YESİ VE ÇEVRESİNDE SAKALAR

YESİ VE ÇEVRESİNDE SAKALAR

Yesi-Türkistan şehri, Türk milletinin kültür ve din tarihinde özel bir yere sahip olup, Türk boylarının eski yerleşim alanlarından birisidir. Bazı araştırmacılar şehrin bundan 2000 yıl önce kurulduğunu ve Oğuz Han’ın başkentliğini yaptığını kaydetmektedirler.[1]

Yesi’nin (Türkistan) tarihi dönemler içerisinde; Karaçuk, Şavgar, Yassı ve Türkistan adlarıyla anıldığını görmekteyiz. Türkistan kelimesi ise “Türk yurdu” anlamındadır. Genel olarak Türklerin yaşadıkları tüm coğrafyayı adlandırmak için kullanıldığı gibi, bugün Güney Kazakistan’da Yesi olarak bilinen yerleşim yerinin adı olarak da kullanılmaktadır.

Türkistan isminin, ilk olarak VII-IX. yy.’da Farsça kaynaklarda,[2] daha sonra Arapça[3] ve diğer kaynaklarda yer aldığını görmekteyiz. Türk dünyasının büyük bilgini Kaşgarlı Mahmud da (XI. yy.) Divan-ı Lugati’t-Türk’te “Türkistan” adını özel olarak kullanmıştır.[4] El-Yakubi “Fütuh-ul Büldan” adlı eserinin bir bölümünde “Türkistan”ı ele almış ve bu bölümde genel olarak Türk boylarının “Türkistan” olarak adlandırılan coğrafi bölgedeki dağılımını vermiştir.[5] Böylece “Türkistan” adı IX-X. yy.’dan başlayarak bir coğrafi ve etnografik terim olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bugünkü Yesi şehri, Kazakistan’ın önemli tarihi bir şehridir. Kazakistan’ın güneyinde, Orta Sirderya bölgesinde yer alır. İdari bakımdan Çimkent eyaletinin bir şehridir. Yesi, Yassı isminden de anlaşılacağı gibi düz bir yerleşim alanı üzerine kurulmuştur. Kuzeydoğusunda Karadağ, güneybatısında ise Sirderya ile çevrilidir. Nüfusu 1988 yılı sayımına göre 79 bindir.[6]

Yesi ve çevresinin tarihi coğrafyasının oluşmasında üç temel öğenin etkili olduğunu görmekteyiz. Bunlar Sır Derya Nehri, Karadağ ve İpek Yolu’dur. Hoca Ahmet Yesevi’nin Yesi’ye gelip yerleşmesinin de yöre tarihi ve kültür coğrafyası üzerinde büyük etkisi vardır.

Yesi’nin (Türkistan) sınırlarına gelince; yöre ile ilgili önemli araştırmalar yapan K. M. Baypakov’a göre[7] Güney Kazakistan’ın önemli bölümünü ve Talas bölgesi ile Aladağ etekleri, Sirderya’nın orta bölümü ve Karatav’ın dağlık kısımlarını “Türkistan” sınırları içerisinde zikretmektedir.[8] İbn-i Ruzbihan ise Sığnak’ı Türkistan sınırlarına da dahil edip Sauran (Sabran), Talas, Otrar ve Açısay şehirlerini Türkistan’ın komşu şehirleri olarak gösterir.[9] Biz bu çalışmamızda Sakalar döneminde Yesi ve yöresi hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Sakalar

Yesi’nin bilinen tarihi de Orta Asya’nın tarihi gibi Sakalarla başlamaktadır. Fars kaynaklarına göre Sakalara “kuvvetli erkek” anlamına gelen Saka deniliyordu. Çinliler Sai veya Sai-wang, Yunan kaynakları ise “Scith”, adını veriyorlardı. Kazak Araştırmacı E. Baybatşa, Neolotik dönemin sonlarından başlayarak, Kazak bozkırlarında yaşayan halk için Saka tabirinin kullanıldığını belirtmektedir.[10]

Çin’deki Çu Hanedanı’nın yıkıldığı M.Ö. 770 yılına kadar Sakaların Orta Asya’nın, Sirderya ve çevresi merkez olmak üzere, Tanrı Dağları ile Hazar Denizi arasında, yaşadıkları,[11]] daha sonra Avrasya, Uzak Doğu, Batı Avrupa ve Mısır’a kadar geniş bir coğrafyaya yayıldıkları bilinmektedir.[12]

M.Ö. VI. yy.’da İran’da kurulmuş bulunan Ahamen (Ahameniş) Devleti’nin hakimiyeti altına giren Sakalar, bu devletin son zamanlarına doğru zayıflaması ile birlikte, M.Ö. IV. asrın başlarından itibaren tekrar bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır.[13] E. Baybatşa’nın tespitine göre, Ahamen Devleti’nin Kir padişahı olarak anılan hükümdarı, Sirderya’nın doğusuna geçip, Karatav’ın eteklerinde Sakalarla savaşmıştır. Bu savaşın Alatav’ da (Tienşan), Oksus (Amuderya) nehrinin kenarında ve Daos’ta (Talas), yapıldığına dair farklı görüşler vardır. Kir Padişahının bu savaşta yenildiği de ayrıca belirtilmektedir.

Büyük İskender, M.Ö. 331 tarihinde, Ahemenleri yenip Orta Asya’yı ele geçirmeye giriştiğinde, Sirderya çevresinde yaşayan Sakaları da egemenliği altına almak istemiş, ancak bunu başaramamıştır. M.Ö. 329 yılında Semerkant ve çevresini rahat bir şekilde ele geçiren Büyük İskender, Sirderya önlerine kadar gelmiş, ancak, burada Arısli (Agripiy), bir askerin oku ile yaralanınca Arıs nehrini geçememiş Sirderya’nın bu bölümünü alamayacağını anlamış ve Asya’da kaldığı üç yıl süre ile de bu bölgeye girmemiştir. Yalnız Asya’nın güneyi ile Sirderya’nın batısında etkili olabildiği kaydedilmektedir.

Sakalar üzerine yapılan araştırmalarda, Sakaların Kazakistan genelinde on boy halinde yaşadıkları tesbit edilmiştir. Bu boylar sırasıyla şunlardır:

  1. Tissaget
  2. Giperbarey
  3. Day
  4. Sarmat
  5. Massaget
  6. Agripiy
  7. İssedon (Asılar-Arsaklar)
  8. Nevr
  9. Budinderdi
  10. Hunsaklar (Hun, Hunnu, Syunnu).[14]

Bunlardan Agripiyler, Arıs, (Arsak) Nehri civarında,[15] İssedonların[16] (Asılar-Arsaklar) da Arıs boyu ile Küçük Karatav’ın eteklerinde, Ası nehrinin kıyısından başlayarak, doğuya doğru Talas, Şu ve Tarbağatay çevresinde yaşadıkları belirtilmektedir. Karatav ve çevresinde yerleştiklerini gördüğümüz Agripiyler ve İssedonlar (Asılar-Arsaklar) araştırma konumuz olan Yesi tarihi ile yakından ilgilidir ve Yesi tarihinin Sakalar dönemini oluşturmaktadır. M.Ö. VIII. yy.’da Agripiyler ve diğer Saka boylarının asıl yurtlarının Kazak bozkırları olduğunu görmekteyiz. Arıs’tan ayrılıp batıya göçerek “Anabarsis” adını alan Agripiylerin bir bölümü, Hindistan-İran’a göçmüş buralarda tutunamayıp tekrar ilk yerleşim yerlerine dönmek zorunda kalmışlardır. Arkeolog K. Baypakov, 1980 yılında yapmış olduğu incelemeleri sonucunda, Agripiylerin uzantısı olarak Osetin-Ossoariylerin, Arıs (Aors) boyundan kopmuş olabileceğini belirtmektedir.[17] Arıs’tan batıya doğru göç eden Agripiyler Batılı kaynaklarda Arıslar (Arıslılar)-Aorslar (Aorslular) olarak kaydedilmektedir. Arısların bazı kolları Arıs Nehri civarı ile Karatav eteklerinde yaşamlarını devam ettirmişler, zamanla buralarda kalanlar tekrar büyük kavimler haline gelmişlerdir. Yesi şehrinin güneydoğusunda yer alan, şimdiki Arıs Nehri, Arıs Gölü ve Arıs Çölü bu boyların yaşadıkları bölgeler olarak onların isimlerini günümüze taşıyan en önemli kalıntılardır.[18] Yesi’nin bu dönemiyle ilgili önemli araştırmaları bulunan Arkeolog K. Baypakov: Yesi’de yapılan arkeolojik araştırmalarda Agripiylerin uzantısı olarak Osetin-Ossoariylere, ait kültür katlarının varlığını tesbit etmiştir. Bunlar arasında 1928 yılında, M. E. Masson tarafından Yesi mezarlık alanlarında yapılan çalışmalarda; yüzeyden 2,5-3 m. derinlikte Yesi’nin ilk dönemi olan ve tarihi V. yy.’a kadar gelen döneme ait, deriden yapılmış küçük torbacıklar, menteşeleri ile birlikte ağaçtan yapılmış bir mezar sandukası, demir çiviler ve keramik örnekleri belirlenmiştir.[19] 1951-1959 yılları arasında, yöredeki tarihi ören yerlerinin yeniden düzenlenmesi çalışmaları sırasında ele geçen ve yerleşik hayatın belirtisi olarak değerlendirilen yeşil renkli süslü seramiklerin Ossuariylere ait olduğu araştırmacı B.T. Tuyukbayeva tarafından ortaya konulmuştur. Bu araştırmalarla, Ossuariylerin Kazakistan bölgesinde ve Yesi şehrinde, VI. ve VIII. yüzyıldaki kültür katmanları arasında izlerinin devam ettiği ortaya çıkarılmıştır.[20] Arkeolojik kalıntıların ortaya koyup, kaynakların da desteklediği bu bilgiler doğrultusunda Yesi tarihinin M.Ö.’deki yıllara gittiği, Sakalar ve onların boylarından Ossuariylerin yörede yaşamış oldukları ortaya konulmuştur.

Sakaların Kültürü

Yesi ve çevresindeki Saka siyasi tarihiyle ilgili bilgileri verdikten sonra Türk tarihi ve Kazakistan tarihi açısından önemli özellikler taşıyan Saka kültürü hakkında bilgi verelim.

Bozkır medeniyeti diye adlandırılan atlı-göçebe yaşayışın öncüleri Sakalar olmuşlardır. Hun sanatıyla büyük benzerlik gösteren ve geometrik şekiller ve hayvan figürlerinin dikkati çektiği Saka sanatı, M.Ö. IV. ve III. yüzyıllarda doruk noktasına ulaşmıştır.

Sakaların Batı Türkistan’a göç edip burada yoğunlaşmalarına etki eden faktörlerin başında Yueçilerin ve Vusunların saldırıları gelmektedir. Nitekim bu durum Heredot ve Strabo gibi Batılı kaynaklarca da belirtilmektedir.[21] Ayrıca bu konuda bilgi veren Çin kaynakları Sakaların, Yueçi ve Vusunlarla akraba olduğunu kaydetmektedir.[22]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ