CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRKİYE’DE ECZACILIK

CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRKİYE’DE ECZACILIK

I. Eczacılık Öğretimi

Cumhuriyet döneminin başlangıcında Türkiye’de eczacılık öğretimi yapan tek kurum “Eczacı Mekteb-i Ali”si idi. 9 Kasım 1908 tarihinde Tıp Fakültesi’ne bağlı olarak kurulmuş olan bu mektep, Kadırga’daki Menemenli Mustafa Paşa Konağı’nda Dişçi Mektebi ile birlikte eğitim yapıyordu. Eczacı Mektebi’nde öğretim süresi 3 yıl idi ve öğretim programı olarak Paris Eczacılık Yüksek Okulu’nun (Ecole Superieure de Pharmacie de Paris) öğretim programı uygulanıyordu.[1]

Ahşap ve köhne bir bina olan Menemenli Mustafa Paşa Konağı bir süre sonra Eczacı ve Dişçi Mektepleri için yetersiz olmaya başlamış ve dönemin Mektep müdürü olan Dr. Server Hilmi Büyükaksoy’un gayretleri sonucu Beyazıt Meydanı’ndaki eski Jandarma Komutanlığı binası bu iki Mektebe tahsis edilmiştir. Yapılan tamir ve tadilattan sonra mektepler 1926 yılında bu binaya taşınmışlardır.[2] Üç katlı ve kagir olan binanın 2. katı Eczacı Mektebi’ne, zemin ve 1. katı ise Dişçi Mektebi’nin kullanımına verilmiş ve bu binada 33 yıl eğitim yapılmıştır.[3]

1933 Üniversite Reformu ile Eczacı Mektebi Tıp Fakültesinden ayrılarak, öğretim programının tıptan çok fen bilimlerine yakın olması gerekçesiyle, Fen Fakültesi’ne bağlanmıştır. Üniversite Reformu kapsamında bütün fakültelerde olduğu gibi, Eczacı Mektebi’ne de yabancı profesörler (A. Heilbronn, K. Bodendorf, P. Duquenois, L. Rosenthaler, C. H. Brieskorn) atanmıştır. Bu arada 1938 yılında öğretim süresi 4 yıla çıkartılmıştır.[4]

1944 yılında Eczacı mektebi Fen Fakültesi’nden ayrılarak tekrar Tıp Fakültesi’ne bağlanmış ve Eczacı Okulu adını almıştır.

Jandarma Komutanlığı binasının iki okulun ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesi üzerine 1947 yılında Beyazıt’taki Askeri Tıp Okulu (eski Keçecizade Fuad Paşa Konağı) binalarının Eczacı Okulu’na tahsis edilmesine karar verilmiştir.[5] Binaların tamiri 12 yıl sürmüş ve Eczacı Okulu ancak 1959 yılında bu yeni binaya taşınabilmiştir.[6]

Eczacılık öğretiminin “Fakülte” halinde yapılması gerektiğine inanan öğretim üyelerinin gayretleri sonucunda 4 Şubat 1961 tarihinde Tıp Fakültesi Profesörler Kurulu toplantısında Eczacı Okulu’nun fakülte haline getirilmesi oy birliği ile kabul edilmiştir. Karar 16 Kasım 1961 tarihinde İstanbul Üniversitesi Senatosu’ndan geçmiş ve 15 Ocak 1962 tarihinde dönemin Milli Eğitim Bakanının onayı ile “İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi” resmen kurulmuştur.[7]

Türkiye’nin ilk Eczacılık Fakültesi ise 1960 yılında öğretime başlayan Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’dir. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin yılda 60 öğrenci alması nedeniyle mezun olan eczacı sayısının ülke ihtiyaçlarını karşılayamaması üzerine, 1960’lı yıllarda büyük bir eczacı açığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine bazı özel kuruluşlar Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurarak “Eczacılık Yüksek Okulu” açma izni almışlar ve bu okulların ilki 1964 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Bunu Ankara, İzmir ve Eskişehir’de açılan okullar izlemiştir. Bu okullar Anayasa’ya aykırı oldukları gerekçesiyle 9 Temmuz 1971 tarih ve 1472 sayılı kanun uyarınca devletleştirilmiştir. Bir süre devlet okulu olarak öğretim yapan bu okullar 28.3.1983’te kabul edilen Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında Kanun uyarınca Eczacılık Fakültesi haline dönüştürülmüşlerdir.[8]

Bugün Türkiye’de 9 Eczacılık Fakültesi bulunmaktadır, bunlardan ikisi yeni kurulmuş ve henüz mezun vermemiştir. Bu fakültelerin isimleri ve kuruluş yılları aşağıda verilmiştir:

  • İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-İstanbul (1962)
  • Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-Ankara (1960)
  • Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-Ankara (1967)
  • Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-İstanbul (1971)
  • Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-Ankara (1971)
  • Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-Eskişehir (1971)
  • Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-İzmir (1973)
  • Atatürk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-Erzurum (1999)
  • Mersin Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-Mersin (2000).

2. Araştırmalar

1908’de Eczacı Mektebi’nin kurulmasıyla eczacılık öğretimi kısmen özerk hale gelmeye başlamış ve öğretim üyesi kadrosunun eczacılardan oluşması sağlanmıştır. Bu öğretim üyeleri, yeterli maddi ve teknik olanaklara sahip olmamalarına karşılık, araştırmalar yapmayı ve bunlardan bazılarının sonuçlarını dış ülkelerde yayınlamayı başarmışlardır.

Bugünkü anlamda bilimsel araştırmalar ve yayınlar 1933 Üniversite Reformu ile başlamıştır. Eczacı Mektebi’nde görevlendirilen yabancı hocalar araştırmalar yaparak, kitaplar yayınlayarak ve öğretim elemanları yetiştirerek Türkiye’de eczacılık mesleğinin çağdaş düzeye ulaşmasını sağlamışlardır. Prof. Dr. A. Heilbronn Farmakognozi, Prof. Dr. K. Bodendorf ve Prof. Dr. P. Duquenois Farmasötik Kimya, Prof. Dr. L.Rosenthaler ve Prof. Dr. C. H. Brieskorn Galenik Farmasi alanının gelişmesine öncülük etmişlerdir.[9]

Cumhuriyet’in ilk yıllarında bazı eczacılar yabancı ülkelerdeki fakültelerde doktora yaparak “Eczacılık Doktoru” veya “Bilim Doktoru” unvanını almışlardır. Bu eczacılar hakkında elimizde kesin bilgiler olmamakla birlikte, Ecz. Muammer Enver Bey’in 1931 yılında Strasbourg’da Eczacılık Doktoru, Ecz. Hüsnü Sarım Bey’in (Çelebioğlu) de 1932 yılında Berlin’de Bilimler Doktoru unvanı aldığını biliyoruz.[10]

Türkiye’de eczacıların doktora yapması 1949 yılında İstanbul Eczacı Okulu Doktora Yönetmeliği’nin kabulü ile mümkün olabilmiştir. 1949 yönetmeliği uyarınca verilen “Eczacılık Bilimleri Doktoru” (Doctor Pharmaciae-Dr. pharm.) unvanı, 1969 yılında kabul edilen İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Doktora Yönetmeliği uyarınca “Eczacılık Bilimleri Doktoru” (Doctor scientiae pharmaceuticae-Dr. sc. pharm.) olarak değiştirilmiştir. 1983’te doktoradan önce yüksek lisans yapılması kabul edilmiş ve yüksek lisans eğitimini tamamlayan eczacıya “Uzman Eczacı” unvanı verilmeye başlanmıştır.

Bugün Türkiye’de eczacılar 7 Eczacılık Fakültesinde (İstanbul, Ankara, Hacettepe, Gazi, Anadolu ve Ege Üniversiteleri) yüksek lisans ve doktora yapabilmektedirler. Yeni kurulan 2 fakültede (Atatürk ve Mersin Üniversiteleri) bu programlar henüz başlamamıştır.

1988 yılından beri Mustafa Nevzat İlaç Sanayii A.Ş. tarafından doktora yapan eczacılara “Mustafa Nevzat Eczacılık Ödülü” verilmektedir. Bu ödül, İstanbul Eczacı Mektebi Fenni İspençiyari (Farmasi ve Teknolojisi) öğretim üyelerinden ve Mustafa Nevzat İlaç Sanayii A.Ş. kurucusu Ecz. Mustafa Nevzat Pısak (1879-1968) adına, kızı Ecz. Nevhiz Pak tarafından 1988 yılında konulmuştur. Ödül iki yılda bir, eczacılık dallarından birinde doktora tezi hazırlayan eczacılar arasından seçici kurul tarafından belirlenen bir kişiye verilmektedir. Prof. Dr. Turhan Baytop, Prof. Dr. Kasım Cemal Güven, Prof. Dr. Nedime Ergenç, Prof. Dr. Nevzat Öner, Ecz. Nevhiz Pak ve Ecz. Hüsamettin Ziler’den oluşan seçici kurul bugüne kadar aşağıdaki eczacılara “Mustafa Nevzat Eczacılık Ödülü”nü vermiştir.[11]

  • Dr. Ecz. Varol Pabuççuoğlu: Farmasötik Kimya Anabilim Dalı, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-1989.
  • Dr. Ecz. Sema Çalış: Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-1990.
  • Dr. Ecz. Hülya Perçiner: Farmasötik Kimya Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-1992
  • Dr. Ecz. Ayşen Yürüker: Farmakognozi Anabilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-1994
  • Dr. Ecz. Meral Tunçbilek: Farmasötik Kimya Anabilim Dalı, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-1996.
  • Dr. Ecz. Güniz Küçükgüzel: Farmasötik Kimya Anabilim Dalı, Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-1998.
  • Dr. Ecz. Betül Demirci: Farmakognozi Anabilim Dalı, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-2000.

Prof. Dr. Kasım Cemal Güven 1989 yılında yaptığı bir çalışmada eczacılık eğitiminin 150. yılında Türkiye’de bilimsel araştırma durumunu incelemiş ve durumun Türkiye için bir iftihar vesilesi olduğunu ifade etmiştir.[12]

Türkiye’de yaptıkları bilimsel araştırmalar ile yurtiçinde ve yurtdışında ödüller kazanan eczacılarımızın isimleri ve aldıkları ödüller aşağıda verilmiştir.

Prof. Dr. Turhan Baytop (İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim Dalı):

  1. 1986-OPTIMA Gümüş madalya
  2. 1988-TÜBİTAK Bilim Ödülü
  3. 1992-ECO Altın madalya.

Prof. Dr. Asuman Baytop (İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Botanik Anabilim Dalı): 1999-TÜBİTAK Hizmet Ödülü.

Prof. Dr. İhsan Çalış (Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim Dalı):

  • 2000-TÜBİTAK Bilim Ödülü.

III. Eczaneler

Cumhuriyet’in ilk yıllarında eczaneler yalnız büyük şehirlerde toplanmıştı, bazı il ve ilçelerde ise eczane bulunmuyordu. Örneğin İstanbul’da 1924 yılında 300 civarında eczane vardı. Dönemin Sağlık Bakanlığı Müfettişi Ecz. İsmail Hakkı Yeşilyurt bir yazısında “bu eczanelerin bazı bölgelerde sıkışık olduğunu, alış-verişlerinin kıt ve dükkanların da hemen hemen boş bir vaziyette ve mali bakımdan da acınacak bir halde” olduğunu ifade etmiştir.[13]

Bu duruma bir çare bulmak, eczacıları ve eczaneleri mali bakımdan kuvvetlendirmek ve halk sağlığına yardım eden kurumlar haline getirmek için 1927 yılında 964 sayılı “Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun” çıkartılmıştır.[14] Bu kanun ile eczane sınırlaması getirilmiş ve bir mahalde bulunan eczanelerin adedi o mahallin nüfusuna göre belirlenmeye başlamıştır. Bu kanun uyarınca 8.5.1928 günü verilen bir emir ile İstanbul’da bulunan eczanelerden 90 tanesi kapatılmış ve 17 tanesinin de yeri değiştirilmiştir.

Bu uygulamayı bazı eczacılar olumlu karşılarken, bazıları da eczane sınırlamasında haksızlıklar ve yanlışlıklar yapıldığını savunmuşlardır. Bu konuda gazetelerde yazılar yazılmış ve yayınlanan bir broşür ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne başvurulmuştur. Eczane sınırlamasını kaldırmak amacıyla, 1950 yılında Ecz. Remzi Kocaer’in girişimi ile bazı eczacılar tarafından “Türkiye Eczacıları Yardımlaşma Cemiyeti” kurulmuştur. 18.2.1953 tarihinde kabul edilen 6197 sayılı kanun ile eczane sınırlaması kaldırılmıştır. Halen Türkiye’de eczane sınırlaması bulunmamaktadır. Günümüzde şehirlerde ve özellikle hastane çevrelerinde çok fazla sayıda eczane olması nedeniyle genç eczacılar kazanç sağlayabilmek için küçük yerleri tercih etmektedirler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ