TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

İSTANBUL’UN FETHİNE DAİR HADİS UYDURMA MIDIR?

Ömer SAĞLAM

Hz. Peygamber’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” şeklindeki hadisinin, UYDURMA ve ZAYIF kategorisinde bir rivayet olduğu söyleniyor son zamanlarda.

Oysa bizim İmam-Hatip öğrenciliği yıllarımızda böyle bir şeyi zinhar duyamazdınız.

Anlaşılan; İslamcılar her şeye egemen oldukça Türklüğe dair ne varsa inkâr etmeyi kendilerine şiar edinmiş bulunuyorlar.

Asıl maksatları, Türklüğü ve Türk Milliyetçiliği’ni örselemek, bastırmak ve yok etmek, yerine renksiz-tuzsuz bir şey olan Ümmetçiliği egemen kılmaktır elbette.

Oysa biz, sadece bu hadisin değil, Kur’an-ı Kerim’de,  Mâide Suresi’nin 54. ayetinin de Türkler hakkında indirildiğine inananlardanız.

Sadece biz değil elbette, Vâni Mehmet Efendi ve Kürt Said (Said-i Nursî) bile inanmaktadır buna[1].

Bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı da yapan ve söz konusu hadise “UYDURMA” diyenlerin boyu kadar eser veren, hassaten başlı başına 12 ciltlik dev bir TEFSİR kitabı bulunan Prof. Dr. Süleyman Ateş’in söz konusu hadis hakkındaki düşüncesi şöyledir:

“İstanbul’un Müslümanlar tarafından fethedileceğini müjdeleyen Peygamber sözü birçok kaynakta vardır. Tarihi belgelerin ispatı, tarih kaynaklarına, hadislerin (Peygamber sözlerinin) ispatı da o sözün kaynaklarda mevcut olup olmadığına bakılarak anlaşılır. Hz. Peygamber’in, ‘İstanbul elbet feth olunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ buyurduğu birçok kaynakta geçmektedir. Bu hadisin bulunduğu başlıca kaynaklar şunlardır: İbn Hanbel, Müsned: 4/335, no. 18977; Buhari, Tarih: 2/81, Bişr-el-Ganevi biyografisi, no. 1768; İbn Kani: 1/81; Taberani, 2/38, hds. No.1216; Hakim, Müstedrek: 4/468, hds no. 8300; İbn Hacer Askalani, el-İsabe: 1/308, Bişr Ganevi biyografisi, no. 685.”[2]

Görüldüğü gibi, bahse konu hadis, muteber kabul edilen belli başlı hadis kaynaklarında bile geçmektedir.

Öte yandan, İstanbul’un fethi konusunda Hz. Peygamber’e nispet edilen söz konusu hadise her ne kadar “Uydurma” denilse de, bence bu rivayet, akla, mantığa, vakıaya, tarihin ve hayatın olağan akışına son derece uygun bir rivayettir.

“Sahih” kabul edilen pek çok hadisten daha gerçekçidir.

Zira 629 yılında yapılan Mute Savaşı’nda Bizans ordusu, Hz. Peygamber’in teşkil ettiği İslam Ordusu’na çok büyük zayiatlar vermiştir.

Hz. Peygamber’in çok sevdiği ve Ordu’ya kumandan tayin ettiği kişilerden azatlı kölesi ve evlatlığı Zeyd, Amcasının oğlu (Ali’nin ağabeyi) Cafer ve sanatını “Hz. Peygamber’i ve İslâm dinini savunmak, müşrikleri hicvetmek yolunda kullanan” ve Resûlullah’ın kendisini “Şiirleri müşrikler üzerinde oklardan daha etkilidir”[3] şeklinde tebcil ettiği, Şair ruhlu Revaha Oğlu Abdullah gibi yüce şahsiyetler ve ashaptan başka birçok önemli şahsiyet bu savaşta şehit düşmüşlerdir.

Hz. Peygamber, bu kederli hadise üzerine ve cepheden gelen son derece üzücü haberlerden duyduğu elemli ruh haliyle ve elbette Bizans’a duymuş olduğu öfkenin tesiriyle böyle bir söz söylemiş olabilir.

Zira özellikle Cafer’in ailesini uzun süre teskin etmeye çalıştığına, hatta onları teskin etmek için “Cafer şimdi cennette uçuyor” diyerek “TAYYAR” unvanını verdiğine veya lakabını taktığına ilişkin rivayetler vardır kaynaklarda.

Çünkü Cafer, daha çok Cafer-i Tayyar olarak anılır birçok eserde.

İşte bu son derece üzüntülü ortamda Peygamberin, Bizans hakkında böyle bir söz söylemiş olması, kuvvetle muhtemeldir.

Bu hadise “Uydurma” denilmesinin sebebi, muhtemelen peygamberin bu öngörüsünü gerçekleştirme şerefine Türklerin nail olmasıdır.

Bu hadis,  müjdeleme, gaipten haber verme, kehanet veya tahmin değil, sadece bir temenni mahiyetindedir.

Müslümanlar için duâ, kâfirler içinse bedduâ anlamına da gelmektedir aslında!

Duâ ve bedduâ da zaten geleceğe ilişkindir.

Hadis, genel ifadelerden oluşmaktadır; herhangi bir kişi veya millet/ırk adı zikredilmemektedir.

Eğer böyle bir şey olsaydı, yani mesela “Aşere-i Mübeşşere” hadisinde olduğu gibi belli bir ırkı ve eşhası konu alsaydı, direk uydurmadır diyebilirdik.

Ancak İstanbul hadisinde böyle bir yan da bulunmuyor.

Eğer İstanbul’u Araplar fethetselerdi, bu hadisin şimdi en sahih hadislerden birisi olarak kabul edileceğinden asla şüphemiz yoktur…

Ömer SAĞLAM

Araştırmacı Yazar

29.05.2020


[1] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz.  “Kur’an-ı Kerim Türklerden şöyle bahseder” başlıklı makalemiz, https://www.turkishnews.com/tr/content/2017/05/05/kuran-i-kerim-turklerden-soyle-bahseder/
[2] http://www.gazetevatan.com/suleyman-ates-306717-yazar-yazisi-istanbul-un-fethiyle-ilgili-hadis-gercek-mi-/
Bahse konu hadisin tafsilatlı tahlili için bkz. Mehmet Ali Kulat ” İstanbul’un Fethini Müjdeleyen Hadisin Değerlendirilmesi” https://dergi.diyanet.gov.tr/makaledetay.php?ID=16186&fbclid=IwAR2LTN8rZ99tnvmmX4zGxBqmNGxptGf69IeGcI7v2csLnGe4kbcpBehe6OE
[3] https://islamansiklopedisi.org.tr/abdullah-b-revaha
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ