İRAN TÜRKMENLERİ: TÜRKMENSAHRA

Dr. Abdurrahman DEVECİ

“Türkmensahra Türkmenlerinin tarihini uzun süre birlikte yaşadıkları Türk­menistan Türkmenlerinden ayrı tutmak mümkün değildir. Türkmensahra Türkmenleri 1881’e kadar Türkmenistan ile ortak kaderi paylaşmıştır. 1881’de, Türkmenlerin Türkmenistan’daki Göktepe Kalesi’nde Çarlık Rusyası ordusuna yenilmesinden sonra, İran ve Çarlık Rusyası arasında yapılan Ahalteke anlaşması çerçevesinde, iki tarafta yaşayan Türkmenler arasına sınır çekilmiştir.”

Giriş

Günümüz İran’ında Türkmensahra adın­da bir eyalet bulunmasa da Türkmensahra olarak kabul edilen bölge İran’ın Gülistan ve Kuzey Horasan eyaletlerini içine alan geniş bir coğrafyayı temsil etmektedir. İran tarafından yapılan sosyal içerikli araştırmalarda etnik köken baz alınmadığı için Türkmensahra Türkmenleri hakkında ve özellikle bölgenin de­mografik yapısı hakkında net bilgi vermek çok zordur. Sadece bölgedeki nüfus dağılımı hakkın­da tahminler yapılabilmektedir.

1. Tarihi Açıdan Türkmensahra: Türkmensahra Türkmenlerinin tarihini uzun süre birlikte yaşadıkları Türkmenistan Türk­menlerinden ayrı tutmak mümkün değildir. Türkmensahra Türkmenleri 1881’e kadar Türk­menistan ile ortak kaderi paylaşmıştır. Bu tarihe kadar Türkmenler Hazar Denizi ve Ceyhun Ir­mağı arasında beylikler şeklinde yaşayan özgür bir millet olarak kabul edilirdi. 1881’de, Türkmenlerin Türkmenistan’daki Göktepe Kalesi’nde Çarlık Rusyası ordusuna yenilmesinden sonra, İran ve Çarlık Rusyası arasında yapılan Ahalteke anlaşması çerçevesinde, iki tarafta yaşayan Türkmenler arasına sınır çekilmiş ve güneyde­ki Türkmenler İran sınırları içinde, kuzeydeki Türkmenler ise önce Çarlık Rusyası ve daha son­ra Sovyetler Birliği sınırları içinde kalmıştır. Gü­ney Türkmenlerin oturduğu bölgeye Şah Pehlevi döneminde Türkmensahra adı verilmiştir.

1924’te, Rıza Şah’ın iktidara geldiği dönemde, Türkmensahra Türkmenleri, Türkmen boyla­rının bir araya gelmesiyle, Osman Ahudn’un liderliğinde 1923 yılında bölgede bağımsız­lıklarını ilan ettiler. Türkiye Cumhuriyeti de, Türkmen Cumhuriyeti’nin ayakta kalması için yardımlarda bulundu. Bu yardımların yanında Türkmensahra’da yine Türkiye tarafından gön­derilen Türk subayları; Kadir Efendi, Cemal Bey, Mehdi Efendi, Mustafa Bey, Haydar Efendi, Mu­rat Bey ve Sultan Paşa gibi dönemin askeri yetki­lileri Türkmen askeri eğitim okulunda Türkmen gençlerine askeri ve siyasi eğitim verdi.[1] Sovyetler Birliği ve İran hükümetlerinin karşılıklı baş­lattığı saldırılar sonucunda, Türkmen Cumhuri­yeti ancak iki yıl (1923-1924) varlığını koruyabil­di. Alınan bu yenilgiden sonra bölgeyi idare eden Türkmen liderleri de öldürüldü. Bu yenilgi aynı zamanda Türkmensahra bölgesinin yönetiminin resmen İran hükümetine geçmesi anlamına geliyordu. İran hükümetinin açtığı Farsça eğitim ve­ren okullar yoluyla bölgede İran kültürü egemen olmaya başladı. Bunun yanında göçebe olarak yaşayan Türkmenler de yerleşik hayata geçmeye mecbur edildi. Türkmensahra bölgesinde Annegeldi Aç gibi bazı şahsiyetler tarafından organize edilen isyanlar etkili olduysa da Şah Rıza sahip olduğu askeri güçle bölgeyi kendi kontrolü al­tında tutmaya devam etti. Bu isyan hareketleri­ne karşı Türkmenler arasında Mercan Ahun ve Muhammed Daz Curcani gibi İran hükümetiyle işbirliği yapan ve İran’daki Türkmen hareketini durdurup, bölgeyi kontrol altında tutmayı he­defleyen şahsiyetler de ön plana çıkmıştır. İran Devleti bu kişiler vasıtasıyla Türkmen isyanları­nı bastırmıştır. Ayrıca, Muhammed Ahund Daz, Sovyetler Birliği sınırları içindeki Türkmen ha­reketine önderlik yapan ve daha sonraları İran’a kaçan Cüneyt Han’ın yönettiği bölgesel güçlerin dağıtılmasında da önemli rol oynamıştır. Muhammed Ahun Daz elde ettiği nüfuz sayesinde on dönem boyunca milletvekili olarak Türkmensahra bölgesi halklarını mecliste temsil etmiştir.[2]

Gümbet şehrinde Ziyar ailesi emirlerinden, şair ve hattat Kabus bin Veşmgur’un türbesi önünde Türkmen bayanlar.

2. Coğrafi Açıdan Türkmensahra: Türkmensahra, İran’ın kuzey doğusunda yer alan bir bölgedir. Batıdan doğuya 400 kilometre uzunluğunda olan bu bölge, batıda Hazar Deni­zi, kuzeyde Türkmenistan Cumhuriyeti, doğuda Bocnurd ve Deregez, güneyde ise Kuzey Elburz Dağları ile sınırlanır. Yükseklik, güneyden doğu­ya, doğudan batıya Hazar Denizi’ne doğru akan ırmakların uzantısında azalmaktadır. Kümüş Tepe, Bender Türkmen, Simin Şehir, Ak Kale, Anbar Olum, İnce Burun, Hütten Küren, Negin Şehir, Gümbet Kavus, Kelale, Merave Tepe, Deregez ve Bocnurd Türkmensahra şehirleri olarak tanınır. Ayrıca, Horasan Rezevi bölgesi­nin Türbet Cam şehrinde ve onun çevresinde de yaklaşık beş bin Türkmen yaşamaktadır. Toplam olarak İran’daki Türkmenlerin sayısı yaklaşık iki milyon olarak tahmin edilmektedir.

Türkmensahra bölgesi topraklarının özellikleri coğrafi konumlara göre farklılıklar göstermekte­dir. Elburz dağına yakın güney kesimleri tarıma elverişli ve su kaynakları açısından zengindir.

Kuzeyde ise Türkmenistan sınırına yaklaştıkça tarım bölgeleri azalmaktadır. Daha kuzeydeki bölge ise neredeyse tamamen çölleşmiştir.

Türkmensahra su, hava, bitki örtüsü, toprak ve hayvan yaşamı açısından da İran’ın Gilan ve Mazenderan gibi diğer kuzey bölgelerinden farklılık taşımaktadır. Coğrafi konumu itiba­riyle bölgenin özel bir meteorolojik yapısı var­dır. Elburz sıradağlarından uzak olması, batı rüzgârlarının nem getirmeyişi, bölgenin kuzey kesimini Türkmenistan’ın kuru ve yarı kuru çölünün uzantısı olarak göstermekte ve Karakum Çölü’nden gelen soğuk ve kuru hava akımı böl­geyi büyük ölçüde etkilemektedir. Bu bölgede batıdan doğuya ısı yükselmekte ve yazları hava derecesi bazı yerlerde 40 derecenin üstüne çık­maktadır, bazen 46 dereceye vardığı da saptanmıştır.[3]

“Türkmensahra’da, seçim dönemi her zaman Sünni ve Şii kesimlerin mü­cadele alanına dönüşmektedir. Şii Şii’ye, Sünni Sünni’ye oy vermektedir. İran’da mezhep konusu millet kimliğinin bile önüne geçmektedir. Örneğin Gümbet’teki Azeriler Şii olduğu için Farslara oy verirken, Kazaklar Sünni olmalarından dolayı her zaman Türkmenlerin yanında yer almaktadır.”

Türkmensahra’nın en önemli su kaynakları sıra­sıyla aşağıdaki ırmaklardır:

a- Gürgen Irmağı: Türkmensahra’nın en önemli ırmağıdır. Bu ırmak Aladağ (Bocnurd civarında)‘dan başlayarak, doğudan batıya doğ­ru akıp Gümbet şehrinden geçer. Gürgen çöllerine girdikten sonra 300 kilometrelik bir mesa­feyi aşar. Bender Türkmen şehrinin kuzeyindeki Hoca Nefes köyünden geçerek Hazar denizine akar. Bu ırmak Türkmen halkının hayvancılık ve tarım için kullandığı en önemli su kaynağıdır.

b- Etrek Irmağı: 500 kilometre uzunluğu ile İran’ın en uzun ırmaklarındandır. Hezar Mescit Dağı’ndan (Goçan civarında) başlayarak doğu­dan batıya Gürgen Irmağı ile paralel uzanmaktadır. Bu ırmak, İran ve Türkmenistan’ın kuru ve yarı kuru arazisini sulandırdığı için önem­lidir. Etrek Irmağı Türkmenistan’ın Esengulu Körfezi’nden geçerek Hazar Denizi’ne akar.

c- Karasu Irmağı: Gürgen’in doğusundaki dağ­lardan başlayarak, doğudan batıya 80 kilometre bir yolu aştıktan sonra Hazar Denizi’ne akar. Ka­rasu Irmağı konumu dolayısıyla Elburz Dağı’nın kuzey eteğinden akan küçük ırmakları kendine çeker. Ancak, Türkmen sahrasının kuzey ke­simi, bu ırmaktan bir pay alamaz. Dolayısıyla, Türkmensahra’nın doğu bölgeleri yeşil ve or­manlıktır, ama kuzey bölgeleri kırsaldır.

Aktokay Köyü’nde, Türkmenlerin büyük klasik şairi Mahtumkulu Faragı’nın anıt mezarının çevresinde şairi anma töreni gerçekleştiriliyor.

3. Türkmensahra’da Eğitim, Dil, Edebiyat ve Basın-Yayın

Muhammet Rıza Pehlevi hükümetinin son yıl­larında ve İslam devrimi döneminde, İran’ın bütününde eğitim konusuna gereken önem ve­rilmiş ve Türkmensahra’da bundan olumlu şe­kilde etkilenmiştir. Bugün Türkmensahra’nın hiçbir noktasında okulsuz köy görmek mümkün değildir. Köylerde ilkokul, dehistanlarda[4] ise or­taokul ve liseler bulunmaktadır. Bu okullarda erkekler ve kızlar hiçbir engelle karşılaşmadan okuyabilmektedir. Bender Türkmen ve Gümbet şehirlerinde devlete bağlı ve özel üniversiteler bulunmaktadır. Türkmen gençleri ister bölgede­ki üniversitelerde isterse Tahran, Meşhed, Şiraz, İsfahan gibi İran’ın büyük şehirlerinde eğitim hakkına sahiptir.

İslami devrimden sonra Cahad-ı Sazendegi (Ba­yındırlık Mücadelesi) kurumunun çabalarıyla, şehir ve köy yollarının yapılmasında ilerleme­ler kaydedilmiştir. Dolayısıyla, bugün Türkmen şehir ve köyleri arasındaki ulaşım da çok iyi durumdadır. Asfaltlı yollar genellikle şehirler arasındadır. Köy yolları ise bazen asfalt, bazen taştır. Köyler ve küçük şehirlerde, sağlık ocakla­rı olmakla beraber, büyük şehirlerde hastaneler halka hizmet vermektedir. Bender Türkmen’in Azim Gül Hastanesi, Gümbet’in Sosyal Güven­lik, Buzuye, Şohada Hastaneleri başlıca örneklerdendir.

Türkmenistan’da kullanılan yazı dili, İran Türkmenleri arasında da geçerlidir. İran ve Türkmenistan Türkmenleri arasında edebi dilin kullanıl­dığını söylemek mümkündür. Ancak, lehçelerde biraz farklılık vardır. İran Türkmenleri arasında Türkmenistan Türkmencesinde nazal n (n) ve peltek telaffuz edilen “s” ve “z” ünsüzleri[5] geçerlidir. Türkmen aşiretler arasında Yomut, Teke, Göklen, Nohurlu, Salır gibi aşiretler bulunmak­tadır. Türkmenlerin büyük klasik şairi Mahtumkulu Fıragi’nin divanının etkisiyle bütün Türkmen boyları aynı edebi dili kullanmaktadır. Mahtumkulu 18. yüzyılda Oğuz Türkçesini esas alarak, Türkmenler için yeni bir edebi dil ortaya atmıştır. Ondan önce edebi yazılarında Çağatay Türkçesini kullanan Türkmenler, Mahtumkulu edebi dili ile yeni bir aşamaya geçmiştir. O dil hala hem Türkmenistan’da hem de Türkmensahra’da kullanılmaktadır.

İran Anayasası’nın 15. maddesine göre İran va­tandaşları anadilde eğitim hakkına sahiptir. Ancak, Anayasa’nın düzenlemesinden 29 yıl geçme­sine rağmen, bu madde İran’ın hiçbir bölgesinde uygulanmamaktadır. Bu maddenin uygulanması için devletin bütçe sağlaması, öğretmenler yetiş­tirmesi, azınlık dillerinde okul kitapları basması gerekmektedir. Bugüne kadar bu konuda önem­li bir adım atılmamıştır. Ayrıca, azınlıklar kendi dillerinde kendi bütçeleri ile kitap basma hakları vardır. Türkmenler için ne devlet tarafından ku­rulmuş ne de Türkmenlerin kendi katkılarıyla kurulmuş bir dil öğretim merkezi bulunmamak­tadır. Türkmen çocukları Türkmenceyi ebeveyn­lerinden öğrenmektedir. Bu eğitimin yetersizliği sebebiyle Türkmence Farsça karşısında günden güne zayıflamaktadır. Ancak, son günlerde, Ahmedinecad’ın, azınlık dillerinin okutulması yönünde aldığı bir karar dikkat çekicidir. Ahmadinecad, milli azınlık dillerinin üniversitelerde sınırlı bir şekilde okutulmasını içeren bir kararı 11 Temmuz 2009’da İlimler Bakanlığı’na gönder­miştir. D/88/2950 sayılı kararda, Anayasa’nın 15. maddesi esas alınarak, üniversitedeki öğrencile­re azınlık dillerinde 2 kredilik seçmeli ders alma­ya müsaade edilmiştir. Bu karar, Azeri, Türkmen, Kürt ve Beluç dillerini kapsamaktadır.

İran Türkmenlerinin basın-yayın faaliyetleri­ne baktığımızda, “Sahra” adındaki ilk gazete 1998’de, İran’daki reform döneminde yayın ha­yatına başlamıştır. 35×50 cm. boyutu olan gazete Türkmenlerin yaşadığı Horasan ve Gülistan ve­layetlerinde dağıtılmaktadır. 8 sayfadan oluşan “Sahra” Farsça ve Türkmence basılmaktadır. Ya­zıların yüzde 90’ı İran Türkmenleri ile ilgilidir.

Sahra gazetesinden sonra, 1998’de “Yaprak” der­gisi çıkmıştır. A4 boyutunda çıkan dergi, yaklaşık 50-60 sayfa olarak, renkli ve ciltli basılır. Yaprak dergisi özellikle Türkmen kültür ve edebiyatına önem vermektedir.

Türkmensahra’nın ikinci dergisi de Reform dö­neminde, Hatemi’nin İran Cumhurbaşkanı oldu­ğu yıllarda çıkmıştır. ‘Fıragi’ adını taşıyan dergi, ilk defa 2000 yılında basılmıştır. A4 boyutunda dışı renkli iç sayfaları siyah-beyaz olan bu der­gi de Farsça-Türkmence olarak iki dilde yayınlanmaktadır. Fıragi dergisi, Yaprak dergisi gibi kültür ve edebiyata önem vermektedir. Ancak bu dergide tarihi konular da özel bir yer tutmak­tadır.

Türkmensahra’da yayınevleri bulunmaktadır. Sa­yıları reform döneminde artmıştır. Ancak, aktif çalışıp sürekli kitap basan üç yayınevi bulun­maktadır. Bunlar; Gabus, Telayi ve Fıragi’dir.

Gümbet şehrinde bulunan Gabus, Türkmensahra’nın en eski yayınevidir. 1960’ta, Şah döneminde çalışmalarına başlayan yayınevi özellikle Türkmen klasik yazar ve şairlerin eserlerini yayınlamıştır. Bu yayınevinin müdürü Hac Murat Durdi Gazi, Türkmensahra’da İran Türk­men yayınının atası olarak bilinmektedir.

Türkmensahra’nın ikinci yayınevi Telayi’de Gümbet’te bulunmaktadır. 1965’te kurulan Telayi Yayınevi, Telayi kardeşlerine aittir ve aile­nin soyadını taşımaktadır. Telayi yayın evinin bastığı eserler genelde dini konulardadır. Telayi kitapları, genelde Farsça ve ağırlıklı olarak Türk­mence olmak üzere iki dilde çıkar. Sünni kitap­ların az bulunduğu İran İslam Cumhuriyeti’nde, Telayi’nin Türkmen dilinde yayınlayan Sünni-Hanefi mezhebi ile ilgili kitapları, Hanefi mezhepli Türkmenlerin kendi mezheplerini öğren­melerine katkı sağlamaktadır.

Türkmensahra’da üçüncü yayınevi Fıragi adını taşımaktadır. Fıragi Yayınevi 1999’da reform döneminde kurulmuştur. Fıragi dergisini çıkaran Araz Muhammet Sarlı bu yayınevinin müdürü ve imtiyaz sahibidir.

Türkmence yayın yapan Türkmen radyosu 1958’de Muhammet Reza Pehlevi döneminde Aşkabat radyosuna rakip olabilmek amacı ile kurulmuştur. Radyonun ilk yöneticileri arasında Türkmen şair Nurberdi Curcani ve Abdüllatif Güli’de bulunmaktadır. İslami devrimden sonra Gülistan Vilayeti’nin merkezi Gürgen’de haftada yarım saat Türkmen televizyon programı da ya­yına başlamıştır ve halen devam etmektedir.

Anbarolum şehrinde Türkmenlerin büyük klasik şairi Mahtumkulu’yu anma törenleri

4. İran Türkmenlerinin Mezhebi: Türkmensahra Türkmenleri Sünni-Hanefi mez­hebine mensuptur. Her bir mahallede cami bu­lunur ve namazlar cemaatle kılınır. Sünni mez­hepli kitaplar da halk arasında yaygındır. Bu ki­tapların bazılarını, Telayi ve Rical gibi Türkmen yayınevleri basmaktadır. Ama çoğunlukla Hanefi mezhepli olan ve Pakistan ile sınırdaş Belucistan bölgesinden gelmektedir. İlkokulda da hükümet tarafından Hanefi fıkhı öğretilmektedir.

Türkmensahra’da çok sayıda dini ders veren medrese bulunmaktadır. Medreselerde Türk­men öğrenciler 7 yıl okuduktan sonra Ahun (hoca) unvanını kazanırlar. Ancak bu eğitimden sonra İran Devleti tarafından tanınan bir diplo­ma verilmediği için genelde bu okul mezunları iş bulamamaktadır. Bu yüzden Sünni mezhepli din âlimlerinin durumu, Şii mezhepli âlimlere göre mukayese edilmeyecek kadar kötü durumdadır. Türkmensahra’nın en ünlü dini medreseleri Garabulak, İrfan Abad, Seyit Gılıç İşan’dir. Bunlar masraflarını Türkmen halkının maddi desteği ile karşılamaktadır.

5. Türkmensahra’da Ekonomik Yaşam: Türkmensahra bölgesinde yaşayan halkın başlıca ekonomi kaynakları;, tarım, hayvancılık, doku­macılık ve balıkçılıktır.

Tarım ve Hayvancılık

Türkmensahra’nın güney kısmı bol yağış alma­sından ötürü kuzey kısmına nazaran tarımsal açıdan daha verimlidir. Kuzey kısmı ise yarı kuru bir iklime sahip olmasından ötürü tarım oldukça sınırlıdır. Bu bölgede yetişen ürünler şu şekilde­dir: Pamuk, arpa, buğday, kavun, karpuz, mer­cimek, kolza. Geçmiş yıllarda Türkmensahra’da sürekli pamuk ekilmesinden dolayı bölge Beyaz Altın Bölgesi olarak anılırdı. Ancak, son yıllar­da bölgede yağmurun azalması ile bölgedeki tarımcılık gerilemiş ve pamuk ekimi azalmıştır. Türkmensahra’nın doğusunda bulunan ve ge­çimleri tarıma bağlı olan Türkmenler son yıllar­daki kuraklıktan dolayı çok sıkıntı çekmiştir.

At, inek, koyun, keçi ve deve bölgedeki büyük ve küçükbaş hayvancılığın temel unsurlarıdır.[6] İnek, koyun ve keçi türleri Türkmensahra’nın he­men hemen her yerinde beslenirken, deve türleri çoğunlukla Gümbet’in kuzeyindeki yarı kuru bir iklime sahip çölde beslenir. Gümbet’in kuzeyin­de dağılmış olan develer Türkmenistan’ın çölle­rini hatırlatır. Türkmenlerin en sevdiği hayvan attır. Türkmensahra bölgesi içindeki coğrafi ve meteorolojik farklılıklara paralel olarak bölgede yaşayan hayvan türleri de farklılık göstermek­tedir. Doğusunda; kurt, tilki, sırtlan, tavşan, çöl faresi, oklu kirpi, yılan, geyik, kuzeyinde; ördek, kaz, güvercin, serçe, sığırcık, sülün kuşu, güne­yinde; kartalların değişik türleri görülmektedir.

Türkmenler İran’da Türkmen atı ve halısı ile tanınırlar. Geometrik motifli ve kırmızı renkli Türkmen halılarını İran’ın her köşesinde görmek mümkündür. 20 yıl öncesine kadar, halı dokuma Türkmen ailelerinin geçimlerine büyük katkıda bulunuyordu. Ancak İran’ın büyük şehirlerinde açılan fabrikalar ve onların Türkmen motifleri kullanarak ucuz malları pazara sokmaları Türk­men halıcılığına büyük zarar vermiştir. Böylece dokumacılığın ekonomik etkisi de önemli ölçü­de azalmıştır. Bu düşüşten sonra, Türkmen do­kumacılar açtıkları küçük halı fabrikaları ve kul­landıkları geleneksel metotlarla yüksek kalitede halılar üretmeye başlamışlardır.

Balıkçılık

Bender Türkmen ve Kümüş Tepe şehirlerinin en önemli ekonomik kaynağı balıkçılıktır. Hazar Denizi civarındaki bu şehirlerin tarım için elve­rişli toprağa sahip olmaması ve bölgedeki yüksek işsizlik oranının etkisiyle, insanlar geçimlerini balıkçılıkla sağlamaktadır. Ancak, sahil koruma ve balıkçılar arasında sık sık sorun yaşanmakta­dır. Türkmenler arasında ‘Karator’ diye adlandı­rılan büyük balık firmaları haricinde çok az kişi Hazar’da balık avlama iznine sahiptir. Kümüş Tepe’nin havyar ihracatı, İran’ın petrol dışındaki en önemli ihraç ürünüdür.[7] Buna rağmen, Bender Türkmen ve Kümüş Tepe şehirleri, sanayi ve iş merkezleri açısından en fakir şehirler arasın­dadır.

Sanayi

Türkmensahra, sanayi açısından İran’ın en yok­sul bölgelerinden biridir. Dolayısıyla bu bölgede işsizlik oranı diğer bölgelere göre daha yüksek­tir. İran’daki ortalama işsizlik oranı resmi veri­lere göre yüzde 20’dir. Ancak Türkmensahra’daki oran yüzde 30’un üstünde hesaplanmaktadır. 2006 yılında açılan Ak Kale’deki büyük petro-kimya fabrikası hükümetin bölgedeki önemli ya­tırımlarından birisidir. Türkmenlerin işsizlik so­runlarının çözülmesi konusundaki beklentileri arasında Kümüş Tepe’nin kuzeyinde Neftilce’de petrol tesisleri kurulması, Türkmensahra demir yolunun Türkmenistan demir yoluna bağlan­ması, serbest ticari ve turistik bölgenin oluştu­rulması, Hocanepfes’te ticari limanın yapılması bulunmaktadır.

“Türkmensahra Türkmenleri, Türk dünyasında da tanınmamaktadır. Ken­di milliyet, dil ve geleneğine çok değer veren bu halk, Türk dünyası ile daha fazla ilişki ve bağlantı kurarak dünyadaki Türk soydaşlarının var- etmektedir.”

6. Türkmenlerin Siyasi Durumu ve Kamudaki Yeri

İran Türkmenleri kendi istek ve arzularını ya­sal yollardan hükümete duyurmada, tek çareyi milletvekili olarak meclise girmekte bulmuştur. İran Anayasa’nın 115. maddesine göre sadece Şii mezhepli olanlar cumhurbaşkanı olabilmekte­dir. Ancak, Sünni mezhebe dahil vatandaşların bakan ve vali olamadıkları da bir gerçektir.

Türkmensahra’nın seçim bölgeleri öyle bölün­müştür ki, her bir veya iki Türkmen şehri, bir veya iki Fars şehri ile bir seçim bölgesine dâhil edilmiştir. Bender Türkmen ve Kümüş Tepe adlı Türkmen şehirleri, Kurdköy ve Bendergez adlı Fars şehirleri ile, Ak Kale Türkmen Şehri Gürgen Fars şehri ile, Kelale ve Marave Tepe Türkmen şe­hirleri, Minudeşt ve Galikeş Fars şehirleri ile aynı seçim bölgesine dahil edilmiştir. Ayrıca, Gümbet Türkmen şehri de yarı-yarıya Fars-Türkmen ha­line getirilmiştir. Kuzey Horasan’daki Türkmen köyler ise Bocnurd ve Aşhane gibi çoğunluğunu Farsların oluşturduğu şehirlerle bir havza oluş­turmaktadır. Böylece, Türkmenler ve Farslar ara­sında büyük bir rekabet ortaya çıkmaktadır.

Türkmensahra’da bir Türkmenin meclise gire­bilmesini garanti edebilen tek şehir Gümbet’tir. Çevresi çoğunlukla Türkmenlerden oluşan bu havzada Türkmenlerin oyu yüzde 70 oranında­dır. Bu şehirde, İran İslam devriminden sonra sadece ikinci dönemde Türkmenlerin güvenini kazanan Azeri kökenli Dr. Ziyapur milletve­kili seçilmiştir. Diğer milletvekillerinin hepsi Türkmendir. (Birinci dönem: Annamuhammet Garravi, üçüncü dönem: Etrek Teyyar, dördün­cü dönem: Memi Helaku, Beşinci dönem: Etrek Teyyar, altıncı dönem: Nagdi Gülçeşme, yedinci dönem: Abdullah Restgar)

Kelale’de rekabet eşit bir şekilde devam etmek­tedir. Bu bölgede, bazen bir Türkmen bazen de Türkmen olmayan bir aday seçimleri kazanmak­tadır. (Devrimden sonra üçüncü dönem: Yağmur Gulizade, beşinci dönem: Abdullah Saidisani, yedinci dönem: Bayramgeldi Bermek)

Türkmen nüfusun azınlıkta olduğu Bocnurd ve Ak Kale’de bugüne kadar hiç Türkmen vekil seçilmemiştir. Meclise iki Milletvekili gönderen Gürgen ve Ak Kale’de de 7. dönem seçimini Fars aday kazanmıştır. Türkmen aday Abdulnasır İzedi bölgede Şiiler ve Türkmen dışı unsurla­rın da desteğini almasına rağmen seçilememesi bölgedeki Türkmenlerin ümitlerini kırmıştır. Türkmenlerin itirazları da sonucu değiştirmeye yetmemiştir.

Bender Türkmen seçim bölgesinde nüfusun ya­rısının Türkmen yarısının Fars oluşu seçim reka­betini oldukça artırmaktadır. Devrimden sonra Bender Türkmen’de seçilen Türkmen milletve­killeri şunlardır. Üçüncü dönem: Yusuf Besencide, beşinci dönem: Azim Gül, altıncı dönem: Nazmuhammed Velipur.

Türkmensahra’da, seçim dönemi her zaman Sünni ve Şii kesimlerin mücadele alanına dönüşmektedir. Şii Şii’ye, Sünni Sünni’ye oy vermek­tedir. İran’da mezhep konusu millet kimliğinin bile önüne geçmektedir. Örneğin Gümbet’teki Azeriler Şii olduğu için Farslara oy verirken, Kazaklar Sünni olmalarından dolayı her zaman Türkmenlerin yanında yer almaktadır. Üst düzey görevler alamayan Türkmenler, en azından mec­lis yolunda engelle karşılaşmak istememektedir. Aslında, bu dikey bölünme tarzı Şah hükümeti döneminden kalmıştır. Türkmenlere göre, seçim bölgeleri değiştirilmeli ve bölgeler yatay hale ge­tirilerek, Türkmensahra şehirleri Fars şehirlerine bağlanmadan kendi aralarında bölünmelidir. As­lında böyle bir değişim İran için de yararlı ola­bilir. Etnik ve mezhebi mücadeleler ortadan kal­dırılıp, insanlar arasındaki dostluk ve beraberlik geliştirilebilir.

Belediye seçimleri her şehrin kendi sınırları için­de yapılmasından dolayı Türkmenler için daha olumludur. Belediye seçimleri İran Anayasası’na göre düzenlenmiş olsa da, ilk kez Hatemi’nin yönetime geldiği dönemde tam anlamıyla yürürlü­ğe girmiştir. Ondan önce Türkmen şehirleri Ak Kale ve Kümüş Tepe bazen Türkmen belediye başkanı atansa da Bender Türkmen ve Gümbet gibi büyük şehirlere hiçbir zaman Türkmen belediye başkanı atanmamıştır. İlk defa 1998’de İranlılar kendi şehir şurasını kendisi seçmeye hak kazanmıştır. Bu dönemde, Bender Türkmen ve Gümbet gibi Türkmen şehirleri de Türkmen şehir şurası seçebilmiştir. Belediye başkanını belirlemek ise şehir şurasının görevidir. Bu sü­rede, Türkmenlerden Gümbet’te: Annamuhammet Niyazi, Bender Türkmen’de Şahmuhammet Şiri belediye başkanı adayı olarak belirlenmiştir. Bender Türkmen nüfusunun yüzde 90’ı Türk­men olduğundan, o tarihten itibaren her zaman Türkmenler şehir şurasına seçilmekte ve sonuçta Türkmen belediye başkanı atanmaktadır. Türkmen oyların parçalanması yüzünden, yarısı Türkmen olmayan Gümbet’te, Türkmenler şehir şurasının çoğunluğunu kaybetmiştir. 2006’da ya­pılan son seçimde, Gümbet’te 5 kişiden oluşan şehir şurası seçimine sadece bir Türkmen (Ayşe Muhammedi) girebilmiştir. Bu oy parçalanması Türkmenler arasında bir organizasyon olmaması ve İran’da azınlıkların parti kurma hakkının ol­mamasından kaynaklanmaktadır. Seçimlerin 4 yılda bir yapılması nedeniyle insanları bir araya getirmede de birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Türkmensahra’da Türkmenler adına hiçbir siyasi yasal örgüt veya parti yoktur ve Türkmen genç­leri genelde İran’daki reformcu partiler ile işbir­liği yapmaktadır.

7. Türkmenistan ile İlişkiler

1991’de Türkmenistan’ın bağımsızlığa kavuş­ması Türkmensahra Türkmenleri arasında da büyük sevinç yaratmıştır. Bu şekilde bölgede Türkmenlerin de bir devleti olmuştur. Türkme­nistan ve İran’daki Türkmenler sınır bölgesine ait pasaport kullanarak Türkmenistan’da yılda 4 kez bulunma hakkı kazanmıştır.

Türkmenistan’ın ilk Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov (Türkmenbaşı), dünyada yaşayan di­ğer Türkmenleri de göz ardı etmemiştir. Dünya Türkmenlerini bir araya getirmek, düşüncele­ri paylaşmak; medeni, ilmi ve kültürel işbirliği içinde bulunmak için Dünya Türkmenleri İn­sani Koordinatörlüğü’nü kurmuş, koordina­törlüğe, Türkmensahra Türkmenleri de aktif katkıda bulunmuştur. Türkmenistan televizyon kanallarında zaman zaman Türkmensahra’yı tanıtan programlar yapılmıştır. Türkmenistanlı ve Türkmensahralı sanatçılar karşılıklı kon­serler düzenlemiştir. Türkmensahralı gençlere Türkmenistan’da okuyabilmeleri için kolaylık sağlanarak, eğitim ödemelerinde yarı yarıya indirim yapılmıştır. Ancak, bu süreç içinde za­manla Niyazov’un Türkmen meselesine bakışı değişmiştir. Bu değişikliklerin arkasında şu se­beplerin olabileceği düşünülmektedir:

-Türkmenistan’ın Türkmensahra’daki Türkmen­lerle ilgilenmesinin İran Hükümetini rahatsız etmesi.

-İran’daki Türkmenlerin Türkmenistan Türkmenlerine nazaran siyasi anlamda yeniliklere daha açık olmasının Türkmenistan rejimi tara­fından bir tehdit olarak algılanması.

-İran’daki bazı dini grupların Türkmenistan hü­kümetine karşı faaliyetlerde bulunması.

2002’de Niyazov’a karşı düzenlenen terör saldırısının ardından, Türkmenistan’ın dış dünyaya daha da kapanması, iki taraftaki Türkmenlerin ilişkisini altüst etmiştir. Bunun ardından iki haftalık verilen sınırsal vizeler kısıtlanmıştır. Ön­celeri Aşkabat’a kadar gidebilen turistlerin sınır bölgesinden daha uzaklara gitmeleri engellen­miştir. Uluslararası vizelere de ağır şartlar getirilmiş, hatta İran üzerinden Türkmenistan’a vize almak imkansız bir hale gelmiştir. Türkmen öğ­rencilerine sağlanan eğitim kolaylığı da ortadan kaldırılmıştır. Türkmensahra’lı Türkmenlerin Türkmenistan’dan beklediği kültürel destek de bununla birlikte sona ermiştir. Türkmensahra’da kurulması beklenen Türkmen Kültür Evi kötü­leşen ilişkilerden dolayı kurulamamış ve Türkmence eğitim imkanı da hayata geçirilemeden bitmiştir. Hiçbir Türkmensahralı’ya Türkmen olduğu halde Türkmenistan vatandaşlığı veril­memiştir. Türkmenistan’ın yeni Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov’un işbaşına gelmesiyle de, hissedilir bir değişiklik yaşanmamıştır. Halen İran ve Türkmenistan’ın kültürel ilişkileri, ba­ğımsızlık günleri ve “Mahdumkulu’yu anma” gibi özel günlerdeki karşılıklı resmi katkılarla sınırlıdır.

Sonuç

İran’ın kuzey doğusunda Türkmensahra bölge­sinde yaşayan 2 milyon Türkmen, İran’da hem mezhep hem de etnik olarak azınlık durumun­dadır. Türkmenistan’ın güney sınırının ötesinde yaşayan Türkmensahralı Türkmenler, Türkme­nistan ile ortak tarih, kültür, dil ve lehçeye sahip olsalar da, bugün İran’ın toprak bütünlüğü ve Anayasası’na saygı göstererek, kendi gelenek ve kimliklerini sorumluluk ile korumaya çalışmak­tadır. Kimliklerini koruyarak kendi dillerinde çocuklarına eğitim vermek, bölgede iş imkânları yaratarak işsizlik oranını azaltmak, Türkmenlerin İran hükümetinden talep ettikleri önemli konulardır.

Hatemi’nin 1997’de reformcuların adayı olarak seçilmesi, Türkmenler arasında yeni bir ümit yaratmıştır. 1997’den sonra, Türkmenler şehir şu­rasını kendileri seçip, Türkmenler arasından belediye başkanı belirleyebilmişler ve kendi dille­rinde gazete ve dergi çıkartabilmişlerdir. Ancak, meclis seçimlerinde seçim bölgelerinin dağılımı yüzünden Türkmensahra’dan Türkmen kökenli milletvekillerini meclise gönderme konusunda hala sorun yaşanmaktadır.

Türkmenler reformcuların vaatlerine umutla ba­karak sorunlarının çözülmesini arzu edip seçimlerde çoğunlukla reformcuları desteklemektedir. Türkmensahra Türkmenleri, Türk dünyasında da tanınmamaktadır. Kendi milliyet, dil ve gele­neğine çok değer veren bu halk, Türk dünyası ile daha fazla ilişki ve bağlantı kurarak dünyadaki Türk soydaşlarının varlıklarından ve bölgedeki güncel gelişmelerden haberdar olmalarını arzu etmektedir.

Dr. Abdurrahman DEVECİ

rahmandieji@yahoo.com

Kaynak: https://www.orsam.org.tr/d_hbanaliz/6abdurrahman.pdf


Dipnotlar:
[1] Matufi, Asadullah, “Tarih, Ferheng ve Honar-i Torkaman”, Cilt 2, Encümen-i Asar ve Mefair-i Ferhengi Yayınevi, Tahran, 1383 h.ş, s. 1302.
[2] Aynı eser, s. 1309.
[3] Bigdeli, Muhammedreza, “Torkamanhaye İran”, Psargad Yayınevi, 1369 h.ş.
[4] Birbirine yakın birkaç köyün oluşturduğu topluluk.
[5] Kara, Mehmet, “Türkmen Türkçesi ve Türkmen Edebiyatı”, Akçağ Yayınevi, Ankara, 1998.
[7] “Kümüşdepe Havyarı”, İktisad-i Gülistan, 32. Sayı, İran-Gürgen, 1384-9-16.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.