KARAHANLILARDA DİL VE EDEBİYAT

KARAHANLILARDA DİL VE EDEBİYAT

Bu yeni kültür gelişmelerini, ana hatlarıyla bize tanıtan Karahanlı devletinin unutulmaz iki düşünürü, Kâşgarlı Mahmud ’la Balasagunlu Yusuf Hâs Hâcib olmuştur. Bunlardan birincisi olan Kâşgarlı Mahmud, XI. yüzyıl Orta-Asya’sının en hazırlıklı bir filoloğu olup, Türk Halk dili ve edebiyatını ayakta tutmuş, Türk dilinin dünya dilleri arasındaki yerini sağlamlaştırmıştır. İkincisi ise, döneminin klâsik ve edebî Türkçesini, edebî nazım şekline koyarak, Orta-Asya kültür akışında İran edebiyatı sırasına ve hizasına yerleştirmeyi başarmıştır. Böylece, Kaşgarlı Mahmud, İskenderiye Filoloji ekolü metodunda Türk ve gramer geleneğinin kurucusu, Yusuf Hâs Hâcib’in ise Türk nazım edebiyatı ekolünün mûcidi sıfatıyla Türk milletine yeni bir kültür merkezi kazandırmışlardır. Her ikisi de, Türk dilinin kaynaşmasına azmetmiş ve ellerinden geleni yapmışlardır. Böylece X. yüzyıl sonlarına doğru, dönemin en güçlü Türk ülkesi sayılan Karahanlılar ili’nde, İslâm ışığında yeni bir Türk dili ve edebiyatı vücûda getirilmiştir. Türk dili ve edebiyatı, Türk-İslâm şuûruyla yuğrularak işlenmiştir.[29]

Her dönemde olduğu gibi, Karahanlılar döneminde de Türk şiiri, biri Halk, diğeri Yüksek zümre şiiri olmak üzere iki koldan geliştiğini belirtmiş, bunlardan Halk şiirinin millî ölçü olan hece ölçüsü ve millî nazım birimi olan dörtlüklerle oluşturulduğunu ve İslâmî etkinin dışında kaldığını; Yüksek zümre şiirinin İslâmî ölçü olan aruz ölçüsü ile ve genel olarak İslâmî nazım birimi olan beyitlerle vücûda getirildiğini, söylemiştik. Karahanlılar dönemi Halk ve Yüksek zümre şiiri temsilcilerinin başında Balasagunlu Yûsuf’u, Pîr-i Türkistan Ahmed Yesevî’yi, Edîb Ahmed Yüknekî ve benzerlerini görüyoruz.

Karahanlılarda Dil ve Edebiyat konusu, bir makâleye sığacak kadar dar kapsamlı olmasa da, en azından o dönemin, özellikle de (932-1212) tarihleri arasında gelişen ve devam eden Türk Dili ve Edebiyatı, bu dönemde Türklerin İslâm’ı kabul etmiş olmalarıyla, yeni bir veche kazanmış, Türklerin İslâm öncesi devlet teşkîlâtı anlayışıyla İslâm sonrası İslâm medeniyeti sentezi oluşmaya başlamıştır. Bu çerçevede İlk İslâmî Türk Edebiyatı mahsülleri adı verilen ilk eserler verilmeye başlanmıştır.

Karahanlılar Dönemi’nde (932-1212) verilmiş olan ve ilk İslâmî Türk Edebiyatı mahsülleri adını alan eserler, bu dönem dil ve edebiyatının temelini oluşturmaktadırlar. Bunlar da, tıpkı Orhun Kitâbeleri gibi, bir dönemin dil, kültür ve edebiyatını yansıtmaktadırlar. Bu eserlerden her biri kendi nev-i şahsına münhasır özelliklere sahiptir ve her birinin kimlikleri farklıdır. Kutadgu Bilig bir siyâset- nâme, Dîvânü Lügâti’t-Türk bir Türk dili ve kültürü âbidesi, Atebetü’l-Hakâyık bir ahlâk ve İslâmî motifler manzûmesi, Dîvân-ı Hikmet ise Türk Tasavuf ve tarîkat düstûru, hüviyetindedirler.

İslâm sonrası Türk Edebiyatı, yüzyıllarca, kendilerine has kimlikleri olan bu âbidevî eserlerden beslenmiştir ve beslenmeye de devam edecektir.

Prof. Dr. Halil İbrahim ŞENER

Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 5 Sayfa: 784-792


Dipnotlar :
[1] Bkz. M. Fuâd Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1980, s. 148 vd; Hakkı Dursun Yıldız, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, İstanbul 1987, VI, 26-34.
[2] N. Sami Banarlı, R. Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1997, I, 81.
[3] el-Mes‘ûdî, Ebü’l-Hasen Ali b. el-Huseyn b. Ali, Mürûcü’z-zeheb ve Me’âdinü’l-cevher (tahkîk: M. Muhyiddin Abdülhahamid), Mısır 1384 (1964), I, 42.
[4] Yâkût el-Hamevî, Şihâbüddîn Ebî Abdillâh, Mu’cemü’l-Büldân, Beyrut, tsz., I, 368 (Bâbil).
[5] Bkz. Rûm, 30/20-22.
[6] Bkz. M. Fuâd Köprülü, a.g.e., s. 25; Abdülkadir İnan, Türklerin Yenisey Yazıtları, Türk Dili, s. 27.
[7] Yunus Emre, Risâletü’n-nushiyye (Haz. U. Günay, O. Horata), Ankara 1994, s. 2.
[8] Bkz. A. Dilâçar, Kutadgu Bilig İncelemesi, Ankara 1995, s. 51.
[9] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. A. Dilâçar, a.g.e., s. 52 vd.
[10] Bu dönemler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Ahmet Caferoğlu, Türk Dili Tarihi, İstanbul 1984, I, 52 vd.
[11] A. Caferoğlu, a.g.e., II, 39; Besim Atalay, Divanü Lügati’t-Türk Tecümesi, Ankara 1985, I, 30.
[12] A. Caferoğlu, a.g.e., II, 39.
[13] A. Caferoğlu, a.g.e., II, 39.
[14] Talât Tekin, Karahanlı Dönemi Türk Şiiri, Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı I (Eski Türk Şiiri), Sayı: 409, Ankara-Ocak 1986, s. 81.
[15] M. Fuâd Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi (Sade. O. F. Köprülü, N. Pekin), İstanbul 1980, s. 165.
[16] Kutadgu Bilig nüshaları hakkında daha geniş bilgi için bkz. R. R. Arat, Kutadgu Bilig I (Metin), Ankara 1979, s. XXXXIII vd.; M. Fuâd Köprülü, a.g.e., s. 166 (ve Dipnot 14); Tuncer Gülensoy, Kutadgu Bilig, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, İstanbul 1986, VI, 16; A. Dilâçar, a.g.e., s. 38-39.
[17] M. Fuâd Köprülü, a.g.e., s. 167.
[18] Müslüman yazar ve şâirler, İslâmî geleneğe göre, mensur eserlere “Besmele, hamdele, salvele” ile; manzum eserlere ise “Besmele, Tevhîd, Münâcât, Na‘t ” ile başlarlar.
[19] Mensur ve manzum Mukaddime, Tevhîd, Na‘t ve övgüler için bkz. R. Rahmetî Arat, Kutadgu Bilig I (Metin), s. 1-3, 4, 10, 11-16, 17, 20,    23, 29, 654. Mukaddime için ayrıca bkz. A. Dilâçar, a.g.e., s. 71.
[20] Bkz. A. Dilâçar, a.g.e., s. 71.
[21] Kutadgu Bilig’in içeriği hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. A. Dilâçar, a.g.e., s. 82 vd.
[22] Kutadgu Bilig’de kullanılan alfabe konusunda bkz. R. R. Arat, Kutadgu Bilig I (Metin), Giriş, s. XXXII; aynı müellif., Türk Lehçe ve Şîveleri (Türk Milletinin Dili), Türk Dünyası El Kitabı (Dil, Kültür, San’at), Ankara 1992, II, 59-62.
[23] A. Caferoğlu, a.g.Makâle ve eser, s. 59-61.
[24] Yâkût el-Hamevî, Mu‘cemü’l-Büldân, IV, 488 (Kâşgar mad.).
[25] Bkz. Tahir Nejat Gencan, Divânü Lügâti’t-Türk’te Dil Kuralları, Türk Dili Aylık Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 253, Ankara 1972, s. 27.
[26] Dîvânü Lügâti’t-Türk ‘ün bütün yönleri için bkz. M. Fuâd Köprülü, Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar, İstanbul 1934, s. 33-44; aynı mülf., Türk Edebiyatı Tarihi, s. 156, 190; M. Şakir Ülkütaşır, Büyük Türk Dilcisi Kâgarlı Mahmut, Ankara 1946 (2. bas. 1971); Talat Tekin, Karahanlı Dönemi Türk Şiiri, Türk Dili, Türk Şiiri Özel Sayısı I (Eski Türk Şiiri), Sayı: 409 Ankara 1986, s. 81-157; Ahmet Caferoğlu, Karahanlılar Devri Türk Edebiyatı, Türk Dünyası El Kitabı (Edebiyat), Ankara 1992, II, 58-59; Zeynep Korkmaz, Kâşgarlı Mahmut ve Oğuz Türkçesi, Türk Dili Aylık Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 253, Ankara 1972, XXVII, 3-19; aynı Dergide: A. Dilâçar, Kâşgarlı Mahmud’un Kişiliği, 20-22; Tahir Nejat Gencan, Dîvânü Lügâti’t-Türk’de Dil Kuralları, 27-52; Şükrü Kurgan, Dîvânü Lügâti’t-Türk Üzerine, 60-80; İbrahim Olgun, Kâşgarlı Mahmut’ta Türklük Bilinci, 80-86; Attila Özkırımlı, Kâşgarlı’ya Göre Türklerde Askerlik, 87-95; Hikmet İlaydın, “Dîvân”la İlgili Bazı Gözlemler ve Düşünceler, 96-103; Kelly, James M., Dîvânü Lügâti’t-Türk’ün Yeni Baskısı Üzerine (çevr. Hasan Eren), 104-108; G. G. Musabaev, Kâşgarlı Mahmut’un Yaşamı Üzerine Yeni Veriler (çevr. H. Eren), 110-120; Hasan Eren, Soveskaya Tyurkologiya Dergisi’nin Dîvânü Lügâti’t-Türk Özel Sayısı, 121-24.
[27] Atabetü’l-Hakâyık hakkında detaylı bilgi için bkz. M. Fuâd Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, s. 174-178, Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar, s. 45-112; A. Caferoğlu, Karahanlılar Devri Türk Edebiyatı (Atabetü’l-Hakâyık), III, 61-62; aynı müelf. Türk Dili Tarihi, II, 75-79; R. R. Arat, Atabetü’l-Hakâyık, İstanbul 1951, Önsöz-Giriş 1-39.
[28] Dîvân-ı Hikmet hakkında bkz. M. Fuâd Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Ankara 1976, aynı müelf., Türk Edebiyatı Tarihi, s. 192-196; A. Caferoğlu, a.g.Tarih, II, 80-82; Kemal Eraslan, Divân-ı Hikmet’ten Seçmeler, Ankara 1983, 1991, s. 32-46; Kemal Eraslan, Ahmed Yesevî, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1989, II, 159-161; H. İbrahim Şener, Yesevî Hikmetlerinin Kaynağı Olarak Âyetler Üzerine Bir Değerlendirme, Yesevîlik Bilgisi (Haz. C. Kurnaz, M. Tatçı), Ankara 2000, 199-203. (Ayrıca bkz. Yesevîlik Bilgisi’nde (Ankara 2000) yer alan makâleler).
[29] Değerlendirmemizin bu kısmı, A. Caferoğlu’nun bir makâlesinden özetlenerek verilmiştir. (Bkz. A. Caferoğlu, Karahanlılar Devri Türk Edebiyatı, Türk Dünyası El Kitabı, III, 57-58).
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ