KARAÇAY-MALKAR NART DESTANLARI

Dr. Ufuk TAVKUL

Türk dünyası destanları arasında henüz yeterince incelenip tanınmayan, ancak Karaçay-Malkar folklorunun en önemli bölümlerinden birini oluşturan Nart destanları, Karaçay-Malkar Türkleri ile birlikte bütün Kafkas halklarının ortak mitolojisi olarak da adlandırabileceğimiz bir destan türüdür.

Kafkas mitolojisine göre Nartlar bugünkü Kafkasya halklarının[1] ataları sayılan efsanevi bir halktır. Destanlarda anlatılanlara göre Nartlar atı evcilleştirmişler, demiri bulmuşlardır. Nartlar mertliğin, cesaretin, iyiliğin ve Kafkas kültürünün sembolüdürler. Son derece akıllı ve usta savaşçılar olan Nartlar, insanüstü varlıklar olan düşmanlarını kaba kuvvetle değil, ince zekâları ve kurnazlıkları ile yenmektedirler.

Nart destanlarının dokusunda gerçek ile hayal gücü iç içedir. Eski çağlardan beri söylene gelen olağanüstü varlıklar ve olaylar Nart destanlarında konu edilir.

Nart destanları, değişik dillerde konuşan ve farklı etnik kökenlerden gelen Kafkasya halkları arasında, onların kültürlerini birleştirici önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Karaçay-Malkar, Adige, Abhaz-Abaza, Oset ve Çeçen-İnguş halklarının folklorlarında Nart destanları eski Kafkas kültürünün en belirgin temsilcisi olma özelliği taşımaktadır.

Günümüzde Kafkas halkları arasında yaşayan Nart destanlarının kökeni ve ortaya çıkışı meselesi tam olarak aydınlığa kavuşturulamamıştır. Adige ve Abhazlar Nart destanlarının asıl sahiplerinin kendileri olduğunu iddia ederlerken, İran kökenli bir dil konuşan Osetler de bu destanların asıl yaratıcılarının kendileri olduklarını ileri sürmektedirler. Karaçay-Malkarlılar ise Nart destanlarının karakter itibariyle göçebe-savaşçı halk yaşantısı motifleriyle dolu olduğunu, dolayısıyla bu destanların asıl sahiplerinin Adige ve Abhaz gibi yerleşik halklar değil, Kafkasya’ya kuzeyden gelen göçebe- savaşçı Kimmer, İskit, Hun-Bulgar, Hazar, Alan, Kıpçak gibi Türk kavimlerinin torunları olan Karaçay- Malkarlılar olduğunu belirtmektedirler. Oset bilimadamı V. Abayev de Nart destanlarının asıl sahiplerinin göçebe-savaşçı atlı kavimler olduğunu kabul etmiştir.[2]

Adige ve Abhaz kökenli araştırmacılar Nart kelimesinin anlamını kendi dillerinde açıklamaya çalışmaktadırlar. Ancak Altaylar’da yaşamakta olan Türk boylarından Hakasların, Şorların ve Sagayların da kendi kahramanlık destanlarına “Nart Pak” adını vermeleri Nart sözünün Türkçe kökenli olduğunu ve Türk boylarının Orta Asya’dan batıya göçleri sırasında Kafkasya’ya taşındığını belgelemektedir.[3]

Kafkasya’da yüzyıllar boyu birlikte yaşayan Adige, Abhaz-Abaza, Karaçay-Malkar, Çeçen-İnguş ve Oset halklarının Nart destanlarında benzer motiflerin yer aldığı görülmektedir. Sosyolojik açıdan Kafkasya halkları arasındaki kültürleşmeye en güzel örneği teşkil eden Nart destanları Kafkas halklarının kültürlerini birleştirici bir unsur olmaktadır.

Kafkas halklarının ortak kültür ürünleri olan Nart destanları temelde birbirine benzemekle birlikte, konu, biçim ve söyleniş yönünden farklılıklar göstermekte, her halkın kendisine has millî vasıflarını barındırmaktadır. Sözgelimi Abhaz ve Adige Nart destanları eski Yunan mitolojisiyle benzerlikler gösterirken, Karaçay-Malkar Nart destanları Altaylara ve eski Türk mitolojisine yakındır.[4]

Karaçay-Malkar Nart destanlarına göre Nart kahramanlarının yaşadıkları yerler Kuban vadisinden Arhız’a kadar olan topraklar, Elbruz dağının etekleri, Çegem, Bızıngı, Dıh Tav bölgelerinden Kazman Tav (Kazbek dağı) eteklerine kadar uzanan bölgelerdir. Destanın bazı bölümlerinde Nartlar İdil (Volga) ırmağı kıyılarına uzanırlar.

Adige Nart destanlarına göre Nart kahramanlarının yaşadıkları yerler Kuban ırmağı boyları olarak gösterilir. Abhaz-Abazin Nart destanlarına göre ise Nart kahramanları Kuban, Kislovodsk (Narsana), Zelençuk dolaylarında yaşamışlardır.

Nart destanlarının bütün varyantlarında rastlanan demirci Nart kahramanı Karaçay-Malkar Nart destanlarında Debet ya da Devet adını taşırken, Adige Nart destanlarında demirci Nart kahramanı Tlepş adıyla karşımıza çıkar. Abhaz-Abazin Nart destanlarında aynı özellikleri taşıyan demirci Nart’ın adı Aynarıj’dır. Oset Nart destanlarında ise demirci tanrı özelliğine bürünen bu karakter Kurdalagon adını almaktadır. Sonuçta Kafkas halklarının Nart destanlarının hepsinde demirci Nart kahramanı motifi farklı adlarla yer almaktadır.

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Nartların lideri olarak karşımıza çıkan Örüzmek’in yeryüzüne düşen bir meteor parçasının içinden doğduğu ve kurt sütü içerek büyüdüğü anlatılır. Oset Nart destanlarında Örüzmek’e paralel olan kahraman Wrıjmeg adını taşır. Oset Nart destanlarında Wrıjmeg gözü pek bir savaşçı, zeki ve kusursuz bir şef olarak tasvir edilir.[5] Adige destanlarında aynı özellikleri taşıyan karakterin adı ise Osirmek’tir.

Karaçay-Malkar Nart destanı kahramanlarından biri olan Batrez Oset Nart destanlarında Batraz adıyla karşımıza çıkar.[6] Cesur, korkusuz ve güçlü kişiliği ile bu kahraman Karaçay-Malkar ve Oset destanlarında ortak özellikler taşır.

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Örüzmek’in karısı olan Satanay güzelliğin ve bilgeliğin sembolüdür. Doğa üstü güçlere ve sihirlere sahiptir. Nartlar Satanay’a danışmadan hiç bir işe kalkışmazlar.[7] Satanay Oset Nart destanlarında Satana adını taşır ve Karaçay-Malkar Nart destanlarındaki aynı özelliklere sahiptir. Wrıjmeg ve Batraz her zaman Satana’ya akıl danışırlar ve Satana her zaman onları zor durumdan kurtarır. Adige Nart destanlarında Satanay farklı söylenişe sahiptir. Kabardeylerde Seteney, Abzeh-Şapsığlarda Setenay, Abazinlerde Satanay şeklinde karşımıza çıkan bu kadın Nart kahramanının adı Çeçen-İnguş Nart destanlarında Seli-Sata, Gürcü- Svanlarda ise Sataney şeklindedir.[8]

Karaçay-Malkar ve Oset Nart destan kahramanlarından biri de Agunda adını taşımaktadır. Agunda Örüzmek ile Satanay’ın kızıdır ve Sosurka adlı Nart kahramanı ile evlenir. Karaçay Nart destanlarının bir varyantında ise Agunda’nın kocası Gencakeşavay adını taşır.[9] Oset Nart efsanelerinde ise Agunda Bolat Hamiç adlı bir Nart kahramanının karısıdır. Agunda’nın babası Avar Türklerindendir ve Urup ırmağı kıyısında oturmaktadır.[10]

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Sosurka ya da Sosuruk adını taşıyan kahramanın granit taşından doğduğu anlatılır. Adige Nart destanlarındaki Sosrukue ile Oset Nart destanlarındaki Sozrıko aynı karakterdir. Karaçay-Malkar Nart destanlarında akıllı, kurnaz kişiliği ile ön plana çıkan Sosurka ile Oset Nart destanlarında yer alan Sozrıko paralel özelliklere sahiptirler.

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Debet’in en büyük oğlu Alavgan’ın bir dev kadınıyla evlenmesinden doğan oğlu Karaşavay adlı Nart kahramanının olağanüstü güçlere sahip olduğu anlatılır. Karaşavay istediği zaman istediği kılığa girebilir. Oset Nart destanlarında ise Karaşavay’ın paraleli olan karakter Suvay adını taşır. Adige Nart destanlarında Şavey adını taşıyan karakter de aynı özelliklere sahiptir. Karaçay-Malkar Nart destanlarında Karaşavay düşmanlarına güçsüz görünmek için eski elbiseler giyerek dolaşır. Aynı motif Adige Nart destanlarında da vardır. Adigelerde Şavey’in savaşlara ve seferlere eski elbiseler giyerek katıldığı yer alır.

Nart destanları Kafkasya halklarının ortak destanları olmakla birlikte her halkın Nart destanı kendine özgüdür ve aralarında önemli farklılıklar vardır. Bu durum Kafkasya’daki her halkın farklı sosyo-kültürel süreçlerden geçerek kültürünü geliştirmesi ile yakından ilgilidir. Neticede Kafkas halklarının ortak edebî ürünleri olan Nart destanları bölgeden bölgeye farklılıklar gösterse de, taşıdıkları paralel unsurlar onların aynı kaynaktan doğduğuna şahitlik etmektedir.

Karaçay-Malkar Nart Destanları

Karaçay-Malkar Nart destanları yüzyıllar boyunca halkın hafızasında nazım ya da nesir şeklinde saklanmıştır. Eski Türk ve Moğol halklarının bir çoğunda olduğu gibi Karaçay-Malkar destanları da çoğunlukla nazım (cır) şeklindedir.[11]

Karaçay-Malkar Nart destanlarının başlıca kahramanları şu adları taşırlar:

Örüzmek, Sosurka, Sosuruk, Soslan, Davat, Debet, Devet, Sibilçi, Alavgan, Fuk, Karaşavay, Batırez, Cönger, Şırdan, Açemez, Aymuş, Gezoh, Satanay Biyçe, Agunda, Sozuk, Bolat Hımıç, Bödene, Raçıkav, Çüyeldi, Çüyerdi, Bora Batır.

Destanlarda Debet’in Yer Tanrısı ile Gök Tanrısının oğlu olduğu, Satanay Biyçe’nin annesinin ay, babasının güneş olduğu, Örüzmek’in gökten düşen bir kuyruklu yıldızın içinden çıkarak, kurt sütü içerek büyüdüğü, Sosurka’nın granit bir kayadan doğduğu anlatılmaktadır. Olağanüstü şekillerde doğan bu Nart kahramanlarının doğa üstü güçleri vardır. Debet’in kalbi ve kanı ateştendir. O ateşin, taşın ve hayvanların dillerini bilir. Satanay Biyçe gelecekten haber verir, istediği insanın şekline girebilir. Sosurka’ya ok işlemez. Karaşavay soğuktan ve ateşten korkmaz. O ve atı Gemuda şekillerini değiştirebilirler.[12]

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Nartların yaratılışı şöyle anlatılır:

Kün Teyrisi (Güneş Tanrısı) güneşi yaratmış. Cer Teyrisi (Yer Tanrısı) yeri yaratmış. Üçüncü olarak denizler yaratılmış. Gök ile yer yaratıldıktan sonra ikisinin arasında insan oğlu yaratılmış. Kün Teyri diğer tanrıların hakimiymiş. Dünyayı ısıtan o imiş. Kün Teyri öfkelendiği zaman yeri yakar, denizleri kuruturmuş. Bir gün bulutlar Kün Teyri’yi kızdırmışlar. Yeryüzünü kaplayarak güneşin yeri ısıtmasını engellemişler. Kün Teyri hiddetlenerek yeryüzüne kusmuş. İçinden kızgın taşlar, kıvılcımlar yeryüzüne yağmış. Yeryüzündeki madenler, altın, gümüş işte onlardan olmuş. Kün Teyri’nin diğer adı Kaynar Teyri imiş. O zamanlarda dünyada “Nartlar” ve “Harralar” adlı iki grup insan yaşıyormuş. Harralar kızıl tüylü, her şeyi yiyen vahşi insanlarmış. Nartlara da zarar veriyorlarmış. Bir gün Nartların içinden Debet adında biri Kün Teyri’nin kustuğu taşların içinden demiri ayırıp silah yapmayı başarmış. Nartlar o silahlarla Harraları yeryüzünden yok etmişler.[13]

Debet

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Nartlara demirciliği öğreten, onlara demirden silahlar yapan kahramanın adı Debet’tir. İnanışa göre, gökte parlayan ve kayan yıldızlar Nartların demircisi Debet kızgın demir döverken havaya uçuşan kıvılcımlardır.

Nart destanlarında bununla ilgili şöyle bir hikâye anlatılır:

“Çok önceleri gökyüzünde hiç yıldız yokmuş. O zamanlar geceler çok karanlık geçiyormuş. O devirlerde Nartlar yeryüzünde aslanlar, kaplanlar, “emegen” adı verilen devler, cinler, hortlaklarla mücadele ediyorlar, savaşıyorlarmış. Ağaçları devirip, kayaları dağlardan yuvarlayarak güçlerini deniyorlarmış. Bir gün Debet Nartlarla kararlaştırıp Karmur dağlarına gitmiş. O dağdaki bütün taşlardan toplayıp, avucuna alıp sıkıp deneyerek, en sonunda siyah renkli, ağır, parlak bir taşı sıktığında o taştan demir damlalarının aktığını görmüş. Kün Teyri (Güneş Tanrısı) Debet için demir cevherini hamur gibi yumuşak kılmış. Debet Nart ülkesine gelerek Nartlara demir taşını anlatmış ve Karmur dağlarına giderek bütün taşları Nartlara taşıtmış. Sonra yerde büyük bir çukur açıp, eliyle o taşları sıkıp sıkıp demiri akıtarak yüksek bir örs yapmış. Aynı şekilde, demir dövmek için çekiç yapmış. Birbirleri ile boğuşan iki yılandan ilham alarak, kızgın demiri tutmak için kıskaç yapmış. Bizon derisinden körük yapıp ateşe üfleyerek kömür ateşini kızgın bir biçimde yakıp taşları ateşte eritmiş. İçinden demiri ayırdıktan sonra Nartlara kılıçlar, oklar, savaş baltaları, kamalar yapmış. Onları Kafkas dağlarından çıkan bir kızıl pınarın suyunda çelikleştirmiş. O pınara Bora pınarı derlermiş. Debet örs üzerinde demir döverken kıvılcımlar göğe sıçrayıp yapışarak yıldız olmuşlar. Karanlık geceler böylece ışımaya başlamış. Debet yeryüzünde Nartların demirden silah ihtiyaçlarını karşılayınca artık yapacak iş bulamayıp sıkılmaya başlamış. “Ben işsiz-güçsüz yeryüzünde duramam” deyip, kendisine kanatlı bir araba yaparak gökyüzüne uçup gitmiş. Debet orada yaşayan gökyüzü insanları için hâlâ demirden silahlar, eşyalar yapıyormuş. O demir dövdüğü zamanlarda uçuşan kıvılcımlar yer yüzünden kayan yıldızlar gibi görünüyorlarmış.”

Nartların en usta demircileri olan Debet yeryüzüne olağanüstü bir biçimde doğarak, mucizevî bir şekilde gelmiştir. Debet’in doğuşu Karaçay-Malkar Nart destanlarında şöyle anlatılır:

Karaçay-Malkar Türkçesi:

Ertde-ertde dorbunlada turganda
Taş tegene agaç çelek bolganda
Ot Teyrisi Cer Teyrini algandı
Kök küküreb Cer buvaz bolgandı
Toguz cılnı, toguz künnü
Ol buvaz bolub turgandı
Cer carılıb sora Debet tuvgandı
Suv Anası alıb anı cuvgandı
Çerekleni anı avzuna burgandı
Ol Debetni otdan bolgandı cüregi
Kurçdan bolgandı sanlarını keregi
Ot Teyrisi otnu tilin bildirgendi
Cer teyrisi taşla tilin bergendi
Suv Teyrisi aşın, suvun iygendi
Temir anga tılı kibik bolgandı
Kalay süyse, alay arı burgandı
Çiy temirni bolat etib bergendi
Nart askerge köb sadakla etgendi
Sadakları Mingi Tavdan ötgendile
Okları Kara Tengizge tüşgendile
 

* * *

Türkiye Türkçesi:

Çok eskiden mağaralarda yaşarken
Taş yalak tahta kova var iken
Ateş tanrısı Yer tanrısı ile evlenmiş
Gök gürleyip Yer hamile kalmış
Dokuz yıl, dokuz gün
O hamile olarak durmuş
Yer yarılıp sonra Debet doğmuş
Su tanrıçası alıp onu yıkamış
Irmakları onun ağzına çevirmiş
O Debet’in ateştenmiş yüreği
Çeliktenmiş vücudunun parçaları
Ateş tanrısı ateşin dilini öğretmiş
Yer tanrısı taşların dilini vermiş
Su tanrısı yemeğini, suyunu göndermiş
Demir ona hamur gibi olmuş
Nasıl isterse, o tarafa bükmüş
Ham demiri çelik yapıp vermiş
Nart askerlerine çok oklar yapmış
Okları Elbruz dağından aşmış
Kurşunları Karadeniz’e düşmüş

* * *

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Debet’in doğumunu anlatan bir başka hikâyede, onun annesinin adının Akbiyçe olduğu, babasının ise gökten inip Akbiyçe’yi hamile bırakan bir melek olduğu rivayet edilir. Destanlarda Debet’ten Salımçı ulu Devet-Batır (Melek oğlu Devet-Batır) adıyla da bahsedilir.[14]

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Debet’in kendisi gibi atı da olağanüstü özelliklere sahiptir. Destanlarda anlatıldığına göre Debet’in atı Kafkas dağlarının üzerinden bir sıçrayışta aşar. Dağlar onun karnının altında küçük tepeler gibi kalırlar. Irmaklara, göllere, denizlere ulaştığında, Debet’in atının bir burnundan çıkan dondurucu rüzgâr ırmağı ya da denizi dondurup, Debet’in geçebileceği bir köprü oluşturur. Diğer burun deliği ise sıcak, yakıcı dumanlar çıkartıp buzları eritir, yağmur yağdırır, yaz mevsimini getirir.

Nart Debet (ya da Devet) Karaçay-Malkar Nart destanlarında mitolojik bir kahraman olarak tasvir edilir. Debet çıplak elleriyle kızgın demiri dövebilir, ona istediği şekli verebilir. Kuşların ve bütün hayvanların dillerini bilir ve onlarla konuşabilir. Nart kahramanları için demirden kılıçları, kalkanları ve zırhları ilk defa yapan Demirci Debet’tir. İlk at nalını Debet icat etmiştir, böylece Nart savaşçıları atları ile uzak ülkeleri fethe gidebilmişlerdir. Nart destanlarında anlatıldığına göre Nart Debet’in ondokuz oğlu vardır.

Bazı Karaçay-Malkar bilimadamları Nart Debet’in isminin kökeni hakkında değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Profesör Magomet Habiçev’e göre Debet ya da Devet adı “Dev” kelimesine getirilen “-et” çoğul ekiyle türetilmiş bir isimdir. Buna göre Debet ya da Devet adı “Devler”, “Güçlüler” anlamına gelir. Ancak “dev” kelimesinin Farsça bir kelime olması bu görüşü çürütmektedir. Diğer bir Karaçay-Malkar bilimadamı İsmail Miziyev’e göre Debet adı, ailenin ve evin koruyucusu olduğuna inanılan eski İskit Tanrıçası Tabiti ile bağlantılıdır.

Ancak Davut Peygamberin Kur’an-ı Kerim’de konu edildiği bazı ayetleri incelediğimizde Nart kahramanı Demirci Debet ile büyük benzerlikte özelliklere sahip olduğunu görüyoruz. Enbiya suresinin 80. ayetinde ve Sebe suresinin 10. ayetinde Allah Davut peygambere demirden zırh yapmasını öğrettiğini ve Davut’un ellerinde demiri yumuşattığını söylemektedir. (“Ona sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik.” Enbiya suresi 80. ayet. “Ey dağlar ve kuşlar. Davud tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayın diyerek and olsun ki ona katımızdan lütufta bulunduk. Geniş zırhlar yap, dokumasını sağlam tut diye ona demiri yumuşak kıldık.” Sebe suresi 10. ayet.)

İslamî rivayetlerde de Allah’ın Davut peygambere kuşlarla ve dağlarla nasıl konuşmayı öğrettiği, silah ve zırh yapmak için demiri nasıl yumuşatmayı öğrettiği anlatılır. Bu hikâyelere göre Davut Peygamber demiri ateşin yardımı olmadan hamur gibi yumuşatma mucizesinin sahibidir. Rivayetlerde Davut Peygamberin ondokuz oğlu olduğu anlatılır. Orta Asya Türk boyları arasında Davut Peygamber demircilerin piri kabul edilir. Tarançı (Uygur) şamanları bazı dualarında Davut Peygamberi demircilerin kutsal hocası olarak tasvir ederler ve ondan yardım dilerler. Kazak şamanlarının dualarında da Davut Peygamber demiri ateşin yardımı olmadan döven bir pir olarak tasvir edilir.

Karaçay-Malkar Nart destanlarında anlatılan Nart Demirci Debet’in taşıdığı özellikler Kur’an-ı Kerim ve İslamî rivayetlerde anlatılan Davut Peygamberin özellikleri ile tam olarak benzeşmektedir. Demirci Debet’in ve Davut Peygamberin ondokuz oğlu vardır. Her ikisi de demirci ustasıdırlar ve demiri ateş kullanmadan hamur gibi yoğururlar. Her ikisi de demirden silahları ve demir zırhı ilk icat eden kişidir. Her ikisi de kuşlarla ve dağlarla konuşabilmektedirler.

Demirci Debet ile Davut Peygamber arasındaki bu benzerlikler tesadüfle açıklanamaz. Bazı dinî rivayetlerin Orta Asya ve Kafkaslar’a önceki yüzyıllarda taşındığı açıktır. Bu hikâye ve rivayetler o bölgelerdeki yerli halkların eski destan ve efsaneleri ile karışmışlar ve yeni karakteristik özellikler kazanmışlardır. Davut Peygamber Karaçay-Malkar Nart destanlarında değişime uğramış ve Nart kahramanı Demirci Debet (Devet) kimliğine bürünmüştür.

Davut Peygamber milattan önce 10. yüzyılda Filistin’de yaşamıştır. M.Ö. 7. yüzyılda İskitler Kafkas dağlarını aşarak Kafkas Ötesi’ne geçmişler ve Orta Doğu’ya kadar uzanan toprakları işgal etmişlerdir. Bir süre sonra Kafkasya’ya geri dönen İskitlerin bazı kültürel unsurları beraberlerinde Orta Doğu’dan Kafkaslar’a taşımaları muhtemeldir.

Milattan sonra 7-10. yüzyıllar arasında Kafkaslar’ın hâkimi olan Hazar Türk İmparatorluğu’nun resmî dini Musevilikti. Bilindiği üzere Davut Peygamber de bir Yahudi peygamberi idi ve Hazar Türkleri için Davut Peygamber bir kahramandı. Hazar İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından Hazar Türklerinden pek çok ailenin Kafkaslar’a gelerek Kabardey-Çerkes ve Karaçay-Malkar gibi etnik gruplara karışarak asimile oldukları bilinmektedir. Hazar kökenli bu aileler bu etnik gruplar arasında asimile olurlarken beraberlerinde getirdikleri kültürel unsurları da bu Kafkas halklarına taşımışlardır. Bu kültürel difüzyon da Davut Peygamberin Nart kahramanı Demirci Debet karakterine dönüşmesine yardımcı olmuş olmalıdır.

Nartlar, dev yaratıklar olan amansız düşmanları “emegenler” karşısında savaşta başarısızlığa uğradıklarında, Nart yaşlıları, Demirci Debet’i bulup, ona “emegenleri” yenebilecekleri bir kılıç yaptırmaları için genç Nartları, Debet’in yaşadığı Elbruz dağına gönderirler. Karaçay-Malkar Nart destanlarında bu hikâye şöyle anlatılır:

Karaçay-Malkar Türkçesi:

Emegenle Nartla bla erişe elle
Ullu zaran eter üçün küreşe elle
Nart batırla cortuvulda bolganda
Üylede kartla, katınla kalganda
Tavdan kelgen taza suvlanı tıya elle
Nart elleni caşavların buza elle
Nart ulanla zalimlikni unamayla
Allaylanı kırmaganlay koymayla
Cigitlikden kem bolmagan dev Nartla
Tüblerinde kurç temirça, Nart atla
San salmay, kıralla emegenleni cigitlikde

* * *

Türkiye Türkçesi:

Emegenler Nartlarla savaşıyorlardı
Büyük zarar vermek için uğraşıyorlardı
Nart kahramanları akına çıktıklarında
Evlerde yaşlılar, kadınlar kaldıklarında
Dağdan gelen temiz suları kesiyorlardı
Nart köylerinin hayat düzenlerini bozuyorlardı
Nart delikanlıları zalimliğe boyun eğmiyorlar
Öylelerini yok etmekten geri durmuyorlar
Yiğitlikten yana eksiklikleri olmayan güçlü Nartlar
Altlarında, çelik gibi, Nart atları
Mahvediyorlar emegenleri yiğitlikte

* * *

Örüzmek ve Satanay Biyçe

Karaçay-Malkar Nart destanlarında olağanüstü bir biçimde doğarak yeryüzüne gelen Nart kahramanlarından birisi Nartların lideri olarak tanınan Örüzmek ve bir diğeri de onun eşi olan Satanay’dır. Nart destanlarında Örüzmek ve Satanay’ın doğumları şöyle anlatılır:

Nartların demircisi Debet bir gün dağlarda demir filizi toplarken gökten bir yıldızın kayarak yeryüzüne düştüğünü görür. Üç gün, üç gece yürüyerek yıldızın düştüğü yere ulaşır. Yıldızın düştüğü yerde derin bir çukur açılmıştır. Çukurun ortasında küçük bir çocuk boynundan yakaladığı dişi bir kurdun sütünü emmektedir. Debet o çocuğu alarak Nartların ülkesine getirir. Kayan bir yıldızla yeryüzüne gelen ve kurt sütüyle büyüyen bu çocuğa Nartlar “Örüzmek” adını verirler. Örüzmek büyür ve Nartların lideri olur.[15]

Destanlara göre Örüzmek Nartların en akıllısı ve en yaşlısıdır. Bir mesele karşısında iyi düşünen, doğru karar veren, ağır başlı kişiliği ile tanınır. Karaçay-Malkar Nart destanlarında Örüzmek şöyle tanımlanır:

Nart Örüzmek süyse kökge uçhandı
Kökde bulutlanı celça çaçhandı

* * *

Nart Örüzmek isterse göğe uçarmış
Gökte bulutları rüzgar gibi dağıtırmış

Karaçay-Malkar Nart destan kahramanı Örüzmek Oset Nart destanlarında Wrıjmek, Adige (Çerkes) Nart destanlarında Osirmek adıyla tanınmaktadır. Örüzmek adının kökeni konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Bize göre Örüzmek adı Dede Korkut destanlarında da adı geçen eski Türk destan kahramanı Oruz Bek ile ilişkilidir. Arap harfleriyle yazıya geçirilen Dede Korkut destanlarında araştırmacılar tarafından “Oruz Bek” ya da “Uruz Bek” şeklinde okunan x,LâJâ! isminin “Örüz Bek” biçiminde okunması da mümkündür. Karaçay-Malkar Türkçesinde kelime ortasında kalan “b” sesinin “m” sesine dönüşmesi bilinen bir fonetik hadisedir. Örneğin “Mirza bek” adı Karaçay-Malkar Türkçesinde “Mirzemek”, “Can bek” adı “Cammek” biçimine dönüşür. Aynı şekilde “Örüz Bek” adı da “Örüzmek” şekline dönüşmüştür.

Destanlarda Örüzmek’in karısı ve Nartların annesinin adı Satanay Biyçe olarak geçer. Satanay’ın babası güneş, annesi aydır. Tengiz Teyri (Deniz tanrısı) Satanay’ı annesi ay’dan çalarak, alıp kaçırır. Onu bir adaya saklar ve adanın üzerini sis ve dumanlarla kaplar. Satanay’ı Tengiz Teyri (Deniz Tanrıçası) büyütür ve yetiştirir. Ona Satanay adını da o verir. Henüz küçük bir çocuk iken Tengiz Teyri oynaması için Satanay’a denizden çıkan yakut, elmas, mercan gibi değerli taşlar verdiğinde, Satanay’ın en çok kırmızı mercan (Sata)[16] taşlarıyla oynamayı sevdiğini görerek ona Satanay (Mercan Taşı) adını koyar. Satanay büyüdüğünde o adadan kaçar ve günlerce yol aldıktan sonra bir gün Nartların ülkesine gelir. Satanay burada Örüzmek ile evlenir. Destanlarda anlatıldığına göre Satanay Biyçe Nart kadınlarına yün iğirmeyi, dikiş dikmeyi, ekmek pişirmeyi, boza yapmayı, kumaş dokumayı öğretir. Örüzmek Nartların lideri olsa da her işi önce karısı Satanay Biyçe’ye danışır ve onun fikrini sorar, ondan akıl alır.

Alavgan Oğlu Karaşavay

Karaçay-Malkar Nart destanlarında anlatıldığına göre Nart Debet’in ondokuz oğlu vardır. En büyük oğlunun adı Alavgan’dır. Nart destanlarında Alavgan’ın mucizevî özelliklere sahip Gemuda adındaki atını yakalayıp ehlileştirmesi destanlarda şöyle anlatılır:

“Nart ülkesinin yakınlarında büyük bir göl varmış. Her gün öğleye doğru o gölün içinden doru ve boz renkli iki tay çıkarmış. Gölden çıkıp, etrafı seyredip, gölde yüzüp yorulduklarında tekrar gölün sularında kaybolup giderlermiş. Nartlar kementleriyle tayları yakalamak için çok uğraşmışlar ama başaramamışlar. Alavgan bir gün göl kenarında saklanıp kement atarak boz renkli tayı yakalamış. Hemen ağzına gemini ve dizginlerini takıp evine getirmiş. Kardeşlerinden kalan bir eyeri sırtına yerleştirip, zıplayıp tayın üzerine binmiş. Tay o kadar hızlı koşuyormuş ki, Nart ülkesindeki atların bir ayda aldıkları yolu o bir adımda sıçrayarak alıyormuş. Alavgan tayı ehlileştirmiş ve kendisine alıştırmış. Tayın adını Gemuda koymuş.”[17]

18 kardeşi emegen (dev) kızlarıyla evlenen Alavgan da birkaç kez Nart kızlarıyla evlenir. Ancak Nart kızları Alavgan’a dayanamayıp onu bırakıp kaçarlar. Alavgan emegenler (devler) ülkesinden bir kız bulup evlenmeye karar verir. Bir gün sabah erkenden atı Gemuda’ya binip yola çıkar. Yolda bir emegen (dev) kadına rastlar. Emegen kadın ona niçin emegenler ülkesinde dolaştığını sorar. Alavgan evlenmek için emegen kız aradığını söyleyince, emegen kadın kendisinin güzel bir kızı olduğunu, eğer beğenirse ona vereceğini bildirir. Alavgan gidip kızı görür ve annesi gibi çirkin emegen kızla evlenip Nart ülkesine döner. Alavgan’ın emegen karısı her ay iki erkek çocuk doğurur. Ama doğurduğu çocukları hemen ağzına atıp, yutup yer. Alavgan’ın süt annesi Satanay Biyçe Alavgan’ın emegen karısının doğurduğu çocukları yediğini anlar ve onlardan birini kurtararak Kafkas dağlarının en yüksek zirvesi Elbruz dağının başına çıkarır. O zamanlar Elbruz dağının zirvesi şimdiki gibi iki başlı değil, tek başlıdır. Satanay Biyçe Elbruz dağının tepesinde buz sarkıtlarından emzik yapıp çocuğun ağzına verir, buzdan beşiğe yatırıp döner. Bir ay içinde büyüyüp güçlenen çocuğu Elbruz dağından indirir. Satanay Biyçe Alavgan’ın emegen karısından doğan bu çocuğa “Karaşavay” adını verir. Birlikte Alavgan’ın evine doğru giderlerken evden çıkan emegen kadın doğurduğu çocuğu tanır ve yemek için üzerine saldırır. Karaşavay emegen annesini bir vuruşta öldürür. Elbruz dağının buzları arasında büyüyüp yetişen oğluna çok sevinen Alavgan “Ben artık yaşlandım, Gemuda’nın da kayışları eskidiler. Ona yeni kayışlar yaptır, artık onu sana veriyorum” der. Gemuda Karaşavay’ın atı olur.

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Karaşavay ile Gemuda birlikte pek çok maceraya atılırlar. Destanlarda Gemuda’nın olağanüstü özellikleri ve mucizevî güçleri de dile getirilir.

Nart destanlarında anlatıldığına göre Gemuda insan gibi Nartların dilinden anlar, onlar gibi konuşur. Toynakları demir gibi sert, gözleri balık gözü gibi parlaktır. Kirpikleri yoktur, tüyleri suda ıslanmaz. Denizlerde, göllerde yüzerken kulaklarıyla nefes alır. Elbruz dağının arkasındaki Bashan vadisinden uzanıp, dağın kuzey eteklerindeki Biyçe Sın yaylasının otlarını otlar. Bir söylentiye göre boynuyla kaşıya kaşıya Elbruz dağının tek başlı zirvesinin ortasında bir çentik açarak dağı iki başlı yapmıştır. Diğer bir söylentiye göre ise Elbruz dağının üzerinden sıçrarken toynağı dağın zirvesine çarparak onu iki zirveli hâle getirmiştir. Gemuda kişnediğinde hamile kısraklar korkularından taylarını düşürürler. Kısır kısraklar ise o kişnediğinde hamile kalırlar. Gemuda koştuğunda ayaklarının altındaki taşlardan çakan kıvılcımlar gök yüzünde yıldızları oluşturmuşlardır. Bir burun deliğinden çıkan rüzgâr yazı, diğerinden çıkan rüzgâr kışı getirir. Nartların düzenledikleri at yarışlarında hep Gemuda birinci olur. Yarışlarda sesinden önce kendisi gelir. Gemuda sahibi Karaşavay gibi şekil değiştirebilir, istediği şekle girebilir.[18]

Karaçay-Malkar Nart destanlarının bir bölümünde Karaşavay ile Gemuda’ya şöyle yer verilir:

Karaçay-Malkar Türkçesi:

Gemuda caz başında, Totur ayda tuvgandı
Bek süygeni Karaşavay bolgandı
Tuvganınlay, adam tilni bilgendi
Teyri da anı aruv körgendi
Bir canıvar cetalmagandı anı
Kanatlı da ozalmagandı anı
Kurçdan bolgandı Gemudanı tuyagı
Turçdan bolgandı anı eki cayagı
Ol atlasa, Kazman tavu titiregendi
Köse tavnu dommayların ökürtgendi
Bek süygendi tavdan tavga sekirtirge
Nart elinde har bir cerni bilirge
Ol örlegendi, bek burun Kazman Tavga
Ol çıkgandı bek algın Mingi Tavga
Sadak ogu ötmegendi terisinden
Sırpınla da kesalmagandı belinden
Karaşavay Gemudaga cabışhandı
Cıgılmazça, cerine kablangandı
Ura, bere köz körmezge bardıla
Tik kayaga cetib, öşün urdula
Tik kayalanı carıb eki etdile:
-Malkar avzu ma bu bolsun!- dedile
Çirik kölnü anı tuyagı açhandı
Soluvu bla turç kayalanı çaçhandı
Dıh Tavunda küçsüngendi, kekirgendi
Alaydan a Tıhtengenge sekirgendi
Tengizlede çabak kibik oynagandı
Culduzlanı bek miyiginde uçhandı
Çegem tarnı anı öşünü cargandı
Kaytıb, sora Bashan tavlaga bargandı
Bir sekirib, Mingi Tavga cetdile
Üsü bla arı-beri ötdüle
Tuyakları Mingi Tavga tiydile
Mingi Tavnu sora ayrı etdile
Karaşavay Gemudaga kuvangandı
Tav kırdıknı igisinden toydurgandı
Sılab-sıypab, terlegenin ketergendi
Kesi süygen aşlarından bergendi
Corta-çaba, künbatışha ketdile
Ullu Adılnı tolkunların kördüle
Ekisi da Nart eline kaytdıla
Haparların kart Debetge aytdıla
Nartla barı kuvandıla alaga
Kuvanç keldi Nart elleni barına

Türkiye Türkçesi:

Gemuda bahar başında, Mart ayında doğmuş
En sevdiği Karaşavay imiş
Doğar doğmaz insan dilini anlamış
Gök Tanrısı da onu beğenmiş
Hiçbir hayvan yetişemezmiş ona
Kuşlar bile geçemezmiş onu
Çeliktenmiş Gemuda’nın toynağı
Demirdenmiş onun iki yanağı
O yola çıksa, Kazman dağı[19] titrermiş
Köse dağın bizonlarını böğürtürmüş
Çok severmiş dağdan dağa sıçratmayı
Nart ülkesindeki her bir yeri bilmeyi
O tırmanmış ilk önce Kazman dağına
O çıkmış ilk önce Elbruz dağına
Ok işlemezmiş derisinden
Kılıçlar da kesemezmiş belinden
Karaşavay Gemuda’ya yapışmış
Düşmeyecek gibi, eyerine sarılmış
Vura-kıra gözün ulaşamayacağı yerlere gitmişler
Dik kayaya varıp, göğüsüyle vurmuşlar
Dik kayaları yarıp ikiye ayırmışlar:
-Malkar (Çerek) kanyonu[20] bu olsun! demişler
Çirik gölünü[21] onun toynağı açmış
Nefesi ile demirden kayaları dağıtmış
Dıh Tav[22] dağında iç çekmiş, geğirmiş
Oradan Tıhtengen’e sıçramış
Denizlerde balık gibi oynamış
Yıldızların en yükseğinde uçmuş
Çegem kanyonu geçidini onun göğsü yarmış
Dönüp, sonra Bashan dağlarına gitmiş
Bir sıçrayıp, Elbruz dağına varmışlar
Üzerinden öteye-beriye geçmişler
Toynakları Elbruz dağına değmişler
Elbruz dağını çatal zirveli yapmışlar[23]
Karaşavay Gemuda’ya sevinmiş
Dağ çimeninin iyisiyle doyurmuş
Sevip-okşayıp, terini silmiş
Kendi sevdiği yiyeceklerden vermiş
Koşuşturarak, batıya gitmişler
Büyük İdil ırmağının dalgalarını görmüşler
İkisi de Nart ülkesine dönmüşler
Haberlerini yaşlı Debet’e anlatmışlar
Nartların hepsi sevinmişler onlara
Mutluluk gelmiş Nart köylerinin hepsine

* * *

Sosurka ~ Sosuruk

Karaçay-Malkar Nart destanlarında olağanüstü bir biçimde doğan Nart kahramanlarından biri de Sosurka ya da Sosuruk adını taşır. Destanlarda Sosurka (ya da Sosuruk) akıllı ve kurnaz bir kişilik olarak karşımıza çıkar. Sosurka beş başlı bir emegen’i gücüyle değil, aklıyla yenerek öldürür ve Nartları o devin getirdiği felaketlerden kurtarır. Emegenlerin sahip olduğu ateşi onlardan çalarak Nartlara ateşi getiren de Sosurka’dır.

Karaçay-Malkar Nart destanlarında Sosurka’nın bir granit taşından doğduğu anlatılır. Karaçay- Malkar dilinde granite sostar veya soslan adları verilir. Sosuruk ve Sosurka adları “Granit soyundan” anlamına gelir. Destanlarda anlatıldığına göre, bir gün İdil ırmağı kıyılarında dolaşmakta olan Satanay Biyçe bir granit kayanın kımıldadığını görür. Kayayı alır ve Debet’e götürür. O sırada kaya yarılır, içinden kor gibi yanan bir çocuk çıkar. Debet kızgın demiri tuttuğu kıskacıyla çocuğu baldırlarından tutup suya sokar ve vücudunu çelikleştirir. O yüzden Sosurka’nın en zayıf yerleri, suya değmeyen baldırlarıdır. Düşmanları onu baldırlarından vurmaya çalışırlar. Sosurka’yı Örüzmek ve Satanay Biyçe yetiştirirler. Nart destanlarının bazı varyantlarında Sosurka’yı yetiştirip ona annelik yapan destan kahramanı İdil ırmağı kıyısında bir Nart kalesinde yaşayan Kırs Biyçe’dir[24] (Nartla 1995: 290). Kırs Biyçe Sosurka’yı Ekicürek adlı bir Nart’ın Akbilek adındaki güzel kızı ile evlendirir. Nart destanlarında Sosurka’nın doğumu ve Akbilek ile evlenmesi şöyle anlatılır:

Karaçay-Malkar Türkçesi:

Sosurka taşdan tuvgan künde ışara-küle tuvgandı
Kaşları, orakla kibik, közleri tang çolpança cangandı
Anı ol zamanda tüz atı Sostar ulu bolgandı
Ol atnı ol zamanda Nart cıyılıb atagandı
Bara barganda va Sosurka deb koygandı
Ol. birsi adamladan akıllı, karuvlu bolgandı
Sosurka toguz aynı toguz künge ösgendi
Temir ılıhtınladan çalıla eşgendi
Temir kangaladan çabır etib kiygendi
Huyunların dommakdan etib tizgendi
Çiy bagırdan çabır etib, cortuvulga bargandı
Çabır bavların çiy bolat temirden etib kıshandı
Alay bla Nart Sosurkanı analıgı Kırs Biyçe bolgandı
Sosurkanı batırlıkga, cigitlikge, kertiçilikge
Çıdamlıkga, çabarga, atarga, uruşha üretgendi
Anı elinde Akbilek atlı bir aruv kız bolgandı
Akbilekni aruvlugu Nartla eline cayılgandı
Kesi da ögüznü müyüzüne cabışsa, anı horlagandı
Akbilekni Sosurka katınlıkga algandı
Akbilek Ekicürek degen bir Nartnı kızı bolgandı
Ekicürek, Nart tulpar, kesi cangız bir uruşha ketgendi
İçi küyüb, cüz adamnı öltürüb, ölgendi

Türkiye Türkçesi:

Sosurka taştan doğduğu gün, gülümseyerek doğmuş
Kaşları orak gibi, gözleri çoban yıldızı gibi parlamış
Onun o zamanlar gerçek adı Sostar ulu
(Granit oğlu) imiş.
O adı o zamanda Nartlar toplanıp koymuş
Gide gide Sosurka demişler
O diğer insanlardan akıllı, güçlü imiş
Sosurka dokuz ayı dokuz günde büyümüş
Demir çubuklardan çitler örmüş
Demir levhalarından çarık yapıp giymiş
Çarık tabanını bronzdan yapmış
Saf bakırdan çarık yapıp, yağmacılığa çıkmış
Çarık bağlarını saf demirden yapıp bağlamış
Böylece, Nart Sosurka’nın analığı Kırs Biyçe olmuş
Sosurka’ya cesaret, yiğitlik, dürüstlük
Dayanıklı olmayı, koşmayı, atmayı, savaşmayı öğretmiş
Onun köyünde Akbilek adlı bir güzel kız varmış
Akbilek’in güzelliği Nartlar ülkesine yayılmış
Kendisi de öküzün boynuzuna yapışsa, onu yenermiş
Akbilek’i Sosurka eş olarak almış
Akbilek Ekicürek denen bir Nart’ın kızı imiş
Ekicürek, Nart yiğidi, kendisi tek başına bir savaşa gitmiş
İçi yanıp, yüz adamı öldürüp, ölmüş

* * *

Ünlü Türkolog W. Radloff’un 19. yüzyılda Güney Sibirya’da yaşamakta olan Türk boyları arasında derlediği “Ak-Kübek” destanı ile Kafkas Nart destanlarından Sosurka destanı konuları açısından büyük bir benzerlik göstermektedir. Bu bakımdan, önce Radloff tarafından derlenen Ak-Kübek destanını inceleyerek, Nart destanı Sosurka ile arasındaki paralellikleri ortaya koymak faydalı olacaktır.

Radloff’un derlediği destanda Ak-Kübek ile Oğuzların destan kahramanı Salur Kazan kimin daha güçlü olduğunu anlamak için birbirlerine sihirli hünerlerini gösterirler ve birbirleriyle yarışırlar. Destanda bu mücadele şöyle tasvir edilir:

  1. Ak-Kübek adlı yiğit, Salur Kazan’ı görünce, okunun başağını ateşe koyar, iyice kızdırdıktan sonra ağzına sokar. Salur Kazan bunu görünce, o da okunun başağını ateşte kor halinde kızartır, ondan sonra ağzına koyar ve üstelik çiğnedikten sonra da tükürüp atar.” (Bu mücadelede Salur Kazan üstün gelir)
  2. “Ak-Kübek dağdan yuvarlanan kayaları, başı ile vurarak yeniden dağın doruğuna fırlatır. Salur Kazan da aynı şeyleri yapar.” (Bu mücadelede berabere kalırlar)
  3. “Ak-Kübek gider, bir ırmağın içine oturur. Irmak altı günde altı karış buz tutar. Sonra Ak- Kübek buzları kırarak ırmaktan çıkar. Salur Kazan bunu yapamaz.” (Bu mücadeleden Ak-Kübek galip çıkar)
  4. “Ak-Kübek Salur Kazan’ın başını kesmek ister. Fakat Salur Kazan’ı Ak-Kübek’in kılıcı kesemez. Salur Kazan bacağında saklı demirden bir kılıç olduğunu söyler. Ak-Kübek bu kılıçla Salur Kazan’ın başını kesmeyi başarır.”[25]

Ak-Kübek ile Salur Kazan arasındaki mücadelenin benzer motifleri bu destanın derlendiği Güney Sibirya’dan binlerce kilometre uzakta, Kafkas dağlarının sarp vadilerinde yaşayan Karaçay-Malkar ve Oset halklarının Nart destanlarında da bulunmaktadır.

Oset Nart destanlarında Nart kahramanı Sozrıko’nun dev cüsseli Karadzaw ile yaptığı mücadele Ak-Kübek ile Salur Kazan arasındaki mücadeleye şaşırtıcı derecede benzer motifler taşımaktadır. Oset Nart destanında Sozrıko at sürülerine yeni otlaklar bulabilmek amacıyla Urup ırmağının ötesine doğru yola çıkar. Yolda karşısına dev cüsseli Karadzaw çıkar. Karadzaw Sozrıko’nun ününü işitmiştir ve onunla güçlerini yarıştırmak istemektedir, ancak Sozrıko’yu tanımamaktadır. Karadzaw Sozrıko’ya Sozrıko’yu tanıyıp tanımadığını sorar. Kurnaz Sozrıko onu tanıdığını, dünyada ondan güçlü hiç kimsenin bulunmadığını söyler. Karadzaw Sozrıko’nun maharetlerini öğrenmek ister. Sozrıko Karadzaw’a Sozrıko’nun sarp kayalıklardan yuvarlanan iri kayaları başı ile vurup geriye fırlattığını anlatır. Karadzaw aynısını yapacağını söyler ve Sozrıko’nun yuvarladığı kayaları başı ile vurarak geri fırlatır. Sozrıko Karadzaw’a Sozrıko’nun göle girerek buz tutmasını beklediğini ve göl buz tutunca buzları yararak çıktığını söyler. Karadzaw da göle girer ve buz tutmasını bekler, ancak kalın buz tabakasını yarıp gölden çıkamaz. Karadzaw kendisine bu kurnazca oyunu oynayanın Sozrıko’nun ta kendisi olduğunu anlar. Sozrıko kılıcıyla Karadzaw’ın boynunu kesmeye çalışır ama kılıcı onun boynuna işlemez. Karadzaw Sozrıko’ya kendisini ancak kendi kılıcıyla öldürebileceğini, eğer omuriliğini kuşak gibi beline dolarsa kendi gücünün de ona geçeceğini söyler. Sozrıko Karadzaw’ın kılıcını alarak onun boynunu keser, omuriliğini alıp beline dolamadan bir ağacın gövdesine dolar. Omurilik ağacı bir anda iki parçaya böler. Böylece kurnaz Sozrıko Karadzaw’ı alteder.[26]

Oset Nart destan kahramanı Sozrıko Karaçay-Malkar Nart destanlarında Sosurka ya da Sosuruk adlarıyla karşımıza çıkar.

Sosurka’nın beş başlı dev ile yaptığı mücadelenin motifleri de Ak-Kübek ile Salur Kazan arasındaki mücadelenin motifleriyle büyük benzerlik taşımaktadır. Sosurka ile karşılaşan beş başlı dev ona Sosurka’yı tanıyıp tanımadığını sorar. Sosurka dev’e Sosurka’yı iyi tanıdığını, onun Nart oyunlarına şahit olduğunu anlatır. Dev ondan Sosurka’nın maharetlerini anlatmasını, onun yaptıklarının aynısını kendisinin de yapabileceğini söyler. Sosurka dev’e Sosurka’nın yüksek dağların zirvelerinden yuvarlanan büyük kayaları başıyla vurup tekrar geriye fırlattığını anlatır. Dev aynısını yapmak ister ve Sosurka’nın yuvarladığı kayaları başıyla vurarak geriye çıkartır. Sosurka dev’e Sosurka’nın kızgın demirleri yuttuğunu ve kendisine bir şey olmadığını söyler. Dev kızgın demirleri yutar ve kendisine hiç bir şey olmaz. Sosurka dev’e Sosurka’nın göle girerek buz tutmasını beklediğini ve gölün buzlarını kırarak gölden çıktığını anlatır. Dev göle girer ve buz tutmasını bekler. Ancak buz tutan gölden kurtulmayı başaramaz. Bunun üzerine dev kendisine bu oyunları oynayanın Sosurka olduğunu anlar. Sosurka kılıcıyla dev’in dört başını keser ancak beşinci başına kılıcı işlemez. Dev Sosurka’ya kendisini ancak kendi kılıcının öldürebileceğini söyler. Sosurka dev’i kendi kılıcıyla kesip öldürür.[27]

Karaçay-Malkar Nart destan kahramanı Sosurka’nın beş başlı dev ile yaptığı mücadeledeki “dağdan yuvarlanan kayaları başıyla vurup geriye fırlatma”, “kızgın demir yutma”, “buz tutan göle girip buzları yararak çıkma”, “kendi başını ancak kendi kılıcının kesmesi” motifleri Ak-Kübek ile Salur Kazan arasındaki mücadelenin motifleriyle aynı özellikleri taşımaktadır. Eski Türk mitolojisine ait özellikler olan bu motiflerin Altay-Sibirya’dan Kafkaslar’a Karaçay-Malkarlıların ataları eski Türk kavimleri vasıtasıyla taşındığı ve Oset Nart destanlarına da onlardan geçtiği düşünülebilir. Ancak bu görüşü güçlendirmek için daha geniş bir araştırma ile desteklenmesi gerekir.

Türkologlar tarafından henüz yeterince tanınmayan ve araştırılmayan Karaçay-Malkar “Nart Destanları” ihtiva ettiği mitolojik ve folklorik unsurlarla Türk dünyası edebiyatına önemli derecede katkı sağlayabilecek değerde bir destan türüdür. Karaçay-Malkar Nart destanlarında karşılaştığımız olağanüstü doğum motifleri eski Türk mitolojisi ve destanları ile yakından ilişkilidir.

Kafkas halklarının ortak tarihî destanları olan Nart destanları pek çok dış kaynaktan etkilenerek şekillenmiş ve yüzlerce yıl içinde günümüzdeki biçimini almıştır. Nart destanları incelendiğinde Orta Asya Türk mitolojisi ile eski Yunan mitolojisinden pek çok unsuru bünyesinde ihtiva ettiği görülmektedir. Tarih boyunca Kafkasya’yı etkileyen Ön Asya kültürünün de Nart destanlarındaki izlerini görmek mümkündür. Karaçay-Malkar Nart destanlarındaki Demirci Debet ile Davut Peygamberin karakteristik özellikleri arasındaki benzerlikler tesadüfe yer bırakmayacak şekilde bir kültürel yayılmanın Ön Asya’dan Kafkasya’ya doğru geliştiğinin göstergesidir.

Dr. Ufuk TAVKUL

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 20 Sayfa: 578-587


Kaynaklar:
♦ Canaytı, İvan. “Asetinlerde Nart Efsaneleri”/çev. İlhan Tekin, Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, 8 (43), 1977, 6-8.
♦ Haciyeva, T. Malkarlılanı bla Karaçaylılanı halk poeziya çıgarmaçılıkları. -Nalçik: Elbrus, 1988.
♦ Holayev, A. Z. Nartla. Malkar-Karaçay Nart Tavruhla. -Nalçik: Kabartı-Malkar Kitab Basma, 1966.
♦ Karaketov, M. D. İz traditsionnoy obryadovo-kultovoy jizni Karaçayevtsev. -Moskva: Nauka, 1995.
♦ Kuznetsov, V. A. “The Avars in the Narth epos of the Ossets”, Acta Orientalia, Budapest, Tom. 38, 1984, 165-169.
♦ Nartı/red. A. İ. Aliyeva.-Moskva: Vostoçnaya Literatura, 1994.
♦ Nartla/haz. M. Ç. Curtubayev, H. H. Malkonduyev. -Nalçik: Elbrus, 1995.
♦ Nartlar Asetin Halk Destanı/çev. Kayhan Yükseler. -İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1999.
♦ Ortabayeva, Rimma. Cetegeyli Ceti Culduz. -Çerkessk: Karaçay-Çerkes Kitab İzdatelstvo, 1985.
♦ Ögel, Bahaeddin. Türk Mitolojisi, 2. cilt. -Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1995.
♦ Potanin, G. N. Vostojniye motivi v srednevekom evrope epose. -Moskva, 1899.
♦ Tavkul, Ufuk. “Karaçay-Malkar Nart efsaneleri”, Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, 11 (64-65), 1987, 22-26.
Dipnotlar :
[1] Karadeniz ile Hazar denizi arasında uzanan Kafkas sıradağlarının üzerinde ve kuzeyinde kalan bölgelerde yaşamakta olan Abhaz-Abaza, Adige, Karaçay-Malkar, Kabardey, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan halkları “Kafkas kültürü”nü meydana getiren Kafkasya halklarıdırlar.
[2] Nartlar Asetin Halk Destanı/çev. Kayhan Yükseler. – İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1999, s. 15.
[3] Karaketov, M. D. İz traditsionnoy obryadovo-kultovoy jizni Karaçayevtsev. -Moskva: Nauka, 1995, s. 55.
[4] Potanin, G. N. Vostojniye motivi v srednevekom evrope epose. -Moskva, 1899.
[5] Canaytı, İvan. “Asetinlerde Nart Efsaneleri”/çev. İlhan Tekin, Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, 8 (43), 1977, s. 6.
[6] Canaytı, 1977, s. 6.
[7] Nartı/red. A. İ. Aliyeva.-Moskva: Vostoçnaya Literatura, 1994, s. 105.
[8] B. Tavkul, Ufuk. “Karaçay-Malkar Nart Efsaneleri”, Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, 11 (64-65), 19B7, s. 23.
[9] Ortabayeva, Rimma. Cetegeyli Ceti Culduz.-Çerkessk: Karaçay-Çerkes Kitab İzdatelstvo, 1985, s. 15.
[10] Kuznetsov, V. A. “The Avars in the Narth epos of the Ossets”, Acta Orientalia, Budapest, Tom. SB, 19B4, s. 168.
[11] Haciyeva, T. Malkarlılanı bla Karaçaylılanı halk poeziya çıgarmaçılıkları. -Nalçik: Elbrus, 19BB, s. 7.
[12] Haciyeva, 1988, s. 8.
[13] Nartla/haz. M. Ç. Curtubayev, H. H. Malkonduyev. -Nalçik: Elbrus, 1995, s. 10.
[14] Nartı, 1994, s. 71.
[15] Nartı, 1994, s. 74.
[16] “Sata” kelimesi Karaçay-Malkar dilinde “Mercan” anlamına gelir. Sata kelimesine aynı anlamıyla Kaşgarlı Mahmud’un XI. yüzyılda yazdığı Divanü-Lugat-it Türk adlı sözlüğünde de rastlanır.
[17] Nartla, 1995, s. 31.
[18] Nartla, 1995, s. 72.
[19] Kazman Tav: Bugün Gürcistan sınırları içinde bulunan 5047 metre yüksekliğindeki Kazbek dağı.
[20] Malkar (Çerek) kanyonu: Yukarı Balkarya vadisinde yer alan Çerek ırmağının açtığı dar kanyon.
[21] Çirik köl: Çerek kanyonunun başlangıcında suları kükürtlü derin bir göl.
[22] Dıh Tav: Yukarı Balkarya’da yer alan Kafkaslar’ın ikinci yüksek dağı (5203 metre).
[23] Elbruz dağının 5642 ve 5633 metre yüksekliğinde iki zirvesi vardır.
[24] Nartla, 1995, s. 290.
[25] Ögel, Bahaeddin. Türk Mitolojisi, 2. cilt. -Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1995, s. 35. 26.
[26] Nartlar Asetin Halk Destanı, 1999, s. 241-249.
[27] Holayev, A. Z. Nartla. Malkar-Karaçay Nart Tavruhla. -Nalçik: Kabartı-Malkar Kitab Basma, 1966, s. 84-87.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.