BİR HALK KAHRAMANI OSMAN BATUR

BİR HALK KAHRAMANI OSMAN BATUR

Sheng Shih-tsai’in Nisan 1933’te iktidar gelmesinden sonra Çin’in uyguladığı baskı ve şiddet politikalarından dolayı Doğu Türkistan’da yaşayan Kazak Türklerinin bir kısmı vatanlarını terk etmek zorunda kalarak önce Kansu’ya daha sonra ise Tibet bölgesinden geçerek Hindistan’a ulaşmışlardır. Sheng iktiranın ilk yılları özellikle kendisine muhalefetlik oluşturabilecek kişilerin ortadan kaldırılması ile geçmiştir (Çandarlıoğlu, 2006, s. 15; Kadirî, 2009, s. 104-111; Gayretullah, Altaylar’da Kanlı Günler, 1977, s. 136; Gayretullah, “Osman Batur ve Millî Mücadelesi”, 2003, s. 16; Oraltay, 1976, s. 99). Örneğin kendi kabinesinde olan Baymolla Karkeoğlu’nu tutuklamış, yine Altay vilayeti valiliği yapan Şerif Han Töre’yi önce tutuklayıp daha sonra ise öldürtmüştür[1].

Çinlilerin önde gelen şahsiyetleri birer birer tutuklaması veya ortadan kaldırması sonrası tedirgin olan halk, kendilerini korumak amacıyla gizlice teşkilatlanmaya başlamıştır. Bu teşkilatlanmadan haberi olan Sheng Shih-tsai ise halkın önden gelen şahsiyetlerini Doğu Türkistan’daki gelişmeleri değerlendirmek için toplantıya çağırma bahanesi ile bir araya topladıktan sonra tutuklamıştır (Oraltay, 1976, s. 107). Bu tutuklama olayından sonra halkı sindirme siyasetini iyice arttıran Sheng, tutukladığı kişilerin ağzından ailelerine mektuplar yazdırarak Doğu Türkistan’da barışın sağlanabilmesi ve müzakerelerin devam edebilmesi için ellerindeki silahların teslim etmeleri gerektiğine dair mektuplar yazdırtmıştır[2].

Sheng Shih-tsai’in siyasetine karşı çıkan ve silahlarını teslim etmeyerek direniş yolunu seçen ilk kişiler ise Nogaybay Batur ve Osman İslâmoğlu olmuştur. Köktogay-Çingil bölgesine konuşlanan (Çandarlıoğlu, 2006, s. 20-23) Nogaybay Batur ve Osman İslâmoğlu’nun direniş anlamındaki ilk icraatları Altay bölgesinde maden çıkartan mühendislere karşı olmuştur. Bu baskın sonrasında verilmek istenen mesaj bu bölgenin asıl sahiplerinin kendileri olduğu ve halkın haklarını araması gerektiğini vurgulamaktır. Bu baskından sonra birçok kişi Nogaybay Batur ve Osman İslamoğlu’nun etrafında toplanmaya başlamıştır. İki kişi ile başlayan mücadele, zaman içinde katılımlarla büyümüş ve milletin umudu hâline gelmiştir (Altay, 1998, s. 449; Kurban, 1992, s. 6).

Nogaybay Batur ve Osman İslâmoğlu’nun başlattığı mücadelenin her geçen gün güçlendiğinin farkına varan Sheng Shih-tsai, oluşan bu yeni güç dengesini ortadan kaldırabilmek için yeni bir plan hazırlığı içine girmiştir. Sheng’in yeni planı da tıpkı daha önce tutukladığı kişiler gibi Nogaybay Batur ve Osman İslamoğlu’nu görüşmeye davet ederek onları tutuklamak şeklinde olmasını düşünmüştür. Bu planını gerçekleştirmek için Sheng, Urumçi’den 13 kişilik bir heyeti Nogaybay Batur ve Osman İslâmoğlu’na göndermiştir[3]. Heyet, Sheng’in yaşanan gelişmeleri müzakere etmek için kendileri ile görüşmek istediklerini bildirmişlerdir. Ancak Nogaybay Batur ve Osman İslâmoğlu, Sheng’in amacının kendilerini ortadan kaldırmak olduklarını anladıkları için heyetle beraber gelen kişileri öldürmüş ve böylece Sheng’e mücadeleye devam edecekleri mesajını vermişlerdir[4]. Planı gerçekleşmeyen Sheng, Çin ve Rus kuvvetlerinden oluşan ve Moğolların da askeri destek verdiği bir kuvvetle, Osman İslâmoğlu ve arkadaşlarına karşı saldırıya geçmiştir. Bu saldırı harekâtının duyulmasından sonra Sheng iktidarından memnun olmayan birçok yerli halk Osman İslamoğlu ve arkadaşlarına destek vermek için mücadeleye katılmıştır. 16 Mart 1940’da dış destekli Çin saldırısı sonrası Nogaybay Batur ve Akteke gibi önemli şahsiyetler şehit olmuştur (Gayretullah, Altaylar’da Kanlı Günler, 1977, s. 142-143; Gayretullah, “Osman Batur ve Millî Mücadelesi”, 2003, s. 22-23; Yesevî, 2008, s. 24)[5].

Nogaybay Batur’un şehit olmasından sonra yapılan toplantı sonucunda direniş halinde bulunan milliyetçilerin başına oğlu İrishan Bey’in getirilmesine karar verilmiştir. Osman İslâmoğlu ise İrishan Bey’in yardımcılığına seçilmiştir. Çin saldırılarından sonra direnişçilerin sayısı artmıştır. Bu artış sonrası Çin kuvvetlerine darbeler indiren Türk kuvvetleri karşısında Sheng, 20 Nisan 1940’ta 8.000 civarında bir askeri kuvvet ve uçaklardan oluşan bir güçle direnişçilere karşı saldırıya geçmiştir. Bu saldırıda direnişçiler zor durumda kalmışlarsa da çemberi yarıp çıkmayı başarmışlardır. Direnişçilerin bu büyük kuvvet karşısında göstermiş olduğu başarı sonrasında Ruslar, Sheng’ten Urumçi’de hapiste bulunan kişileri serbest bırakmasını istemiştir. Böylece Ruslar direnişin sonlanacağını düşünmüşlerdir. Sheng’in tutuklu kişileri serbest bırakmasından sonra İrishan Bey, direnişi sonlandırarak Rusların da devreye girmesiyle Sheng ile müzakerelere başlamıştır. Yapılan müzakerelerde Sheng, İrishan Bey’in tüm taleplerini karşılayacağını bildirmiştir. Ancak tek şartının İrishan Bey ve arkadaşlarının elinde bulunan silahların teslim edilmesini olduğunu ileri sürmüştür. İrishan Bey ise arkadaşlarının ve kendilerinin şartlarının kabul edilmesi halinde silahları teslim edebileceğini söylemişlerdir (Hayit, Türkistan Devletlerinin Millî Mücadeleleri Tarihi, 1995, s. 325; Oraltay, 1976, s. 115).

Temmuz 1940’da başlayan görüşmeler sonunda İrishan Bey’in isteği sonrası halk elindeki silahları teslim etmeye başlamıştır. Bunun üzerine Osman İslâmoğlu, silahların teslim edilmesine itiraz etmiştir. Müzakereler devam ederken ve şartlar kabul edilmeden silahların teslim edilmesinin Sheng yönetiminin elini güçlendireceğini düşünerek şartların kabul edilinceye kadar silahların teslim edilmemesi gerektiğini savunmuştur. Sheng yönetimi, İrishan Bey ve arkadaşlarının ellerindeki silahları bir an önce toplayabilmek için bazı adımlar atmaya başlamıştır. Bu doğrultuda Canımhan Hacı valilik görevine getirilmiştir. Bir taraftan ılımlı bir siyasi çizgi izlediğini göstermek için Canımhan Hacı’yı valilik görevine getirirken diğer taraftan aynı kişinin oğlunu ortada bir suç delili yok iken tutuklamıştır. Yine Rusların desteğini kaybetmemek için Osman İslamoğlu ve arkadaşlarının baskın düzenlediği Altay madenlerinin işletme hakkını 5 Haziran 1941’de yeniden Ruslara vermiştir. Bu gelişmelerin yaşanması direnişçiler arasında da fikir ayrılıklarının yaşanmasına neden olmuştur. İrishan Bey’in müzakerelere devam etmekten yana tavır koymasına rağmen Halil Teyci ve Elishan Ükirday gibi kişiler direnişe devam edilmesi ve şartların kabul edilinceye kadar silahların teslim edilmemesi gerektiğini savunan Osman İslâmoğlu kuvvetlerine katılmıştır. Osman İslamoğlu, silahlarını teslim etmemiş olmasına rağmen devam eden müzakereleri baltalamamak için ihtiyatlı davranmayı uygun görmüştür. Ancak bir taraftan müzakereler devam ederken diğer taraftan Altay madenlerinin Ruslara verilmesi sonrası müzakerelerin sadece oyalama amaçlı olduğunun farkına vararak yeniden direniş hareketlerini hızlandırmaya başlamıştır. Bu doğrultuda Altay madenlerine yeniden saldırarak burada bulunan Çin askerlerini ve Rus mühendislerini öldürmüştür (Hayit, Türkistan Devletlerinin Millî Mücadeleleri Tarihi, 1995, s. 325; Kul, Osman Batur ve Doğu Türkistan Millî Mücadelesi (1911-1955) (Basılmamış Doktora Tezi), 2009, s. 266).

Sheng Shih-tsai, Osman İslâmoğlu’nun başlattığı mücadele sonrası halk üzerindeki baskılarını arttırmaya başlamıştır. Baskıların artması ile beraber yönetime duyulan hoşnutsuzluk nefrete dönüşmeye başladığı gibi Osman İslamoğlu ve arkadaşlarına destek verenlerinin sayısı da artmıştır. Oluşan bu yeni durum sonrası Sheng, halkın nefretini daha fazla çekmemek için siyaset değişikliğine gitmek zorunda kalmıştır. Bu doğrultuda Osman İslamoğlu’na barış teklifinde bulunmayı ve bunun için aracı olarak da Canımhan Hacı’yı seçmiştir (Hayit, Türkistan Devletlerinin Millî Mücadeleleri Tarihi, 1995, s. 325-326; Çandarlıoğlu, 2006, s. 33; Kadirî, 2009, s. 113; Kul, Osman Batur ve Doğu Türkistan Millî Mücadelesi (1911-1955) (Basılmamış Doktora Tezi), 2009, s. 275; Oraltay, 1976, s. 118).

Canımhan Hacı’nın başkanlığında oluşan heyet Ekim 1941’de Osman İslâmoğlu ve arkadaşları ile görüşmeye gitmiştir. Canımhan Hacı, Osman İslamoğlu’ndan başlatmış olduğu direniş hareketini sonlandırması gerektiğini, kış mevsiminin yaklaşmakta olduğunu bunun Çin baskısı ile beraber halkı perişan edeceğini, bu nedenle de Sheng Shih-tsai’in barış teklifini kabul etmesi gerektiğini iletmiştir. Her ne kadar Sheng, barış teklifinde bulunmuş olsa da gerçek amacı Osman İslamoğlu ve arkadaşlarının silahlarını bırakmasını sağlamak yolu ile zayıflatmaktır. Heyetle gelen Canımhan Hacı, Sheng’in gerçek amacını bildiği halde kendisi ile gelen heyet üyelerinin sürekli gözetimi altında olması sebebiyle Osman İslamoğlu ile yalnız görüşememiştir. Heyet ile yapılan görüşmeler sonrasında direnişçilerin bir kısmı barış teklifinin kabul edilmesine ve şartların görüşülmesi için müzakere edilmesine karar vermiştir. Ancak bu fikri Osman İslamoğlu kabul etmemiştir. Halil Teyci ve Elishan Ükirday gibi kişiler ise kabul edilmesi fikrini savunmuşlardır. Bu doğrultuda Sheng ile barış görüşmelerini müzakere etmek için 17 kişiden oluşan bir heyet oluşturulmuştur. Bu kişiler Urumçi’ye geldikten kısa bir süre sonra önce tutuklanmış daha sonra ise öldürülmüşlerdir (Çandarlıoğlu, 2006, s. 34-35).

Sheng Shih-tsai’in iki defa müzakere adı altında direnişçileri ortadan kaldırma girişimini atlatan Osman İslâmoğlu, yeniden güçlenmenin yollarını aramaya başlamıştır. Tabi bununla beraber Sheng de Osman İslamoğlu’nun yeniden adam toplama faaliyetlerine girişeceğini düşünerek halk üzerindeki baskılarını iyiden iyiye arttırmıştır. Osman İslamoğlu’na adam toplamakla görevli adamı Bürkitbay Batur’u ele geçirerek hayatına son vermiştir. Artık direnişin merkezi ve bir halk kahramanı haline gelen Osman İslamoğlu’na halk, kahraman anlamına gelen “Batur” lakabı ile hitap etmeye başlamışlardır (Gayretullah, Altaylar’da Kanlı Günler, 1977, s. 140-141). Zaman içinde direnişçilerin sayıları da artmaya başlamıştır. 20 Şubat 1942’de Halil Teyci’nin oğlu Zayif; 25 kişi ve iki silahla, Keles Batur ise; 30 kişi ve üç silahı ile Osman Batur kuvvetlerine katılmıştır (Oraltay, 1976, s. 121). Direnişçilerin sayısının artmasında Sheng’in halk üzerinde uygulamadığı baskının ve sindirme politikasının etkisi olduğunu söylemek mümkündür. Direnişçilerin sayısının artması sonrası en büyük sıkıntı silah ve cephane yönünden olmuştur (Çandarlıoğlu, 2006, s. 40). Silah ve cephane azlığına rağmen Sheng yönetiminin sindirme politikalarından bıkmış olan halk, direniş ve baskınlara silahsız olarak da olsa katılmışlardır. Askeri malzeme azlığı yanında Sheng yönetiminin silah ve cephane yönünden güçlü olması zaman zaman girişilen mücadelelerde kayıplarında artmasına neden olmuştur (Oraltay, 1976, s. 121).

Osman Batur ve arkadaşlarının başlatmış olduğu direniş hareketi 1943 yılı sonrası ayrı bir değişim ve dönüm yaşamıştır. Doğu Türkistan yönetimini ele geçiren Sheng Shih-tsai’in en büyük destekçisi olan Rusların, Almanlar karşısında II. Dünya Savaşı’nda geri çekilmeye başlaması Sheng’e sağlanan Rus desteğinin de azalmasına neden olmuştur. Bu gelişme sonrası yeni destek arayışları içine girmek zorunda kalan Sheng, Milliyetçi Çin Hükümeti olan Guo-Min-Dang yönetimine yanaşmak zorunda kalmıştır (Whiting, 1958, s. 80-81). Rusların, Almanlarla yapılacak mücadele için Doğu Türkistan’a gönderdiği askerleri çekmeye başlaması Sheng yönetimini zayıflatmışsa da Osman Batur ve arkadaşlarına ise hareket serbestliği sağlamıştır. Bu serbestliği iyi değerlendiren Osman Batur ve arkadaşları peş peşe Sheng kuvvetlerine darbeler indirmeye başlamıştır. Bu başarılı harekâtlar sonucunda Altay bölgesindeki şehirler bire birer direnişçilerin eline geçmeye başlamıştır. Öyle ki Altay bölgesinin büyük şehirleri hariç hemen hemen tüm şehirler direnişçilerin kontrolü altına geçmiştir (Clubb, 1971, s. 366; Whiting, 1958, s. 102; “Kazakh Rebellion in Sinkiang”, 1944, s. 371).

Osman Batur’un, Rusların çekilmesi sonrası şehirleri ele geçirmeye başlaması direnişçileri ümitlendirmiştir. Bunun için de Çin yönetiminin toparlanmasına fırsat vermeden direnişin devam ettirilmesi gerekmektedir. Direnişin devamını sağlama noktasında insan gücüne ve silaha ihtiyaç hâsıl olmuştur. Bu noktada yardım alabilecekleri tek bir yer vardır bu da Ruslarla ortak hareket eden Moğollardır. Çünkü Rusların askerlerini geri çekmesi sonrası Sheng’in, Guo-Min-Dang yönetimine yanaşması Rusları kızdırmıştır. Bu doğrultuda Osman Batur ve arkadaşlarının Moğollar ile görüşmelerine ses çıkartmamıştır. Moğollarla yapılan görüşmeler olumlu sonuçlanmış ve silah karşılığında Moğollara canlı hayvan verilmesine karar verilmiştir. Böylece 1943 yılında Moğollarla yapılan Bâytik Anlaşması ile direnişçiler en büyük ihtiyaçları olan silah ihtiyacını gidermiştir. Hatta Moğollar, Osman Batur ve arkadaşlarına Altay madenlerinin işletme hakkının kendilerine verilmesi karşılığında daha fazla silah yardımında bulunabileceklerini söylemiş olmalarına rağmen Osman Batur bu teklifi reddetmiştir (Ta-chün, 1956, s. 591-592; Çandarlıoğlu, 2006, s. 38 vd; Kul, Osman Batur ve Doğu Türkistan Millî Mücadelesi (1911-1955) (Basılmamış Doktora Tezi), 2009, s. 278).

Osman Batur, Moğollar ile yaptığı silah antlaşmasından sonra Sheng Shih-tsai kuvvetlerine karşı büyük bir taarruz harekâtı içine girmiştir. Bu harekât oldukça başarılı bir şekilde sonuçlanmış ve Çin kuvvetlerine ağır bir darbe vurulmuştur. Başarı ile sonuçlanan harekât sonucunda Altay bölgesindeki halk, kurultay düzenleyerek Osman Batur’u Doğu Türkistan Kazak Türklerinin askerî ve mülki liderliği görevine getirmiştir (Gayretullah, Altaylar’da Kanlı Günler, 1977, s. 140-141; Başaran, 1972, s. 18)[6].

Osman Batur’un Çin askeri kuvvetlerine karşı girişmiş olduğu saldırılar hızını kesmeden devam ederken diğer taraftan da Sheng Shih-tsai ise Rusların çekilmesi sonrası boşalan askeri bölgelere Merkezi Çin Hükümeti’nin gönderdiği askeri birlikleri yerleştirme işi ile meşgul olmuştur. Askerlerin gelişi Doğu Türkistan tarihi açısından önemli bir gelişmedir. Çünkü 34 yıl sonra ilk defa Merkezi Çin Hükümeti, Doğu Türkistan’a asker göndermiştir. Merkezi Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistan’a gelmesi Sheng’i çok da memnun etmemiştir. Çünkü Sheng’in Doğu Türkistan’a oluşturmaya çalıştığı yönetim tarzında Merkezi Çin Hükümeti’ne görünüşte bağlı kalarak kendi yönetim modelini uygulamak vardı. Ancak II. Dünya Savaşı sebebiyle oluşturmaya çalıştığı yönetim modelinde kendisine çıkarları gereği en büyük desteği veren Rusların çekilmesi Sheng’i Merkezi Çin Hükümeti ile yakınlaşmaya sevk etmek zorunda bırakmıştır. Merkezi Çin Hükümeti de bu yeni gelişmeye kayıtsız kalmayarak bunu fırsata dönüştürmek için Doğu Türkistan’a asker göndermiştir. Sheng kuvvetlerinin Osman Batur kuvvetleri karşısında yenilgiler alması sonrasında Merkezi Çin Hükümeti’nin yıllardan beri kendi otoritesi dışında hareket eden Sheng’i cezalandırma fırsatı elde etmiş olmalarına rağmen böyle bir politika içine girmeyerek Sheng’i Eylül 1944’te görevden almış ancak daha üst bir görev olan Orman Bakanlığı görevine getirmiştir. Merkezi Çin Hükümeti’nin böyle bir politika uygulamasının sebebi tam olarak bilinmese de muhtemelen Sheng’in cezalandırılması yoluna gidilmesi durumunda Doğu Türkistan yönetiminin daha karışık bir hal almasından çekinmiş olması muhtemeldir. Sheng’in merkeze çekilmesi sonrasında yerine Chu Shao-liang vali olarak tayin edilmiştir (Gültepe, 1996, s. 52).

Vali değişikliğinden sonra halk direniş hareketlerinin başarılarının bu vali değişimine sebep olduğunu düşünerek bundan sonra daha rahat bir ortamın oluşacağını düşünürlerken yeni gelen valinin de Sheng Shih-tsai’den farklı olmadığı çok kısa bir süre sonra anlamıştır. Yeni vali askeri tedbirleri arttırma doğrultusunda merkezden asker sevkiyatına devam ettiği gibi nüfus dengesini değiştirmeye yönelik olarak da Çinli göçmenlerin Doğu Türkistan’a yerleştirilmesine hız vermiştir. Yine bölgede yaşayan Türk unsurlar arasındaki boy ve kabile farklılıklarını ön plana çıkartan bir politika takip edilmeye başlanarak aynı millet olan Türklerin boy farklılıkları yolu ile bölünmeye çalışmıştır. Çince’nin zorunlu tutulması yanında Müslüman tebaanın Çinlilerle evlenmesi ve Çin örf-adetlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik bir politika takip etmeye başlamıştır. Bu da doğal olarak halkın yeni valiye karşı olan nefretini arttırmıştır (Buğra, 1954, s. 41; Kai-shek, 1947, s. 12-13).

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ