KARAHANLILARDA DİL VE EDEBİYAT

KARAHANLILARDA DİL VE EDEBİYAT

X. yüzyıl ortalarında Karahanlıların bütünüyle İslâm’ı kabul etmiş olmalarından sonra, özellikle Doğu Karahanlı Devleti’nin başkenti olan Kaşgar’ın aynı zamanda önemli bir Türk-İslâm kültür merkezi durumunda olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla İslâmî Türk edebiyatının ilk eserleri de XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kaşgar’da yazılmış olduğunu görüyoruz. İşte bunlardan ilki, Balasagunlu Yûsuf tarafından

1069’da yazılmış olan Kutadgu Bilig isimli mesnevîdir.[14]

İslâmî Türk edebiyatının ilk eseri olan Kutadgu Bilig’e geçmeden önce, Karahanlı Türk şiirinin başlıca iki ayrı koldan geliştiğine, bunlardan birinin Halk şiiri, diğerinin ise Yüksek Zümre şiiri olduğuna işaret etmiş olalım. Bunlardan Halk şiiri millîliğini, Türklerin millî ölçüsü olan hece ölçüsü ve millî nazım birimi olan dörtlüklerle devam ettirmiş, bu yüzden de İslâm’ın etkisi dışında kalmıştır. Yüksek Zümre şiiri ise, Arap edebiyatı nazım şekli olan aruz ölçüsü ve nazım birimi olan beyitlerle vücuda getirilmiştir.

1. Kutadgu Bilig

Doğu Türkistan’da mevcut olan İslâm merkezlerinde, İran edebiyatının çok açık bir şekilde etkisi altında verilmiş olan en eski Türk Klâsik eseri Balasagunlu Yûsuf’un (Hâs Hâcib’de 462 (1069) yazdığı Kutadgu Bilig’dir denilebilir. İlk İslâmî eser olarak kabul edilen Kutadgu Bilig, Karahanlılar soyundan olup Kaşgar’da hüküm süren Tafgaç Buğra Karahan Ebû Ali Hasan b. Süleyman Arslan Karahan adına yazılmış ve takdim edilmiş, buna mukâbil Yazar’a, Kaşgar sarayında “hâs hâciblik (mâ- beyincilik, teşrîfâtçılık, perdedârlık” rütbe ve görevi verilmiştir.

Konusunu belirtmek açısından eserin ismi oldukça anlamlıdır. “Kutadgu: Sa’âdet ve mutluluk veren” demek olduğu gibi, “pâdişâhlara lâyık, şâhâne” anlamına da gelmektedir. Kut kelimesi, Basmıl ve Uygur devlet adamlarına verilen İdikut tamlamasında olduğu gibi, “Haşmet-meâb, şâhâne” yerinde kullanılmıştır. Bundan dolayı da Kutadgu Bilig’in anlamı: “Sa’âdet ve mutluluk veren bilgi” veya “Pâdişâhlara lâyık ilim” anlamına gelmektedir. Gerek filoloji, gerek medeniyet tarihi yönünden oldukça değerli olan bu eser, yüz yılı aşkın bir zamandan buyana müsteşrikler (= Doğublimci) arasında inceleme ve araştırma konusu olmakta ve araştırmalara devam edilmektedir.[15]

Kutadgu Bilig’in bilinen üç yazma nüshası vardır. 1. Viyana nüshası: Kutadgu Bilig’in ilim dünyasında bilinen ilk nüshası, 843 (1435)’de Herat’ta Uygur yazısıyla yazılmış olan nüshadır ki, tarihçi Hammer-Purgstall (Josefh Freiherr von) (1774-1856) tarafından İstanbul’da satın alınmıştır ve Viyana Genel Kütüphânesi’ne bağışlanmıştır. 2. Kâhire nüshası: Arap harfleriyle yazılmış olan bu nüsha, Mısır-Hidiv Kütüphânesi’nde bulunmakta olup, Wilhelm Radloff (1837-1918) bu nüshayı tavsif etmiş ve 392 sayfa olan bu nüshadan faydalanmıştır. 3. Fergana nüshası: Bu nüsha da Arap harfleriyle yazılmış olup 1914’de Ahmed Zeki Velîdî Togan (1891-1970) tarafından Fergana vilâyeti- Nemnegân şehrinde bulunmuştur. Bir ara, bu nüshanın kaybolduğu sanılmış ise de, 1924’de Kilisli Muallim Rifat tarafından tekrar ortaya çıkarılmıştır. İlk sayfalarından birkaçı eksik olan bu nüsha 445 sayfadır. Her üç nüsha da, 1942 1943’de Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından faksimile olarak yayımlanmıştır.

Adı geçen bu üç nüsha karşılaştırılarak Reşid Rahmetî Arat (1900-1964) tarafından edisyon kritik (tenkidli metin) yapılarak 1947’de TDK tarafından yayımlanmıştır (2. baskı 1979). Yine R. R. Arat tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiş olan Kutadgu Bilig, Türk Tarih Kurumu tarafından 1959’da neşredilmiştir (Kutadgu Bilig (çeviri) II, 1974, 1985, 1988, 1991, 1994, 1997). R. R. Arat’ın hazırlamış olduğu Kutadgu Bilig İndeksi ise, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlanmıştır (İstanbul 1979).[16]

1A. Kutadgu Bilig’in Konusu,Vezni, İç Bölümleri, Ekleri

“İnsanları dünya ve âhiret sa’âdet ve mutluluğuna eriştiren bilgi” anlamına gelen Kutadgu Bilig, Türk edebiyatının elde mevcut olan en eski İslâmî eseridir. Balasagunlu Yusuf Hâs Hâcib, önünde Koşma veya Mensur hiçbir Türkçe ve benzer örneği bulunmayan bu eseri, önsöz ve giriş yazmaksızın 6520 beyit ve 85 bâb’dan oluşan bu mesnevî tarzındaki eserini, aruzun mütekârib bahri olan “Fe‘ûlün/fe‘ûlün/ fe‘ûlün/fe‘ûl” vezninde öğretici (didactique) bir destan (épopée didactique) veya “Syâset-nâme” olarak yazmıştır. Dili ise Karahanlı Türkçesi (Doğu Türkçesi, Hâkâniye lehçesi) olup bu yüzden Kitâbü Dîvânı Lügâti’t-Türk’teki Koşma (Koşuk, Sagu) tarzında yazılmış olan dörtlüklerin diliyle aynıdır.

Eserin konusu, mâhiyeti ve yazar hakkında geniş bilgi veren mensur bir Mukaddime ve 77 beyitlik bir mesnevî bulunuyorsa da bunların Yusuf Hâs Hâcib’e âit olmadığı sonradan yazıldığı son derece açıktır. Esasen, H. IX. yüzyıla kadar yazılmış olan Doğu Türkçesi ile verilen eserlerde, eserin başına veya sonuna bu şekilde eklemeler yapıldığı da bir gerçektir.[17] Mensur Mukaddime 38 satır olup “Bi’smi’llâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Hamd ü sipâs ü minnet ve öküş ögdi Tengri ‘azze ve celleka kim uluğluk İdisi tükel kudretliğ Pâdişâh turur.” şeklinde başlayıp “Okığlınıng köngli açılıp musannifnı edgü du‘â birle yâd kılsun tip” cümlesiyle bitmektedir. manzum Mukaddime ise 77 beyit olup “Ugan bir Bayat ol kamuğda oza/Öküş hamd ü ögdi angar ok sezâ; Uluğluk İdisi Ugan Zü’l-celâl/Yaratgan Törütgen me Kâdir kemâl ” beyitleriyle başlamakta ve “İlâhî sen ök sen tözü yarlıka/Rûzî kıl kamuğ mü’milarka likâ” beyti ile bitmektedir. Daha sonra 82 bâb’dan oluşan “Fihristü’l-ebvâb” gelmekte; Kutadgu Bilig’in 6645 beyitten oluşan asıl metni ise Besmele ile başlamakta ve “Tengri Azze ve Celle Ögdisin Ayur” başlığını taşıyan 33 beyitten ibaret olan Allah’a (Tengri) Tevhîd; ardından “Yalvaç Aleyhi’s-selâm Ögdisin Ayur” başlığıyla 48 beyitlik Hz. Peygamber’e (Yalavaç, Savcı) Na‘t yer almaktadır. Bunlardan sonra Hulefâ-i Râşidîn (Tört Eş) (14 beyit)[18] ve Uluğ Buğra Han (61 beyit) övgüleri yer almakta ve eser “Tegür savçımızka tümen ming selâm/Tözü tört işinge takı ertüre” beyti (6645.b.) ile son bulmaktadır.[19]

İranlıların Şeh-nâme-i Türkî adını verdikleri Kutadgu Bilig’in, genel olarak, bir adı da Siyâset- nâme’dir. Kutadgu Bilig’in yapısı, sanki sahneye konmuş allegorik (isti‘âre-i temsîliyye), dört şahıs arasında geçen bir münâzara veya atasözleri ve bilge deyimleriyle süslenmiş diyaloglu bir senaryoya benzer.[20] Şâir, bu eserde, insanda varolan “adâlet, devlet, akıl, kanâat” gibi dört kavramı, müşahhas hâle getirerek dört şahısla temsîl ediyor ki bu temsîlî şahıslar: 1. Hükümdâr (Pâdişâh): Kün-Toğdı “adâlet” i; 2. Vezir: Ay-Toldı “sa’âdet” i; 3. Vezirin oğlu: Ögdülmiş “akıl” ı; 4. Vezirin kardeşi: Odgurmış “kanâat, âkıbet, âhiret, İslâm” ı temsîl etmektedirler. Burada önemli olan şey, konunun işlenişinde dünya ve âhiret mutluluğunun (= kut, sa’âdet) elde edilmesidir. Karşılıklı konuşmalar dâima ikili olarak bu dört kişi arasında geçmektedir. İkinci derecede olan arkadaş, uşak, haberci ve mürîd gibi kişiler önemli bir rol oynamazlar.

Baştan sona karşılıklı konuşma ve münâzaralardan ibaret olan eserde şâir, çeşitli konu ve meseleler hakkında felsefî ve sosyolojik fikir ve düşünceler ileri sürmekte ve öğütler vermektedir. Bundan başka toplumu oluşturan çeşitli sınıf ve zümrelerin yapısını ve değerini, onlara karşı hükümdâr tarafından izlenmesi gereken davranış ve tutumları tespit ediyor.

Karahanlı Türkçesi’nin ilk verimi kabul edilen Kutadgu Bilig’de, Yusuf Hâs Hâcib V. bâb’da (beyit 124-147) kâinâtı (evren) anlatır. Yedi gezegen (yulduz) ve on iki burç (ükek). Gezegenler’le burçların isimleri Karahanlı Türkçesi (Arapça ve Lâtinceleri) ile şöyledir: 1. Sekentir (Satürn, Zühal, Saturnus), 2. Ohay (Jüpiter, Müşterİ, Jupiter), 3. Kürüd (Mars, Merih, Mars), 4. Yaşık (Güneş, o dönemde gezegen, Şems), 5. Sevit (Çulpan, Çoban yıldızı, Zühre, Venüs), 6. Arzutilek (Arzıtilek, Utarit, Utârid, Mercurius), 7. Yalçık (Ay, o dönemde gezegen, Lune). Burçlar, Mart’tan itibaren: 1. Kozı (Kuzu) (Koç, Hamel, Aries), 2. Ud (= inek, sığır) (Boğa, Sevr, Turus), 3. Erentir (İkizler, Cevzâ, Gemini), 4. Kuçık (Yengeç, Seretân, Cancer), 5. Arslan (Aslan, Esed, Leo), 6. Buğdaybaşı (Başak, Sünbüle, Virgo), 7. Ülgü (= ölçü) (Terazi, Mizân, Libra), 8. Çadan (Akrep, Akreb, Seorpius), 9. Ya (Yay, Kavs, Sagittarius), 10. Oğlak (Oğlak, Cediy, Capricornus), 11. Könek (= kova, su kabı) (Kova, delv, Aquarius), 12. Balık (Balık, Hût, Pisces). Mevsimler’in adları da şöyledir: 1. Yaz (Bahar), 2. Yay (Yaz), 3. Küz (Güz), 4. Kış (Kış).[21]

Yusuf Hâs Hâcib, Kutadgu Bilig’i yazarken hangi alfabeyi, Uygur Alfabesini mi, Arap Alfabesini mi kullandığı konusunda R. R. Arat’ın görüşü, Kutadgu Bilig’in hükümdâra sunduğu asıl nüshanın Uygur harfleri ile yazılmış olduğu, bizi ilgilendiren ve bugün elimizde bulunan nüshalarına esas olan üçüncü defa yazılışında kullanılmış olan alfabeye gelince, arap harfleri ile yazılmış olduğunda şüphe olmadığı, Uygur Alfabesiyle yazılmış olan Herat nüshasının da, Arap Harfleriyle yazılmış bir nüshadan istinsah edilmiş olduğunun muhakkak olduğu,[22] doğrultusundadır.

1B. Kutadgu Bilig ve Bir Değerlendirme

Karahanlılar Devri Türk Edebiyatı’nın (XI. yy.) en büyük mahsulü olan ve Türk İslâm klâsik edebiyatının ilk müjdecisi sayılan Kutadgu Bilig hakkında söylediklerimizi, Ahmet Caferoğlu’nun (1899-1975), kısa bir değerlendirme mâhiyetinde olan, şu cümleleriyle tamamlayalım. “Karahanlılar Dönemi’nde ilk İslâmî veri olarak kabul edilen Kutadgu Bilig sâde ve âhenkli bir uslupla yazıldığından, geniş Türk illerinde ve bozkırlarında okunmuş, Türk hâtırasında, mâziyi canlandırmaya çalışmıştır. Eser, Mukaddime’de de işaret edildiği gibi, “Mümtâz Hân tilince” yazılmış olduğundan, o dönemde, Türkistan illerinin en mükemmel bir edebî âbidesi olmuştur. Bu decece değerli olan bu esere, çeşitli Türk il ve kavimler arasında (Çin, Mâçin, Maşrık, İran, Turan) Edebü’l-mülûk, Âyînü’l-memleke, Zînetü’l-ümerâ, Pend-nâme (Şeh-nâme) gibi çeşitli isimler verilmiştir. Bu isim ve lâkaplar, aynı zamanda, Kutadgu Bilig’e gösterilen rağbetin de açık bir ifâdesidir. Eser, zarif dili ve ahlâkî konusu ile uzun bir süre Türkistan’ın edebî Türkçesi’nin üzerinde etkili olmuştur. Öyle ki, Türk edebiyatına gerçek bir çığır açmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ