YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ’NDE OSMANLI-SAFEVÎ İLİŞKİLERİ

YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ’NDE OSMANLI-SAFEVÎ İLİŞKİLERİ

XV. asrın sonlarıyla XVI. asrın başlarında Anadolu’dan İran’a yapılan göçlerin temel sebeplerinden biri, İran’daki Safevîlerle Anadolu’daki Kızılbaş grupları aynı tarikat veya aynı mezhebe bağlı olmalıdır. Ancak tek sebep bu değildir. Bunun yanında tımarını kaybeden, Osmanlı’dan gerektiği şekilde ilgi görmediğine inanan gruplar da İran’a göç ettikleri gibi değişik yerlerdeki isyanlarda da Kızılbaşlarla beraber hareket edebilmişlerdir.

Yavuz devrinde Osmanlı Devleti, Anadolu’daki karışıkların tek sebebi olarak İran Safevî Devleti’ni görmüştür. Bundan dolayı hiç bir zaman Safevî Devleti’yle barış yapmaya yanaşmamış; bu devleti ortadan kaldırmayı düşünmüştür. Safevîler tarafından yapılan bütün barış girişimleri bu maksatla reddedilmiştir.

Anadolu’daki Kızılbaşlar Safevî destekli olarak çıkardıkları isyanlarda askerî olarak bazı başarılar elde etmişlerse de bu başarılarını devam ettirmeleri mümkün olamamıştır. Buna karşın bu isyanlar Osmanlı’ya oldukça pahalıya mal olduğu gibi çıktığı yerin hem demografik hem de iktisadî dengesini bozmuştur.

Yavuz, Safevîlerle olan mücadelesinde mücadeleyi dinî sahaya çekerek kendi tebaasının desteğini almayı başarmıştır. Yavuz’un Çaldıran’daki galibiyeti, Osmanlı Devleti’ni Safevî Devleti karşısında oldukça güçlü bir konuma getirmiştir. Bu konumundan oldukça mahir bir şekilde istifade eden Osmanlı yönetimi hem Dulkadır Beyliği’ni çok rahat bir şekilde kendine bağlamış hem de Erbil’e kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni topraklarına katmayı başarmıştır. Yine bu durumun bir sonucu olarak Safevîler, Anadolu’da yaşayan oymaklar üzerinde eskisi kadar etkili olamamışlardır.

Diğer taraftan Çaldıran savaşı sonunda tüm esirlerin öldürüldüğü iddiası, Anadolu’daki Kızılbaşların potansiyel bir tehlike olarak görülmeye devam edilmesi, buna karşılık Kızılbaşların da çeşitli yerlerde isyan çıkarmaya devam etmeleri ve devletin en hassas olduğu konularda onların değer yargılarına karşı gelmeden, daha önce Şahkulu hadisesi dolayısıyla sünnîlerle kızılbaşlar arasında oluşmuş bulunan güven bunalımının daha da derinleşmesine sebep olmuştur.

Ancak şurası bir gerçektir ki Osmanlı Devleti’nin Kızılbaşlara karşı olan tutumu, onların sadece ve sadece Kızılbaş olmalarından dolayı değil devlete isyan etmelerinden dolayıdır.

Dr. Mustafa EKİNCİ

Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ