DOĞU KARADENİZ KIPÇAKLARI

DOĞU KARADENİZ KIPÇAKLARI

Doğu Karadeniz’e Göçün Başlaması

Doğu Karadeniz bölgesine Kıpçak yerleşimi üç aşamalı olarak gerçekleş­miştir. Birinci aşamada Gürcistan’a göç eden ve Selçukluları ülkeden kovan Kıpçakların bir kısmı Selçuklu sınırına yerleştirilmişti. Gürcü tarihlerinde yazılanlara bakılırsa 1118 tarihinde ülkeye gelen Kıpçakların bir kısmı Haziran 1124’te Çoruh vadisi, Oltu ve Pasin-İspir arasındaki Türkmenleri bölgeden çıkararak buraları yurt tutmuştu (Brosset 2003: 326).

1124’te Doğu Karadeniz’e yerleşenlerden sonra ikinci grup olarak Kraliçe Tamara döneminde Gürcistan’dan ayrılan Kıpçaklar Artvin-Rize-Trabzon arasına yayılmaya başlamıştı. Ancak bu süreç dönemin tarihçile­rinin dikkatini çeken bir olay değildir. Gürcü kaynakları ülkedeki faaliyet­leri hakkında bilgi verse de ayrıldıktan sonra Kıpçakların ne yaptığıyla fazla ilgilenmez. Bu konuya yer verebilecek diğer tarihçiler olan Bizans müverrihleri için Karadeniz’in kuzeydoğu ucundaki bu yerler o kadar göz­den ıraktı ki oraya Gürcistan’dan göç eden bir grubu görmeleri mümkün değildi. Haliyle bu gelişmelerin ne zaman olduğunu kronolojik olarak takip etmek mümkün değildir. Bununla birlikte bölgedeki bazı gelişmeler sıra­sında Kıpçakların yukarıda bahsedilen bölgede oldukları anlaşılıyor. Dola­yısıyla XII. yüzyıl sonları ile XIII. yüzyıl başlarında Gürcistan’dan göç eden bazı Kıpçak oymaklarının Karadeniz bölgesine yerleşmiş olduğunu söyle­mek mümkündür.

Kıpçakların göç ettiği bölgelerin siyasî konumu, dikkat çekmemelerini sağlayan diğer bir husustur. Onların ilk yerleştiği yer Artvin olmalıdır. Bu­rası Bizans İmparatorluğu ile Gürcü Krallığı arasında sınırdı. Ancak her iki devlet de buranın kırlık alanına göç eden birilerinin varlığını hissedecek kadar yöreye hâkim değildi. Hem Artvin hem de diğer yerlere yerleşen Kıpçaklar, konar-göçer yaşantılarını sürdürebilecekleri kırlık alanları yurt tut­muş olmalılar. Şayet onlar bir şehir merkezini ele geçirmiş olsalardı kay­nakların ilgisini çekebilirlerdi. Ancak Kıpçak ismi taşıyan yerleşim yerleri­nin dağılımına bakıldığında hepsinin şehir merkezlerinden uzak olduğu görülür. Komnenoslar döneminde Kıpçaklar hakkında ilk bilgiler ortaya çıkmaya başladığında onların Rize’ye kadar yayıldığı anlaşılmaktadır. Trab­zon Rum Devleti döneminde ise artık Kıpçakların bölgedeki varlığı daha fark edilir olmuştur. Öyle ki Trabzon’un doğu kesimine yerleşmeleri kay­naklardan takip edilebilir hale gelmiştir.

Kıpçakların Doğu Karadeniz bölgesine yerleşmesinin üçüncü aşaması Moğol istilası devrinde olmuştur. Bu göç aynı zamanda Kıpçakların bölgeye yoğunlaşmasındaki en önemli dönemeçlerden birisidir. Moğollar Gürcistan’ı ele geçirdiklerinde ülkede büyük huzursuzluklar ortaya çıkmıştı. Bunlardan birisi de Kıpçakların bir kısmının Gürcü Krallığı ile çatışmasıydı. O dönemde Moğolların önünden çekilen bazı Kıpçak oymakları Gürcü Kralına müracaat ederek uygun görülürse Moğollara karşı işbirliği yaparak Gürcistan’a yer­leşmek istediklerini bildirmişlerdi. Kral Giorgi (1213-1222) de bunu kabul etmemişti. Bu hadiseden sonra Giorgi, bu Kıpçak grubu üzerine ordu gön­dermiş ancak Gürcü kuvvetleri mağlup olmuştu (Dulaurier 1928: 142 vd). Kaynaklar hangi gruptan olduğunu yazmasa da 1222/1223 arasındaki Mo­ğol akını sırasında Moğollarla birlikte hareket eden (Dulaurier 1936: 30 vd) Kıpçak oymakları sonradan ülkeye gelenlerden olmalıdır. Moğollar Gürcis­tan’ı ele geçirdikten sonra ise bu ülkede yerleşik Kıpçaklardan, Sargis ön­derliğinde olan grup Moğollarla bir anlaşma yapmıştı. 1264’teki bu anlaş­maya göre Gürcistan’ın Anadolu’ya bakan kısımlarında, Ahıska’dan Ri­ze’deki Fırtına vadisine kadar olan kıyı kesimi ile Artvin, Borçka, Şavşat, Ardanuç, Yusufeli ve Torul Kıpçakların idaresine bırakılacaktı (Kırzıoğlu 1992: 148-181). Gürcüler bu ayrışmadan sonra mezkûr bölgeyi Atabeyler Yurdu (Saatabego) adıyla anmaya başlayacaktır (Wakhoucht 1842: 71-131).

Trabzon Rum Devleti ve Kıpçaklar

Kıpçakların ikinci ve üçüncü göçleri sırasında Doğu Karadeniz bölgesinde Komnenos hanedanı üyeleri tarafından bir krallık kurulmuştu (Tellioğlu 2009). Kraliçe Tamara’nın askeri desteği ile Nisan 1204’te kurulan bu dev­let Türk sınırında Gürcülere müttefik bir güç olarak yükselmişti. Gürcüler­den alınan destek ile kurulmasına rağmen paralı asker tutmak suretiyle bölgedeki varlığını devam ettiren Komnenoslar şehir merkezlerinde belirli bir güce sahipken kırsalda yani Kıpçakların yerleştiği alanda çok etkin de­ğildi. İkinci göç dalgasıyla Kıpçaklar Artvin-Rize arasına sızarken bölgede siyasî hâkimiyet Bizans’tan Komnenoslara devrolmaktaydı. Bu büyük deği­şiklerin olduğu zamanda ne Bizans ne de Gürcü tarihçileri Kıpçakları fark etti. Haliyle XII. yüzyılın sonları ile XIII. yüzyılın başlarına denk gelen bu göç hakkında sonradan elde edilen bilgiler sayesinde akıl yürütmek müm­kün oldu.

Trabzon Rum Devleti döneminde XIII. yüzyılın sonlarından itibaren Komnenos kaynaklarında Kıpçaklarla ilgili bilgiler elde edilmeye başlanır. Bu dönemde II. Aleksios (1297-1330) baştaydı. Aleksios, Trabzon Rum Devleti’nin yükselişini başlatan kişidir. Onun zamanında ortaya çıkan yük­selişin en önemli sebeplerinden birisi Bizans İmparatorluğu’nun vesaye­tinden kurtulmasıydı. Aleksios başa geçtiğinde Bizans tahtında yaklaşık on beş yıldır iktidarda olan dayısı II. Andronikos (1282-1328) bulunmaktaydı. Andronikos, eniştesi ve Aleksios’un babası olan bir önceki kral II. Ioannes (1280-1297)’i vesayeti altına almıştı. Zayıf tabiatlı birisi olan Ioannes’i Bizans tahtı üzerinde hak iddia etmekten vazgeçirmişti. O zamana kadar başa geçen bütün Komnenos hükümdarları gibi Bizans imparatorluğunu ele geçirmeyi amaçlayan (Fallmerayer 2002: 97) Ioannes, Mikhail Paleologos zamanında yapılan diplomatik çabalara (Akropolites 2007: 16; Bryer 1964: 294 ) olumlu karşılık vermemişti. Ancak baskılara uzun süre daya­namamış ve Eylül 1282’de İstanbul’da, imparatorun kızı Eudocia ile ev­lenmiştir (Miller 2007: 19). Böylelikle, Romalıların İmparatoru unvanını İstanbul’a terk ederek Bütün Şark, İberya ve Perateia İmparatoru unvanıyla yetinmek zorunda kalan (Finlay 1851: 402 vd.) Ioannes, Bizans imparato­runun himayesi altına girmişti. Ancak o Trabzon’a döndükten sonra huzur­suzluklar hiç bitmedi. Önce kardeşi Georgios, sonra da 1285’te üvey karde­şi Theodora tahtı ele geçirmek istemişti. Birincisi başarısız olsa da Theodora kısa sürede iktidarı ele geçirmişti (Miller 2007: 20). Bu olanlar Bizans karşıtlarının Ioannes’e kendilerini göstermesiydi. Trabzon’un yerli unsurları olan Mezokaldiyalılar, İstanbul’la ilişkilerin geliştirilmesini iste­miyordu.

XIII. yüzyılın sonlarına ulaşıldığında böyle bir ortamda ve henüz 15 ya­şındayken başa geçen Aleksios, iki ateş arasında kalmıştı. Bir yanda Trab­zon hükümdarının vesayeti altından çıkmasını istemeyen imparator Andronikos, diğer tarafta genç kralın İstanbul’la ilişkisini kesip bağımsız davranmasını isteyen Bizans karşıtları vardı. Andronikos onunla münasebe­tini devam ettirmek için yardımcılarından Choumnos’un kızı İrene’yle ev­lendirmek üzere harekete geçti. Aleksios ise Rize-Ahıska arasındaki Kıpçakların lideri olan atabey Beka’nın kızıyla evlendi (Fallmerayer 2011: 150 vd.). Bu evlilik İstanbul’dan büyük tepki gördü. Bizans imparatoru, yeğeni­nin henüz ergen olmadığından yola çıkarak yaptığı evliliğin feshedilmesi için kiliseden destek istemiştir. Ancak din adamları bu talebi reddetmişler­dir. Aleksios’un annesi Eudokia, oğlunu boşanmaya ikna edeceğini söyleye­rek imparatordan Trabzon’a gitme izni aldı (Hahanov 2004: 66). Ancak o da Trabzon’a geldiğinde oğlunun eşiyle mesut olduğunu gördükten sonra fik­rini değiştirdi ve Aleksios’u destekledi (Uspenski 2003: 82).

Trabzon’un doğusundaki Kıpçak hâkimiyetindeki bölge, daha önce de vurgulandığı üzere Gürcü kaynaklarında Saatabego yani Atabegler Yurdu ismiyle bilinmekteydi. Dönemin ana kaynağı olan Komnenos tarihçisi Panaretos da Beka’nın Gürcü olmadığını açıkça yazmaktaydı (Hahanov 2004: 33, 66). Ancak bu bölgede hâkimiyet kuran Kıpçakların varlığı uzun süre karanlıkta kaldığı için pek çok tarihçi onları Gürcü olarak anmıştı. Be­ka, bölgeye Kıpçak yerleşmesinin üçüncü safhasını oluşturan Kıpçak atabeyliğinin lideridir. Moğollardan Rize-Ahıska arasını ikta almıştır. Aleksios onun kızıyla evlenmek suretiyle Bizans’ın vesayetinden kurtulmayı hedef­lemiştir. Ancak devletin kuruluşundan beri devam eden bir problem vardı. Komnenosların ülkelerini savunabilecekleri daimi bir ordusu yoktu. 1204’te Gürcüler onları desteklese de bu işbirliği devamlı olmamıştır. Bizans İmpa­ratorluğu bu halden faydalanarak Trabzon’da darbe yapıp iktidarı kendi kontrolünde tutmak istemektedir. Bağımsızlığın kazanılabilmesi için yeni bir güce ihtiyaç vardır. Aleksios da tıpkı Gürcü Kralı David’in yaptığı gibi Kıpçaklardan destek alarak ihtiyaç duyduğu asker gücüne kavuşmuştur. Böylece Trabzon ve çevresindeki Kıpçak nüfuzu ortaya çıkmaya başlamıştır.

Trabzon ve çevresindeki Kıpçak nüfuzunun II. Aleksios ile birlikte baş­latılmasının çeşitli gerekçeleri vardır. Daha önce vurgulandığı üzere Kıpçaklar, Demetre döneminde küçük gruplar halinde Doğu Karadeniz bölgesine göç etmiş olsa da atabeylik kuranlar kadar etkili olamamıştı. O yüzden Trabzon çevresine yerleşen Kıpçakların buraya gelişleri Aleksios devrinde iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesiyle bağlantılı olmalıdır. Güney­den Trabzon’a yönelen Türkmen akınlarının önlenmesi için Kıpçaklar bura­ya yerleştirilecekse bunun resmî bir alt yapısı olması gerekir. Georgios ve Ioannes zamanlarında süren akınların Aleksios’un başa geçmesinden sonra kesilmesi bu işbirliğinin bir sonucu olarak görülmelidir. Osmanlı kayıtlarına yansıdığı şekilde Trabzon’a güneyden ulaşan stratejik mevkilerin Kıpçak ismi taşıması II. Aleksios zamanında oluşan yerleşim yerlerine işaret eder. II. Aleksios onlardan ülkesinin savunması için destek alırken karşılık olarak Kıpçaklara mülk vermiştir (Bilgin 2000: 91).

Aleksios’un Kıpçaklardan aldığı askeri destek Trabzon’daki iç çekişme­leri de dindirmiş gözükmektedir. Devletin kuruluşundan beri birbiriyle mücadele içinde bulunan İstanbul yanlısı Skolarlılar ile Trabzon’un önde gelen ailelerinin oluşturduğu Mezokaldiyalılar, Aleksios zamanında arala­rındaki çekişmeye son vermiştir. O zamana kadar başa geçen Komnenos hükümdarları bunlardan birinin desteğiyle tahta çıkmakta ve iktidarda kalabilmekteydi. Haliyle diğer grup da saray üzerinde gücünü koruyabilmek için mücadele etmekteydi. Ancak Aleksios döneminde böyle bir rekabet olmadı. Çünkü Aleksios, askerî bakımdan her ikisinden çok daha güçlü üçüncü bir unsurla yani Kıpçaklarla işbirliği yaparak hükümranlığını devam ettirmekteydi.

Trabzon Rumları ile Kıpçaklar arasındaki yakınlaşmanın resmi çerçe­vesi hakkında bilgi ve belge yoktur. Ancak XIV. yüzyılın başlarından itibaren Trabzon Rum Devleti’nin savunması büyük ölçüde Kıpçaklar eliyle sağla­nırken karşılık olarak onlara Trabzon ve çevresinde yurtlar verildiği anla­şılmaktadır. Hem batıdan hem de güneyden Türkmenler tarafından çevrilen Komnenoslar, güneyden ülkelerine geçiş olabilecek stratejik yerlere Kıpçakları yerleştirmiştir. Böylece Trabzon’un savunması için ihtiyaç duyulan as­ker gücü temin edildiği gibi Kıpçaklar da güven içinde yaşayabilecekleri yerler elde etmişlerdir. Trabzon ve çevresindeki Kıpçak adı taşıyan yerle­şim birimlerinin büyük kısmı önemli savunma merkezleridir. Böylece Komnenosların, Trabzon’un ve Kıpçakların geleceğinde önemli değişiklikle­re yol açacak süreç başlamıştır.

II. Aleksios’un Kıpçaklarla akraba olmasından sonra Trabzon ve çevre­sindeki Kıpçaklarla ilgili kayıtlar da ortaya çıkmaya başlar. Komnenoslar içerisindeki Kıpçak unsurunun ulaştığı gücün en üst seviyesi bir tarafı Kıp­çak olan hanedan mensuplarıdır. II. Aleksios’un oğulları Mikhael’in ikinci ismi Azahutlu (Atakutlu?), Georgios’un ise Ahpugas (Ak-Boğa?), Anna’nın lakabı Anahutlu (Anakutlu?)’dur (Lebeau 1836: 483). Bazı tarihçiler bu evliliğin Komnenosların Gürcülerle akraba olmasını sağladığı gibi yanlış bir kanaate ulaşmıştı (Siharulidze-Manvelişvili vd. 1998: 56). Oysa bu çocukla­rın isimleri Kıpçakların, Komnenos sarayındaki varlığının delilidir (Zachariadou 1995: 285 vd).

Aleksios’un çocukları arasında Trabzon Rum Devleti’nin tarihinde en etkili olan Anna Anahutlu’dur. Babasının ölümünden sonra ortaya çıkan karmaşada tahtı ele geçirerek bir yıl başta kalmıştır. 1341’de Türkmenlerin Trabzon’a düzenlediği akından sonra baş gösteren bunalımda Anna, dede­sinin yurduna giderek buradan derlediği bir orduyla iktidarı ele geçirmiştir. Trabzon kaynaklarında Lazika olarak adlandırılan yöre Kıpçak atabeyliği idi. Kıpçak atabeyliğinin batıdaki sınırı, Rize/Pazar’ın hemen güneydoğu­sundan başlamaktaydı. Bölgede Anna Komnena’nın kısa sürede askerî yar­dım alıp iktidarı ele geçirebileceği tek güç Kıpçaklardı.

Anna Anakutlu Komnena, yaklaşık 15 ay tahtta kaldı. Bu süre zarfında neler yaşandığına dair kaynaklara yansıyan bir bilgi yoktur. Ancak kısa süre sonra gerçekleşecek bazı olaylar sebebiyle Trabzon’da huzurun sağlanama­dığı anlaşılmaktadır. Mikhail’in oğlu Ioannes’i başa geçirmek üzere harekete geçen muhalifler 4 Eylül 1342’de şehre hâkim olmuştu. Ioannes başa geçer­ken Anna boğdurulmak suretiyle öldürülmüştür. Ona yakın devlet görevli­leri de sürgüne gönderilmiştir (Miller 2007: 31).

Vaftiz isimleri Hristiyan ikinci isimleri Türk olan bu çocukların yanı sı­ra Aleksios devrinden itibaren Kıpçak ismi taşıyan ailelerin de varlığına tesadüf edilmektedir. 1306 tarihli bir belgede Trabzon’da Kamachenos i­simli bir aileden bahsedilir (Janssens, 1969: 101). Bu isim Kamacı adının bozulmuş halidir (Bilgin 2000: 90). Kaynaklar, Kamacı ailesi Komnenosların tarihinde önemli bir yer tuttuğu ile ilgili kayıtlara sahiptir. Daha Aleksios’un tahta geçmesinin üzerinden on yıl geçmeden Trabzon’un güçlü aileleri ara­sına girmesi dikkate şayandır. Aleksios’un ölümünden sonra baş gösteren karışıklıklarda bu ailenin ulaştığı konumla ilgili çok önemli bir bilgi vardır. 1335’te çıkan bir isyan sırasında Kamacılar, Komnenosların süvari ordusu­na komuta etmektedir (Miller 2007: 27 vd). Kamacı ailesi yanında bazı Kıp­çak ismi taşıyan ailelerin Komnenoslardan sonra da bölgede etkili olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlı tahrir defterlerindeki kayıtlara bakılırsa Andronikos Turalis, Nikita Rüstem, Yanis Amiras, Mirali gibi isimlere sahip bazı kişiler Trabzon’un geniş mülk sahipleri arasında yer almaktadır. Bunlar Trabzon Rum Devleti zamanında önemli görevlere getirilmiş kişiler olmalı­dır (Bilgin 2000: 90 vd).

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ