TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

ALLAH’IN MEKANI ŞEYHİN SARIĞI MI?

Ömer SAĞLAM

İddiaya göre; Uşşaki Şeyhi Fatih Nurullah tarafından cinsel tacize maruz bırakılan 12 yaşındaki küçük kızın babası, dün akşam Halk TV’de ki programa telefonla bağlandı ve olay hakkında uzun uzun bilgi verdi.

Konuşması esnasında;

– “O gün Halife tayini vardı…” deyince gazeteciler sordu;

-“Bu Halife tayini neye göre yapılıyor!”

Adam cevap verdi;

-“Şeyhin rüyasında peygamber kendisine görünüyor ve işaret ediyormuş!”

60’ına merdiven dayamış bir adamım.

İHL mezunuyum; yani dini bütün birisi sayılırım.

Öğünmek gibi olmasın, 45 yıldır İslam’ın bütün şartlarını yerine getirmeye çalışırım.

Büyük günah anlamında günahım da yoktur.

Buna rağmen, bugüne kadar rüyamda ne Allah’ı gördüm ne de Peygamberi!

Fatih Nurullah ise aşağı yukarı benim yaşımda, üstelik düz lise mezunu.

Yine de şeyhlerin en bilgililerinden sayılır.

Şeyhler arasında muhtemelen ilkokul mezunu olanlar, hatta okur-yazar olmayanlar da bulunuyor.

Şu hâlde dini bütün ve herhalde büyük günahlar anlamında günahsız olan bana görünmeyen Allah ve Peygamberi, bu tacizci ve dini bilgi bakımından yetersiz kıytırık adamlara nasıl ve neden görünüyor?

E hani Allah Kur’an’da adaleti emrediyordu!

Yoksa Allah da tıpkı bizim YÖK yöneticileri gibi cahillerin ferasetine mi güveniyor; dinini cahillere mi emanet etti?

Yoksa keramet sarık ve cübbede mi?

Allah ve Peygamberi, beynin kıvrımları yerine sarığın sarmalında, kalp gözü yerine cübbenin ceplerinde mi eğleşiyorlar?

Onların mekânı oralar mı?

E iyi o zaman, bugünden tezi yok, biz de sarık sarıyor ve cübbe giyiyoruz.

Bakalım biz de Allah’ı olmasa bile en azından kabrine 5 kere yüz sürme imkanı bulduğumuz Peygamberini görebilecek miyiz…

TÜRKÇE KUR’AN’A KARŞI ÇIKMAK KUR’AN’A KARŞI ÇIKMAKTIR!

Kur’an’da, Fussilet Suresi’nin 44. Ayetinde deniliyor ki (TDV Meali); “Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur’an kılsaydık, diyeceklerdi ki; ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı dilden (kitap) olur mu?… “

Şu hâlde biz de soruyoruz; Araba Arapçadan başka kitap olmaz da Türk’e Türkçeden başka kitap olur mu?

Benim bu ayetten anladığım, her millet kutsal kitabını kendi diliyle okuyabilir, kendi diliyle ibadet edebilir. Bu konuda hiçbir engel yoktur.

Arapça bilmeyen Müslümana Arapçayı dayatmak ve onu hiç anlamadığı Arap diliyle ibadet etmeye zorlamak, zulümdür; vebali vardır.

Kur’an’dan uzaklaşılmasının, uydurma hadislere dayalı uydurma din tesisinin bir sebebi de zaten budur.

İnsanlar, anlamadığı bir dildeki kitaptan gittikçe uzaklaşıyorlar ve böylece kerameti kendinden menkul cahil şeyhlerin ve şarlatanların vaz’ettiği yeni bir din anlayışı ortaya çıkıyor…

Ömer SAĞLAM

Araştırmacı Yazar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ