DOĞU KARADENİZ KIPÇAKLARI

DOĞU KARADENİZ KIPÇAKLARI

II. Aleksios döneminde Kıpçaklarla kurulan akrabalık bağı III. Manuel (1390-1417) döneminde yinelenmiştir. 1377’de Gürcü kralı V. Bagrat’ın (1360-1395) kızıyla evlenen Manuel’in eşinin annesi Kıpçaktı. Komnenos kaynakları onun adını Eudokia olarak kaydetsede asıl adı Gülhan’dı (Bryer 1975: 136). Ancak bu evliliğin ayrıntıları, siyasi yönü ya da Trabzon Rumla­rına etkileri konusunda bir bilgiye rastlanılamaz.

Trabzon Rum Devleti zamanındaki Kıpçak varlığı ile ilgili kilise kayıtla­rı Doğu Karadeniz tarihini değiştirecek mahiyettedir. Özellikle Of ve Maçka ile alakalı kilise defterleri Komnenoslar döneminde buralara yoğun bir Kıp­çak yerleşimi olduğunu gösterir. Oftaki Solaklı ve Büyükdere vadilerinde Osmanlı Devleti zamanındaki nüfusu 10-12.000 haneye ulaşan Hristiyanların Türk kökenli olduğu Rum kaynaklarından anlaşılmaktadır. Bu grup XVII. yüzyılda İslamiyet’i benimsemiştir (Nakrakas 2003: 222). Oftan batı­ya doğru ilerlendiğinde Kıpçakların yoğun olarak yaşadığı diğer bir yer olarak Maçka karşınıza çıkar. Vazelon Manastırı kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla bölgenin hâkimiyeti Osmanlı Devletine intikal ettiği zaman yöre­deki Hristiyanların yarısından fazlası Yunan kökenli değildi (Bryer 1986: 79 vd). Bunların büyük kısmı Türkçe isimler taşımaktaydı (Shukurov 1996: 77 vd). Of ve Maçka, güneyden Trabzon’a inilecek vadileri kontrol eden önemli bölgelerdi. Zigana ve Çaykara boğazından sahile ulaşabilecek düşman un­surlar bu noktalarda durdurulabilirdi. Buralarda Kıpçak nüfusun yoğun­laşması, Komnenoslarla yapılan antlaşmanın bir sonucu olarak düşünülme­lidir.

Komnenosların son döneminde Kıpçakların, toprak zenginleri ve üst düzey bürokratlar arasına girdikleri anlaşılmaktadır. IV. Ioannes (1429­1458) zamanına ait kaynaklar 1430’lu yıllarda Mahmud isimli bir Türk’ün Faroz’da mülk sahibi olduğunu gösterir. Sürmene’de de Arslan Bey isimli birinin geniş arazileri vardır. Aynı dönemdeki Ceneviz kaynakları Türkçeden bozulmuş bazı isimlerle andıkları kişilerin Fatsa’da önemli yerlerde bu­lunduğunu kaydeder (Bryer 1975: 138). Bu dönemde Akkoyunlularla ilişki­leri geliştirmek üzere bazı Kıpçaklar öne çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi Rum kaynaklarında George Amiroutzes ismiyle anılan kişidir. Maçkalı olan Amiroutzes 1438-1439’da Ferrara-Floransa konsiline Komnenoslar adına katılmıştır (Gill 1964: 204-212). O aynı zamanda Bizans sarayına damattır. 1449’da Cenevizlilere elçi olarak gönderildiği bilinen bu kişi, daha sonra Kral Ioannes tarafından hazinedarlık görevine getirilmişti. Trabzon Osman­lılar tarafından fethedildiğinde bu görevi sürdüren Amiroutzes aynı zaman­da İstanbul’un en meşhur filozoflarındandı (Bryer 1986: 83). Yukarıda da bahsedildiği üzere Maçka’daki kilise kayıtları, George Amiroutzes gibi ikinci isimleri Türkçeden bozma yüzlerce kişi ile doluydu. Bunlar bölgeye yerle­şen Kıpçaklardı.

Kıpçaklardan kalma yer adları Doğu Karadeniz bölgesindeki yerleşim alanlarını gösterir mahiyettedir. Artvin’in Zeytinlik bucağı, Yusufeli-Demirkent (Erkinis), Borçka, Arhavi, Gümüşhane/Yağmurdere, Pazar, Çayeli, Çamlıhemşin, Rize, Of, Çaykara, Sürmene, Akçaabat, Tonya, Vakfıkebir, Espiye’deki, Tirebolu ve Alucra’da Kıpçaklardan kalma yerleşim adları bu­lunmaktadır. Borçka’nın batısında, Pazar ve Çamlıhemşin’den başlayıp Rize, Sürmene’nin Cimilit köyü ve Gümüşhane/Yağmurdere’ye bağlı Boğalı ve Arpalı, Rize İkizdere’ye bağlı Cimil merkez olmak üzere Pazar, Çamlıhemşin, Rize ve Sürmene’nin Cimilit/Yağmurlu köyleri, Kraliçe Tamara tarafından başkomutanlık görevinden alındıktan sonra muhaliflerinin intikam hareket­lerinden kurtulmak için Gürcistan’dan Doğu Karadeniz dağlarına göç eden Kubasar yandaşlarının yerleştiği yerlerdir. Bunlar Osmanlı kayıtlarında Kumbasaroğulları adıyla anılır. Osmanlı fethinden sonra tutulan bölgeye ait tapu tahrir defterlerinde, Boğalı, komşu Arpalı köyü ve Bahçecik köylerinin isimleri Türkçe olmasına rağmen halkı içerisinde Türk ismi taşıyan Hristiyan reayaya ait kayıtlar bulunur. Bu da bölgede Kıpçakların yaşadığını gösterir. Ayrıca Cordan, Konguroğlu, Şişmanoğlu, Uzunoğlu, Temurci/Demircioğlu, Durut/Türütoğlu, Saral/Sarialioğlu, Terter gibi Kıpçak kökenli aileler de Doğu Karadeniz boyunca yerleşmişlerdir. Korgur ya da Konguroğlu ailelerine Değirmendere vadisinde rastlanılır. Sarallar ise Artvin, Rize ve Trabzon yöresine yerleşmişlerdir. Bugün Of ilçe merkezi, Çayeli, Sürme­ne ve Solaklı vadisinde bu adı taşıyan pek çok aile yaşamaktadır. Ayrıca, Artvin’in Zeytinlik bucağı Yukarı Maden köyünün güneydoğusunda Saralet mezrası bulunmaktadır. Artvin’in Zeytinlik bucağına bağlı köylerde, Terteroğlu aile adına da rastlanılır. Dağıstan, Yukarı Kür-Çıldır ve Çoruh boyların­da da rastlanan Kumar/Komarlar, Of/Barış ile Trabzon/Yalıncak köylerinin eski adlarına isim vermişlerdir. XV. ve XVI. asır Osmanlı tahrir defterlerin­den, Sürmene nahiyesine bağlı Zavli köyündeki elli beş hanenin Hristiyan; dokuz hanenin Hristiyan ismi taşımasına rağmen Kıpçak olduğu ayrıca be­lirtilmiştir. Hoşoğlan, Timurci (Demirci), Şişman gibi aile adı taşıyan Hristiyanlara ait başka kayıtlar da mevcuttur. Of ta Kumanit, Tonya’daki Kalın- çam köyünün güney-doğusundaki Kumanondoz mahallesi ve yaylası, Vakfı­kebir’deki Komana deresi, Komandere Vamenli, Komandere Raşi, Komandere Kadahor, Komandere Habel köyleri, Espiye’deki Kumonovacık, Tirebo­lu’daki Kumanyurdu yaylaları, Alucra’daki Koman deresi, Koman tepesi ve Koman köyü, isimleri Kuman kavim adından türetilmiş yerlerdir. Ayrıca Kuman boylarının isimlerini taşıyan yer adları arasında Curtan/Cordan/ Jortan/Yortan boyundan isim alan yerleşmeler de dikkat çeker. Arhavi’deki Curtan/Cordan köyü, Cordan yaylaları ve Cordan deresi ve Çaykara’ya bağlı Dağönü (Hanlut) köyünün Cordanlı mahallesi Cordanlardan adını almıştır. Tapu tahrir defterlerinde, Yusufeli’nin Demirkent (Erkinis) nahiyesinde Osmanlı fethi öncesi Cordan/Yortan beye ait mülklerden bahsedilmektedir (Bilgin 2000: 86-97).

1486-1583 tarihlerine ait tahrir defterlerinde, Trabzon ve çevresinde İlana, Bacan, Balaban ve Komanolet gibi Kıpçaklara ait yerleşim merkezleri bulunmakta idi. Trabzon’un Akçaabat nahiyesindeki İlana köyü, Kıpçak menşeli bir aile ve şahıs adı olan İlan’dan ismini almıştır. Of kazasındaki Gorgora, diğer ismiyle Bacan köyü de bir Kıpçak oymağı olan Beçene/ Becene’lerden gelmektedir. Yine Oftaki Balaban köyü de Kıpçaklarda şahıs adı olan Balaban’dan kalmadır. Arhavi kazasındaki Komanolet köyü de Kıpçaklardan ismini almış diğer bir yerleşim birimidir. 1515 tahrir defterlerine bakılırsa, Trabzon şehir merkezinde, Maçka’da, Torul’da, Görele’de Kuman ismi taşıyan çok sayıda Hristiyan bulunmakta idi (Bostan 2002: 339-344). Trabzon’daki Aşağıkumanit (Aşağıçavuşlu), Çoruh (Erenköy) (Eröz 1984: 46) Ordu’nun yirmi km. güneyindeki Kumanlar köyü (Nihal-Naci 1928: 258) Kıpçaklara ait köylerdir.

Kıpçaklara ait yerleşim yerlerinin dağılımı böyleyken özellikle Art­vin’deki coğrafî isimlerde Kıpçak etkisi bariz olarak görülür. 1536’da hazır­lanmaya başlanan ve 1539’da biten Liva-i Livana (Yusufeli-Artvin) icmal defterlerindeki yer isimlerinden, İslamlaşarak Osmanlı hizmetine giren Kıpçakların Artvin topografyası üzerindeki etkileri anlaşılabilir. Artvin’deki Bar, Barkhal suyu, Beket, Bez, Beş-Ağul, Çıkhıl’et (Çıkıl/Çigil yurdu), Dört Kilisa, Erkin’is (Erkinli), Ersis, Çörgenis (Çörgenli), Gıvnar, Göcek, Khod, İtli’et (İdli yurdu), Kışlak, Köken, Korta, Mokhur-Kud, Ogdar, Okar, Orçunak, Kiskim, Oruçuk, Otav, Ökdem, Sarı-Göl, Sol-Verek, Tünkes, Uşkhum, Vanat, Zıgı’ispir ve Ödük yer isimleri Ortodoks Kıpçaklardan kalmadır (Kırzıoğlu 1992:168). Ayrıca Borçalı (Borçol) oymağından ismini alan Borçka Karade­niz bölgesinde Kıpçak adı taşıyan en büyük yer olarak dikkat çeker. Bu oy­maktan kalan yer isimleri Karadeniz bölgesinde ve yerleştikleri diğer yer olan Macaristan’da mevcuttur (Râsonyi 1969: 96).

Kıpçaklar Ne Oldu?

Trabzon Rum Devleti zamanında Doğu Karadeniz bölgesine yerleşen Kıpçaklar, uzun süre çift dilli bir topluluk olarak yaşamıştır. Bunun sebebi Rum Ortodoks kilisesine bağlanmalarıdır. Esasen onlar daha Gürcistan’da iken çift dilli olmuşlardı. Kaynaklar, Gürcistan’a göç ettikten kısa süre sonra Hristiyanlığı benimsediğini yazdıkları (Juansher 1991: 112) Kıpçakların bir süre sonra da Gürcüce konuşmaya başladığını kaydeder (Lordkipanidze 1987: 90). Bu değişimde anahtar rol, Hristiyanlığın benimsenmesi ve bağla­nılan kilisenin ibadet dilidir. Gürcistan’da Gürcü kilisesine bağlanıp Gürcüce konuşmaya başlayan Kıpçaklar, Doğu Karadeniz bölgesine göç edince de Rum/Ortodoks kilisesine bağlanarak Rumca öğrenmişlerdir. Dilciler bu grubun ana dilinin Türkçe olduğunu tespit etmiştir (Brendemoen 2001: 284). Ancak Rumcayı o kadar değiştirmişlerdir ki mübadele sırasındaki kayıtlardan görüldüğü üzere Yunanlılarla anlaşamıyorlardı (Augustinos 1997: 22; Clogg 1997: 127). Bu çift dilliliğin bir neticesi olarak günlük ha­yatında Türkçe konuşan ancak Rumca da bilen ve Osmanlı millet sistemi içerisinde Rum Ortodoks tebaa içerisinde anılan bir topluluk ortaya çıkmış­tır. Rumlar tarafından Torkopoulos, Tourkothedoros ve Tourkotherianos gibi Türkçe kök üzerine Rumca ilavelerle oluşan adlarla anılan Kıpçaklar Rumcayı da oldukça etkilemiştir. Öyle ki kalkan, furunci, ocak/cak, çukal, pazar, burç gibi Türkçe kelimeler Rumların günlük konuşma diline girmiştir (Shukurov 1999: 111-117). Soyca ve kültürce Türk olmasına rağmen ibadet dili olarak Rumcayı da öğrenen bu grup daha önce vurgulandığı üzere Müs­lüman olduktan sonra bile bu ikinci dili günlük hayatında kullanmaya de­vam etmiştir. Solaklı, Büyükdere ve Maçka vadileri Kıpçakların en yoğun yaşadığı yer olarak dikkat çeker. Buralar üzerine yapılacak yeni çalışmalarla bölgenin Osmanlı öncesi tarihinin gözden geçirilmesi büyük önem taşımak­tadır.

Kıpçakların dil izleri günümüzde de yaşamaktadır. Trabzon Polathane ve Vakfıkebir ağızlarındaki sabit ve düzenli bir halde kelime başlarındaki “g”lerin “k” ve sesli “d” sessiz “t” şeklini alması bu ağızları doğrudan doğru­ya Göktürk-Uygur Türkçesine bağlamaktadır (Caferoğlu 1994: XXIII). Yani demiş yerine temiş, gelmek yerine kelmek diyenler Doğu Karadeniz bölge­sinde Göktürkler zamanından kalma Türkçeyi kullanmaktadır. Kıpçakların yerleştiği diğer bir yer olan Batı Trakya ağızları ile Trabzon ve yöresi ağızla­rı arasındaki benzerlik ise bu Türk boyunun iki yerde de aynı izler bıraktı­ğını gösterir. Her iki bölgede de ünlü uyumu bozuklukları vardır. Öğrenilen geçmiş zaman eki iki tarafta da tek şekillidir. Ö-o, ü-u değişimleri ortaktır. -lar, -ler çokluk ekleri genel olarak büyük ünlü uyumuna uymaz. Hal ekleri arasındaki görev değişikliği olur. Büyük ve küçük ünlü uyumları bozuk şe­killenir. “g-, -g” seslerinin korunması ve “-y-, -y” ye dönüşüp dönüşmemesi konusundaki yakınlık vardır. Şimdiki zaman eki olarak “-iy, -ıy” ve “y”li şe­killer kullanılır, hece kaybolması yoluyla meydana gelen “-yor” şimdiki za­man eki ise kullanılmaz (Karaörs 1999: 89-97).

Kıpçakların Doğu Karadeniz’deki etkileri antropolojik bakımdan da hemen hissedilir. Girişte Kıpçakların fiziksel özelliklerinden bahsedilmişti. Onların Doğu Karadeniz bölgesine göç ettikleri Gürcistan’daki izleri hakkın- daki bir tespit burası için de geçerliliğini korur. D. M. Lang’ın Gürcistan’da kalanları anlatmak için yaptığı açık tenli, sarışın, mavi gözlü, çengel burun­lu, yüksek ve geniş alınlı diye tarif ederek (Lang 1997: 18) Gürcülerden ayırdığı Kıpçaklar, kalıtsal özelliklerini Doğu Karadeniz bölgesine de taşı­mışlardır. Artvin-Rize-Trabzon arasında sıkça karşılaşılan bu antropolojik özelliklere sahip insan tipine Kıpçakların göç ettiği Balkanlar, Gürcistan, Kırım gibi yerlerde de çokça rastlanılır.

Kıpçakların Doğu Karadeniz bölgesine taşıdığı eski Türk inançlarının izleri günümüze kadar yaşamaktadır. Bunlardan en çok dikkat çekeni ölü­nün ardından yakılan ağıttır. Rize’de sayı kurmak ya da sayı yapmak olarak bilinen adet (Saygın 1937: 30) ölen kişinin ardından duyulan acıyı makamlı bir şekilde ifade etmektir. Bu ağıtın anıldığı sayı ismi eski Türklerde ölü başında makamla onun meziyetlerini sayarak ağlamak manasına kullanılan sagu kelimesinin bozulmuş halidir. Doğu Karadeniz’de Kıpçakların yaşadık­ları yerlerde görülen bu yas âdeti eski Türk inançlarının bölgedeki izi olarak kabul edilir. Yine Trabzon ile Rize yaylası ahalisi arasında rastlanan güneş duası, karakter ve şekil yönünden Azerbaycan’dakinin aynısıdır ve Şama­nizm kalıntısıdır (Caferoğlu 1994: XVI). Eski Türk inanç sisteminin bir par­çası olan bu dua da Kıpçaklar tarafından bölgeye taşınmış olmalıdır.

Kıpçakların Doğu Karadeniz bölgesine taşıdığı kemençe halen yörenin en büyük simgelerinden birisidir. Kemençe ismi Kıpçak Türkçesinde şahıs adı olarak da kullanılır (Râsonyi 1969: 112). Hunlar zamanından beri Tür­kistan ‘da kullanıldığı bilinen kemençe Kıpçakların dünyada dağıldığı yerle­re taşınan bir çalgıdır. Doğu Karadeniz’e de Kıpçaklar tarafından tanıtılmış­tır.

Kıpçakların büyük kısmı Osmanlı Devleti hâkimiyeti sırasında İslami­yet’i benimsemişti. Hristiyanlığa devam edenler ise mübadele ile Yunanis­tan’a gönderilmiştir. Mübadele din esasına dayalı değişimi esas aldığı için İstanbul dışındaki bütün Rum/Ortodokslar Yunanistan’a gitmek zorunda bırakılmıştır. Bu sırada Doğu Karadeniz’in pek çok yerinden TBMM’ne gön­derilen dilekçelerle uygulamaya itiraz edilmiştir. Çok sayıda insan kendile­rinin Hristiyan olmakla birlikte Türk olduklarını ve Yunanistan’a gönderil­mek istemediklerini yazmaktaydılar (Çapa-Usta 1995: 52). Ancak bu dilek­leri kabul edilemedi. Mübadiller hakkında yapılan araştırmalarda Yunanis­tan’a göç edenler arasında yıllar sonra bile Türkçeden başka dil bilmedikleri için Yunanlılarla anlaşamayan insanlar olduğuna dair pek çok örnek vardır (Hirschon 2005). Herhalde bunların bir kısmı Hristiyan olduğu için zorla Doğu Karadeniz’den Yunanistan’a gönderilen Kıpçaklardı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ