Türk Tarihi ve Kültür Araştırmaları

Kur’an Muhalifleri ve İslam Düşmanları

0 6.186

Ömer SAĞLAM

Cumhuriyet gazetesi, geçtiğimiz ay içinde, sırf düşüncelerinden dolayı gelen baskılar üzerine üniversitedeki görevinden emekliliğini istemek zorunda kalan Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün, yakılarak vahşice katledilen akademisyen Aylin Sözer’in katli ile bağlantılı olarak kişisel Instagram hesabında yapmış olduğu bir paylaşımı haber yapmış.

Hoca şöyle diyor yapmış olduğu paylaşımda: “Memlekette Ehl-i Sünnet İslamı’nın en hası saltanat sürdüğü, sözüm ona dindarlık alıp başını yürüdüğü halde, kadın cinayetlerinde de görüldüğü üzere psikopat ve sosyopat sayısı neden koronavirüs salgını ile at başı gidiyor? Bunu bir kenara yazın: Bu dönem Müslümanlar ve özellikle İslamcılar adına çürüme dönemi olarak tarihe geçecek ve bugün din, iman ve ahlak bekçiliği yapanlar gün gelecek sokağa çıkmaktan bile hicap duyar hale gelecektir…”

Bu paylaşımın altına “Tabi utanma duyguları varsa, hocam…” diyerek sosyal medya hesabımda paylaştım. Altında da haberin bulunduğu Cumhuriyet gazetesi linkini verdim. Bir vatandaş, paylaşımın altına şöyle bir yorum yaptı:

“Ortada inanç adına kötü gidişat varsa ki; elbette var. Peki bu adam, sözde ilahiyatçı, bunun hiç bir vebali yok mu? Öyle bir yerlere topu at, birde üstüne bedava eleştir öyle mi? Cumhuriyetin de aboneliğini yapıyor…”

Sanıyorum, “Cumhuriyetin de reklamını yapıyor” demek istiyor. Oysa hocanın bu konuda hiçbir kusuru yok; eğer ortada bir kusur varsa o kusur bize ait. Haberin linkini verdiğim için doğal olarak gazetenin manşeti beliriyor ekranda.

Kur’an’ın tefsirini yapacak derecede “Kur’an Dostu” olan Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ü, “Kur’an Düşmanı” ilan eden İ.Y. isimli sayfa arkadaşıma ne dediysem ikna edemedim. “Galiba senin, hocanın başına gelenlerden haberin yok” diyecek oldum, bu sefer de “Benim her türlü gelişmelerden haberim var. Bir adam Kur’anı kerimi sorguluyorsa, benim nazarımda en büyük alçaktır, en büyük Allah düşmanıdır. Ben sevdiğimi Allah için severim, Allah’ın düşmanı benim de düşmanımdır, o kadar!” diye kestirip attı. Ben de çaresiz “Şu halde, düşmanlığınızı benim sayfamda değil, başka ortamlarda sergileyin” dedim ve konuyu kapattım. Ancak üzülmüştüm bu cahilâne tavra..

Merak edip, sayfasına baktım; Denizlili olduğu ve Avusturya’nın Linz kentinde yaşadığını söylüyor. Kim bilir belki de sahte bir hesaptır! Sayfasında sadece Kur’an ayetleri ve hadis paylaşıyor!

Anladığım kadarıyla ya din görevlisi ya da tarikat veya cemaatlerden birisine mensup bir vatandaş.

Şu halde yurtdışında olmakla birlikte Türkiye’de olup biten her şeyden haberdar olduğunu söyleyen Denizlili bu vatandaşa sormak isterim:

Türkiye’de olan biten her şeyden haberi olan Sayın İ.Y;

– Sizin, bazı vakıf yurtlarında yaşanan cinsel istismarlar hakkında “Bir kereden bir şey olmaz” diyen bakandan haberiniz var mı?

– Meclis Genel Kurulu’nda, “18 sene önce bu ülkede yerli araba mı vardı?” diyen milletvekilinden haberiniz var mı?

– Meclis Genel Kurulu’nda “Kuru ekmek yiyen aç değildir” diyen ve iddiaya göre kendi yemiş olduğu kebapların parasını Denizli’de bir belediyeye ödeten milletvekilinden haberiniz var mı?

–  Peki meclis kürsüsünden iddiaya göre sahte olduğu söylenen bir diplomayı sallayarak “Bununla gurur duyuyoruz” diyen milletvekilinden haberiniz var mı?

Eğer bütün bunlardan haberiniz var da bir cümle ile de olsa tepkinizi göstermediyseniz, kusura bakmayın; Mustafa Öztürk değil, asıl siz Kur’an ve İslam düşmanısınız?

Çünkü siz Kur’an-ı ve Kur’an’ın bir nevi tefsiri olan hadisleri anlamamışsınız, anlatmaya çalışanlara da düşman olmuşsunuz!

Çünkü İslam, nerede bir kötülük varsa onu elle def etmeyi, buna gücü yetmiyorsa dille tenkit etmeyi, buna da gücü yetmiyorsa kalpten buğzetmeyi emreder ki; bunu imanın en zayıf hali olarak kabul eder.

Böyle demekle; öğrenci yurtlarındaki cinsel istismarlar için “Bir kereden bir şey olmaz” diyenlerin yanlış yaptıklarını söyler Hz. Peygamber.

Milli Şairimiz Mehmet Âkif bu İslami ilkeyi şöyle vurgular bir şiirinde:

“Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!…
Boğamazsın ki! Hiç olmazsa yanımdan koğârım!

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım:
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

İslam Peygamberi, “Bizi aldatan bizden değildir” diyerek, eğer konuyla ilgili iddia doğruysa; sahte diploma sahiplerinin ve onunla gurur duyanların bizden olmadığını ilan etmiştir 14 asır öncesinden!

“Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir” diyerek, vatandaşa kuru ekmeği kâfi görüp, iddiaya göre; kendi yediği kebapların parasını (ödenen vergiler dolayısıyla) bu vatandaşlara ödetenlerin, bizden olmadığını söylemiştir.

“Hiç kimse kendi nefsi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda mümin olamaz” diyerek NEPOTİZM yapanları, yani sadece kendi akrabalarını koruyanları, ayni ideolojiyi paylaşanları ne pahasına olursa olsun savunanları imansızlıkla itham etmiştir!

Allah “Size ne oluyor ki; … kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?”[1] diyerek, “Bir kereden bir şey olmaz” demek suretiyle, cinsel istismara maruz kalan çocuklar ve şiddet mağduru kadınlar için mücadele edilmemesini kınamaktadır.

Eğer kadına yönelik şiddetle gerçekten etkili bir mücadele edilseydi, mesela cezalar caydırıcı olsaydı sadece son bir yılda medyaya yansıyan haberlere göre 300 kadın öldürülür müydü?[2]

Hz. Peygamber “Münafığın alameti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” (Buhari) diyerek, sanki bugün varmış gibi, 18 yıl önce yerli araba olmadığını söylemenin yalan söylemek, yediği kebapların bedelini belediyeye ödetmeyi emanete hıyanet olarak nitelendirmiştir.

Zira sadece 18 yıl önce değil, bugün bile yerli araba yoktur Türkiye’de!

Kur’an ayetlerini, hadisi şerifleri böyle anlamak, İslam’ı böyle yorumlamak gerekir.

Akif’in;

 “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı.”

dediği de budur zaten.

Ancak siz, Kur’an ayetlerinin, Mustafa Öztürk’ün de dediği gibi hâlâ 1400 sene önce yaşamış Velit Bin Mugire ve As Bin Vail gibi bir takım lavuk müşrikleri muhatap aldığını demek suretiyle, sanki bugünün Velit Bin Mugirelerini ve Âs Bin Vaillerini muhatap almadığını ima edenlere düşman olmak yerine, Kur’an ayetlerinin ve Peygamberin hadislerinin günümüz müşrik ve münafıklarını da muhatap aldıklarını söyleyenlere düşmanlık besleyerek, onları susturarak, örseleyerek bizzat Kur’an’a ve İslam’a düşmanlık ediyorsunuz.

Siz, İslamı asrın idrakine söyletmeye çalışanlara düşmanlık ettiğinizin bile farkında olmayacak kadar cahilsiniz efendiler.

Bakın Allah size ne diyor: “Allah, akıllarını kullanmayanları murdar (pis) kılar.”[3]

Ömer SAĞLAM

07.01.2021


Dipnotlar:
[1] Nisa-75.
[2] https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/2020de-oldurulen-300-kadinin-180i-kendi-evinde-olduruldu-6194171/
[3] Yunus-100
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.