ÇAĞATAY HANLIĞI

ÇAĞATAY HANLIĞI

Bu münasebetle de Algu Han, Çağatay Hanlığı’nı tekrar derleyip toparlamaya muaffak olacaktır. 1266 yılında Algu Han öldüğü sırada Çağatay Hanlığı, kağanlığın vesayetinden kurtulmak için mücadele vermekte idi. Hatta şehirlerin idarecisi durumunda olan Mesut Yalavaç Bey de kağanlık merkezindeki bu karışıklıktan dolayı Algu’ya yakın davranmıştı. Algu Han’ın Kıyan, Çotu ve Tok-Timur adında üç oğlu vardı.[34] Algu Han’ın 1266 yılının ilk aylarında ölümü üzerine Kara-Hülâgü Han’ın oğlu yetişkin yaşa girmiş olan Mübarek-Şah, Cemali Karşî’ye göre hanlık makamına oturmuştu.[35] 1266 Martı’nda hanlığa Mübarek-Şah’ın kendiliğinden oturmuş olması Kubilay Kağan’ın hoşuna gitmemişti. Eylül ayında, yani altı ay sonra, Yisun-Tuva’nın oğlu Barak, Kubilay tarafından Çağatay ulusuna han olarak gönderilecektir. Yine Cemali Karşî’nin nakline göre Eylül ayının içinde Barak gelip duruma hakim olacaktır. Mübarek-Şah kaynaklardan anlaşıldığına göre yumuşak huylu bir zat idi. Nitekim Barak’a boyun eğerek onun maiyyetine girmiş ve hizmet etmiştir. Mübarek-Şah’ın beş tane oğlu vardı. Bunlar sırasıyla şunlardır: 1. Olcay-Buka, 2. Buralgay, 3. Hur-Kaday, 4. İsen-Pulat, 5. Kadak.[36]

Barak Han (1266-1271)

Çağatay Han’ın oğullarından Mu-Tekin’in torunu ve Yisun-Tuva’nın oğludur.[37] Babası Yisun- Tuva 1251 yılında Müngge Kağan’ın seçimine muhalefet ve suikast hareketine katıldığı için idam edilmişti. Bu hadiseden sonra katledilen şehzadelerin çocukları, Karakurum’da terbiye edilmek üzere bırakılacaklardır. Barak ve kardeşleri de bunlar meyanında idiler. Kubilay Kağan 1264 yılında kardeşi Arık Buka’yı bertaraf ettikten sonra Algu’nun ölümü üzerine boşalan Çağataylı tahtına Mübarek-Şah’ın kendiliğinden oturmasını hoş görmeyerek onun yerine Barak Han’ı Çağatay ulusuna han tayin etmişti. Barak böylece Çağatay Hanlığı tahtına çıkacaktır. Arık Buka ile Kubilay’ın kağanlık için mücadelesi sırasında Ögeday Kağan’ın İmil ırmağı havzasında oturan torunu Kaydu Han, Ögeday ulusunu tekrar canlandırmıştı. Barak, ulusuna ulaştıktan sonra kısa zamanda duruma hakim olmuş ve hatta Mübarek-Şah’ı dahi maiyyetine alarak onu Av Emiri, yani Barsçı’lığına tayin etmişti.[38] Barak Han, Çağatay ulusuna hakim olduktan sonra Kaydu Han ile İl- hanlı hükümdarı Abaka Han ile ve hatta Kubilay Kağan’a karşı dahi Çağatay ulusunu müdafaa mecburiyetinde kalacaktır. Hanlığının ilk yılında Kubilay Kağan’ın Çağatay ülkesine Moğultay ismindeki kumandanıyla gönderdiği orduyu mağlup etmiş, hatta Doğu Türkistan’daki Hoten şehrine kadar onları kovalamıştı. Ögeday ulusunun başındaki Kaydu Han ile yaptığı muharebeler iyi gitmekte iken 1267 yılındaki son muharebeyi kaybederek Semerkant yakınlarına çekilmek mecburiyetinde kalmıştır.[39] Daha sonra Ögeday Kağan’ın torunu Kadan-Oğul’un oğlu Kıpçak-Oğul Barak Han’ın yanına elçi olarak gelmiş ve sulh yapılmıştı. Ertesi yıl 1269’da Talas yakınında müşterek bir kurultay toplanmış, Ögeday ve Çağatay sülâlelerinin mensupları, kumandanları hep bir araya gelmişlerdir. Vassaf’ın nakline göre bu kurultay 1268 yazında Semerkant yakınlarındaki Katvan ovasında olmuştu.[40] Ancak hadisenin seyrinden anlaşıldığına göre Vassaf’ın vermiş olduğu bu yer kurultay yeri değil, Ögeday ulusunun elçisi olan Kıpçak-Oğul’un, Hanın ordasına geldiği yer olmalıdır. 1269 kurultayı Barak Han’ın Kaydu Han’a tâbiliği kabul ettiği kurultay olarak görülür. Yani Barak, Kubilay Kağan’ı değil, Kaydu Han’ı kağan gibi kabul etmekteydi. Şehirleri idare eden Mesut Yalavaç ise bundan sonra topladığı vergileri kağanlığa değil, Kaydu Han’a gönderecekti.

Ayrıca Barak Han, Doğu Türkistan’ın ana bölümünü Kaydu Han’a terk ediyordu. 668 hicri yılı baharında yani 1270 yılında, Barak Han’ın ordusunda Kaydu Han’ın Kıpçak-Oğul ve Çapat emrinde gönderdiği birliklerden başka Çağataylı şehzadelerden Ahmet Börü, Nikbay-Oğul, Taligu ve Mübarek- Şah da kendi birlikleri ile yer almışlardı. Ayrıca kardeşleri Mümin ve Yasar-Baylı (Vassaf’ta Yasavur) da Barak Han’ın yanındaydılar. Bu ordu iki kol halinde Ceyhun ırmağını geçtiler.[41] Bu kollardan birincisi Tirmiz yakınından geçerek Bedehşan, Talkan, Şıbırgan üzerinden ilerlerken, diğer kol Amuy yakınından Ceyhun’u geçerek Merv, Mervcik bölge ve şehirlerini ele geçirerek Nişabur’a varmazdan evvel birleşmişlerdi. Abaka Han’ın gönderdiği kuvvetleri burada mağlup eden Barak Han, Nişabur’u da zaptetti.[42] Daha sonra 1270 yazında cereyan eden ikinci muharebede Kaydu Han’ın gönderdiği yardımcı kuvvetlerin Barak Han’dan ayrılarak geri dönmesi dolayısıyla Barak yalnız başına Abaka Han ile karşılaşmak mecburiyetinde kalacaktır. Bu muharebeyi Barak kaybederek Ceyhun’un kuzeyine çekilecektir. Ertesi yıl İlhanlı kuvvetleri Ceyhun’u geçerek Çağatay ülkesine girmişler ve Barak Han’ı çok güç durumda bırakmışlardı.

Kaydu Han amcazedesi Barak Han’a yardımcı olabilmek için Maveraünnehir’e girecektir. Bu kuvvetlerin gelişi dolayısıyla İlhanlı hükümdarı Abaka’nın kuvvetleri süratle Ceyhun’un güneyine çekileceklerdir. Ancak Barak Han, bu hadise sırasında vefat edecektir. Vassaf’a göre Barak kendisine ikram edilen şarabı içtikten sonra ölmüştür. Zira bu şarapta zehir vardı. Öldüğü sırada saltanatının altıncı yılında idi.[43] Uluğ Bey aynı ifadeyi tekrarlar.[44] Kadı Ahmet Gaffar-ı Kazvinî, 669 Koyun yılının nihayetinde öldüğünü kaydetmektedir.[45] Bu da 1271 yılı sonbaharına tekabül etmektedir. Barak Han ölmezden bir yıl önce İslamiyet’i kabul ederek Sultan Gıyaseddin unvanını almıştı. Kaynaklar bu hususta ittifak halindedirler. Barak Han öldüğü zaman geriye beş tane oğul bırakmıştı. Bunların adları sırası ile 1-Bek-Timur, 2-Duva, 3-Tokta, 4-Uladay ve 5-Bozan[46] idi.

Nikbay Han (1271-1274)

Barak Han’ın 1271 yılı sonlarında vefat edişinden sonra Çağataylılardan Nikbay’ın diğerleri arasında önde olarak ortaya çıktığını görmekteyiz. Çağatay Han’ın dördüncü oğlu Sarban’ın oğludur.[47] Algu Han ve Barak Han zamanlarında ordu kumandanı olarak hizmet gördüğünü bildiğimiz bu hanzade, Barak’ın vefatından sonra çıkan karışıklıklar sırasında İlhanlı ordusunun Buhara’dan başlayarak Ceyhun’un ötesine atılmasında Vassaf’ın verdiği bilgilere göre Abaka, Buhara’ya girdikten sonra elli bin kişiyi katlettirmiş, şehrin abidelerini de tahrip ettirmişti. Hatta Mesut Yalavaç’ın yaptırdığı büyük Mesudîye Medresesi bu tahrip olanlar arasında bulunmaktaydı. Nikbay, Gaffari’nin nakline göre 671 yılında Abaka’nın kuvvetlerini mağlup etmiş ve Çağataylı toprağından çıkarmıştı.[48] Reşidüddin ise Nikbay’ın hanlığının üç yıl kadar sürdüğünü söylemektedir.[49] Bu duruma göre onun hanlığı 1274 yılı içinde bitmiş olmalıdır.

Buka-Timur Han (1274-1277)

Nikbay Han’ın kısa ve mücadele içinde geçen hükümdarlığından sonra Buka-Timur ona halef olmuştur. Buka-Timur Han, Çağatay Han’ın yedinci oğlu Kadatı’nın oğludur.[50] Kaydu Han’ın yarlığı ile han olmuştu. Reşidüddin onun hakkında pek bilgi vermemektedir. Ancak Saçkıran hastalığından vefat ettiğini söylemektedir. [51] Yalnızca Kadı Ahmet Gaffar-ı Kazvinî vefat tarihi olarak 671’i vermektedir. Bu duruma göre üç yıl kadar hanlık etmiştir.[52]

Duva Han (1277-1307)

Buka-Timur Han’ın ölümünden sonra Duva Han onun yerine Çağatay Hanlığı makamına gelmiştir. Kaydu Han’ın yarlığı ile Çağatay ulusunun başına geçen Duva Han, Barak Han’ın beş oğlundan ikincisidir.[53] Onun otuz yıl süren saltanatı müddetince Çağatay Hanlığı üst üste gelen tahribat yağma ve katliamların meydana getirdiği yaraların tedavi gördüğü devre olacaktır. Zira Duva Han’ın da Kaydu Han kadar dirayetli ve siyasî olduğu anlaşılmaktadır. Aralarındaki münasebet ve mesafeyi iyi ayarlayan Duva zamanında kaynaklarda verilen bilgilere göre harap şehirler imar edilirken Andican adında yeni bir şehir kurmuştu.[54] Her ne kadar bu imar işleri Mesud Bey tarafından yapılıyor ve Kaydu Han’a bağlı olarak yürütülüyorsa da netice itibariyle kendi hanlık sahası huzura kavuşmuş olmaktaydı. Cemal Karşî’nin nakline göre 1272 yılında Buhara’nın tahribi sırasında yıkılan yerler tekrar canlanmış Mesudiye Medresesi yeniden imar olmuştu. 1289 yılında Mesud Yalavaç vefat edince medresenin yanında kendisi için yaptırmış olduğu türbeye defnolunmuştur. Ekim 1289 yılında vefat eden Mesud Bey’in yerine büyük oğlu Ebubekir Yalavaç, Kaydu tarafından tayin olunmuştu.[55] Marco Polo’nun nakline göre Kubilay Kağan’ın batıdaki hududu Hoten şehrine kadar uzanıyor, onun batısında kalan Kaşgar, Yarkent, Aksu, Kara-Hoço gibi şehirler daha öncede zikredildiği üzere Çağataylılar tarafından Kaydu Han’a bırakılmıştı.[56] Kubilay Kağan’ın 1294 yılından ölümüne kadar Kaydu ve Duva arasındaki ittifaka karşı ciddi bir taarruzu göze alamadığı yine Marco Polo tarafından nakledilmektedir. Bu durumdan istifade eden Duva Han, Horasan hududunu emniyete almış hatta Gazne dahil Hindistan’a kadar olan bölgeleri hanlığı hudutlarına dahil etmiştir.[57] Kaydu Han’a bağlı olarak çalışan Ebubekir Yalavaç’ın 1298 yılında vefatı üzerine onun yerine kardeşi Satılmış Bey tayin edilmiştir. O da ağabeyi, babası ve dedesi gibi dirayetle şehirleri iyi bir şekilde idare etmiştir.

Reşidüddin’in nakline göre Kubilay Kağan’ın halefi olan torunu Olcaytu Timur Kağan’ın (1294-1307) dikkati Kaydu ile Duva ittifakına dönecektir. Zira Kaydu’nun devleti büyük itibar kazanmıştı. Bunun üzerine Kaydu ile Olcaytu Timur Kağan arasında muharebeler başlayacak ve muharebe yaralanan Kaydu’nun ölümü ile son bulacaktır.

Bu hadiselerin 1298 yılında başlayıp 1301 yılına kadar da devam ettiği bilinmektedir. Buna göre 1301 yılında Kaydu Han vefat etmiştir.[58] Duva Han, Kaydu ile Olcaytu Timur Kağan arasındaki mücadeleye katılmamış ve bununla iyi bir politika takip etmiş olmaktaydı. Babasının ölümünden sonra Kaydu’nun yerine geçen oğlu Çapar Han (1301-1306) babasının dirayetini gösteremeyecektir. Cemalî Karşî’nin nakline göre, Satılmış Yalavaç 1303 yılında vefat etmiş, onun yerine Mesut Yalavaç’ın üçüncü oğlu Sevinç Bey, Çapar Han’ın yarlığı ile şehirlerin idaresine tayin edilmiştir. Sevinç Bey, babası ve dedesi gibi Hocent şehrinde oturmayıp, şehirlerin idaresinin merkezini Hocent’ten Kaşgar’a taşıyacaktır. Cemalî Karşî, o tarihte kendisi de Kaşgar’da bulunuyordu.[59]

Bu duruma göre 1303 yılında Duva Han ile Çapar Han arasında huzursuzluk meydana gelmişti. Daha sonra çarpışmalar zuhur edecek ve ittifak bozulunca bundan istifade eden Olcaytu Timur Kağan’ın orduları, Çapar Han üzerine yürüyeceklerdir. Duva Han ile Çapar Han arasındaki çarpışmalar, nihayet 1304 yılında harbe dönüşmüş, Çapar Han’ın kuvvetleri Çağatay ülkesine girmişlerdir. Birinci muharebe Semerkant civarında ikinci muharebe ise Hocent yakınlarında cereyan etmiş ve Çapar Han mağlup bir vaziyette ülkesine doğru çekilirken bu defa Olcaytu Timur Kağan’ın orduları ülkesini istilâ etmeye başlamıştı.[60] 1305 yılında çok üstün kuvvetler ile Ögedaylıların yurduna giren kağanlık orduları Kaydu Han’ın kurduğu bu güçlü ili tamamen dağıtmışlardı.

1305’i 1306’ya bağlayan aylarda dağılan kabilelerin bir kısmı kağanın ordularına boyun eğmiş, geri kalanlar ise Çapar Han başta olmak üzere Duva Han’a sığınmak mecburiyetinde kalmışlardı. Duva Han, bu iltica edenleri Ceyhun ırmağını geçirerek kuzey Afganistan’a iskan etmişti. Hatta onlardan bir kısmı Horasan üzerinden İlhanlı ülkesine giderek onlara iltica edeceklerdir.[61] Böylece 1306 tarihinde Kaydu Han’ın kırk yıl boyunca dirayetle topladığı ulusu tamamen tarihe karışmış oluyordu. Bu son hadise ve iltica durumundan sonra Duva Han ile Çapar Han’ın barıştıkları anlaşılmaktadır. Timur Han’ın orduları, Ögeday ulusunu yok etmekle kalmamış, ayrıca Çağatay Hanlığı’nın merkezi durumunda olan İli Irmağı havzası ile Yedi-Su ve Talas havzalarını da tamamen istilâ ve yağma etmişlerdi. Duva Han, kağanın orduları ile mücadele etmiş ve daha ileri harekata devam etmelerini önlemişti. Reşidüddin’e göre, bu muharebelerde yaralanmış[62] ve daha sonra bunların tesiri ile ölmüştür. Duva Han otuz yıl süren saltanattan sonra 13 Temmuz 1306-2 Temmuz 1307 tarihinde ölmüştür.[63] Mu’iniddin Natanzi, 24 Temmuz 1305-12 Temmuz 1306 tarihini vermekte ise de hadiselerin seyrinden 1307 tarihine daha uygun düşmektedir.[64] Duva Han öldükten sonra geriye bir hayli şehzade bırakmıştır. Bunların bir kısmı kendisini takiben sıra ile han olmuşlardır.

Künçük Han (1307-1308)

Duva Han’ın ölümü üzerine Künçük Han babasının yerine Çağatay Hanlığı makamına gelmiştir. Ancak hanlık içinde karışıklıklar halen devam etmekteydi. Çağatay Han’ın oğlu Mu-Tekin’in oğlu Börü’nün oğlu Kadakçı’nın oğlu Taligu, Künçük Han’a karşı hareket edenler arasındaydı. Hatta Çağatay Ulusu’na iltica eden Çapar Han ona yardımcı olmuştu. Abdül Gaffar Kazvinî’nin nakline göre 707 yılı sonunda (1308 Mayısı) Börübaşı mevkiinde Künçük Han’a baskın vererek kardeşleri Sorgu- Oğul ve Ebukan ile birlikte katledileceklerdir. Bunun üzerine Duva Han’ın diğer oğulları birleşerek Taligu Han (1308-1309) üzerine yürüyeceklerdir.[65] Dolayısıyla Künçük Han’ın hanlığı bir yıl kadar sürmüştür. Taligu bu münasebetle hanlığını ilan edecektir. İlk yaptığı toy (kurultay)’da Duva Han’ın oğullarından Kebek’in baskınına uğrayarak katledilecektir. Onunda hanlığı bir yıla yakın fakat karışıklık içinde geçmiştir. Abdül Gaffar Kazvinî’nin nakline göre hadise 708 senesi sonu (1309 Haziran)[66] olmaktadır. Bu vakadan sonra Kebek ağabeyi İsen-Buka’yı Çağatay Hanlığı tahtına çıkarmıştır.[67] Aynı yıl içinde toplanan Toy’da han seçimi için yapılan toplantıda Kebek Han, ağabeyi İsen-Buka’yı eliyle hanlık makamına oturtmuştur.[68] İsen-Buka’nın hanlığının üçüncü yılına Buyantu Kağan (1311-1320) Çağataylı şehzadelerinden Yasavur-Oğlanı, eline yarlık vererek, Çağatay ulusuna Han olarak gönderdi. Bu durumu haber alan İsen-Buka Han ve kardeşi Kebek, Doğu Türkistan hudutlarında onu karşılamak üzere ordularıyla hareket ettiler. Ancak yapılan mücadele Çağataylı sahasında farklı coğrafyalarda devam etmiş, fakat Yasavur, hanlık makamını ele geçiremeden İlhanlılara iltica etmek mecburiyetinde kalmıştır. Hatta daha sonra Yasavur’a bağlılık gösterenler Afganistan coğrafyasında ve kısmen İran coğrafyasında bir tümen adı altında varlıklarını devam ettireceklerdir. İsen-Buka Han, Gaffar-ı Kazvinî’ye göre 1318 yılı sonu ve 1319 yılı başı civarında vefat etmişti.[69] Mu’iniddin Natanzi ise 719 yılını vermektedir. O da 1319 yılına tekabül eder. İsen-Buka Han’ın mezarının Nahşep’te (Karşı) olması ise Hanlığ’ın merkezinin artık Kaşga Irmağı havzasına taşındığının bir ifadesidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ