KARADENİZ’İN KUZEYİNDE PEÇENEKLER

KARADENİZ’İN KUZEYİNDE PEÇENEKLER

Sivas iline bağlı Suşehri ilçesinde Peçenek isimli bir köy bulunmaktadır. Suşehri’nin Sarıyar Yaylası’nda bir taş üzerinde Runik yani Köktürk alfabesiyle yazılmış birkaç kelime bulunmaktadır.

Bütün bunların yanı sıra Canik isminin kaynağı da Peçenekler olmalıdır. Canik kelimesinin etimolojisini yapmak için pek çok ilim adamı çalışmalarda bulunmuş, fakat bir sonuca ulaşamamışlardır. Bu dağın ismi büyük bir ihtimalle başlangıçta Becenek idi. bol- fiilinde olduğu gibi, ön seste ünsüz düşmesiyle önce ecenek olmuş, daha sonra da bugünkü biçimi olan canik biçimine gelmiş olabilir. Samsun’un doğu kısmı, Ordu ve Giresun ve Şalpazarı çevresinde halk arasında bu coğrafyanın genel olarak iki ismi vardır. Yayla ve Canik. Bu bölgede yüksek kesimlere yayla, sahil kısmına ise genel olarak Canik denmektedir. Sahil kısmında yaşayanlara da Canikli denmektedir.

Ordu yöresi ile ilgili tutulmuş 1455 tarihli Tahrir Defteri’nde bugün Karagöl olarak bilinen Karakölos isimli bir yer bulunmaktadır.[21] Karakölos’un ilk şekli büyük bir ihtimalle Karaköl olmalıdır. Daha sonra Rumca -os eki eklenmiş ve kayıtlara böyle geçmiştir. Fakat bu ismin Peçenekler mi yoksa başka bir Türk boyundan mı geldiğini şimdilik belirlemek güçtür.

Batı Rumeli ve Kuzeydoğu Anodolu’daki çok sayıda köyün aynı isimde olması dikkat çekicidir.[22] Batı Rumeli’de çok sayıda Peçenek Türkünün yaşadığı dikkate alındığında Karadeniz Bölgesi ile olan bu ortaklık çok önemli hâle gelmektedir.[23]

Karadeniz Bölgesi’nde Peçenek Türkçesinin İzleri [24]

  1. y->c- Değişmesi

Kıpçak Türkçesinde düzenli ses olaylarından biri de kelime başındaki y->c- değişikliğidir.[25] Peçenek Türkçesiyle Kıpçak Türkçesi bu konuda ortaklık arz etmektedirler.[26] Eski Türkçede y- ile başlayan pek çok kelime Kıpçak Türkçesinde, dolayısıyla Peçenek Türkçesinde c- ile başlamaktadır: cemiş (CC) (<DLT yemiş), cıy- (CC) “yığma”, toplamak”, cıgıl-/cıhıl-/cıkıl- (CC) (<DLT yıkıl), cıl (CC), (<DLT yıl), cılan (CC) (<DLT yılan), cırt-(CC) (<DLT yırt-), cogda (ML) (<DLT yogdu) “deve yünü”. Bu durum Peçenek Türkçesi için de geçerlidir.[27]

Oğuz Türkçesinin önemli özelliklerinden biri, kelime başında c- sesinin bulunmamasıdır.[28] Karadeniz Bölgesi ağızlarından derlediğim çok sayıda kelime c- sesi ile başlamaktadır.[29] cemek (NDA) (<yemek) “bir çeşit orak sapı”, cemek/cimek <yemek “tarlalarda biten, yaprakları buğday yaprağına benzeyen ot”, cır- (NDA) (<DLT yırt) “yırtmak, tırnaklamak” coruk (NDA) (<DLT yoruk) “huy, gidiş, zayıf”, cuul (NDA) (<DLT yıgıl-/yuwul-) “mısır öbeğı”, cer (NDA) (<yer) (Gr. Keşap: gul hakkını yiyenin ahirette ceri yok (NDA), cırık (TS) (<yırtık) (Artvin), cılga (NDA) (<*yılga) “çay yatağı, suyu az dere, oyuk, çukur”…

  1. g/E/ğ>v Değişmesi

Kıpçak Türkçesi ve Peçenek Türkçesinin en önemli özelliklerinden biri,-g-/-E->-v-,-g/-E>-v değişmesidir.[30] Bu, Kıpçak Türkçesiyle yazılmış eserlerde[31] ve Peçenek Türkçesinden günümüze ulaşabilen kelimelerde[32] açık bir şekilde görülmektedir. Durum böyle olunca, Türk lehçe ve şivelerinin tasnifini dil özelliklerine dayandırarak yapan araştırmacıların hemen hepsi, Kıpçak Türkçesi özelliklerinin en önemlilerinden biri olarak g>v değişmesini saymışlardır.[33]

Bu değişme geniş boyutlu bir ses özelliğidir. Kıpçak Türkçesi ve Peçenek Türkçesinin bir tesiri olarak Türkiye Türkçesi yazı dilinde döv-, ov-, öv-, söv-,… gibi az sayıdaki kelimede de karşılaşılmaktadır. Ancak Karadeniz Bölgesi ağızlarındaki durum biraz daha farklıdır. Bölgenin bazı yörelerinde kelime ortası ve sonunda görülmekte olup pek çok örneği bulunmaktadır.

Son seste -g/-g>-v değişmesi, Ordu’ya bağlı Perşembe ilçesinden başlayarak Terme’nin içlerine kadar çoğunlukla kalın ünlüye sahip kelimelerde hemen hemen tek örneklik arz edecek şekildedir. Diğer taraftan Bartın[34] ve Zonguldak[35] yöresi ağızlarında da görülmektedir. dav (NDA) (<dağ), bav (NDA) (<bağ) “ip, sicim”, bov-(NDA) (<boğ-), dov- (NDA) (<doğ-), sav (NDA) (sağ) “solun karşıtı”, yav (NDA) (yağ), yav- (NDA) (yağ-),.

İç seste -g-/-g->-v- değişmesi, Karadeniz Bölgesi ağızlarında yer yer karşılaşılan ve dikkat çeken bir dil özelliğidir.

Bu ses değişmesi özellikle Perşembe, Fatsa, Ünye’nin tamamı Terme’nin doğu kısmında kalan köylerinde hemen hemen tek örneklik arz edecek şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Aynı özellik, Sinop’un Türkeli ve Erfelek ilçeleri ile Bartın[36] ve Zonguldak[37] yöreleri ağızlarında da yoğun bir şekilde görülmektedir. Tespit edilen kelimelerden bazıları şunlardır: Avurtu (NDA) (<ağartı) “süt, yoğurt, peynir gibi yiyecek ve içecekler”, avır/avur (NDA) (<ağır), avız (NDA) (<ağız), avla- (NDA) (<ağlamak), avrı (NDA) (<ağrı), avu (NDA) (<ağu), avula- (NDA) (<ağulamak) “zehirlemek”, bavır- (NDA) (<bağır-), bavla-(NDA) (<bağla-), buva (NDA) (<boğa), buvaz (NDA) (<boğaz), çavur- (NDA) (<çağır-), çuval- (NDA) (<çoğal), devül (NDA) (<değil), duvan (NDA) (<doğan), düvün (NDA) (<düğün), sövüt (NDA) (<söğüt), yaviz (NDA) (<yağız), yuvur- (NDA) (<yoğur-),.

-g-/-E->-v-değişmesi, birkaç ekte de tespit edilmiştir:

-cAğIz/-cIğAz: kedicüvez (NDA) (<kedicağız), kızcuvaz (NDA) (<kızcağız); anacuvazım (NDA) (<anacağızım), bobacuvazım (NDA) (<babacağızım), bacıcuvazım (NDA) (<bacıcağızım),…

-agı/-eği; -gu/-gü eki ile biten bazı kelimelerde Samsun, Artvin, Giresun ve Bolu’da-E|ğ->-v- değişikliği görülmektedir: Bilevü (TS) (<bileği), Eaşavu (TS), (kaşağı), Eıravu (TS) (kırağı), oklavu (TS) (<oklava),…

Şalpazarı, Giresun, Ordu ve Sinop yöresi ağızlarında a sesinin bölünmesiyle ortaya çıkan -g/ğ- sesinde de-E/ğ->-v- değişmesi görülmektedir. İlgi çekici bir değişmeler zinciridir. Kelimelerin ilk aşamasının doğuz, geğşek, puğar, uğar- (KDA) olduğu daha önce yapılan dil araştırmalarında tespit edilmiştir. İkinci aşaması ise E/ğ>v değişmesidir. Bu değişmelerle ilgili olarak tespit ettiğimiz örnekler şunlardır: Buval- (NDA, ŞA) (<buEal-<buıîal-), dovuz (NDA) (<doEuz <doıîuz), gevşek (NDA) (<geğşek <geıîşek), puvar (NDA) (<puEar <pııîar), uvar-(NDA) (<uğar-<oıîar-).

Bununla birlikte Terme’den Vakfıkebir’e kadar uzanan sahil kesiminde, Canik Dağlarının eteklerinde kalan çok geniş bir coğrafyada çok sayıda kelime bu değişiklikle tespit edilmiştir: Avuz (NDA) (<ağız, “yeni doğmuş memelilerin ilk sütü”, bovazı/buvazı (NDA) (<boğazı), sovan/suvan (NDA) (<soğan),…

  1. -g (ğ)- Düşmesi Veya Erimesi

Peçenek Türkçesinin günümüze ulaşmış çok az miktardaki dil yadigarı kelimede dikkat çekici bir özellik daha bulunmaktadır. Bu, iç seste bulunması gereken -g (ğ)- sesinin düşmesi veya erimesidir.[38] Küerçi (mavi), yau <yagı (düşman), küel <kögöl/kögel (açık yeşil) kelimeleri bu özelliğe örnektir.

Karadeniz Bölgesi ağızlarının en fazla dikkat çeken özelliklerinden biri de iç seste -g (ğ)- ünsüzünün erime veya düşme yoluyla söylenmemesidir: aac (<ağaç), aız (<ağız), baala- (<bağlamak), baır (<bağır), böön (bu gün), deil (değil), doum (<doğum), döüş (<döğüş, dövüş), düün (<düğün), eil- (<eğilmek), eer (eğer), kaat (<kağıt), maara (<mağara), meer (<meğer), souk (<soğuk), yıın (<yığın), yiid (<yiğit),…[39]

Bütün bunlara alfabe konusunu da eklemek gerekir. Suşehri’nin Sarıyar Yaylası’nda bir taş üzerinde Runik yani Göktürk alfabesiyle yazılmış birkaç kelime bulunmaktadır. Peçeneklerin Runik yazısını kullandıkları ve Suşehri’nde Peçenek isimli köy olduğu dikkate alındığında bağlantı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Sarıyar yaylasındaki bu yazı, büyük bir ihtimalle Peçenekler tarafından yazılmıştır.

Karadeniz Bölgesi’ndeki Peçeneklerin izleri elbette bu kadar değildir. Ancak Peçenek Türklerinden günümüze pek az şey ulaşmış, bu olumsuzluk ise mukayese yapmamızı ve tespitlerimizi zorlaştırmaktadır. Peçeneklerin bölgedeki izleri konusundaki çalışmalarımız dokuma, mimari, yer isimleri, ağız özellikleri başta olmak üzere pek çok konuda devam etmektedir.

Prof. Dr. Necati DEMİR

Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 2 Sayfa: 709-713

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Y. Ş. dedi ki:

    Hocam Nemeth’in kaynak gösterdiğiniz makalesinde Peçeneklerde y->c- değişmesi olmadığı, Kumanlarda olduğu yazıyor. İsterseniz tekrar kontrol edin.

BİR YORUM YAZ