıtları, Deluun Sum (Ortalık) Yazıtı, Doloodoyn Yazıtı, Ereenharganat (HatuuUs) Yazıtı, Gurban Mandal Yazıtı, Gurvaljin Uul Yazıtı, Hangiday Yazıtı, Har Magnayn Yazıtı, Hentey Yazıtları, Hoytu Tamir (Tayhar Çuluu) Yazıtları, Höl Asgat (Eh Asgat/Tekeş Köl Todun İnisi Altun Tamgan Tarkan) Yazıtları, İh Biçigt Yazıtları, İh Hanuy Nuur Yazıtı, Karabalgasun Yazıtları, KölİçÇor (Küliçor) Yazıtı, Köl Tigin (Költigin) Yazıtı, Moyun Çor (Bayan Çor/Şine Usu) Yazıtı, Mutrın Temdeg Yazıtı (Kutlug’un Mührü), Ongi Yazıtı, ÖvörDörölji Yazıtı, Övörhangay Yazıtı, Sevrey Yazıtı, Somon Tes (Zuriyn Ovoo), Terh (Taryat) Yazıtı, Tes Yazıtı, Tevşiyn Yazıtı, Tövş Yazıtları, Zooson Deeh Yazıtı, Zurh Uul Yazıtı, Zuun Oroy Kışlak yazıtı bulunmaktadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin, Bilge Kağan ve Bilge Tonyukuk Yazıtları, hem bilim adamları hem de konunun ilgilileri tarafından Orhun Yazıtları/Orhun Abideleri adlarıyla anılmaktadır.

Moğolistan’daki eski Türk yazıtları içinde en fazla tanınan ve üzerlerinde en fazla araştırma ve inceleme yapılmış olan[1] Orhun Yazıtlarından Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, KoçoSaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk Yazıtları ise, BaynTsokto (Bayn Çokto) bölgesinde, Tola (Tuul) Irmağı yakınlarındadır. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, Orhun Irmağı’ndan 366 km uzakta olmalarına rağmen, Orhun Yazıtları içinde değerlendirilmesi, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olmaları ve aynı konuları içermelerindendir.

II. Köktürk Kağanlığı Dönemi’nin kağan ve kumandanları tarafından diktirilen ve Türk Milleti’nin tarihi, yaşayışı ve inanışı hakkında değerli bilgileri içeren Orhun Yazıtları, Türk dilinin tarihlendirilmesi söz konusu olduğunda, genelde araştırmacılar tarafından en eski yazılı belgeler olarak gösterilir. Öncelikle şunu açıkça belirtmek gerekir ki: Türk yaşayışının, inanışının ve dehasının mahsulü olan Orhun Yazıtları, Türk dilinin, Türk kültür ve medeniyetinin ilk eserleri değildir. Yazıtlarda vericilerin (Türk kağan ve kumandanlarının) alıcıya (Türk milletine) mesajlarını iletirken edebî dilin bütün imkânlarından yararlandıkları; deyim, vecize, atasözü seviyesindeki kalıplaşmış dil öğelerini ve bunların yapımında kullanılan edebî dile ait kavram işaretlerini ustaca kullandıkları görülür.[2] Bir dilin iletişim dili olmasının ötesinde, deyim, vecize, ata sözü seviyesinde anlamlı dil öğeleri üretebilmesi, edebiyat ve sanat dili olabilmesi için en az 23 bin yıllık bir geçmişe ve birikime sahip olması gerekir. Bu düşünceden hareketle 732-735 yılları arasında vücuda getirilen Orhun Yazıtlarının Türkçenin ilk eserleri olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Ayrıca Orhun Yazıtlarındaki metinlerin yazılışında belirli bir imlânın uygulandığı[3] dikkati çekmektedir. Alfabenin belirginleşmesinin, yazıda kuralların ortaya çıkmasının ve uygulanmasının arkasında da binlerce yıllık bir geçmişin olduğu inkâr edilemez bir gerçektir.

Orhun Yazıtları, yerleşik hayata geçmiş olan Türk milletinin en kapsamlı ve en mükemmel yazılı belgeleridir. Kıpçak ve Oğuz grubu[4] dil özelliklerini bünyesinde barındıran “Ortak Türkçe”yle yazılmışlardır. Dolayısıyla bu yazıtların öncesi mutlaka olmalıdır. Zira sayıları yüz elliyi bulan Yenisey Yazıtlarının ve I. Köktürk Kağanlığı Dönemi’ne ait bazı yazıtların (Bugut Yazıtı, Açit Nuur Yazıtları başta olmak üzere) Orhun Yazıtlarından daha önceki dönemlere ait oldukları bilim dünyasınca da kabul edilen bir gerçektir. Ancak Orhun Yazıtlarının vücuda getirildikleri tarihten daha öncesine ait yazıtların varlığı, Orhun Yazıtlarının önemini hiçbir şekilde azaltmaz.

Bu genel ifadelerden sonra Orhun Yazıtlarının her biri hakkında ayrıntılı bilgi vermenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

1. Köl Tigin Yazıtı

Kutlug İlteriş Kağan’ın küçük oğlu, Bilge Kağan’ın kardeşi Köl Tigin, yazıtlarda zeki, atılgan, kahraman, gözü pek, savaşçı, fedakâr ve yardımsever kişiliğiyle ön plâna çıkarılmaktadır. Onun bu özellikleri hem Bilge Kağan hem de T’ang İmparatoru Hiuan Tsong tarafından Köl Tigin Yazıtı’nın muhtelif satırlarında açıkça belirtilir:

…umay teg ögüm katun kutınga inim köl tigin er at boltı altı yigirmi yaşınga eçim kagan ilin törüsin ança kazgantı:. (Köl Tigin) Umay’a benzeyen annem Hatun’un kutu sayesinde erkeklik/yiğitlik adını elde etti. (Henüz) on altı yaşında (iken) amcam kağanın devleti için şöyle başarılar kazandı.[5] KT 3132.

köl tigin yadagın oplayu tegdi ong totok yurçın yaraklıg eligin tutdı yaraklıgdı kaganka ançuladı: Köl Tigin yaya olarak atılıp hücum etti. Vali Ong’un kayınbiraderini silahlı iken eliyle yakaladı ve silahlı olarak Kağan’a takdim etti. KT D 32.

üçünç yigen silig beging kedimlig torug binip tegdi ol at anta ölti yarıkınta yalmasınta yüz artuk okın urtı yüzinge başınga bir tegmedi…. tegdükin türük begler koop bilirsiz: Üçüncü olarak Yigen Silig Bey’in zırhlı doru atına binip hücum etti. O at (da) orada öldü. (Köl Tigin’i) zırhından ve kaftanından yüzden fazla okla vurdular (ama) yüzüne (ve) başına bir (ok bile) değmedi. (Onun nasıl) hücum ettiğini (ey) Türk beyleri, hepiniz iyi bilirsiniz. KT D 3334.

alp er bizinge tegmiş erti antag ödke ökünüp köl tiginig az erin ıttımız ulug süngüş süngüşmiş alp şalçı akın binip tegmiş kara türgiş bodunug anta ölürmiş almış:. cesur erler bize hücum etmişlerdi. (Bütün kötü şartların bir araya toplandığı) böyle zamana kahredip, Köl Tigin’i az (sayıda) askerle (savaşması için) gönderdik. O, Alp Şalçı’nın kır atına binip hücum etmiş. Türgiş avam halkını orada öldürmüş, (tutsak) almış. KT D 40.

ögüm katun ulayu öglerim ekelerim kuunçuylarım bunça yime tirigi küng boltaçı erti yurtda yolta yatu kaltaçı ertigiz köl tigin yok erser koop ölteçi ertigiz: Annem Hatun başta olma üzere (diğer) annelerim, ablalarım, prenseslerim, bunca hayatta kalanlar cariye olacak idi, ölenler (de) yazıda yabanda yata kalacak idiniz; Köl Tigin olmasaydı hep ölecektiniz. KT K 910.

… Bu övgüye konu olan kişi Köl Tigin adıyla bilinmekteydi. O, Kutlug Kağan’ın küçük oğlu, hâlen hüküm sürmekte olan Bilge Kağan’ın da kardeşi idi. Onun adı, dört bir yana korku verirken; babasına, ağabeyine olan saygısı ve bağlılığı da en uzak ülkelerde bile çok iyi biliniyordu. Köl Tigin’in böyle tanınması, öncelikle onun kendi şahsında toplayıp geliştirdiği büyük babasının babası Beg İtimiş’in sonraki nesillere de geçmiş olan meziyetlerine; ikinci olarak da büyük babası Ghekin Kutlug’un alışkın olduğu ve haleflerinin birbirleriyle yarışırcasına taklit ettikleri çalışkanlığına ve yardımseverliğine bağlılıktan başka neydi? Zira bu kadar değerli bir adamın başardığı bunca işler için başka ne sebep gösterilebilir? (Hayır hiç şüphe yok ki, gerçek sebep budur). O, işlerinde sevgi ve kardeşlik duygularıyla hareket ettiğinden ve ağabeyinin askerî alandaki amaçlarının gerçekleşmesi için onunla birlikte çalıştığından başarıya ulaştı. T’ang İmparatoru Hiuan Tsong’ın Köl Tigin hakkındaki sözleri. KT B 1115.

Yukarıdaki cümlelerden de anlaşılacağı üzere, Köl Tigin, ağabeyi Bilge Kağan’ın sırdaşı, silah arkadaşı ve en büyük yardımcısıdır. Bilge Kağan ve (onu tahta oturtan) Köl Tigin arasındaki (kağan ve tigin arasındaki) saygı, sevgi, bağlılık ve dayanışma bütün devlet adamlarına örnek teşkil edecek niteliktedir.

Köl Tigin, 731 yılında, 47 yaşında iken ölür. Onun ölümü ağabeyi Bilge Kağan’ı derinden etkiler. Köl Tigin’i, (kağan olmadığı hâlde) kağanlara yakışır bir törenle defneder. Çin’den seçkin ustalar getirterek onun adına olağanüstü güzellikte anıt mezar yaptırır ve yazıt diktirir. Bu yazıtta da söyleyeceği bütün sözleri söyler:

inim köl tigin kergek boltı özüm sakıntım körür közüm körmez teg bilir biligim bilmez teg boltı özüm sakıntım öd tengri ısar kişi oglı koop ölgeli törimiş ança sakıntım közde yaş kelser tıda köngülte sıgıt kelser yanturu sakıntım katıgdı sakıntım: Kardeşim Köl Tigin vefat etti. Kendim yas tuttum. Gören gözlerim görmez (oldu), eren aklım ermez oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı tayin eder.

İnsanoğlu hep ölmek için yaratılmış. Öyle düşündüm. Gözlerimden yaş gelse engel olarak, gönülden feryat gelse geri çevirerek yas tuttum. Çok yas tuttum. KT K 1011.

bengü taş tikdim tabgaç kaganta bedizçi kelürtüm bedizettim mening sabımın sımadı tabgaç kaganıng içreki bedizçig ıttı angar adınçıg bark yaraturtum için taşın adınçıg bediz urturtum taş tokıtdım köngülteki sabımın urturtum: Ben ebedî taş diktim, Çin hakanından ressam ve heykeltraşlar getirttim, (Köl Tigin’in türbesini) süslettim. (Çinliler) benim sözümü kırmadılar (ve) Çin hakanının has sanatçılarını gönderdiler. Onlara olağanüstü bir türbe yaptırttım; içine (ve) dışına olağanüstü resim ve heykeller koydurttum. Ebedî taş hâkettirdim. Gönlümdeki sözlerimi (buraya) kazıttım. KT G 1112.

Köl Tigin anıt mezarı ve yazıtı, bugün Arhangay Aymag sınırları içinde kalan ve devrinin en kutlu mekânlarından biri olan KoçoSaydam (Koşo Çaydam) bölgesinde (1373 m, 48T 336905, UTM 5270113)[6] bulunmaktadır. Söz konusu bölgenin 28 km. güneybatısında Uygur Kağanlığı’nın başşehri Karabalgasun; 32 km. güneyinde Cengiz Han’ın başşehri Karakurum; 2 km. batısında Orhun Irmağı’nın Hangay Dağlarının eteklerinden gelen küçük bir kolu; 4 km. doğusunda ise, bugün neredeyse kurumak üzere olan KoçoSaydam Gölü yer almaktadır.

Bilge Kağan, Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi’ni ve Yazıtı’nı herkesin görebilmesi için devrin merkezî yerlerinden biri üzerine inşa ettirmiştir:

on ok oglınga tatınga tegi bunı körü biling bengü taş tokıtdım yaguk el erser ança takı erig yerte irser ança erig yerte bengü taş tokıtdım bititdim anı körüp ança biling: OnOk oğullarına ve yabancılarına kadar (herkes) şunu iyice görün bilin: (Burası) yakın (bir) mevki olduğundan, ayrıca kolay erişilir (bir) yer olduğundan, böyle kolay erişilir (bir) yerde ebedî taş hâkettirdim, yazdırttım. Onu görüp öylece bilin (ve öğrenin). KT G 1213.

Köl Tigin Yazıtı dört cepheli, gri bir mermer blok üzerine yazılmıştır. Yazıt’ın yüksekliği 335 cm.; genişliği ise (doğu ve batı yüzleri) 132 cm.(güney ve kuzey yüzleri) 46 cm’dir. Yazıt 70 cm. yüksekliğinde, kaplumbağa şeklinde bir kaide üzerine oturtulmuştur. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine yerleştirilmiştir.

Köl Tigin Yazıtı’nın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13’er satır Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Bu metinlerden güney yüzde bulunanlar yazıtın giriş, doğu yüzde bulunanlar gelişme, kuzey yüzde bulunanlar ise, sonuç bölümünü oluşturmaktadır. Metnin hazırlayıcısı (mesajın ileticisi/vericisi/hatip) Bilge Kağan’dır. Yazıtta Köktürk tarihine ait olaylar, bütün çıplaklığıyla ve eleştirel bir bakış açısıyla Bilge Kağan’ın ağzından nakledilir:

altun kümüş işgiti kuutay bungsuz ança birür tabgaç bodun sabı süçig agısı yımşak ermiş süçig sabın yımşak agın arıp ırak bodunug ança yagutır ermiş yagru koontukda kisre anyıg bilig anta öyür ermiş edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş bir kişi yangılsar oguşı bodunı bişükinge tegi kıdmaz ermiş süçig sabınga yımşak agısınga arturup öküş türük bodun öltüg: Altını, gümüşü, ipeği, ipekli kumaşları sıkıntısızca (karşılıksız) veren Çin milletinin sözü tatlı; ipekli kumaşları (da) yumuşak imiş. Tatlı sözlerle ve yumuşak ipekli kumaşlarla kandırıp (uzaklarda yaşayan) milletleri böylece kendilerine yaklaştırırlar imiş. (Bu milletler) yaklaştıktan sonra da (Çinliler) fesatlıklarını/kötülüklerini işte o zaman yaparlar imiş. Çok akıllı (bilge) kimseleri ve çok yiğit (alp) kimseleri ilerletmezler imiş. Bir kişi suç işlediğinde onun soyunu sopunu (eşiğinden) beşiğine kadar öldürürler imiş. (Çinlilerin) tatlı sözlerine ve yumuşak ipekli kumaşlarına aldanıp (ey) Türk Milleti, çok öldün. KT G 56.

anta anyıg kişi ança boşgurur ermiş ırak erser yablak agı birür yaguk ersek edgü agı birür tip ança boşgurur ermiş bilig bilmez kişi ol sabıg alıp yagru barıp öküş kişi öltüg: Orada kötü niyetli kimseler şöyle akıl verirler imiş: ” (Çinliler bir halk kendilerine) uzak ise kötü hediyeler verir; yakın ise iyi hediyeler verir” deyip öyle akıl verirler imiş. (Ey) cahil kişi (sen de) o sözlere kanıp (Çinlilere) yaklaştın ve çok kişi (nle/adamınla birlikte) öldün. KT G 56.

türük bodun tok arkuk sen açsık tosık ömez sen bir todsar açsık ömez sen an tagıngın üçün igidmiş kaganıngın sabın almatın yir sayu bardıg koop anta alkıntıg arıltıg anta kalmışı yir sayu koop toru ölü yorıyur ertig: Türk milleti, tokluğa alışıksın. Açlık tokluk düşünmezsin. Bir kez karnın doydu mu (artık) açlığı düşünmezsin. Böyle olduğun için seni besleyen kağanının sözünü dinlemeden her yere gittin. (Gittiğin yerlerde de) hep öldün, mahv oldun; geride kalanlar (bir şekilde sağ kalanlar) (sizler de) hep ölüp biterek oraya buraya gidiyordunuz. KT G 89.

küregüngin üçün igidmiş bilge kaganıngın ermiş barmış edgü ilinge kentü yangıltıg yablak kigürtüg yaraklıg kantan kelip yanya iltdi süngüglüg kantan kelipen süre iltdi ıduk ötüken yış bodun bardıg ilgerü barıgma bardıg kuurıgaru barıgma bardıg barduk yirde edgüg ol erinç kanıng subça yügürti süngüküng tagça yatdı beglik urı oglung kuul boltı işilik kıız oglung küng boltı bilmedük üçün yablakıngın üçün eçim kagan uça bardı: İtaatsizliğin yüzünden seni besleyip büyütmüş olan bilgili kağanın ile bağımsız ve zenginleşmiş kalkınmış devletine (karşı) hata ettin; kötülük getirdin. Silahlı düşmanlar nereden gelip (seni) bozguna uğrattı; mızraklılar nereden gelip (seni) sürdüler? (Ey) Kutsal Ötüken Ormanı’nın milleti, (başını alıp her yere) gittin. Gittiğin yerlerde kazancın şu oldu: Kanın sular gibi aktı; kemiklerin dağlar gibi yığıldı. Bey olacak erkek çocuğun kul oldu; hanım olacak kız çocuğun cariye oldu. Bilgisizliğin ve kötülüğün yüzünden amcam kağan uçup gitti (vefat etti). KT D 2324.

Bilge Kağan Yazıt’ta ayrıca Çin’in yalancı, aldatıcı, kardeşi kardeşe düşürücü, beylerle milletin arasını açıcı politikaları yüzünden Türk milletinin neredeyse yok olup bittiği bir dönemde, “Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye” Tanrı’nın lütfuyla iş başına geçtiğini belirtir. Ona göre: Türk milleti Kutsal Ötüken topraklarında oturup ticaretle uğraştığı ve tarihî olaylardan ders alıp birlik beraberlik içinde yaşadığı taktirde güçlü devletler kuracak ve (kıyamet kopmadıkça) kimsenin de onu yok etmeye gücü yetmeyecektir. Bilge Kağan’ın Köl Tigin Yazıtı’nın başından sonuna kadar vermek istediği mesajın özünde de bu düşünce yatmaktadır:

türük bodunug atı küsi yok bolmazun tiyin kangım kaganıg ögüm katunug kötürmiş tengri il birigme tengri türük bodun atı küsi yok bolmazun tiyin özümin ol tengri kagan olurtdı erinç: Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı ve annem katunu yüceltmiş olan Tanrı, devlet veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye beni o Tanrı tahta oturttu. KT D 2526.

tengri yarlıkadukın üçün özüm kuutum bar üçün kagan olurtum: Tanrı lütfettiği için, ben de kutlu (talihli) olduğum için tahta geçtim. KT G 9.

türük bodun. ötüken yir olurup arkış tirkiş ısar neng bungug yok ötüken yış olursar benggü il tuta olurtaçı sen: (Ey) Türk milleti (Kutsal) Ötüken topraklarında oturup, buradan kervanlar gönderirsen (ticaretle uğraşırsan) hiçbir sıkıntın olmayacak. Ötüken Ormanı’nda oturursan sonsuza kadar devlet sahibi olarak hükmedeceksin. KT G 8.

türük oguz begleri bodun eşiding üze tengri basmasar asra yir telinmeser türük bodun ilingin törüngin kim artatı udaçı erti türk bodun ertin ökün: Türk Oğuz beyleri milleti işitin: Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ey Türk milleti, senin ilini töreni (devletini düzenini) kim bozabilir? Türk milleti aklını başına topla, aslına dön! KT D 2223.

türük begler bodun bunı eşiding türük bodun tirip il tutsıkıngın bunta urtum yangılıp ölsikingin yime bunta urtum: Türk beyleri ve milleti bunu işitin: Türk milletinin derlenip toparlandığında (birlik olduğunda) (güçlü) devlet olacağını buraya kazıdım; yanıldığında (birlik beraberlik içinde olmadığında) öleceğini de yine buraya kazıdım. KT G 1011.

Köl Tigin Yazıtı’nın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (yani pahlarda da) Köktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur. Kuzeydoğuya bakan pahta Köl Tigin’in ölümüne, yoğ törenine anıt mezarının ve yazıtının tamamlanmasına ait tarih kayıtları yer almaktadır:

köl tigin koony yılka yiti yigirmike uçdı tokuzunç ay yiti otuzka yog ertürtimiz barkın bedizin bitig taşın biçin yılka yitinç ay yiti otuzka koop alkdımız: Köl Tigin Koyun yılının on yedinci gününde vefat etti. Dokuzuncu ayın yirmi yedisinde yas törenini tamamladık. Türbesini, resimlerini, heykellerini ve yazıtını da Maymun yılının yedinci ayının yirmi yedisinde tamamen bitirdik. KT KD.

Güneydoğuya ve güneybatıya bakan pahlarda ise, yazıtın Köktürk harfli yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin’in ifadeleri bulunmaktadır:

bunça bitig bitigme köl tigin atısı yollug tigin bitidim yigirmi kün olurup bu taşka bu tamka koop yollug tigin bitidim: Bu yazıyı yazan (Köl Tigin’in) yeğeni (?) (olan) (ben) Yollug Tigin, yazdım. Yirmi gün oturup bu taşa, bu duvara hep Yollug Tigin (ben) yazdım.

Köl Tigin Yazıtı’nın batı yüzünde ise, devrin T’ang İmparatoru Hiuan Tsong’ın Köl Tigin’in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Yazıt’ın bu yüzünde T’ang İmparatoru’nun evrenin düzeninden, Çinliler ile Türkler arasındaki ilişkilerden, barışın öneminden, Köl Tigin’in saygın kişiliğinden ve onun ölümünden duyduğu üzüntüden bahseden mesajına yer verilmiş olması, Türk milletinin hoşgörüsünü yansıtması bakımından da son derece anlamlıdır. Yazıt’ın bu yüzündeki Çince metnin yazıcısı, Hiuan Tsong’ın yeğeni Çang Sengün (General Çang)’dür:

bark itgüçi bediz yaratıgma bitig taş itgüçi tabgaç kagan çıkanı çang sengün kelti: Türbe yapımcısı, süsleme sanatçısı, yazıt ustası/yazıcısı (olarak) Çin İmparatoru’nun yeğeni General Çang geldi. KT K 13.

Köl Tigin Yazıtı’nın batı yüzündeki orijinal Çince metin dışında yazıta sonradan eklenmiş iki satır Çince, iki satır da Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Çince metinlerden birincisi T’ang İmparatoru Hiuan Tsong adına külliyeyi ziyaret eden Çinli elçiler tarafından; ikincisi ise, 1911 yılında, yazıtı korumak amacıyla, yazıtın üzerine bina yaptıran Mançu Devlet Adamı Sandoo tarafından eklenmiştir. Bu yüzdeki Köktürk harfli Türkçe eklemelerin ise, anıt mezar külliyesini ziyaret eden Türk kağan ve kumandanları tarafından yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Köl Tigin Yazıtı’nın doğu ve batı yüzlerindeki “tepelik” kısımlarında, (birbirine paralel) kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir.[7] Bugut ve Bilge Kağan Yazıtlarının tepeliklerinde de bulunan kurttan süt emen çocuk tasvirleri, Türk mitolojisindeki, destanlarındaki, efsanelerindeki “kurd”u çağrıştırmaları bakımından da son derece önemlidir.[8]

Yazıt’ın doğu yüzüne ait tepeliğin tam ortasında ise, dağ keçisi/teke damgası bulunmaktadır. Tekeler, yüksek dağlarda (Gök Tanrı’ya yakın mekânlarda) yaşadıklarından birçok Tük boyu tarafından kutsal sayılmış; Tanrı’nın elçisi, habercisi olarak kabul edilip “kök” (kök teke, kök erkeç, kök eçki, kök çebiç, kök koşot.) sıfatıyla anılmışlardır. Dağ keçisinin/tekenin yaşayışıyla kendi yaşayışları arasında bağ kuran ve kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak gören Türk kağanları da dağ keçisini/tekeyi bu sebeple kendilerine damga olarak seçmişlerdir. Güneşi, ışığı, aydınlığı; erişilmez yerlere erişilebilirliği, yüceliği, bilgeliği; bağımsızlığı, özgürlüğü; kararlılığı; çevikliği, sürati; yazı, bolluğu, hareketi, bereketi, zenginliği; asaleti, cesareti ve hâkimiyeti temsil eden dağ keçisi/teke damgası, bu özelliklerinden dolayı hem Köktürk öncesi, hem Köktürk hem de Köktürk sonrası dönemlerde kullanılan en yaygın ve seçkin Türk damgalarından biri olmuştur.[9] Köl Tigin, Bilge Kağan, Ongi, Çoyr, Ar Hanan, Del Uul, HatuuUs, Hangiday, Höl Asgat, İh Biçigt, İh Hanuy Nuur, Karabalgasun II, Övörhangay Yazıtlarında; Moğolistan’daki, Kırgızistan’daki, Kazakistan’daki, Tuva’daki ve Azerbaycan’daki kaya üstü tasvirlerde (petrogliflerde); farklı Türk boylarına ait heykel, balbal, taşbaba ile süs ve kullanım eşyalarında bulunan dağ keçisi/teke damgaları, önceleri yalnızca kağanı simgelerken sonraki dönemlerde kağan sülalesini ve kağana bağlılığı bildirmek için de kullanılmıştır.

Köl Tigin Yazıtı’nın doğu yüzündeki söz konusu teke damgasının burun kısmına, 1911 yılında yazıtı ziyaret eden Çin devlet görevlisi Huan Po’lu Çin’i tarafından yukarıdan aşağıya doğru tek satırlık Çince bir cümle eklenmiştir. Bu cümle Çin’in ziyaretiyle ilgili tarih kaydını içermektedir. Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi’nde yazıtla birlikte, yazıta ait bazı parçalar, kaplumbağa kaide, sunak taşı, insan heykelleri, koç heykelleri, taşbabalar, balballar, döşemeler, kiremitler, tuğlalar ve künkler bulunmaktadır. Ancak hem yazıt hem de anılan kültür ve medeniyet eserleri geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Bu tahribatta çetin doğa koşulları kadar Anıt Mezar Külliyesi’nde 1958 yılında Lumir Jisl başkanlığında yapılan kazının da rolü büyüktür.[10] Zira Lumir Jisl başkanlığındaki arkeologlar heyeti, kazı sonrasında herhangi bir koruma önlemi almadıklarından Anıt Mezar Külliyesi harabeye dönmüş; Türk kültür ve medeniyetine ait pek çok eser de parçalanıp yok olmuştur.

Köl Tigin Yazıtı, tahribattan en fazla etkilenen eserler arasındadır. Yazıt’ın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım, yıldırım düşmesi sonucunda (?) parçalanmıştır. Yazıt’a ait parçalar bugün farklı müze ve depolarda bulunmaktadır. Anılan bütün bu olumsuzlukların giderilmesi, Moğolistan’daki Türk anıtlarının korunması, restorasyonu, müzelerde teşhir edilmesi ve bu eserlerin bulundukları yerlerin turizme açılmasıyla ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti IX. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 1012 Eylül 1995 tarihleri arasında Moğolistan’ı ziyaretlerinden sonra, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) bünyesinde bir TürkMoğol bilim heyeti oluşturularak çalışmalara başlanmıştır. 2001 yılına gelindiğinde geride kalan 6 yıllık çalışmanın neticesinde, Orhun Yazıtlarının bulunduğu bölgelerde yüzey araştırmaları tamamlanmış; buralara çok amaçlı binalar (depomüzekazıevi) yapılmış ve anıt mezar külliyelerinde arkeolojik kazılara başlanmıştır. Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi’ndeki eski Türk kültür ve medeniyetine ait eserler ve yazıt da TİKA tarafından yürütülen proje[11] kapsamında koruma altına alınmıştır.

2. Bilge Kağan Yazıtı

Bilge Kağan Anıt Mezar Külliyesi, Koço Saydam bölgesinde, Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi’nin 1 km. güneyinde (1091378, 48 T 0337319, UTM 5269389) bulunmaktadır.

Bilge Kağan’ın 25 Kasım 734 tarihinde[12] ölümünün ardından (yaklaşık sekiz ay sonra) 22 Haziran 735 tarihinde oğlu Tengri Kağan, devrin en ileri gelen Türk boylarının temsilcilerinin de katılımıyla onun yoğ törenini yaptırır:

bunça kazganıp kangım kagan ıt yıl onunç ay altı otuzka uça bardı lagzın yıl bişinç ay yiti otuzka yog ertürtüm: Bu kadar çok (şeyi) kazanıp babam Kağan, Köpek yılının onuncu ayının yirmi altısında vefat etti. Domuz yılının beşinci ayının yirmi yedisinde yoğ törenini yaptırdım. BK G 10.

Tengri Kagan, babası için yalnız yoğ töreni düzenlemekle de kalmaz; onun adına 735 yılında, içinde kaplumbağa kaide üzerine oturtulmuş yazıt, bark, gözetleme kuleleri, koruma duvarları, ihtiram yolu, döşemeler, sunak taşı, insan ve hayvan (arslan, koç) heykelleri, taşbabalar, balballar bulunan muhteşem bir de anıt mezar külliyesi inşa ettirir.

Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi’yle aynı özelliklere sahip olan bu Külliye’de, Bilge Kağan adına diktirilen ve Köl Tigin Yazıtı’yla büyük benzerlikler gösteren (tepeliğinde kurttan süt emen çocuk tasvirleri ve teke damgası; altında kaplumbağa kaidesi bulunan) Yazıt’ın, Türk tarihi, Türk dili, Türk edebiyatı, Türk kültür ve medeniyeti açısından apayrı bir yeri ve önemi vardır. 369 cm. yüksekliğinde ve 122126 cm. genişliğinde olan yazıt, dört cephelidir. Yazıt’ın doğu yüzünde 41, kuzey ve güney yüzlerinde 15’er satır (son derece muntazam hâkkedilmiş) Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Bu metinlerin büyük bir kısmının hazırlayıcısı (mesajın ileticisi/vericisi/hatip) Köl Tigin Yazıtı’nda olduğu gibi Bilge Kağan’dır. Konu ve iletilen mesaj da Köl Tigin yazıtındakiyle aynıdır.

Bu sebeple de Bilge Kağan Yazıtı’nın metni, (bazı ayrıntılar ve Köl Tigin’in ölümünden sonraki olayların anlatıldığı cümleler bir tarafa bırakılırsa) Köl Tigin Yazıtı’nın metniyle ortaktır. Kutlug İlteriş Kağan’ın oğlu, Köl Tigin’in ağabeyi ve Bilge Tonyukuk’un da damadı olan Bilge Kağan’ın ölümünden önce, (daha sonra) adına diktirilecek yazıtın metnini hazırlamış olması kuvvetle muhtemeldir.

Yazıt’ta Bilge Kağan’ın (Köktürk tarihine ait olayları, eleştirel bakış açısıyla özet hâlinde naklettikten sonra) 19 yıl şad, 19 yıl da kağan olarak gerçekleştirdiği hizmetlerine ayrıntılı olarak yer verdiği görülür.

Bilge Kağan, ustaca hazırladığı metinde; önce, babası Kutlug İlteriş Kağan öldüğünde henüz sekiz yaşında olduğundan, tahta töre gereği amcası Kapgan Kağan’ın geçtiğini kaydeder:

kangım kagan uçdukda özüm sekiz yaşda kaltım ol törüde üze eçim kagan olurtı: Babam Kağan öldüğünde ben sekiz yaş(ım)da kaldım. O (zamanki) töre gereğince amcam kağan tahta geçti (kağan oldu). BK D 1314.

Sonra, on dört yaşına geldiğinde şad olarak işe başlamasından ve amcası Kapgan Kagan ile birlikte elde ettiği büyük başarılarından söz eder:

tengri yarlıkaduk üçün tört yigirmi yaşımka tarduş bodun üze şad olurtum: Tanrı lütfettiği için on dört yaşıma (geldiğimde) Tarduş boyu üzerine şad oldum BK D 1415.

eçim kagan birle ilgerü yaşıl ögüz şantung yazıka tegi süledimiz kuurıgaru temir kapıgka tegi süledimiz kögmen aşa kıırgız yiringe tegi süledimiz kamagı biş otuz süledimiz üç yigirmi süngüşdimiz illigig ilsiretdimiz kaganlıgıg kagansıratdımız tizligig sökürtimiz başlıgıg yüküntürtimiz: Amcam kağan ile birlikte doğuda Yeşil (Sarı) Irmak’a (ve) Şantung Ovası’na kadar sefer ettik. Batıda Demir Kapı’ya kadar sefer ettik. Kögmen’i aşarak Kırgız ülkesine kadar asker sevk ettik. Tamamı yirmi beş (kez) sefer ettik; on üç (kez) savaştık. Devletliyi devletsiz; kağanlıyı kağansız bıraktık. Dizlilere diz çöktürdük; başlılara baş eğdirdik. BK D 15.

men tokuz yigirmi yıl şad olurtum: Ben on dokuz yıl şad (olarak) hüküm sürdüm. BK G 9.

II. Köktürk Kağanlığı’nın uzun ömürlü kağanı Kapgan’ın bir Bayırku askeri tarafından öldürülmesi üzerine, oğlu Fuchü (İni İl Kağan) tahta geçer. Oysa taht “Küçük Şad”/ “Sağ Şad” Bilge (Kağan)’ın hakkıdır. Bu durumdan çok rahatsız olan Köl Tigin, darbe yaparak İni İl Kağan’ı ve bütün yakınlarını öldürür. Artık herkes, Köl Tigin’in kağan olmasını beklerken o, ağabeyi Bilge Kağanı tahta oturtur.[13] Köl Tigin’in yaptığı darbeye ve İni İl Kağan’ın öldürülmesi hadisesine Köl Tigin Yazıtı’nda olduğu gibi Bilge Kağan Yazıtı’nda da yer verilmez. Üstelik İni İl Kağan’ın adı bu iki yazıtta hiçbir yerde geçmez.

Bilge Kağan, kendisinin tahta geçişini (tıpkı Köl Tigin Yazıtı’nda olduğu gibi) Tanrı’nın bir lütfu olarak değerlendirir. Tokken, aç ve çıplak; hakimken, kul ve cariye olmuş bir milletin daha fazla perişan olmaması için Tanrı’nın lütfuyla iş başına geçen Bilge Kağan, (Köl Tigin’in büyük gayretiyle) duruma hakim olur ve büyük başarılar kazanır:

neng yılsıg bodunta üze olurmadım içre aşsız taşra tonsuz yabız yablak bodunta üze olurtum tigin iki şad inim kööl tigin birle sözleşdimiz kangımız eçimiz kazganmış bodun atı küsi yok bolmazun tiyin türük bodun üçün tün udımadım küntüz olurmadım inim kööl tigin birle iki şad birle ölü yitü kazgantım ança kazganıp biriki bodunug ot sub kılmadım: Zengin milletin üzerine kağan olmadım. (Tam aksine) karnı aç, sırtı çıplak kötü ve perişan (durumdaki) milletin üzerine kağan oldum. Prens iki şad (ve) kardeşim Köl Tigin ile konuşup anlaştık. Babamızın (ve) amcamızın kazanmış oldukları miletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım; gündüz oturmadım; kardeşim Köl Tigin ve iki şad ile birlikte ölesiye yitesiye (çalışıp) kazandım. Böyle kazandığım için birleşik milleti ateş (ile) su (gibi birbirlerine düşman) etmedim. BK D 2122.

tengri yarlıkaduk üçün kuutum ülügüm bar üçün ölteçi bodunug tirgürü igittim yalang bodunug tonlug kıltım çıgany bodunug bay kıltım az bodunug üküş kıltım ıgar illigde ıgar kaganlıgda yig kıltım tört bulungdakı bodunug koop baz kıltım yagısız kıltım koop manga körti: Tanrı lütfettiği için (ve ben de) kutlu ve bahtlı olduğum için ölmek üzere olan milleti diriltip doyurdum. Çıplak milleti giyimli kıldım; yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım; güçlü devleti olandan ve güçlü kağanı olandan daha iyi kıldım. Dört (bir) yandaki millet(ler)i hep (kendime) bağımlı kıldım. (Türk milletini) düşmansız kıldım. (Bu milletler) hep bana bağımlı oldular. BK D 2324.

tengri yarlıkaduk üçün men kazgantuk üçün türük bodun ança kazganmış erinç men iniligü bunça başlayu kazganmasar türük bodun ölteçi erti yok boltaçı erti türük begler bodun ança sakınıng ança biling: Tanrı lütfettiği için (ve ben de) kazandığım için Türk milleti böylece kazanmış oldu. Ben kardeşimle birlikte bu kadar önderlik edip kazanmasaydık Türk milleti ölecekti, yok olacaktı. (Ey) Türk beyleri (ve) milleti, bunu böyle kavrayın ve böyle bilin! BK D 33.

Bilge Kağan’ın kağanlığı da tıpkı şadlığı gibi 19 yıl sürer:.

men tokuz yigirmi yıl kagan olurtum il tutdum: Ben on dokuz yıl (da) kağan olarak tahtta oturdum; devlet yönettim. BK G 9.

Bilge Kağan’ın hem Köl Tigin Yazıtı’nda hem de kendi adına dikilen yazıtta İlteriş Kağan, Kapgan Kağan ve kendi dönemindeki başarılardan söz ederken kayınpederi, büyük vezir, danışman, komutan, devlet adamı Boyla Baga Tarkan Tonyukuk’un adını hiçbir yerde anmaması son derece dikkat çekicidir. Bu durum Bilge Kağan ve Bilge Tonyukuk arasındaki yönetim anlayışından kaynaklanan anlaşmazlıklar yüzünden, Bilge Kağan’ın Bilge Tonyukuk’u yönetimden uzaklaştırmasının bir sonucu olarak izah edilebilir.[14]

Yazıt’ın güney yüzünün 10. satırının ortalarına kadar Bilge Kağan’ın sözleri devam eder. Bundan sonraki satırlarda (1015. satırlar) ise, Yazıt’ı diktiren Tengri Kağan’ın sözleri yer alır. Tengri Kağan anılan satırlarda, babasının ölüm tarihi, yoğ töreni tarihi ve yoğ törenine katılanlar hakkında bilgi verir. (Törene katılanlar arasında Boyla Baga Tarkan Tonyukuk’un adının da anılması ilgi çekicidir).

Bilge Kağan yazıtının pahlarında da Köktürk harfli Türkçe cümlelere yer verilmiştir. Güneydoğuya bakan pahta Bilge Kağan’ın yaptığı savaşlarla ilgili cümleler; güneybatıya bakan pahta ise, yazıtın yazıcısı Yollug Tigin’e ait ifadeler bulunmaktadır:

bilge kagan bitigin yollug tigin bitidim bunça barkıg bedizig uzug. kagan atısı yollug tigin men ay artukı tört kün olurup bitidim bedizettim yaratdım: Bilge Kağan Yazıtını (ben) Yollug Tigin yazdım. Bunca binayı, resim ve heykelleri, süslemeleri. Kağan’ın yeğeni (?) olan (ben) Yollug Tigin bir ay dört gün oturup yazdım, süsledim, vücuda getirdim.

Köl Tigin Yazıtı’nın batı yüzünde olduğu gibi, Bilge Kağan Yazıtı’nın batı yüzünde de Çince bir taziye metnine yer verilmiştir. Ancak bu yüzdeki Çince satırlar, Köl Tigin Yazıtı’ndakilere oranla daha azdır. Çince metnin yazıcısı (hâkkedicisi de) Köl Tigin Yazıtı’ndaki kadar usta değildir.

Bilge Kağan Yazıtı’nın batı yüzünün tepeliğinde, (kurttan süt emen çocuk tasvirlerinin hemen altındaki kısımda) Köktürk harfli Türkçe manzum bir metne yer verilmiştir. Metinde, Tengri Kağan, babası Bilge Kağan’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirmektedir. Bu satırların yazıcısı da (yazıtın diğer yüzlerindeki Köktürk harfli metinlerin yazıcısı olan) Yollug Tigin’dir:

…üz…
bilge kagan uçdı.
yay bolsar üze tengri.
köbürgesi eterçe ança.
tagda sıgun etser ança.
sakınur men kangım kagan.
taşın özüm kagan.


…üzerine…
Bilge Kağan vefat etti.
İlkbahar gelince, yukarıda gök.
Davulu nasıl gümbürdüyorsa, işte öyle,
Dağlarda geyikler nasıl böğürüyorsa, işte öyle,
(Ağalayıp sızlayarak) yas tutuyorum; Babam Kağan’ın.
(Bengü) taşını bizzat (ben) Kağan.

Bilge Kağan Yazıtı da tıpkı Köl Tigin Yazıtı gibi aradan geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Bu tahribatta geçen tarihî süreç, çetin doğa koşulları, herhangi bir koruma ve örtünün olmayışının rolü ne kadar büyükse, külliyenin özellikle doğu tarafında (yazıtın ve heykellerin bulunduğu bölümde) 1891 yılında Friedrich Wilhelm (Vasiliy Vasiliyeviç) Radloff tarafından yapılan kazının rolü de o kadar büyüktür. Yazıt’ın yerinin 18 Temmuz 1889 tarihinde Nikolay Mihayloviç Yadrintsev tarafından keşfedilmesinden sonra bölgeye akın eden bilim heyetleri içinde en ciddî çalışmaları hiç şüphe yok ki, Rus bilim adamları yapmışlardır. Ancak bu bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar sırasında yazıtları ve anıtları gerektiği gibi korudukları söylenemez. Zira yazıtın batı yüzündeki yazılı yüzeyleri okuyabilmek ve görüntüleyebilmek için yazıtı halat vb. kullanarak çevirmeye çalışan Radloff ve ekibi, yazıtın parçalanmasına sebebiyet vermiştir.

Bilge Kağan Yazıtı, 2000 yılının Ağustos ayına kadar ait olduğu mezar külliyesinde 5 ayrı parça hâlinde her türlü tahribata maruz kalmış; bu yüzden de yazılı yüzeylerin büyük bölümü tabakalar hâlinde dökülmüştür. Hem yazıta ait söz konusu parçalar hem de külliyede bulunan Türk kültür ve medeniyetine ait diğer eserler, 2000 yılının Ağustos ayında, Moğolistan’daki Türk Anıtları Projesi kapsamında TürkMoğol bilim heyeti tarafından Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın Koço Saydam bölgesinde yaptırdığı DMK binasına (1378 m, 48T 0337319, UTM 5269389) taşınarak koruma altına alınmıştır. Bilge Kağan Yazıtı, TürkMoğol bilim heyetinin 2001 yılı çalışmaları sırasında DMK binasında yeniden dikilmiştir.

Bilge Kağan Anıt Mezar Külliyesi’nde 2001 yılında TürkMoğol bilim heyeti tarafından kapsamlı bir kazı yapılmış; kazıda sunak taşının kuzeyinde anonim bir mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu anonim mezar külliyesinde sunak masasına ait işlemeli taşlar, altın, gümüş, bakır, demir ve değerli taşlardan oluşan süs ve kullanım eşyaları ortaya çıkarılmıştır. Bugün Ulaanbaatar’daki Tarih Müzesi’nde muhafaza altında tutulan ve yaklaşık 3000 parçadan oluşan kıymetli eserler arasında üzerinde umay kuşu tasviri bulunan bir soğduç, ibrikler, ritüel kaplar, heykeller, kemer tokaları, küpeler, altın ve gümüş plâkalar, değerli taşlar ve kumaş parçaları yer almaktadır.

3. Bilge Tonyukuk Yazıtları

Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları ile aynı dönemde vücuda getirilmiş olmaları ve aynı konuları içermelerinden dolayı Orhun Yazıtları içinde anılan Bilge Tonyukuk Yazıtları, Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarından yaklaşık 360 km. uzakta; Tola (Tuul) Irmağı’nın yukarı yatağındaki BaynTsokto (Bayn Çokto)[15] bölgesindeki bir anıt mezar külliyesinde (1528 m, 48T 0685770, UTM 5285348) bulunmaktadır.[16]

Bilge Tonyukuk Yazıtları, II. Köktürk Kağanlığı Dönemi’ne damgasını vuran şahsiyetlerden büyük vezir, danışman, komutan, teorisyen, devlet adamı Boyla Baga Tarkan Bilge Tonyukuk’un bizzat kendisi tarafından diktirilmiş dört cepheli iki yazıttan ibarettir. (Ufak dişli) granit blok üzerine hâkkedilmiş birinci yazıt, 243 cm.; (iri dişli) granit blok üzerine hâkkedilmiş ikinci yazıt ise, 217 cm. yüksekliğindedir. Yazıtların ikisinin de altında (şu anki görünümleri itibarıyla) kaide yoktur.

Bilge Tonyukuk Yazıtlarının birincisinde 35; ikincisinde 27 satır (yukarıdan aşağıya doğru yazılmış) Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Harf boyları, I. yazıtın ilk satırında (Bilge Tonyukuk’un kendisini tanıttığı satırda) 77. 5 cm.; diğer satırlarda ise, 34. 2 cm. arasında değişmektedir.

Birinci yazıtın batı yüzünde (yazıtın başlangıç/giriş cümlelerinin bulunduğu yüzde) Bilge Tonyukuk’un mensup olduğu boyun damgası kazılıdır. Söz konusu damga 12.5 x 12.5 x 12.5 cm. ölçülerinde bir üçgen ile onun altında bulunan 14 cm. uzunluğunda düz bir çizgiden oluşmaktadır. Bu damga, İh Gaziiriyn Çolo[17] ve İh Biçigt[18] bölgelerindeki kayalıklarda da mevcuttur.

Bilge Tonyukuk Yazıtlarının yazılış/dikiliş tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Konu ile ilgili araştırma ve inceleme yapan bilim adamlarından “A. N. Kononov, 712-716 yıllarını; A. B. Ercilasun, 724-726 yıllarını; S. G. Klyaştornıy, 716 yılını; M. Mori ve Sir G. Clauson, 716 veya sonrasını; V. Thomsen, 720 civarını; T. Tekin, 720-725 yıllarını; H. N. Orkun, 725 yılını; L. Bazın, 726 veya biraz sonrasını; N. N. Kozmin ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya ise, 732-734 arasını” yazıtların dikilme tarihi olarak kabul etmektedirler.[19] Bilge Tonyukuk Yazıtlarının 732-734 yılları arasında (Köl Tigin Yazıtı’ndan sonraki Bilge Kağan yazıtından önceki bir dönemde) dikilmiş olabileceğini ileri süren N. N. Kozmin ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya, bu yazıtların Köl Tigin Yazıtı’na cevap olarak yazıldığını belirtmektedirler.[20] Nitekim Bilge Tonyukuk Yazıtları, bu tarihlendirmeyi destekler ve doğrular nitelikte bilgileri içermektedir.

Bilge Tonyukuk Yazıtlarında da tıpkı Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarında olduğu gibi Köktürk Dönemi’ne ait tarihî hadiseler anlatılır. Kutlug İlteriş Kağan, Kapgan (Bögü) Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde gerçekleşen tarihî hadiselerin anlatıcısı (mesajın ileticisi/vericisi, hatip) bu sefer Bilge Tonyukuk’tur. Bilge Tonyukuk işe önce kendini tanıtmakla başlar:

bilge tonyukuk ben özüm tabgaç ilinge kılıntım türk bodun tabgaçka körür erti: (Ben) Bilge Tonyukuk’um; Çin ülkesinde doğdum. (Ben doğduğumda) Türk milleti Çin’in egemenliği altında idi.[21]

Sonra, bağımsızlık ve özgürlük yolunda çekilen sıkıntıları, verilen mücadeleleri, elde edilen başarıları ve kendisinin bu başarılardaki rolünü “kahraman bakış açısı”yla bir bir dile getirir:

yeti yüz kişig uduzugma ulugı şad erti aygıl tidi ayıgması ben ertim bilge tonyukuk kagan mu kıışayın tedim sakıntım toruk buukalı semiz buukalı ırakda bülser semiz buuka toruk buka teyin bilmez ermiş teyin ança sakıntım anta kisre tengri bilig bertük üçün özüm ök kagan kışdım: Yedi yüz kişiyi sevk eden üstleri “şad” idi. “(Kağanlık hususunda, fikrini) söyle!” dedi; (şu sözlerin) söyleyeni ben idim, Bilge Tonyukuk. “(Bunu) kağan mı yapayım?” dedim. Düşündüm: (İnsan) zayıf boğalarla semiz boğaları uzaktan bilmek zorunda kalsa, hangilerinin semiz boğa, hangilerinin zayıf boğa olduğunu bilmez imiş diye öylece düşündüm. Ondan sonra Tanrı akıl verdiği için (onu) bizzat kendim kağan yaptım. T 46.

bilge tonyukuk boyla baga tarkan birle ilteriş kagan boluyın biriye tabgaçıg öngre kıtanyıg yırya oguzug öküş ök ölürti bilgesi çabışı ben ök ertim: Boyla Baga Tarkan Bilge Tonyukuk ile İlteriş Kağan (birlikte) olunca, güneyde Çinlileri, doğuda Kıtayları, kuzeyde Oğuzları çok öldürdü(ler). (İşte o zamanlar İlteriş Kağan’ın) danışmanı ve komutanı bizzat ben idim. T 67.

Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları hakkında bilgi verirken, bu Yazıtlarda Kutlug İlteriş Kağan’ın ve Kapgan Kağan’ın başarılarını tek tek sayan Bilge Kağan’ın, Bilge Tonyukuk’tan hiçbir şekilde bahsetmediğini belirtmiştik. Oysa Bilge Tonyukuk, adına diktirdiği her iki yazıtta da, hem İlteriş Kağan’ı hem de Kapgan Kağan’ı kendisinin tahta oturttuğunu, onlarla birlikte Türk milleti için o güne kadar görülmemiş, duyulmamış başarılar kazandıklarını, elde edilen başarıların merkezinde de (danışman ve komutan) olarak bizzat kendisinin bulunduğunu açık ve kesin bir dille ifade eder:

türk bodun kılıngalı türk kagan olurgalı şantung balıkka taluy ögüzke tegmiş yok ermiş kaganıma ötünüp sü eletdim şantung balıkka taluy ögüzke tegürtüm: Türk milleti yaratılalı, Türk kağan(lar)ı tahta oturalı Şantung şehir(ler)ine, Sarı Irmağa ulaşan yok imiş. Kağanıma (durumu) arz edip ordu sevk ettim. (Kağanımı) Şantung şehir(ler)ine, Sarı Irmak’a kadar götürdüm. (T 1819).

türük bodun temir kapıgka tinsi oglı tinsi oglı aytıgma tagka tegmiş idi yok ermiş ol yerke ben bilge tonyukuk tegürtük üçün sarıg altun örüng küümüş kıız kooduz egri tebi agı bungsız kelürti:. Türk milletinin Demir Kapı’ya “Göğün Oğlu” “Göğün Oğlu” denilen dağlara ulaşmışlığı hiç yok imiş. O topraklara (Türk milletini) ben Bilge Tonyukuk ulaştırdığım için sarı altınları, beyaz gümüşleri, kızları kadınları, hörgüçlü develeri ve ipekli kumaşları fazlasıyla (önümüze) getirdiler. T 4648.

kapgan kagan olurtdum tün udımatı küüntüz olurmatı kıızıl kanım töküti kara terim yügürti işig küçüg bertim: (Onu ben) Kapgan Kağan (olarak) tahta oturttum. Geceleri uyumadan, gündüzleri oturmadan, kızıl kanımı akıtarak, kara terimi döktürerek hizmet ettim. T 5152.

tengri yarlıkazu bu türük bodun ara yarıklıg yagıg yeltürmedim tügünlüg atıg yügürtmedim ilteriş kagan kazganmasar udu ben özüm kazganmasar il yeme bodun yeme yok erteçi erti kazgantukın üçün udu özüm kazgantukum üçün il yeme il boltı bodun yeme bodun boltı özüm karı boltum ulug boltum neng yerdeki kaganlıg bodunka bintegi bar erser ne bungı bar erteçi ermiş: Tanrı esirgesin, bu Türk milleti içinde zırhlı düşmanların akınına imkân vermedim; kuyruğu düğümlü (düşman) atlarını koşturtmadım. İlteriş Kağan kazanmasa (idi) ve ben kendim kazanmasa (idim) devlet de millet de olmayacak idi. (İlteriş Kağan) kazandığı için ve ben kendim kazandığım için devlet de devlet oldu, millet de millet oldu. (Şimdi) ben kocaldım, yaşlı oldum. Herhangi bir ülkede kağanlı (yani “bağımsız”) bir milletin benim gibi bir devlet adamı var ise, (o milletin) ne (gibi) bir sıkıntısı olacak imiş. T 5357.

ilteriş kagan kazganmasar yok erti erser ben özüm bilge tonyukuk kazganmasar ben yok ertim erser kapgan kagan türük sir bodun yirinte bod yeme bodun yeme kişi yeme idi yok erteçi erti ilteriş kagan bilge tonyukuk kazgantuk üçün kapgan kagan türük sir bodun yorıdukı bu: İlteriş Kağan kazanmasa (idi) (ya da hiç) olmasa idi, ben kendim Bilge Tonyukuk kazanmasa (idim), (ya da) ben (hiç) olmasa idim, Kapgan Kağan (da) Türk Sir milleti ülkesinde (ki) boy da millet de fert de hiç olmayacak idi. İlteriş Kağan (ve) Bilge Tonyukuk kazandığı için, Kapgan Kağan’ın Türk Sir milletinin gelişmesi bu (şekildedir). T 5961.

Bilge Tonyukuk’un yukarıdaki cümleleri, (Köl Tigin ve kendi adına diktirilen yazıtlarda) ondan hiç söz etmeyen damadı Bilge Kağan’a âdeta cevap niteliğindedir:

Bilge Tonyukuk’un yaşanan tarihî hadiselerle ilgili duygu ve düşüncelerini ifade ederken, edebî dilin bütün imkânlarından yararlandığı görülür. Kısa ve bilgi yüklü cümleler, deyimler, vecizeler, atasözleri, benzetmeler, anımsatmalar, yinelemeler, vurgulamalar, alıntılar mesajın her seviyedeki okuyucuya/alıcıya ulaşmasında büyük rol oynar. Bilge Tonyukuk da mesajını iletirken bunları ustaca kullanmıştır:

yagımız tegre oçuk teg biz aş teg ertimiz: Düşmanlarımız etrafımızda ocak gibi; biz (de bu ocağın üzerinde) aş gibi idik. T 8.

yuyka erkli topulgalı uçuz ermiş yinçge erklig üzgeli uçuz yuyka kalın bolsar topulguluk alp ermiş yinçge yogan bolsar üzgülük alp ermiş: Bir şey yufka iken onu delmek kolay imiş; ince olanı da kırmak kolay; yufka kalın olursa onu delmek zor imiş; ince yoğun olursa onu koparmak zor imiş. T 1314.

arıg ubutı yig tidi: “Temizin (yani savaşıp yenilmemişin) utancı (savaşıp yenileninkinden daha) iyidir” dedi(ler). T 37.

Bilge Tonyukuk Yazıtları da tıpkı Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları gibi bir anıt mezar külliyesi içinde bulunmaktadır. Bilge Tonyukuk adına inşa olunan bu külliyede yazıtlar dışında insan heykelleri, sunak masasına ait işlemeli taşlar, üst tarafı parçalanmış taşbabalar, balballar, gözetleme kuleleri, barka ait tuğla ve kiremit parçaları, künkler, döşemeler bulunmaktadır. Ancak külliyedeki eserlerin tamamı, açık alanda korumasız ve örtüsüz bırakıldıkları için ciddî şekilde tahrip olmuşlardır. Bilge Tonyukuk Yazıtları bu tahribat sonucunda neredeyse tamamen aşınmış; yazılı yüzeyler tabakalar hâlinde dökülmeye başlamıştır. Çetin doğa koşullarına (ısı farkı vd.) bazı bilim adamlarının güzel görüntü alabilmek amacıyla harflerin içlerini boyamaları, gölgelenmek için hayvanların yazıtların diplerine yatmaları ve yazıtlara sürtünmeleri, kuş dışkılarının meydana getirdiği asitlenmeler de eklenince söz konusu tahribat daha da artmış ve hızlanmıştır. Külliye içindeki diğer eserler de külliye de 1897, 1909, 1925 ve 1957 yıllarında yapılan kazılar yüzünden ciddî şekilde tahrip olmuştur.

Bilge Tonyukuk Yazıtları ve Anıt Mezar Külliyesi, 1997 yılından itibaren Moğolistan’daki Türk Anıtları Projesi kapsamında TürkMoğol bilim heyeti tarafından koruma altına alınmış; Anıt Mezar Külliyesi’ndeki eserlerin büyük bir kısmı Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın BaynTsokto bölgesinde yaptırdığı DMK binasına taşınmıştır. Paraloit B 72 ile kısmen korunan ve kavitron âletiyle de temizlenen yazıtların ise, 2002 yılında DMK binasına taşınması plânlanmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Cengiz ALYILMAZ

Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 3 Sayfa: 754-764


Kaynaklar:
♦ AALTO, Pentti, Materialien zu den alttürkischen Inschriften der Mongolei, Helsinki 1958.
♦ AMANJOLOV, Altay, Türki Filologiyası Jene Jazu Tarihi, AlmaAta 1996.
♦ AYDAROV, Gubaydulla, Yazık Orhonskih Pamyatnikov Drevnetyurkskoy Pis’mennosti VIII Veka, AlmaAta 1971.
♦ BARUTÇU, Sema, Kül Tigin mi? Köl Tigin mi, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, sayı: 22, İstanbul 1983, s. 101104.
♦ BAYKARA, Tuncer, Kültegin Anıtı’na Dair Bazı Notlar, İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, V/14, İstanbul 1973, s. 221228.
♦ BOLD, L., Bnmauın Nutag Dah’ Hadnı Biçes (Tureg Biçgiin Dursgal), Ulaanbaatar 1990.
♦ CLAUSON, Sir Gerard, Some Notes on the Inscription of Tonyuquq, Studia Turcica, Budapest 1971, 125132.
♦ DİVİTÇİOĞLU, Sencer, Kök Türkler (Kut, Küç ve Ülüg), İstanbul 1987.
♦ DİYARBEKİRLİ, Nejat, Orhun’dan Geliyorum, Türk Kültürü, sayı: 198199, Ankara 1979, s. 321384.
♦ ERCİLASUN, Ahmet Bican, Bengütaş Edebiyatı, Büyük Türk Klasikleri, C. I, İstanbul 1985, s. 5678.
♦ ERGİN, Muhharrem, Orhun Abideleri, İstanbul 1997.
♦ GIRAUD, Rene, L’empire des Turcs Celestes, Paris 1960.
♦ GIRAUD, Rene, L’inscription de Baın Tsokto, Paris 1961.
♦ GÖMEÇ, Saadettin, Kök Türk Tarihi, Ankara 1999.
♦ GUMİLYEV, Lev N., Eski Türkler, İstanbul 1999, (Çeviren: Ahsen BATUR).
♦ KLYAŞTORNIY, S. G., TonyukukAşide Yuan’çjen, TS, 1966, s. 201205.
♦ KLYAŞTORNIY, Sergey G., LİVSİÇ, Vladimir A., Buguttaki Sogtça Kitabeye Yeni Bir Bakış, TDAY Belleten 1987, s. 201241, (Çev.: E. Gürsoy Naskali).
♦ KONONOV, Andrey N., Grammatika Yazıka Tyurkskih Runiçeskih Pamyatnikov VIIIX vv., Leningrad 1980.
♦ KURAT, Akdes Nimet, Gök Türk Kağanlığı, DTCF Dergisi, X/12, Ankara 1952, s. 1456.
♦ MALOV, S. Y., Pamyatniki Drevnetyurkskoy Pis’mennosti, MoskovaLeningrad 1951.
♦ ORKUN, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, Ankara 1994.
♦ RADLOFF, V. V., Atlas’ Drevnostey Mongoli IIV, St. Petersburg 18921899.
♦ RİNÇEN, Emhetgev, Les Dessigns Pictographiques Et Les Inscriptions Sur Les Rochers Et Sur Les Steles En Mongolıe (Mongol Nutag Dah’ Hadnı Biçees Gerelt Höşööhiy Züyl), Ulaanbaatar 1968.
♦ SCHLEGEL, G., La Stel Funeraire du Teghin Giogh Et ses Copites Et Traducteurs Chinois, Russes Et Allemands, Journal de la Societe FinnoOugrienne, III, Helsinki 1892.
♦ SHIRATORI, K., Dıe Chinesische Inschrift Auf Dem Gedenkstein Des K’üet’ek’in Am Orkhon Übersetzt Und Erlautert, Tokyo 1899, s. 4549.
♦ ŞÜKÜROV, E. C., MEHERREMOV, A. M., Gedim Türk Yazılı Abidelerinin Dili, Bakü 1976.
♦ TAŞAĞIL, Ahmet, GökTürkler, C. I, Ankara, 1995; C. II, Ankara 1999.
♦ TEZCAN, Semih, “Tonyukuk Yazıtında Birkaç Düzeltme”, Türk Dili Araştırmaları YıllığıBelleten 19751976, Ankara 1976, s. 173181.
♦ THOMSEN, Vilhelm, Orhon ve Yenisey Yazıtlarının Çözümü İlk Bildiri Çözülmüş Orhon Yazıtları, Ankara 1993, (Çeviren: Vedat Köken).
♦ THOMSEN, Vilhelm, Moğolistandaki Türkçe Kitabeler, Türkiyat Mecmuası, C. III, İstanbul 1935, s. 81118, (Çeviren: Ragıp Hulûsi).
Dipnotlar :
[1] Orhun Yazıtlarının bulunuşu ve sonrasındaki gelişmeler için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Orhun Yazıtlarının Çözümlenmesinden Sonra Türkolojinin Gelişimi, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, sayı: 596, Ankara Ağustos 2001, s. 136-139.
[2] Orhun Yazıtlarında kullanılan edebî dil, deyimler, vecizeler, atasözleri, cümle paralelizmi, eşanlamlılık, çokanlamlılık, yinelemeler, karşıtlamalar, benzetmeler, aktarmalar. hakkında ayrıntılı bilgi için bk.: Aksan, Doğan, Türkçenin Sözvarlığı, Ankara 1996; Aksan, Doğan, Anlambilim Anlambilim Konuları ve Türkçenin Anlambilimi, Ankara 1998; Aksan, Doğan, Eski Türkçe’nin İzlerinde Orhun ve Yenisey Yazıtları Üzerinde Sözcükbilim, Anlambilim ve Biçembilim İncelemelerinin Aydınlattığı Gerçekler, İstanbul 2000; Alyılmaz, Cengiz, Orhun Yazıtlarının Söz Dizimi, Erzurum 1994; CAFEROĞLU, Ahmet, Orhon Abidelerinde Atalarsözü, Halk Bilgisi Haberleri, 1930, sayı: 3, s. 4345; Ercilasun, Ahmet Bican, Köl Tigin Yazıtı Bir Nutuk Metni midir?, TDAY Belleten 1990, Ankara 1994, s. 31-39; Stebleva, İ. V., Poeziya Tyurkov (VIVIII Vekov), Moskova 1965; Tekin, Talat, Köktürk Yazıtlarındaki Deyimler Üzerine III, Türk Dili, Ankara 1957, C. 6 s. 372374 ve 423426; Uzun, Leyla Subaşı, Orhon Yazıtlarının Metindilbilimsel Yapısı, Ankara 1995.
[3] Tuna, Osman Nedim, Bazı İmla Gelenekleri Bunların Metin İncelemelerindeki Önemi ve Orhon Yazıtlarında Birkaç Açıklama, TDAY Belleten 1957, s. 4181.
[4] Korkmaz, Zeynep, Eski Türkçedeki Oğuzca Belirtiler, Bilimsel Bildiriler 1972, s. 433-446.
[5] Okuma ve anlamlandırmalar yapılırken başta Prof. Dr. Talat Tekin’in Orhon Yazıtları Kül Tigin Bilge Kağan Tunyukuk (İstanbul 1998) adlı eseri olmak üzere konuyla ilgili mevcut yayınların birçoğundan yararlanılmıştır.
[6] Koordinatların tespitinde “EL GPS’i kullanılmıştır.
[7] Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarının tepelik kısımlarının doğu ve batı yüzlerinde bulunan tasvirler, konuyla ilgili çalışma yapan bilim adamları tarafından, bugüne kadar, “birbirine paralel ejder tasvirleri” olarak kabul edilmiştir. Moğolistan’daki kurt ve ejder tepelikli eski Türk yazıtları üzerinde tarafımızdan yapılan karşılaştırmalı araştırma ve incelemelerde, söz konusu tasvirlerin “ejder tasvirleri” değil; “kurttan süt emen çocuk” tasvirleri olduğu sonucuna varıldı. Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarının tepeliklerinin, (Bugut Yazıtı’nda olduğu gibi) “kurttan süt emen çocuk tasvirli tepelik” şeklinde düzeltilmesi, Türk kültür ve medeniyeti açısından yararlı olacaktır. Bu kanuda ayrıca bk.: Alyılmaz, Cengiz, Köl Tigin Yazıtı’na Sonradan Yapılan Eklemeler, Uluslararası IV. Türk Dili Kurultayı’nda Sunulan Bildiri, İzmirÇeşme 2529 Eylül 2000.
[8] Türk köken mitolojisi ve “kurt” motifi hakkında bk.: Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları İle Destanlar), Ankara 1989, s. 1371; ÖzönderBarutçu, F. Sema, Türkler Ne Zaman Bir “Millet” İdi?, KÖK Araştırmalar, c. I, sayı: 2, Ankara 1999, s. 6592; Roux, JeanPaul, Türklerin ve Moğolların Eski Dini, İstanbul 1998, s. 151156; (Çev.: Aykut Kazancıgil).
[9] Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Bir Asparagas Haber ve Kurt, Dağ Keçisi Damga ve Sembolleri Üzerine, Orkun Dergisi, sayı: 37, Mart 2001, İstanbul 2001, s. 1417; Eliyev, Veli, Gemigaya Abideleri, Bakü, 1992; Esin, Emel, İslamiyet’ten Önceki Türk Kültür Târîhi ve İslâma Giriş, İstanbul 1978, s. 9498; Graç, A. D., Voprosı Datirovki i Semantiki Drevnetyurkskih Tamgoobraznıh İzobrajeniy Gornogo Kozla, Tyurkologiçeskiy Sbornik 1972, Moskova 1973, s. 316333; Gülensoy, Tuncer, Orhun’dan Anadolu’ya Türk Damgaları, İstanbul 1989, s. 2526; MannayOol, M. H., Drevnee İzobrajenie Gornogo Kozla v Tuve, Sovetskaya Arheologiya, C. I, Moskova 1967, s. 140146; Radloff, V. V., Atlas Drevnostey Mongolii, Trudı Orhonskoy Ekspeditsii, C. 1, tablo: XVI, St. Petesburg 1892; Seyidoğlu, Bilge, Kültür Hayatımızda Nevruz, İlkyaz Bayramı Nevruz Bildiriler, Erzurum 1998, s. 110; Seyidov, Mireli, Azerbaycan Halgının Soykökünü Düşünerken, Bakü 1989; Seyidov, Mireli, Yaz Bayramı, Bakü 1990.
[10] Lumir JISL başkanlığında yapılan kazı ve sonuçları hakkında bk.: Jısl, Lumir, KülTegin Anıtı’nda Yapılan Arkeoloji Araştırmalarının Sonuçları, TTK Belleten XXVII (1963), s. 387-409.
[11] Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yurt dışındaki en kapsamlı porjesi MOTAP (Moğolistandaki Türk Anıtları Projesi) hakkında ayrıntılı bilgi için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Dünü ve Bugünü İle Moğolistandaki Türk Anıtları Projesi (IIIIII), Orkun Dergisi, sayı: 40, Haziran 2001, İstanbul 2001, s. 4043; sayı: 41, Temmuz 2001, İstanbul 2001, s. 3135; sayı: 42, Ağustos 2001, İstanbul 2001, s. 3944.
[12] Tarihlendirme hususunda aynı ve farklı görüşler için bk.: Bazın, Louis, Les Systemes Chronologıiques Dans Le Monde Turc Ancien, BudapeşteParis 1991, s. 147150; Sertkaya, Osman Fikri (Prof. Dr), “İnel Kağan” mı “İni İl Kağan” mı?, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 9697; Tekin, Talat Orhon Yazıtları, Ankara 1988, s. 111.
[13] Ayrıntılı bilgi için bk.: Chang, Jent’ang, Tang Devrindeki Doğu Göktürkleri Hakkında Yeni Belgeler (Tsefuyüankuei ve Tzuchih T’ungchien’e göre618745), Taipei 1968; LİU, MaoTsai, Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der OstTürken (T’uküe), Wiesbaden 1958; Sertkaya, Osman Fikri, Göktürk İmparatorluğu, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 1017.
[14] Sertkaya, Osman Fikri, Göktürk İmparatorluğu, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 1617.
[15] Bilge Tonyukuk yazıtları BaynTsokto (Bayn Çokto) bölgesinde bulundukları için “BaynTsokto (Bayn Çokto) Yazıtları” olarak da adlandırılmışlardır. Ayrıntılı bilgi için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Bilge Tonyukuk Yazıtları Üzerine Bir Kaç Düzeltme, Türk Dilleri AraştırmalarıGyörgy KARA Özel sayısı, C. 10, İstanbulBerlin 2000, s. 103112.
[16] Moğolistan’nın başkenti Ulaanbaatar’ın 47 km. güneydoğusunda bulunan Bilge Tonyukuk Yazıtlarının yerleri, ünlü Türkolog D. A. Klementz’in hanımı Y. N. Klementz tarafından 1897 yılında tespit edilmiştir.
[17] Moğolistan Halk Cumhuriyeti, Dundgovi Aymag, Gurban Saihan Sum’un 29 km. kuzeyi Buurin Tolgoyn Had (Buğra Başı Kayalığı), (1387 m, 48T 0673136, UTM 5065616).
[18] Dundgovi Aymag, Ugtaal Sum Bölgesi, İh Biçigt Had, (1409 m, 48T 0709023, UTM 5088070).
[19] Bilge Tonyukuk yazıtlarının yazılış/dikiliş tarihleri hakkındaki farklı görüşler ve yayınlar için bk.: Rybatzki, Volker, Dıe TonyuquqInschrift, HungarySzeged 1997; Sertkaya, Osman F. Bilge Tonyukuk Âbidelerinin Tarihlendirilmesi Üzerine, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 113-128.
[20] Sertkaya, Osman F. a.g.m.
[21] Okuma ve anlamlandırmalar yapılırken, (Prof. Dr. Talat Tekin’in Tunyukuk Yazıtı, (Ankara 1994) ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya’nın Göktürk Tarihinin Meseleleri, (Ankara 1995) adlı eserleri başta olmak üzere) konuyla ilgili mevcut eserlerin büyük bölümünden yararlanılmıştır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.