CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TIBBINA VE TIP EĞİTİMİNE KISA BİR BAKIŞ

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TIBBINA VE TIP EĞİTİMİNE KISA BİR BAKIŞ

On dokuzuncu yüzyılın başından itibaren Türk tıbbının ve sağlık teşkilatı ile genelde bütün eğitim ve devlet teşkilatının batılılaşmaya başlatılmasına, hatta 1876 da I. Meşrutiyet’in ilanından sonra 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ile demokratikleşme ve çağ atlama yolunda da büyük adımlar atılmasına rağmen, arka arkaya gelen 1913 Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve onu takip eden Kurtuluş Savaşı neticesi koca Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü. Lozan Antlaşması ile Misak-ı Milli sınırları içinde o zamanki Kuvay-i Milliye ruhu ile bu harabenin külleri üzerine Türkiye Cumhuriyeti büyük Atatürk ve ona inanan dava arkadaşları tarafından tesis edilmişti.

Atatürk döneminde Cumhuriyetin kuruluşunda Türk tababeti için gerçekleştirilen en önemli reformların biri de Lozan Antlaşması ile kapitülasyonların bir parçasını teşkil eden Karantina Müessesesi’nin (Meclis-i Umuru Sıhhiye) kaldırılması ile Türkiye’de tababet icrası hakkının yalnız Türk uyruklu tabiplere tanınması ve eskiden beri hekimlik yapan yabancı uyruklu tabiplerle, ülkemizde yabancı devletler tarafından tesis edilen hastanelerin çalışanlarının bu hükümden müstesna tutulmasıdır.1 O dönemde yapılan reformlardan biri de Türk kadınına tıp eğitimi yapma hakkının verilmesidir.

“İlk defa 1922 Eylülü’nde o zamanlar Darülfünûn Emini bulunan ve İstanbul’un meşhur bir doğum ve kadın hastalıkları mütehassısı olan Dr. Besim Ömer Paşa’nın da teşebbüsüyle Haydarpaşa Tıp Fakültesine 7 kız talebe kaydedilmiştir.”

“Türkiye’de ilk defa 1927’de Haydarpaşa Tıp Fakültesinden kız talebe mezun olmuştur. Bunlar mezuniyeti müteakip, bir yıl devam eden kanunî pratik yıllarını da tamamladıktan sonra tıp diplomalarını aldılar (1928).”2

Cumhuriyetin kuruluşunun hemen akabinde İzmir İktisat Kongresi’nde Türkiye’nin iktisadi kalkınma planı ele alınmış ve her alanda yapılacak kalkınma hamlesinin hangi yöntemlerle gerçekleştirilmesi lâzım geldiği tespit edilmişti. Yeni bir milenyuma girdiğimiz bu yıllarda, Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar geçen 75 yıldan fazla bir dönemde Türk tıbbının gelişmesini şu iki evrede incelemek mümkündür:

  1. Cumhuriyetin ilk on yılında (1923-1933) Türk tıbbının gelişmesi
  2. Atatürk’ün 1933’te gerçekleştirdiği Üniversite Reformu’ndan sonra Türk tıbbının gelişmesi.

Bu dönemi de şu iki alt başlıkta değerlendirmenin daha doğru olacağı kanısındayız:

  1. 1933 Üniversite Reformu’ndan, 1981’de Atatürk’ün doğumunun 100. yıldönümünde yeni Yüksek Öğretim Yasası ile YÖK’ün tesisine kadar,
  2. 1981’de YÖK’ün tesisinden sonra Türk tıbbının gelişmesi.

Prof. Dr. Arslan TERZİOĞLU

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ