XVIII. ASIRDA OSMANLI-İRAN MÜNASEBETLERİ

XVIII. ASIRDA OSMANLI-İRAN MÜNASEBETLERİ

İran Seferi’nin Birinci Devresi

Bu Sırada İran’daki Durum

722 M. de İran tahtında Şah Safi Süleyman’ın oğlu Şah Hüseyin bulunuyordu; bu zat 1694’ten beri yani otuz senedir hükümdardı. Şah Hüseyin’in babası Şah Safi çok zalimdi; büyük oğlunu öldürtmüş, ikinci oğlu yanından kaçmış, halim ve selim olan üçüncü oğlu Hüseyin babasından sonra İran şahı olmuştu; Şahın diğer bir zevcesinden Mirza Abbas adında bir oğlu daha vardı.

Şah Hüseyin saltanatının ilk senelerinde ahlâkını bozmadı; fakat yumuşaklığı sebebiyle vükelâ azıttılar, kendisini yavaş yavaş sefahate alıştırdılar, işleri bırakarak sefahatle vakit geçirir oldu. Şah Hüseyin’in bu lakaydisi ve gevşekliği yüzünden hükümdarlığının son senelerine doğru isyanlar baş gösterdi; huduttaki muhtelif aşiretler kendisini tanımaz olmuşlardı.

Bu cümleden olarak Doğu İran’daki Türk aşiretlerinden Galcai veya Kılıçlar denilen oymakların reisi olup amcasının yerine Kandehar idaresini ele almış olan Emir Üveys oğlu Mahmud Han[1] metbu olan Şah Hüseyin’e isyan ederek amcazâdesi Mir Kasım Herat’ı işgal etmiş ve Mir Mahmud ise üzerine sevkedilen Safikulu ve Lütfihan kumandalarındaki İran kuvvetlerini mağlup ettikten sonra 1720 M.’de Kirman’ı ve arkasından Yezd’i ve daha sonra Meşhed’i alıp 1722’de Safevilerin payitahtı olan Isfahan üzerine yürümüştür.

Mir Üveys oğlu Mahmud bu sırada karşısına çıkan İran kuvvetlerini bozduktan sonra İsfahan’ı muhasara altına almış ve bu sırada bazı İran ricali şehzâde Tahmasp’ı alarak Kazvin şehrine kaçmışlardır.

Bir taraftan Mir Mahmud’un bu muvaffakiyeti ve diğer taraftan Belucistan halkının Bender-Abbas taraflarını yağmalamaları ve yine bu sırada Sünni olan Dağıstan halkının ayaklanarak Hacı Davudhan kumandasıyla Şirvan’ın merkezi olan Şamahi’yi zapt ile Gence taraflarına doğru yürümeleri üzerine[2] İran’ın bu vaziyeti Erzurum valisi Silâhtar İbrahim Paşa tarafından 1122 M.’de tafsilâtıyla hükümete bildirilmiş ve istihbaratını teyit ve tevsik etmek isteyen Erzurum valisi aynı zamanda Tebriz’de bulunan Fransa tüccarının İran’a gelmemeleri için Erzurum ve İzmir’de bulunan ortaklarına İran’ın durumu ve İsfahan’ın muhasarası hakkında gönderdikleri mektupları da hükümete yollamıştır. Yine böylece İran’ın karışıklığı hakkında Bağdat valisi Eyyüblu Hasan Paşa’nın daha evvel göndermiş olduğu arizası da Erzurum valisinin aynı olduğundan vezir-i âzam Damad İbrahim Paşa bu hususta tedbir almak için devlet erkânıyla görüşme yapmıştı.

Toplanan mecliste Bağdat ve Erzurum valilerinin tahriratları okunarak ne yapılmak lâzım geleceğine dair müzakere cereyan etmiş, neticede İran’la hudut komşuluğu dolayısıyla zahirde Osmanlılarla hem hudut olan İran vilâyetlerini AfganlIlardan muhafaza için müdahaleye karar verilmiştir (1722 Mayıs).

Osmanlı Hükümetinin Zebunküşlüğü

Vezir-i âzam İbrahim Paşa İran’ın bu âciz vaziyetinden istifade etmek isteyerek ibtida suret-i haktan görünüp İran’ın bu derece zebun halini ve şayet Isfahan düşerse diğer yerlerin de süratle elden çıkacağını gözönüne alarak uzun zamandan beri devam edegelen sulhün muhafazası için Osmanlı hududu üzerindeki İran vilâyetlerinin halkını komşuluk hukukuna riayeten Afganlılara karşı muhafaza ve müdafaa edilmesi mütaleasıyla o yerleri işgale karar vermiştir (1722 Mayıs). İran Şahı şâyet düşmanı defedecek olursa bu işgal edilecek yerlerin dostane bir surette bir muahedeye bağlanacağı münasip görülmüş ve İran’ın payitahtı olan İsfahan’ın, Afganlılar tarafından zaptını müteakip Türk hududu üzerindeki İran topraklarını işgal eylemeleri ve bilhassa birinci derecede ehemmiyeti haiz Revan, Tebris, Gence ve Tiflis’in derhal işgali Basra, Bağdat, Musul, Şehrezur, Van, Erzurum, Kars, Çıldır valilerine emrolunmuştur.[3]

Hükümetin, İsfahan’ın düşmesine kadar vaziyete intizar edilmesi hakkındaki emrini dinlemek istemeyen Erzurum valisi derhal taarruza geçilmesini yazmış ise de 1723 Mayıs tarihiyle kendisine gönderilen fermanda “Madem ki Dar-ül-Mülk-i Şâh-ı Acem olan Isfahan düşmemiştir, taraf-ı Devlet-i aliyyemden İran memleketine tecavüz olunduğuna rızay-ı hümayunum olmamağla yerinden hareket eylemeyesin; İsfahan’ın düştüğü haber alınır alınmaz derhal harekâta başlayasın” kaydıyla Erzurum valisi taarruzdan menedilmiştir.[4] Fakat bir ay sonra gönderilen diğer bir fermanda da Isfahan zapt olunsa dahi Afgan Emiri Mahmud’un maksadının ne olduğu anlaşılmadıkça hiç bir harekette bulunulmaması valilere tavsiye olunmuştur.[5]

İran’a Sefer Açılması

Afganlı Mir Mahmud, 1723 M.’de yedi ay muhasaradan sonra İsfahan’ı zapt ve Şah Hüseyin’i bazı evlat ve iyaliyle esir ederek hükümdarlıktan ıskat ettiği Bağdat valisi Hasan Paşa tarafından hükümete bildirilmiştir. Şah Hüseyin, kendi eliyle İran Şahlığını Mir Mahmud’a terk ederek Mahmud’un başına taç koymuş ve Dergezin ve Kandehar’dan getirttiği Sünnî halkı İsfahan’a iskân etmek suretiyle devlet merkezinde kesif bir Sünnî kitlesi vücuda getirmek istemiştir.

Şah Hüseyin esir düşmeden evvel İsfahan muhasarası esnasında kaçarak evvelâ Kazvin ve oradan da Tebriz’e gelmiş olan şahın oğlu Tahmasp burada şahlığını îlân etmiş ve hükümdarlığını Osmanlı pâdişahına bildirmek için İstanbul’a bir elçi göndermek istediğini Van valisi vasıtasıyla Erzurum valisi ve seraskeri İbrahim Paşa’ya bildirmiştir; fakat Osmanlı hükümeti henüz Şah Hüseyin’in hal’i ve ölümü hakkında doğru bir malûmat olmamasından dolayı bu cihetin anlaşılmasına kadar Tahmasp tarafından gönderilecek elçinin Erzurum’da alıkonularak ihtiyacının hazine tarafından temin edilmesi, Erzurum valisine emrolunmuştur.[6]

Bağdat valisi tarafından gönderilmiş olan 1723 tarihli tahriratta Şeyheyn yani Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’le üçüncü halife Osman’a seb’ eden İranlılardan intikam alınma zamanının geldiğini ve kendisinin Kirmanşah üzerine hareketine müsaade edilmesini yazmış olduğundan[7] bu müracaat İran’a tecavüze vesile arayan hükümetin de arzusuna muvafık düşmesi üzerine bu defa İran halkını Afganlılara karşı muhafaza için değil, yapılacak harekâtla İran topraklarının Osmanlı arazisine ilhakı maksadıyla tecavüze karar verilmiş ve açılacak seferin meşrû olduğuna dair şeyhulislâm Abdullah Efendi’den bir de fetva alınmıştır (1723 M.).[8] Bu karar üzerine üç cephede yani Kafkas, Azerbaycan, Irak mıntıkalarında el birliğiyle hareket edilmesi seraskerlere yazılmıştır.[9]

Daha aşağıda görüleceği üzere İran’daki karışıklık, Afganlıların taarruzları ve Osmanlı hükümetinin de hudutlarda faaliyete başlaması üzerine Şirvan ve havalisindeki Sünnî halk Osmanlı hükümetine müteaddit müracaatlarda bulunarak İranlılar tarafından camilerinin ahıra çevrilmesinden, kitaplarının yakılıp ulemanın katledilmelerinden şikâyet ederek Şiîlerin ellerinden kurtarılmalarını ve İranlılara karşı mücadeleye girişmiş olan Davud Han’ın Şirvan Hanı tanınarak kendisine menşur gönderilmesini rica ediyorlardı. Osmanlı hükümeti bu müracaatı kabul ederek Davud Hanı Şirvan hanı olarak tanımış[10] ve bu taraftan hudut olmak dolayısıyla Davud Han’ın Şirvan Hanı olarak Osmanlı himayesinde bulunduğu Rus çariçesine bildirilmek üzere Nişli Mehmed Ağa adında bir elçi Moskova’ya gönderilmiştir.

Kafkas harekâtı Tiflis’in Zaptı

Henüz İran’a harp açılmazdan evvel yani 1727 Ağustos sonlarına doğru Erzurum valisi Silâhtar İbrahim Paşa, Tiflis taraflarına çuhadarını gönderip Tiflis hanı Vahtan Han’ın İranlılara itaatten çıkıp müstakil bir hükümet kurarak etrafındaki yerleri emri altına alıp kendisine itaat etmeyen Müslüman Lezki taifesine taarruz ettiğini ve maksadının Şirvan ve havalisini istilâ etmek olduğunu haber almış ve keyfiyeti hükümete bildirmiş olduğundan mesele müzakere olunarak neticede Tiflis’in zaptına karar verilmiş ve yapılacak harekâtın Vahtan Han’a karşı olup bunun İran ile olan aradaki sulhü bozmayacağı takarrür ederek Tiflis üzerine yürümesi için Erzurum vali ve seraskerine emir verilmiştir (Ekim 1722).[11]

İran seferine dair verilen fetva üzerine üç cephede de taarruzî harekât başlamıştır. Tiflis tarafına serasker olan Silâhtar İbrahim Paşa, Kars karargâhından kalkarak maiyyetinde Diyarbekir valisi vezir Arifî Paşa ile Kars beylerbeğisi İshak ve Şebin-Karahisar mutasarrıfı İbrahim Paşalar olduğu halde hareket edip Revan Hanı olup Osmanlılara teslim olan Mehmed Kuluhan, Tiflis üzerine giderek Vahtan Han’ı muhasara edip arkasından Tiflis’i işgal etmiş[12] buraya evvelâ Mustafa Paşa ve arkasından da Arifî Ahmed Paşa tayin[13] olunmuştur. Daha sonra Küri ve havalisi zapt olunarak idaresi Ömer Paşa’ya verilmiştir.[14]

Erzurum valisi ve o cephe seraskeri Silâhtar İbrahim Paşa’nın ağır hareketi, tamahkârlığı, ve hükümetçe emir verilmesine rağmen Şirvan hanı Davud Han’a yardım etmeyerek Bakû’nün Rusların eline geçmesine sebebiyet vermesi gibi halleri Kafkasya’daki devlet nüfuzunu sarsması sebebiyle seraskerlikten azlolunarak yerine Arifî Ahmed Paşa tayin edilmiştir (1135 Zilhicce/1723 Eylül).[15]

Yeni serasker Arifî Ahmed Paşa, Revan (Erivan) üzerine giderek üç ay muhasara ve şiddetli muharebeden sonra Tahmasp’tan yardım gelmesinden ümidini kesen Revan muhafızı Ali Kuluhan’ın müracaatı üzerine 28 Eylül 1724’te Revan teslim olmuş ve muhafızlığı da Anadolu valisi vezir Osman Paşa’ya verilmiştir.[16] Revan’ın tesliminden az evvel de Nahcuvan elde edilmiştir.

Revan’ın alınması Üçüncü Ahmed’in fevkalâde memnuniyetini mûcip olarak serasker Arifî Ahmed Paşa’ya Diyarbekir’e ilâve olarak Revan eyaletini de tevcih ettikten başka ihtiyacına sarfe dilmek üzere iç hazine yani Enderun hazinesinden de kendisine on beş bin kuruş atıyye göndermiştir.[17] Bundan sonra Arifî Ahmed Paşa’nın yerine serasker tayin edilen Erzurum valisi Hacı Mustafa Paşa tarafından 1725 Ağustos’ta Lori ve Eylül’de Gence zapt edilmiştir.

Azerbaycan Harekâtı Tebriz’in Zaptı

Tebriz üzerine yapılacak harekâtın seraskerliğine Van valisi Köprülüzâde Abdullah Paşa tayin olunmuştur.[18] Selmas kasabasını teslim alan Abdullah Paşa, hazırlığını yaptıktan sonra askerin ihtiyacı olan zahireyi temin edecek olan Hoy, Çors, Tasuc, Merend kasabalarını Tebriz’de bulunmakta olan Tahmasp’ın yardımına rağmen 1724 Mayıs’ta zapt etmiş ve bundan sonra Tebriz üzerine yürümüştür.

Tebriz muhasarası esnasında kışın bütün şiddetiyle erken başlaması sebebiyle askerlerin siperlerde durması mümkün olmadığından Abdullah Paşa, muhasarayı kaldırmağa mecbur olmuş ve Tebriz’e yakın Şüster’e ve oradan Tasuc taraflarına çekilerek keyfiyeti hükümete bildirmiştir.[19] Abdullah Paşa’nın, muhasarayı kaldırması pâdişahça muvafık görülmemekle beraber ses çıkarılmamış ve altı ay sonra tekrar muhasaraya başlaması üzerine Tebriz alınmadıkça hiç bir sebeple muhasaranın kaldırılmaması bazı tarizlerle kendisine kat’î olarak emrolunmuştur (1724 Ağustos).[20] Tebriz’in kat’i surette zaptı pâdişah tarafından arzu edildiği için Bağdat valisi ve Hemedan seraskerine, Abdullah Paşa’ya yardım etmesi hakkında 1137 Muharrem tarihiyle ferman gönderilmiş ise de[21] buna lüzum kalmamıştı. 17 Zilkade 1137 cumartesi günü Tebriz yakınına varan Abdullah Paşa’yı İran kuvvetleri karşılamış vukua gelen muharebe pek şiddetli olmuş, İran kuvvetleri üzerine üç koldan hücum yapılmış, akşama kadar devam eden savaşta mağlup olan İran askerleri Tebriz’e kaçmışlarsa da onları takip ederek duvarları aşan beş, altı yüz Osmanlı askeri hemen şehir kapılarını açtıklarından kol kol şehre giren kuvvetler iki gün bir gece şehirde ve kalede muharebeye devam ettikten sonra beşinci gece bütün şehir ve kale elde edilmiş ve şehir içindeki şiddetli mukavemetten dolayı Tebriz halkına îtimat edilmeyerek bunlar tehcire tâbi tutulmuşlardır.[22]

Tebriz muhasarası esnasında orta kolda bulunan Halep valisi Hekim oğlu Ali Paşa’nın büyük gayreti görülmüş ve bu esnada rütbesi Rumeli beylerbeği iken vezirlik verilerek Anadolu valiliğine tayin olunmuştur (1725 Ekim). Tebriz’in zaptından sonra Rumiye (Urmiye) ve daha sonra Erdebil alınmıştır.

Irak-ı Acem Harekâtı Kirmanşah ve Hemedan’ın Zaptı

Irak tarafından İran üzerine serasker tayin edilen Bağdat valisi Eyüblü Hasan Paşa 1723 M.’de Bağtat’tan Kirmanşah üzerine hareket etmiş olduğundan icap ederse kendisine yardım etmesi 1723 Aralık tarihli bir fermanla Van valisi Köprülü zâde Abdullah Paşa’ya emredilmişti.[23] Hasan Paşa, Bağdat kuvvetleri ve kendi maiyyet kuvvetlerinden başka Şehrizur beylerbeğisi Abdurrahman Paşa ve Kürd beyleri kuvvetleriyle Kirmanşah (Kirmanşahan) üzerine gidip orayı muhasara etmiş, İran’ın Kirmanşah muhafızı Abdulbaki Kan mukavemet edemeyeceğini anlayarak şehir ve kaleyi Hasan Paşa’ya teslim etmiştir (16 Ekim 1723). Kirmanşah’ın işgalini müteakip, Tahmasp’ın kumandalarından Luristan Hanı Ali Merdan’ın Kirmanşah’ı kurtarmak üzere geldiği haber alınması üzerine kendisine karşı Abdurrahman Paşa gönderilerek mağlup edilmiştir.[24]

Bundan sonra ahalisinin çoğu Sünni mezhebinde olan Erdelan tarafına Baban sancak beyi olup kendisine Erdelan beylerbeğiliği verilmiş olan Mehmed Han (Paşa) gönderilip aynı sene Kasım ayı içinde buranın merkezi olan Sine harpsiz olarak işgal edilmiş ve bundan başka Abdurrahman Paşa gönderilerek Luristan eyaletinin bazı yerleri alınmış ve aynı zamanda serasker Hasan Paşa tarafından gönderilen bir mektup üzerine Meraga hanı Feridun Han da itaat ederek beylerbeğilik pâyesiyle Meraga sancağı üzerinde bırakılmıştır.

Irak-ı Acem seraskeri Hasan Paşa takriben yani 1724 Şubatında Kirmanşah’ta vefat ettiğinden yerine Basra valisi bulunan oğlu Ahmed Paşa hem Bağdat valisi ve hem serasker olmuştur.[25] Ahmed Paşa acele Bağdat’a gelip orada birkaç gün kaldıktan sonra da Kirmanşah ordugâhına gelmiş ve Afganlı Mahmud’un Hemedan üzerine geleceğini haber alarak Hemedan’ın elde bulunması Luristan eyaletinin elde edilmesine vesile olacağından Afganlılardan evvel davranarak Hemedan’ı elli sekiz gün muhasaradan sonra 1136 senesi kurban bayramının ikinci günü bir hücumla zapt etmiştir (31 Ağustos 1724).[26] Pek müstahkem olan Hemedan’ın zaptından dolayı resen gönderilen bir hatt-ı hümayunla serasker Ahmed Paşa ile maiyyeti taltif edilmişlerdir.[27] Bundan sonra Maraş valisi İbrahim Paşa gönderilerek Nehavend teslim olmuştur (1724 Kasım).

Serasker Ahmed Paşa, Hemedan’ın işgalinden sonra bizzat hareket ederek Luristan eyaletinin merkezi olan Hurremâbad kasabasını işgal etmiş ve bunun üzerine Kirmanşah, Hemedan ve Erdelan eyaletlerinin tahririne sabık Basra defterdarı Mustafa Fehim Efendi memur edilmiştir.[28]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ