YUNANİSTAN’DA OSMANLI HÂKİMİYETİNİN KURULMASI (1361-1461)

YUNANİSTAN’DA OSMANLI HÂKİMİYETİNİN KURULMASI (1361-1461)

Kronolojik olarak bugünkü Yunanistan topraklarında Osmanlı egemenliğinin kurulması, Dimetoka’nın 1361 yılında alınmasıyla başlar ve 1461 senesinde Mora’nın fethi ile büyük ölçüde tamamlanır.[1] Bu dönem tarihçiler tarafından “Proti Turkokratia” (Yunanistan’da ilk Osmanlı egemenliğinin kurulması) olarak adlandırılır.

Osmanlı Devleti’nden önce, Yunanistan’da ücretli asker olarak Bizans İmparatorluğu’na hizmet veren Türklere rastlanır. 1263 yılında İmparator VIII. Mihail Paleologos, Anadolu’dan toplanan 3500 ücretli Türk askerinin de bulunduğu bir orduyu Ceneviz gemileri ile Mora’ya gönderdi. Melik ve Salik komutasındaki bu askerler, Bizans ordusu ile birlikte Monemvasiya’da karaya çıktılar. Bizans, bu Türk askerleri sayesinde Mora’daki Frank devletlerine karşı üstünlük sağladı. Daha sonra bu askerler, Franklar için de çalıştılar. 1295 yılına kadar Mora’da mevcutiyeti bilinen bu askerlerin bir kısmı Anadolu’ya dönmüş, bir kısmı ise orada kalmıştır. Bu Türklerle ilgili olaylar, Mora kroniğininin Yunanca versiyonunda şu şekilde açıklanırken; “O (Bizans İmparatoru Palaiologos) Türkiye’ye gitti (geldi) ve ücretli askerler olarak 1500 seçkin Türk ve en az 2000 Anadolulu ile birlikte (Mora’ya) geldiler.” “Türkler, adetleri gereği, komutanları olan Melik ve Salik dışında, büyük küçük Prensi selamlamak için atlarından indiler…” şeklinde zikredilir.[2]

Ayrıca Menteşe, Aydın ve Karasi gibi Batı Anadolu Türk Beyliklerine bağlı denizcilerin ve akıncılarının Yunanistan’daki faaliyetleri bilinmektedir.[3] Özellikle Aydınoğlu Beyliği’ne bağlı Türkmenler, Rodos, Eğriboz, Mora ve Girit’e kadar seferler düzenlemişlerdir. Bu seferler sırasında Umur Bey büyük bir güce erişmiştir.[4] Umur Bey, Bizans imparatoru Ioannes Kantakuzenos ile ittifak kurmuş, İstanbul’daki rakiplerine ve Sırplara karşı onu destekleyerek 1342 ile 1344 yılları arasında Trakya’da askeri seferlere katılmıştır. İzmir kalesinin Haçlılar tarafından zapt edilip Umur Bey’in 1348 yılında ölümünden sonra Orhan, yeni müttefik olarak Kantakuzenos ile iş birliği yapmış ve Osmanlılar, Trakya’da Sırp çarı Stefan Duşan’a karşı Bizanslıların yanında savaşmışlardır.[5] 1345/46 yılında Karesi Beyliği’ni topraklarına katan Osmanlılar, küçük de olsa bir deniz kuvetine sahiptiler. Nitekim bu sayede 1352 yılında Çimpi[6] ve 1354 yılında da Gelibolu’yu[7] alarak Avrupa kıtasına yerleştiler. 1354 yılından sonra Bizans’daki iç gelişmelerle Osmanlı Devleti, Bizans’ın müteffiki olmaktan çıkıp rakibi durumuna geldi. Bu da beraberinde Yunanistan’ın fethinin 1361 yılında başlamasına yol açtı.

Yunanistan ana karasında Osmanlı egemenliğinin kurulması iki coğrafi bölgede gerçekleşmiştir. İlk önce Trakya, Makedonya, Tesalya ve Epir, Etolia, Biotia, Atiki bölgelerinin yer aldığı kıta Yunanistanı’nda, daha sonra da Mora yarımadasında Osmanlı egemenliğinin kurulması gerçekleşmiştir.

A. Kara (Kıta) Yunanistanı’nda Osmanlı Egemenliğinin Kurulması (1361-1456)

Yunanistan topraklarının fethinin başlangıcında OsmanlIlar, IV. Haçlı Seferi (1204) ile imparatorluk niteliğini yitirmiş, bölgesel güce indirgenmiş bir Bizans’la karşılaştılar.[8] Bizans bu tarihlerde bir iç savaşın içindeydi. Bu mücadelenin taraflardan biri olan Ioannes Kantakuzenos Türklerle müttefikti.

Balkanlar’da 1330’daki Velbujd (Köstendil) Savaşı ile Bulgar ve Bizans ordularını yenmiş olan Sırbistan’ın başına 1331 yılında VI. Stefan Duşan (1331-1355) geçti. Onun döneminde Sırbistan giderek güçlenmiş ve Yunanistan yönünde genişlemek suretiyle Arnavutluk, Epir, Makedonya ve Tesalya bölgeleri Sırp sınırları içerisine dahil edilmiştir. Türklerin Gelibolu’yu aldıkları 1354 yılında Sırp Devleti Balkanlar’da en güçlü devlet haline gelmişti. Hatta 1345 yılında Serez’i ele geçiren Stefan Duşan, “Sırpların ve Romalıların İmparatoru” unvanını kullanıyor[9] ve İstanbul’u almayı kendine hedef olarak belirliyordu. Kantakuzenos, Duşan’ı önce Aydınoğlu Umur Bey’den ve daha sonra da Osmanlı Sultanı Orhan’dan aldığı kuvetlerle durdurdu.

1354 yılında Kantakuzenos tahttan çekilmek zorunda kalınca V. Ioannes Paleologos iktidara geldi. 1354-1379 yılları arasında V. Ioannes Türk karşıtı bir politika izledi.[10] Kantakuzenos’un oğlu Matheos ise Edirne’den Nestos (Mesta-Karasu) ırmağına kadar olan bölgeleri elinde tutmaya devam etmiş ve Orhan’dan aldığı yardımcı kuvvetlerle 1354 yılından sonra da Türklerle iş birliğini sürdürmüştür. 1356 yılında Nestos ırmağını geçen Matheos Sırp topraklarına girmiştir.[11] Fakat Drama yakınlarındaki Fhilippi’de Sırplara yenilmiş ve esir düşmüştür.[12] Bu sırada Tenedos adası yakınlarında donanmanın başında bulunan Bizans İmparatoru V. Ioannes Paleologos, Matheos’un esir alındığını öğrenince onun egemen olduğu Trakya’daki topraklarının merkezi Gratianou’yu (bugün Gritzen Asar), Peritheorion’u, ve Gümülcüne’yi (Koumoutzina) herhangi bir direnişle karşılaşmadan ele geçirdi. Ayrıca Drama’nın Sırp idarecisi Sezar Vojihna’dan Matheos’un kendisine teslim edilmesini istedi. V. Ioannes, Matheos’u teslim alarak Tenedos adasında bulunan Akropolis’de hapsetti.[13] Matheos, Aralık 1357’de Bizans tahtı üzerindeki iddiasından feragat etmeye zorlandı ve 1361 yılında Mora’ya kardeşi Manuel Kantakuzneos’un yanına gönderildi. Orada 1383 yılında öldü.[14] Matheos esir düşünce Türklerin müttefik olduğu Bizans kuvveti kalmamıştır.

1361 yılında Dimetoka’yı[15] alarak bugünkü Yunanistan topraklarına giren Osmanlıların eskiden Matheos’a ait olan Meriç ırmağından Nestos (Mesta-Karasu) ırmağına kadar olan Trakya bölgesini Evrenos Bey komutasındaki akıncılarla 1371 yılına kadar Bizans İmparatorluğu’ndan aldıkları anlaşılıyor. XIII. yüzyılın sonundan itibaren yaşanan veba salgınları[16] ve sürekli savaşlar bu münbit bölgeyi viran ve metruk bir hale getirmişti. Fetihten sonra Trakya’ya Anadolu’dan Türk nüfus getirilerek iskan edildi. Ayrıca Evrenos Bey uç merkezini Dimetoka’dan Gümülcine’ye taşıdı.[17] Bu bölgenin nüfusu 16. yüzyılda %82’i Müslümanlardan, %18 de Hıristiyanlardan oluşuyordu. Evrenos Bey’in akıncılarla fethettiği bu bölge, 1912 yılına kadar hiç elden çıkmadan bir Türk yurdu olarak kaldı. Bölgenin bu demografik yapısını, fazla değişiklikler göstermeden 1923 yılındaki Lozan Konferansı kayıtlarında da koruduğu görülüyor.[18] Ayrıca Osmanlılar bölgeyi mimari yapıları ile donattılar. Dimetoka’da Timurtaşzade Oruç Paşa Hamamı (1398), Çelebi Mehmed Paşa Camii (1420),[19] ve Ahmed Bey hamamı (1571) hâlâ mevcut olan Osmanlı yapılarıdır.[20] Dimetoka, Osmanlı eğitim sisteminde Oruç Paşa, Karagöz Paşa ve Abdülvasi medreseleri ile önemli bir yere sahip oldu. 1371 Çirmen Savaşı’nda kısa bir süre önce fethedilen Gümülcine’de 1375-1385 yılları arasında Evrenos Bey’in imaretleri, hamamları ve camisi ile başlayan Osmanlı imar faaliyetleri Gümülcine’yi, XVII. yüzyılın ortasına gelindiğinde aralarında Eskicami, Yenicami, Hacı Bitlisi, Culha ve Teke camilerinin de bulunduğu 16 camiii, 17 kervansaray ve 400 dükkânlı bir mamur şehre çevirmişti.[21]

1371 Çirmen (bugün Yunanistan’da bulunan Ormenion beldesi) Savaşı’ndan sonra Osmanlılar hızla güneye doğru ilerlediler. Serez’den itibaren Sırplarla karşılaştılar. Çünkü 1355 tarihine kadar Stefan Duşan, Edessa (Vodena), Florina, Melnik ve Kastoria şehirlerini içine alan yukarı Makedonya’yı (1342); Serez, Kavala, Filippi ve Drama şehirlerini içine alan Aşağı Makedonya’yı (1347); Berrhoia (Kara Ferye)’yi (1347, 1351); Tırhala, Fener, Halmyros, Farsala şehirlerini içine alan Tesalya’yı (1348); Yanya ve Arta şehirlerini kapsayan Epir bölgesi ile Etolia bölgelerini ihtiva eden tüm kıta Yunanistanı’nı (1348) (Atiki ve Mora bölgesi hariç) Sırp İmparatorluğu’nun sınırları içine dahil etmişti.[22] Bu bölgede sadece dar bir sahil şeridiyle sınırlı olmak üzere Ege Denizi’nde Selanik, Adriyatik Denizi’nde Lefka adasının karşısında Vonitsa ve Korfu adasının karşısındaki Butrinto, Sırp hakimiyeti altına girmemiştir. Dolayısıyla Osmanlılar bu topraklara geldiklerinde Stefan Duşan’ın halefleriyle mücadele etmişlerdir.

Stefan Duşan, ölmeden önce kendi başkanlığı altında devleti, Bizans İmparatorluğu’nun devlet yapısına göre teşkilatlandırmıştı. Buna göre kendisinin altındaki yönetim birimleri despotlar, sebastokratorlar, sezarlar ve büyük logothethetten oluşuyordu. Stefan Duşan’ın 1355 tarihinde ölmesiyle Sırp Çarlığı bu yöneticiler arasında paylaştırıldı. Stefan Duşan’ın üvey kardeşi Symeon Uroş Tırhala’ya gelerek Epir ve Tesalya’da kendi bağımsızlığını ilan etti. Ölüm tarihi olan 1369 yılına kadar burada hüküm sürdü.[23] Yerine oğlu loannes Uroş Dukas Paleologos geçti. Ancak o, 1381 yılında Meteora’da rahip oldu. 1394 yılında Athos’ta bulunan Vatopedi manastırına gitti ve 1401’de tekrar Meteora’ya geri döndü. 1422/23 tarihindeki ölümüne kadar ömrünü burada tamamladı. Resmi olarak Ioannes Uroş’un rahip olduğu 1381 yılında Uroş’un Thesalya’daki Sırp idaresi bitmiştir. Bununla birlikte yerini akrabası Aleksius Angelus Philanthropenus’a bırakmıştır. Onun yerine de 1394 yılındaki Türk fethine kadar Tesalya’da Manuel Philanthropenus hüküm sürmüştür. Osmanlıların gelmesi ile Tesalya’da Sırp hakimiyeti 1394 yılında son bulmuştur.[24] Gregoras Preljub’un oğlu Thomas 1366’dan 1384’e kadar Yanya’nın yöneticiliğini yaptı. Thomas, Yanya’yı kuşatan Bua, Muzak, Zenebi, Loşa ve Malaka gibi Arnavut kabilelerine karşı mücadele vermek zorunda kaldı. Sürekli Arnavut akınları karşısında Thomas önce Latinlerden, sonra da Türklerden yardım istedi. 1380 ve 1382 yılları arasında Şahin Paşa komutasındaki Türkler Thomas’a yardım etmişlerdir.[25] 1384 yılında da Timurtaş Paşa Arda’ya kadar geldi.

Duşan’ın ölümünden sonra Vojihna’nın yönettiği toprakların başına 1366 yılından itibaren Ugleşa ve Vukaşin kardeşlere geçtiğini görüyoruz. Bu topraklar batıda Strymon ırmağı, doğuda Nestos (Mesta) nehri, kuzeyde Bozdağ, ve güneyde de Kavala, Filippi, Drama, Zihna ve Serez şehirlerini kapsayan Ege sahillerini içeriyordu. 26 Eylül 1371 tarihindeki Çirmen Savaşı’nda maktul düşen Ugleşa ve Vukaşin kardeşlerin sahip olduğu bu topraklar, Osmanlı Türklerinin Yunanistan’da fethedecekleri yeni topraklar olacaklardı. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, Bizans 1357 yılından itibaren Aleksios ve John Asen kardeşlerin idaresinde Ege sahillerinde yer alan Hrisopolis, Anaktoropolis, Kavala, Strymon ırmağının ağzını ve Tasos adasını Sırplardan ele geçirmişti ve Türklerin buraları fethine kadar Bizans’ın elinde kaldı. Bunun dışındaki Atiki bölgesine kadarki Yunanistan bölgesini Osmanlılar, halkları Sırp, Vlah, Yunan ve Arnavutlardan oluşan ancak idarecileri Sırp olan yerel yöneticilerden aldılar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ