YENİSEY’İN BATISINDAKİ HUN ARKEOLOJİK KALINTILARI

YENİSEY’İN BATISINDAKİ HUN ARKEOLOJİK KALINTILARI

Bu yazarın “Three Archaeological Links Between the Xiongnu and the Huns” adlı makalesinde tartışılan üç arkeolojik harita, Uzak Doğu’daki Xiongnu ile Orta Avrupa’daki Hunlar arasında tarihsel bir süreklilik olduğunu gösteren üç arkeolojik bağlantı sağlamaktadır. Bunlar, Çince ve Sogdiyanca olan ve Asya’nın doğu ucu ile batı ucunda meydana gelen iki olaya atıfta bulunulan, daha eski üç kaynak tarafından da daha ileri düzeyde doğrulanmaktadır. Bunların sonuçlarına dayanarak, ben de Xiongnu ile Hunlar arasında bir devamlılığın söz konusu olduğunu kabul ettim ve bu etnik isimlerin biribirinin yerine kullanılabileceğini mülahaza ettim.

Ancak, bu sonuçlar bütün bilim camiasına tam olarak yayılmamış olabilir ya da bazı bilim adamlarını yeterince ikna edememiş olabilir. Mesela D. Sinor, 1990’daki ilmi eserinde[1] ve 1997’deki sunuşunda,[2] Xiongnu-Hun tarihsel sürekliliğinin karşısında yer almıştır. Benzer bir şekilde, Transbaykal bölgesinde (Dureni, Derestuy) Hun mezarlıklarında kazılar yapmış olan Sergei Miniaev de, son zamanlarda bu görüşü paylaşır duruma gelmiştir. New York City’deki Metropolitan Müzesi’nde,[3] 15 Ocak 1999 tarihinde yaptığı sunuşta, Yenisey’in (Hakasya) batı tarafında Hunlardan kalma bazı arkeolojik buluntular olmasına rağmen, onu Hunların burada yaşamadığı ve bu bölgeyi hiçbir zaman zaptetmediği görüşünü dillendirirken dinledim. Bunun anlamı, aynı zamanda, Xiongnular (Asya Hunları) ile Avrupa Hunları arasında bir tarihi süreklilik ilişkisinin olmadığıdır, yani bunlar hiçbir zaman Avrupa’ya geçmediklerinden, Asya ve Avrupa Hunları aynı halklar olamazlardı.

Bundan dolayı, her biri bir dizi arkeolojik buluntuya (at gömüleri, taç şeklinde başlık, kazan) dayanarak hazırlanan 3 büyük haritanın sunuşuna ilaveten, Orta Yenisey Havzası’nın batı tarafının, yani Abakan Stepleri ve bu steplerin yakın çevresinin, Xiongnu göçü açısından çok kritik öneme sahip olduğu fark edilebilir. Bu sebepledir ki, Batı Sibirya’da Xiongnu varlığına ait olan başka arkeolojik verileri sunmanın akıllıca olacağını düşündüm. Bu amaçla, Xiongnu’nun batıya doğru ilerlemesini, Batı Sibirya ve daha ötesinin derinliklerinde var olduklarını daha iyi gösterebilmek için bu makalede beş ilave buluntu grubunu derledim.[4] Bunu yapabilmek için ise, bu makalede, Yenisey ile İrtiş Nehri arasında bulunan 1000 kilometre uzunluğundaki bir alanı inceledim.

Hun Kazanları

1. Kazan Kulplarının Dizaynlarındaki Gelişme

Xiongnu ile Hunlar arasında tarihsel bir devamlılığın var olduğunun gösterilmesine katkıda bulunabilecek niteliğe sahip olan Xiongnu tipi kazanların bir diğer unsuru daha vardır. Bu, kazanların en karakteristik özelliklerinden biri olan kulplarının dizaynındaki gelişmedir. Batıya doğru ilerledikçe bulduğumuz kazan kulplarının dekorasyonlarının tedricen çok daha özenle yapıldığını fark ettim. Şekil 1, Ordos Nehri’nden Orta Avrupa’ya doğru giderken bu gelişmeyi göstermektedir. Rakamsal işaretler, kazanların tek tek tartışıldığı tabloları göstermektedir.[5] Kare şeklinde olan kulpların dizaynındaki gelişmeler kısaca aşağıdaki gibi tarif edilebilir:

Basit düz kulp, 1-3 (Ordos-Suiyuan).

Noktaları bulunan ikiz baş, 4 (Gansu).

İkiz başlara eklenen bir kemer üzerinde noktalı dekorasyon, 5 (Jilin).

Noktalar arasındaki bir sapın üzerinde bulunan topuz, 7 (Transbaykal).

Noktalı kemer dekorasyonları üzerinde bulunan bir sap üzerinde üç topuz, 8 (Altay).

Saplar üzerinde beş topuz, 9 (Kızıl Adir’deki Ural Nehri).

Bir mantar şekline dönüşen topuzlar (Tobolsk, çember kulp, ilüstire edilmemiştir).

Birbirine değmeyen düz mantar dökümler, 10,11 (Urumçi, Kafkaslar). Kemerin dekorasyonu da artık noktalar yerine mantar şeklindedir.

Birbirine değen düz mantar dökümler, 12 (Kapos Vadisi). Kulpa dört mantar ilave edilmiştir, 13 (Törtel).

Kulpun her tarafında iki mantar şeklinin dekore ettiği kemer (Varpalota) gösterilmemiştir.

2. Baykal Gölü ile İrtiş Nehri Arasındaki Kafes İşlemeli Kemer Tokaları

Bu bölümde, bir Rus araştırmacı olan Marianna Devlet’in önemli makalesinden seçtiğim malzemelerden faydalandım.[6] Bu makale, Güney Sibirya bölgesinin kafes işlemeli kemer tokalarıyla ilgilidir. Bu makalenin yazıldığı 1983 yılında, Marianna Devlet bu tokaların hangi etnik gruba ait olduğunu henüz tespit edememişti. O zamandan bu yana, Emma Bunker[7] ve Kathy Linduff’un,[8] Arthur Sackler’in kolleksiyonundaki bronzlar üzerinde yaptığı tanımlayıcı çalışmalar sayesinde, bu kemer tokalarının Xiongnu’ya ait olduğu, artık açıklık kazanmıştır.

Hiung-nu_kemer_bağı[1]Bazıları hayvan başları şeklinde geometrik kafes tarzındayken, bazıları da çok iyi bilinen hayvan sitilindedir.

İkinci grup içinde, karşı karşıya gelmiş yaklar, dövüşen atlar, ejderha başlı kurtlara saldıran kaplan, kaplana saldıran yarı aslan yarı kartal bir efsane kuşu ve yeni olarak da yerel olarak geliştirilmiş uzun kulaklı, yuvarlak burunlu ejderhalar görülebilmektedir. Ayrıca pek çok mezarda yeni bir cenaze süslemesi olarak bulunan bir kuğu da vardır.

Şekil 2, çoğu Doğu Liaonong (Xichagou) ve Ordos-Shaanxi bölgelerine kadar ulaşan ve iyi bilinen Hun ikonografisinin temsillerini gösteren bu manzaraları göstermektedir.

Devlet, Baykal Gölü’ne boşalan Selenga Nehri ile Yenisey’in batı bölgesi arasında keşfettiği bu buluntuların bir haritasını çıkardı. Bu haritanın Şekil 3’te gösterilen parçası, sadece Devlet tarafından konulmuş noktaları içermektedir. Noktalar, Selenga ile Çikoy nehirleri arasında, doğu bölgesi ve özellikle de Yenisey’in batısında bulunan kafes şeklindeki bronz kemer toka buluntularını göstermektedir. Bu bronzların pek çoğu, yerel olarak geliştirilmiş yeni yuvarlak burunlu ejderha ve kuğu süslemeleri ile birlikte Şekil 2’de resmedilmiştir. Devlet’in haritası üzerindeki buluntular sayıldığında, Yenisey’in doğu yakasında 16 arkeolojik kazı alanı görülebilir. Ayrıca, Minusinsk Havzası’nı da kapsayan bu bölgedeki pek çok Hun buluntuları da vardır. Kemer tokalarının yapımı M.Ö. 3. yüzyılın sonlarında, yani Mete’nin saltanatı sırasında başlamıştır. Netice olarak, Hunların Yenisey’in doğusunda var olduklarına yönelik bir şüphe asla duyulmamıştır.

Öte yandan, Yenisey’in batı tarafında 62 kemer tokası bulunmuştur. İki Hun kazanının bulunduğu Uzhur şehri yakınlarında çok zengin bir Kosogol hazinesi de bulunmaktadır. Bu kazanların ters çevrilmiş birisinin altında, pek çok metal süslemeler ve parçaların yanı sıra 30 adet de toka bulunmuştur. Bunlar şimdi Krasnolarsk Müzesi’ndedir.[9] Kosogol’u yalnızca bir buluntu olarak saysak bile, Yenisey’in batı civarında keşfedilen 33, doğu tarafında ise sadece 16 buluntu mevcuttur. Batı’da iki kat daha fazla buluntu olması, bu bölgenin Hunların eline hiçbir zaman geçmediğini düşünmemize imkan bırakmamaktadır. Ayrıca, batı bölgesinde Hun varlığının olduğuna dair pek çok arkeolojik işaretler daha vardır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al