YEŞİL ORDU CEMİYETİ

YEŞİL ORDU CEMİYETİ

I. Yeşil Ordu Cemiyeti

A. Yeşil Ordu İsminin Tarihi Kökenleri ve Anadolu’da Yayılması

Bilindiği gibi İttihat ve Terâkkî ideolojisi, II. Abdülhamit’in “İslâm Birliği” siyâsetinden “Pan Turanizm”e doğru kaymış, ama diğerinden de (Turan ülküsünü gerçekleştirmenin bir yardımcı yolu olarak) büsbütün ayrılmamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen başında Enver Paşa’nın kurdurduğu “İslâm İhtilal Cemiyetleri İttihâdı” adlı bir teşkilât, çeşitli müslüman ülkelere ve bu arada Orta Asya’ya birtakım kimseler göndermişti. 1917 İhtilâli’nin patlak vermesi ve Rus ordularının cepheleri terk etmesi üzerine, Kafkaslarda eski gâyeleri canlandırmak için hemen faaliyete geçilmişti. Bu arada, Ermeni ve Bolşevik hücumlarından bunalan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Türkiye’den yardım istemesi bu faaliyetleri daha da hızlandırmıştır. Nitekim Nûri Paşa’nın komutasında 6.000 mevcutlu 5. ve 36. Kafkas Fırkalarıyla, sayıları 10.000-12.000’e varan bayraklı “İslâm Ordusu” Azerbaycan’a doğru fütûhata başlamış, 14 Eylül 1918’de Bakû’ye girmiş[1] ve Hazer kıyılarından yukarıya doğru sarkmıştı. İşte buradan hareketle Kâzım (Karabekir) Paşa, Rusya’daki iç savaş sırasında, Kızıl Ordu’nun yanında beyaz karşı ihtilâlcilerle döğüşmek üzere çoğu Müslümanlardan kurulmuş olan Yeşil Ordu’nun, eskiden Nûri Paşa’nın komutası altında toplanmış mahalli birliklerin kalıntısıyla bir ilgisi olabileceğini düşünmüştü.[2] Ancak, savaştan sonra Kafkasya’da bulunmuş olan Şevket Süreyya Aydemir bu açıklamaları şüpheyle karşılamakta ve “Yeşil Ordu” sözünün o sıralar Ukrayna’da faaliyet gösteren köylü-anarşist Maknho’nun çetelerine verilen ad olduğunu öne sürmekteydi.[3] Genel kabûl gören Aydemir’in bu görüşüne rağmen özellikle Kafkas Müslümanları tarafından kurularak Bolşevik Kızıl Ordu ile birlikte General Denikin komutasındaki Beyaz Ruslara karşı çarpışan Müslüman birliklerin adı “Yeşil Ordu” idi. Bu ordu öylesine bir efsane haline gelmişti ki, 1920 yazında bazı Anadolu gazeteleri, Türkiye’nin doğu sınırlarını aşarak Erzurum’a gelmekte olan bir hayali Yeşil Ordu’dan söz eder olmuşlardı.[4] Fethi Tevetoğlu’na göre Yeşil Ordu, Enver Paşa komutasında Kafkaslarda hazırlanan ve Anadolu hareketine destek verecek bir süvâri kuvvetinin adıydı. Ayrıca, Enver Paşa komutasındaki bu Yeşil Ordu’nun İngilizlere karşı savaşarak, bütün İslâm dünyasını Batı emperyalizminin tutsaklığından kurtaracağı propagandası da yapılıyordu.[5] Ancak bütün bu haber ve değerlendirmelerden çıkarabileceğimiz kesin olan birşey varsa o da, İslâmiyetin mukaddes rengi olan yeşilin, Rusya Müslümanlarını kandırabilmek için Bolşeviklerce sembol olarak kullanılmış olmasıydı. Millî Mücâdele dönemi Anadolusu’nda da yukarıda işâret edilen ölçüler ışığında, Misâk-ı Millî sınırları içinde kalan vatan topraklarını emperyalist güçlerin işgâlinden kurtarmak amacıyla bir Yeşil Ordu’nun kurulması kabûl edilmişti.

Kısacası, Rusya’da kurulan Yeşil Ordu, emperyalist Batılı güçlere karşı Bolşeviklerin yanında savaşan Müslüman bir orduydu. Buradan hareketle, Enver Paşa da, İngilizlere karşı savaşacak bütün İslâm dünyasını Batı emperyalizminin tutsaklığından kurtaracak ve ilk sınavını da Anadolu’da verecek Yeşil Ordu adıyla bir müslüman süvari kuvvetinin kurulmasına öncülük etmişti.

Kâzım (Karabekir) Paşa’ya göre, Millî Mücâdele dönemi Anadolusu’nda da Kafkaslarda başarı kazanmış Yeşil Ordu gibi efsânevî bir güce ihtiyaç vardı.[6] Ne var ki, bir zamanlar Osmanlı ordusunda emir-komuta zinciri içinde ilişkide bulunan kuşağa mensup asker kökenli kişilerin liderlik mücâdelesi buna izin vermeyecekti. Kâzım Paşa, daha sonra Yeşil Ordu isminin Ankara’da siyâsî amaçlarla kurulmuş olan Yeşil Ordu Cemiyeti ile nasıl karıştığını ve siyâsî amaçlar için tesîs edilmiş olan Cemiyet’in Yeşil Ordu Müfrezesi’nin isminden nasıl medet beklediklerini dile getirmişti.[7]

Yeşil Ordu adının Kâzım Paşa’nın da temâs ettiği gibi o zamanlar Millî Mücâdele devri Anadolusu’nda efsânevî bir mâhiyeti vardı. Hiç şüphesiz bunda Bolşevik Yeşil Ordu ile Anadolu’da kurulan Yeşil Ordu’nun ilişkisinin de payı büyük olmuştur.[8]

Tüm bu kaynak ve bilgilerden hareketle şu sonuçlara varmamız mümkündür. Yeşil Ordu Cemiyeti, ismini Rusya’da Bolşeviklerle işbirliği yaparak Denikin ordusuna karşı başarılı savaşlar vermiş, Müslüman askerlerden meydana gelen ve İslâm birliğini gâye edinmiş, Kafkaslarda bulunan Yeşil Ordu’dan almıştır. Kâzım Paşa’nın göndermiş olduğu Yeşil Ordu Müfrezesi de bunun minyatürünü oluşturmuştu.[9]

B. Yeşil Ordu Cemiyeti’nin Kuruluşu

Yeşil Ordu Cemiyeti’nin kuruluş tarihi üzerindeki tartışmalara gelince, bu konuda Cemiyetin kuruluş tarihini açıklıkla gösteren bir delil yoktur. Ancak, hatıralar ve İstiklâl Mahkemeleri’nde verilen ifâdeler bizi belirli noktalarda buluşturmakta, Cemiyetin kuruluşunu ay olarak tesbit etmemize yardımcı olmaktadır. Cemiyetin kuruluş tarihini kesin olarak tesbit edemeyişimizin en önemli nedeni, Cemiyet’in gizli bir teşekkül olmasındandır. Yeşil Ordu Cemiyeti’nin üyeleri içinde her ne kadar o devirde bakan, ordu komutanı gibi kişiler bulunsa da cemiyet esas itibariyle gizli bir cemiyettir. Ancak Cemiyetin kuruluş tarihi üzerinde kesin olmasa bile bizim için önemli kabûl edilebilecek ipuçları mevcuttur. Biz bu ipuçlarından hareketle Yeşil Ordu Cemiyeti’nin kuruluş tarihi olarak, 1920 Mayısı’nı söyleyebiliriz.[10] Enver Behnan Şapolyo, Yeşil Ordu Cemiyeti’nin 3 Mart 1920’de kurulduğunu kaynak göstermeden belirtiyor ise de[11] bunu doğrulayacak başka kaynaklara rastlanılmamıştır. Genel olarak bu konu ile alâkalı kimselerin 1920 sonbaharını Yeşil Ordu Cemiyeti’nin kuruluş tarihi olarak belirtmelerine ana delil olarak gösterdikleri, Nureddin Paşa’nın uyarı mektubu, yorum ve değerlendirmeye oldukça açıktır. Nureddin Paşa’nın Genelkurmay’ı uyarması, işlerin en son safhasıdır. Yeşil Ordu’nun yeminli kuruluş ve yayılma faaliyetleri, propaganda işleri, gazete ve beyannâmelerini neşri, bildiriler dağıtması, yurtiçi ve yurtdışı gizli komünist kuruluşlarla temâsları ve nihâyet orduya sızma gayretleri en az 8-9 aylık bir zamanda olmuşdur. Emniyet-i Umûmiyye’nin resmî tezkeresiyle 7 Kânûn-î Evvel 1336 (1920) Halk İştirakiyyun Fırkası’nın resmen tanındığı bildirildiğine göre Yeşil Ordu’nun da 1920 sonlarında kurulduğu iddiası yanlıştır. İstiklâl Mahkemesi huzurundaki ifâdesinde Vakkas Ferid’in Yeşil Ordu Cemiyeti’ni Eylül’de terk ettiğini göz önüne aldığımızda da, Yeşil Ordu’nun Eylül 1920’den önce kurulduğu âşikârdır. Baytar Sâlih’in mahkemedeki ifâdesi de bu hususu doğrulamaktadır.

Resmi Türkiye Komünist Partisi’nin Yeşil Ordu’dan sonra, bütün bu muzır cereyanları kontrol altına almak üzere kurulduğu katiyetle bilindiğine ve bu resmi parti 18 Ekim 1920’de kurulduğuna göre, Yeşil Ordu’nun bu tarihten önce varlığı kabûl edilmelidir.[12]

C. Yeşil Ordu Cemiyeti’nin Gayesi

Yeşil Ordu Cemiyeti’nin isminin ortaya çıkışı, efsanevî yönü ve kuruluş tarihi üzerindeki tartışmaları ortaya koyduktan sonra, bizce en az bunlar kadar önemli olan, cemiyetin niçin ve hangi gâyeye hizmet için kurulduğu, kuruluş amaçlarına uygun hareket edip etmediğinin ortaya konulmasıdır. Cemiyetin kuruluş gâyesinin iyi şekilde tahlilinin, bizim Cemiyeti daha iyi anlamamız bakımından son derece faydalı olacağı inancındayız.

Yeşil Ordu Cemiyeti Talimatnâmesi’ne göre Cemiyet, emperyalist Avrupa’nın fakir Asya halkını sömürmesine mâni olmak, Avrupa’nın bu yöndeki çalışmalarına karşı koymak ve Asya’nın kendi özelliklerine uygun bir birlik meydana getirmek için kurulmuştur.[13] Talimatnâmenin bir diğer yerinde de, Yeşil Ordu’nun bütün elemanlarının ana gâyesi, “insanlığın huzur ve saâdetini temin ve Asya halklarını birleştirmektir”, diye ifâde edilir.[14] Yeşil Ordu Nizâmnâmesi Cemiyetin kuruluş amacının, Avrupa emperyalizminin işgâl ve sömürü siyâsetini Asya’dan çıkarmak ve etkisini ortadan kaldırmak amacıyla kurulduğunu açıklar.[15] Mustafa Kemâl Paşa ise, Yeşil Ordu Cemiyeti’nin kuruluş gâyesinin, iç isyânları ve bu isyânlara karşı gönderilen düzenli ordunun tutumundan kaynaklanan nedenleri gösterir. Mustafa Kemâl Paşa, isyâncıların, üzerlerine gelen askerlere, halifenin fetvasını, padişahın askerliği kaldırdığını, Ankara’daki hükümetin gayrimeşru olduğunu söylediklerini, bunun sonucunda askerlerin, silâhlarını bırakarak memleketlerine döndüklerini bundan dolayı Yeşil Ordu Cemiyeti’nin kurulduğunu, bu Cemiyetin o zaman için yapılmak istenen inkılâplara sadık olup bunları daha iyi anladığını söylemektedir.[16]

Yeşil Ordu Cemiyeti’nin ileri gelen faal yöneticilerinden biri ve Mustafa Kemâl Paşa’ya yakın mebûslardan olan Yunus Nâdî Bey, Yeşil Ordu’nun Kızıl Ordu’ya benzetilerek Bolşeviklerden yardım alma amacıyla kurulduğunu ileri sürmektedir.[17] Halide Edib Adıvar ise, Millî Mücâdele yıllarından sonra kaleme aldığı hatıralarında, eşi Dr. Adnan Bey’in de kurucularından biri bulunduğu Yeşil Ordu Cemiyeti’ni, Batı yanlıları, ulemâ ve komünist taraftarlarının ideâllerini gerçekleştirebilecekleri düşüncesiyle kurdukları bir cemiyet olarak niteler.[18]

Bulunmuş olduğu vazifelerden dolayı Yeşil Ordu Cemiyeti hakkında en sağlıklı bilgilere sâhip olan Ali Fuat Paşa da kuruluş sebeplerini genel olarak Mustafa Kemâl Paşa ile aynı gerekçelere dayandırır.

Ali Fuat Paşa da, kurucuların, iç çekişmeler ve isyânlar karşısında yeni zihniyete göre yetiştirilmemiş bir ordu ile iş görülemeyeceğini, inkılâb gayesini daha kolay anlayabilecek bir teşkilât kurmayı kararlaştırdıklarını gâyelerinin bu teşkilât vasıtasıyla iç isyânları bastırmak olduğunu ifâde etmiştir.[19]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ