YÜZYILLIK DAVA: YÜCE DİVAN

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek04

İttihatçıların Yüce Divan’da yargılanması sürecinde Damat Ferit Paşa sahneye çıktı ve yargılamanın yeniden seçilecek Meclis’e bırakılmasını isteyen bir teklif sundu. Yani hükümetin kendi yargısını kurmak için Meclis yenilenmeliydi

Bundan 96 yıl önce Mondros Mütarekesi imzalanmış, İttihat ve Terakki hükümetinin eski bakanlarının Yüce Divan’da yargılanması tartışmaları başlamıştı. Mahkemelerin yapısının köklü bir şekilde değiştirildiği bugünlerin mütareke dönemiyle benzerlikleri şaşırtıcı düzeydedir. Geçmişe dikkatle bakılınca görülecektir ki Türk siyaseti eskiden beri her zaman bir Yüce Divan sorununa sahiptir.

Bu hafta Yüce Divan tartışmaları gündeme damgasını vurdu. Bir tarihçi olarak olayın bizi ilgilendiren taraflarından birisi, Yüce Divan’ın güvenilmezliği konusunda yapılan tartışmalardı. Bu yüzden 1918 sonlarından itibaren yaşanan Yüce Divan tartışmaları ve mahkeme sürecini nakletmek istiyorum.

YÜCE DİVAN GÜVENİLMEZ DEDİLER

Mondros Mütarekesi ilan edilmiş, Osmanlı Devleti teslim olmuştu. Meclis’te savaş döneminin Bakanlar Kurulu üyelerinin yargılanması için önergeler verildi. Ancak İttihatçıların ezeli ve ebedi muhalifleri olan Hürriyet ve İtilaf Partisi taraftarları Meclis’in “İttihatçı” olduğunu, dolayısıyla bu Meclis’in kuracağı Yüce Divan’ın yapacağı icraata güvenilemeyeceğini savundular. İşgalci devletler de aynı görüşteydi. Hükümetin istediği gibi karar alacak bir mahkeme kurulması kararlaştırıldı.

DAMAT FERİT PAŞA SAHNEYE ÇIKTI

Hukuk çerçevesinde yargılama isteyenlerle ne olursa olsun İttihatçılar’ın cezalandırılmalarını isteyenler arasında şiddetli tartışmalar oldu. O dönemde âyan üyesi olan Damat Ferit Paşa sahneye çıktı ve Yüce Divan yargılamasının yeniden seçilecek Meclis’e bırakılmasını isteyen bir teklif sundu. Yani hükümetin kendi yargısını kurmak için Meclis yenilenmeliydi. Bu tartışmalar sürerken Talat, Enver ve Cemal Paşa’nın Almanya’ya kaçtığı duyuldu. Padişah Vahdettin ise İtilaf Devletleri’yle bir an önce barışın sonuçlanması için İttihatçılar’ın yargı önüne çıkarılmasını, usul ve esas tartışmalarıyla zaman kaybedilmemesini istiyordu.

Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’e kumpas

İşgal devletlerinin ve iktidarın istediği şekilde yapılandırılan mahkemeler nihayet jet kararlar açıklamaya başladı. İlk idam kararı, tehcirle bağlantılı suçlardan yargılanan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey için çıktı. Nemrut Mustafa’nın ısrarlarıyla mahkeme heyeti Ermeniler’in kurduğu kumpasa alet oldu. Kahvehane köşelerinden toplanan işsiz güçsüz kişiler para karşılığı veya tehditle tanık yapıldı.

SAVUNMA HAKKI ASKIYA ALINDI

Rum-Ermeni Şubesi’nde ifadeleri hazırlanan ve ezberletilen sahte tanıklar mahkemede kaymakam aleyhinde ifade verdiler. Tanıkların hiç İstanbul dışına çıkmadığı anlaşıldığı halde ifadeleri kabul edildi.

Damat Ferit Paşa tarafından olağanüstü yetkilerle donatılan Nemrut Mustafa Paşa, davaları hızla sonuçlandırmak için sanıkların avukat tutmasını yasakladı.

ZALİMANE BİR İDAM HÜKMÜ

Sanıklar lehinde şahitlik yapacakları mahkemeye kabul etmedi. Yargılamaların açık olması uygulamasına son verdi. Dinleyicileri mahkeme salonuna almadı. Kararların temyiz edilme imkânını ortadan kaldırdı. Nemrut Mustafa’nın yargıladığı kişiler arasında eski İçişleri bakanlarından Ebubekir Hazım (Tepeyran) da vardı. Suçu, bir gün vapurda “İşgal kuvvetleri donanmasının namluları İstanbul’a ne yapabilir ki” demekti. Nazım Bey ihbarcıyı yalanladı. “Demedim ama velev ki demiş olsam, düşman için böyle bir laf etmek ihanet midir” demişti. Yine de “hain” olduğu iddiasıyla hakkında idam kararı çıktı. Padişah affetti.

Mütareke basını Nemrut Mustafa Paşa’nın kararlarına alkış tuttu. Gazeteci Refii Cevad “İttihatçılar’dan taş üzerinde taş, omuz üzerinde baş kalmamalıdır” şeklinde yazdı. Gazetelerde “mahkeme ile usul ile uğraşmaya ne gerek var, suç belli suçlu belli, Köprülü usulü adam akıllı bütün İttihatçılar’ı tırpandan geçirmek lazım. Ondan sonra kim gelirse gelsin” şeklinde yorumlar yayınlanıyordu.

Boğazlıyan Kaymakamı meteliksiz öldü

Kaymakam Kemal Bey Ermeniler’i öldürtüp mallarını almakla suçlandı ve idam edildi. Ermeni tanık, “Kaymakam beyaz bir at üzerinde geldi ve bunların hepsini öldürün” dedi. Mahkeme “Sen nasıl kurtuldun” deyince “Ölü numarası yaptım sonra Yozgat’tan Kayseri’ye kadar yürüdüm” dedi. Yalan söylediği açıktı. Ama ifadesi kabul edildi.

Hükümet istifa etti mahkeme kuruldu

Baskılar karşısında Ahmet İzzet Paşa Hükümeti istifa etti. Yeni hükümet, bakanların işlediği suçların görevleri icabı değil keyfi olduğunu, dolayısıyla ceza mahkemelerinde yargılanmalarına bir engel olmadığına karar verdi. Yasal kılıf hazırdı. Bu karardan sonra Meclis Soruşturma Komisyonu’nda (5. Şube) sorgusu süren İttihatçılar için derhal cadı avı başladı. Birer birer yüzlerce İttihatçı politikacı ve devlet memuru tutuklanarak meşhur Bekir Ağa bölüğüne konuldular.

‘Kanguru Mahkemeleri’ kuruldu

Mütareke döneminde kurulan bu olağanüstü askeri mahkemeler hakkında bir eser yazan Prof. Dr. Ferudun Ata’nın tespitlerine göre bu mahkemeler tam da işgalci devletlerin ve ittihatçı düşmanlarının istediği şekilde yapılandırıldı. Yasaları uygulamakta ısrar eden sivil hukukçu üyeler görevden uzaklaştırıldı. Yerlerine mahkeme başkanına sadık asker üyeler atandı. Böylece ünlü Amerikalı tarihçi Prof. Justin McCarthy’nin ifadesiyle “Kanguru Mahkemeleri” kurulmuş oldu. Yani bunlar talimatla hareket eden ve sanıklara karşı peşin hükümlü mahkemelerdi.

Nemrut Mustafa Paşa mahkeme başkanı oldu

İttihatçılar’ı şiddetle cezalandırma sözü verdiği için hükümeti kurmakla görevlendirilen Damat Ferit Paşa, Nemrut Mustafa’yı mahkeme başkanı yaptı. Ferudun Ata’ya göre kendisi tam İtilafçılar’ın ve işgalci güçlerin aradığı adamdı. Çevresinde “dini imanı para para” olan bir adam olarak biliniyordu. Gazeteci Falih Rıfkı Atay’dan “Sen Cemal Paşa ile birlikte Suriye’de iken Ermeniler’in çok parasını almışsındır” diyerek 500 lira rüşvet istemişti. Gazeteler kendisini sırf mesai ücreti için mahkemeyi akşamları çalıştırmakla suçluyordu. Tabii ki en makbul özelliği koyu bir İttihatçı düşmanı olmasıydı.

Kürt Nemrut Mustafa Paşa kimdi?

Kürt Mustafa Paşa amansız bir İttihatçı düşmanıydı. 1913 yılında İttihatçılar tarafından mirliva (tuğgeneral) rütbesiyle emekli edilmişti. Kendisi bunu bir tasfiye olarak gördü ve içine sindiremedi. I. Dünya Savaşı sırasında görev almadı. Sürekli İngilizler’le işbirliği içinde oldu.

Damat Ferid Paşa’nın sıkı dostuydu. Kurtuluşun İngiltere’nin mandası ile olacağına inanıyordu. Bursa halkı ona “Nemrut” lakabını taktı. Çünkü Çanakkale savaşlarında şehit düşenler hakkında “Onlar köpek ölüsünden farksızdırlar” demişti. Halkın protestoları yüzünden 10. gününde valilikten alınmıştı.

Yüce Divan yüzyıl önce de tartışma konusuydu

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri ile savaşta işbirliği yapan Ermeniler ve Rumlar, Damat Ferit Paşa Hükümeti’ne İttihatçılar’ın tehcir ve katliam suçlamasıyla yargılanması için baskı yaptılar. Nemrut Mustafa Paşa gibi mahkeme başkanları eski bakan ve paşaları Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen yargılayıp idama mahkûm ettiler.

Damat Ferit Paşa’nın mahkemeleri

Kurtuluş Savaşı sırasında işgal kuvvetlerinin kurdurduğu mahkemeler önce İttihatçılar için cadı avı başlatmıştı. Tutuklananlara idamla başlayan muhtelif ağır cezalar verildi. Bunlar arasında Talat, Enver ve Cemal Paşa da vardı. Nemrut Mustafa Divanı ise Mustafa Kemal Paşa ve Halide Edip Adıvar’a gıyaplarında idam cezası verilmişti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ