YENİLEŞME ÇAĞINDA BOŞNAKLAR

YENİLEŞME ÇAĞINDA BOŞNAKLAR

Bosna Hersek fethedildiği andan itibaren devlet tarafından özel önem verilen bölgelerin başında yer almıştır. Hükümet yetkililerinin bu tutumunda bölgedeki kitlesel İslâmlaşmanın etkisi kadar, Boşnakların devlete sadakâtle hizmet etmiş olmaları da tesirli olmuştur. Ancak 1683’teki Viyana Bozgunu sonrasında bölgedeki dengelerin değişmesi Bosna’daki iç dengelerin de hareketlenmesine yol açmıştır. Bozgun sonrasında bölge Avusturya tehdidi ve göç hareketleri ile yüz yüze kalmıştır. Bu karışık ortamdan kendi çabaları ile kurtulmayı başaran Boşnaklar, bölgesel başarılarından kaynaklanan güvenle XVIII. yüzyılın sonlarına doğru merkezin emirlerini dinlememeye başlamışlardır. Bu ile yüzyılda büyük toprak sahiplerinin zaten var olan otoriteleri daha da pekişmiş, devleti zora sokacak derecede genişlemiştir. İşte XIX. yüzyıldaki sosyal ve siyasal yapılanma, XIX. yüzyıldaki bir dizi çatışmaya zemin hazırlamıştır.

A. Siyasî Gelişmeler

  1. Tanzimât’a Kadar Siyasî Gelişmeler

III. Selim’in tahta geçmesiyle bir takım reformlar yapılmaya başlanmıştır. Bu reformların temelini askeri sahada yenilik hareketleri oluşturmuştur. Bu reformlardan en fazla mevcut askerî yapı etkilenmiştir. Selim Dönemi’nde özellikle yeniçerilerin nüfuzlarını sınırlamaya yönelik tedbirler alınmıştır. Bu durum yeniçerilerin nüfuzlarına güvenerek icraat yapan Bosna’daki yerli Müslüman ayanın imtiyazlı durumuna ters düşmüş ve bir çok karışıklığa zemin hazırlamıştır.[1] 1797’de Fransa ve Avusturya arasında imzalanan Kompo Formiyo Antlaşması ile Venedik Cumhuriyeti’ne son verilmiş ve Fransa, Lombardiya adı altında bölgede yeni bir eyalet kurmuştur. Böylece Fransa, Osmanlı Devleti ile komşu olmuştur. Bu antlaşmadan kısa bir süre sonra Sırbistan’da 1804’te Kara Yorgi[2] önderliğinde çıkan ayaklanma daha büyük bir tehlike oluşturmuştur. Kara Yorgi (Djordje), Bosna Hıristiyanlarını ayaklandırmak ve onlarla birleşip Büyük Sırbistan’ı kurmayı amaçlamıştır. Henüz ayaklanma bastırılmadan 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı başlamıştır. Sırplar bu durumu fırsat bilerek Bosna’ya saldırılarını sıklaştırmışlar, Yadar, Radiyavana ve Böğürdelen’i ele geçirmişlerdir. Bu karışıklıklarda katliam ve baskılara maruz kalan Müslümanlar Bosna’ya göç etmek zorunda kalmışlardır. Ayaklanma 1812’de imzalanan Bükreş Antlaşması’ndan sonra bastırılabilmiştir.[3]

II. Mahmut zamanında reform hareketlerine tımar ve zeâmetlerdeki düzenlemelerden başlanılmıştır. 1813 yılında Bosna Eyaleti’nde tımar ve zeâmet kurallarına uygun olarak hareket edilmesi istenmiş, kânunsuz uygulamaların önlenmesi için Bosna Valisi Silahtar Ali Paşa’ya emir verilmiştir. Ayrıca Bosna Defterhânesi’nden o ana kadar berat ve tezkere alan toprak sahiplerinin İstanbul’a gelerek senetlerini yeniletmeleri istenmiştir. Ali Paşa eyaletteki tımar ve zeâmetlerin düzenlenmesi için gayret göstermiş, ancak bölgedeki yeniçeri ve sipahilerin muhalefeti yüzünden herhangi bir başarı elde edememiştir.[4]

II. Mahmut Dönemi’nde devlet eyaletlerdeki otoritesini yeniden kurmak ve bu eyaletleri merkeze bağlamak için çalışmıştır. Bu çalışmanın temelini Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması oluşturmuştur. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından iki ay sonra, Bosna’ya ocağın kaldırılması ve Asâkir-i Muhammediye’nin kurulması hakkında ayrı ayrı fermanlar gönderilmiştir. Bu ferman Eylül 1826 tarihinde Bosna’ya ulaşmıştır. Ocağın kaldırılmasına dair ferman Travnik’de ilân olunmuş, halk yeniçeriliğin kaldırılmasını ilk üç gün sükûnetle karşılamıştır. Fakat üç gün sonra Saraybosna’dan Travnik’e gönderilen talimatlar doğrultusunda, Travnik’te Bosna valilerinin ikametgâhı olan Paşa kapısının önüne taşlar yığılarak isyan başlatılmıştır. Halk bir araya gelerek yeniçerilikten vazgeçmeyeceklerini belirtmişlerdir. Saraybosna’da da büyük bir kalabalık Fatih Camisi’nde (Careva Djamija) toplanarak fermanın Bosna’da uygulanmaması yönünde karar almışlardır. Karar eyaletin diğer bölgelerine de gönderilmiştir. 21 Eylül 1826 tarihinde yapılan genel toplantıda ise ferman tamamen reddedilmiştir. Bosnalılar kendi sınırları dışında askerlik yapmayı istemediklerini, yeni üniformaların göğüs kısmının haç şeklinde düğümlendiğini bu nedenle bu üniformaları giymeyeceklerini açıklamışlardır. Bosnalılar, “böyle bir elbise giyecek olsalar Rus ya da Avusturya tâbiîyetine geçeceklerini” belirtmişlerdir. İsyan eyalet çapına yayılınca, Vali Mustafa Paşa asilerin tehdidinden kurtulmak için Travnik Kalesi’ne çekilmiş, böylece eyalet asilerin eline geçmiştir. Yeniçeri Cumhuriyeti olarak adlandırılan Saraybosna’da başlayan bu harekette, yeniçeriler arasında bir birlik yoktu. Bu durum yeni Vali Abdurrahman Paşa’nın bu isyanı bastırmasına imkân tanımıştır. İsyan sonunda yeniçeri önderleri ve isyana katılanlar çok ağır şekilde cezalandırılmışlardır.[5]

Bosna’da yeniçeriliğin kaldırılmış olmasına rağmen yeniliklere karşı genel hoşnutsuzluk devam etmiştir. 1831’de bazı kaptanlıklara[6] yapılan atamalar sonrasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, Kaptan Hüseyin Grada{/evi/’in liderliğinde Bosnalı Müslüman ayanın başı çektiği bir ayaklanma başlamıştır. Asiler Bosna Valiliği’nin kaldırılmasını, eyaleti idare edecek kişinin Bosnalılar tarafından seçilmesini, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına ait fermanın geri alınmasını, Bâb-ı Âlî’nin Bosna idaresine kesin olarak karışmamasını istemişlerdir. Merkezin bu şartları kabul etmesi halinde senede 4.000 kese vergi vermeyi taahhüt etmişlerdir.[7] Bu isyan sırasında Hüseyin Kaptan’a muhalifliği ile tanınan Ali Rızvanbegovi/ ve ayan Grada2ac’lı İsmail Ağa Çengi/[8] merkezi desteklemişlerdir. Bu durum başlangıçta başarı kazanıp idareyi ele alan asilerin yenilmesine yol açmıştır. 1832 yılında yapılan savaşta isyancılar yenilmişler, isyancıların lideri Hüseyin Grade2evit de İstanbul’da oturmaya mecbur edilmiştir. Hersek 1833 yılında Bosna’dan ayrılarak mutasarrıflık haline getirilmiş ve isyan esnasında gösterdiği hizmetten dolayı mutasarrıflığı Ali Paşa’ya verilmiştir. İsyandan sonra kaptanlık müessesesi kaldırılarak, yerine mütesellimlikler kurulmuştur. Pek çok eski kaptan, ayan ve sipahi mütesellim olarak tayin edilmiştir. Vali Vecihi Paşa 4 Kasım 1835 tarihinde bir alay süvari redif askerinin yazımına başlamıştır. Halk durumu hoş karşılamış gibi görünse de sürtüşme ve karışıklıklar devam etmiştir.[9]

  1. Tanzimât’tan Sonra Siyasî Gelişmeler

A. 1849 Ayaklanması

Yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra oldukça büyük darbe yiyen Bosnalı beyler ve ağalar prestijlerini yeniden sağlamak için fırsat gözlemeye başlamışlardır. Onlar bekledikleri fırsata Tanzimât’ın ilânıyla birlikte kavuşmuşlardır. Beyler Tanzimât Fermanı’nda yer alan prensiplerin kendileri için kabul edilir şeyler olmadığını açıkça beyan etmişlerdir. O güne kadar kendi yönetimleri altında yaşamış reaya ile eşit kanunlara tâbi olmayı onurlarını zedeleyen bir davranış olarak kabul etmişlerdir. Bölgede karışıklık çıkmasını istemeyen devlet, beylerin isteğini dikkate alarak Tanzimât’ın uygulanmasını ileri bir tarihe ertelemek zorunda kalmıştır.[10]

Bosna Hersek’te durumun sakinleşmesi üzerine 2 Temmuz 1847’de Tahir Paşa Tanzimât’ı uygulamak üzere Bosna’ya vali olarak atanmıştır. Tahir Paşa’nın Tanzimât’ı uygulayacağının Bosna’da duyulması üzerine, Saraybosna’da bir ayaklanma teşebbüsünde bulunulmuştur. Ancak Tahir Paşa’nın yerinde müdahalesiyle ayaklanma büyümeden bastırılmıştır.[11]

Tanzimât’ın ilk ilânında elde ettikleri başarılara güvenen Bosna’nın ileri gelen beyleri, Hersek Mutasarrıfı Ali Paşa’nın başkanlığı altında birleşerek 1849 yılının ilk aylarında büyük bir ayaklanma başlatmışlardır. Reaya da angaryanın Tanzimât’a rağmen kaldırılamamış olmasını bahane ederek bu ayaklanmaya destek vermiştir. Müslüman halk ise çocuklarının askere alınma ve daha fazla vergi ödeme endişesiyle beylerin yanında yer almıştır. Bu iç unsurların yanında Avusturya, Rusya, Sırbistan[12] ve Karadağ’ın reayayı sürekli ayaklanmaya teşvik etmeleri ayaklanmanın çok ciddi boyutlara ulaşmasına yol açmıştır. Ayaklanmanın ilk aşamasında asiler başarı kazanmış ve eyaletin büyük kısmını kontrolleri altına almışlardır.[13]

Bosna’daki ayaklanmanın kontrolden çıkması üzerine Rumeli Ordusu Komutanı Ömer Paşa ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilmiştir.[14] Asilerle yaklaşık bir yıl süren mücadeleden sonra, 1851 Nisanı’nda Bihke Kalesi’nin hükümet kuvvetleri tarafından ele geçirilmesiyle ayaklanma sona erdirilebilmiştir. Bu esnada 12 büyük, 25 küçük çaplı çatışma yaşanmış ve bu ayaklanma sırasında Ali Paşa’nın kendisi de dahil olmak üzere bir çok asker ve asi hayatını kaybetmiştir.[15] 1849 Ayaklanması Bosna’daki beylerin etkinliğinin silinmesiyle sona ermiştir. Bu ayaklanmadan sonra Bosna’da devlete muhalif olabilecek herkes Bosna haricine çıkarılmıştır. Bosnalı beyler Tanzimât’ın gereği olarak önce Meclis-i Valâ’dan sorguya çekilip muhakeme olunmuş, başta sürgün ve kürek cezası gibi çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.[16]

Suçluların cezalandırılmasından sonra Bosna’da Tanzimât’ın tatbikine geçilmiştir. Ancak halkın Tanzimât sözünün ne manaya geldiğini anlamadığı, bu nedenle Tanzimât’ın uygulanmasına karşı çıktığı anlaşılmıştır. Bu nedenle halka Tanzimât’ı anlatmak üzere iki müfettiş atanmıştır. Müfettiş olarak atanan Mehmet Şakir Bey ve Ahmet Paşa kaza kaza dolaşarak halka Tanzimât’ı anlatmışlardır.[17] Müfettişler gittikleri kazalardaki imam, muhtar, papaz ve kocabaşlar ile halkın ileri gelenlerini kaza merkezinde toplamışlar, Tanzimât’ın uygulanması hakkındaki buyrulduyu okumuşlardır. O ana kadar halkın Tanzimât’ı tam anlayamamasının nedenlerinden biri halka yeniliklerin Boşnakça ile anlatılamaması olduğundan, buyuruldu ve yenilikler Boşnakça okunmuş ve anlatılmıştır. Tanzimât ilkeleri ayrı ayrı açıklanarak halkın bu ilkeleri kavraması için çaba harcanmıştır. Tanzimât’ın uygulanmasındaki yarar ve asker toplanmasındaki faydalar anlatılmıştır. Ayrıca toplanan halka ayrı ayrı fikirleri sorulmuş ve Tanzimât’ın uygulanmasının aksayan yönleri tespit edilmiştir. Böylece bölgede Tanzimât’ın uygulanmasına geçilmiştir.[18]

B. 1858-61 Ayaklanması

1858 yılı ilkbaharında Karadağ’ın kışkırtmasıyla, Hersek’te Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında kanlı mücadeleler başlamıştır.[19] Karadağ’ın tahriklerinin yanında Bosna’da isyanın çıkmasına yol açtığı iddia edilen diğer aksaklıkları ise şu şekilde maddeleştirmek mümkündür:[20]

  1. Hıristiyan halkın çoğunluğunun araziye sahip olmaması. Çiftliklerde yarıcı olarak çalışmaları. Çiftlik sahiplerinin çiftçileri angarya olarak çalıştırması, ürünün 1/3’ini üçleme adı altında ellerinden alması.
  2. Çiftlik sahiplerinin çiftliklerini yüksek ücretler karşılığında mültezimlere vermesi. Mültezimlerin ise çiftçileri rencide edeci davranışlarda bulunması.
  3. Hıristiyan halkın müdürlerden memnun olmaması
  4. Zaptiyenin köylülere baskı yapması
  5. Bihke’den Karadağ’a giden başıbozuk askerlerinin köylülerden karşılığını vermeden yiyecek istemesi.
  6. Ölen kimselerin yetim çocuklarının mirasından dahi resm-i kısmet alınması

Devlet isyanın nedeni olarak gördüğü yukarıda saydığımız şikâyet konularını ortadan kaldırmak için çaba sarf etmiştir. Bosna’ya vali olarak atanan Kani Paşa’dan oldukça dikkatli davranması istenmiştir. İsyanın çıktığı bölgede derhal bastırılması, başka bölgelere sıçramasının önlenmesi için valiye yetki verilmiştir. Askeri çözüm tedbirlerinin “tüm Hıristiyanlar için geçerlidir” görüntüsü verilmesinden kaçınılması, olaylara karışmayan halka dokunulmaması, devamlı şikayet konusu olduğu için Başıbozuk ve yerli muvazzaf askeri kullanılmaması, herhangi bir çatışmada ırz, mal ve namus güvenliğine dikkat edilmesi Kani Paşa’ya özel bir talimatla iletilmiştir.[21] Kani Paşa kendisine verilen talimat doğrultusunda Bosna’da göreve başlamıştır. Aynı zamanda Bosna Hersek’te çıkan isyanı bastırmak ve gerekli ıslâhatın yapılması için Rumeli Ordusu müşiri İsmail Paşa’ya da emir verilmiştir. İsyanın bastırılması için Rumeli ordusundan bir alay Bosna’ya sevk edilmiştir.[22]

Kani Paşa göreve başladığında özellikle Trebin (Trebinje), Bihke ve eyaletin çeşitli yerlerinde ayaklanma hız kazanmıştı. Kani Paşa halkı isyandan vazgeçmeye davet için kendisine merkezden verilen iki ayrı fermanı yayınlamış, ancak bu fermanlar da asiler üzerinde etkili olmamıştır.[23] Vali Trebin’de bulunduğu sırada 18 Ekim 1858 İzvornik (Z vornik) ve Bihke sancakları Hıristiyanlarının ayaklandıkları haberini almıştır.[24] Bu gelişmeler üzerine Kani Paşa ayaklanmayı bastırmak üzere İzvornik’e gitmiş, ayaklanmayı bastırarak Saraybosna’ya dönmüştür.[25] Devlet, Hersek’teki olayları askeri kuvvet kullanarak yatıştırmaya çalışırken diğer yandan da şikâyet konusu olan konuları ortadan kaldırmak için önlemler almıştır. Memurlara halka baskıya yol açacak davranışlardan kaçınması için emirler verilmiştir.[26]

Rusya olayların tamamen sona erdirilememesi üzerine Osmanlı hükümetine 5 Eylül 1859’da bir memorandum vermiştir. Rusya memorandumda Bosna Hersek için yeni ayrıcalıklar ve yabancılardan oluşan bir teftiş heyetinin bölgeye gönderilmesini istemiştir. Hükümet memorandumu kendi iç işlerine yapılan bir müdahale olarak gördüğü için reddetmiştir. İngiltere ise Rusya’nın müdahalesini kendi çıkarları için tehlikeli bulduğundan soruna müdahale ederek bir orta yol bulunmasına yardımcı olmuştur. İngiltere’nin orta yol formülünün ardından Bosna’daki olaylar durulmuştur. Durumdan yararlanan Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Paşa 1860 yılında Rumeli ve Bosna’daki karışıklıkları ve aksaklıkları gidermek amacıyla Rumeli’ye gönderilmiştir. Ancak Mehmet Paşa aradan dört ay geçtiği halde, Bulgaristan’daki işleri bitirip Bosna’ya geçememiştir. Niş’ten Bosna’ya hareket edeceği esnada Lübnan meselesi ortaya çıkmış ve İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır.[27]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al