ZİYA GÖKALP VE ONA TÜRKÇÜLÜĞÜ AŞILAYAN ADAM: HÜSEYİNZÂDE ALİ BEY

ZİYA GÖKALP VE ONA TÜRKÇÜLÜĞÜ AŞILAYAN ADAM: HÜSEYİNZÂDE ALİ BEY

Türkçülük fikrinin tarihi gelişimine bakıldığında ilk dikkati çeken şahsiyet tabii ki Ziya Gökalp’tir. Ancak, Ziya Gökalp’i Türkçülük konusunda etkileyen, ona Türkçülüğü aşılayan biri vardır ki o da Hüseyinzâde Ali Bey’dir. 

Bu iki mütefekkir, 19. yüzyılın ikinci yansında Osmanlı Devleti ile birlikte bütün Türk Dünyası’nın sıkıntılı bir döneminde, başka bir ifadeyle, Türk Milleti’nin onlara çok ihtiyacının olduğu bir dönemde dünyaya geldiler.[1] 

Rusya’nın, Osmanlı Devleti başta olmak üzere Türk Dünyası üzerindeki baskıları ve Osmanlı Devleti’ndeki istibdat yönetimi gibi bazı sebepler bu iki fikir adamının bir araya gelmelerini “Jön Türkler” ve “İttihat ve Terakki Cemiyeti” tarafından yapılan mücadele içinde yer almalarını sağladı. 

Hüseyinzâde Ali Bey. 1889 yılında İstanbul’a geldi ve ayın yıl kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı.[2]

Ziya Gökalp ise 1896’da geldiği İstanbul’da Veteriner Okulu’na kayıt oldu. Daha önce Diyarbakır’da iken tanıştığı Abdullah Cevdet’in tavsiyesi ile İttihat Ve Terakki Cemiyeti’nin kurucularından İbrahim Temo ve İshak Sukûti ile görüştü. Kısa bir süre sonra da Cemiyet’e üye oldu ve Hüseyinzâde Ali Bey ile tanıştı. Bu durumu Ziya Gökalp’in kendisi şöyle izah etmektedir: “İstanbul’a gittim. O zaman İstanbul’da tıbbiyelilerin[3] teşkil etmiş olduğu gizli bir Cemiyet vardı. Onlarla çalışmağa başladım.”[4]

Hüseyinzâde Ali Bey ve Ziya Gökalp arasında 1896 yılında başlayan dostluk. 1924 yılında Ziya Gökalp’in vefatına kadar devam etti.

Hüseyinzâde Ali Bey ve Ziya Gökalp akademik çalışmalarından çok siyasi çalışmalara zaman ayırdılar ve İttihat ve Terakki cemiyeti içerisinde aktif rol oynadılar.

Hüseyinzâde Ali Bey, Ziya. Gökalp ile tanışmalarından çok önce. Tıbbiyede talebe iken “Turan” adını verdiği şu şiiri yazdı:[5]

“ …Sizlersiniz ey kavm-i Macar bizlere ihvan
Ecdâdımızın müşterek menşei Turan,
Bir dindeyiz, hepimiz hakperestan.
Mümkün mü ayırsın bizi İncil ile Kuran?
Cengizleri titretti şu âfâkı serâser
Tımurları hükmetti şehin şahlara yekser

Fatihlerine geçti bütün kişver-i kayser.. ”[6]

Ayrıca Hüseyinzâde Ali Bey Yusuf Akçura’nın “Üç Tarz-ı Siyaset” adlı makalesi 1904 yılında Kahire’de “Türk’’ gazetesinde yayınlanınca, “Mektub-ı Mahsus” adlı bir makale yazıp aynı gazetede yayınlamak suretiyle ‘”Üç Tarz-ı Siyaset” münakaşasına karıştı. “Pan İslamizm” ve “Pan Türkizm”e taraflar olduğunu açıkladı.[7]

Hüseyinzâde Ali Bey Turan kavramını, Türk kavimleri birliğinin siyasi hedefi olarak, ilk defa tartışma alanına çıkardı.[8]

Yazdığı “Turan” şiiri ilk Türk birliği çağrısıdır.[9]

Bu şiire göre Hüseyinzâde Ali Bey yalnız Türkçülük taraftarı değil Turancılık, taraftarıdır. Zaten kullandığı (A. Turani) takma adı da bunu göstermektedir. O Müslüman Türkler arasında İlk Turani yani “Panturanist”tir denilse hata edilmemiş olur.[10]

1908 yılında II. Meşrutiyetin ilan edilmesi üzerine Hüseyinzâde Ali Bey, zorunlu olarak gittiği, Kafkasya’dan İstanbul’a döndü. Ziya Gökalp ise İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Diyarbakır temsilcisi olarak çalışmaya başladı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti için İstanbul’dan sonra ikinci önemli merkez Selanik idi. Burası Cemiyet çalışmalarının yoğunluk kazandığı yerdi. Bu çerçevede, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iki ünlü siması Hüseyinzâde Ali Bey ve Ziya Gökalp, Selanik’te de birlikte çalışma imkânı buldular. Cemiyet’in burada yapılan kongrelerine katıldılar, yayın ve propaganda işlerini düzenlediler. [11]

Hüseyinzâde Ali Bey’in etkisinde kalan Ziya Gökalp, daha önce Hüseyinzâde Ali Bey tarafından gündeme getirilen Türkçülük ve Turancılık fikrinin, iyice zayıflamış olan Osmanlıcılık ve İttihad-ı İslam fikirlerinin yerini alacak bir mefkûre haline gelmesi için çalıştı.[12]

Hüseyinzâde Ali Bey, ulusal ve toplumsal görüşleriyle Ziya Gökalp üzerinde etkili oldu.[13] İttihat ve terakki Cemiyeti’nin beşinci kurucusu olarak kabul edilen Hüseyinzâde Ali Bey ile İstanbul’da görüşen Ziya Gökalp, ileride fikir sisteminin temelini teşkil edecek olan “Türklük” meselesi ile tanıştı. İstanbul’a geldiğinde ilk okuduğu eserlerinden biri Leon Cahon’un “Asya Tarihine Medhal” adlı eseri oldu. Büyük bir ihtimalle Hüseyinzâde Ali Bey’in tavsiyesi ile okuduğu bu eser, o zamanın gençleri arasında ilgiyle karşılanmış ve “Türkçülüğün ikinci Devresi”nde önemli tesirleri olmuştur.[14]

Uriel Heyd ise Hüseyinzâde Ali Bey’in Ziya Gökalp üzerindeki etkisini şöyle dile getirmektedir: “…Ziya Gökalp de dâhil olmak üzere genç aydınları daha dolaysız biçimde etkileyen diğer bir dürtü de Hüseyinzâde Ali’den gelmiştir. Hüseyinzâde Ali, yakın arkadaşları arasında Gökalp’in gençliğinde zevkle okuduğu Türk-Azeri güldürülerinin yazarı Ahundzâde Feth Ali de bulunan Kafkasya’lı değerli bir Müslüman düşünürün torunudur…”[15]

Ziya Gökalp’in Hüseyinzâde Ali Bey’den nasıl etkilendiğini göstermesi bakımından aşağıdaki ifadeler oldukça ilginçtir: “…Gerçi Ziya Bey (Gökalp) için meçhul değildir ama, “Turan” fikrinin birdenbire ortaya atılmasında hangi sâikler (sevkeden, sürükleyen) vardır? Bunlardan birincisi, kendisinin de izah ettiği gibi, Ömer Seyfettin ve Ali Canib’in “Sade Lisan” denemeleri ve buna bağlı olarak ittihatçı liderlerin tecrübelerinden çıkardıkları neticeler idi. Ama en kuvvetli amil, aynı zamanda Merkez-i Umumi azası olan (İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin) ve İttihad-ı Osmani’nin de kuruculan arasında yer alan ve o günlerden itibaren Türkçülük-Turancılık fikirlerini yaymağa çalışan Hüseyinzâde Ali (Turan) Bey’dir. Ali Bey daha 1906 yılında Bakü’de çıkardığı “Fuyûzat” mecmuasında ‘Turan’ başlıklı manzumeyi neşretmiş; Rusya Türkleri arasında “Pantürkist” çalışmalarda bulunmuş. Meşrutiyetten sonra yeniden Türkiye’ye dönmüştü.[16]

Mehmet Ali Tevfik ise, Hüseyinzâde Ali Bey’in ve dolayısiyle İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Selanik’te ki faaliyetlerine açıklık getirebilecek şu ifadeleri kullanmaktadır;

“1327 kışında (191I), üstadım Hüseyinzâde Ali Bey, can atarak bir heyet önünde altı asırdan seri beklediğimiz sözleri söylüyor, Türklere yeni bir ufuk gösteriyor, onlardan kahredici kaderi alarak, yerine zinde bir umut kaidesi dikiyordu. Yeni bir fikir getirerek büyük kitleleri ümitsizlikten kurtaran, onlara parmağıyla yemyeşil ve feyizli bir iklim gösteren dava adamlarının telkin ettikleri yerler, bunu dava edinenler için ne kadar kıymetliyse, Hüseyinzâde’nin unutulmaz nutuklarından heyecanlanan ve titreşen Selanik Türkleri nazarında o kadar kıymetlidir.” [17]

Hüseyinzâde Ali Bey tarafından ortaya atılan ve kısa bir zamanda Türk aydınlarının büyük bir bölümünce benimsenen “Turan” fikri Selanik’te de taraftar buldu ve “Genç Kalemler” dergisi bu yeni ideolojinin en önemli yayın organı olurken. Ziya Gökalp de yazılarıyla ona yön verdi.[18]

Ziya Gökalp, Turancılık akımının ilk belirtisini Hüseyinzâde Ali Bey’in “Turan” adlı şiirinde buldu. Fakat Ziya Gökalp’in 1911 de Selanik’te Tevfik Sedat, takma adıyla yayınladığı “Turan” şiiri Türk aydınlarını daha fazla etkiledi ve bu şiirin:

“Vatan ne Türkiyedir Türklere, ne Türkistan;
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir Turan…”

mısraları Turancılığın simgesi olarak tanındı.[19]

Ancak Ziya Gökalp, bu manzumedeki ruhu, kendine “Turan” soyadını veren Hüseyinzâde Ali Bey’den aldı.[20]

Ziya Gökalp’in kendisi de Hüseyinzâde Ali Bey’in “Turan” adlı manzumesini Turancılık mefkûresinin ilk tecellisi olarak görmektedir.[21]

Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki Hüseyinzâde Ali Bey tarafından platonik mahiyette dile getirilen Turancılık, Ziya Gökalp’in kaleminden çıkan “Turan” manzumesi ile billurlaşmış bir inanç haline gelmiştir.[22] Bu manzumeyi yayınlamakla Ziya Gökalp. Panturanizmi benimsediğini ortaya koymuştur.[23]

Ziya Gökalp’in Hüseyinzâde Ali Bey den etkilendiğini iddia edenlerden biri olan Ali Canip Yöntem’e göre, Hüseyinzâde Ali Bey Ziya Gökalp’i Türkçülük sahasında etkilemiştir. Ancak bu etkilenme karşılıklı görüşüp, tanışmakla değil Hüseyinzâde Ali Bey’in daha önce Baku’de neşrettiği “Fuyûzât” dergisi ve diğer yayın organlarındaki yazılarının okumasından hasıl olmaştur. Ziya Gökalp’in kendisi de Türkçülük feyzini Hüseyinzâde Ali Bey’in yazılarını okumak sayesinde aldığını söyleyip, Hüseyinzâde Ali Bey’e aşırı hürmet ve muhabbet gösterirdi. Hatta Ali Bey’in Selanik’e gelmesi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Merkez-i Umûmi üyeliğine seçilmesi Ziya Gökalp’in tavsiyesi ile olmuştur.[24]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ