BOZKIR KÜLTÜR ÇEVRESİNDE KURT VE ADLANDIRMASI

BOZKIR KÜLTÜR ÇEVRESİNDE KURT VE ADLANDIRMASI

Konar-göçer bozkır kavimleri içerisinde varlığı yaşamlarının her alanında görülen kurt motifi, bozkır sosyal hayatının içerisine adeta sinmiştir. Sadece sosyal hayatın değil dini yaşamın içerisinde de başlı başına bir kültür olarak varlık göstermiştir. Kurdun Türk sosyo-kültürel yaşamına bu kadar tesir etmesindeki en önemli etken onun ecdat/ata olarak görülmesidir. Türk aile yaşamında baba/ata kavramının üstlenmiş olduğu büyük misyon, ataerkil toplum yapısının varlığı, bu önemi tetiklemiş, kurda karşı duyulan saygının en üst düzeylere çıkmasına sebep olmuştur.

Bu denli önemli olan kurt motifi Türklerin yazısız dönemlerinde mitolojilerine ve sanatlarına yansımıştır. Yazılı belgelerde ise onun Türk milleti için önemi tekrar tekrar vurgulanmıştır. Türk destan ve mitolojilerinde farklı özellikleri ile yer bulan kurt, bazen Türk milletine ata olmuş, bazen yol gösterici, kimi zaman da halaskar (kurtarıcı) olarak hayat bulmuştur. Türkler askeri yapılanmalarında da kurdun gücü, saldırganlığı ve düşmanlarını yenme becerisini örnek almışlardır.[1]

Bozkır topluluklarında kurt, Türkleri koruması için tanrının gönderdiği kutsal hayvan olarak görülmektedir.[2] Devlet sembolü olarak kullanılması siyasal güç unsuru oluşuna vurgu yapmaktadır. Hükümdarlar da bu sembolle kudretlerini ifade etmek isteyerek kurt ismini kendi unvanları içerisinde sıfat olarak kullanılmışlardır.[3] Göktürk, Karluk ve Halaçlarda bozkurt, bir eğitmen görevi üstlenmiştir.[4] Kağnılı boyların ve Göktürklerin ortak totemleri olmuş ve bu iki milletin kültürel ortak yanları olarak tarihte yerini almıştır.[5]

Bozkurt motifinin doğrudan bir Türk motifi olduğu kanaati onun bozkır yaşamının çobanlık ve besicilikle olan sıkı ilgisine dayandırılmaktadır. Bugün hala Türk kültürlü toplumlarda halk hikâyeleri ve masallarında kurt adı geçmektedir. Türklerce kutlu sayılan kurt Türklüğün milli sembolü olarak bilinmektedir.[6]

Bozkır Kültür Çevresinde Kurt

Bozkır yaşamının her yanında bir motif, figür, unsur olarak yer bulan kurt, bozkırın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Kurt sosyal yaşamın içinde hem fizikî gücü hem de tanrıdan insanlara kut aktardığına inandıkları manevi gücü ile kimi zaman lider olurken kimi zaman ise rehber görevi üstlenmiştir. Türk topluluklarında kurdun insanlara bozkırın zor şartlarında yaşayabilmeleri için, ateş yakmayı, silah yontmayı, çadır kurmayı öğreterek onlara rehber olduğuna inanılmaktadır.[7]

Konar-göçer Türk toplulukları evlerini ve ailelerini kötü ruhlardan korumak için çadırlarına kurt başı veya kurt dişi asmaktadırlar.[8] Türk bayraklarında yer alan kurt tasviri, tüyleri, yelesi ve kuyruğu onun yaşamı ile özdeşleşildiği anlamına gelmektedir.[9] Kurdun, aynı zamanda Tanrı ile Türk halkları arasında haberci olduğuna inanılmaktadır.[10] Türklerce kutsal sayılan kotuz, at, kurt ve bazı kuş tüyleri veya kuyrukları bayrağın temel malzemeler olarak yer bulmaktadır.[11]

Kurt, ekonomisi hayvancılığa dayalı olan kültürlerde daha çok görülmektedir.[12] Yüz binlerce baş hayvanın otladığı bu bozkırların korkutucu hayvanı da kurttur. O, korkutucu yanı dışında, toplayıcı, bir araya getirici özelliği ile de bilinmektedir.[13] Kurdun mübarek olması inancından dolayı en soğuk günlerde bile onun aç kalmayacağı, rızkının gökten yiyecek atılarak gönderileceğine inanılmaktadır.[14]

Göçebe bozkır kavimlerinin doğa ile mücadele eden göçebe yaşam şekli kurdun yaşam şeklini andırmaktadır.[15] Bozkır yaşayışı ile yerleşik kavimlerin yaşayışı arasındaki fark, kurt sembolünde tezahür etmektedir.[16]

Kurt, başka kavimlerde görülmeyen Türklere özgü etnografik bir motiftir. Çin kaynaklarında Türk asıllı olmayan kavimler için “kurttan türeyenlerden değildir” şeklinde bir tabirle ayrım yapılmaktadır.[17]

Doğrudan iktisadî yaşamda kullanılıyor olması söz konusu değilse de kurt, iktisadî hayata dolaylı yollardan katkıda bulunmuştur. Devletlerarası antlaşmalarda Türk devletlerinin Çin ile etnik anlamda karışmamak için onları vergiye bağladıkları bilinmektedir. İki taraf arasındaki bu çeşit siyasi ilişki ve antlaşmalarda “beyaz kurt” vergi olarak bir değer ve hukukî bir anlam kazanmıştır. İktisadi açıdan bir timsal olarak tarihte yerini almıştır. Çin kaynaklarından edinilen bilgilere göre Çinlilere yenik düştükleri zaman Türkler ‘beyaz kurdu’ haraç veya vergi olarak galip devletlere savaş tazminatı vermişlerdir.[18]

Savaş ve savaş eğitimi Bozkır Türkünün yaşamının vazgeçilmez parçasıdır. Türkler her an savaşa hazır olmak, hep zinde kalmak için gittiği avı dahi savaş eğitimi olarak gören bir anlayışla yaşamaktadırlar. Çocuklarını asker olarak yetiştirme konusuna çok ciddi yaklaşan bozkır halkları küçük yaşlardan itibaren av eğitime başlamaktadır.

Çin kaynaklarında Göktürklerin askeri özellikleri ve ileri düzey askeri yöneticileri hakkında çeşitli bilgiler bulunmaktadır. Bu askeri yöneticilerin bayrak direklerinin ucuna altından yapılmış bir kurt başı taktıkları, kaynaklardan öğrenilen bilgiler arasındadır. Yine Çin yıllıklarında kurdun Türkler için bir egemenlik, yiğitlik sembolü olduğu aktarılmaktadır. Bu bilgilere dair ifadeler; “Sancaklarının başına altından kurt başı takarlar. Muhafızlarına, savaşçılarına fu-li (böri) derler. Çin dilinde anlamı kurt demektir. Yani kurttan doğmuşlardır” şeklinde geçmektedir.[19]

Bu ifadelere “Batı Türkleri bayraklarının tepesine dişi kurt başı asarlar.” şeklinde de yer almaktadır.[20] Bu adlandırma özellikle ordunun ön saflarında yürüyen askeri birlikler için kullanılırdı.[21] Kurt başlı bayrağın ordunun önünde taşınması uygulamasına Altay Türklerinde de rastlanmaktadır. Kurdun ordunun önünde askeri ve dini lider olarak yürüdüğüne inanmaktadırlar.[22] Tuğlar üzerinde de Kurt gibi Türkler tarafından kutsal kabul edilen (töz/totem) hayvanların resimleri işlenmekteydi.[23] Bazı Türk bayrakları üzerinde ise kurt başı figürü kızıl renkli olarak görülmektedir.[24] Bayrak ise ordunun başında yer almakta, hükümdar kapısı önüne asılmaktadır. Bir sembol olarak bile hep önde yer alması onun rehber, öncü olması temasına vurgu yapmaktadır.[25] Önde yer almasının en önemli özelliği kurdu ata, kılavuz olarak gören Türk ordusunun kurt başından güç alması, maneviyatını güçlü tutması, tanrının postuna bürünen bir varlığın öncülüğünde hareket ettiklerini yani mücadele ederken aslında bunu tanrı için yaptıklarını her an akıllarında tutmaktadırlar.

Göktürklerde kağanın muhafız birliğini (hassa ordusu) oluşturan Türk bahadırlar “böri” olarak adlandırılmaktaydı. Askeri araçları için de kurttan faydalanan Türk askeri, yayının kirişini kurt sinirinden imal etmekteydi.[26] Bazı Türk devletlerinde ise devlete tabi olan boyların başındaki görevlilere İlteber ismi verilmekte olup bu isim kurt manasında kullanılmaktaydı.[27] Yenisey yazıtlarında “kanım kağan süsi böri tek” (kağanımın ordusu kurt gibidir) şeklinde geçmektedir. Devamında ise “Tanrı güç verdiği için babam kağanın askeri börü gibi, düşman koyun gibi idi ” denmektedir.[28] Kurdun sahip olduğu güç, saldırganlık ve düşmanlarını yenmedeki ustalığı Türk askeri teşkilatlanmasına bir model olmuştur.[29]

Kırgız destanlarında geçen “Kök Cal” veya “Kök Cal Kaskır” yani “Gök yeleli kurt” en büyük Kırgız bahadırlarına verilen unvanlardır. İhtiyar kurtlar, kurt sürülerinin önünde giden, onlara yol gösteren tecrübeli hayvanlardır. Bu sürülerin özelliği ihtiyar kurtların istek ve iradelerine göre hareket etmeleri onları her zaman takip etmeleridir. Bu sebeple, böyle tecrübeli fakat korkunç kurtlara “Gök yeleli kurt” da denmiştir.[30]

Türklere has bir savaş kurgusu olan ‘Turan taktiği’ veya diğer adıyla ‘Kurt Oyunu’, büyük çoğunluğu okçu süvarilerden kurulu bir sistemdir. Ordu bu taktiği uygulayabilmek için daima taarruz esasına göre düzenlenirdi. Amaç düşman cephesinde şaşkınlık yaratmak ve bu şaşkınlıktan yararlanarak onlara ağır bir darbe indirmekti. Taktiğin en belirgin özelliği “baskın” şeklindeki taarruzlardı. Bozkır savaş taktiğini anlayamayan Batılı ve Doğulu yazarlar bu düzeni “nizamsız ve telaşlı” olarak yorumlamışlardır. Oysa bu özellik Türk birliklerinin başarısını sağlayan en önemli vasıf idi. Bu muharebe usulünün iki mühim hususiyeti vardı: Sahte ricat ve pusu. Yani kaçıyor gibi görünerek düşmanı çembere almak ve kurulan pusuya kadar çekerek onları bir anda mağlup etmek.[31]

Türk askerinin savaşlarda kullandığı “kurt oyunu” taktiği kurdun savaşçı özelliklerinden birinin model olarak kullanılmasıdır. Kurdun istediği yerde düşmanına saldırması Türk ordusu için bir savaş taktiği olmuştur.[32] “Kurt kapanı taktiği” askerin çevik, vurucu, kurnaz, atik davranışlarından dolayı bu ismi almıştır.[33] Bu isimleri kullanmaları ise kurdu iyi tanıyıp onun yol gösterici özelliklerine duydukları güvenden kaynaklanmaktadır.[34] Taktiğin uygulama aşamasında, savaştan önce Türkler, askeri kuvvetlerinin bir kısmının savaş meydanının sağında ve solunda siperde bırakırdı. Savaş esnasında ise geri çekilerek düşmanın bu askeri kapanın içine düşmesi sağlanır böylece düşman dört taraftan sarılarak yok edilirdi.[35] Arap Seyyahı Mesudi Türklerin Bizans ile yaşadığı mücadele esnasında Türk ordusunda sağ ve sol kanadın sıra ile öne çıkarak düşmanı ok yağmuruna tuttuğunu bunu aralıksız tekrarladıklarını, bu durumun düşmanda Türk ordusunun bozulduğunu sanmasına yol açtığını ve saldırdıklarında ise Türk ordusunun bozulmadığını fark ettiklerini anlatmaktadır. Bu taktik ile Türk birlikleri düşmanı büyük bir bozguna uğratmıştır. Görülen o ki yazar bunun Türklerin geleneksel savaş yöntemi olan Turan taktiği olduğunu bilmemektedir. (Bu Tür birlikleri Peçenek boyuna aittir ve miladi 943/44 yıllarında yaşanan bir olay olduğu tahmin edilmektedir.)[36]

Kurdun Adlandırması

Türkler eskiden beri Kurda “böri” veya “börü” demişlerdir. Oğuzların “Kurt” dedikleri hayvana, diğer Türk toplulukları “böri” ismini vermişlerdir.[37] Kurttan türeyiş mitolojisinin tarihi coğrafyasını çizen araştırmacı Eliyarov, Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar kurt ile ilgili adlandırmaların “böri” kelimesi ile ilgisine dikkat çekmiştir. “Bozkurt” ismindeki “boz” kelimesinin de aslında “böri” kelimesine dayandığına işaret etmektedir.[38] Türk kültür çevresinde “Böri” kelimesinin şahıs isimleri üzerinde de kullanıldığı görülmektedir. Karahanlılar, Çağataylılar, Büyük Selçuklular ve Türkiye Selçuklularında yaygın olarak kullanılan “böri” özellikle hükümdar ve önemli komutanların isimlerine yansımıştır. Mesela “Börü Tekin” isminin, Göktürk ve Karahanlı prenslere verildiği görülmektedir.[39]

Oset halk bilimcisi Abayev’e göre “Kurdalagon”, Kurd (demirci)-ala (alanlı), uarh Kurdun Osetince eski adı olup yeni adı “birag” (Türkçe börüden türetilmiştir) olduğu ve bu adın ünlü bir İskit boya ait olduğunu belirtir.[40] Özbeklerde ise “böri” isimli bir boyun varlığı tespit edilmiştir.[41] Farsça da ise gurk, kurk şeklinde ifadeleri görülür.[42]

Kurt, “Kur/Gur/Kür” kökünden türemiştir. Güç, kuvvet, dayanıklılık anlamlarına gelir. Kurtarmak fiili ile de bağlantılıdır.[43] Kurt tarafından beslenen ilk Türke “Böri Tekin”, yani “Kurt Prens” adı verilmiştir.[44] Kırgızlarda cins ve güzel atlar için de “Gök Kurt” (Kök -Börü) ismi kullanılmıştır.[45] Oğuzların Bozkurdu, Türkistan, Altay, Sibirya Türkleri arasında “kök börü” şeklinde isimlendirilir. Başkurtlarda bu isim “ak börü”ye dönüşmüş, Hunlarda ise “ak tugan” olmuştur. Kaşgarlı Mahmud’un Diva-ü Lûgati’t Türk eserinde, Türklerde yalnız Oğuzlar “börü”ye kurt derler. Sadece Çuvaş Türkleri “kaşgar” veya “turmak” derler şeklinde ifadeler bulunmaktadır.[46]

Yine Kaşgarlıda “bay” kelimesi boy, kabile, toplum olarak anlamlandırmıştır. Bu manada düşünüldüğünde, Bayböri’nin “böri kabilesi” yani “kurt kabilesi” ve “böri topluluğu” yani “kurtlar topluluğu” anlamında kullanıldığı sonucuna varılır. Bu bağlamda Bayböri kelimesi ise, eski Türk halklarının kurt hakkındaki totemistik efsaneleri temelinde gelişen etnik bir terim olarak görülebilir. Kelime daha sonraları destan kahramanlarına isim olmuştur. Birçok Türk topluluğunda kurdun etnik isimler haline geldiği de görülmektedir.[47]

Kırım Tatarları, Volga Tatarları ve Kırgızlar kurda “Kaşıkır/kaşkır” demektedir.[48] Kırım Türklerinde “Kurtnezir”, Romanya Tatar Türklerinde “Kurt Seyit” şeklinde adlandırıldığı görülür. Kırım Karay Türkleri kurttan türediklerine inanmaktadır. Kurt burada kararlılık, güç ve aklın sembolüdür.[49] Yine bir hayvana ait isim olan Bars kelimesi ise kurt, at, it gibi hayvanları kapsamaktadır. Bar kökünden türeyen “çabukluk, hızlılık, sertlik, tüylü, kıllı” gibi kavramlarla bütünleşmiştir. Bu durum totemle özdeşleşme çabalarının sonucu olarak insanın yaşamına yansımıştır.[50] Barak kelimesinin kökeni de kurt ile örtüşmektedir.[51] Barak kelimesi için “hızlı at, soylu kurt” da denilmektedir.[52] Çuvaşça Kurt adı bazı bölgelerde Kaşkır/ Kaskir veya “kaşı kır” olarak kullanılmaktadır.[53] Ayrıca “vurum chure” yani “uzun kuyruklu”, “tokmak chüre” yani “vuran/döven kuyruk”, ironik manada “pigambar jittı”, yani “çobanların koruyucu ruhu(köpeği)” denilmektedir.[54]

Türklerde yalnız dolaşan vahşi kurtlara da “yalınsak” denilmektedir. Eski Türk ailelerinde, saygıdan dolayı büyüklere adı ile hitap etmek yasak ve tabu idi. Bu yüzden kurda ismi ile değil de farklı sıfatlar yüklenerek çağırılmış olabilir.[55] “Böri/Börü” adına kutsiyet atfedilmesi ve saygıyla anılmasından dolayı Anadolu Türkleri arasında bu isim terk edilerek küçük ve zararsız bir hayvana da ad olan Kurt kelimesi kullanımı tercih edilmiştir.[56] Kurt kelimesinin bir “yırtıcı, korkunç hayvan” bir de “küçük böcek” manasında kullanılması konusunda B. Ögel, “bunun gerçek sebebini bilmemekteyiz, Türk düşünde tarihinin karanlık kalan bir bölümüdür” şeklinde açıklamaktadır.[57] Böri sözcüğünün yerine solucana ad olan kurt sözcüğünün kullanılması sadece Oğuzlarda rastlanan bir durumdur ve günümüze kadar devam etmiştir.[58]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ