ZENGİLER (1127-1233)

ZENGİLER (1127-1233)

Zengiler, Halep ve Musul merkez olmak üzere, el-Cezire (Kuzey Irak), Doğu Anadolu ve Suriye’de hüküm sürmüş olan bir Atabeyliktir. Kurulduğu yer olan Musul’a nisbetle Musul Atabeyliği olarak da adlandırılır.

Atabeyliğin kurucusu olan İmadeddin Zengi’nin babası Kasimüddevle Aksungur; Sultan Alp Arslan zamanında Selçuklu Devleti’nin hizmetine girmiş, Melikşah tarafından Halep valiliğine tayin edilmişti (1086). Melikşah’ın ölümünden sonra bir ara, Suriye meliki olan kardeşi Tutuş’un hizmetine giren Aksungur, saltanat mücadelesinde onu terk edip Berkiyaruk’un tarafına geçti. Ancak bunun için Tutuş ile savaşmak zorunda kalan Aksungur, bu savaşı ve hayatını kaybetti (26 Mayıs 1094).

Aksungur öldüğü zaman o sırada yedi yaşında bulunan tek oğlu Zengi Halep kalesinde bulunuyordu. Babasının ölümünden sonra Musul valileri tarafından himaye edilip büyütülen Zengi, Musul valisi Mevdud’un 1111 ve 1116 yıllarında Haçlılara karşı düzenlediği seferlerde onun maiyetinde yer aldı. Zengi, Mevdud’un ölümünden sonra, onun yerine Musul’a tayin edilen Aksungur Porsukî tarafından Vasıt’a gönderildi. Burayı ele geçirip düzeni sağlayınca kendisine önce Vasıt ve arkasından da Basra ikta edildi (1125).

Sultan Melikşah ölüp de Selçuklu Devleti zaafa uğrayınca, Abbasi halifeleri dünyevî iktidarlarını güçlendirmek için Sultanlarla kıyasıya bir mücadeleye girdiler. Sultan Sancar’ın emriyle Bağdad’a girmek isteyen Sultan Mahmud, bu yüzden Halifenin direnişi ile karşılaştı. Bağdad’ı kuşatmak zorunda kalan Sultan, Basra valisi olan Zengi’nin sağladığı yardımlar sayesinde şehre girmeye muvaffak oldu. Sultan Zengi’yi Bağdad şahneliğine tayin ederek taltif etti (Nisan 1126).

Musul Valisi Aksungur Porsukî’nin Batınîler tarafından şehit edilmesi (1126) ve onun oğlunun kısa süren valiliğinden sonra, Emir Çavlı adına Bağdad’a giden elçilik heyeti, fikir değiştirerek, Musul valiliği için Zengi namına tavassutta bulundular. Bunun üzerine Sultan Mahmud Zengi’yi Musul valiliğine ve oğlu Alp Arslan’ın Atabeyliği’ne tayin etti (1127). Böylelikle Musul Atabeyliği’nin temelleri atılmış oldu.

Zengi’nin Musul valisi olarak ilk icraâtı, babasının valiliği sırasında dünyaya geldiği Halep şehrini ele geçirmek oldu. Halep bu sırada Mardin Artuklularına bağlı bulunuyordu. Zengi bu sebeple bir kısım kuvvetlerini Halep’e gönderirken, kendisi Mardin Artuklu beyi Timurtaş’ın müdahalesini önlemek düşüncesiyle Musul-Urfa güzergâhının kontrol noktalarından birisi olan Nuseybin’i zapt etti. Atabey, Halep’te babasının hatırasına hürmeten son derece iyi karşılandı.

Selçukluların egemen olduğu coğrafyada, Türk beylerinin Haçlıların varlığına rağmen birbirleriyle, araştırmacılar tarafından çoğu kere mânâsız olarak değerlendirilen mücadelelerinin temelinde, hiç şüphesiz her birisinin bölgeyi kendi idaresinde birleştirme idealleri vardı. Nitekim Dimaşk Atabeyi Zahireddin Toğtegin de bir yandan Haçlılara karşı cansiperane bir mücadele örneği verirken, diğer yandan da bütün Suriye’yi kendi idaresinde birleştirmek istiyordu. Bu durumda aynı hedeflerle yola çıkan Zengi için, Dimaşk Atabeyliği’nin varlığı tabiî bir mania teşkil ediyordu. Fakat Toğtegin’in 1128 yılında ölümü Zengi için bulunmaz bir fırsat yarattı. Zengi Urfa kontu Joscelin ile anlaşma yapıp kendisini bu istikamette emniyete aldıktan sonra, yeni Dimaşk Atabeyi Böri’den Haçlılara karşı yardım talebinde bulundu. Böri Hama’da bulunan oğlu Sevinç’e beş yüz kişilik bir birlik gönderip, kendi kuvvetlerini de alarak Zengi’ye iltihak etmesini emretti. Zengi askerleriyle Halep’e gelen Sevinç’i önce iyi karşıladı ise de, iki gün sonra adamlarıyla birlikte hapsetti. Böylelikle Hama’nın savunmasını zayıflatan Zengi, oraya yürüyüp şehri kolaylıkla ele geçirdi (14 Eylül 1130). Zengi, Hama’nın zaptı sırasında Böri’ye ihanet edip kendi hizmetine giren Kırhan b. Karaca’yı da hapsedip, valisi olduğu Hıms’ı teslim etmeye zorladı. Şehri kırk gün kadar kuşattıktan sonra kışın yaklaşması üzerine buradan ayrılmak zorunda kaldı.

Zengi bundan sonra Antakya prinkepsinin ölümüyle meydana gelen olayları değerlendirerek, Antakya-Halep arasında bulunan Esârib’i fethetti. Bu kalenin zabtı Halep ve havalisinin güvenliği bakımından çok önemli idi. Buradan Harim’e yöneldi ise de, Haçlıların şiddetli mukavemeti ve Artuklular cihetinde cereyan eden olaylar kuşatmayı kaldırmasına sebep oldu (524/1130).

Atabey Mardin Artuklu Beyi Timurtaş ile Hısnıkeyfa Beyi Davud’un kendi aleyhinde tasarıları olduğunu haber alıp Mardin-Nusaybin arasındaki Serci’ye hücüm etti. Davud Timurtaş’tan yardım istemek zorunda kaldı. Ancak Zengi, yirmi bin Türkmen’in de katıldığı birleşik Artuklu ordusunu mağlup etti. Davud bu yüzden Ceziret İbn Ömer’i yağmalayınca Atabey ona ait şehirleri istilâ etmeye yeltendi. Bölgenin çok dağlık olması buna mani oldu ise de, Mardin’e bağlı Dara’yı zapt etti (1129-1130).

Irak Selçuklu sultanı Mahmud’un ölümü üzerine (1131) ortaya çıkan saltanat mücadeleleri Halifenin tahrikleriyle daha da karmaşık bir hâl aldı. Bu arada Zengi de Atabeyi bulunduğu Melik Alp Arslan’ı sultan ilân ettirmek üzere Halifeye müracaât etti, fakat Melikin yaşının küçük olması sebebiyle isteği geri çevrildi. Bu arada Mahmud’un yerine geçen oğlu Davud’un saltanatını tanımayan amcaları Mesud ve Selçukşah da Halife ile işbirliği yaparak Sultan Sancar’ın adını hutbeden çıkardılar. Müttefiklerin kendisine karşı savaşa hazırlandıkları Sultan Sancar, Zengi’den Bağdad’a yürümesini istedi. Bunu fark eden Halife, meliklerden ayrılarak Zengi’yi etkisiz kılmak niyetiyle Abbasiye’de karargâh kurdu. Yedi bin kişilik ordusuyla halifeye nazaran büyük bir kuvvete sahip olan Zengi, rivayete göre Halifeye hürmeten silah çekmediği için yenik olarak Musul’a çekildi. Öbür taraftan Sancar ise yeğenlerini yenilgiye uğratıp esir aldı. Sultanın Irak Selçuklu tahtına diğer yeğeni Tuğrul’u (1132-1134) tayin etmesi de mücadelelerin bitmesine yetmedi.

Halife, bu mesele dolayısıyla Zengi’ye karşı beslediği kinin etkisiyle Musul’u zapt etmeye yeltendi (Temmuz, 1133). Bu kuşatmada Halifenin yanında yer alan Türk beyleri arasında Artuklu Davud da bulunuyordu. Halife otuz bin kişilik ordusuna rağmen, Musul nâibi Çakır’ın şehri başarıyla müdafaa etmesi ve Zengi’nin Halifenin ikmâl yollarını kesmiş olması dolayısıyla Bağdad’a döndü. Halife ile barışık olmayı maslahata uygun bulan Zengi, daha sonra Bağdad’a değerli hediyeler göndermek suretiyle dostluk kurmaya çalıştı.Ancak Zengi, Halifenin Musul seferi sırasında onun hizmetinde bulunan Artuklu beyi Davud’u mutlaka cezalandırmak istiyordu. Bu maksatla harekete geçen Zengi onun amcazâdesi Timurtaş’ı bu defa kendi saflarına çekmeye muvaffak oldu. Ağır bir yenilgi alan (26 Nisan 1134) ve canını zorlukla kurtaran Davud’un bütün Artukluları birleştirme hayalleri de böylece sona erdi. Zengi yine Halifenin Musul muhasarasında bulunan Emir İsa’ya ait Akr el-Humeydiye, Kevaşa ve Şuş ile ona ait bütün kaleleri fethetti.

Sancar’ın tayin ettiği Irak Selçuklu Sultanı Tuğrul’un ölümü (24 Ekim 1134), tahmin edileceği üzere yeni saltanat mücadelelerine yol açtı. Halife Müstarşid, faâl olarak içerisinde yer aldığı bu kavgalardan birisinde, Hemedan’da kendisini sultan ilân eden Mesud’a karşı giriştiği savaşta mağlup ve esir oldu. Halife savaşa girmeden önce bu sırada Dimaşk’ı muhasara etmekte olan Zengi’den acil yardım istemişti. Ancak Atabey geldiğinde artık çok geçti. Sultan Mesud’un harp tazminatı ödemesi kaydıyla serbest bıraktığı Halife, daha Sultanın karargâhında iken Batınîler tarafından öldürüldü. Kaynaklar Sultan Sancar’ı ve Mesud’u bu ölüm olayında dahli bulunduğu gerekçesiyle itham ederler. Halife Selçuklulara karşı siyasî bir mücadele yürütmekte olduğu için, kavgasının mahiyetine uygun bir bedel ödemiş olması doğal ise de, devrin kaynaklarından cari dinî anlayış dolayısıyla, meselenin yorumunda böyle bir hoşgörü beklemek doğru olmaz.

Müstarşid’in yerine oğlu Raşid hilâfet tahtına oturdu. Sultan Mesud ondan babasının vaad etmiş olduğu savaş tazminatını ödemesini istedi. Halife para ödemeyi reddettikten başka, ilişkilerin daha da gerginleşmesi üzerine Bağdad şahnesini şehirden kovdu. Bundan sonra Sultana karşı bir ittifak oluşturmaya çalışan Halife, Zengi’ye de yanındaki Melik Alp Arslan’ı sultan ilân etme sözü verdi. Bununla birlikte sözünü tutmayarak, Bağdad’a gelen Melik Davud adına hutbe okuttu. Mesud’a küskün olan bir çok Türk komutan da Halifeye katıldılar. Bu gelişmeler üzerine Sultan 1136 yılı Haziran ayı başında Bağdad’ı muhasara etti. Elli bir gün devam eden bu kuşatma sırasında Melik Davud’un Bağdad’dan ayrılması Halife’nin ordusunun çözülmesine sebep oldu. Şehrin Mesud’un eline geçmesi artık an meselesi haline gelince, Zengi de Halife Raşid’i yanına alarak Musul’a döndü (14 Ağustos, 1136).  Sultan Mesud ise şehre girdikten sonra Raşid’den hemen Bağdad’a dönmesini istedi. Aralarındaki münaferet yüzünden Sultandan korkan Halife dönmeyeceğini bildirdi. Bunun üzerine görevlerini yerine getirmediği gerekçesi ve Sultan Sancar’ın da onayı ile Raşid azledilip Muktefi Liemrillah halife ilân edildi. Buna rağmen bir müddet daha Raşid’e ve Davud’a tâbi olmaya devam eden Zengi, Sancar’a rağmen bu tavrını sürdürmenin mümkün olamayacağını gördü. Sabık Halife ise Sultan Mesud’un kendisini teslim almak üzere gönderdiği kuvvetler Musul’a varmadan önce, Zengi’nin tavsiyesiyle şehri terk etti. Azerbaycan’a doğru kaçarken Melik Davud ve Bozaba’nın da kendisinden ayrılmasından sonra İsfahan civarında Batınîler tarafından katledildi. (Haziran 1138). Müstarşid’in öldürülmesinde olduğu gibi, kaynaklarda bu defa da Raşid’i öldüren katillerin Sultan (Sancar veya Mesud) tarafından gönderildiği rivayeti vardır. Öyle olup olmadığı bir tarafa bu olayların Halife-Sultanlar mücadelesinin en şiddetli safhalarından birisi olduğuna şüphe yoktur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. berat dedi ki:

    Kaynakçası nedir bu makalenin ödevim için lazım da

    1. Altayli dedi ki:

      Maalesef ki kaynakçası bizde de yok… Bulabilirseniz; Türkler, Cilt: 4 Sayfa: 803-813 sayfalara bakabilirsiniz…

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al