TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

CUMHURİYET’İN KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE TÜRK RESİM SANATI

Kendi içlerinde değişik evreleri olmakla birlikte, Türk resim sanatının gelişim sürecini başlıca iki bölüm altında incelemeyi amaçladığımız araştırmamızın ilk bölümünü Osmanlı İmparatorluğunun Batılılaşma hareketiyle başlayıp Cumhuriyet’in ilanına kadar olan ve ansiklopedinin Yenileşme döneminde Osmanlı-Türk Kültür ve Medeniyeti Yenileşme dönemi Kültür ve Sanat bölümlerinde “Yenileşme DönemindenCumhuriyet Dönemine TürkResim Sanatının Evreleri” başlığıyla kaleme aldığımız süreç oluşturuyordu. Bu bölümde de Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra başlayan ve günümüze kadar uzanan süreçte Türk resim sanatının gelişim evrelerine kısaca yer vereceğiz.

1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet Dönemi’yle birlikte, ekonomik anlamda sıkıntılar sürmekle birlikte, ülkede beliren özgürlük ortamının tüm kurum ve kuruluşları olduğu kadar sanat ortamını da olumlu anlamda etkiledi. Bu dönemden sonra yetenekli gençlerin Avrupa’ya resim eğitimine gönderilmelerinde ya da resme ilgi duyan gençlerin kendi olanaklarıyla Batı’daki akademilere gitmelerinde bir hızlanma söz konusudur. Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden kalkıp yerine Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına doğru akan süreçte sanat ortamının egemenliği “1914 Kuşağı /Çallı Kuşağı” olarak adlandırılan sanatçıların elindedir. 1914 yılında patlak veren Birinci Dünya Savaşı nedeniyle Paris Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki eğitimlerini sürdürdükleri sırada topluca yurda geri çağrılmaları nedeniyle sanat tarihimize “1914 Kuşağı” olarak yerleşen toplam dokuz sanatçı -doğum sırasına göre- Sami Yetik (1878-1945), Ali Sami Boyar (1880-1967), Hikmet Onat (1885-1977), Mehmet Ruhi (1880-1945), İbrahim Çallı (1882-1960), Nazmi Ziya (1881-1937), Feyhaman Duran (1886-1970), Avni Lifij (1886-1927), Namık İsmail’den (1890-1935) oluşmaktadır. Aynı dönemde sanat ortamını paylaşan Ali Cemal (1881-1939), Mehmet Ali Laga (1878-1947), Hayri Çizel (1891-1950), Diyarbakırlı Tahsin (1874-1937), Celal Esad Arseven (1875-1971), Bahriyeli İsmail Hakkı (1863-1926), Şevket Dağ (1876-1944), Üsküdarlı Cevat Bey (1870-1939), Veliaht (Halife) Abdülmecit Efendi (1868-1944), Ömer Adil (1868-1928), Mihri Müşfik (1886-1954), Celile Hikmet (1883-1956), Müfide Kadri (1889-1911) yanında daha eski kuşağa mensup; ancak, sanat aktivitelerini bu dönemde de sürdüren kimisi sivil kimisi de asker kökenli daha birçok sanatçı bulunmaktadır.

Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı gibi önemli savaşların yaşandığı zor koşulların egemen olduğu bir ortamda Avrupa’da öğrendikleri yenilikleri uygulama alanı bulamayan “1914 Kuşağı” sanatçıları, böyle bir olanağı -daha önceki bölümde ayrıntılarını verdiğimiz- 1917 yılında sanat tarihimize “Şişli Atölyesi” olarak yerleşen dönemin Harbiye Nezareti’nce açılan ahşap barakadan oluşan ve Çanakkale Savaşlarını tema olarak ele alındığı bu mekanda yakalama olanağı buldular.

1914 yılında topluca yurda dönen sanatçılar iki ile dört yıl sürelerle kaldıkları Paris’ten edindikleri deneyimleri, yeni sanat anlayışlarını önce 1917’de Şişli Atölyesi, ardından da 1918’de Viyana Sergisi’nde ortaya koydular ve bu arada görev alacakları Sanayi-i Nefise Mektebi, askeri ve sivil liselerde yeni öğrencilere aktarmaya başladılar. Bu arada 1909 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin 1916 yılından başlayarak her yıl düzenli olarak Galatasaray Lisesi’nde gerçekleştirdiği Galatasaray Sergileri ile cemiyetin sanat konularına yer verdiği “Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi” adlı yayın organı ve ayrıca 1914 yılında kurulan, genç kızların sanat eğitimi almasını hedefleyen İnas Sanayi-i Nefise Mektebi dikkat çeken diğer sanat hareketlerinin başında gelmektedir.

Tüm bu hareketlerin içinde yine “1914 Kuşağı” üyeleri etkindi ve kuşağın bu etkinliği Cumhuriyet’in kurulduğu ilk yıllarda da sürdü. Mustafa Kemal’in sosyal, siyasal, kültürel alanlar yanında sanatsal alanda da aldığı köklü kararların ilk aşamalarında görev alan sanatçılar bu kuşağın üyeleriydi. Başka bir ifadeyle “1914 Kuşağı” yıkılan Osmanlı İmparatorluğu ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasında tüm bu sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal vb. olayları yaşamış olması açısından önemli bir konumdaydı.

Sanatçının içinden geçtiği, yaşadığı çağın bir parçası olduğu, yapıtlarında kendini oluşturan ve kuşatan ortamın izlerini yansıttığı gerçeğini bu dönem sanatçılarının yapıtlarında izlemek olanaklıdır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu dönem sanatçıları doğal olarak içinde yaşadıkları, neredeyse tümüyle tanık oldukları olayları tuvallerine yansıtırlar. Bu konular içinde Türk ordusunun kahramanlıkları, yaşanan savaşların acıları, Atatürk ve yakın silah arkadaşlarının çeşitli faaliyetleri yer almaktadır. Bu konular kimi zaman bir kompozisyona, kimi zaman da Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak gibi büyük bir hayranlık ve sevgi duyulan ulusal kahramanların portrelerine dönüşüyordu. Tüm bu çalışmalarda ulusal ve yerel duyguların ön planda olduğu dikkat çekmektedir. Bu örnekler arasında Sami Yetik’in 1926 tarihli “Eski Ankara’dan” gibi yerel temalı çalışmaları yanında 1928 tarihli “Topçular” adlı savaş temalı çalışmaları; Mehmed Ruhi’nin 1923 tarihli “Atatürk Köylülerle”, 1923 tarihli “Atatürk’ü Karşılama”, 1931 tarihli “Türk Ordusu’nun İstanbul’a Girişi” adlı gibi Atatürk ve Türk Ordusu temalı çalışmaları; Çallı’nın 1928 tarihli “Harman”, 1933 tarihli “Zeybekler” kompozisyonları; Avni Lifij’in 1923 tarihli “Akgün”, “Karagün” ve “Fevzi Çakmak Portresi” gibi savaş ve portre temalı çalışmaları; Namık İsmail’in 1920 tarihli iki “Harman” ve 1929 tarihli “Atatürk Çiftçiler Arasında” gibi yerel ve Atatürk’ün gezilerini tema olarak seçen kompozisyonu sayılabilir. Aynı dönemde kuşağın diğer üyelerinden Nazmi Ziya, Ali Sami Boyar, Feyhaman Duran ve Hikmet Onat Atatürk portreleri yanında yerel temaların ağırlıkta olduğu çalışmalarıyla dikkat çekmekteydiler. “1914 Kuşağı” sanatçıları ile sanat aynı ortamını paylaşan dönemin ünlü sanatçılarından Ömer Adil, Ali Cemal, Mehmet Ali Laga, Mihri Müşfik ve diğerleri de çeşitli yapıtlarıyla bu ortama katkıda bulunuyorlardı.

Bu bölümde Türk resim sanatının gelişim çizgisinde en önemli rollerden birini üstlenen “1914 Kuşağı” sanatçılarının yaşamöyküleri ve sanat anlayışlarına -doğum tarihlerine göre bir sıralama- yaparak ayrı ayrı yer vereceğiz. Ayrıca aynı dönemi paylaşan sanatçılara ilişkin ayrıntılı bilgi vermekten çok, bunlara ilişkin ayrıntılı bilgi ve kaynakçanın bulunduğu kaynakları vermekle yetineceğiz.

Mehmet Sami Yetik (1878-1945): İstanbul’da doğdu. 1896’da Harbiye’ye girdi 1899’da teğmen olarak mezun oldu. 1900 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi’ne başladı ve 1906’da bitirdi. Çeşitli okullarda resim hocalığı yaptı. 1909’da kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı ve cemiyetin 1916’dan itibaren gerçekleştirmeye başladığı Galatasaray Sergilerine katıldı. 1910’da Paris’e giderek 1910-12 yılları arasında sabahları Académie Julian’de, Jean-Paul Laurens (1838-1921) atölyesinde çalıştı. 1912’de yurda döndü; Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı’na katıldı. Savaştan sonra da uzun yıllar resim hocalığı yaptı.

1917’de açılan Şişli Atölyesi’nde görev aldı. 1918’de ise Viyana Sergisi’ne dokuz yapıtıyla katıldı. 1933’te binbaşı rütbesiyle emekli oldu. 1940 yılında “Ressamlarımız-1” adlı kitabını yayımladı. İkinci cildi de hazırdı; ancak, bu kitap sanatçının Ocak 1945’te ölümü nedeniyle basılamadı. Sami Yetik, ayrıca çeşitli dergi ve gazetelerde sanata ilişkin birçok yazı kaleme aldı. Resim çalışmalarında doğayı rehber olarak kabul eden Yetik’in, büyük boyutlu savaş temalı çok figürlü kompozisyonlarında sağlam desen anlayışı dikkat çekmektedir. Sami Yetik’in sanat yaşamı boyunca sağlam desen anlayışıyla gerçekleştirdiği çeşitli türde yapıtlar yanında, izlenimci tekniği kullanarak gerçekleştirdiği çeşitli ölüdoğa, figürlü kompozisyon, figürlü, figürsüz manzara, portre, otoportre çalışmaları da bulunmaktadır. Yaşamının son dönemlerini Ankara’da geçiren sanatçı, bu kentin yaşamından ilginç örnekler vermiştir.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Kamil GÖREN

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi /Türkiye

CUMHURİYET'İN KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE TÜRK RESİM SANATI

TAM SAYFA GÖRÜNÜMÜ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ