TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI

120 VANLI KAHRAMAN ÇOCUĞUN DESTANI

İkram KALİ

Yıl; 1914 Haziran Avrupa’da savaş patlamak üzeredir. Ruslar Osmanlı’ya resmen savaş ilan eder. Osmanlı İmparatorluğu çok zor koşullar altında 1.Dünya Savaşına girer. Anadolu’da Seferberlik başlamıştır. Daha Seferberliğin başlangıcında, Rus, İngiliz ve Fransızlar tarafından Ermeniler kışkırtılarak, ayaklanmaya teşvik edilir. İşgalci güçlere karşı can pazarının yaşandığı günlerde; Van’da ‘beklenen gün doğdu’’ düşüncesiyle isyan eden Ermeni Daşnaksutyun, Hınçak, Ramgavar, Karahaç vd. komiteler, onların öncülüğündeki Ermeni çeteleri Türk mahallelerine, köylerinde baskınlar düzenler, sivil halkın canına, malına ırzına zararlar vererek katliam başlatırlar. Ekim 1914, Kolordu’ya bağlı Van’da bulunan 3.Tümen Sarıkamış cephesine katılmak üzere Erzurum’a hareket eder. Durum o denli vahimdir ki Van’dan iki tertip birlikte askere çağrılır. Sınırlı sayıdaki yerel jandarma kuvvetleri bir taraftan Ermeni isyancıların katliamlarını durdurma mücadelesi verir, bir taraftan da Rus birliklerinin Van’ı işgalini önlemeye çalışır. Bu arda Türkiye’deki Ermeni önderleri gönüllü birlikler oluşturarak Rus birliklerine katılmak üzere Kafkasya’ya kaçarlar ve “vatana ihanet” suçunu topluca işlerler.

Van civarında çok şiddetli çatışmalar başlamıştır. Van’da şehrin ihtiyati kuvvetlerinden önemli bir kısmı Rus işgaline karşı Hoy cephesine gönderilince Van büsbütün desteksiz kalır. Köyleri, ahaliyi korumak artık daha da zorlaşır. Van savunması yaşlı, kadın, çocuk ve Jandarma fırkasına bırakılır. Rusların güneyden Van’a girişlerini önlemek üzere Van’ın Özalp-Saray yolu üzerinde bulunan geçit vermez Saray ilçesi civarları askerlerimiz tarafından tutulur. Memedik Gediği mıntıkasından Van’a girmeye çalışan Ruslar, göğüs göğse süren mücadeleler sonunda geri püskürtülür. Rus birliklerinin Kotur’a (Van’ın Saray ilçesinin İran’a sınır bölgesindeki mevkii.) kadar çekilmeleri sağlanır.

Ocak 1915 ortalarına kadar sokak savaşları şeklinde devam eden çatışmalar sonunda Jandarma birliklerimiz ve Vanlı Milisler 12 Ocak 1915’te Rusları Hoy’a kadar kovalamakla beraber erzakları, cephaneleri de tükenmeye başlar.

Karlı Van Dağlarının Aslan Yürekli Çocukları

Hoy cephesinde çarpışan Jandarma’dan Van’a bir haber gelir: ‘’ Erzak ve fişeğimiz tükendi, acele cephaneye ihtiyacımız var’’ diye. Fakat cepheye erzak ve cephane taşıyacak, savaşacak askerler ve eli silah tutan Vanlıların çok büyük bir çoğunluğu Sarıkamış, Çanakkale, Galiçya ve Trablusgarp’ta vatan savunmasında, ölüm kalım mücadelesi vermektedir. Cephedeki askerlerimize cephane taşıma görevi cesur, vatan sevgisi dolu, narin bedenlere; yani Vanlı çocuklara düşer.

Zaman geçirilmeden Van’da hazırlıklar başlar. 12-17 yaşları arasında öğrencisi bulunan okullara, iş yerlerine ve ailelere haber gönderilir. Kısa süre içinde gönüllü, yaşları küçük yürekleri büyük 120 Vanlı çocuk bu göreve seve seve talipli olur. Bu arada çocuklara gidiş gelişlerinde öncülük etmek ve başlarında bulunmak üzere 2 Öğretmen, sayılı askere sahip olan Van Jandarma fırkasından 18 Jandarma da kafileye katılır. Çocuklara ve ebeveynlerine; Hoy cephesine nasıl, hangi yoldan gidileceği, kimlerin başlarında bulunacağı anlatılır.

120 Vanlı kahraman çocuk, okul ödevlerini, arkadaşlarını, sevdiklerini, oyunlarını bir kenara bırakarak vatan ödevine cesaretle, inançla hazırlanır. Yola çıkılacağı gece, anneler çocuklarının ellerine kınalar yakar, kulaklarına türküler söyler, yüreklerine kahramanlık destanlarından örnekler aktararak sarılarak birlikte uyurlar.

Sınırlı imkanlar ölçüsünde, kalınca giysiler giyindirilerek hazırlanan çocuklar hicran vakti dedeleri, nineleri, anneleri, bacıları, kardeşleri ve yakınlarıyla ağlaşıp, koklaşıp, kucaklaşarak vedalaşırlar. Kafileyi uğurlamak üzere yaşlıların, kadınların oluşturduğu Vanlılar gün ışıklarıyla beraber Van şehir merkezinde Ulu Cami önünde (1915’te yakılıp yıkılan Eski Van şehrinin en büyük camisi) toplanırlar.

18 asker, 2 öğretmen; silah ve fişek, 15 yaşından küçük çocuklar; çocuk başına 1000 fişek, 15 yaşından büyük çocuklar; fişek ve erzak yüklenir. 120 Vanlı kahraman çocuktan oluşan kafile, dualar, gözyaşları ile uğurlanır. Mendiller sallanır, sular dökülür aslanların ardından; kazasız-belasız çabuk gitsinler, çabuk dönsünler diye.

Mevsim kış, aylardan Ocak. Yol uzun, hava çok soğuk. Hayvanların ve köylülerin kullandığı karlı, yamaçlı dağ yolunda günler, geceler boyu yürünür. Uzun, yorucu yürüyüşten sonra cepheye sağ salim ulaşılır. Siperlerdekilerin imdadına yetişen 120 isimsiz kahraman emanetleri cephedekilere teslim ederek kutsal ödevlerini başarıyla yaparlar.

Kafile Van’a dönmek üzere aynı güzergâhtan hemen yola çıkar. Kar yağışı başlamıştır. Dönüşün çetin geçeceği iyiden iyiye hissedilir. Çocuklar evlerine, arkadaşlarına, okullarına tekrar kavuşabilmenin özlemiyle yürürler. Tipinin, karın, soğun kendilerine acı sürpriz hazırladığını ise hiç düşünemezler. Dinmek bilmeyen kar yağışı şiddetini artırmakla kalmaz; kar, tipiye dönüşür, korku, endişe saçar. Yol boyunca tipinin çıkardığı uğultu sesine kurt, köpek sesi karışır. Saray ilçesine yaklaşıldığında göz gözü görmez. Adım atmak imkânsızlaşır. Jandarma çavuşu, öğretmenlere; “Hava çok kötü, don ve tipi var. Çocukların başına bir felaket gelmesinden korkuyorum…” diyerek endişesini öğretmenlerle paylaşır. Çocuklar birbirlerine tutunurlar. Zaman ilerledikçe yol uzar, umutlar tükenmeye başlar. Kafile donmaya karşı yol boyunca çeşitli hareketler yapar. Ama bunlar, başlarına gelecek felaketi önlemeye yetmez. Sonuçta, nefesler kesilir ayaklar işlemez olur. Sıfırın altında kırk dereceye varan dondurucu soğuk ve tipi önünde çaresiz savunmasız, sığınmasız kalan, 120 Vanlı kahraman çocuk, 18 Jandarma ve 2 öğretmen beyaz karların üzerine serilir.

Felaketin Van’da duyulması üzerine olay yerine koşanlar, kimi çömelmiş, kimi uzanmış, kimileri, birbirlerine tutunmuş 80 çocuk, 8 asker, 2 öğretmenin cansız, donmuş, şahadete ulaşmış bedenlerini karlar altından çıkarır. Kurtarılan ve hayat belirtileri gösteren 40 çocuk, 10 jandarma perişan bir durumda Van’a getirilir. Van hastanesinde Doktor Refik Bey, Katolik Ermeni Doktor Maltızyan’ın yoğun çabalarıyla zatürree ve donma tehlikesi geçiren 10 asker ve 40 çocuktan; 22’si kurtarılır. Ancak 12 çocuk bütün çabalara rağmen kurtarılamayarak hastanede hayatını kaybeder. Kahramanlar kafilesi bu faciada toplam; 98 çocuk, 10 asker ve 2 öğretmeni şehit verir.

Van’ı yas kaplar. Evlere şivan düşer, gözyaşları sel olur, acılar yürekleri dağlar.

Şehirde bunlar olurken Van’ın çeşitli bölgelerinde Ermenilerin ayaklandıklarına, askerlere ve yöre halkına saldırdıklarına dair haberler de yoğunluk kazanmıştır. Hastane İran cephesinden gelen ağır yaralı askerlerle dolu olduğu için, hastane olarak kullanılan büyükçe bir evde bu çocuklara iki doktor tıbbi yardımda bulunmuştur. Bunlar Dr. Refik Bey ile Dr. Maltızyan’dır. Van halkının teveccüh ve muhabbetini kazanmış olan bu ihtiyar Ermeni doktorun faciayı haber alır almaz vilayete gelerek hizmetini arz etmesi herkesi sevindirmiştir. Ortodoks olduğu için Van’da bulunan Katolik ve Protestan Ermeniler tarafından pek sevilmeyen Dr. Maltızyan, öteden beri hastalarının dini ve milliyetleri ile alakadar olmamış kimin derdi varsa hemen yardıma koşmuştur. Van’a gelebilen 40 çocuktan, günlerce onları iyileştirmek için uğraş veren her iki doktor, 22’sini kurtarabilmiştir. Gerek Dr. Refik Bey gerekse Dr. Maltızyan birçok geceler uykusuz kalarak bu çocukları iyileştirmeye çalışmışlardır. Bu arada Van’ın çeşitli köy ve kasabalarında Ermenilerin isyan halinde oldukları haberleri Van’a gelmeye başlamıştır. Bu günlerde Van’da cereyan eden önemli bir olay bütün Van halkını üzüntüye boğmuştur. İran’a gidip dönen Türk çocuklarına gösterdiği ilgi ile bütün Vanlıların sevgisini kazanan Dr. Maltızyan 10 Nisan 1915’de, göğsünde “Düşmanlarımıza hizmet edenin akıbeti budur” yazısı olduğu halde asılı olarak bulunmuştur. Vali Cevdet Bey, duruma çok üzülmüş ve Doktorun şeref ve hizmetine layık bir merasimle defnedilmesi için emir vermiştir.

1977 yılında dönemin Van Belediye Başkanı Tayyar Dabbağolu tarafından Kurtuluş Parkı içinde 120 Vanlı Kahraman Çocukların anısına ”120 Van’lı Kahraman Çocuklar Anıtı” dikilmiştir. Vanlılar, günlerce, aylarca kahraman evlatlarının yürek burkan destanına ağıtlar yakar, yanık türküler söylerler, yanar dönerler. Bu acı sonrası Van’dan şöyle bir ses yükselir: “İskele’den çıktı devenin ucu/ Elinde hamuru ocakta sacı/ Yavrumu vurmuşlar acımı acı/ Vurma dedim zalim, vurma yaram derindir/ Yaram iyi olursa, Mevla’m kerimdir.” Türküler yakıldıkça ağlanır, ağladıkça yürekler dağlanır. Kar çiçekleri, kahraman çocuklar hep hatırlanır.

1915’te Rus işgaline uğrayan, isyancı, işbirlikçi Ermeni çetelerinin acımasızca katliamlarına maruz kalan Van ilimiz ve Vanlılar derin acılar yaşamıştır. Bugün Vanlı olup, 1915’te acı yaşamayan, kayıbı olmayan aile yoktur. Van tarihinde, 120 kahraman çocuğun destanına benzer yüzlerce kahramanlık destanı, acı olayların hikayesi vardır. Tarihimiz ihtişamlı zaferler, ama bir o kadar da acı olaylarla doludur. Kahramanlıklarımızla övündüğümüz kadar, tarihimizden, birlik beraberliğimizden, dirliğimizden dersler de çıkarmak zorundayız. Bunu yapmadığımız sürece geçmişi anlayamaz, geleceği göremeyiz.

Alıntı Kaynak: http://blog.milliyet.com.tr/120-vanli-kahraman-cocugun-destani/Blog/?BlogNo=78469

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ