NAHÇIVAN’DA TAŞTAN YAPILMIŞ KOÇ VE KOYUN HEYKELLERİ

NAHÇIVAN’DA TAŞTAN YAPILMIŞ KOÇ VE KOYUN HEYKELLERİ

Doç. Dr. Hacı Fahrettin SEFERLİ

Nahçıvan Devlet Üniversitesi / Azerbaycan

Nahcivan Özerk Cumhuriyeti topraklarında mezar üstü anıtların büyük bir kısmını çeşitli taşlardan hazırlanmış koç ve koyun heykelleri oluşturmaktadır. Bu heykellerin Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti topraklarında yayılmasını bölgelere göre inceleyecek olursak geçmişte Nahçıvan’ın her yerinde bu tür figürlerin belli bir ölçüde yayılmış olduğunu görürüz.

Arazide kayda alınan bu abidelerin büyük bir kısmı kırmızı renkli taşlardan hazırlanmıştır. 1836 yılına ait bir kaynakta, Elinceçay bölgesinde, Culfa köyünün ahalisi kırmızı renkli, sert Darıdağ taşından değirmen taşları ve anıt mezarlar yaptıkları hakkında bilgilere rastlamaktayız.[1] Buradan da görüldüğü gibi, Nahçıvanın Rus işgaline uğradığı devirde, şimdiki Culfa bölgesinde taş üzerinde işleme ve taş yontma sanatı ile ilgili bir merkez vardı. Tanınmış iktisatçı, bilgin, Azerbaycan etnografyasını çok iyi bilen, Mehemmedhesen Velili (Baharlı), bu merkezin çok eski zamanlardan beri faaliyet gösterdiğini bildirmektedir.[2] Biz, Nahçıvan arazisindeki taştan yapılmış koç ve koyun heykellerinin bir kısmının, özellikle Culfa ve Ordubad bölgelerinde bulunan abidelerin büyük çoğunluğunun bu merkezde hazırlanmış olduğu kanısındayız.

Bu heykeller, hazırlandıkları materyalin devamlılığına ve dayanıklılığına göre günümüze çeşitli durumlarda gelmişlerdir. Büyük bir kısmı doğal olayların etkisiyle aşınarak bozulmuş olan bu heykellerin çok az bir kısmı bozulmadan günümüze kadar gelebilmişlerdir.

Son dönemlerde bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde halk arasında yayılmış bir dedikodu (halk arasında bu figürlerin başında veya karnında altın saklanmış olduğuna dair, haince bir yalan yayılmıştır) bu abidelerin define avcıları tarafından toplu biçimde dağıtılıp yok edilmelerine neden olmuştur. Bir zamanlar araştırmacılar tarafından Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin topraklarında kayda alınan abidelerden büyük bir kısmının günümüze kadar gelememiş olmasının temel nedeni işte bu yalan olmuştur.

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, topraklarında koç ve koyun heykellerinin bulunmasına göre Azerbaycan’da ilk sırada yer almaktadır. Bölgede bu figürlerin geniş biçimde yayılması burada yaşayan yerli halkın eskiden beri koyunculukla uğraşmış olduklarını gösterir. Koç, eski Türk halklarında güç, kuvvet, bolluk sembolü olarak kabul edilmiş, lezzetli ve kaliteli eti ise halkın başlıca besin maddesi olmuştur.

Azerbaycan arazisindeki taştan yapılmış koç ve koyun heykelleri ülkemize gelen seyyah ve tarihçilerin de dikkatini çekmiş olmalı ki, onlar, eserlerinde ve gezi notlarında bu abideler hakkında ilginç bilgiler vermişlerdir. Örneğin, 1834 yılında Azerbaycan’ı gezen Fransız seyyahı Dyuba de’Monpere gezi notlarında Karabağ’da çok sayıda taş hayvan figürleri gördüğünü ve yerli halkın onlara çok önem verdiklerini belirtmiştir.[3]

Bu abideler hakkında Rus bilgini V. M. Sısoyev de ilginç bilgiler vermiş, hatta Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin bazı bölgelerinde onların sayılarını da göstermiştir. Bilgin gezi notlarında Nahçıvan Şehri’nin doğusunda yer alan bir mezarlıkta kendisine, kırmızı taştan, uzunluğu 1,5 m, yüksekliği 62, eni 40 cm. olan bir koyun figürü gösterildiğini, yerli halkın ona büyük saygıyla yanaştığını, çocuğu olmayan kadınların bu figürün altından sürünerek geçerlerse, çocukları olacağına inandıklarını belirtir.[4] Bu tür mezar taşlarının geçmişte, bazı bölgelerde fal bakmak için kullanıldıkları hakkında bilgilere de araştırmacıların yazılarında rastlamaktayız.[5]

Taştan yapılmış koç ve koyun figürlerinin çok eski bir geçmişi vardır. Örneğin, Hakasya’da ve Kazakistan’da bulunan taş koç figürleri araştırmacıların fikrine göre M. Ö. II. binli yıllara aittir.[6] Milattan önce binli yıllarının başlarında Azerbaycan’ın güneyinde Göytepe bölgesinde mezarların üstüne bu tür taş heykeller konduğu tarihi kaynaklarda görülmektedir.[7] Şimdiki Türkiye topraklarının doğu eyaletlerinde de eski dönemlere ait taştan yapılmış koç ve koyun figürlerine rastlamak mümkündür.[8]

Moğolistan’da, Ulan-Batur şehrinden 400 km. batıda yerleşen ve VIII. yüzyılda yaşamış olan meşhur Türk hakanı Gültekin’e ait olan abidede doktor Yislin’in rehberliği altında yapılan Çekoslovakya-Moğolistan arkeolojik araştırmalar ekibince, abidenin giriş kapısında karşı karşıya dayanmış iki adet koyun figürü bulunmuştur.[9] Rus bilgini V. V. Radloff, İngiliz bilgini H. Heygel ve Fransız bilgini de’Lyakok da burada iki adet mermer koç figürünün olduğunu doğrulamışlardır.[10]

Araştırmacılar, mezarların üzerine koyun ve koç figürlerinin dikilmesi olayının eski Türk boylarının defin gelenekleri ve inançlarıyla ilgili olduğunu söylemekteler.[11] N. Rzayev’in fikrine göre, bu tür mezar üstü figürlerini ilk kullanan Oğuz boylarıdır.[12]

Taştan hazırlanmış koç ve koyun heykellerinin haritasını inceleyecek olursak, bu tür heykellerin, Kazakistan, Hakasya, Azerbaycan, Türkiye vb. gibi Türklerin yaşadığı bütün coğrafyada geniş bir şekilde yayılmış olduğunu görürüz. Y. A. Şer, eski Türklere has taştan yapılmış insan figürlerinin yayıldığı coğrafyadan söz ederken eski Türk boylarına ait bu tür heykellerin, Güney Ural’dan Doğu Moğolistan’a kadar geniş bir arazide yayıldığını belirtir.[13] Bu fikri, tam anlamıyla taştan yapılmış koç ve koyun heykelleri için de söyleyebiliriz.

Bu figürlerle ilgili inançlara arkeolojik araştırmalarda da rast gelmek mümkündür. Arkeolojik araştırmalar sonucu birtakım bölgelerde, özellikle de Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arazisindeki Kültepe yaşayış bölgesinden İlk Tunç Devri’ne ait metal kaplamalı kilden yapılmış, küçük boyutlarda koyun figürleri bulunmuştur.[14] Hakasya’daki mezarlıklarda ağaçtan yapılmış koç heykelleri bulunmuştur.[15] Geçmiş Azerbaycan arazisi olan, şimdiki Ermenistan’da, Çeçen-İnguşya’da, Gürcüstan’da da arkeolojik araştırmalar sonucu bu tür figürlere rastlanmıştır.[16] Araştırmacılar mezarlara bu tür figürlerin konulmasının eski gelenek ve inançlarla ilgili olduğu kanısındadırlar.[17]

Buradan da, mezarlara konulan bu koç ve koyun heykellerinin ilk dönemlerde mezarların içine konulduğu, zaman geçtikçe bu figürler mezarların içinden çıkarılmış ve mezarların üstüne konulmaya başlandığını söyleyebiliriz. Halk arasında, mezarların üzerine konulan bu heykellerin, defn edilen kişinin ahiret dünyasında cennete gitmesine yardım edeceklerine dair inançlar vardır. Onlar ölen adamın bu heykellere binerek cennete gideceklerine inanırlar.[18]

İslam dini putperestliğin aleyhine olduğundan, Azerbaycan’da İslam dininin yayılmasından sonra mezarların üstüne bu tür heykellerin konulması geleneği zayıflamıştır. Bu nedenle de Azerbaycan arazisinde İslamın hükümranlığının ilk dönemlerinde (VIII-XIII. yüzyıllar) bu tür figürlere rastlamamaktayız. XV. yüzyıldan itibaren, Azerbaycan’da Karakoyunlu ve Akkoyunlu boylarının hakimiyete geldikleri dönemden sonra mezarların üzerine koç ve koyun heykellerinin konulması geleneği yeniden yaygınlaşmaya başlamıştır. Artık bu dönemden başlayarak, mezarların üstüne koyulan koç ve koyun heykellerinin üzerinde dini özellik taşıyan yazılarla da karşılaşmaktayız.

Yerli halkın taştan hazırlanmış bu heykellere güçlü inançları arazimize sonradan göç etmiş olan Ermenilerin de, onlara saygıyla yaklaşmalarına neden olmuştur. Araştırmacılar, Ermenilerin bu figürleri eski Müslüman-Türk mezarlıklarından getirip kendi mezarlıklarında yeni mezarların üstüne koyduklarını söylemekteler.[19] Ayrıca Ermenilerin bununla yetinmeyip son dönemlerde bu heykelleri arazimizden kütlevi surette çalarak Ermenistan’a götürdüklerini, onları İrevan şehrinin sokak ve meydanlarına dikerek bugün bu eserleri Ermeni kültürünün örnekleri gibi dış dünyaya tanıtma çabalarını da belirtmenin yararlı olacağını düşünüyoruz.

Yukarıda incelediğimiz olayları değerlendirecek olursak, eski Türk halklarının defin gelenekleri ile bağlı olan taştan yapılmış koç ve koyun heykellerinin ilk dönemlerde mezarlara, defn olunan kişinin yanına koyulduğunu, zaman geçtikçe bu geleneğin değiştiğini ve bu tür heykellerin mezarların üstüne konulmaya başladığını olduğunu görürüz. İslam’ın yayılma yükseliş döneminde ise bu gelenek bir süre için unutulmuş, Karakoyunlu ve Akkoyunlu boylarının Azerbaycan’da hakimiyete gelmeleri ile yeniden yaygınlık kazanmıştır.

Bu dönemden itibaren Azerbaycan’da ve Nahçıvan’da mezarların üstüne taştan yapılmış koç ve koyun heykelleri dikilmeye başlar. Nahçıvan arazisinde günümüze kadar gelmiş olan bu taş heykellerden bir kısmının üstünde epigrafik yazılar bulunmuştur ve bunların tamamı XV. yüzyılın II. yarısından sonraki döneme ait oldukları bilinmektedir.

Bu tür mezar üstü anıtların Nahçıvan’ın her bölgesinde yaygın olduğu yapılan arkeolojik araştırmalardan da belli olmaktadır. Ama Ordubat, Şahbuz, ve Culfa bölgelerinde bu figürlerle daha sık karşılaşmaktayız. Bugüne kadar yapılmış olan arkeolojik kazılarda Nahçıvan’ın Ordubad İlinin Bilev Köyünde 12, Aşağı Aza Köyünde 3, Düylün Köyünde 2, Culfa İlinin Hanağa Köyünde 9, Gülistan Köyünde 100’den fazla, Şahbuz İlinin Tırkeş Köyünde 6, Mezre Köyünde 6, Babek İlinin Cehri Köyünde 9 adet taş koç ve koyun figürünün bulunmuştur. Nahçıvan arazisinin genelinde ise 300’den fazla bu tür figür bulunmuştur.

Bu figürlerin büyük bir çoğunluğu sade bir biçimde yapılmış olsalar da bir kısmının üzerinde Türk kültürünün izlerini taşıyan çeşitli resimlerin olduğu da görülmüştür. Bu figürlerin üzerinde Türk etnografisini yansıtan bir takım resimlerin yanı sıra bazılarının üzerine kitap ve çeşitli yazılar işlenmiştir. Bu da abidenin hangi devirde ve kimin anıtına dikilmiş olduğunu belirlemek açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu taş figürlerin üzerindeki tasvirlerle ilgili araştırmacılar çeşitli fikirler belirtseler de bunların çoğu daha tam olarak incelenmemiş bir kısmı ise tamamen yeni oldukları için araştırmacılar tarafından daha görülmemişlerdir. Saz, kılıç, ok, keman, kırık ayna çeşitli insan ve hayvan tasvirleri bu taş işlemeler içerisinde en fazla dikkat çekenleridir.

Ordubad ilinin Düylün köyünde bulunan ve XVII. yüzyıla ait olan bir adet koç figürünün bir tarafında saz ve kılıç tasviri işlenmiş, diğer tarafında anısına dikilmiş olduğu kişinin (Hesen Hüseyneli oğlu) adı yazılmıştır.

İzlenimlerimizden yola çıkarak bu abidelerin üzerindeki tasvirlerin anısına dikilmiş olduğu kişinin mesleği ile ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Kendi mesleğinin bütün inceliklerini bilen kamil sanatkarların ölümlerinden sonra onların mezarlarına dikilen bu figürlere meslekleri ile ilgili tasvirlerin işlenmesi onlara olan saygının belirtisiydi.

Etnograflar, üzerinde saz ismi olan bu tür mezarların aşıklara ait olduğunu onaylamaktalar.[20] Bu fikirden yola çıkarak Düylün’de bulunan ve üzerinde saz tasviri olan figürün anısına dikildiği Hesen Hüseyneli Oğlu’nun aşık olduğunu söyleyebiliriz.

Koç heykelinin üzerinde sazla beraber kılıç tasvirinin olması ise Azerbaycan kültürü açısından karakteristik bir haldir. Kahramanlık destanlarımızda da görüldüğü gibi halk kahramanlarımızın çoğu, bazen kılıçla ulaşamadıkları amaçlarına sazla ulaşmışlardır. Köroğlu ve diğer kahramanlarımızın yer yer sazı çok ustalıkla kullandıklarını görürüz. Köroğlu en tehlikeli seferlerinde, ölüm kalım savaşlarında sazı yanından ayırmamış, zaferlerini atı, kılıcı ve sazıyla kazanmıştır.

Culfa ilinin Gülistan köyü yakınlarında Aras Nehrinin sol kıyısındaki mezarlıkta bulunan koç heykelinin (XVII. yüzyıl) üzerine işlenmiş tasvir dikkat çekicidir. Heykelin bir tarafında müzik meclisi tasvir edilmiştir. Resimde oturmuş durumda üç kişi görülmektedir. Bunlardan birisi elindeki cura sazla dikkat çekmektedir.[21]

Müzik tarihimiz açısından çok önemli olan bu anıta dayanarak Nahçıvan arazisinde aşık sanatının geliştiğini, aynı zamanda bu dönemde orada müzik meclislerinin düzenlendiğini söyleyebiliriz.

Orta Çağ döneminde Nahçıvan’da müzik meclisinin düzenlenmesi Nahçıvan’ın konumu açısından doğaldı. Çünkü Yakın ve Orta Doğu’nun gelişmiş kültür merkezlerinden biri sayılan, önemli ticaret yollarının üstünde yerleşen ve çeşitli ülkelerle sıkı kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkileri olan Nahçıvan büyük sanatkarlar yetiştirmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ