ERMENİ SOYKIRIMI ALDATMACASI VE 1919-1920 ADANA KATLİAMLARI

ERMENİ SOYKIRIMI ALDATMACASI VE 1919-1920 ADANA KATLİAMLARI

Adana’da 1920 Yılı Katliamları

Ermenilerin taşkınlıkları nedeniyle Adana esnafı dükkanlarını kapatmış, halk komitecilerin nutuklarıyla intikam naraları atan Ermenilerin insafına terkedilmişti. Kenarda bucakta yalnız yakalanan Türkler üzerinde imha politikası devam etmekteydi. 2 Şubat 1920’de Ermeni gençlerine silah dağıtılacağı haberinin[126] ardından, 10 Ocak’ta biri İncirlik yolu üzerinde, diğeri Şakirpaşa yönünde şehre gelen iki Türk komiteciler tarafından şehit edildi[127] Fransız subayları Ermenilerle birlikte varlıklı Türklerden tehditle rüşvet ve para toplamaya[128] başladılar.

Maraş’taki Türk direnişi üzerine, Fransızlar 27 Ocak-4 Şubat tarihlerinde Beyrut’tan altı tabur asker sevki yaptılar.[129] Ermeni ve Asurilere silah dağıtımı[130] yapılırken, Avrupa kamuoyunu yanlış haberlerle[131] etkilemeye çalışıyorlardı.

22 Şubat’ta Sırkıntı nahiyesinden hayvan almak üzere Adana’ya gelmekte olan Beğceli Köyü’nden Hacı Mehmed oğlu Mehmed ve arkadaşı Emir Ali, aynı nahiyenin Danacılar Köyü’nden Hatib’in oğlu Abdulkadir ve amcazadesi Osman ve Sarıgeçit merkez nahiyesinin sabık muhtarı Hallacoğlu Mehmed güpe-gündüz önlerine çıkan 7 silahlı Ermeni tarafından feci şekilde katledildiler.[132]

6 Mart 1920’de Bağlar bekçisi Karaköse oğlu Mustafa’nın yeğeni Dadağ Mahmut, Ermenilerin pususuna düşerek öldürüldü. Aynı gün, Kozan’a yarım saat mesafede Uyuzpınar mevkiinde posta sürücüsü olan Hasan Ağa da Ermeni çetelerince katledildi. 7 Mart gecesi Kayarlı Karakol Kumandanı Mustafa Efendi’yi karakolda bulunan Ermeni Jandarmaları, uyurken öldürerek firar ettiler.[133] 13 Martta şehirde müthiş bir patlama oldu. Abidinpaşa Caddesi’nde Ermeni Kilisesi Piskopusu Muşeg’in evinden papazın kardeşinin, Arşak’ın ve 5 Ermeninin cesedi çıkarıldı. Yıkıntılar arasında yapımı yarım kalmış 600 bomba, 8 Alman mavzeri ve binlerce mermi bulunması[134] masum! Ermenilerin ne tür oyuncaklarla uğraştığının göstergesiydi.

6 Nisan’da Adana’nın eski ailelerinden olan Abuzade Ali Efendi, bağına giderken gündüz vakti Ermeniler tarafından öldürüldü. Aynı gün gece yarısı 6 kişilik bir Ermeni çetesi Bahçelidam’da Kaplan Bey’in çiftliğini basarak iki ameleyi, bir bekçiyi öldürdüler.[135] 10 Nisan’da Belemedik’i düşüren Milli Kuvvetler, Ermenilerce yüzlerine katran sürülerek, güneşin altında günlerce bırakıldıktan sonra ölen birçok Müslümanın cesediyle karşılaştılar. 30 Nisan’da demiryoluna bomba koydukları iddiasıyla üç Türk kurşuna dizildi[136] Ermenilerin şuursuzca Türklere saldırmalarının nedeni, 11 Şubat 1920’de Maraş’tan atılmalarının kızgınlığından kaynaklanan intikam alma saplantısıydı.

Fransızların en güvendiği Pozantı Garnizon Kumandanı Binbaşı Mesnil, 19-21 Mayıs 1920 II. Kavaklıhan Muhaberelerinde taburu ile küçük sayıdaki Milli Kuvvetlere yenilmiş, daha sonra da çıkış yapmak için geldiği Karboğazı’nın Panzın Çukuru mevkiinde 42 Türk köylüsüne[137] teslim olmuştu. Çukurova’da Türk direnişinin gelişmesi karşısında TBMM hükümetini muhatab kabul eden Fransız hükümeti, Robert’de Caix başkanlığındaki heyetin Mustafa Kemal Paşa ile 23 Mayıs 1920’de görüşmesini sağladı. Sonuçta 29-30 Mayıs 1920 gece yarısından geçerli olmak şartıyla 20 günlük ateşkes anlaşması imza edildi.[138]

Geçmiş tarihte olduğu gibi, Fransızlar bu ateşkesi kuvvetlerini takviye etmek, Antep, Maraş ve Pozantı bozgununun olumsuz izlerini silmek amacıyla yapmışlardı. Ateşkese rağmen, 3 Haziran’da Gök Alioğlu Duran Ali ile 5 adamının, Karaoğlanlı Köyü’nden 10 Türkün Ermenilerce katledilmesi[139] bunun göstergeleriydi. 15 Haziran’da topluca imhasına çalışılan İncirlik’in boşaltılmasının ardından köy Ermenilerce yakıldı.[140] Olanlardan habersiz ele geçirilen Cingöz Bekir, İskender, Mehmet Şerifi karısı Hediye ve iki oğlu Ermenilerce katledildi.[141] Kozan’ın Karacaali Köyü’nden olan Arap Mehmet’i kurşunla yaralayan[142] Ermeniler 4 çobanı öldürdüler. Kulaklarını ve diğer uzuvlarını keserek[143] vahşet sergilediler.

11 Haziran 1920 Kahyaoğlu Katliamı’nda 43 erkek, 21 kadın ve sayısı belirlenemeyen çocukların acıklı sonu[144] Adana’yı ve Ankara’yı yasa boğdu.

Ermeniler 12 Haziran 1920 Cumartesi günü Adana bahçelerinde halka ateş açarak 2 kişiyi öldürdüler 7 kişiyi de yaraladılar.[145] 14 Haziran’da Çameli ve Gürcüler köylerinde 5 kişi hariç toplu katliam yapıldığı haberi[146] şehir halkını inletti. 15 Haziran’da Camili ve Dedepınarı[147] köylerini basan 575 kişilik Ermeni-Asuri çetesi toplam 95 nüfus Türkü Ceyhan nehri kıyısında katlederek suya attılar.[148]

Osmaniye’nin Hasanbeyli nahiyesinde Ermeni Cumhuriyeti kurduğunu ilan eden[149] Manok Şişmanyan, Abidinpaşa Caddesi’ndeki Ermeni Kilisesi’ni katliam yeri haline getirmişti. Katledilen Türklerin kemiklerinden yığınlar oluşmuştu.[150] Kozan’da binlerce Türk acımasızca katledildi. Muhasebeci Hamdi, Yazı İşleri Müdürü Ali Rıza, Emekli Yüzbaşı Mehmet Beyler Ermenilerin işkencelerinden sonra fırına[151] diri diri yakılmak suretiyle katledildiler.

Osmanlı idaresinde Türlere göre çoğunlukta bulunan Ermenilerin etkin olduğu Haçın sayesinde Ermeniler mebus çıkarmışlar, Amerikalı misyonerler burada kolej bile açmışlar[152] çoğu zaman Fransa, Rusya ve Amerika ile temas ederek bağımsızlık yollarını araştırmışlardı.

Fransız işgaliyle birlikte 1915 tehcirinden dönen Ermeniler Haçın’a akın ettiler. Fransız işgali, yıllardır hayallerini kurdukları bağımsız Ermenistan düşünü gerçekleştirebilirdi. Bu nedenle Adana ve Haçın’a nüfusta görülmeyen organizatör ihtilalciler doluşacaktır. İlk iş olarak Türk memurların işine son verildi. 1909 Adana Olaylarında yönlendiricilik yapan Çalyan Karabet Kaymakamlıkla görevlendirildi. 12 kişiden oluşan intikam komitesinin başkanı Terziyan Manik’in oğlu Aram Çavuş’tu. Kazadaki Ermeni Milli Meclisi’nin aldığı karar üzerine her biri 700-800 kişiden ibaret silahlı iki tabur kuruldu. Fransız usulüyle talim yapan bu taburların komutanı Cebeciyan, Doğu Anadolu’da Türk kanı akıtmakta tanınan Antranik’in intikam alayında görev almış[153] bir Ermeni subayı idi.

Askeri teşkilatlanma işlerini tamamlayan Ermeni komitecileri kasaba içinde yerli ve yabancı Türkleri misafir etme bahanesiyle öldürerek, “kendi cenazemizdir” söylemiyle Ermeni mezarlığında bir çukura atıyorlardı.[154] Civar köylerin durumu da yürekler acısıydı. Köseler köyünde Ermeni jandarması Agop ile Artın’in sataşmasına karşılık veren Emine, yediği dayaklardan sonra altı aylık çocuğunu[155] düşürecektir. Gizik Duran’ın karısı Şerife, Kozan bölgesi işgal Komutanı Taillardat’nın emrine çalışan jandarma Teğmeni Misak tarafından tecavüze uğradı.[156] Taillardat, Feke’nin Bozat köyü Muhtarı Hamza ve kardeşi Musa’yı[157] kurşuna dizdirtti.

Saimbeyli merkezine yarım saat uzaklıkta, Ermeni fedailerinin 11 yaşlarında 2 Türk çocuğunu kuzu gibi boğazlamalarına müdahale eden Lozade İsmail adındaki genç, diğerleri gibi kulağı, burnu kesilmek ve gözleri oyulmak suretiyle katledildi.[158] Kasabadan tehditle uzaklaştırılan Halil İbrahim’in evine zorla giren Jandarma çavuşu Artin, onun kız kardeşine tecavüz etti.[159]

Bölge Kuvayı Milliye Komutanı Kemal Doğan Bey ile yardımcısı Osman Tufan’ın[160] Develide bulunmaları Ermenileri kızdırmıştı. Komiteciler yörede katırcılık yapan Develili Hikmet oğlu Kamil, Vahap oğlu Mehmet, Mehmet oğlu Halit, Derviş oğlu Emin ve Mehmet, Salih oğlu Ali ile Cırtlaz Mehmet’i koyun boğazlarcasına keserek[161] şehit ettiler. İğdebel Köyü’nden İsmail Bey Obruk belinde öldürüldü.[162] Maraş’tan kovulan Ermenilerin de bölgeye gelmesiyle, Mart 1920’den itibaren civar köylerdeki Türkleri toplayan komiteciler Saimbeyli’de adları tespit edilebilen 217 masum insanı türlü işkencelerle katlettiler.[163]

Ali Efendinin ayaklarından kan fışkırıncaya kadar dövülmesi, sobada kızdırılan çay taşının mazlumların koltuk altlarına konulması,[164] Cebeciyan’a namusunu teslim etmeyen Kaytancızade Mürsel Bey’in hanımı Fatma Hatun’un Kalekilise’de hazırlanan, idam sehpasında[165] Milli Kuvvetlere teşhir edilmesi yapılan vahşetin boyutlarını gösterir.

Saimbeyli kuşatmasını yöneten Kemal Doğan Bey’in isteği üzerine Doğu Bölgesi Komutanı Osman Tufan Bey cepheye çağrılmış ve göreve başlamıştı. Yaş grupları değişiklik arz eden gönüllü kuvvetler eğitimsiz ve acemi insanlardı. Askeri eğitimli, seçme Ermeni birliği ise kullandıkları silahlarla daha üstün durumdaydılar. 29 Mart’tan itibaren kuşatılan Saimbeyli’deki esirlere yerden işleyen siperler kazdırmışlardı. Milli Kuvvetler 15 Mayıs 1920 itibariyle Saimbeyli’nin kuzey yönündeki altı binadan oluşan mahalli[166] ele geçirmişler, dört mermisi kalan[167] top yardımıyla kuşatmayı sürdürmüşlerdi.

Fransızların Çukurova da batağa saplandıklarını gören pek çok Ermeni ailesinin Amerika’ya gitmek üzere bölgeden ayrılırlarken, Fransızların Milli Kuvvetlere karşı direniş[168] ve katliamları[169] devam etmekteydi. Bölgede milli hareketin başarı göstermesi, Fransız-Ermeni katliam, tecavüz ve tedhiş hareketlerinin[170] boyutlarında tırmanış göstermiştir.

Adana ve civarındaki gelişmelerinden tedirgin olan, bekledikleri erzak ve asker yardımını alamayan komiteciler Aram Çavuş’un 200 seçilmiş intihar timi ile l Ağustos 1920 başlarında Saimbeyli’den kuşatmayı yararak çıkış[171] yapmışlar, katliam yapılacağı endişesi kuşatma kuvvetlerinin bir kısmının dağılmasına[172] neden olmuş, kuzey yönünde çıkış yapanların Zeytun ve Göksun Ermenileriyle birleşme ihtimali[173] endişeleri artırmıştı. 23 Eylül’deki çıkış hareketi sırasında Rumlu Köyü’nde bulunan Doğan Bey katliamdan[174] yaralı olarak canını kurtarmıştı. Kozan taraflarında ateş gücü etkili silahlarıyla çarpışarak Ceyhan’a ulaşan Aram Çavuş’un timi, geridekileri kendi kaderleriyle baş başa bırakacaktır.

Dağlık arazi şartlarında dağınık kuvvetlerin yeniden toparlanmasıyla[175] Eylül başlarında Osman Tufan Bey komutasında harekete geçen Milli Kuvvetler 4 Eylül’de Şar’ı[176] ele geçirmişlerdi. Çarık, yemeni, cephane sıkıntısı[177] içindeki 10 kişilik Feke kuvveti 7 Ekim’de Amerikan Koleji’ni[178] işgal etti. Esir tutulan masum Türklerin insanlığa sığmaz işkence yöntemleriyle toptan katledildiği Saimbeyli, Osman Tufan Bey’in 15 Ekim gecesi[179] düzenlediği genel saldırı sonucu ele geçirildi ve Türk düşmanlığının odak noktası olarak yıllarca görev yapan bu katliam yuvası tamamen susturuldu.[180] Çukurova’da ise, acımasızca katledilenler üzerine yakılan ağıtlar, yıllarca değişik şekilde, dilden dile söylenip durdu.

Mustafa Kemal Paşa’nın organizesinde başarıya ulaşan Çukurova’daki milli direniş, emperyalistlere güvenerek Türk kanı akıtan Ermenilerin Ermenistan ümitlerini sona erdirmişti. Varlıklarının yegane teminatı Türk idarelerine karşı ihanet ederek bir çok ülkeye göçen soykırımcı Ermenileri vatansızlık ve aldatılmışlığın acılarıyla dolu yeni bir maceralı yaşam bekliyordu. Rüzgar ekerken fırtına biçeceklerini unutmuşlardı.

Sonuç

Milletlerin kültürel konumları ve çağdaşlıklarıyla ilişkileri tarihsel süreçte onların istikballerini belirler. Günümüzdeki Ermenilerin vatanı Ermenistan değildir. Bu coğrafi bölgeye sonradan gelen bu topluluk, bir çok etnik zümre ile kaynaşarak yaşamıştır. Mizaçlarının değişkenliği nedeniyle, hakimleri tarafından sürekli sürgün edilmişlerdir. Bu vesileyle geldikleri Anadolu’da Türk idareleri onların her alanda gelişmelerini sağladı. Aşağılanan toplum olmadılar, ayrıcalıklı millet örneği oldular. Sömürülmediler, devletin yönetim kademelerinde, bürokraside yer aldılar.

Dünyanın stratejisine ve hammadde kaynaklarına hakim olmak isteyen Ruslar ve Batılı devletler onların geleceklerini tayin etti. Sürekli bağımsızlık vaadinin etkisiyle XIX. yüzyılın başlarında ruh ve fiil değişimi gösterdiler. Dış tahriklere çabuk kapıldılar. Kendileriyle aynı Tanrı’ya el açan Türkleri tarihin ender kaydedeceği kıyıma uğrattılar. Yaklaşık sekiz yüzyıl varlıklarının teminatı olan devleti parçalamaya çalıştılar. Nankörlüklerinin bedelini müşfik Osmanlı Devleti tarafından kısmen göç ettirilerek ödediler. Servetlerini kullanarak hayali soykırım masalları ile dünya kamuoyunu kandırmaya çalıştılar.

Devlet kurma vaadiyle tekrar geldikleri Çukurova’da Türk soykırımı yaparken, yine kırıldıklarını propaganda ettiler. Devlet kurmalarına bile izin vermeyen emperyalist dostlarıyla Anadolu’dan ayrılırlarken maşa olarak kullanıldıklarını geç anladılar. Günümüzde servetlerini kendi devletlerinin kalkınmasından bile esirgeyerek dünyayı kandırmaya çalışan Ermenilerin Anadolu’da yaptıkları katliamlar, insan hakları adına insanları birbirine kırdıranların anısına kara bir leke olarak geçecektir.

Yrd. Doç. Dr. Yusuf Ziya BİLDİRİCİ

Pamukkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 13 Sayfa: 503-513


Dipnotlar:
[1] T. G. Djuvara-Emir Şekip, Türkiye’yi Parçalamak İçin 100 Plan, İst. 1979.
[2] VII. ve VIII. Haçlı Seferi Kral IX. Louis tarafından yapılmıştı. Bkz.: Işın Demirkent, “Haçlılar”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ans., c. 14, s. 525 vd.
[3] Steven Runcıman, Haçlı Seferleri Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, Ank. 1989, c. I, s. 157-160.
[4] Annesi Alice Ermeni kökenliydi. Bkz.: Steven Runcıman, a.g.e., c., II., s. 151.
[5] Steven Runcıman, a.g.e., c. II. S. 289-291.
[6] Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İst. 1987, s. 86; Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Ank. 1985, s. 27.
[7] Steven Runcıman, a.g.e., c. III, s. 379.
[8] Enver Z. Karal, Osmanlı Tarihi, c. VI., T. T. K. yay., Ank. 1976, s. 36.
[9] Geniş bilgi için bkz.: Dündar Aydın, “Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkmasında Fransa’nın Rolü”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile İlişkileri Sempozyumu (Erzurum 8-12 Ekim 1984), Ank. 1985, s. 289.
[10] Ayrıntılar için bkz.: Yılmaz Kurt, 16. Yüzyıl Adana Tarihi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü basılmamış Doktora tezi, Ank. 1992, s: 79-81.
[11] Enver Z. Karal, a.g.e., c. V, s. 130 vd.
[12] Duyun-ı Umumiyye adına 1880’li yıllarda Adana Vilayeti’nin sosyal ve ekonomik durumunu araştıran Vital Cuinet, Ermenileri 97.450, Türkleri 93.200 kişi olarak açıklayarak Türkleri azınlık durumuna düşürmeye çalışmıştır. Bkz.: Vital Cuinet, La TurguieDasie Tome II, Paris 1891, s. 5 vd.
[13] Dündar Aydın, a.g.e., s. 287.
[14] Hayri Mutluçağ, İzmir Ermeni İhtilal Komitesi ve Terör, İst. 1986, s. 150.
[15] Komiteler ve çalışmaları için bkz.: Esat Uras, a.g.e., s. 430 vd.; Osman Karabıyık, Türk- Ermeni Münasebetlerinin Dünü Bugünü, İst., 1984, s. 58, vd.; Kamuran Gürün, a.g.e., s. 129 vd.; Cemal Anadol, Ermeni Dosyası, İst. 1982, s. 95 vd.
[16] Faaliyetleri için bkz.: M. Hidayet Vahaboğlu, Osmanlıdan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okulları, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 109, Ank. 1990, s. 22 vd.
[17] Bkz.: Azmi Süslü, “Şark Meselesi, Fransa ve Ermeniler”, Şahinbey Semineri (23 Aralık 1985 G. Aantep), Ank. 1988, s. 43.
[18] Yeni Tasvir-i Efkar, 23 Kanun-ı evvel 1324, sayı: 204.
[19] Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, İst. 1994, s. 175.
[20] Esat Uras, a.g.e., s. 491 vd.
[21] Ernest E. Ramsour, Jön Türkler ve 1908 İhtilali, Çev.: Nuran Yavuz, İst. 1982, s. 53 vd.
[22] Süleyman Kocabaş, Tarihte Türkler ve Fransızlar, İst. 1990, s. 342.
[23] A. Thomazi, Çanakkale Deniz Savaşı, Çev.: Hüseyin Işık, Ank. 1997, s. 20.
[24] Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ta Kadar, c. I, Ank. 1973, s. 157-158.
[25] Fransa’nın uzun ve çekişmeli süren Katolik propagandası sonucu 1830’da Osmanlı Devleti, Ermeni Katoliklerinin varlığını tanıyacaktır. Bkz.: Mim Kemal Öke, Ermeni Sorunu (1914-1923), Ank. 1991, s. 70.
[26] Bayram Kodaman, Sultan II. Abdulhamid Devri Doğu Anadolu Politikası, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 67, Ank. 1987.
[27] Mehmed Asaf, 1909 Adana Ermeni Olayları ve Anılarım, T. T. K. Basımevi, Ank. 1982 s. 10 vd.
[28] Cemal Paşa, İttihat Terakki ve I. Dünya Savaşı Anıları, Haz. Behçet Cemal, İst. 1977, s. 349-350.
[29] Salahi R. Sonyel, “İngiliz Gizli Belgelerine Göre Adana’da Vuku Bulan Türk-Ermeni Olayları (Temmuz 1908-Aralık 1909)”, Belleten. LI, Sayı 201, Aralık 1987, s. 1267.
[30] Yılmaz Kurt, 16. Yüzyıl Adana Tarihi, s. 79-81.
[31] Ahmet Cevdet Çamurdan, Kozan’ı Tanıyalım, Ank. 1973, s 101 vd.
[32] Ahmet Cevdet Paşa, Tezakir III, Çev. Cavit Baysun, Ank. 1963, s 237-239.
[33] Mustafa Onar, Kurtuluş Savaşında Haçın Gavuru, İst. 1975, s. 30.
[34] Ahmed Cevdet Paşa, Ma’ruzat, İst. 1980, s. 113 vd; Kasım Ener, Adana Tarihine ve Tarımına Dair Araştırmalar, M. E. Basımevi.
[35] Cezmi Yurtever, Kadirli Tarihi, Alperen Yayınları, İst. 1981, s. 108-109.
[36] Alfred Philipson, Küçük Asya, çev. Abdullah ve Şürekası, İst. 1979, s. 144.
[37] Enver Kartekin, Ramazanoğulları Beyliği Tarihi, İst. 1979, s. 144.
[38] Halkın tepkisi üzerine, Hükümet işletme akdini iptal etmişti. Bkz.: Mercimek Çiftliği Kısa Tarihçesi, Adana 1993, s. 1.
[39] Ermeni Komitelerinin Amal ve Hareket-i İhtilaliyesi, İst. 1332, s. 54.
[40] Esat Uras, a.g.e., s. 551.
[41] Salah, R. Sonyel, İngiliz Gizli Belgelerine Göre Adana’da Vuku Bulan Türk-Ermeni Olayları, Ank. 1988, s. 32.
[42] Esat Uras, a.g.e., s. 551.
[43] Mehmet Asaf, a.g.e., s. 24.
[44] Esat Uras, a.g.e., s. 552’de Müslümanlara karşı hareket için çavuş, onbaşı, erlerden müteşekkil kollar kurularak iki yüz yeminliden oluşan bir fedai çetesi hazırlandığını belirtmektedir.
[45] Mehmet Asaf, a.g.e., s. 7.
[46] Esat Uras, a.g.e., s. 552’de Mersin, İskenderun gümrüklerinden Adana’ya 12.840’ı aşkın silah getirildiğini; Salahi R. Sonyel, a.g.e., s. 30-31’de Adana genelinde bu sayının 40.000’e ulaştığını belirtmektedir.
[47] Kamuran Gürün, a.g.e., s. 174.
[48] Muşeg Efendi Kahire’de bastırdığı Adana Katliamı ve Teşvikçileri adlı eserinde itirafta bulunmaktadır. Bkz.: Esat Uras, a.g.e., s. 52.
[49] Mehmed Asaf, a.g.e., s. 33.
[50] Esat Uras, a.g.e., s. 555; Mehmed Asaf, a.g.e., s. 45.
[51] Mehmed Asaf, a.g.e., s. 45’te olay tarihini 13 Nisan olarak vermektedir.
[52] Cebel-i Bereket Mutasarrıfı Mehmed Asaf Bey, a.g.e., s. 45’te katilin Adana dava vekillerinden Gökdereliyan Karabet tarafından Kozan’daki çiftliğine kaçırılıp saklandığını belirtiyor.
[53] Esat Uras, a.g.e., s. 556.
[54] Enver Yaşarbaş, Ermeni Terörünün Tarihçesi, Petek Yayınları, İst. 1984, s. 53.
[55] Osmanlı Bankası Baskını’ndaki rolü nedeniyle müebbed küreğe mahkum edilmiş, Meşrutiyetin ilanı ile affedilerek serbest bırakılmıştı. Bkz.: Damar Arıkoğlu, Hatıralarım, İst. 1961, s. 49.
[56] Celal Bayar, Bende Yazdım, İst. 1965, s. 1479.
[57] Bu komiteci I. Dünya Savaşı başında Fransız donanmasından Dörtyol iskelesine casusluk amacıyla çıkarken tutulup, idam edilecektir. Bkz.: Mehmet Asaf, a.g.e., s. 9.
[58] Ermenilerce, Bedros Paşa ünvanıyla anılan komiteci komuta görevini yürütmüştür. Bkz.: Mehmet Asaf, a.g.e., s. 9.
[59] Mehmet Asaf, a.g.e., s. 9.
[60] Mehmet Asaf, a.g.e., s. 9.
[61] Salahi R. Sonyel, a.g.e., s. 9.
[62] Çeşitli hatırat ve kaynaklarda bir iki gün farkıyla bu olay tarihleşmektedir.
[63] Cemal Paşa, Hatıralar, İst. 1959 s. 345-346; Mehmet Asaf a.g.e., s. 44; Karabet Çallıyan, Adana Vakası ve Mesulleri İst. 1909, s. 34-35.
[64] Takvim-i Vekayi, 3 Mayıs 1909.
[65] Mehmed Asaf a.g.e., s. 46.
[66] Alper Gazigiray, Osmanlılardan Günümüze Kadar Vesikalarla Ermeni Terörünün Kaynakları, İst. 1982, s. 219; Salahi R. Sonyel a.g.e., s. 36.
[67] Salahi R. Sonyel, a.g.e., s. 39-43.
[68] Yusuf Kemal Tengirşenk, Vatan Hizmetinde, İst. 1967, s. 120.
[69] 1908 İntihabında Sis sancağından milletvekili seçilen ermeni isyanlarında yönlendiricilik yapmış olan Hacınlı Ermenidir. Bkz. Ahmet Cevdet Çamurdan, a.g.e., s. 106.
[70] Salahi R. Sonyel, a.g.e., s. 47.
[71] Takvim-i Vekayi, 17 Mayıs 1909.
[72] Cemal Paşa, Hatıralar, s. 346 vd; Kamuran Gürün, a.g.e., s. 176.
[73] Askeri mahkemede tanıklık yapan M. Gilbbons ve M. Chambers adlı İngilizler ile İngiliz büyük elçisi Lowther’a rapor verenDoktor Christe adı Amerikalı misyoner rahip, Adana’daki Ermenilerin hemen hemen tümünün ihtilalci olduklarını açıklamışlardı Bkz.; Salahi R. Sonyel, a.g.e., s. 45.
[74] Sadece 2 Haziran 1909 itibariyle 412 Müslüman’a karşılık, 174 Gayrimüslim tutuklanmıştı. Bkz.: Takvim-i Vekayi, 4 Haziran 1909.
[75] Salahi R. Sonyel a.g.e., s., 50.
[76][76] Olaylardan sonra Dahiliye Nazırı olan Talat Paşa, Agop Babikyan’ı Adana Olaylarının Ermenilerin eseri olduğunu bizzat söylediğini belirtiyor. Bkz.: Enver Bolayırlı, Talat Paşa’nın Hatıraları, İst. 1946, s. 16-17.
[77] Adana Mebusu Damar Arıkoğlu, a.g.e., s. 556-58’de Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey’in azami 1800 Ermeni telefatının olduğunu, 20. 000 rakamla asılsız ve çok mübalağalı olduğunu” yıllar sonra kendisine itiraf ettiğini söylüyor.
[78] Bu sırada Muratyan’ın yakın takibine uğruyor, gizlice görüştüğü Yusuf Kemal Bey’den “çocuklarına acımasını” istiyordu. 4 Ağustos 1909 tarihli İngiliz gizli belgeleri, Babikyan’ın Ermeni aşırı eğilimlerinden tehdit yazıları aldığını, kuşkulu koşullar içinde öldürüldüğünü şüphesini doğrulamaktadır. Bkz.: Salahi R. Sonyel, a.g.e., s. 46-47.
[79] Ali Münif Bey, “Adana Baskını”, Hayat Tarih Dergisi, sayı: 10 Kasım 1969, s. 76.
[80] Sabah, Tanin ve Akşam gazetelerinin yanı sıra Cebel-i Bereket Sancağı’nın sabık Tahrirat Katibi Ali İlmi’nin, Kolağası Murat Mustafa’nın, Cemal Paşa’nın açıkça Ermeniler lehinde davrandığını anılarında belirten Mehmet Asaf Bey, yanlı şikayetler üzerine iki kez mahkeme edilmiş ve suçsuz görülerek beraat etmişti. Bkz.: Mehmed Asaf a.g.e., s. 48 vd.
[81] Salahi R. Sonyel a.g.e., s. 50
[82] Salahi R. Sonyel a.g.e., s. 48-49.
[83] Hüseyin Hilmi Paşa’nın, Ermeni yanlısı yayın ve girişimleri yanında hala ittihad-ı anasır amacında olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin etkisinde kaldığı muhtemeldir. Cemiyet Genel Merkezi, Adana Olaylarından sonra İstanbul’da Taşnaksutyun Komitesi ile Unsurlar Anlaşması yaparak onları kazanmaya çalışmıştı. Bkz.: Uras a.g.e., s. 574-575’te bu anlaşmanın 3 Eylül 1909 tarihli Tanin gazetesinde yayınlandığını belirtiyor.
[84] Ali Münif Bey, a.g.m., s. 76-77.
[85] Ali Arslan, “İngilizlerin İskenderun’u İşgal Projesi ve Osmanlı Devletinin Aldığı Tedbirler (1914-1915)”, IV. Hatay Tarih ve Folklor Sempozyumu (18-19 Ekim 1996), Antakya 1997, s. 16.
[86] Salahi R. Sonyel, “Yeni Belgelerin Işığı Altında Emeni Tehcirleri”, Belleten, C. XXXVI, sayı: 141 (Ocak 1972), s. 36.
[87] İhsan Sakarya, Belgelerle Ermeni Sorunu, Ank. 1984, s. 253.
[88] Cemal Anadol, Tarihin Işığında Ermeni Dosyası, İst. 1982, s. 308.
[89] Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekat-ı İhtilaliyesi, Milli Kongre, İst. 1332, s. 228-229.
[90] BOA, DH-ŞFR, 52/93 ve 53/97’den naklen: Ali Arslan, a.g.m., s. 17.
[91] Bunların ileri gelenleri Fransız İhtilali’nden ve Rusya’dan etkilenmiş eylemci kimselerdi. Bkz.: Franz Werfel, Musa Dağda Kırk Gün, Çev. Saliha Nazlıkaya, Belge Yay., İst. 1997.
[92] Bu olay, daha sonraları Viyana’daki Ermeni Piskoposu’nun asılsız sözlerine kanan Yahudi Franz Werfel tarafından abartılarak yayınlanacak ve Ermeniler mazlum gösterilecektir. Bkz.: Belgelerle Ermeni Sorunu, ATASE Askeri Tarih Yayınları, GenelkurmayBasımevi, Ank. 1983, s. 248.
[93] ATASE Arşivi numara 1/1, klasör 13, Dosya 63, Fihrist 16’dan naklen: Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, 100. yıl Üniversitesi Yayını No: 5, Ank. 1990, s. 93.
[94] Ünsal Yavuz, ” Fransız Dışişleri Bakanlığı Belgelerinde Ermeni Kırımları Sorunu”, D. T. C. F. Atatürk’ün 100. Doğum Yılına Armağan Dergisi, Ankara 1982, s. 661.
[95] Lejyonun kurulması için çaba gösteren Kahire’deki Fransız Askeri Misyon Şefi Albay Bremond, 9 Ocak 1919’da Adana’ya gelen işgal kuvvetlerini Genel Vali sıfatıyla Çukurova’da idare edecektir. Bkz.: Yeni Adana, 8 Ocak 1953 s. 2.
[96] Erdal İlter, ” Milli Mücadele’de Doğu Lejyonu”, Atatürk Yolu, A. Ü. T. İ. T. E. Dergisi, Mayıs 1989, yıl: 2, sayı: 3, s. 424.
[97] Salahi R. Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika I, T. T. K Basımevi, Ank. 1987, s. 22.
[98] Yöre halkının “Ermeni İntikam Alayı”, “Kamavor” yakıştırmasını yaptığı Fransız askeri kıyafetli lejyonerler intikam saplantısı içindeydiler. Bkz.: Yusuf Ziya Bildirici, Adana’da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar ve Fransız-Ermeni İlişkileri, Köksav Yayınları: 15, Ank. 1999 s. 106.
[99] Türk İstiklâl Harbi IV. Güney Cephesi, Genelkurmay Başkanlığı, Ank. 1966, s. 106.
[100] Albayrak, 30 Ekim 1919, 27 Kasım 1919.
[101] Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Haziran 1955, sayı: 12, belge no: 308.
[102] İngilizlerin Emir Faysal ile arası iyiydi ve onun burada Fransız hakimiyetine karşı olduğunu biliyorlardı. Bkz.: Laurence Evans, Türkiye’nin Paylaşılması 1914-1924, Çev. Tevfik Alanay, İst. 1972, s. 134.
[103] Laurence Evans, a.g.e., s. 215.
[104] Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, Türkiye Yayınevi, İst. 1919, s. 360.
[105] Kasım Ener, a.g.e., s. 338.
[106] İhsan Ilgar, “Türk İstiklal harbi Güney Cephesi VI”, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, sayı: 12, İst. 968, s. 17.
[107] Yeni Adana, 7 Ocak 1953.
[108] Yeni Adana, 6 Ocak 1953.
[109] Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Ank. 1982, s. 138 vd.
[110] Kasım Ener, a.g.e., s. 33.
[111] Yeni Adana, 26 Aralık 1977.
[112] Yeni Adana, 9 Ocak 1953; Kasım Ener, a.g.e., s. 30.
[113] Kasım Ener, a.g.e. s 34; Damar Arıkoğlu, a.g.e. s. 77-79.
[114] Yeni Adana, 12 Ocak 1953.
[115] Yeni Adana, 13 Ocak 1953.
[116] Yeni Adana, 14 Ocak 1953.
[117] Kasım Ener, a.g.e., s. 37.
[118] İrade-i Milliye, 8 Aralık 1919.
[119] Albayrak, 21 aralık 1919.
[120] ATASE Arşivi, k. 93, Dos. 169-337, Fih. 23.
[121] T. İ. T. E. Arşivi, Belge no: 10/2710.
[122] “Adana Ahvali”, Adana’ya Doğru, 22 Aralık 1918.
[123] ATASE Arşivi, kl. 93, dos. 169-337, fih. 25-1; İrade-i Milliye, 12 Ocak 1920
[124] “Gülek Boğazında Mezalim”, Adana’ya Doğru, 22 Aralık 1919.
[125] Hakimiyet-i Milliye, 28 Ocak 1920.
[126] ATASE Arşivi, kl. 189, dos. 33-102, fih. 35; İrade-i Milliye, 9 Şubat 1920.
[127] Yeni Adana, 2 Şubat 1953.
[128] Hakimiyet-i Milliye, 20 Ocak 1920.
[129] ATASE Arşivi, kl. 307, dos. 25-34, fih. 15.
[130] Yeni Adana, 5 Şubat 1953.
[131] Öğüd, 7 Mart 1920.
[132] Öğüd, 11 Mart1920.
[133] Yeni Adana, 17 Şubat 1953; Kasım Ener, a.g.e., s. 126.
[134] Faik Üstün Kadirli, Adana’nın İşgali ve Milli Mücadele, İst. 1955, s. 12-15; Tevfik Coşkun, Kadirli Milli Mücadelesi ve Hatıralar, Kadirli 1967, s. 26-29.
[135] Yeni Adana, 21 Şubat 1953; Kasım Ener, a.g.e., s. 1267 Nisan’da bir hoca da bağlarda ölü bulunacaktır.
[136] Kasım Ener, a.g.e., s. 68.
[137] Taha Toros, Kuva-yi Milliye Dergisi, sayı; 143, Mersin 1972.
[138] ATASE Arşivi, kl. 946, dos. 1-3, fih. 178.
[139] Kasım Ener, a.g.e., s. 156.
[140] Nakil olayından önce Ermeniler, Hacı Durmuş Ağa’nın hizmetçisini Gazgüden Deresinde dikenli telle boğmuşlardı. Samime Acar, 1942 İncirlik doğumlu. 1317 doğumlu annesinin anılarını nakletti. Görüşme tarihi 7 Ağustos 1992.
[141] Mahmut Aydınoğlu, 1325 İncirlik doğumlu. Görüşme tarihi 18 Ağustos 1992.
[142] Ahmet Turan Saylan, 1320 İncrlik doğumlu. Görüşme tarihi 18 Ağustos 1992.
[143] Kasım Ener, a.g.e., s. 157.
[144] ATASE Arşivi, kl. 593, dos. 5-139, fih. 38; Yeni Adana, 1/4/5 Mayıs 1953; Abdurrahman Bozdağ, 1325 Adana doğumlu. Görüşme tarihi 23 Mart 1993. Katliamdan sağ kurtulan görgü şahididir.
[145] ATASE Arşivi, kl. 593, dos. 5-139, fih. 40.
[146] ATASE Arşivi, kl. 593, dos. 5-139, fih. 56.
[147] Şevk-i Çiftçioğlu, 1336 Dedepınar doğumlu. Görüşme tarihi15 Ağustos 1992. Olay sırasında altı aylık çocukken sağ kulağına aldığı kurşun yarasıyla katliamdan kurtuldu.
[148] Yeni Adana, 5-21 Mayıs 1953; 28 Aralık 1977.
[149] ATASE Arşivi, kl. 593, dos. 5-139, fih. 40-2 (12/13 Haziran 1920 tarihli telgraf metni).
[150] Hayri Aydın, 1944 Adana doğumlu Görüşme tarihi 19 Ağustos 1993. Kazı sırasında bulunanlardan.
[151] T. İ. T. E. Arşivi, belge no: 10/2866; Ahmet Cevdet Çamurdan, a.g.e., s. 136-140; Yeni Adana, 22 Aralık 1977; Osman Tufan, Kilikya Doğu Bölgesinde Milli Hareketler ve Kozan Sancağı ile Mülhekatınn Kurtuluş Hatıraları, Bahar Matbaası, (Belirsiz) 1964, s. 86; Ahmet Cevdet Çamurdan, a.g.e., s. 142.
[152] Osman Tufan, a.g.e., s. 96.
[153] Mehmet Özdemir, Milli Mücadelede Develi, Kayseri 1973, s. 121, 125.
[154] Mehmet Baykal, Haçin-Saimbeyli Kurtuluş Savaşı Hatıraları, Adana 1989, s. 32.
[155] Mehmet Özdemir, a.g.e., s. 92.
[156] Mehmet Özdemir, a.g.e., s. 101-107.
[157] İrade-i Milliye, 8 Aralık 1919.
[158] Ali Saip Ursavaş, Kilikya Faciaları ve Urfanın Kurtuluş Mücadeleleri, Ank. 1340, s. 21.
[159] Adana’ya Doğru, 22 Aralık 1919.
[160] Asıl ad ve rütbeleri Topçu Binbaşı Kemal ve Piyade Yüzbaşı Osman Nuri olan Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşları 1. Ekim 1919’da Sivas’ta göreve atanarak bölgeye hareket etmişlerdi. Bkz: T. İ. H. Güney Cephesi, IV., s. 8.
[161] Mehmet Özdemir, a.g.e., s. 70.
[162] Mustafa Onar, a.g.e., s. 80.
[163] Mustafa Onar, a.g.e., s. 100-106.
[164] Çalyan Karabet, Çalyan Belgeleri (Tarihsiz), s. 98.
[165] Osman Tufan, a.g.e., s. 105.
[166] ATASE Arsivi, kl. 872, dos. II, fih. 13.
[167] ATASE Arsivi, kl. 872, dos. II, fih. 14.
[168] Öğüd, 4 Mayıs 1920.
[169] ATASE Arşivi, kl. 872, dos. II-3, fih. 12; kl. 594, dos. 9. 140, fih. 42, 24; kl. 946, dos. 4-4fih. (65) 9, 169.
[170] ATASE Arşivi, kl. 594, dos. 9. 140, fih 65; kl. 946 dos. 4. 5, fih. 80, 88
[171] ATASE Arşivi, kl. 725, dos. (1) 2, fih. 28-3.
[172] ATASE Arşivi, kl. 725, dos. (1) 2, fih. 30.
[173] ATASE Arşivi, kl. 725, dos. (1) 2, fih. 31.
[174] ATASE Arşivi, kl. 726, dos. (1) 2, fih. 149.
[175] ATASE Arşivi, kl. 595, dos. (1) 2, fih. 40-2.
[176] ATASE Arşivi, kl. 597, dos. (1) 2, fih. 53.
[177] ATASE Arşivi, kl. 2490, dos. (1) 2, fih. 49.
[178] ATASE Arşivi, kl. 726, dos. (1) 2, fih. 2.
[179] ATASE Arşivi, kl. 726, dos. 6, fih. 83.
[180] ATASE Arşivi, kl. 726, dos. 6, fih. 84
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ