YABANCI DİLDE ÖĞRETİM SÖMÜRGELEŞTİRİR -2

Cihan DURA

Yazarın şu ana kadar yazılmış 119 makalesi bulunuyor.

Cihan_Dura031[1]

Bundan önceki yazımda bir bilim adamımızın çarpıcı bir yazısından özet yaparak, yabancı dille öğretimin sakıncalarına dikkatinizi çekmiştim. Bu yazımda aynı konuya devam ediyor, yabancı dilde eğitimin doğurduğu sakıncalar üzerinde biraz daha geniş olarak duruyorum. Söz konusu sakıncalar sırasıyla şunlardır:

– Yabancı dilde öğretim, eğitimin kalitesini düşürür.

– Türkçe’nin bilim dili olmasını engeller.

– Türk dilini ve kültürünü yozlaştırır.

– Beyin göçüne sebep olur.

– Ülkenin sömürgeleştirilmesine araç olur.

I) Yabancı Dilde Öğretim Eğitimin Kalitesini Düşürür

Yabancı dilde eğitimin ilk olumsuz etkisi, eğitim kalitesini düşürmesidir. Ana dille yapılan öğretim yabancı dille yapılan öğretimden daha kolay, daha etkili ve daha kalitelidir. Yabancı dilde öğretimde öğrenci terim ve kavramların Türkçesini öğrenmez, dolayısıyla bunları günlük yaşamında kullanamaz. Dahası öğrenmeye değil, ezberciliğe yönelir. Ne kadar zeki olursa olsun, öğrenim sürecine düşüncesiyle katkıda bulunamaz.

Üniversitelerde yabancı dilde eğitim; ana dilde olması gereken mesleki, teknik ve bilimsel yeni terimlerin üretilmesine ve yerleşmesine imkân tanımaz. Yabancı dille eğitim görmüş öğrencilerin büyük çoğunluğu meslekleriyle ilgili terimlerin Türkçe karşılıklarını bilmezler veya kullanmada zorluk çekerler, bu yüzden bilime katkıda bulunamazlar.

Hacettepe Üniversitesi İİBF öğretim üyesi Doç. Dr. Mete Kaan Kaynar üniversite eğitiminin, özellikle de sosyal bilimler eğitiminin yabancı dilde verilmesinin en önemli sorunlarımızdan biri olduğunu vurgulayarak şöyle diyor: “Açılan vakıf üniversitelerinin neredeyse tamamı İngilizce eğitim yapmaktadır. Bu, eğitimin kalitesini yükseltmek bir yana, düşürmektedir. Türkçe düşünemeyen, yazamayan gençler yetiştirmekten neden bu kadar övünç duyduğumuzu bilmiyorum. Dersi İngilizce anlatmanın eğitim kalitesinde ne gibi pozitif bir katkı yaptığı ve yapacağı tartışmalıdır.”

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu da yabancı dilde öğretimin bu sakıncasının, ne kadar kapsamlı ve büyük olduğunu şöyle dillendiriyor: “Bir çocuğa kendi dilinde fiziğin derin kavramlarını anlatırsanız anlamaz. Ona bir de yabancı dilde anlatmaya çalışırsanız hiç anlamaz. Böylece ne fizik öğrenebilir, ne İngilizce öğrenebilir. O arada, kendi ana dilini de unutur.”

II) Yabancı Dilde Öğretim Türkçe’nin Bilim Dili Olmasını Engeller

Türkiye’de İngilizce öğretimi savunanların başlıca gerekçelerinden biri “Türkçe’den bilim dili olmaz” iddiasıdır. Bu anlayışı saçmadır. Bana sorarsanız, bu iddianın sahipleri aslında kendi yeteneksizliklerini gizlemek için böyle bir gerekçe uydurmuşlardır. Prof. Dr. İclal Ergenç’in pek güzel savunduğu gibi “Hiçbir dil, kendiliğinden bilim dili değildir. Bir dilin bilim dili olmasının önkoşulu o dilin konuşulduğu toplumda bilim üretiminin yapılmasıdır.” Elbette bilim üretmeyen insanların dili, bilim dili olamaz. Önce bilimde ilerleme sağlanmalı, bilime katkıda bulunmalı ki, yaratılan yeni terimlerle o dil -örneğimizde Türkçe- kendini bir bilim dili olarak kabul ettirebilsin. Demek ki bu saçma gerekçenin arkasına sığınanlar, bilim üretemeyen yeteneksiz kimselerdir.

Bu konuda Aydın Köksal da şöyle diyor: “Yabancı dille eğitim; bugünden, hem öğrencilerimizin, hem öğretmenlerimizin başarılarını engelleyen, hem de uzun dönemde Türkçe’nin bilim dili olarak gerilemesine, ulusal dil niteliğini yavaş yavaş yitirmesine neden olacak çok sakıncalı bir yoldur.”

Sonra, şu da var: Türk Cumhuriyetleri ve Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, İran, Irak ve Suriye’de Türkler gelip ülkemizde öğrenim görmek, Türkçelerini geliştirmek istiyorlar; bizi Türk Dünyası’nın lideri olarak bakıyorlar. Gelenlere nasıl “bizde eğitim İngilizce” deriz? Asya ve Avrupa’da yaygın olarak kullanılan bir dünya dilini nasıl böyle “eğitim ve bilim dili olamaz” diye bir kenara atarak İngilizce öğretime yöneliriz?

III) Yabancı Dilde Öğretim Türk dilini ve kültürünü yozlaştırır

Yabancı dilde eğitim; ana dilin yozlaşmasında, dolayısıyla ulusal kültürün yozlaşmasında önemli bir rol oynar. Türkçe’nin gelişmesini ve Türk kültürünün kalıcılığını olumsuz etkiler.

Prof. Dr. Cavit Kavcar bu sakıncayı şöyle açıklıyor: Yabancı dille öğretim yapan kurumlarda okuyan Türk çocukları Türkçe’yi ihmal etmeye, giderek unutmaya başlar. Özellikle yazılı anlatım yetersizliği içine düşerler, hatta kendi dillerini küçümseyip hor görmeye başlarlar. En büyük tehlike de işte burada kendini gösterir: Anadilinin yetersiz olduğu inancı ile yetiştirilen gençler, zamanla kendi diline ve kültürüne yabancılaşır.

Tehlike burada bitiyor mu, keşke öyle olsa. Her düzeydeki yabancı dille eğitim, ana dilin kullanılmasını kısıtlar, engeller; gelişmesini durdurur. Uzun dönemde daha korkunç bir etki baş gösterir: Yabancı dilin etkisi ile ana dil ortadan silinmeye başlar, hatta yok olur; tabii onunla birlikte birçok kültürel değerler de…

Yabancı dilde öğretim üzerinde çok kafa yormuş, bu uygulamaya şiddetle karşı çıkan, dünyaca tanınmış bilim adamlarımızdan Oktay Sinanoğlu bizi bu tehlikeye karşı şöyle uyarıyor: “Dünyanın hiçbir yerinde yabancı dilde eğitim yoktur. İki nedenle yoktur. Birincisi, böyle bir uygulama o milletin kendi kökünü kazıması, kendini tarihten silmesi demektir. İkincisi ise, bilim olarak da felsefe olarak da başka dilde verilen eğitimle aslında hiçbir şey öğrenilemez. Sadece kalıplar ve kurallar yabancı dilde ezberlenmiş olur. Bu da, kendi milletine ve kültürüne yabancı, hatta düşman insanların yetişmesine neden olur.”

IV) Yabancı Dilde Öğretim Beyin Göçüne Sebep Olur

Yabancı dilde öğretim uzun dönemde, yurttaşlık bilincinden yoksun, kendi ulusuna, millî kültürüne güven duymayan, ezik, yabancı hayranı kuşaklar oluşturur. Böyle kuşaklar da yabancı devletlerin ve çokuluslu şirketlerin hizmetine kolayca girer. Kendi uluslarının gelişmesine ve bağımsızlığına hiçbir katkıları olmaz, tersine büyük zararlar verir.

Bu süreçte zamanla, büyük olasılıkla da planlanmış olarak beyin göçü başlar. Yabancı dilde eğitim alan genç ülkesine yabancılaşır, ondan her bakımdan uzaklaşır, Bu kopuş da beyin göçüne zemin hazırlar. Göçte parasal çıkar ön planda görünür. Yabancı ülkede alacağı parayı ülkesi için çalışmaya tercih eden genç, aslında birçok başka kayıplara uğrar. Bunların en başta geleni diğer ülkelerin kendi ülkesinin aleyhine olan uygulamalarına alet olabilmesidir.

V) Yabancı Dilde Öğretim Ülkenin Sömürgeleştirilmesine Araç Olur

Prof. Dr. Aydın Köksal yabancı dilde eğitimin ancak örgütsüz toplumlarda görüldüğünü belirtir. Yabancı dilde eğitimin hangi ülkelerde yapıldığına bakarsak bu gerçeği hemen teslim ederiz: Nijerya, Kenya, Etiyopya, Gana, Uganda, Tanzanya, Filipinler, Hindistan, Arnavutluk, Pakistan, Mısır, Sudan, Bangladeş, Bulgaristan, Macaristan … Bir ikisi dışında bu ülkelerin büyük çoğunluğu geçmişte İngiltere’nin sömürgesi olmuş ülkelerdir. O zaman Aydın Köksal haklı olarak soruyor: Biz bu ülkelerin hangisinin düzeyine erişmeye çalışıyoruz ki, eğitim dilimizi İngilizce yapıyoruz?

Yabancı dilde öğretim gerçekte Emperyalizm’in (İngiltere, ABD, Fransa, Almanya gibi ülkelerin) küresel planının parçalarından birini oluşturur. Şöyle ki sömürgeci ülke kurban seçtiği ülkeye, eğitimde kendi dilini dayatarak iki sonuca ulaşmaya çalışır: Birincisi, o ülkedeki bilgi üretim ve dağıtımını kendi kontrolü altına alır. İkincisi, sömürdüğü ülkenin gelecekteki yöneticilerinin, kendisine, kendi kültürüne ve ideolojisine dost olarak eğitilip yetiştirilmesini sağlar. Böylece hedef ülke (örneğin Türkiye) içerden ele geçirilmiş olur. Attila İlhan’ın dediği gibi sonuç uzun vadelidir ve gerçekten korkunçtur: “Yabancı dilde eğitim ve onun devamı olarak, gençler öz benliğinden kopar. ‘Onlar’ [sömürgeciler] gibi olur. ‘Bizden’ olmaz, kendine yabancılaşır’; ‘onlar’ gibi düşünür ve ‘zamanı gelince’, ‘onlar’ın dediklerini yapar!” Holding medyasının köşelerinde, üniversitelerde, hatta devlet teşkilatında bugün bunlardan yüzlercesini görüyoruz.

Unutmayalım: Bir millet varlığını, bağımsızlığını koruması ve sürdürülebilmesi, her şeyden önce ana dilini korumasına ve geliştirmesine bağlıdır.

Sonuç için bize her alanda yol göstermiş olan Atatürk’ün bir özdeyişi yeter, ufak bir değişiklikle:

Millî benliğini yitiren milletler başka milletlerin avı olur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ