KIPÇAK TÜRKLERİ VE YERLEŞTİKLERİ SAHALAR

KIPÇAK TÜRKLERİ VE YERLEŞTİKLERİ SAHALAR

III- Kıpçakların Yayıldıkları Sahalar ve Komşuları İle Olan Münasebetleri

A- Kıpçak-Selçuklu İlişkisi ve Türkiye’de Kıpçaklar

Kıpçaklar ile Selçuklular arasındaki ilişkiler 1065 yılında, Alp Arslan’ın ha­nedana ve devlete ait işleri düzene koyduktan sonra büyük bir ordu ile Aral Gölü bölgesi ve Hazar Denizinin doğu kıyılarını dolaşarak Oğuzlar ve Türklerin bir yurdu olan Mangışlak yarımadasına varıp gayri Müslim Türkler ile birleşerek çevre bölgeleri ve tüccarları yağmalayan Türkmenlerle, Kıpçaklara karşı sefer düzenlemesi ile başlar. Bu seferler esnasında Sultan Alp Arslan Kıpçakların otuz bin kişilik ordusunu bozguna uğratmış ve Kıpçaklardan pek çok kişi ailelerini bırakarak Hazar Denizinde bir adaya sığınmıştır. Başarılı olan Alp Arslan kışı da bu bölgede geçirmiş ve Cazıg adlı Kıpçak boyu komutanı Kafşut’u itaat altına almıştır. Bu arada büyük dedesi Selçuk’un mezarını ziyaret amacıyla Cend, Sabran şehirleri ve Sır derya boylarına varan Alp Arslan’ı, Selçuklulardan ve Yabgu Oğuzlarından sonra buralarda hüküm süren ve Kıpçak soyundan gelen Cend Ha­nı değerli hediyelerle karşılamıştır. Alp Arslan bu Kıpçak hanına dokunmamış ve iyi muamelede bulunmuştur.[16]

Türklere Anadolu’nun kapısını açan 1071 Malazgirt savaşında bazı Kıpçak boy­ları paralı asker olarak Alp Arslan’a karşı Bizans İmparatoru Romen Diyojen’in ya­nında yer almışlardır. Selçuklular ile Bizanslılar arasında geçen Malazgirt savaşında Bizans ordusunda kendi askerleri dışında Bulgar, Alman, Frank, Gürcü ve Hazarla­ra yanı sıra Türk soylu olan Peçenek, Uz, Kıpçak gibi kavimler paralı askerler ola­rak savaşmışlardır.[17]

Kıpçaklar Selçukluların Gürcüler ile olan mücadelelerinde de yer almışlar­dır. XII. yüzyılın başlarında Gürcü kralı ünlü Kıpçak komutanı Atrak’ın kızı ile evlenmiştir. Böylece Gürcü kralı Kıpçakları yanına çekmeyi başarmıştır. Bunun sonucunda uzun zamandır baş edemediği Selçuklulara karşı Kıpçakların desteği ile karşı koymuştur. Gürcü kralı II. David’in daveti üzerine Gürcis­tan’a gelen üç yüz bini aşkın Kıpçak kitlesinden yaklaşık kırk bin kişilik bir ordu oluşturulmuş ve askeri malzemeyle donatılmıştır. Kıpçaklardan büyük destek alan II. David, bunların desteğiyle Azerbaycan, Karabağ, Şirvan ve Do­ğu Anadolu’ya akınlar yaparak Selçuklulara karşı önemli başarılar elde etmiş­tir.[18] Gürcülere büyük destek veren Kıpçaklar Gürcülerle birlikte 1221’de Borçalı Çayı boylarını ele geçirerek Kür ırmağı havzasına hakim olmuşlardır. Bu ordunun bir kolu da Tebriz de oturan Selçuklu Meliki ile Artuk oğlu İlgazi’nin ordusunu bozguna uğratmıştır. Çoğunluğu Kıpçaklardan oluşan bu ordu daha sonraları Tiflis’i alarak merkez yapmıştır. Ayrıca Şirvan’ı da istila etmişler ve burada bulunan Müslüman Şirvanlılar hükümeti sülalesini haraca bağlamışlar­dır.[19] Bu seferler sonucunda daha da kuvvetlenen Kıpçaklar Selçukların Aran Atabeği olan Ak-Songur komutasındaki orduyu da yenmişlerdir. 1124 yılında yeniden harekete geçen Kıpçaklar Selçukluların büyük oranda hakim olduğu Dmanis (Tomanus), Somkhet (Daşir), Terunakan, Kavazin, Norberd (Yeni Hi­sar), Manas-Gommi ve Nalıncaklar (Kalınca kaya) şehir ve kalelerini zapt etmişlerdir. Haziran ayında ise Ahılkelek ve Çıldır bölgelerine yürümüşlerdir. Buraları da ele geçirdikten sonra Göle ile Erzurum bölgelerini Ispir’e kadar alıp Oltu’ya ulaşmışlardır. Oltu, İspir ve Çorak bölgeleri Erzurum emirliğin­den çıkınca, Kür ve Çorak boylarındaki boşalan bu yerlere Kıpçaklar aileleri ile birlikte yerleşmiştir. Bu tarihten itibaren bu yerler Kıpçaklara yurt olmuştur.20[20]

Kapçakların bir kısmı Gürcülerle ittifak yaparak Selçuklulara karşı savaşırken, bir kısım Kıpçak kabileleri de Selçuklular ve diğer Türk devletleri ile birlikte ha­reket etmiştir. Örneğin bununla ilgili olarak XI. yüzyılın sonlarında Kirman Sel­çuklularında bir Kıpçak kumandanı önemli derecede rol oynamıştır. Selçuklu hü­kümdarı Sultan Tuğrul’un ordusunda on bin civarında Kıpçak süvarisinin bulun­duğu rivayet edilmektedir. Yine Türkiye Selçuklularında da, ordunun esasını tı­marlı sipahiler oluştursa da Kıpçak askerlerinde bulunduğundan bahsedilir.[21] Ana­dolu’nun birçok yerinde kuzeyden getirilen Kıpçak köleler bulunmuş, hatta bun­lardan bir kısmı Selçuklu sarayı ve ordusu için yetiştirilmişlerdir. XII. yüzyılda kuzeyden İslam ülkelerine sevk edilen Kıpçak köle ve cariyelerin en önemli durak yeri Sivas olmuştur.[22]

Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat döneminde Selçuklular ile Kıpçaklar tekrar karşı karşıya gelmişlerdir. 1222 yılında Moğollar Türkistan, İran, Azerbaycan ve Kafkasya’dan sonra Kıpçak İli ve Kırım sahillerinde bulu­nan Suğdak şehrini istila ettiler. Suğdak’ta bulunan bir çok tüccar ve zengin mal­larını gemilere yükleyerek Selçuklulara sığındı. Bu istilalar sonucunda Suğdak şehri oldukça hasar gördü. Moğolların Kırım sahillerinden çekilmeleriyle burala­ra Selçuklulara tabi olan Rumlar yerleşmeye başladı. Ancak Suğdak şehrine yer­leşme teşebbüsünde bulunan Rumlara Kıpçaklar tarafından çeşitli tecavüzler ve saldırılar yapılması üzerine Alaaddin Keykubat bu ticaret yolunu emniyet altına almak ve Kıpçak saldırılarına son vermek için bu bölgeye sefer yapmaya karar vermiştir. Keykubat bu sefer için Kastamonu uç beyi Hüsameddin Çobanı görevlendirmiştir. Çoban komutasındaki askerler gemilere binerek Karadeniz’e açılmışlardır. Bu sefer sonucunda Suğdak şehri istila edilerek Kıpçak ve Rus beyleri itaat altı­na alınmıştır. Kıpçak hanı bu savaş sırasında on bin kişilik bir ordu ile karşı koymak istediyse de başarılı olamamıştır.[23] Verilen bilgiler ışığında anlaşılıyor ki-Selçuklular yıkılıncaya kadar Selçuklu devleti içerisinde Kıpçaklar her zaman var olmuşlardır.

Kıpçaklar Türkiye topraklarına hem Balkanlardan hem de Kafkaslardan farklı zamanlarda girmişlerdir. Anadolu’ya Kafkaslar yoluyla gelen Kıpçakların çoğunluğu Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yer­leştikleri, kalan kısmının ise Orta Anadolu’nun bazı bölgelerine göç ettikleri anlaşılmaktadır.

Anadolu’ya Balkanlar yoluyla gelen Kıpçaklara ise Bizans devleti aracılık etmiş­tir. Bizanslılar kendilerini savunmak amacıyla XI. yüzyıldan başlayarak XIII. yüzyı­la kadar birçok Kıpçak zümresini Anadolu’nun değişik yerlerine yerleştirmiştir. Bi­zans İmparatoru Vazatses zamanında (1222-1254) on binin üzerinde Kıpçak Trak­ya’dan getirilerek Menderes vadisine, Frikya’ya ve Kastamonu civarına yerleştirildi­ği belirtilmiştir.[24]

XHI. yüzyılda Altınorda Devleti ve Mısır Memlüklüleri arasındaki köle ticareti sayesinde de Anadolu’ya birçok Kıpçak köle getirilmiştir. Kastamonu’da kurul­muş Çobanoğulları zamanında Kırım’ın Kefe limanı ve Kastamonu arasında deniz ticareti yapıldığı ve bu sayede Deşt-i Kıpçak’tan Anadolu’ya on bin hanenin üs­tünde Kıpçak Türkü geldiği bazı kaynaklarda geçer.[25] Bu sayede Batı Karadeniz bölgesine önemli ölçüde Kıpçak Türkü yerleşmiştir. Bartın ve çevresi ağızları üze­rinde yapılan araştırmalar bu bölgelerde Kıpçak lehçesinin izlerini ortaya koymuş­tur. Verilen bilgilere dayanarak Karadeniz bölgesinde bazı kötü niyetli devletlerce yapılan ayrılıkçı politikanın aslında hiçbir dayanağının olmadığı, bu bölgelerin Kıpçakların geçiş ve yerleşim alanları olması hasebiyle Türk menşeli olduğu kati­yetle ispatlanmış olur.

Kıpçaklar başta Balıkesir, Bursa, Eskişehir ve Ankara olmak üzere Anado­lu’nun çeşitli bölgelerinde Tatar olarak adlandırılmaktadır. Aslında bunlar Kıpçakların ve Peçeneklerin kalıntılarıdır. Bu kalıntıların kökünü de Kırım ve Kazan Türkleri oluşturmaktadır. Orta Anadolu’da bulunan Çankırı’ya bağlı Kıvçak Köyü, Trabzon’a bağlı Aşağı Kumanit (şimdiki Aşağıçavuşlu) Köyü, Diyarbakır’a bağlı Gomaniayınbirlik (şimdiki Çökeksu) Köyü, Muş’a bağlı Gomagorgo (şimdiki Dallıoz) Köyü, Aydın’a bağlı Arpaz (şimdiki Esenköy), Tunceli’ye bağlı Bomak (şimdiki Düzpelit), Mardin’e bağlı Borsunca (şimdiki Cevizli), Ankara’ya bağlı Bursal (şimdiki Yaylabağ), Malazgirt ilçesine bağlı Koman (şimdiki Yaşaroğlu) Köyü Kıpçak/Kuman kalıntılarıdır.[26]

Kıpçaklar aynı zamanda özellikle XI. yüzyıldan itibaren Kafkaslardan Anadolu topraklarına yoğun bir şekilde girmeye başlamıştır. Kıpçakların Kafkaslardan Ana­dolu’ya girmesiyle Ortodoks Bagratlılar ile birlikte ittifak kurarak Selçukluların elinde bulunan Tiflis, Ardahan, ve Çorak bölgelerini almaları fazla uzun sürmemiş­tir. Selçuklular ile yapılan bu mücadelelerden sonra uç bölgelere tamamen Kıpçak aileleri yerleştirilmiştir. Buna bağlı olarak bugüne kadar, Ahılkelek, Ardahan, Arda­nuç, Oltu, Tortum, Şavşat ve Artvinç bölgesinde oturan yerli halkların konuştukları Türkçe Kıpçak ağzıdır. Ayrıca sarı saçlı, renkli gözlü, uzun boylu olan bu bölge in­sanlarının Kıpçak tipine benzemesi ve Kıpçakların güzelliğini günümüze kadar taşı­dığı su götürmez bir gerçektir.[27]

Kıpçaklar Anadolu’nun değişik bölgelerine farklı zamanlarda yerleşmişler­dir. Özellikle de Karadeniz Bölgesinin Türkleşmesinde önemli roller üstlenmiş­lerdir. Bugün Türkiye’nin birçok yerinde Kıpçak, Peçenek ve Uzlardan kalma yerleşim alanları bulunmaktadır. Bu yerleşim alanlarının bir kısmı tespit edil­mekle birlikte bir kısmı ise Kıpçak boylarının daha başka Türk boylarının içinde eriyerek o boyun ismi altında varlıklarını sürdürmüş olması dolayısıyla tespit edilememektedir.

B- Suriye ve Mısır’da Kıpçaklar

Kıpçakların bu bölgelerdeki faaliyetlerine baktığımız zaman aklımıza gele­cek ilk devlet Memlüklüler olacaktır. Suriye ve Mısır’da Kıpçak unsurlarına yüzyıldan itibaren Eyyübiler devletinde rastlanır. Eyyübiler devletinin ku­rucusu Selahaddin Eyyübi ve halefleri zamanında orduya birçok Memluk alın­mıştır. Memluk kelimesi bizim anladığımız kadarıyla bir kimsenin mülkiyetin­de bulunan esir anlamında kullanılmaktadır. Bu kelime daha sonraları halife, hükümdar veya emirlerin köle olarak alıp özel bir eğitimle yetiştirerek muha­fız birliklerini oluşturdukları askerler olarak kullanılmıştır.[28] Eyyübi Devleti­nin son dönemlerinde (1240-1250) başta Kıpçak olmak üzere çeşitli Türk kavimlerinden oluşan birliklerin etkisi artmıştır. Özellikle Moğol istilasına uğra­yan Kıpçak bozkırından getirilen Kıpçakların aynı kışlada tutuldukları için ana dillerini unutmadıkları ve zamanda devletin askeri ve idari kademelerinde bü­yük oynadıkları görülür.[29] XIII. yüzyıla Suriye ve Mısıra özellikle Kıpçakların çok gelmesinde Kıpçak bozkırlarında ekonomik durumlarının bozulup, kıtlık ve hastalıklardan hayvanlarının telef olması etkili olmuştur. Bu gibi sebepler­den dolayı Kıpçaklar da Rusların adetlerine uyarak gençlerini parayla satmış­lardır.[30]

Kıpçak köle ve cariyeleri, İslam ülkelerine Anadolu yoluyla sevk edilmiştir. Anadolu’da bulunan Sivas kölelerin mübadele merkezi olmuştur. Menşei Kıpçak ve Kafkas kavimlerinden olan Mısır Memluk Devleti orduları ve bazı Selçuklu devlet adamları olan köleler hep Sivas’ta satılmış veya Sivas’tan götürülmüştür. Eyyübiler zamanında Moğol istilasının sebep olduğu karışıklık sırasında cesaretleri, ok atma ve savaşmaktaki üstün vasıfları, vücut yapılan ve sadakatleri gibi özellikleri sebe­biyle pek çok Kıpçak satın alınmıştır. Çoğunluğunu Kıpçak ve Harezmlilerin oluş­turduğu bu Türklerden ayrı bir Memluk grubu oluşturulmuş ve bunlar Nil nehri üze­rindeki Ravza Adasına yerleştirilmişlerdir. Kıpçaklardan oluşturulan bu Memluk gurubuna daha sonraları Bahri Memlüklüler (Memaliku’l-Bahriye) ismi verilmiştir. Bahri Memlüklüler başlangıçta Necmeddin Eyyüb’ü güçlendirmişlerse de, zamanla Memluklülerin kuvvetlenmesi Fatımilerde olduğu gibi, Eyyübi sülalesinin de yok ol­masına sebep olmuştur.[31] Böylece Mısır’ın kaderi tamamiyle Bahriye Memlüklülerinin eline geçmiştir.

Mısır’da kurulan Türk Memlûk Devleti, Arapça kaynaklarda Türkiye Devleti olarak geçmektedir. Türk Memlüklülerinin ilk sultanı Melik’üs Salih’in Türk asıllı hatunu Şecerüddür ile evlenen Aybek olmuştur. Memlüklü Devletinde Kıpçaklar devletin idari ve askerî yapısında genel olarak etkili olmuşlardır. Türk Memlüklü Devleti içerisinde tarihe geçmiş ve menşe itibariyle Kıpçak olan Kutuz, I. Baybars ve Kalavun gibi komutanlar ve sultanlar vardır.

C- Hindistan’da Kıpçaklar

Hindistan’daki Kıpçakları anlatmak istersek ilk olarak aklımıza gelecek devlet Delhi Türk Sultanlığıdır. Bu devlet içerisinde Kapçaklar genelde Şemsiyye hanedanı (1211-1266) ve Balaban hanedanı (1266-1290) arasında etkili bir rol oynamışlardır.

XIII. yüzyılın başlarında kurulan ve bu yüzyıla damgasını vuran, Hindistan’da Türk kültürünün ve İslamiyet’in yayılmasına önderlik eden Delhi Türk Sultanlığında Kapçak­lar önemli bir role sahiptirler. Şemsiyye hanedanı ve Balaban hanedanı dönemlerinde devlet bizzat Kıpçak menşeli sultanlar tarafından yönetilmiştir.[32]

Delhi Türk Sultanlığının kurucusu Türk komutan Kutbeddin Aybeg’dir, 1211 yılında Delhi Türk Sultanlığının başında Aybeg’in kölesi ve Türkistan’daki Kıpçakların İlbari kabilesinden olan Şemseddin İltutmuş bulunmaktadır.[33] İltutmuş taht’a çık­masından itibaren ülkeyi bölünme tehlikesinden kurtarmak ve kuvvetlendirmek için çaba sarf etmiştir. Sultan İltutmuş Delhi Türk Sultanlığının en büyük devlet adamı ünvanı ile birçok kaynakta anılmaktadır. Bazı tarihçiler onu Hindistan’daki Türk Sultanlığının gerçek kurucusu olarak kabul ederler.

Delhi Türk Sultanlığını Kutbiler ve Şemsilerden sonra 1266-1290 tarihleri ara­sında Balaban ailesi yönetmiştir. Bu ailenin başı Gıyasuddin Balabandır. Balaban ai­lesi Kıpçak kabilelerinden Alp-eri (İl bari)ye mensuptur. Gençliğinde Moğolların eline esir düşen Balaban önce Bağdat’a oradan da Gürecat’a götürülmüştür. Daha sonraları ise satın alınarak Delhi’ye götürülmüştür. Kısa bir süre sonra Sultan İltutmuş’a satılarak sarayda iyi bir eğitim almış ve vezirliğe kadar yükselmiştir.[34] Bala­ban Sultan Mahmut’un ölümü üzerine Gıyasuddin unvanı ile tahta geçmiştir. İltut­muş gibi Kıpçak Türklerinden olan Balaban döneminde Türk idaresi bütün gücü ile yükselmiştir. Onun anlayışına göre soylu ve asil demek Türk demektir. Hayatı bo­yunca Türk olmayanlara devletin idari kademelerinde yer vermemeye özen göster­miştir. Tahtta bulunduğu süre içerisinde Moğol istilasına karşı başarılı olmuş ve İsla­miyet’in Hindistan’da yayılmasına katkıda bulunmuştur.

Kipcak-003

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 30 YORUM
  1. Taner dedi ki:

    1800 lü yıllarda yaşamış ve Napolyon’un eniştesi yani Caroline Bonapart’ın kocası Napoli Kralı Gioacchino Murat IV ün Kıpçak Türkü olduğu varsayılır , ben demiyorum tarih kitapları diyor , ama bir napoli gezisinde Heykelini gördüm kim bu Murat diye araştırınca öğrendim.

  2. behoş dedi ki:

    Benim dedem Abul Aziz 1886 Ardahan Ahıskadan Posofa gelmişler ordan bi kısmı amcasıÇorum Alacada kalmış Atatürk amcasını astırmış dedem KMaraş göksuna gelmiş mahacırlar dedem köyümüzü kurmuş Gölpınar daha doğrusu Urfa harranda nahye müdürüymüş mahacırların ısrarıyla gelip köyü kurmuş Göksunda nufus müdürlüğü yapmış soyağacından daha ilerisine gidemedim dedemin annesi çerkezmiş adı Remzihan babasını adı Ahmet soyadı kanunundan önce bi kısmı Baytraktar bi kısmı Sancaktar mış nasıl bulabilirim hangi boydan olduklarını

  3. Sultan dedi ki:

    Ben Nevşehirliyim. Babam sap sari bir oğlanda küçüklüğünde. Benim kardeşlerimde sari. ben beyaz tenli ve yeşil gözlüyüm. Gurbete yaşiyorum ve Türk olduğumu söylediğimde herkes bi şaşırıyor. Anne tarafım Türkmen. Baba tarafımı araştırıyorum. Dedem soyismini değiştirmek istedi için arşivlerde araştırmış. Aslen 5 kardeşden 3 kardeş Yozgat boğazlıyan ilçesinde ki çalapverdi köyüden Nevşehir’e göçmüşler. Kipçak Türkleri çalapverdi köyünde yaşarlarmış diyorlar. O üç kardeşden biri de babamin dedesinin dedesi oluyor. Bize Hacıkadiroğulları derlermiş. Baba tarafım Kıpçak Türklerinden mi oluyor?

    1. Volkan dedi ki:

      Bende Yozgat bogazliyan’liyim. Kıpçak Türk’üyüm. Kumral ve mavi gözlüyüm.

  4. Ayhan YURDUNKULU dedi ki:

    Selaymınaleyküm arkadaşlar.
    ben Kıpçak Türkü soyundanım ve Çankırı Kıvçak doğumluyum;
    bizlerin soyu kuzey karadenizden gelmektedir ve büyük bir devletimiz vardı 940 lı yıllarda devletimiz çökmüştür.
    bizler Anadoluya 1071 yılında Selçuklular ile birlikte Anadoluya yerleştik.
    Anadoluda orta karadeniz Beyliğini alıp Selçıktı Tebasında yaşadık.
    Ana merkezimiz Çankırı ili olup orta karadenizin tamamını kapsamakdadır.
    Tarihimiz ile ilgili sorularınızı cevaplayabilirim.

    1. Serkan Karaağaç dedi ki:

      Selamun aleyküm hemşehrim bende aslen Çankırı’lıyım Çerkeş’in köylerinden nasıl gidebildin yada ulaşabildin böyle bir boy bilgisine ?

  5. Hasan yildirim dedi ki:

    Kipçak’lar Kazak Türklerindendir. Mısır da sultan olan Sultan bibarista kipçak Türklerindendir.
    Oraya buraya çekmeyiniz. Lütfen.

    1. Murat Karal dedi ki:

      Tam tersi Kazaklar Kıpçak Türklerindendir

  6. ali dedi ki:

    trabzonlular aslında kıpcak kuman yani kuzey türklügüdür bende bir trabzonlu olarak kıpcak türküyüm

  7. cem dedi ki:

    ŞU ANDA NE DURUMDA ANADOLU HALKI;KENDİMİZİ URAL-ALTAYLARDAN GELMİŞ SANIYORUZ AMA ÇEKİK GÖZLÜ BİR KIRGIZ,ÖZBEK,KAZAK GÖRDÜĞÜMÜZDE ‘ÇİNLİMİSİN’ DİYE SORUYORUZ.SÜBYANCI ARABIN İPİYLE KARANLIK KUYUYA İNDİRİLMİŞ ARAPÇA İBADET ADI ALTINDA KOKUŞMUŞ ARAP EMPYALİZM UŞAKLIĞINI YAPIYORSUNUZ
    https://twitter.com/TheLastLord1

  8. mehmet demirel ergeç dedi ki:

    benim araştırmama göre tatar türk asılı ama mağul değildir ben kerkük türklerindenim biz atalarımızdan duduğumuz biz beyatlı soyundan oğuz boyundan bu soyun başıda şıh edepaalidir kızın oman gazi ile evlendirmiş ilk osmanlı iki obayı birleştirmiş olup osmanlı devletini kuranlardır tabi bu boylar dalara bölünlür kimi karanazdandır kim tatran boyundandır 1050 yılarında anadoluya 500 bin çadır ile gelmişler
    her çadırda kaç kişi varmış o zaman

    1. havva dedi ki:

      vayyyyyyyyy baya beğendim ve haklıısn

  9. TürkBalası dedi ki:

    Yardımcı olmanızı istiyorum lütfen bana yardım edin benim anneannem dedem Gaziantep Oğuzeli doğumlu babannem Giresun Şebnimkarahisar dedem mardin artuklu Türkmeni bizim kıpçaklarla bir alakamız olabilir mi özellikle Gazianteplilerin konuştuğu dil Özbek Türkçesine çok yakın yoksa biz kıpçaklarla kumanlarla hiç bir ilgisi olmayan Oğuz Boylu Türkmenlermiyiz

  10. Meral keskin dedi ki:

    Ben Ankara Çıtağıyım. Çiğil Türkü. Karahanlı yıkılınca Kırım üzerinden Deliormana geçmişler. Osmanlı gelince Rumeli birliklerinde görev almışlar. Ankara savaşında buraya gelip dönmemişler. Çamlıdere Kızılcahamam’a yerleşmişler. Türkiye’nin en yoğun Kıpçak nüfuslarından biri bu bölgedir. Peçeneklerle kaynaşmışlar. Halkımız çıtak olduğunu bilir. Bana hep göçmenmisin derlerdi.Oysa Kumanlar sarışın mavi yeşil gözlü olur. Soyumu yansıtıyorum.
    Hep kızardım. Ankaralılar esmer olur derler. Soyda Rumlukta var. Atalarda din değiştirenler var. Ortaya biz çıkmışız. Eşimin köyü Kayı üstüne.

  11. Ceyhan dedi ki:

    Kırım göçmeniyiz Kıpçak boyundan tatarız öz ve öz Türk’üm Geçmişini bilmeyen gelecegını göremez

  12. Özkan Hüseyin dedi ki:

    Kıpcak ismini Oğuzhan bir şefer sırasında kendi yakın çevresinde olan arkadaşının eşinden yeni doğan bir cociga Oğuz Han tarafından verilen bir isimdir.
    O dönemlerde yaşlı çıkarların kök bölümlerinde oluşan ve ev gibi barınak onlarak kullanilan mekanlara verilen bir isimdir.
    YENI DOĞAN BU ÇOCUĞA DA OĞUZHAN ÇOCUK KIPÇAK İSMINI VERMISTIR.
    VS.

  13. İSMET SEFERLİ dedi ki:

    RIZE ÇAMLI HEMŞINLILERIN DE SOYLARI KİPÇAKLARA DAYANDIĞI SOYLENIR DOĞRUMU ACABA

    1. Moyençur dedi ki:

      Ben Rize çamlıhemşinliyim aslen. Bizim lazların dışında hemşinliler Yaşar daha yukarı kesimde. Uzun yıllar araştırdım Ermeni diyenler oldu Türk diyenler oldu tüm bunların arasında benim vardığım sonuç bir çoğunun Kıpçak olmasının yanında Oğuz boylarından da gelenler vardır sonradan. Fakat şöyle bir durum var ki, Ermeni ve Gürcü kiliselerine bağlı kaldıkları dönemlerde Ermenilerime veya gürcüleşme içine girmişlerdir. Fakat dilerini korumuşlardır. Çamlıhemşin veya genel olarak Rize Hemşin de Ermenice konuşan tek bir kişi yoktur..Ermenice kelimeler Rumca kelimeler Lazca vs vardır fakat hiç Hemşin li Ermenice cümle kuramaz. Yakın zamana kadar göçebe yaşayan bir halk var olan bir dili asla unutmuş olamaz. Benim sülalemde hiç dil konuşan olmamış Türkçeden başka. Fakat mevzu din olunca Ermeni kilisesine bağlı oldukları için Osmanlı’yla birlikte müslüman olmalarına rağmen yine de Ermeni dönmesi demek afet olmuş. Çünkü Kıpçakların bir çoğu hristiyandı ve o bölgeye dağıldılar.

      1. Kemal dedi ki:

        Youtube’de ki videoları izlemenizi tavsiye ederim. Ermenistan’dan gelenlerle köylülere doğrudan tercümansız konuşabilmektedirler. Söyledikleri ninniler bile ermenicedir. He şu var ki bu dile ermenice demez hemşince derler. Sizin sülaleniz farklı olabilir fakat Hemşin de ciddi şekilde ermeni nüfus vardır. Köyün yaşlılarına torunları sordukları zaman ermeniyiz diyorlar. Zaten dikkatli baktığınızda insan tiplerinin karadenizlilere benzer tarafı yoktur. Ayrıca ermeni olmak kötü birşey değildir. Yanlış anlaşılma olmasın.

        1. İsmail Kara dedi ki:

          Kemal Bey,bahsettiğiniz Hemşinliler Hopa Hemşinlileridir.Rize Hemşinlileri Hemşince(Ermenice) bilmez.

  14. Murat salihoğlu dedi ki:

    Ben trabzonlu kıpçak kuman boyundanim.
    Şu an araştırdığım acaba 1. Veya 2. Kıpçak göçündenmi yoksa memlüklü devleti yıkıldıkan sonra mısırdan anadoluya göç eden kıpçaklar dönmeyiz.
    1750 yılına kadar indim daha fazlasını ancak Ankara’daki osmanlı arşivinden öğrenebilirsiniz.

  15. Hüseyin Ahmetoğlu dedi ki:

    Kıpçaklar Pomaklar ile bağlantıları varmıdır,Batı Trakya da var Rodop dağları eteklerinde

    1. Kemal dedi ki:

      Pomaklar, Bulgar halklarındandır. Pomakça bulgarcanın lehçesidir. Pomaksanız bilirsiniz. Bulgarlarda Volga ve İtil boylarından göçmüşlerdir. Evveliyatında Türki ırktandırlar. Kuman kıpçaklar ile komşu durumda olduklarından dolayı benzerlik ve akrabalık söz konusu olabilir.

      1. Tunçer dedi ki:

        Aynen bende Pomak kökenliyim,inançlarımızda bazı şamanist şeylere rastladım,tipik olarakta bazılarımız turanid kısık göze sahip,Türk olduğumuz belli…

  16. Okay Temel Gençdoğan dedi ki:

    Gürcü Kralına Başkomutanlık Yapan Kuman Beyi
    Kubasar Bey in soyundan geliyorum …
    Türkiye de Kuman Soylu Türkler yaşamaktadır hem de çok fazla
    ama yaklaşık 800 900 yıllık sürede özlüklerini bir şekilde kaybetmişlerdir.
    biz nerden geldiğimizi kimin soyu olduğumuzu dededen toruna anlatılanlarla bu güne getirebildik
    bu günkü imkanlarla anlatılanların doğruluklarını tarih sayfalarından teyit edebiliyoruz .
    Türk Irkı Sağ Olsun !

  17. A-ACAR dedi ki:

    göktürk uygur kıpçay boyu kırım tatarıyım yani öp öz TÜRKÜM

  18. Ertan dedi ki:

    Ukrayna asıllı tarih profesörü Olegsander(Aleksander) Garkavetsin internetten kitapları veya bu konuda yazıları var. Hatta bazı tarih araştırmacıları ermenileri hristiyan gregoryen Kıpçak Türkleri derler. Ve hatta Ukrayna halkının genlerinde % 45-60 Türk geni bulunmaktadır. İnternette bulursunuz.Rıza Nura rus denizaltı albayı ” Her 10 rusun altını kazırsa 7 si TÜRK çıkar demiştir. (R.Nur hatıraları)….

  19. Tuncdal isin dedi ki:

    Gumrude ermenistan sinirlarivicinde qipcaqvanq manastiri ve qipcaq koyleri vardir.etki alanlari oldukca buyuk.

  20. Murat KARAL dedi ki:

    Türkler bin boydur birisi Moğoldur. Kıpçaklar Türk mü diye sormaktansa Kıpçakla Türk’ün farklı şey olduğunu iddia etmek yüzde bir milyon aptallık mı demek daha doğru olur , tabii ki Türktür, Göktürklerin batı koludur Kıpçaklar o kadar Türk işte

  21. Türkmen balası dedi ki:

    Kıpçakların Türklüğünden şüphe etmek ölüm var mıdır yok mudur demek gibi birşey… kıpçaklar orjinal Türktür oğuzlar gibi bunu sorgulayanlar abd boku yalayanlardr byük ihtmalle.. türkiyede de kıpçal tipli insanlar görüyorum eski sevglmi örnek vereblrm msela.. ama kıpçağı oğuzu ayırmak mümkğn değilki kıpçal türk mü diye kim sorguladysa onun amk ben soysuz cahil. Sorgulanacalsa moğollar türk müdür diye sorgulasnlar byük ihtmalle bizdendir onlarda

BİR YORUM YAZ