XX. YÜZYIL AZERBAYCAN DEMOKRATİK BASINI

XX. YÜZYIL AZERBAYCAN DEMOKRATİK BASINI

Azerbaycan’da milli düşüncelerin oluşumunda edebiyatın yanı sıra matbuatın da önemli bir yeri vardır. Mirza Fethali Ahundzâde’nin açtığı yolda önemli başarılara imza atan Hasan Bey Zerdabî 1875 yılının Temmuz ayının 22’sinde Türkiye dışındaki Türklerin ilk milli-Müslüman gazetesi Ekinçi’yi (1875-1877) yayınlamaya başlar. Azerbaycan basınının temelini oluşturacak bu gazete, Azerbaycan Türklerinin aydınlanmasında ve uyanmasında önemli rol oynadı. Azerbaycan basın tarihi Hasan Bey Zerdâbî’nin çıkardığı Ekinçi gazetesi ile başlar. Zerdabî Moskova Üniversitesi’nde tahsil görmüş vatansever bir Azerbaycan aydınıdır. Üniversiteyi yüksek başarı ile bitirdiğinden orada öğretmenlik yapmak teklifi alsa da, Azerbaycan’a dönüp bir nebze de olsa milletinin aydınlanmasına katkıda bulunmak ister. Bu hizmetin gazetecilikten geçtiğini anladığından faaliyete geçer. Üç yıl Rus yönetiminden izin bekler. Sonunda bir ziraat gazetesini, adının da Ekinçi olacağını öne sürerek izin almayı başarır. Ama Hasan Bey’in amacı ekip-biçmekle uğraşacak bir gazete çıkarmak değildi. Prof. Dr. Ali Yavuz Akpınar’ın yazdığı gibi bu gazetenin neşredilmesi, Azerbaycan medeniyet tarihinde son derece ehemmiyetli bir hadise idi. Azerbaycan’ın medenî yükselişinde, bir çok içtimaî problemin münakaşa zeminine getirilmesinde, Azerbaycan aydınlarının ilk defa bir gazetenin çatısı altında toplanarak “halkçılık” yolundaki düşüncelerini açıklamasında Ekinçi’nin büyük bir rol oynadığı şüphesizdir. Gazetenin ilerici, çığır açıcı yolda olmasının en önemli sebebi de Zerdâbî’nin, büyük vatan sevgisi, derin bir bilgiye sahip ileri görüşlü bir idealist olmasıdır. Zerdâbî ölünceye kadar Azerbaycan Türklerinin teşkilatlanmasına çalışmıştır. Azerbaycan’da yeni okulların yaygınlaşmasında, edebi dilin oluşmasında, içtimaî cemiyetlerin kurulmasında, halkın cehalet uykusundan uyandırılmasında Ekinçi’nin tarihi rolü inkar olunmaz. İlk defa demokrasi, hürriyet konularında topluma önemli mesajlar veren de yine Ekinçi olmuştur. Mali kaynakları kısıtlı olduğundan Ekinçi’nin ilk sayıları 4, sonraki sayıları ise 8 sahife olarak basılmıştır. Gazetenin ilk sayısı Hasan Bey Zerdâbî’nin “Dahiliye” başlıklı yazısıyla başlar, burada gazetenin hangi amaçla çıktığı, hangi başlıklar altında, hangi konulara önem verileceği açıklanır. Genel olarak Ekinçi’de aşağıdaki başlıca kısımlar yer almaktadır: 1- Dâhiliye, 2- Ekin ve ziraat haberleri, 3- İlim haberleri, 4- Güncel haberler, 5- İlanlar, 6- Mektuplar.

Ekinçi yalnızca Azerbaycan’da değil, bütün Rusya Müslümanları arasında yayılmış ve büyük ilgi görmüştür. Ama gazetenin bu başarısı bir çok kesimler tarafından gizli bir tepki ile de karşılaşmıştır. Başta sansür idaresi olmak üzere gazetenin tutucu din adamları, cahil, kandırılmış halk kitleleri, menfaatlerini güden beyler gibi düşmanları da vardı. Ekinçi’nin ün kazanmasında Hasan Bey Zerdâbî’nin yanısıra Mirza Fethali Ahundzâde, Seyyid Ezim Şirvanî, Necef Bey Vezirov, Elizâde Şirvanî, Mahbus Derbendi gibi usta kalemler de önemli pay sahibidir. Milli bilinci uyandırıcı yazılara rağmen Ekinçi’nin basın hayatı çok kısa olmuştur. Hem bu, hem de 1877-78 Türk-Rus Savaşı sırasında Türk tarafını destekleyen yorumlar yayımlamasından dolayı Ruslar tarafından yayınına son verilmiştir. Ama Mehmed Emin Resulzâde’nin yazdığı gibi Bir kere yücelen bayrak bir daha inmez Böylece Ekinçi’nin yücelttiği basın bayrağı inmedi, akabinde güçlü bir akına neden oldu….

Ekinçi’den sonra Tiflis’te Ziya adlı haftalık “edebi, içtimaî, siyasî, ilmî” gazete yayın hayatına başlar. Said ve Celal Ünsizâde kardeşlerinin çıkardığı bu gazeteyi yine Said Ünsizâde’nin Tiflis’te 1880’de yayınlamaya başladığı Ziyâ-yı Kafkasya gazetesi takip eder. İslamî düşüncelerin Azerbaycan’da yayılmasını amaçlayan bu gazetelerin çıkış süreci de uzun ömürlü olmamıştır. Ekinçi’de olduğu gibi adı geçen gazetelerin de çeşitli sayılarında yeni alfabe tartışmaları ile ilgili yazılar önemli yer tutmuştur. Azebaycan basınında ilk dergi tecrübesi de Celal ve Said kardeşlerin Tiflis’te Keşkül adı ile yayınladıkları dergi ile başlar. Edebî konuları ön plana çıkaran, Azerbaycan Türkçesinin yanı sıra Farsça, Arapça ve kısmen de olsa Rusça metinlere de yer ayıran Keşkül’ün 19 sayısı dergi, 567 sayısı ise haftalık gazete olarak neşredilmiştir. Keşkül’ün sayfalarında tercüme edebiyatına da geniş yer ayrılmıştır. Doğu edebiyatının, özellikle Azerbaycan edebiyatının Rus okuyucularına ulaştırmakta Keşkül’ün önemli bir yeri vardır. Fransız inkılabının tüm Avrupa’yı saran büyüleyici ruhu Keşkül’ü yayınlayanların kaleminden uzak kalmamıştır. Öteki matbu ürünlerle kıyaslandığında Keşkül’ün siyasi havası ilgi çekici bir havadadır. “Millet” kavramı Azerbaycan’da ilk kez “Keşkül gazetesinde XIX. asrın doksanlı yıllarında dile getirilmiştir. Günümüzde bu kavram belki de birilerine basit bir kavram gibi gelebilir. Ama o zaman, Rus baskısının kol gezdiği o karanlık yıllarda “millet” kavramını dile getirmek kahramanlıkla eş değer bir iş idi. “Din” ve “millet”in ayrı ayrı kavramlar olduğu düşüncesi de ilk kez Keşkül’ün sayfalarında geniş bir şekilde tartışılmıştır. Milli duyguları körükleyen böyle bir gazetenin Rus sansürünün kesif zamanında uzun ömürlü olması imkansız bir iş idi. Milli düşünceler, İslam birliği idealinin propagandasını yaptığı ve gazetenin yazı dilini Osmanlı Türkçesine yaklaştırdığı gerekçesi ile gazetenin faaliyeti durdurulur.

İki asrın geçidinde yayın hayatına başlayan Keşkül Azerbaycan’ın yarınlardaki engin edebi ve kültür hayatının habercisi idi. Dünyanın önde gelen halklarının tarihi tecrübesi, kitleden millet olma yolunun bu formülden geçtiğini kanıtlamaktadır. XIX. asrın sonları, XX. yüzyılın başlarında Bakü yalnızca Azerbaycan’ın değil, esasında bütün Çarlık Rusyası’nın önemli işçi ve kültür merkezlerinden birine dönüşmüştü. O zamanki dünya petrolünün yüzde doksanını oluşturan zengin petrol yataklarının Bakû civarında bulunması, bu bölgeyi dünya iş adamlarının dikkat merkezine sokmuştur. Bütün bu olaylar Azerbaycan milli burjuvazisinin gelişmesine vesile olur, bu da dolayısıyla Azerbaycan’da matbaaların, kütüphanelerin, okul ve liselerin açılmasına, özellikle onlarla gazete ve derginin yayın hayatına başlamasına imkan sağlıyordu. Bakû işçi isyanlarından korkuya düşen Çarlık Rusyası bazı taviz vermek zorunda kalmıştı. V. İ. Lenin, 1905 İnkılabı Hakkında Bildirisinde ezilen toplumlar arasında milli egemenlik hareketinin alevlendiğini göstererek, matbuat âlemindeki durumu böyle değerlendirmiştir:

Matbuat özgürlüğü elde edilmiştir. Sansür aradan kaldırılmıştır… Rus tarihinde ilk defa Petersburg’ta ve diğer şehirlerde inkılabî gazeteler özgürce çıkmaya başladı.

Gerçekten de Rusya’nın içlerindeki bu gelişme, onun en ücra yerlerinde de yayılmakta idi. Asrın başlarında Bakü’de İskra (Kıvılcım), Novoye Slova (Yeni Söz), Bakinski Raboçi (Bakû işcisi), Golos Raboçego (İşçinin sesi), Ryadavoy (Sıra breyi), Gudok (Zil sesleri), Prizıv (Çağrı), De’vet Goç (Azerbaycan Türkçesi ve Ermeni dilinde) vs. gibi Bolşevik gazeteler yayınlanıyordu.

Gizli Bolşevik gazetelerin bir çoğu Bakü’de faaliyet gösreren Nina maatbaasında basılıyordu. Bir çok Azerbaycan aydını da Bolşeviklerin sözde ilgi çekici sloganlarına inanarak onların saflarında yer almıştı. Onların arasında Hümmet sosyal-demokrat teşkilatının organı olan 1904 Ekimi’nden 1905 Martı’na kadar yayınlanan Hümmet gazetesinin baş yazarı, sonraları çok yüksek devlet görevlerinde bulunmuş Neriman Nerimanov da vardır… Hümmet gazetesi 1917-1918 yılları arasında “bütün cihan işçileri birleşin” sloganı ile yeniden yayınlanmaya başladı. 1919’da Ruhulla Ahundov’un baş yazarlığı ile başka bir gizli Bolşevik gazetesi Kommunist yayınlandı. 1906 Nisanı’nda ise Bolşevik gazeteleri arasında en uzun ömürlü Rusça Bakinski Raboçi yayın hayatına başlar.

Bu gazeteyi 1906’da yayın hayatına başlayan Türkçe ve Ermenice De’vet Goç gazetesi izler. De’vet Goç Çar sansürü tarafından kapatıldıktan sonra onu aynı yolu izleyen Tekamül gazetesi okuyucularının görüşüne gelir. Gazetenin içinde o dönemin en ünlü şairlerinden Mehemmed Hadî’ni görüyoruz. Çeşitli nedenlerle inkılâbî düşünceleri yayan gazetelerin açılıp kapatılması olağan bir hal almıştı. Tekamül’ün inkılab yolunu devam ettirmek için açılan Yoldaş gazetesinin basın hayatı da kısa olur.

Azerbaycan Çarlık Rusyası’na dahil olan öteki memleketler gibi XX. yüzyıla çözümü zor olan problemlerle başlamıştır. Bir yanda toprağında bulunan petrolden dolayı hızla gelişen Azerbaycan, öteki yanda ne pahasına olursa olsun, Azerbaycan’da başlayan bu yükselişe engel olmak isteyen başını Rusların çektiği dış güçler. Bölünecek Bakü pastasında daha kimlerin gözü yoktu ki! İngilizler, Almanlar, Ruslar, Ermeniler… O çelişkili dönemlerde bir taraftan Hazar denizi, öteki taraftan Rus, Ermeni, Hıristiyan çemberinde sıkışan Türk dünyası’nın boğazı görevini üstlenen Azerbaycan bütünlükte Türk dünyasının adına da sıkılır, sınava çekilir. Azerbaycan aydınları böyle bir ortamda basın hayatını sürdürmekteydi. Keşkül’ün kapatılmasından 1903’e kadar ki zaman zarfında Azerbaycan aydınlarının önde gelenleri defalarca dergi ve gazete çıkarmak için başvuruları Rus sansürüne takılıp kalmıştır. Bu duruma 1903’te çözüm bulundu. Ünlü bilim adamı ve yazar Mehemmed Ağa Şahtahtlı’nın çıkarmaya başladığı Şark-ı Rus gazetesi az zamanda okuyucular tarafından sevilerek ün kazanmıştı. Gazete 1903 yılının 16 Nisan sayısında gelecekte hakikat aynası olacağını okuyucularına şöyle açıklıyordu: Biz halka doğruları söylemek için çıktık. Şark-ı Rus mevcut olduğu bütün zamanlarda verdiği sözle amel etmiş, unutulmaz hizmetleri ile şerefli bir basın hayatı yaşamıştır. “Edebî, siyasî, ictimaî, ilmi” şiarı altında haftada üç sayı çıkarılan, dört sayfalık bu gazetenin 1903-1905 yılları arasında 442 sayı yayınlanmıştır. Kafkasya havalisinde büyük bir ilgi ile karşılanan Şark-ı Rus az bir zaman zarfında Türkiye, İran ve Rusya’nın bütün Türk bölgelerinde sevilen bir gazete durumuna gelmiştir. Gazetenin bir bu kadar başarılı olmasında hiç kuşkusuz onun kurucusu ve başyazarı Mehemmed Ağa Şahtahtlı’nın edebi kişiliğinin ve tecrübesinin büyük payı vardır. İyi bir eğitim görmüş, Doğu ve Batı dillerinin bir çoğunu bilen Mehemmed Ağa Şahtahtlı ansikloedist bilgiye sahip ender şahsiyetlerdendi. Petersburg’da filoloji tahsili almış, Leipzig Üniversitesi’ni bitirmiş, Paris’te Sorbon’da 1873-1875 ve 1899-1902 arasında Doğu dilleri okutmuş ve kendisini dilciliğe adamıştır. 1883-1891 arasında İstanbul’da Rus gazetelerinin temsilcisi olarak bulunmuş, Türk aydınları ile iyi ilişkiler kurmuştur. Bu ilişkiler, özellikle Doğu ve Batı kültürlerini derinden öğrenmesi, bu maarifçi ve demokratik aydına sonraları gazetecilik çalışmalarında da yardımcı olmuştur. Mir Celal ve Firidun Hüseynov’un XX. Asır Azerbaycan Edebiyatı kitabında yazdıkları gibi XX. asrın başlarında ana dilde ilk ve tek gazete olan Şark-ı Rus Azerbaycan halkının hayatında, millî intibahında, eğitiminde önemli rol oynamıştır. Çar memurlarının, mülk sahiplerinin zulmü, istismarı, köylülerin ağır durumu, cehaletin tenkidi, Türk-İslam dünyasının çeşitli problemleri onun ele aldığı konuların özünü oluşturur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al